Yem ne demek? | Yem anlamı nedir? | Yem

Yem anlamı nedir?

Yem ne demek?

Yem anlamı nedir?

Yem | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Yemm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bazı sıfatların başına gelip mânâyı kuvvetlendirir: Yemyeşil (yam’ın incesidir: yamyassı gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. »yemek» ten).

1.Yiyecek şey, bir defada yenen miktar.

2.Hayvana verilen arpa, ot veya saman, hayvan tayını: Bu hayvanlara yem verildi miî

3.Kuş ve hayvanı çekmek için tuzak veya kapana konulan yiyecek şey, yemleme: Tuzak yemi. mec. Birini kandırmak için hazırlanan şeyler.

4.Tüfek falyasına konulan barut, ağız Otu. Kuş yemi = Kuşlara yedirilen tohum, uzunca ve sarı ufak taneler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bait. draw. decoy. fodder. food. forage. lure. prey. provender. silage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bait. decoy. feed. lure. provender. feedstuff. food. fodder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bait. fodder. feed. primer. decoy. feed grain. feeding. food. shill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Mucidi olan bir İtalyan’ın ismini taşır. Büyük yanlış olarak «balyemez» yazılıp, her şeyi Farsça ve Arapça bir isimle adlandırmayı zarafet sayan eski kâtiplerden biri tarafından «asel nemihurd» diye tercüme olunduğu meşhurdur). Eski bir cins top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İbranice). Tavşankulağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğüste ve özellikle akciğerin dış tarafında cerahat toplanması, ampiyem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homely fare. plain fare. plain food. home cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collation. lunch. luncheon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal feed. animal feeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared food stuffs. package food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayme). Haymeler, çadırlar, (bk.) Hayme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzellik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaban mersini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kıymet). Kıymetler, değerler, bk. Kıymet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerden, beyaz veya pembe çiçekli, çileğe benzer meyveler veren bir bitki (arbutus unedo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried fruit. edible nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden bir bitki (Lat. phalaris canariensis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birdseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, yemût = mevt fiilinden geniş zaman). Ölmez, Ar. sermedi, ebedî: Nedîm, Türk şiirinde lâyemût bir isimdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاسيما] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لایموت] ölümsüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hazret-i İsâ’yı doğuran kadın: Hazret-i Meryem, Isâ bin Meryem, Meryem Ana, İtalyanca: Madonna. Meryem pelesengi = Tıpta kullanılan bir cins ağaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Kadın İsmi) - 1.Abid. İbadete düşkün insan. 2.Hz.İsa’nın annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik) AdaçayıMERZ

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(): (mübarekotu): Gülgiller familyasından; Doğu, Güney ve Karadeniz bölgeleri ile İstanbul çevresinde yetişen bir bitki türüdür. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kökü kuvvet verici olarak kullanılır. İshali keser.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(çalapa): Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. A. «le’m» den masdar).

1.Uygunluk, muvafakat.

2.Yumuşaklık.

3.Kabızlığın aksi: Mülâyemet verrecek bir ilâç almalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müteyemmin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den if.) (mü. müteyemmene) («müteyemmen» şekli galattır). Mübarek, kutlu, bereketli, uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Böcek yeme fikrinin insanda oluşturduğu tek duygu iğrenme duygusudur. İnsanların gıda tüketim alışkanlıklarını, kalori değerleri ve beslenme dengesi değil, dinler, gelenekler kısacası kültürler belirler.

Günümüz insanları birkaç omurgalı, yumuşakça ve kabukluları yemesine karşın, atalarımız böcek yiyici idi.

Böcekler bol miktarda protein ve yağsız sığır etinden daha az yağ içerirler, içlerinde bol miktarda kalsiyum, demir, çeşitli minareller ve vitamin vardır.

Protein içeriği bakımından, çekirge yüzde 50-75, örümcek yüzde 64, karınca yüzde 24, tavuk yüzde 23, balık yüzde 21, sığır eti yüzde 20 ve kuzu eti yüzde 17 zengindir.

Avrupalılar böcek yemez ama Afrika’da değişik çekirge türleri ve iri kelebek tırtılları yenir. Tayland’da bir tür iri su böceği, Yeni Gine’de ağustos böceği, Japonya’da kızartılmış yaban arısı, yalnız veya diğer besin maddeleri ile veya soslarla karıştırılıp yenmektedir.

Halen dünyamızda, insan gıdası olarak beş yüz civarında böcek türü yenilmeklte, bunun yüzde 40’ı Meksika’da tüketilmektedir.

İnsanların böcek yeme alışkanlığını kazanamamalarının sebebi muhtemelen, böceklerin boyutlarının küçük, dolayısıyla tüketim için gerekli olan miktarın temininin zor olamasından kaynaklanmaktadır.

