Yen ne demek? | Yen anlamı nedir? | Yen

Yen anlamı nedir?

Yen ne demek?

Yen anlamı nedir?

Yen | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elbise kolu.

2.Muzgillerdeki gibi bazı bitki familyalarında çiçeklerin üzerindeki bir çiçek yaprağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleeve. wristband. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. sleeve. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of value and account in Japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Since Japan's adoption of the gold standard, in 1897, the value of the yen has been about 50 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The yen is equal to 100 sen. the basic unit of money in Japan; equal to 100 sen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yen. cuff of a shirt / jacket / coat. sleeve. wristband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Japanese unit of currency. a yearning for something or to do something. the basic unit of money in Japan; equal to 100 sen. have a desire for something or someone who is not present; 'She ached for a cigarette'; 'I am pining for my lover'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.(çoğ. yen) japon parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., k.dili. derin arzu, hasret, özlem,sevda, iştiyak; f. hasret çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.).

1.Bayağı, basbayağı.

2.Her zamanki gibi.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آنيا] bir anda, der hal, o anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Fransa’da Artois eyaletinin adından). Toprağı burgu ile delerek açılan kuyu. Artezyen kuyularının suyu yükseklere fışkırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Önde, gelecekte ileride: Atiyen beyân olunacağı üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتيا] gelecekte. 2.aşağıda görüleceği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Ameden) fiilinden if.). Gelici, gelen. Hoş iyende = Külfetsiz, gelişi güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), (bk.) Meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown. occult. mysterious. recondite. obscure. secret. strange. unbeknown. unbeknownst. unknown. x. secret. mystery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. uncharted. unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecutive. sequent. successive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin gizli kalmış, şüpheli tarafı, dalavere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backlash. outgrowth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cayenne şehri, Fransız Guyan'ının başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok acı birkaç çeşit toz kırmızı biber; Arnavut biberi, Hint biberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arayıcı, araştırıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوینده] arayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Arayıcılık, araştırıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâklakçı, çançan eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dietician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir grubun en yaşlı veya en kıdemli üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Bir meslekte kıdem bakımından başta gelen kimse. Fr. doyen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doyen

aksakal

Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternally. forever. for ever. in perpetuity. to perpetuity. for perpetuity. for evermore. ad infinitum. everlasting. evermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evermore. forever. eternally. for ever. for good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in perpetuity. eternally. evermore. forever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Ebedî olarak. Ar. ilelebed.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابدیا] sonsuza kadar, asla, hiçbir zaman

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير معين] belirsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regressive. retrograde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریه ناک] ağlamaklı, ağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söyleyen, söyleyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizil olarak, gizliden: Hafiyyen söyledi, hafiyyen geldi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفيا] gizlice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Boş olarak: Evi hâliyen bırakmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARFİYYEN) (i.). Harfi harfine; hiçbir değişiklik yapmadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. word for word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely. exactly. word for word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağızda çiğneyen, çiğneyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Diri olarak, canlı, öldürmeksizin, meyyiten’jn zıddı: Haydutların bir hayyen ve diğerleri meyyiten tutuldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Heper).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene. hygiene sağlıkbilgisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic. hygienic sağlıksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,hyaena i. sırtlan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwanted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Descartes’ın doktriniyle alâkalı.

2.Descartes felsefesi taraftarı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by no means. never. absolutely. definitely. on no account. up to the -. not at all. no soap. not a whit. in no wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolut. bestimmt. strengstens. durchaus nicht. keineswegs. beileibe nicht. nicht für geld und gute worte. nie und nimmer. überhaupt nicht.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da kullanılmaz). Kestirme olarak, asla tereddüt ve şüpheye yer vermeyen veya geri dönülmesi mümkün olmayacak şekilde, kesin olarak: Kat’lyyen cevap verdi, kat’iyyen karar verildi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قطعيا] kesinlikle. 2.asla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما ینبغی] gerektiği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comic. comedy actor. comedy actress. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totally. entirely. completely. up to the -.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A).

1.Bütün bütüne, büsbütün, tamamen, tamamiyle: Külliyyen inkâr ediyor.

