Yerleştirme Aşamasında Anlamı Nedir | Yerleştirme Aşamasında Anlamı Nedir ne demek? | Yerleştirme Aşamasında Anlamı Nedir anlamı nedir?

Yerleştirme Aşamasında Anlamı Nedir | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: yerlestirme asamasindadir

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine uygun hale getirmek; telif etmek, uzlaştırmak; bir başkasının işini görmek; sağlamak, temin etmek; yerleştirmek, yer tedarik etmek accommodate oneself uymak, intibak etmek accommodate oneself to circumstances ayağını yorganına g

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eşyayı taşınabilir bir hale koymak için sarma veya sandığa yerleştirme işi, sarmalama, sandıklama.

Türkçe Sözlük

(müzari: Basar). 1. Ayakla çiğnemek, pây-mâl etmek: Buraya basmayın. 2. Ağırlık vermek, tazyik etmek: Sandığın içine eşyayı basarak yerleştirmeli. 3. Kalıp vurmak: Tülbendi basmak, mühür basmak. 4. Tab’ ve temsil etmek, dizilmiş veya litografya taşına geçirilmiş yazıyı makine veya tezgâhta kâğıda geçirmek: Kitap, gazete basmak. S. Birdenbire hücum etmek, ansızın üstüne varmak: Geç vakitte misafirler bastılar. 6. Kabahat işlerken üstüne varıp tutmak: Bir kalpazanın evini basmışlar. 7. Kuluçka oturtmak: Bir tavuk bastım. 8. Vurmak, koymak: El basmak. 9. Vurmak, dövmek: Dayak basmak. 10. Yatırıp boğazlamak, kesmek: Sığır basmak. Tl. Ayakta durmak: İki yaşında çocuk da daha basmıyor. Yeni yeni basmaya başlıyor. 12. Çökmek, oturmak: Bu binanın bir tarafı basmış. 13. Gelmek, tutmak, musallat olmak, galebe etmek: Ateş bastı, hararet bastı, uyku bastı, ağırlık bastı. Ayak bastı. 14. Gitmek, uğramak: Bir daha onun evine ayak basmayacağım. 15. Israr etmek: Gitmemeye ayak basıyor. Ağır basmak. 16. .Yavaş yürümek. 17. Ehemmiyetini göstermek. Ağırlık basmak = KAbusa tutulmak. Al basmak = Loğusalara musallat olan bir nevi yılancığa tutulmak. Aybasmak = Aybaşı tutmak, tecennün etmek, çıldırmak. Ayaklar yere basmamak = Çok sevinmek. El basmak = Yemin etmek. İz basmak = iz takip etmek. Bağra basmak = Kucaklamak. Bamteline basmak = Hiddetlendirmek. Çürük tahtaya basmak = Şüpheli ve muhataralı bir işe girişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ask. askerlere kışlalar dışında temin edilen ikametgâh, konak yeri; bu ikametgâhı temin için çıkarılan yazılı veya sözlü emir, konak tezkeresi; iş, vazife, ödev; pusula, not; kütük, demir veya çelik çubuk; f. konaklatmak , yerleştirmek, yer temi

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kutuya veya sandığa koymak; gen. up ile kutulara yerleştirmek, sandıklamak, ambalaj yapmak; den. orsada boca ve pupa ederek gemiyi yeniden orsaya getirmek. box the compass den. pusulaya göre kerteleri sırayla saymak.

Ülke

Başkent: Brasilia.

Nüfus: 158.739.000.

Yüzölçümü: 3.286.470 km2.

Komşuları: Kuzey’de Fransız Guyana’sı, Surinam, Guyana ve Venezuella, Batı’da Kolombiya, Peru, Bolivya, Paraguay ve Arjantin; Güneyde Uruguay.

Önemli Şehirleri: Sao Paulo, Rio de Janerio, Brasilia, Salvador.

Din: %90 Katolik.

Dil: Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Brezilya Demokratik Hareket Partisi.

