Yırtık Ayakkabı | Yırtık Ayakkabı ne demek? | Yırtık Ayakkabı anlamı nedir?

Yırtık Ayakkabı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: yirtik ayakkabi

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle anlatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle arilatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Arsız, utanmaz yırtık.

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. F.). Yarık, yırtık, çatlak. Çâk etmek = Yırtmak, paralamak: Perde-i nâmûsunu çâk etti. Girîbân-çâk = Yakası yırtık, keder ve üzüntüden yakasını paralamış. Çâk çâk = Parça parça. Yırtık yer: Çâk-i girîbânımdan = Yakamın yırtığından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاک] yırtık. 2.yırtmaç. çâk etmek yırtmak. çâk olmak yırtılmak.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtılmış, yırtık.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ortaya çıkmasından beri çok zaman geçmiş olan. Ar. kadtm, atîk, Fars dîrîn, göhen: Eski zaman, eski maden, eski adamlar, eski şarap. 2. Şimdikinden önce olan. Ar. mukaddem, sabık, sâlif, Fars. pîşîn: Yenisi, eskisini aratıyor, eski bahçıvan. 3. Eskiyip yerleşmiş. Ar müzmin: Eski bir öksürüğüm vardır. 4. Kıdem kazanmış, kıdemli, Fr. doyen: Vezirlerin en eskisi. 5. Hükmü geçmiş, Ar. muattal: Eski takvim, eski moda. 6. Yaşlı, ihtiyar. Eski adamdır. 7. Zamanla bozulmuş şey, Osm. fersude, köhne: Eski esvap, eski kundura. 8. Bozuk, harap, viran: Eski ev, eski kale. Eskiler = 1. Eski adamlar. Ar. kudemâ, mütekaddimîn. 2. Eski esvap vs. Eskiden = Eski zamandan beri, Ar. minelkadîm. Baş eski = Eskiden saray emektarlarının en kıdemlisi. Eski pabuç = Değersiz şey. Eski pabucumu alırsın = Bir şey kazanamazsın. Eski püskü = Köhne şey, yırtık pırtık. Eski tas, eski hamam = Eskisinden asla farkı yoktur. Eski kurt = Kurnaz adam, bulunduğu mesleğin her şeyini bilen kimse.

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırlamazsınız, muhakkak zikzaklar oluşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lirleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırtamazsınız, muhakkak zikzaklar ouşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lifleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yarık, aralık, yırtık. 2. Dağınık.

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yanak, Fars. ruh, ruhsir. Halî-ül-izâr = Hayâsız, utanmaz, arsız, yırtık, yüzsüz. GOl’-lzIr = Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Yırtık, yamalı, pejmürde. 2. Yırtık elbise, dağınık kıyafet. Jende-pûş = Yırtık elbise giyen, pejmürde kıyafetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژنده] yırtık, eski. 2.yamalı hırka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدروس] eski, yırtık pırtık. 2.ders olarak verilen.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tezgâhta yapılan, dokuma olmayarak, el ile ve buna mahsus iğnelerle yapılan ve ekseriya göz göz olan bir şey işlemek: Ağ, çorap, fanila, hasır örmek. 2. Çeşitli lifleri birbirine geçirerek örgü yapmak: Saçı örmek. 3. Kumaş vesairenin delik ve yırtık yerini, iplikleri birbirine karıştırarak ve yamasız olarak tamir etmek: Paltosunu birkaç yerinden örmüş. 4. Yeniden duvar yapmak veya duvarın yıkık yerini tamir etmek: Duvar örmek.

Türkçe Sözlük

(i.). Kumaş, şal vesaire yırtıklarını örerek tamir eden.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Parça, kısım. 2. Adet, sayı: Beş pâre top, yirmi pâre gemi. Pire pire = Parça parça, kırık, yırtık pırtık. Hezir-pire = Bin parça. Yek-pire = Bir parçadan ibaret, eksiksiz, bütün. (bk.) Para.

Türkçe Sözlük

(i.). Eski püskü ve yırtık (esvap vesaire): Parsal bir cübbe. (bk.) Partal.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Buruşmuş, buruşuk: Pejmürde kâğıt. 2. Solmuş, rengi gitmiş: Pejmürde çiçek. 3. Eski püskü, pis ve yırtık: Kıyafeti pek pejmürde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پژمرده] solgun. 2.dağınık. 3.yırtık.

