Yoo-hoo ne demek? | Yoo-hoo anlamı nedir? | Yoo-hoo

Yoo-hoo anlamı nedir?

Yoo-hoo ne demek?

Yoo-hoo anlamı nedir?

Yoo-hoo | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Hey, buraya bak!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k. dili heyecanlı ve göze batan propaganda veya yazı; gürultü, velvele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fayda, yarar, menfaat, çıkar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yakısık almak; lazım gelmek, icap etmek, gerekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hüngür hüngür ağlamak; i. hıçkırarak ağlama sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocukluk devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şemsiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğme kancası,ayakkabı ve eldiven düğmelerini iliklemede kullanılan kanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, argo ortaklık. in cahoots ortak olarak, ortaklık halinde. go cahoots ortaklık kurmak, ortak olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kütükleri devirmeye mahsus ucunda madeni kancası olan tahta kaldıraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocukluk devresi. second childhood yaşlılık devresindeki çocukluk hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (chose, chosen) seçmek, ayırmak, tercih etmek, arzu etmek, istemek; tercih yapmak. cannot choose but mecburdur. chooser (i). seçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k.dili). müşkülpesent, zor memnun edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok neşeli, şen; çarpık, bozuk; övüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilâhilik, tanrılık vasfı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cüret; arsızlık, küstahlık yiğitlik, cesaret;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, eski, argo içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kukulete, başlık; kukuleteye benzeyen herhangi bir sey; A.B.D, oto. motor kapagı; şahinin başına geçirilen göz bağı; üniversitelerde rütbe göstermek için pro- fesörlerin cüppelerine takılan başlık şeklindeki parça; A.B.D, argo hayta; f. kukulete

