Yin ne demek? | Yin anlamı nedir? | Yin

Yin anlamı nedir?

Yin ne demek?

Yin anlamı nedir?

Yin | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin felsefesine göre hayatın aslını oluşturan dişil elaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adamcasına, insaniyete yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yahut onculayın. Aslı: Ancalayın). Öylece, o suretle, o mertebede, o kadar. (Uzağa işaret için olup, yakına mahsus olan «buncalayın» a karşılıktır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ayn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Adet, kanun, usul: Ayîn-i kudemâ üzere = Eskilerin Adetince.

2.Bir mezhebin töreni, ibâdet: Ayîn-i Mecüsî üzere, icrâ-yı Ayîn ederken. Şehrâyîn = Şenlik, donanma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk Musikisi’nde tarîkatlere mahsus bir dinî tasavvuf! şekil. En tanınmışı Mevlevi Ayîni’dir ki, Ayîn-i Şerif de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. rite. service. ceremonial. litany. observance. ordinance. ritual. sacrament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liturgy. service. rite. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the 16th letter of the Hebrew alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious musical service. ceremony. celebration. office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ayin is the 16th letter of the Hebrew alphabet. nothingness; in addition, the first emanation of the Sefirtot, Keter, is sometimes described as ayin. 16th letter of the Hebrew alef-beit. the 16th letter of the Hebrew alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آیين] tören. 2.ayin. 3.din.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mevlevî Ayînleri’nde hânendelik yapan okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mevlevî Ayîni’ne verilen ad. (bk.) Ayîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayna, gözgü, Ar. mir’ at. Ayîne-i İskender = İskender’in güya onunla dünyayı seyrettiği söylenen harikulâde bir ayna. İskender’in yanında bulunan bir atlas veya haritadan galat olabilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آینه] ayna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayna mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eskiden bir büyük adamın giyinirken aynasını tutmakla vazifeli hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آیين خوان] ayin okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, şenlikli. Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedanının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. developed. built up. flourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich and prosperous. cultivated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İmar edilmiş, mamur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, Ayîn = resm ve Adet). Adeti, Ayîn ve mezhebi kötü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benim gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafatasının en büyük kısmını kaplayan, kalınca ve dayanıklı bir zarla örtülmüş bir sinir organı. Yumuşak ve beyazımsı bir kitle olan beyin, duyum ve bilinç merkezidir. Beyni atmak = Birdenbire ve pek fazla öfkelenmek. Beyni bulanmak = Sersem hale gelmek. Beyni sulanmak = Bunamak. Beyninden vurulmuşa dönmek = Beklenmedik bir durum karşısında çok büyük bir şaşkınlık ve üzüntüye uğramak. Beyin yıkamak = Bir insana zorla ve hileyle evvelce reddettiği bir fikri kabul ettirmek, mec. Akıl, şuur, Ar. fehm, zekâ. Beyin bırakmamak = Zihin yormak, şaşırtmak. Beyin delinmek, sarsılmak = Gürültüden mustarip ve sersem olmak. Beynine girmemek = Anlayamamak. Beyni dağılmak = Aklı perişan olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral. brain. encephalic. brain. cerebrum. brains. intelligence. gray matter. grey matter. loaf. mastermind. sensorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. brain. cerebrum. head. loaf. mind. brains. cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain. mind. intelligence. noddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain storming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafatasının iç arka kısmında, beynin altındaki organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beyne benzer: Beyinsi boğumlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Akılsız, ahmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless. stupid. addle-headed. dim witted. rattle-pated. rattlebrained. rattleheaded. brainless. stupid. addle-brain. addle-pate. pinhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. gormless. soft headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılsızlık, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentmindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. beyyine). Açık, Fars. aşikâr, Ar. vâzıh, bedîhî. (bk.) Beyyine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. beyyinat). Delil, bürhan, hüccet, sağlam senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. proof. argument. conclusive argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı bunçalayın)

1.Bu kadar, bu miktarda: Bunculayın işin ehemmiyeti yoktur.

2.Böyle, bu tarzda, bu halde. Bunculayın adam (yakın için olup, uzak için olan mukabili onculayındır, eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gömme, defnetme. burying ground burying place mezarlık, kabristan; mezar, kabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Canlı TV yayınını duraklatmanıza imkan tanıyan Sony HDD kayıt cihazları sayesinde artık hiçbir anı kaçırmayacaksınız. Yavaş gösterim ve hızlı ileri sarma işlevi dahil olmak üzere kaldığınız yerden itibaren sahneleri farklı hızlarda oynatabilir ve istediğiniz an canlı yayına dönebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live broadcast. live coverage. live program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

—CİLEYİN (e). Teşbih (benzetme) ve temsil beyan eden haller: Oncılayın = Öylece, onun gibi. Buncılayın = Böylece, bunun gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

