Yel ne demek? | Yel anlamı nedir? | Yel

Yel anlamı nedir?

Yel ne demek?

Yel anlamı nedir?

Yel | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Harekette bulunan hava, rüzgâr, Ar. rîh, Fars. bâd: Yel esiyor, poyraz, lodos yeli. 2.Yel gibi hareket eden ağrı.

3.Karında -hâsıl olan gaz: Karnında yel vardır, bu yemek yel yapar. Yel ardınca giden = Bir cins martı kuşu. Yeltüfeği = Hava tazyikıyle boşanan tüfek. Yeldeğirmeni = Rüzgârın çevirdiği bir çark vasıtasiyle çalışan değirmen. Karayel = Kuzey batıdan esen rüzgâr. Yele vermek =

1.Savurmak.

2.Telef etmek. Yel yeperek = Acele ile. Yerinde yeller esmek = İzi kalmamak, mahvolmak. Yelyutan =

1.Bir at hastalığı.

2.Çobanaltadan kuşunun büyüğü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. yelân). Bahâdır, pehlivan, kahraman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind. gas. flatus. flatulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind. gas. flatus. rheumatic pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یل] yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kuvvetlerine bağlı asker, öğrenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine. sailor. seaman. naval officer. naval cadet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailor. naval officer. jack tar. jar tar. leatherneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a metal ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İç yakımlı motorlarda pistonu kırank miline; lokomotifte, pistonu tekerleklere bağlayan madenî çubuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting rod. piston rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie-rod. push rod. crank arm. connecting rod. motion rod. piston rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Members)

Sermaye Piyasası Kurulu’ndan yetki belgesi ve Borsa’dan üyelik belgesi almış aracı kuruluşlardır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yağmur getiren lodos rüzgarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). Siklat Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerin tekerlekleri arasında bulunan Difransiyel her iki aks ile aynı zamanda çalışırken aksların farklı hızda dönmelerini sağlayarak virajlarda stabilite sağlar. Otomobil virajı alırken, dairesel yol izler ve bir yay çizer. İşte bu yayı çizerken dışta kalan tekerlekler çapı daha geniş bir daire yayı çizeceğinden yani daha fazla mesafe katedeceğinden içtekilerden daha hızlı dönmelidir. Aşağıdaki şekilde de göreceğiniz bu durumu sağlayan diferansiyeldir. Difransiyel her iki tekerleğin arasında yer alır ve yarım bir dişli şaft ile tekerlere bağlanır. Dört tekerlekten çekişli araçlarda ise her çift teker için ayrı ayrı iki tane difransiyelleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential. differential gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential. differential gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential calculus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. industriel

sınai

Sanayi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemler sonucunda ortaya çıkan atık, özellikle sıvı atıklar. Bu atıkların hava, toprak ve su üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözsüz, kör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) delik; bir deliğin etrafına geçirilen madeni bilezik; gözcük, göz deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topsail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleuthing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a detective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden harbiye denilen harbokulu öğrencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student at or graduate of the War Academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Sahifelerin kenarlarında veya altlarında dip notları olan: Hâşiyeli kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hediye olarak takdime değer, pek nefis: Hediyelik mallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for a present. choice thing. suitable for a present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable to be used as a gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak kayması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide. slide. landslip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide. avalanche. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيلان] toprak kayması, heyelan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hile). Hileler, (bk.) Hİle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيل] hileler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التزام ما لا یلزم] abesle iştigal etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mülkiyet, sahiplik (gramerde) iyelik: mülkiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possession. ownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besitz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafiyesi olan, Ar. mukaffâ: Kafiyeli şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhyming. rhymed uyaklı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhymed. rhyming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey İle batı kerteleri arasında esen rüzgâr ve bunun kertesi olan yön.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a woman's escort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan doğruya olmayarak; dolayısıyle dokunan, bu suretle dokunaklı; birtakım kinâyeli sözlerle târlze kalkıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegorical. allusive. sarcastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusive. insinuating. ironic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir iletkenin diğer iletkenin tam ortasında yer aldığı ve her iki iletkenin de öncelikle dijital veya televizyon sinyalleri gibi yüksek frekansların aktarımı için ± sinyalini taşıdığı kablo.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğilme, doğru durmayıp bir tarafa eğilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayâl» den imef.) (mü. muhayyele). Hayal olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخيل] hayal edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Hayal olunmuş şeyler: Muhayyelâta tâbî olmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zeyl» den imef.) (mü. müzeyyele).