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sokak serserisi, kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyü; k.dili uğursuz kimse veya şey; f., k.dili uğursuzluk getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözlerini bağlamak; aldatmak, göz boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem, A.B.D, argo saçma şey, zırva; saçmalık; ünlem Saçma !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. hoofs, hooves) f. toynak; toynaklı hayvan ayağı; toynaklı hayvan; f. tekmelemek, tepmek, çifte atmak; gen. it ile, k.dili yaya gitmek, taban tepmek: dans etmek. on the hoof ayakta, sağ, kesilmemiş (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toynak patırtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bayt. tırnağı sıkışmış, sakat tırnaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toynak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanca, çengel; kopça; orak; çengel gibi kıvrılmış şey; akarsuyun çengel şeklinde kıvrılan kısmı. hook and eye erkek ve dişi kopça. hookandladder company itfaiye teşkilatı. hook, line and sinker k.dili tamamen, olduğu gibi: He swallowed my story hook,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .,cengel ile yakalamak, tutmak, çekmek, bağlamak; ucu çengelli olta ile balık tutmak; çengel şekline sokmak, çengel şeklinde bükmek; tos vurmak; argo çalmak, aşırmak; kanca şeklini almak; takılmak, asılmak. hook up kancayla bağlamak; birleştirmek. h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hooka i. nargile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çengelli; çengel şeklinde; çalınmış; argo müptela, düşkün; argo evlenmiş, evli. hooked rug tığ ile örülmüş halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek direkli balıkçı gemisi; eski veya hantal gemi; argo bir bardak sek viski; argo fahişe, orospu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gaga burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç cihaz veya elektrik devresinin birbirine bağlanması; k.dili ilişki, bağlantı; birkaç radyo istasyonunu birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince bağırsaklarda bulunan azı kancalı bir çeşit solucan, kancalı kurt, zool. Ancylostoma. hookworm disease tıb. bu solucandan ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili mektep kaçağı. play hooky mektepten kaçmak, slang okulu asmak; kaçamak yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili sokak serserisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ,çember, kasnak; ,çocuklann oyuncak çemberi; eskiden kadınların eteklerinin içine geçirilen çember; çember şeklinde herhangi bir şey; f. çemberlemek, çemberle bağlamak. hoop skirt içine ,çember geçirilmiş etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo gürültü, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çavuşkuşu, ibibik, hüthüt, zool. Upupa epops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., A.B.D İndiana eyaleti yerlisi; s. İndiana ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ötmek (baykuş), baykuş gibi ötmek; yuha çekmek; i. baykuş sesi; bağırma; yuhalama; İng., argo güldürücü şey. hoot owl baykuş. not worth a hoot k.dili beş para etmez. hooter i. fabrika düdüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo İndonezya'da saz damlı ev; ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hootenanny i. halk şarkıları gösterisi; k.dili şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., İng. elektrikli süpürge ile temizlemek. hooves bak. hoof.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtimal, olasılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçim, geçinme; geçim vasıtası, rızk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkeklik, yiğitlik; erkeklik hali veya çağı; insanlık. manhood suffrage bütün ergin erkeklerin rey verme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (chose, chosen) yanlış seçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğanotu, bot. Aconitum; kaplanboğan, bot. Aconitum napellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anallk, validelik; analar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civar, yöre, havali, semt, mahalle; yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dal; yan çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vuruşta geçmek; dışarı uzamak; i. dışarı çıkan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (shot) nişandan öteye atmak; geçmek; aşırılığa kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üflenince bezelye atan oyuncak boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tencereyi ateş üzerine asmaya mahsus S şeklindeki çengel; özellikle el yazısı öğrenenlerin S şeklindeki çizgileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okul öncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık; papazlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsilik, evliyalık; azizler, evliyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. okul, mektep: öğrenim devresi; güz. san. bir ustadın öncüsü olduğu tarz veya üslup, ekol; herhangi bir şeyin öğrenildiği yer; okul binası; f. okula göndermek; ders vermek, öğretmek, okutmak; terbiye etmek, alıştırmak. school age okul çağı. schoo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balık sürüsü; f. sürü halinde yüzmek (balık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğitim ve terbiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda bilgin; iskolastik görüşlü veya eğilimli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkı disiplinli kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınıf, dershane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul ödevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okulda oyun sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki veya üç direkli ve yelkenleri yandan olan gemi, uskuna; büyük bira bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keskin nişancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (f). Haydi! Defol! Kışt! Hoşt!; (f). kovmak. shooin (i)., (A.B.D)., (k).dili kolay kazanılan seçim veya yarış; kazanacağı önceden belli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D). ayak sürterek yapılan dans; bir çeşit tart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). fıçı veya sandık yapmak için hazırlanmış malzeme; başak demetleri kümesi; (f). fıçılık tahtaları demet haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (shot shooting) (i). atmak, fırlatmak; ateş etmek; (gen). out ile (filiz) sürmek; silâhla öldürmek veya yaralamak, vurmak; (sekstantla) ölçmek; akıntı ile geçmek; üzerinden hızla geçmek; fotoğraf çekmek; içine başka renk karıştırmak; tüfek kullanma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

avcı kulübesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vurucu, nişancı, atıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkardeşlik, kızkardeşlik görevi; rahibeler birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. altı atar, altıpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) eyalet olma durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kumaşı çerçeveye germeye mahsus kancalardan biri. on ten terhooks endişe içinde, sabırsızlıkla bekleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksaklıkları saptayıp çözümleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baykuş ötüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-shot) hedefe isabet ettirememek, hedefe erişememek; uçağı normal inişinden önce piste temas ettirerek tekrar havalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çengelden çıkarmak; çengelini çıkarmak; çengelden çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hayhrmak, çığlık atmak, bağırmak: baykuş gibi ötmek; boğmaca öksürüğünde olduğu gibi ses çıkarmak: i. çığlık, haykırış,bağırtı; baykuş sesi; boğmaca öksürüğü sesi. not worth a whoop k.dili. beş para etmez. whoop it up (argo) ortalığı heyecana b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) gürültü; tantana, gösteriş; çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), i. Yaşa! i. gurültülü şenlik. make whoopee şamata yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlık, kadınlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan gibi insan, insan azmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Hey, buraya bak!

İngilizce - Türkçe Sözlük by