Bundan sonra söyleyeceklerimiz, bizi dikkatli okuyan ve evlerindeki kalorifer böceğinin ekonomik değerini anlayan okurlara;

Eğer böcek yemeye karar vermişseniz, onları sağlıklı olarak yakalamalı ve derhal işleme koymalısınız, çünkü ölü böcekler çok çabuk bozulurlar.

Karasinekler ve hamamböcekleri gibi böcekler çoğunlukla bakteri taşırlar, bunları yememek gerekir. Aslında öyle veya böyle bütün böcekler parazit taşıdıklarından, iyi bir pişirme gerekir. Tüylü böcekler boğazı tahriş eder, renkli böcekler ise çoğunlukla zehirlidir.

İaka bir yana, insanlar sağlıklı bir şekilde böcek yiyebilme alışkanlığına kavuşsalardı, besi hayvancılığına ayrılan otlaklar bugün orman olarak korunabilecekti!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch. luncheon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücutta birçok çıban meydana getiren kan zehirlenmesi. pyemic s. böyle zehirlenme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Şîme). (bk.) Şİme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Yemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kasd ve niyet demek olan «yemâm»dan) (fıkıh). Suyun kıtlığı hâlinde temiz toprak vesaireye ellerini sürerek abdest ve gusül alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den). Uğur sayma, uğurlu kabûl etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Saadet ve uğur sayarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تيمم] uğur sayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miser. stingy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir.

Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına ‘yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma’ şeklinde öğretirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı 1 atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç 1 atmosfer daha artar. 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışında kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkılmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına “yüzeye gelen en küçük hava kabarcığından daha hızlı çıkma” şeklinde öğretirler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false swearing. false oath / swearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (mü. Yemâniyye).

1.Yemen’e ait. Hacer-i Yemâni = Bir nevi akik.

2.(tıp) DÜd-ı Yemâni = Yemen’e mahsus olup vücudun etleri içinde meydana gelen pek ince bir kurt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemek işi. (bk.) Yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eating. food. board and lodging. free board and lodging. feed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Beslenmek ve lezzetini almak için ağızda çiğneyip yutmak. Ar. eki, tenâvül: Ekmek, et yemek, şeker, meyve yemek.

2.Yemek yemek: Siz yediniz mi? Onlar çok erken yerler, üç günden beri yemedi, bir şey yemedi. 3.Kemirmek, aşındırmak, oymak: Kovanın ipi kuyunun bilezik taşını yemiş.

4.Alıp götürmek, yıkmak, eksiltmek: Deniz, sahilleri yemiş, dere bütün tarlayı yedi. 5.Sarfetmek, israf etmek: Varını kumarda yedi. 6.Bir tecavüz veya cezaya uğramak Bir tokat yedi, dayak yiyecekti.Tutulmak, yakalanmak: iyi bir yağmur yedik.Harcamak, kullanmak, faydalanmak: Serveti var ama yemez; o, iyi yer, içer. Başını yemek = Ölümüne sebep olmak. Başının etini yemek = Israrla tekrarlayarak rahatsız etmek: Şu dilenciye yirmi beş kuruş verin, zira başımın etini yedi. Gam yemek = Üzülmek. Kendi kendini yemek = Kederle helâk olmak, kahrolmak. Miras yemek = Mirasa konmak. Mirasyedi =

1.Mirasa konmuş adam.

2.mec. Bol bol ve düşünmeden sarfeden, Ar. müsrif.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsanın belirli vakitlerde yediği şey, Ar. taâm: Öğle, akşam, sahur yemeği. 2.Yenmek üzere pişirilmiş şey: Böyle yemek mi olur?

3.Davetlilere ve misafirlere takdim ve ikram olunan yiyecek, ziyafet: Kendilerine bir yemek vermemiz gerekiyor, bizi yemeğe davet etti. 4.Bir vakitte sofraya konulan yiyeceklerin herbiri ki, ayrı pişip ayrıca bir kaba konur. Yemek odası = Evlerde yemek yemeye mahsus oda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chow. dinner. dish. eat. food. grub. meal. repast. scoff. scran. crop. eat. ingest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. board. course. crop. dinner. dish. eat. eats. erode. feed. food. grub. have. keep. partake. repast. swallow. table. meal. to eat. to consume. to accept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eat. to spend recklessly. to corrode. to consume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemekten sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemeklen sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektep vesairede topluca yemek yenen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yemeği, ziyâfeti olan: Yemekli davet, düğün, eğlence.

2.Şu kadar yemekten mürekkep: On yemekli bir ziyafet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yemeğe konacak veya yarayacak: Yemeklik buğday. 2.Yemek için verilen para.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serving as food. edible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for use in cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şey yememiş olan, aç: Bugün yemeksizim, akşama kadar yemeksiz kaldım.

2.Yemeği olmayan: Yalnız çay içmek üzere yemeksiz davet.

