Yır ne demek? | Yır anlamı nedir? | Yır

Yır anlamı nedir?

Yır ne demek?

Yır anlamı nedir?

Yır | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

folk song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Miyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reagent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testing reagent. touchstone. criterion. standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diacritic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinctive. selective. dispersive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diacritical. distinctive. selective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinctive. disjunctive. diacritic. discriminating. selector. sorter. separator. sizer. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive. dispersive. separative. distinctive. discriminating. separator. sorter. grader. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separator. distinctive. discriminating. analyzer. sorter. selector. catcher. trap. disconnector. screener. insulating. decoherer. parer. grader. divider. insulator. shed. knockoff. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discriminating. separation. discord. strife. sorting. assorting. analysis. division. dividing. selection. grading. resolution. limitation. rating. decoupling. dissociation. isolation. appropriation. insulation. lenghtening. removal. splitting. cracking. l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. assignment. demarcation. detachment. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. separating. separation. assortment. choice. detachment. disassociation. discrimination. disjunction. dissociation. distinction. earmarking. isolation. segregation. selection. setting apart. sorting. sorting out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)’.

1.Ayırmak, tefrik etmek.

2.Bölmek, taksim etmek: İkiye ayırdı.

3.Seçerek ayırmak: iyi adamları ayırmalı.

4.Seçmek, intihab etmek: İçlerinden bir iki tane ayıralım.

5.Yarmak, bölmek, ortasından parçalamak: Kalası dörde ayırdı.

6.Boşatmak: Onu kocasından ayırdılar.Çekmek, almak: Derisinden ayırdılar. Göz ayırmamak = Çok dikkat etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayırıp dağıtmak, akıtıp dağıtmak, perişan etmek: Ey Hudâ, sen doğru yoldan ayırmagıl( Eski Türkçe)-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. set apart. keep apart. assort. divorce. isolate. sort. split. sever. abstract. allocate. allot. allow. appropriate. book. choose. classify. comb. comb out. contradistinguish. cut off. cut out. demarcate. detach. devote. disband. discard. di.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. allocate. allow. appropriate. assign. detach. differentiate. disconnect. disengage. dissociate. distinguish. divide. divorce. except. grade. insulate. isolate. part. rend. reserve. save. segregate. separate. sever. spare. split. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. allocate. detache. reserve. separate. to set apart. to part. to separate. to sever from. to pitch. to choose. to select. to distinguish from. to discriminate between. to divide. to divide sth into so many parts. to save. to reserve for. to book. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayırma, ayırma kabiliyeti, Ar. tefrik, temyiz. Ayırdetmek: Tefrik ve temyiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernment. distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. distinguish. spot. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distinguish. to discriminate from. differentiate. discern. discriminate. know. signalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. İ.). Musikide geçkiyi işaret eden, sürüp giden makamın bünyesine yabancı nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklamak).

1.Tefrik ve temyiz etmek, ayırmak.

2.Bir şeyin iyi kısmını seçmek, intihap etmek, seçkinini ayırmak. Pirinci taşından ayırtlamak: Pek karışık ve müşkül bir işin içinden çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklanmak). T. Tefrik ve temyiz olunmak, ayrılmak.

2.Seçiilip intihap olunmak, seçkin kısmı alınmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: ayıklatmak). Tefrik Ve temyiz ve intihap ettirmek, seçtirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayırmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserve. book. bespeak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserve. to reserve. to book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reserve for oneself. to have sth set apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az inişli yer, sath-ı mâII: Dağların eteklerindeki bayırların cümlesine bağa tahvil etmişlerdir. Bayırkuşu = Bayırcın dahi denilen bir cins kuş. Kırkbayır = Bazı hayvanların üçüncü midesi. Bayırturpu = Baharlı ve iri bir nevi turp. mec. Kaba ve terbiyesiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foothill. slope. ascent. acclivity. brae. declivity. glacis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. incline. ridge. rise. slope. ascent. hillside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascent. slope. acclivity. descent. downslope. elevation. hill. inclination. ridge. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downhill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gönderin ucundaki bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayırkuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayıra benzer, az mail: Bayırımsı bir yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise. to get steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «bay» dan). Zengin olmak, genişlik ve kudret hasıl etmek: Yoksul bayırsa, çanağı bayırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mükerrer kullanılarak bir şeyin sürat ve şiddetle yandığını veya yırtıldığını tasvir eder: Cayır cayır yandı, cayır cayır yırttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevr»den). Cevr ve eziyet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tabiî yahut sunî olarak yani tohumunu ekmekle ot bitmeye mahsus yer. Ekseriya su altında bulunur ve mahsulü olan ot, ya baharda içine salıverilen hayvanla yeşil yedirilir yahut biçilip kış için kurutulur. Ar. merc, Fars. merg, tabiî çayır, sunî çayır, hayvanları çayıra bırakmak, bağlamak.