1.Zeyl (kuyruk) ve ilâvesi olan, ilâvell, ekli. 2.Kuyruk ve kulak gibi ekleme bir parçası olan.

3.Altına cevabı yazılıp iade olunan (tezkere).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ek ve ilâve olunan şeyler, ekler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Altına ekli cevabı yazılarak: Tezkerenizi müzeyyelen iade ediyorum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omurilik iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony DVD oynatıcılarda İki set analog ses çıkışı terminalinin yanı sıra, koaksiyel ve optik dijital ses terminalleri bulunur. Bunlar, her türlü MPEG-2/Dolby® Digital işlemciyle kalite kaybına yol açmayan bağlantılar kurulmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik iliği iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir ilmî rütbesi olan. Haremeyn pâyeli = Haremeyn pâyesini hâiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omruilikteki gri maddenin iltihabı,çocuk felci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik).

1.İş hâlinde olmayan fakat içinde olduğu cismin durumu değişince ortaya çıkan kuvvet.

2.Bir iletkenin iki noktası arasında bir akım meydana getiren kuvvet.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. potentiel

1. gizil,

2.fiz. gizil güç

1. Gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan.

2.Bir iletkenin herhangi iki noktası arasında bir elektrik akımının ortaya çıkmasına yol açan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential. back demand. potential. potency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. piyelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,-graph i. belirli bir mahlulü şırınga ettikten sonra böbrek ve idrar kanalının röntgenle alınan resmi. pyelography i. böyle resim alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thumbtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) portakal rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak ülkelerde esen bunaltıcı rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking a very short time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شب یلدا] yılın en uzun gecesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yılın en uzun gecesi (22 Aralık).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seviyesi yüksek olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb of merit. superior. excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akma, cereyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سيلان] akış, akma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knighthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. knighthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şafak vakti esen rüzgar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tan vakti esen yel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçırılması istenen, kayırılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikilmiş şeyi yatıştırmak veya içine doldurulan pamuğu tutturmak için geçirilen kaba dikiş: Hırkanın teğeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eyerin altında hayvanın sırtına örtülen keçe ki, pamuklu gibi teğellenmiş olur (teğelsizine «egrîm» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiyesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-mannered. mannerly. polite. proper. seasoned. blushing. civil-spoken. decent. decorous. white. well-behaved. well mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. decent. genteel. well-behaved. well-bred. decorous. polite. with a sauce. well brought up. educated. flavored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite. well-mannered. well brought-up. well-bred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teyellemek vesaire, (bk.) Teğel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basting. sewing with long loose stitches. backstitch. whipping tack. tag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to baste. to tack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

product range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliation. franchise. membership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

membership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

membership. associateship. sodality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