2.(menfî cümlede): Hiç, asla: Külliyyen görmedim. Külliyyen haberim yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gizli tutulmak istenilen şüpheli bir hâl, bir kusur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کليا] tamamen, tümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ardı kesilmeksizin, durmaksızın, devamlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاینقطع] kesintisiz, sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lesbienne

sevici

Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan kadın.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbian. lesbian. dike. dyke. invert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbian. lesbian sevici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbian. lesbian. dike. dyke. invert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbian. lesbian sevici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lesbianisme

sevicilik

Sevici olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Luther mezhebine olan, Protestan Hıristiyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخفيا] gizlice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماشيا] yürüyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yürüyerek, yayan giderek: Mâşiyyen gittik. Misafirler o uzak yerden mâşiyyen gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sarılı olduğu halde, bir şeyin içine sararak: İstediğiniz evrâkı matvlyyen sunuyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sürgün olarak, nefiy (sürgün) suretiyle: Menfiyyen Fİzan’a gönderilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ekvatora dik olarak geçtiği farzedilen dairelerin her biri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méridien

gök b. boylam

Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridional. meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUAYENE) (i. A. «ayn» dan masdar) (c. muâyenât).

1.Gözden geçirip araştırma: Basılacak kitaplar dikkatle muayene olunmalıdır.

2.(tıp) Doktor tarafından araştırılarak bir insanın hastalığı olup olmadığının teşhisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. medical exam. exam. medical examination. examination. physical examination. physical. inspection. survey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. test. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. inspection. search. survey. test. testing. controlling. examining. assay. research. exploration. assaying. prospecting. revision. revise. review. overhaul. recension. look over. look through. sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examine. survey. test. vet. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to examine. to inspect. to hold a post-mortem examination. to inspect the car. to inspect the goods. to control. to test. to look. to check. to sample. to survey. to try. to search. to revise. to explore. to reconnoitre. to overhaul. to oversee. to sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir veya birkaç doktor tarafından hastalara bakmak İçin kullanılan büro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eskiden gümrükte veya diğer bir resmî dairede muayene ile görevli memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor's office. consulting room. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ayn», tâyîn’den İmef.) (c. muayyene).

1.Tâyin ve tahsis olunmuş, ayrılmış: Oriun muayyen maaşı vardır.

2.Sınırlanmış, belli, belirli: Herkesin vazifesi muayyendir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definite. determined. known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definite. fixed. set. determined. determinate. given. liquidated. particular. specific. stated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معين] belirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.). Bir memura hükümetten verilen erzak ve eşya, Ar. tâyinât: Muayyenâtı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bellilik, belirlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyn» den masdar).

1.Ayrılık, gayrılık, muhalefet, uyuşmazlık, ihtilâf. Miibiyenet-i efkâr = Fikirlerin uyuşmazlığı.

2.iki şeyin birbirinin zıddı ve eksi olması, zıtlık: Bu İki söz arasında mübâyenet vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. clashing. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» dan imef.) (mü. mübeyyene). Açıkça söylenip açıklanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütemâdi olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. all the time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. invariably. always. on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütesâvî olarak, eşit olarak, (bk.) Mütesâvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Birbirini tâkib ederek, aralık vermeksizin, bir düziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Asla birleşmekslzln birbirine karşı bir aralıkta uzanıp giderek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zinet» ten imef.) (mü. müzeyyene). Bezenmiş, süslenmiş, donanmış, süslü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zinetlendirilmiş, süslenmiş, süslü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikişinas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician. music player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician. performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادیا] sürekli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متساویا] eşit olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متواليا] sürekli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزین] süslü, ziynetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. neurochirurgien

tıp beyin cerrahı

Beyin konusunda uzmanlık yapmış cerrah.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analphabet. illiterate. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Sabit, devamlı: Devlet ve ikbali pâyende olsun.