— CİLEYİN (bk.) — Cılayın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağlayan. a crying shame çok yazık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داین] alacaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s).ölüm,ölme;(s).ölen,ölmekte olan dying bed ölüm döşeği .dying confession (veya) declaration ölüm döşeğinde yapılan itiraf, açıklama. dying will ölmek üzereyken ifade edilen arzu, son dilek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic brain. computer. devil box. thinking machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygı değer kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık: (s). uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttress (mim). duvar dirseği, payanda, istinat kemeri. with flying colors parlak bir başarı ile. Flying Dutchman fırtınalı havalarda Ümit B

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gece vakti, Ar. leylen: Geceleyin yola girdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by night. at night. during the night. overnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mode of dressing. turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wear. dressing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşır, esvap vesaireyi üstüne alıp vücudu örtmek, Osm. iktisâ, telebbüs etmek: Yeni yataktan kalkıp daha giyinmemişti. Yataktan kalkar kalkmaz giyinirim. Kalk giyin de çıkalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. put on. groom. tog oneself up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. to get dressed. to dress oneself. to put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dress oneself. to put on. don. dress. garb. rig out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Giyilecek şey, ruba, esvap, çamaşır: Giyintiye ait bazı şeyler aldım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harman yapma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elbette, behemehâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هر آیينه] mutlaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kendi kendisine yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. self-sown. volunteer. raised with little or no supervision. self-taught. self-made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük sevgili. 2.Hz.Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz.Ali’nin küçükoğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gökyüzünün ve cennetin en yüksek yeri ki, dindarlar orada oturacaklardır (illiyyûn şekli pek kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Artık belirli BRAVIA TV’lerde kablolu yayın şebekelerinde kullanılmak üzere, entegre televizyon tuneri bulunmaktadır. Bu da, bir alıcı kutusuna gerek kalmadan, BRAVIA TV’nizi anten girişi aracılığıyla doğrudan kablolu yayın şebekesine bağlayabilmenizi sağlar. Teknik ya da ticari nedenlerle, tümleşik TV tunerlerimiz her ülkedeki yerel kablolu yayın şebekeleri ile uyumlu değildir. Hangi entegre TV tunerin bulunduğunuz yere uygun olduğunu kontrol edin.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayıngillerden kerestelik bir orman ağacı (fagus silcatice). Ak gürgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı veya kocanın erkek kardeşi. Ahmed’in kaynı = Karısının erkek kardeşi. Fatma’nın kaynı = Kocasının erkek kardeşi. Diğer isimlere katılarak karı koca arasında akrabalık gösterir: Kayınata, kayınpeder = Karı veya kocanın babası. Kaymana, kayınvalide — Karı veya kocanın anası. Kayınbirader = Kayın ile aynı şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in law. beech. in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliated through marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(akgürgen): Kayıngiller familyasından; kış aylarında yapraklarını döken güzel görünüşlü bir orman ağacıdır. Dalları salkım gibidir. Kabukları halka halkadır. Kabuk ve dallarının kuru distilasyonundan kayınağacı katranı elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müzmin bronşit, verem tedavisinde kullanılır. Diş ağrısını keser. Kabuklarının suda kaynatılmasıyla elde edilen suyla yüz lekeleri, çiller giderilir. Kıllar temizlenir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. maugh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerin kozalaklılar takımından büyük orman ağaçlarını içinde toplayan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlilik akrabalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father in law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father- in-law. in laws.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynana, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ezilmek, ağrı vermek: Midem kıyındı.

2.Kırılmak, kırıklığa uğramak: Bütün vücudum kıyındı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kıyılmış şey, kıyma mahsûlü: Et kıyıntısı.

2.Mide ezilmesi, bayılma: Midemde bir kıyıntı vardır.

3.Kırıklık, Ar inhirâf: Vücudumda bir kıyıntı duyuyorum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim wit. featherbrain. hare brained. pudding head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. whatsoever. at random. indiscriminately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا علی التعيين] gelişigüzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «leymden smüş.) (mü. leyyine). Yumuşak. Leyn-ül-cânib = Görüşülmesi kolay, kibirsiz, kanı sıcak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لين] yumuşak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun devirli (plak), dakikada 331/3 devir yapan (büyük plak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatış; yatacak yer. lying-in i. çocuk doğurma; loğusalık. lying to den. faça edip yatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalan söyleme, yalancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamberlain. gentleman in waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Denizde su yüzünde veya su altında, serbest veya bağlı; karada örtülü olarak bulundurulan bomba. Mayın tarlan = Denizde veya karada, mayınlanmış saha. ,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine (an explosive. mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. İng. T.). Bir yeri mayınlı hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEDAIN) (i. A c.) (nr medîne).

1.Medîneler, şehirler, (bk.) Medine (hi. m. coğrafya). Sâsânî imparatorluğunun başkenti olan ünlü tarihî şehir ki, bugün Irak’ta bulunmaktadır. Yun. Ktesifon.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cbeyn» den if.) (mü. mübâyine).

1.Başka türlü olan, diğerlerinden ayrı ve gayri olan, muhalif.