Tarih: Pedro Alveres Cahrali’n-Portekizli bir gemicidir. 1500’de Brezilya’ya gelen ilk Avrupalı olduğu bilinir. Ülke o zaman çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından mesken tutulmuştur. Bu kabilelerin çok az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve Amazon bölgelerinde yoğunluk kazanırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Portekizli koloniciler beraberinde çok sayıda Afrika kölesini getirerek ülkenin içlerine doğru ilerlediler. Kölelik 1888’e kadar devam etti. Napolyo’nun ordusundan kaçan Portekiz kralı 1808 yılında Brezilya’ya gelip, hükümet koltuğuna oturdu. Ülke bu tarihte, 6. Dom Joavo başkanlığında, bir krallık haline geldi. Portekiz’e dönmesinin ardından oğlu Pedro 7 Eylül 1822’de Brezilya’nın bağımsızlığını ilan etti ve imparator ilan edildi. 2.İmparator olan 2. Dom Pedro 1889’da tahttan indirildi ve Brezilya Birleşik Devletleri ismi altında bir cumhuriyet ilan edildi. 1967’de ülkenin ismi Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Askeri bir cunta 1930’da iktidarı ele geçirdi, cuntanın başında Getulio Nargas vardı. Bu yönetim 1945’te ordu tarafından devrilinceye kadar sürdü. 1945-64 yılları arasında demokratik rejime geçiş yapıldı, bu zaman diliminde başkent Rio’da Janero’dan Brezilyaya taşındı. 1964 yılında devlet başkanı Joao Belchoir Margues Goulart ülkedeki enflasyonu daha da tırmandıran bir takım ekonomi politikaları yerleştirmeye çalıştı fakat ordunun bir isyanıyla görevden uzaklaştırıldı. Daha sonraki 5 başkan da ordudan gelmiştiler. Bunların döneminde ülkede yoğun bir sansür uygulandı, muhalefet bastırıldı ve çok sayıda işkence davası açıldı.

1974 seçimlerinde resmi muhalefet partisi Millet Meclisi’nde daha fazla sandalye kazandı, yoğun biçimde uygulanan sansür biraz olsun yumuşatıldı. 1930’dan beri iş başına gelen hükümetler endüstriyel ve tanımsal büyümeyi, bunun yanında ülkenin iç bölgelerinde gelişmesini amaçlayan politikalar izlediler. Büyük maden yataklarının keşfi, ülkenin büyük kısmında bulunan tarıma elverişli topraklar ve büyük işgücü kapasitesi ile Brezilya 1970’lerde Latin Amerika’nın bir numaralı endüstriyel gücü oldu, tarımsal üretimi yüksek seviyelere ulaştı. Ne var ki, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve enflasyon ciddi ekonomik bunalımlara yol açtı. Brezilya dünyada dış borcu en fazla olan ülkeler arasındadır. 1992 Temmuz’unda ülkenin 44 milyar dolarlık dış borcunun yeniden gözden geçirilmesine karar verildi. 1991’de yapılan nüfus sayımında -50 yılda ilk defa- nüfus artış hızının %2’nin altına düştüğü gözlendi. 1989’da Brezilya, Amazon bölgesi için geniş ölçekli bir çevre programı açıkladı. Bu bir bakıma

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. böcek; k.dili mikrop, virus; ing. tahtakurusu; Volkswagenin ufağı; (argo) gizli dinleme cihazı; k.dili (makina, cihaz,planda) kusur, ayarsızlık, çalışmada noksanlık; f., k.dili gizli dinleme cihazı yerleştirmek; (argo) kızdırmak, öfkelendirmek. harv

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kamp kurmak konaklamak; kampa yerleştirmek; konaklatmak.

Ülke

Başkent: Cezayir.

Nüfus: 27.895.000.

Yüzölçümü: 919.595 km2.

Komşuları: Batıda Fas, Güneyde Moritanya, Mali ve Nijerya; Doğuda Libya ve Tunus.

Önemli Şehirleri: Cezayir, Wahran, Qacentina.

Din: %99 Sunni Müslüman.