2.(Türkçe’de) Destek, dayak, yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan destek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pagan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Payanda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پاینده] kalıcı, sürekli. 2.payanda, destek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatıcı, süsleyici.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. praticien

düz hekim

Mesleğinde uzmanlık belgesi almamış olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practitioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical examination. sanitary inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İkinci olarak, ikinci derecede: Evvelâ şunu yapmalı, sâniyen şunu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثانيا] ikincisi, ikinci olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sathice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarkı söyleyen, Osm. tegannî ve terennüm eden, hânende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir düziye, eşit olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Doğmayan çocuğu almak üzere ana karnını yararak yapılan ameliyat (ünlü Sezar böyle doğduğu için bu ad verilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caesarean. cesarean. cesarian. caesarean section.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Soutien gorge’den kısaltma). Göğüsleri derli toplu tutmaya yarayan kadın iç giyeceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sutyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bra. brassiere. uplift braissiere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bra. brassiere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brassiere. bra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızı Mısır mermeri, siyenit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bir işin ilim tarafından ziyade tatbikatıyla uğraşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. operator. operative. engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. mechanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. operator. repairman. technical man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. théoricien

kuramcı

Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Et ve başka organik maddeleri yemeyen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. végétarien

etyemez

Genellikle et ve et türevlerini yemeyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yenbû). (bk.) Yenbû.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yeni ay, hilal-i ayça. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Münasip, lâyık. Kemi yenbagi = Gerektiği gibi, lâyıkı veçhile.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Pınar, çeşme, kaynak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. yenâbî). Pınar, kaynak, menbâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ezilmek, basılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ezmek, basmak.

2.Hurdehaş etmek.

3.mec. Zulmetmek.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Üstün gelen, kazanan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: yange: Yandan giden, yan yana yürüyen).

1.Geline rehberlik eden kadın.

2.Kardeş, amca ve dayı zevcesi: O, benim yengemdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aunt. sister-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aunt. uncle's wife. sister-in-law. elderly woman who helps and attends. brother's wife. aunt-in-law. friend's wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncle's wife. affinal aunt. sister-in-law. brother's wife. used when referring informally to one's own wife. or to a friend's wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: yangeç: Yan yürüyen). Kabuklulardan suda yaşayan, ıstakozdan küçük böcek çeşidi. Yengeç gibi = Yanpiri, eğri büğrü (adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zafer, utku, yenme, alt etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeni, kullanılmamış, Ar. cedîd, mücedded, Fars. nev: Yeni elbise, ev, silâh.

2.Oluşundan beri çok vakit geçmemiş. Ar. hâdis, Fars. nev-zuhûr: Yeni dünya, yeni haber, yeni moda.

3.Acemi, tecrübesiz: Yeni hizmetçi, o, yenidir daha.

4.Az evvel: O, yeni geldi; o kitabı yeni okudum. Yeni baştan = Tekrar, ihtidadan. Yeniden = Tekrar, baştan başlayarak: Bu kitabı yeniden okuyacağım. Yeniden yeni = Gittikçe daha yenisi: Yeniden yeni şeyler icat olunuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh. green. hot. incoming. ingoing. maiden. neoteric. new. newly. novel. recent. renewed. smart. young. freshly. only just. recently. novice. kaino-. neo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. crisp. fresh. further. incoming. late. new. newfangled. newly. novel. recent. young. latest. recently. just. raw. inexperienced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

new. fresh. latter day. modern. modernistic. neoteric. neotric. newly. novel. novitious. original. raw. recent. warm. young.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan tamamen yeni bir konsept olan “yeni ÇİZGİ” en son BRAVIA LCD TV’lere entegre edilmiş bir tasarım temasıdır. Bu genel seyir deneyimini etkilemeden, çevrenizi iyileştirecek temiz ve küçültülmüş çizgilerle ilgilidir. Sizin çarpıcı ekran ve yüksek çözünürlüklü görüntü kalitesine odaklanabilmeniz için aşırı parçalar ve gereksiz boşluklar çıkarılır. Tasarım ve öğeleri tamamen Sony’e özgüdür.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Ex-Dividend Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketlerin sermaye artırımlarının bir hesap dönemi içinde temettü ödemesinden önce gerçekleşmesi durumunda, üzerinde geçmiş yıl temettü kuponu bulunmayan ”Yeni” hisse senetlerinin, temettünün ödenmeye başladığı ilk güne kadar geçici süre ile işlem gördüğü pazardır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik, video kaydetmeye devam ederken Memory Stick™ üzerine 640 x 480 piksel çözünürlükte fotoğraf kaydetmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(New Companies Market)