Türkçe Sözlük

(i.). Pek eski, pejmürde ve yırtık. Pırı pırtı = Eski püskü şeyler.

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ve yırtık, Fars. fersude, parça parça: Yırtık pırtık.

Türkçe Sözlük

(i.). Mânâyı kuvvetlendirmek için «eski» sıfatıyla beraber kullanılır. Eski püskü = Eski, yırtık eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paçavra, çaput, eski bez parçası; gen. çoğ. yırtık pırtık giysi; şaka giysi; paçavra gibi önemsiz şey. rag baby, rag doll kumaştan yapılmış kukla. ragman i. eskici. rag paper paçavradan yapılmış kâğıt. rag rug pala. glad rags argo süslü elbise. in

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pürüzlü, karışık düzensiz; eski püskü, yırtık, pejmürde: iplikleri akmış; pejmürde kılıklı. raggedly z. yırtık pırtık. raggedness i. pejmürdelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yırtık, yarık, gedik; ara açılması, dargınlık.

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Yırtık ve yarık yapıştırıp tâmlr etmek. Retk ü fetk = İdare, idareci.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,- ping) i. yarmak, kesmek; çekip dikişlerini sökmek; keresteyi boyuna kesmek; yarılmak; dikişleri açılmak; hızla ilerlemek veya koşmak: i. yarık, yırtık; dikiş söküğü; değersiz şey; girdap, anafor. rip cord paraşütü açan kollu ip; balonu çab

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzüm ve hurma gibi birçoğu bir sapta bulunan meyve. 2. Salkım şeklinde duran şey, hevenk: Salkım salkım sarkıyordu. 3. (denizcilik). Yelken bezinden bir torbaya konup ve üzeri halatla sarılmış ufak tanelerden ibaret mermi. Salkım ateş = Mltralyöz mermileri gibi birçok tanesi birlikte atılan mermi veya donanma fişeği. Salkımsöğüt = Dalları aşağıya sarkan söğüt ağacı. Salkım saçak = Birkaçı birlikte olarak asılan saçak veya paralanıp parçaları sarkan yırtık şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(A.B.D.), k.dili. dökük (saç); yırtık pırtık, pejmürde .

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) ufak sarkık uç; yafta, pusula, fiş, etiket: elbisenin yırtık parçası; piyes veya kitapta gereksiz ilâve; şeridi kuvvetlendirmek için ucuna takılan maden parçası; meşhur söz; köpeğe takılan künye; püskül, saçak; rozet; saç perçemi;

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-tore, -torn) i. yırtmak; yarmak; koparmak; çok hırpalamak; kopmak; yırtılmak, yarılmak; çılgın gibi koşmak; i. yırtık, yırtık şey; (argo) cümbüş, çılgınca eğlence; çılgınca hareket. tear down k.dili. yıkmak, kötülemek. tear into k.dili. saldırmak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elbise boynu, elbise veya çamaşırın boyun geçecek ve boynu örtecek yeri: Gömlek yakası, sırmalı yaka, yakası kirli. 2. Kenar, sahil: Deniz yakası. Yakadan atmak = Defetmek, kurtulmak. Yakası açılmadık = Duyulmamış, kullanılmamış. Yakayı ele vermek = Tutulmak, kaçamamak, ele geçmek. Yaka ısırmak = Hayret etmek, şaşmak. İki yakası bir yere gelmez = İşini bilmez, müsrif. Yaka paça = Sürükleyerek. Çalyaka etmek = Şiddetle tutmak, tevkif etmek, yakalamak. Yaka silkmek = Nefret etmek, usanmak. Yakasına yapışmak = Yakalamak. Yakayı kurtarmak = Kurtulmak, sıyrılmak. Yaka yırtık = Boynu etrafında bir sıra ters tüyleri olup uğursuz sayılan at. Yakayı ele vermek Yakalanmak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir deliği veya yırtık bir yeri kapayıp tamir etmeye mahsus parça: Yama vurmak. 2. Bazı kimselerin yüzündeki leke: Yanağında yaması var.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yırtılmış, yarılmış, Fars. deride, çâk: Pantolonu, yakası yırtık. 2. Alıştırılmış (at). 3. Arsız, utanmaz, sıyrık. mec. İffetsiz, Adî kimse.

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. rupture. slash. slit. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. slit. torn. ragged. shameless. ripped. brazen-faced. forward.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pejmürde, yırtık pırtık: Zibidi kıyafetli. 2. Miskin, mıymıntı: Zibidi adam.