Dil: Arapça ve Berberi Fransızcası.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Ulusal Kurtuluş Cephesi, İslami Kurtuluş Cephesi, Sosyalist Güçler Cephesi, Cezayir’de Demokrasi Hareketi.

Tarih: Ülkenin bilinen ilk yerlileri, Berberilerin, Romalıların, Vandalların ve son olarak da Arapların atalarıdır. 1518’den Fransa’nın yönetimi devraldığını 1830 yılına kadar, ülkeyi Türkler yönetti. Geniş ölçekli Avrupa göçleri ve Fransızların kendi kültürlerini yerleştirmeye çalışmaları, Arap milliyetçiliğinin bir gerilla savaşına atılmasını önleyemedi. Barış ve Fransızların geri çekilmeleri Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile müzakere edildi. Bağımsızlık 5 Haziran 1962’de geldi. 1965’te askeri bir darbe olup da Albay Hovari Boumedienne liderliğe gelinceye kadar, bu iç savaşın galibi ve ülkeyi yöneten Ahmet Ben Beila idi. 1967’de Cezayir İsrail’e savaş ilan etti. ABD ile bağlarını kopardı ve SSCB ile askeri siyasi bağlar kurdu. 1988’deekonomik sıkıntıları protesto eden ayaklanmalarda 500 kişi öldü. 1989’da ise seçmenler, çok partili sisteme geçişi düzenleyen yeni bir anayasayı onayladılar. Hükümet islam kökten dincilerinin kazanacağı tahmin edilen 1992 Ocak seçimlerini iptal etti ve cezayiri 10.000 camisinde yürütülen tüm din dışı faaliyetleri yasakladı. 29 Haziran 1992’de devlet başkanı Muhammed Boudiaf uğradığı suikast sonucu öldü. Gruplar arası çatışmalar halen devam etmektedir.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak. 2. Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek. 3. İndirmek: Başına yumruk çökertmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). plana göre yerleştirmek; sağa sola yaymak veya yayılmak. deployment (i). acılma, yayılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ev, konut, mesken, ikametgah; (huk). daimi ikamet yeri; (f). yerleştirmek, iskân etmek; yerleşmek, oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rahat ettirmek, sıkıntıdan kurtarmak; ağrıyı yatıştırmak; basınç veya gerilimi azaltmak; kolaylaştırmak; dikkatle yerleştirmek; (den.) ağır ağır laçka etmek. ease the ship (den.) gemiyi dalgaya karşı götürmek. Ease the helm ! (den.) Ağır ağır gel !

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerleştirmek, yataklık etmek; yerleşmek, rahat bir şekilde oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hendek veya siper kazmak; sağlamlaştırmak, yerleştirmek, emniyete almak. entrench on tecavüz etmek, bir başkasının hakkını çiğnemek. entrenched s. sabit, kolay degişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kurmak, tesis etmek; saptamak, tespit etmek, tayin etmek; yerleştirmek; tanıtmak, kabul ettirmek; (kiliseyi) resmileştirmek. He has established himself in business Ticaret hayatına atıldı. established church hükümet tarafımdan resmen tanınmış olan ki

Türkçe Sözlük

(i. A. «evâ»dan). Kondurma, yerleştirme, menzil ve yer kazandırma, iskân.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ekmek, ekip biçmek, çiftçilik etmek; iltizam etmek, kira ile tutmak; fakir bir kimseye para ile bakmak için anlaşmak; out ile, (tic). multezime vermek, kiraya vermek,icara vermek; beysbol idman takımına yerleştirmek. farming (i). çiftçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerleştirmek, oturtmak; sabitleştirmek; kararlaştırmak; (A.B.D). düzene sokmak; (A.B.D)., (k).dili tamir etmek; (A.B.D). (yemek) hazırlamak; (k).dili rüşvet yoluyla sonucu garanti altına almak; spor şike yapmak; (A.B.D)., (k).dili yola getirmek;

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. garnizon; garnizonun bulunduğu yer; f. garnizon kurmak; bir şehre asker yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir hedefe doğru gitmek; bir hedefe doğru rota tayin etmek (roket, bomba, mermi); yerleştirmek, iskân etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir eve koymak, kendi evine almak; yerleştirmek; den. siper altına almak, aşağı indirmek; evde oturmak, barınmak.