2.Çayırda hasıl olan otun tazesi, yeşili. Hayvana çayır yedirmek. Çayır otu = Çayırdan vakitsiz kesilip atlara yeşil yedirilen ot. Çayır peyniri = Bir cins taze peynir. Çayır soğuğu = Çayır mevsiminde yani mayıs başlarında olan soğukluk. Çayır kuşu = Toygar çeşidinden bir kuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cayır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. grass. green. meadow. pasturage. pasture. pasture grass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding ground. grass. meadow. pasture. fresh fodder. paddock. lawn. turf. grass plot. green grass. hay. meadow land. lea. field. hay field. verdure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaysılardan bir çeşit ot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). «Cayır» sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yanan veya yırtılan şey gibi ses çıkarmak, cayır cayır yanmak veya yırtılmak.

2.Açılıp kapanırken acı bir ses çıkarmak: Kapı cayırdamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanı çayıra çıkarmak, çayır yedirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvan) Çayırda otlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çayır haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çayırlamasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşil otla ö;tülü, ot biten yer: Çayırlık bir yerdir. Orası hep bağlık, çayırlıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a meadowy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürat ve şiddetle yanan veya yırtılan bir şeyin çıkardığı ses. Sert ve uzun gürültü sesi: Oyle bir cayırtı koptu ki, herkes pencereye üşüştü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler devleti, kendisine İlhanlılar devletini örnek almıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

CEZAİR (Türkçe: CEZAYİR) (i. A. c.) (m. cezîre). Cezireler, adalar. Kuzey Afrika’da vaktiyle Mağrib-i Evsat (Orta Mağrib) denilen ve Mağrib-i Aksâ (Fas) ile Tunus arasında olan ülke ve bunun merkezi olan şehir. Cez8ir-i Bahr-i Sefîd = Ege Denizi’ndeki Asya adalarından müteşekkil eski Osmanlı eyaleti ki, Cezâir-i Garb da denen Cezâyir ülkesinden ayırmak için Cezâir-i Şark da denmiştir: Başlıcaları: Rodos, Sakız, Midilli, Limni vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cezâir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algerian. algeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Algeria. algeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cezayir.

Nüfus: 27.895.000.

Yüzölçümü: 919.595 km2.

Komşuları: Batıda Fas, Güneyde Moritanya, Mali ve Nijerya; Doğuda Libya ve Tunus.

Önemli Şehirleri: Cezayir, Wahran, Qacentina.

Din: %99 Sunni Müslüman.

Dil: Arapça ve Berberi Fransızcası.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Ulusal Kurtuluş Cephesi, İslami Kurtuluş Cephesi, Sosyalist Güçler Cephesi, Cezayir’de Demokrasi Hareketi.