Yeni kurulmuş olmakla birlikte büyüme potansiyeli taşıyan ve hisse senetlerini Borsa’da veya Borsa dışında ilk kez halka arz etmek suretiyle halka açılacak şirketlerin hisse senetlerinin Borsa’’a güven ve şeffaflık ortamında, organize bir piyasada işlem görmesini sağlamak amacıyla kurulmuş pazardır.


Finansal Terim by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya, Güney Pasifik Okyanusunda adalar, Avustralya’nın güneydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 41 00 Güney enlemi, 174 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: 268,680 km².

Antipodes Adalarını, Auckland Adalarını, Bounty Adalarını, Campbell Adalarını, Chatham Adalarını ve Kermadec Adalarını içine alır.

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 15,134 km.

İklimi: Keskin bölgesel çelişkilerle birlikte ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Dağlar ve geniş kıyı ovaları ağır basmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cook Dağı 3,764 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, demir, kum, kömür, kereste, hidro enerji, altın, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %9.

daimi ekinler: %5.

Otlaklar: %50.

Ormanlık arazi: %28.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 2,850 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Depremler ülke genelinde ortaya çıkmalarına rağmen şiddetli değiller, volkanik etkinlik fazladır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,864,129 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.36 (erkek 442,738; kadın 421,462).

15-64 yaş: %66.11 (erkek 1,281,781; kadın 1,272,674).

65 yaş ve üzeri: %11.53 (erkek 193,895; kadın 251,579) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.14 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 4.71 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.04 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.77 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.28 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.99 yıl.

Erkeklerde: 75.01 yıl.

Kadınlarda: 81.1 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.8 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,200 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Yeni Zelandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Yeni Zelanda Avrupalıları %74.5, Maori %9.7, diğer Avrupalılar %4.6, Pasifik Adalılar %3.8, Asyalılar ve diğerleri %7.4.

Din: Anglikan %24, Presbyterian %18, Roma Katolikleri %15, Methodist %5, Baptist %2, diğer Protestanlar %3, belirlenemeyen veya dini inancı olmayan %33 (1986).

Diller: İngilizce (resmi), Maori.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Yeni Zelanda.

kısaltma: NZ.

Yönetim biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Wellington.

İdari bölümler: 93 yöre, 9 bölge, and 3 şehir bölgesi; Akaroa, Amuri, Ashburton, Bay of Islands, Bruce, Buller, Chatham Adaları, Cheviot, Clifton, Clutha, Cook, Dannevirke, Egmont, Eketahuna, Ellesmere, Eltham, Eyre, Featherston, Franklin, Golden Bay, Great Barrier Adası, Grey, Hauraki Ovaları, Hawera, Hawke’s Bölümü, Heathcote, Hikurangi, Hobson, Hokianga, Horowhenua, H


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimenta): Mersingiller familyasından; Amerika’nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen ve baharat elde edilen bir bitkidir. Her tarafı kokuludur. Kokusu ve tadı; tarçın, karanfil, karabiber ve hindistancevizininkine benzer. Baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Unutkanlığı giderir. Vücudun direncini artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeni asker mânâsıyle Osmanlı devletinde yaya bir sınıf asker. Yeniçeri ağası = Bu askerin başkumandanı.

2.mec. Zorba, zor ile bir şey yapmak isteyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

janissary. janizary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

janissary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeniçeri askerliği, bu askerin sınıfı, hizmet ve vazifesi: Yeniçerilik’ etmişti. 2.Yeniçerilere mahsus tarz ve hareket. «»


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. all over. anew. re-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. anew. afresh tekrar. over again from the beginingi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

re-. again. anew. once again. once more. de novo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to recommence. to renew. to restart. to resume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reunification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeniden boyutlandırma işlevi, yüksek çözünürlüklü görüntülerin daha düşük çözünürlüğe indirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revaluation)

Ortaklıkların aktiflerinde kayıtlı bulunan ve amortismana tabi maddi duran varlıklarının enflasyon sebebiyle elde etme maliyeti ile piyasa değeri arasında oluşan farkın bilançoların sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla Maliye Bakanlığı tarafından her yıl açıklanan oranlar dahilinde değerinin yükseltilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reassessment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revaluation. reappraisal. reassessment. upvaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Malta eriği. 2.Renkli veya sırlı ince camdan yapılıp süs olarak asılan top.