Yabancı Kelime

Fr. implant

tıp doku ekimi

Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için doku yerleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin içine tutturmak, içine geçirip bağlamak; sağlamca yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerine koymak; tesisat yapmak, tanzim etmek, düzenlemek; makamına getirmek (memur), bir yere yerleştirmek. installa'tion i. tesisat, tertibat, düzen; askeri üs; fabrika.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yere yerleştirmek, belirli bir yere koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuruluş veya kuruma ait; geleneğe ait, bir mevzuun esasına ait. institutional food herhangi bir müessesenin çıkardığı yemek. institutionalize f. kurum haline getirmek; adet haline getirmek; A.B.D., k.dili düşkünler evine yerleştirmek.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan masdar). 1. Yerleştirme, mesken ve vatan kazandırma: Iskân-ı muhacirin = Göçmenleri yerleştirme, filân yere Kafkas göçmenlerini iskân ettiler, göçebelerin iskânı. 2. Ahali kazandırma, ahali yerleştirmekle imar: Anadolu’nun boş yerlerini iskân etmeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسکان] yerleştirme. 2.yerleştirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kıymetli taş, cevher, mücevher; cep saatlerinin içindeki taş; değerli şahıs veya şey; f. kıymetli taşlarla süslemek; cep saatlerinin mil yuvalarına kıymetli taş yerleştirmek. jeweller i. kuyumcu; mücevherat satıcısı

Türkçe Sözlük

(f.). Açıkta bulunan işçi vesaireyi bir işe yerleştirmek: Kapısızları kapılandırmak için iş ve işçi bulma bürosu açıldı.