Tarih: Ülkenin bilinen ilk yerlileri, Berberilerin, Romalıların, Vandalların ve son olarak da Arapların atalarıdır. 1518’den Fransa’nın yönetimi devraldığını 1830 yılına kadar, ülkeyi Türkler yönetti. Geniş ölçekli Avrupa göçleri ve Fransızların kendi kültürlerini yerleştirmeye çalışmaları, Arap milliyetçiliğinin bir gerilla savaşına atılmasını önleyemedi. Barış ve Fransızların geri çekilmeleri Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile müzakere edildi. Bağımsızlık 5 Haziran 1962’de geldi. 1965’te askeri bir darbe olup da Albay Hovari Boumedienne liderliğe gelinceye kadar, bu iç savaşın galibi ve ülkeyi yöneten Ahmet Ben Beila idi. 1967’de Cezayir İsrail’e savaş ilan etti. ABD ile bağlarını kopardı ve SSCB ile askeri siyasi bağlar kurdu. 1988’deekonomik sıkıntıları protesto eden ayaklanmalarda 500 kişi öldü. 1989’da ise seçmenler, çok partili sisteme geçişi düzenleyen yeni bir anayasayı onayladılar. Hükümet islam kökten dincilerinin kazanacağı tahmin edilen 1992 Ocak seçimlerini iptal etti ve cezayiri 10.000 camisinde yürütülen tüm din dışı faaliyetleri yasakladı. 29 Haziran 1992’de devlet başkanı Muhammed Boudiaf uğradığı suikast sonucu öldü. Gruplar arası çatışmalar halen devam etmektedir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periwinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah bir cins küçük kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAL-i HAYR) (i. F. A.) Hayır falı, iyiye yorulan şey.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırlamazsınız, muhakkak zikzaklar oluşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lirleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırtamazsınız, muhakkak zikzaklar ouşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lifleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(HAYR) (i. A ). 1 .İyilik: Hayır işlemek, hayrı dokunmak.

2.Fayda: Hayır görmemek, hayır kalmamak, hayır yok. Hayırdır inşallah =

1.Bir rüyayı iyiye yormak için kullanılır.

2.Şaşkınlık ve merak veren hâdiseler karşısında söylenir. Hayrola = Ne var, ne oluyor? Merak edildiğini anlatır mânâsına.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Yok, değil, olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

no. nope. nay. no. good. charity. agape. auspiciousness. benefaction. beneficence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefaction. nay. no. weal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charity. philantropy. benefaction. gift to charity. nay. no. nope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خير] iyilik, hayır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HâYR-HAH) (i. F., Ar. hayr = iyilik, Fars. hâsten = istemek) (c. hayr-hâhân). Birinin veya herkesin iyiliğini isteyen ve herkesi iyi görmeyi seven: Hayırhah adamdır, sizin hayırhâhınızdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيرخواه] iyiliksever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine «hayrını gör» diyerek bir satışa karar vermek, bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iyi, yararlı, faydalı. Ar. nâfî: Hayırlı iş.

2.Mübarek, mes’ut, uğurlu: Hayırlı olsun!

3.Kendisine ve başkalarına menfaati dokunan: Hayırlı evlât.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good. auspicious. beneficial. beneficent. fortunate. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious. fortunate. good. advantageous. happy. beneficial. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficial. good. advantageous. useful. auspicious. promising. favourable. favorable. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). İyilik ve yardım etmesini seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. beneficent. philanthropic. benevolent. philanthropical. philanthropist. benefactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor. beneficent. benevolent. charitable. philanthropist. philanthropic. philanthrophist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. benevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolence. charity. philanthropy. philanthropy charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charity. benevolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kimseye hayrı ve iyiliği dokunmayan.

2.Hayır görmeyen, hiçbir işte muvaffak olamayıp istifade etmeyen: Hayırsız adam.

3.Hayrı görülmeyen; anasına, babasına faydası olmayan: Hayırsız evlât.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-for nothing useless. good for nothing. useless. worthless. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for nothing. useless. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خير] çok iyilik eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden, çayır halinde yetiştirilen bir park bitkisi (lolium).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kasılarak vücudun hareketlerini sağlamaya yarayan organlardan her birine ve bunların tersi olan dokularına, kas (adale) denir. Herhangi bir kaza sonucu, kas yırtılacak olursa; aşağıdaki reçeteler uygulanır ve doktora başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek, sirke, sargı bezi, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kepek üzerine azar azar su ve sirke dökülüp, hamur yapılır. Sonra, orta ateşte ısıtılır. Soğumadan sargı bezine konup, kasın üzerine sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerin sürdükleri kumdan ortaya çıkan kum adası, çay ağızlarında kum seti, Fr. barre (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakan, gailesini çeken, himaye eden, koruyan, sahip çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who gives preferential treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. backing. favor. favour. pull. shadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı kaygurmak).

1.Bakmak, himaye etmek, sahip çıkmak, gailesini çekmek: Beni kimse kayırmıyor ki. 2.İyi idare etmek, ileri sürmek, döndürmek, dikkat etmek: Bu işi siz kayırmalısı-nız.