membership dues. member dues. membership contribution. membership fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar, yel, esinti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeb-i yeldâ = Senenin en uzun gecesi, aralık ayının yirmi birinci gecesidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یلدا] uzun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uzun ve siyah şey. Şeb-i yelda; uzun gece.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı, süratli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kadınların kırlarda serbest gezinmek için ferâce yerine giydikleri hafif üst elbisesi ki, baş örtüsüyle giyilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Telâşla koşturmak, uçurmak, salıvermek, saldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı hayvanların ensesindeki uzun kıllar: At, arslan yelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mane. mane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş kanadının büyük tüyü: Kazın yeleğinden kalem yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hava alacak şekilde leolsuz ve çok defa önü açık üst giyeceği: İç yeleği, yelek cebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yıllık deve yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vest. waist. waistcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerkin. vest. waistcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vest. waistcoat. feather. jerkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Okun kuyruğuna tüy takmak: Oku yeleklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ensesinde uzunca kılları olan: Yeleli at, sırtlan, kurt.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Arzu, istek. 2.Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavak gibi kabuğu çatlayıp soyulan ağaj.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yel gibi hızlı, çabuk kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yel gibi hızlı, çabuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(1.). Koşma, koşuş, süratli Hareket. Yelim yeperek = Acele ile.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güzel, havadar, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı teknelerin rüzgâr kuvvetiyle hareketine yardımcı olan bezi ki, serenlere gerilir. Yelkeni indirmek = Yavaşlamak, sükûnet bulmak. Yelkenleri suya indirmek = mec. Teslim olmak, iddiadan vazgeçmek. Yelken bezi = Yelken yapmaya mahsus ve başka işlerde de kullanılan kalın bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas. cloth. sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sail. canvas. cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Geminin yelken işlerinde kullanılan tayfa.

2.Gemi yelkeni dikip hazırlayan esnaf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailor. sail maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailmaker. yardman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yelkenleri açıp gitmek.

2.(argo) Delirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yelkenle kullanılan, yelken vasıtasıyle hareket eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saatin iki ibresinin büyüğü.

2.Türlü biçimlerde hafif levha (dik bir eksene geçirilerek rüzgârın istikametini göstermeye yarar).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand. minute hand. weathercock. minute hand of a watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vane. minute hand. weatercock. weather vane. watchand. clockhand. hip. dog vane. index hand. flier. flyer. wind-up vane. anemoscope. wind vane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., acı acı bağırmak,haykırmak,çığlık atmak;tempo ile bağırarak taraf tutmak; i. haykırış, çığlık, tempo ile haykırış ve alkış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üflemek, körüklemek, yelpazelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karındaki gazların anüsten çıkmasına yol vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. to fart. to be fanned. to break wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break wind. to be fanned. to fart. to pass gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Rüzgârlı, rüzgârı çok: Yelli gün, hava.

2.Sızıları olan, romatizma ve benzeri hastalığa tutulmuş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i.,f. sarı renkli; rengi sararmış; k.dili. korkak, alçak, namussuz; heyacan yaratan (gazete); kıskanç; i. sarı boya, yumurta sarısı; çoğ., tıb. sarılık; çoğ.(eski)kıskaçlı, haset; f.sararmak, saratmak. yellow atrophy tıb. karaciğeri sarartan tehlikeli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(argo) ödlek, korkak; sarı göğüslü(kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit sarı kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarıcık, zool. Oriolus;sarı kiraz kuşu, zool. Emberiza citrenella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif mizaçlı ve açık meş-epli kadın, sürtük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtmaçlı zırh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşmak, telâş ve acele ile yürümek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kesik kesik ve acı acı havlamak, kesik kesik havlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıcak havada, yüzün etrafındaki havayı hareket ettirerek, serinlemek için sallanan Alet; kâğıt, kumaş veya hasırdan olur.

2.(denizcilik) Geminin baş bodoslamasının iki tarafına konulan ağaçlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan held in and moved by the hand. fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yelpeze ile serinletmek.

2.mec. Körüklemek, şiddete, hiddete getirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soluğan hastalığının pek şiddetlisi, nefes darlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Havaya tâbî, rüzgâr ne taraftan eserse o tarafa dönen, sebatsız, dönek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeler).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Elinden gelmeyen şeye özenmek, taklide çalışmak: Muharrirliğe yelteniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to strive or dare to do. to try. to attempt. to strive. to dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çulluk veya bakaca denilen kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıldırcına benzeyen bir SU kuşu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı amplifikatörler için gelişmiş sinyal-parazit oranı ve daha düşük bozulma sağlayan yüksek seviyeli bir ses çıkışı.

Teknolojik Terim by