Türkçe Sözlük

(i.). Eni dik gelmek üzere (cetvel tahtası gibi kalınlığı eninden az olan şeyler hakkında söylenir): Kirişleri kılıcına yerleştirmeli.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kök tutturmak, kök saldırmak. 2. mec. yerleştirmek, kurmak, tesis etmek; temelleştirmek.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yerleştirmek, Osm. vaz’etmek: Bohçayı minderin altıne koy, zahireyi nereye koyuyorsunuz? 2. Bırakmak, terketmek: Kitabı elinden koymaz, sonraya koymak, davet etmedik kimse koymadı. 3. Müsaade etmek, engel olmamak. 4. Almak, sokmak, yerleştirmek: Misafirleri nereye koyacağız? Atı ahıra koyun. 5. Tutmak, bulundurmak, bırakmak: Beni aç koydular. 6. Atmak, yükletmek. 7. Bir işe tayin etmek: Oraya bekçi koymalı. 8. Giymek, üstüne almak: Yeni şapka koymuş, başına bir başlık koymuş, bu elbiseyi bir daha koymayın. 9. Tutmak, edinmek, Osm. hâsıl ve peydâ eylemek: Süt kaymak koymuş. 10. Kabûl ettirmek, yerleştirmek, göndermek, çocukları mektebe, ustaya, san’ata koydu. 11. Bir şeyi pişmek veya olmak üzere hazırlamak: Turşu, şarap, sirke koydum, aşçı daha yemoğl koymadı. 12. Kurmak, düzeltmek: Sofrayı koyunca bize haber verin, yemeği koydunuzsa gelelim. Ateş koymak = Tutuşturmak, ataş vermek: Saman kulübelerine ateş koydular. Ad koymak = İsim takmak: Çocuğun adını koydular mı? Araya koymak = Aracılık ettirmek, Osm. tovsit etmek, tavassut ettirmek: Tanıdıklardan birini araya koymalı. Askıda koymak = Bitirmemek, süründürmek. Elden koymak = Vazgeçmek, terketmek, yapmamak: Siz himmeti elden koymayın. Ortaya koymak = Açıklamak, açığa çıkarmak, Osm. izhâr etmek, ibrâz eylemek, isbat etmek, (denizcilik) Üzerine koymak = Rüzgârın daha da şiddetlenmesi. Üste koymak = Arttırmak, Osm. tezytd etmek. İçeri koymak — İçeri almak, sokmak, kabûl etmek: Giden misafirleri içeri koymuyorlar. Baş koymak = Baştan geçmek, canını feda etmek. Bahis koymak = Öğdül. Bahse tutuşmak. Bir tarafa, bir yana koymak = Ayırmak, saklamak, korumak. Bez koymak = Bez yapmak üzare İplikleri tezgâha germek. Boş koymak = Mahkûm ve sessiz bırakmak. Temel koymak = Temel tutmak, Osm. pâyldâr olmak. Hâle koymak = Bir hâle getirmek, hâlini değiştirip diğer biçime değiştirmek: Bakın hastalık beni ne hâle koydu, yağmurun bolluğu bizim bahçeyi göl hâline koydu. Rehin koymek = Rehin etmek. Sonraya koymak = Geciktirmek. Minnet koymak = Başına kakmak. Meydana koymak = Ortaya çıkarmak. Nişan koymak s İşaret etmek, unutmamak, hatırlamak. Yanına koymak — Öcünü almamak, cezasını vermemek: Yaptıklarını senin yanına koymayacağım. Yoluna koymak = Düzeltmek, hesaplaşmak. Yola koymak = Göndermek. Yolda koymak = Yolda, yarı yolda bırakmak. Koyup gitmek = Öksüz bırakmak, terketmek.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yolcu ve misafire konak yapmak: Bizi köyde bir eve kondurduler. 2. Yerleştirmek, yer tutturmak, oturtmak: Elması başına kondurdu. Toz kondurmamak = Bir kimse hakkında hiçbir suç ve kötülük kabûl etmemek: Kendisi sevdiği adama toz kondurmaz.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parçalardan mürekkep bir şeyin parçalarını bir yere getirip birleştirmek, çatmak: Çadır, çardak, köşk kurmak. 2. Yerleştirmek, ikame etmek, tertip etmek, hazırlamak: Ordu kurmak, sofra kurmak, kazanları kurmuşlar, tuzak kurmuşlar. 3. Osm. akd ve teşkil eylemek, toplamak: Meclis, meşveret, dîvân kurmak. 4. Saat vesair zenberekli Aletlerin zenbereğini toplamak, germek: Bu saati kurdunuz mu? 5. Olmaya koymak, gereğini hazırlayıp olmak üzere oturtmak: Turşu, reçel kurmak. 6. Zihnine koymak, devamlı düşünmek, kendince karar vermek, hayal etmek: Başkan olmayı kurmuş, artık o seyahati kurmuş, vazgeçmesi mümkün değildir. Bağdaş kurmak = Dizleri kırıp baldırları çapraz koyarak oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yerde iskân etmek, yerleştirmek; yerini tayin etmek; tam yerini keşfetmek; k.dili sakin olmak, oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçici olarak oda vermek; misafir etmek; yerleştirmek, emaneten teslim etmek, vermek; arzetmek, takdim etmek; ekini bastırıp yere yatırmak (rüzgâr); muvakkaten bir evde oturmak; misafir olmak; bir yerde kiracı olmak; bir yerde geçici olarak kalmak;

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). 1. Nakş yapmak. 2. mec. Zihne iyice yerleştirmek, perçinlemek; zihne nakşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yuva, aşiyan, kuş yuvası; hırsız yatağı; küme; iç içe konan irili ufaklı kutular takımı; f. yuva yapmak; yuvaya yerleştirmek; yuvaya girmek; yuva soymak. nest egg ihtiyat akçesi; fol feather one's own nest (argo) özellikle kendisine emanet edi