3.Kullanmak. Bir iş ve vazifeye tâyin etmek, Osm. istihdâm eylemek: Onun maksadı adam kayırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protect. back. show favour. favor. favour. enlist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour. to support. to back. to help. to sponsor. to protect himmet etmek. to favour. to favor. to show favour. to treat preferentially iltimas etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sponsor. to protect. to care for. to give sb preferential treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kayırmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb get preferential treatments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevişgetiren hayvanların midelerinin bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakın, komşu; zıddı: ırak: Kıyırak yer (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «gayr» dan if.) (mü. mugayire). Başka türlü, farklı, uymaz, uygun olmıyan, zıt, muhalif: Gerçeğe mugayir söz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغایر] aykırı, zıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محيرالعقول] akıllara durgunluk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gayr» dan if.) (mü. mütegayyire).

1.Değişmiş, başkalaşmış.

2.Bozulmuş, bozuk: Benzi, çehresi mütegayyir oldu. Bu et mütegayyir olmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hayret» ten İf.) (mü. mütehayyire). Şaşmış, şaşırmış, hayrete uğramış, ne yapacağını bilmeyen. Hâmse-I mütehayyire = Eskilerce bilinen beş gezegen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متغایر] birbirine zıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحير] şaşkın, şaşırmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan smüş.) (mü. neyyire).

1.Nûrlu, parlak, kutlu.

2.Işıklı cisim. Neyyir-i Azâm = Güneş, tesniyesi: Neyyireyn = Ay’la Güneş.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nurlu, parlak. Işıklı cisim. Güneş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Neyyir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Göllerde balık üretmek için atılan ağaç dalları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Senede bir, iki defa belirli bir yerde kurulup bir müddet devam eden büyük pazar: Uzuncaova, Silivri, Balıkesir panayırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. funfair. market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demount. disjoin. fragment. share out. take down. take to pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEYR) (i. A.).

1.Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket.

2.Yolculuk, sefer.

3.Gezme, gezinme: Seyre gitmek, seyretmek, seyir yeri. 4.Eğlenmek için bakma, temâşâ: Bahçeyi, çarşıyı, yeni gelen eşyayı seyretmek.

5.Uzaktan bakıp karışmama: Seyrediyordum.

6.Görülecek ve gezilecek şey, görülmeye değer alay veya eğlence: Filân yerde seyir varmış. Seyrettirmek = Seyre değer bir şeyi göstermek. Seyr-i deryâ ‘= Deniz seyahati. Seyr-i sefâln = Gemi işletme işi ve mesleği, Fr. navigation. Seyr-i fi’i-menâm = Tamemiyle uyanmaksızın gece kalkıp gezmek hâli ki, bir hastalıktır, uyurgezerlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. cruising. course. journey. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pattern. process. run. progress. motion. spactacle. show. observation. course. looking at. watching. cruising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movement. motion. progress. watching. looking at. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seyreden.

2.mec. Uzaktan bakıp karışmayan: Ben seyirciyim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience. viewer. televiewer. spectator. onlooker. looker-on. bystander. beholder. public. televisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bystander. onlooker. spectator. viewer. member of the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onlooker. spectator. viewer. kibitz. looker on. member of the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az oynamak, kımıldanmak, sinir hafif surette oynamak: Gözüm seyiriyor. (bk.) Seğirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Şiddetle dokunup sürtünerek bir şeyin yüzünü soymak, alıp götürmek.

2.Üstünden sıkı silerek veya kazıyarak almak, sert silmek.

3.Çekerek çıkarmak: Bıçağı sıyırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. graze. shave. bark. brush. crease. glance off. hitch. scar. scrape. skim. skin. slip. slip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graze. nick. pick. scrape. to tear. peel off. to rip. to tear off. to peel off. to scrape. to graze. to brush. to polish off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to skin. to scrape to draw. to pick / gnaw clean. to eat every morsel of food on (one's plate. to pull a garment up or down a little bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıkı sürterek yüzünü aldırmak: Elin derisini, ağacın kabuğunu sıyırttı.

2.Hareket hâlinde bulunan bir şey bir cisme temas eder gibi geçmek: Kurşun sıyırttı geçti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A «gayr» dan masdar) (c. tagyîrât).