3.Yemediği hâlde, yemeksizin: İnsan yemeksiz yaşayamaz.

4.Yemek verilmeksizin: Nikâhı yemeksiz kıydılar.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arabistan’ın güneybatısında bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the yemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the southwestern shores of the Arabian Peninsula on the Indian Ocean; formed in 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the southwestern shores of the Arabian Peninsula on the Indian Ocean; formed in 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Arap Denizi, Aden Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Umman ile Suudi Arabistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 15 00 Kuzey enlemi, 48 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 527,970 km².

Sınırları: toplam: 1,746 km.

sınır komşuları: Umman 288 km, Suudi Arabistan 1,458 km.

Sahil şeridi: 1,906 km.

İklimi: Çöl iklimi, batı dağlarında ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Dar kıyı ovaları, tepelikler, engebeli dağlar, orta kısımda çöller.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Arap Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Jabal an Nabi Shu’ayb 3,760 m.

Doğal kaynakları: petrol, balık, kaya tuzu, mermer, kömür, altın, kurşun, nikel, bakır, batıda verimli topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %13.

Otlaklar: %33.5.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %46.5 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 5,674 km² (1999).

Doğal afetler: Kum fırtınaları, toz fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 18,078,035 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.38 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 68.53 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 60.21 yıl.

Erkeklerde: 58.45 yıl.

Kadınlarda: 62.05 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.97 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (1999 verileri).

Ulus: Yemenli.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap; Afrika Arapları, Güney Asyalılar, Avrupalılar.

Din: Müslüman, Musevi, Hıristiyan, Hindu.

Dil: Arapça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %38.

erkekler: %53.

kadınlar: %26 (1990 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Yemen Cumhuriyeti.

kısa şekli : Yemen.

Yerel tam adı: Al Jumhuriyah al Yamaniyah.

yerel kısa şekli: Al Yaman.

Yönetim biçimi: Çok Partali Başkanlık Sistemi.

Başkent: Sanaa.

İdari bölümler: 17 vilayet; Abyan, ‘Adan, Al Bayda’, Al Hudaydah, Al Jawf, Al Mahrah, Al Mahwit, ‘Ataq, Dhamar, Hadhramawt, Hajjah, Ibb, Lahij, Ma’rib, Sa’dah, San’a’, Ta’izz.

Bağımsızlık günü: 22 Mayıs 1990.

Milli bayram: Birleşme Günü, 22 Mayıs (1990).

Anayasa: 16 Mayıs 1991.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACC, AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), I


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kalıpla basılıp, el İle boyanmış tülbent.

2.Bir çeşit kaba ve hafif pabuç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Yemenlyye). (bk.) Yemânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeni denilen dar kenarlı kaba pabuçları yapan papuççu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YEMİN) (i. A.) (c. eymân).

1.Sağ el, sağ taraf, sağ. Yemîn ve yesâra bakmamak — Sağa, sola bakmamak.

2.And, Ar. kasem: Yemin etmek, yemîn-i billâh etmek. Yemin vermek = Yemin ettirmek, yemin teklif etmek.

3.(tes.) Yemîneyn: iki sağ el. Zu’l-yemîneyn = iki elini de rahatça kullanabilen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuration. attestation. oath. profession. sacrament. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oath. vow. oath ant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oath. swearing. assurance. jurament. pledge. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ یمين] sağ, sağ yön. 2.ant, yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swear. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swear. take oath. take an oath. to make an oath. to swear. to take the oath. adjure. make oath. to swear / to take an oath. swear an oath. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçlarda ve bazı bitkilerde içinde tohum bulunan lezzetli tane, meyve, Ar. fâkihe, semer: Taze, kuru yemiş, Anadolutıun yemişi çoktur. Kocayemişi = Dağlarda yetişen yuvarlak kırmızı meyve, tabulga, katlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit. fruits. figs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried fruit. nut. fresh fruit. fig. dessert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yemiş veren ağaçları olan bahçe.

2.Meyveleri asıp saklamaya mahsus yer.

3.Sofrada meyve koymaya mahsus kap, meyve tabağı: Güzel bir çift yemişlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuzağa, oltaya konan yem.

2.Ağızotu.

3.Birini kandırmak için gösterilen sahte menfaat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priming. bait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemleme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvanlara yem olmaya elverişli ve münasip olan tohumlu ve taneli. 2.Hayvanlara verilen ot vesairenin döküldüğü yer ki, yüksekçe bir tekne şeklindedir: Bu ahırın yemliği bozuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crib. manger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manger. trough. bribe rüşvet. arpalık. suitable for fodder. nosebag. bribe. sucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manger. feed trough. feedbox. feedbag. nosebag. bribe. crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. yümûm). Deniz, Ar. bahr, Fars. deryâ. (bk.) Yem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Her tarafı yeşil, tamamen yeşil.

Türkçe Sözlük by