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Yerleştirme, bağlama, tesviye: Nete etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel veya benzeri için özellikle duvarda bir oyuk, hücre; mevki, uygun yer; f. hücreye yerleştirmek, uygun yere koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) okun arka ucundaki kertik; yayın iki ucunda kirişi tutmaya mahsus kertik; (f.) oku yay kirişine yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çentik, diş; dar ve derin dağ geçidi; (k.dili) derece; (f.) çentmek, diş diş etmek; çentiklerle hesap tutmak; oku yaya yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düzenlemek, intizama sokmak; örgütlemek, teşkil etmek; teşekkül etmek, teşkilâtlanmak; sıralamak, tasnif etmek; yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. çömlekçi spatulası; ciltçilikte altın yaldızı yerleştirmeye mahsus yassı fırça, tezhip fırçası; mak. cep saati çarkını tanzim eden ufak parça; ressam paleti; istif rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güvercin yuvası: yazı masasında kâğıt gözü; f. yazı masasının kâğıt gözüne yerleştirmek; tasnif etmek, sıralamak; bir yana atmak, hasıraltı etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) çukura yerleştirmek; çukurlaştırmak; ufak çukurlarla doldurmak; dövüş meydanına çıkarmak (horoz); bir birine karşı kışkırtmak; çekirdeklerini çıkarmak; tıb. geçici olarak çukurlaşmak. pit one against another birbiriyle mücadeleye sokm

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mil, eksen, mihver; f. mil üzerine yerleştirmek; mil veya eksen üzerinde dönmek. pivotal s. mil kabilinden, mile ait; asıl, esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koymak, bir yere koymak, yerleştirmek; bir memuriyete veya işe koymak; vermek, yatırmak (para); atamak, tayin etmek; çıkarmak, tanımak; koşuda ikinci gelmek;( spor) birinci, ikinci veya üçüncü gelmek; derece almak; bırakmak; sınıflandır- mak. place a

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyma, yerleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikmek, ekmek; kurmak, tesis etmek; tohumlarını atmak (fikir); denize balık tohumu ekmek; bahçe yapmak; mevzilendirmek; iskân etmek, yerleştirmek; (argo) aşketmek, indirmek, yapıştırmak (tokat); yutturmak. plant oneself dikilmek. plant out fideler

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cebe yerleştirmek, cebe koymak; cebine atmak, (slang) iç etmek; gizlemek, saklamak, bastırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded,- ding) bot. bakla ve bezelyenin tohum zarfı; hav. uçak kanadı altında yakıt, tüfek ve makina yerleştirmek için bulunan çıkıntılı bölme; f. tohum zarfı husule getirmek; bezelye kabuklarını soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yer, mevki, mahal mevzi; yerleştirme, koyma; fikir, meram, iddia; sosyal pozisyon, içtimai mevki; mevki, iş, görev, vazife, memuriyet; duruş; vaziyet, durum; f. yerleştirmek; yerini bulmak. position paper belli bir sorun üzerinde bir gru

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. memuriyet, mahal, bir memurun tayin edildiği yer, hizmet; ordugah, kışla, askeri menzil; kol, karakol, devriye; polis noktası; yabancıların kurdukları alış veriş yeri; A.B.D. savaşa katılmış kimselerin kurdukları dernek; f. koymak, yerleştirme

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-put, -ting) i., s. koymak, yerleştirmek; belirli bir şekle sokmak; sokmak; avucu yukarı tutarak atmak (gülle); sevketmek, harekete getirmek, zorlamak; hamletmek, üzerine yüklemek; söylemek, öne sürmek, reye koymak; acele gitmek, koşmak; kelimelerl

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dört eşit kısma ayırmak, dörde bölmek; askeri kışlaya yerleştirmek; oturtmak, yerleştirmek; her tarafa koşup aramak (av köpeği).