1.Başkalaştırma, değiştirme.

2.Bozma, Osm. ifsâd etme.

3.(musiki) Bir makam içinde yürüyen musiki eserini (diyez ve bemol koyarak veya bunları başkalaştırarak) değiştirme Tağyir işaretleri = Değiştirme işaretleri yani diyez, bemol ve bekarlar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغيير] değiştirme, başkalaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değiştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değiştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغييرات] değişiklikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayr» dan masdar) İki şey arasında birini seçmeye serbest bırakma, istediğini seçmeyi teklif etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyr»den). Gönderme, yollama, Ar. irsâl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’de adı geçen, peygamber olup olmadığı konusunda ihtilaflı görüşler bulunan kişi. Tevbe suresi 30.ayette ismi geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book a place. book a seat. to book a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az yarılmak, çatlamak, aralık olmak: Çıban yırı İdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Irlamak, şarkı söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az yarmak,.hafif surette çatlatmak: Çıbanı yırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.) (aslı iki’den iğirme). iki defa on. Ar. aşreyn, Fars. bîst: Yirmi para, yirmi gün, yirmi yaşında, yirmisini bitirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twenty. score. twenty. icos-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twenty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twenty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmede kullandıkları, ama zamanla otlanmaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz gecikerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturamadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürüdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmekte kullandıkları, ama zamanla otlamaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz geçirerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturmadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(si.). Yirmi parçadan mürekkep veya yirmi benek vesairesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.).

1.Yirmi lira kıymetinde veya yirmi kilo vesaire ağırlığında yahut yirmi metre vesaire boyunda olan.

2.Yirmi yaşında: Yirmilik bir adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yirmi derecesinde olan: Ayın yirminci günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twentieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zwanzigste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında yirmi: Dilencilere yirmişer kuruş verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etlerini yiyip beslenmek için başka hayvanları diş ve tırnaklarıyle yırtan, paralayan, öldüren: Yırtıcı hayvan, yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. predaceous. predacious. predatory. rapacious. raptorial. ravenous. savage. ripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. predatory. savage. tearing. rending. rapacious. cruel. bloodthirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. predatory. rapacious. savage. wolfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı olma-hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yırtılmış, yarılmış, Fars. deride, çâk: Pantolonu, yakası yırtık.

2.Alıştırılmış (at).

3.Arsız, utanmaz, sıyrık. mec. İffetsiz, Adî kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. rupture. slash. slit. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. slit. torn. ragged. shameless. ripped. brazen-faced. forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtılmak işi. (bk.) Yırtılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yırtmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend. rip. slit. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. split. tear. to be torn. to be rent. to rip. to become insolent/shameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jag. rend. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğazını yırtarcasına bağırmak, üstünü paralarcasına telâş etmek, tepinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirinin üst ve başını yırtıp, yüzünü, gözünü tırmalayıp tutuşmak, Osm. mücadele ve mudârebe etmek: Kavga edip kedi gibi yırtılmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtılmış, yarılmış gibi açık: Yırtlak göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yırtmak işi. 2.Yırtmakla yapılmış, yırtılmış, (bk.) Yırtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise ve çamaşırın yırtılmış gibi açık yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slash. slit. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slash. slit in a garment. slit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bez ve kâğıt gibi şeyi çekip paralamak, yarmak: Senedi, kitabı yırttı.

2.Tırmalayıp yara etmek: Kedi, çocuğun yüzünü yırtmış, dikenler ellerimizi yırttı.

3.Hayvanın mahmuza gelecek tarafını yaralayıp yürümeye alıştırmak: Bu tayı yırtmalı.

4.mec. Mahcubiyetini giderip, pervâsız etmek: Bu, mahçup bir çocuktu, görüştüğü adamlar kendisini yırtmışlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirm out of. cut the gordian knot. claw. lacerate. rend. rip. rip up. rive. slash. slit. tear. tear to pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodge. lacerate. mangle. rend. rip. rupture. tear. to tear. slit. to tear to pieces. to scratch. to rend. to rip. to claw. to get off. to dodge. to beat the rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacerate. rend. rip. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yırtmasına sebep olmak, yırtmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Zübeyr).

İsimler ve Anlamları by