3.Amerika ve Okyanusya.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(lı.). Bir hayvan veya böceğin yemesi veya ısırması eseri, yeri: Fare yeniği, kurtyeniği. mec. Bityeniği = Saklanmış kusur, hile, gizli bir taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face-lifting. instauration. novation. reconditioning. regeneration. renewal. renovation. restoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. replacement. restoration. resurrection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. renovation. restoration. replacement. replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yeni hâline koymak, Osm. tecdîd etmek: Şu keçeyi yeniledim.

2.Tamir edip yeni gibi yapmak: Bunu Adeta yenilemiş.

3.Yeniden, tekrar yapmek: Oyle haller, böyle sözler yenilenmeyin, o sözleri yenilemeye hacet yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. make over. re-create. rebuild. recondition. redintegrate. rejuvenate. renew. renovate. revamp. touch up. vamp up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recondition. reconstitute. refresh. renew. renovate. restore. to renew. to replace. to renovate. to repeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. to renew. to renovate. to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regeneration. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. restoration. renovation. regeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

({.).

1.Yeni hâle konmak.

2.Tamir olunmak.

3.Tekrar edilmek: Oyle hâller, böyle sözler yenilenmemelidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regenerate. rejuvenesce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be renewed. to be renovated. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilik kazanmak, yeniliğe uymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilik kazandırmak, yeni hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. renew. to renovate. to renew. to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. refurbish. renew. renovate. revamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilenmesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. -k..). Yenilme, mağlûbiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. beating. checkmate. defeat. discomfiture. drubbing. licking. reverse. thrashing. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. defeat. reverse. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. beating. bust. licking. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kullanılmamış olan şeyin hâli, Osm. cedîdlik, müceddedlik: Artık bunun yeniliği kalmamış, yeniliğinde çok güzeldi. 2.Yeni çıkmış olan şeyin hâli, Osm. hâdislik, nev-zuhûrluk: Bu kumaşın bu kadar pahalı olması sadece yeniliğinden dolayıdır.

3.Acemilik, tecrübesizlik, bir işe yeni girmiş olanın hâli: Yeniliği vardır, zamanla öğrnecektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. departure. improvement. innovation. neology. newness. novelty. recency. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innovation. novelty. newness. rawness. inexperience. reform. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newness. renewal. inexperience. greenness. change. departure. innovation. modernity. novelty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mağlûp olmak, bozulmak, Osm. inhizâma uğramak: Düşman yenildi. 2.Oyunda kaybetmek: Tavlada kim yenildi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go to the wall. take a beating. go down. score under. smother. succumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. lose. to be defeated. to be beaten. to lose. to bite the dust. to succumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be eaten / defeated / worn out. to be defeated. to suffer defeat. to get the dirty end of the stick. to go flod. get the worst of. kiss the dust. lose. lose the war. to come off second best. succumb. thump. to get the worst of it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invincible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeatable. invincible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yenilebilir: Yenir yemiş, peynir, et: Eti yenir hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçlarda hâsıl olan bir nevi yara ki, bir parçanın çürümesinden ibaret olup gittikçe açılmakla ağacı kurutur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yenisey nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski SSCB’de 3800 km uzunluğundaki ırmak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zayıf, kuvvetsiz, miskin, daima yenilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yen’i olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Galip gelmek, mağlûp etmek, Osm. inhizâma uğratmak.

2.Oyunda kazanmak: Damada sizi yenerim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağızla çiğnenip yutulmak, Osm. eki olunmak, taam edilmek: Ham meyve yenmez.

2.Yemesi kabil olmak: Bu ağacın meyvesi, bu balığın eti yenir mi?