2.Diğerinin aksi ve zıddı olan: Bu sözünüz demin söylediğinize büsbütün mübâyindir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» dan İf.) (mü. mübeyyine). Beyân eden, açıklayan: İtimada değer olduğunu mübeyyin bazı evrak gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «linet» ten if.) (mü. müleyyine) (tıp). Yumuşatan, yumuşatıcı, Osm. linet veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ayn» dan if.) (mü. müteayyine).

1.Belli edilmiş, tâyin olunmuş, muayyen, belirli. 2.Ayân ve eşrâftan olan, ilerigelen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. »beyn» den if.) (mü. mütebâyine). Birbirine zıt olan, birbirinin aksi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» den if.) (mü. mütebeyyine). Tebeyyün etmiş, meydana çıkmış, ispat olunmuş, apaçık ortada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dîn» den İf.) (mü. mütedeyyine). Din ile vasıflanmış, dinine bağlı, dindâr: Mütedeyyin bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devout. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kıldan yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متدین] dindar, dinine düşkün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live broadcast. live telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wherein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğle vakti: Öğleyin gelin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at noon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at midday / midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at noon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at midday / midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onun gibi, ona göre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzakta bulunan, sınır dışındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایين] aşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oyun kâğıdı, iskambil kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. broadcasting. radio broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Oyuncuların oynadıkları karakterlerin rollerine bürünerek birleşik bir hikaye yarattıkları oyun türü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabah vakti, sabah erkenden: Sabahleyin biraz kahvaltı ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning. early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçme, muhterem, saygı değer, Fars. güzide, Ar. müntabab, mümtaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dear. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. esteemable. dear. estimable adj. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendisine saygı gösterilen insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli, saygı duyulan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, lakırdı, darbımesel, tabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyatlı davranmak, sakınmak, düşünceli hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR-AYİN) (i. F„ şehr = şehir, Ayin = tören). Şehrin donatılmasıyle yapılan umumî eğlence, şenlik, donanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senin gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. şiryân). Şiryanlar. (bk.) Şiryân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şiryân). Şiryânlar. (bk.) Şiryân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesaha ilmi, yer ölçmesi; mesaha etme. aerial surveying havadan mesaha etme, uçakla harita çıkarma. hydrographic surveying bir bölgenin idrografik haritasını çıkarma. photographic surveying fotoğraf çekmek suretiyle mesaha etme. surveyor's level

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: TâYİN) (i. A.). Er azığı. Tayın bedeli = Bir aylık er azığının karşılığı olan para. Tayın ekmeği = Asker ekmeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAYİN) (i. A. «ayn» dan masdar) (c. tâyînât).

1.Ayırma, tahsis etme: Görüşme için gün tayin etmeli. 2.Bir göreve yerleştirme, Ar. nasb: Bir kaymakamlığa tayin olundu.

3.(Türkçe) (bk.) Tayın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ration. loaf of bread issued to a soldier as part of his ration. food allowance. food ration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. designation. assignment. investment. nomination. preferment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. designation. determination. appointment atama. indication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. designation. indication. pointing at. assignation. determination. investiture. moving. nomination. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ration allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. nominate. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. assess. to appoint. to define. to determine. to nominate. assign. commission. constitute. coopt. create. destine. give. name. to compute a period. place. relegate. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tayın veren, tayin dağıtımına memur adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعيين] belirleme. 2.belirlenme. 3.atama. 4.atanma. 5.tayın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» dan masdar). Açık ifade ve beyân etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklığa kavuşturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television broadcast. television broadcasting. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «leyyin» den). Yumuşatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamenting. decorating. embellishing. adorning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تزیين] süsleme. 2.süslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süslenmek, bezenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Notayı süsleme işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zînet»ten). (c. tezyînât). Süsleme, süslendirme, zînetlendirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorations. embellishments. ornamentation. decoration. trappings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزیينات] süslemeler, süsler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamental. decorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fas'a mahsus santarak ağacının güzel kokulu kerestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorucu, sabır tüketici, sinirlendirici, sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tie.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölez, ölumsüz, sonsuz, nihayetsiz, ebedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acımasız, amansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicle. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rekabet eden; çatışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publishing. air. edition. publication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcasting. edition. publication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. publication. broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emit. feature. give forth. herald. issue. print. produce. promulgate. publish. put forth. run. telecast. televise. transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. release. televise. transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publish. to publish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yenecek şey, yemeye mahsus şeyler, rızk, azık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk ağzında: GENE), (e.).

1.Tekrar, bir daha, yeniden: Dün gelen adam bugün yine geldi, bunu yine yazacağız.

2.Hattâ, bile, o halde de: Ne kadar aldansam ben, yine sizin sözünüze itibar ederim, çok yoruldumsa da yine yazacağım.

3.Ayniyle: Dün nasıl yazdınızsa yine öyle yazmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. over. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. also. once again. nevertheless. still. gene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all the same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. anyhow. anyway. however. nevertheless. notwithstanding. still. though. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyway. but. nevermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiyecek şeyler.

Türkçe Sözlük by