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-med, -ming) koç; şahmerdan; den. zırhlı mahmuzu, toz sereni; mak. yükseğe su çıkarmaya mahsus su mengenesi; astr. Koç takımyıldızı; f., çok kuvvetle vurmak, mahmuz ile vurmak (gemi); şahmerdan ile vurarak yerleştirmek. ram down one's throat is

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden fitil yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oturulacak yer, iskemle, sandalye; insan kıçı; yer, mahal, mevki, kürsü; merkez, konut; meclis veya borsada üyelik hakkı; oturuş; mak. yatak; f. oturtmak, yerleştirmek, yerleşmek; oturacak yer temin etmek; oturacak yerini yenilemek. seat of a di

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (set, ting) koymak, yerleştirmek; batmak, kaybolmak; kuluçkaya yatırmak, kuluçka makinasına koymak; pekiştirmek; dondurmak, katılaştırmak; kurmak, ayarlamak; hazırlamak; doğrultmak, kırık veya çıkığını yerine oturtmak; yön vermek; kakma işi yapm

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) yerleştirmek, yerleşmek; düzeltmek; sakinleştirmek; dibe çökmek, posasını çöktürmek; durulmak; (k.dili) hesaplaşmak; karara varmak; ödemek, hesabı kapatmak; iskân ve imar etmek; bir karara bağlamak, halletmek; konmak (kuş); oturmak (temel);

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerleştirmek, yerini tayin etmek. situated s. kain, vaki, mukim, bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) beneklemek, lekelemek, benek benek etmek; kirletmek, şerefini lekelemek; bulmak; tanımak; nişanalmak; yer yer dağıtmak: yerleştirmek; atamak; lekelenmek, benek benek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. ambarda yük yerleştirmeye mahsus dikme, vinç mataforası; f. dikme ile yük yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayak basmak; adım atmak, yürümek, ağır adımlarla yürümek; suratle hareket etmek veya davranmak; bir adımda ulaşmak; den. oturtmak, dikmek (direk), yerine yerleştirmek veya oturtmak; adımlarla ölçmek, adımlamak; basamaklar halinde düzenlemek. step

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istif etmek, üst üste yerleştirmek; saklamak; densarmak (yelkeni); (argo) durdurmak; dinmek. stow away saklamak; kaçak seyahat etmek için vapur veya uçak içinde saklanmak; ambara yerleştirmek.

Türkçe Sözlük

(TAKRİR) (i. A. «karâr» dan masdar) (c. takrîrât, tekaarîr). 1. Yerleştirme, yerini tâyin ve tahsis etme. 2. Sabit ve sağlam yapma, sağlamlatma. 3. Ağızdan ifade ve beyan etme, anlatma, uzun uzadıya târif etme. 4. Bir işi resmen ve yazılı olarak açıklama, Fr. «rapor» kelimesinin tercümesidir. 5. Siyasî nota. 6. Eskiden resmî dairelerden sadârete gönderilen mühürlü rapor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقریر] yerleştirme. 2.anlatma. 3.önerge. 4.sağlama.

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan). 1. Bir yerde yerleştirme, yurtlandırma. 2. Bir şeye bağlanıp onu neticelendirme.

Türkçe Sözlük

(TAYİN) (i. A. «ayn» dan masdar) (c. tâyînât). 1. Ayırma, tahsis etme: Görüşme için gün tayin etmeli. 2. Bir göreve yerleştirme, Ar. nasb: Bir kaymakamlığa tayin olundu. 3. (Türkçe) (bk.) Tayın.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sübût» tan). Sağlamca yerleştirme, yerinden oynamaz hâle koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir yerden çıkarıp başka yere dikmek (fidan); başka yere yerleştirmek; tıb. aşılama için doku eklemek; i. nakletme; başka yere yerleştirilen şey; başka yere yerleştirme. heart transplant kalp nakli. transplanta'tion i. doku nakli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-laid), i. altına yerleştirmek; dibini kaplamak; matb. altına destek koymak, desteklemek; i., matb. destakleyici kâğıt.

Türkçe Sözlük

(f.). Yerleştirmek işine konu olmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

emplacement. installation. installment. instalment. location. placement. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixation. installation. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük

mounting. naturalization. placement. placing. position.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere yerleştirmek, iskân etmek: Göçmenleri yurtlandırmak istiyorlar. 2. Arazi kazandırmak.