3.Aşınmak, oyulmak: Çarkın dişleri yenmiş.

4.Sarfedilmek, bozulmak, israf edilmek: O kadar mal yenir mi?

5.Kullanılmak: Para, yenmezse ne işe yarar? Gam yenmek = Kederlenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a beating. bear the bell. carry away the bell. get the better of. wipe the floor with smb. beat all hollow. annihilate. bear down. beat. best. break. checkmate. circumvent. clobber. confound. conquer. cut out. defeat. discomfit. down. floor. kn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat. checkmate. clobber. conquer. defeat. hammer. master. outdo. outsmart. outwit. overpower. overwhelm. prevail. surmount. thrash. trim. vanquish. to be eaten. to become worn. to become eroded. to overcome. be victoriuous. to win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. to be eaten. to become worn or frayed. to become eroded. bring down. carry. carry the day. carve up. clobber. corrode. discomfit. flag. floor. gain the upper hand. get the better of. knock hell out of. lick. master. outvote. overbear. overcome. ov

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inedible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inedible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen yeni, hiç kullanılmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand new.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate. spick-and-span. brand-new. crisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand new. newfangled. neat as a new pin. spanking new. spick and span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayvanların yedikleri gıdaların renklerinin, neresinden çıkarsa çıksın, çıkan şeyin rengi ile bir alakası yoktur. Buna en iyi örnek inektir. Bir ineğin en çok yediği yeşil renkli otlardır. Bu otlar ineğin dört odalı midesinde çözülür ve moleküllere ayrılır, moleküllerin ise renkleri yoktur. Sütün renginin beyaz olmasının nedeninin içinde çözünmüş halde bulunan kalsiyum kasinat (caseinate)tır.

Peki o zaman dışkı niçin kahverengi, idrar niçin açık sarı renktedir? Dışkının kahverengi olmasının sebebi bağırsaklarda hazmı sağlayan sıvılar, özellikler de safra suydur. Safra suyu aslında yeşil renktedir fakat gıdalarla karıştıkça kahverengi renk alır. Bu nedenle dışkı bazen yeşilimsi de olabilir. Çok az da olsa aldığımız gıdalar dışkının rengini etkiliyebilir. Örneğin vücudumuz pancara koyu kırmızı rengi veren maddeyi bazen parçalayamaz ve pancar yedikten sonra dışkı kırmızımsı bir renk alabilir.

Dışkıdaki renk, şekil ve kıvam değişikliklerinin çoğu son zamanlarındaki bir beslenme değişikliği ya da geçici bir sindirim bozukluğuna dayanır. Ancak eğer dışkı belirgin bir şekilde normalden açık veya koyu renkte ise, ya da kanlı ise, bu daha ciddi bir durumu gösterir, derhal doktora başvurulmalıdır.

Vücudumuzu terk eden sıvı maddelerin, yani idrar ve terin renginin de içilen sıvı rengi ve kimyasal yapısı ile bir alakası yoktur. Sıvı veya katı olsun yemek borusundan içeri girip, sindirim sistemimizi boydan boya geçen gıdalar eğer metabolizmada iyi parçalamazlarsa bunun sonucu dışkıda görülebilir. Ama idrar öyle değildir. İdrar metabolik artıkların dolaşım sistemi ile taşınmasıyla böbreklerde oluşur.

İdrarın normal rengi açık sarıdır. Bu renkteki değişiklikler muhakkak bir şeylerin iyi gitmediğini gösterir. Bu durumda hemen doktora gitmek gerekir. İdrar kahverengi veya kola renginde ise karaciğer veya safrakesesi problemi, kırmızı ise enfeksiyon, iltahaplanma veya idrar sisteminde kanama olabilir.

Ancak fazlaları vücuttan atılan vitaminler veya bazı doğal ve suni gıda boyaları da idrarda bunlara benzer renk değişikliklerine neden olabilir. Eğer idrarınızın rengi yeşil veya mavi ise bu duruma hemen hemen kesinlikle gıda boyaları neden olmuştur. Endişe edilecek bir durum değildir. Boyalar zarar vermeden vücuttan çıkar.


Genel Bilgi by