Yr ne demek? | Yr anlamı nedir? | Yr

Yr anlamı nedir?

Yr ne demek?

Yr anlamı nedir?

Yr | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. year, your.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. «Akar»). Dilimizde kullanılmaz. Tıpta kullanılan kökler vesaire: Akâkıyr-ı tıbbiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit akçıl çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkish flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki, yer prasası da denir (Leonurus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asur. Assyrian (i).,(s). Asuri, Asurca. Assyriol'ogist (i). Asur uygarlıgl bilgini. Assyriol'ogy (i). Asur uygarllğı(tarih, dil ve arkeoloji) ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(zemberekotu): Atkuyruğugillerden; kök sapı ömürlü olan, nemli yerlerde yetişen bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu giderir. İdrarı artırır. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar torbasındaki iltihabı giderir. Kan işemeyi keser. Albümin miktarını düşürür. Zatülcenp ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Nikris ve romatizmanın şikayetlerini giderir. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Nemli yerlerde çok yetişen ve ilâç olarak kullanılan bir bitki. Atkuyruğugillerdendir (Hippuris vulgaris).

2.Genç kızların, saçlarını başlarının arkasına toplayıp soktukları at kuyruğuna benzer biçim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare's-tail. ponytail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası. Örneği atkuyruğudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otojir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. parenthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parenthesis. parentheses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülüp yağı alınmış ve su karıştırılmış yoğurt, ayran. Ayran delisi = Ahmak, bön. Ayranı şişmek = Kibirlenmek. Ayranı kabarmak = Kızmak. (Alay tâbirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttermilk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink made of yoghurt and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink made of yogurt and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalak. Ayranlık şişmek: Hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fâsılalı, kesilmiş, aralıklı, yalnız: Mahalleden ayrı bir ev.

2.Kendi başına, müstakil: O, ayrı bir evde oturuyor.

3.Başka, gayr, Aher: O, ayrı iştir. Ayrı ayrı = Her biri ayrı, her biri kendi başına, tek başına. Ayrıca = Ayrı olarak. Ayrı gayrı = Teklif ve tekellüf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. separate. unconnected. divided. another. dissimilar. discontinuous. discrete. distanced. distinct. divergent. especial. isolated. segregate. apart. aside. aloof. detachedly. hetero-. another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. detached. different. dissimilar. distinct. especial. separate. single. singular. torn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. apart. different. distinct. freestanding. aloof. aside. differing. free. independent. individual. remote. semi. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. separately. several. severally. singly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separately. one by one. independently. distinct. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offprint. reprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayrı olarak, ayrı bir önem verilerek.

2.Bundan başka, üstelik: Çocuğu fena halde azarladılar, ayrıca dayak ea yedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. otherwise. in addition to. then again. additionally. again. also. else. on the side. into the bargain. to boot. extra. farther. further. furthermore. item. likewise. over and above. thereto. withal. yea. beyond. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. also. besides. further. furthermore. likewise. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. besides. furthermore. separately. accountancy. again. wage economy. to be further enacted that. what is more. moreover. plus. a a- s. then. thereto. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. privilege. concession. speciality. eligibility. favor. favour. benefit. cachet. charter. faculty. franchise. immunity. incident. oracle. peculiar. prerogative. refusal. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. franchise. prerogative. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. concession. honour. prerogative. tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. concessive. franchised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir musiki dizisinde seslerin yanaşık olmaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir cins çayır otu ki, kökü pek derin ve sert olup, bağ ve bahçelere musallat olur ve ayıklanması pek zordur: Ayrrk otu, ayrık kökü. Ayrıkçiçeği = Ar. fakah. Domuzayrığı = Bataklıklarda hasıl olan bir çeşit saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separated. exceptional müstesna. discrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrete. separated. exceptional. cleft. cloven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exception. special treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, en iyi güvenlik için ön paneli çıkartmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(fizik). Bütünden ayrılıp bir yerde toplanma: Billûrlaşma, bir ayrılanına olayıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yalnız olmak.

2.Kimseye uymamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayrılmak, münferit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become outstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayrı olma hali. Firkat, Ar. müfârakat, Fars. cüdâİ, hicran.

2.Muhalif olma, muhalefet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parting. separation. dissimilarity. difference. standoff. clash. disagreement. dissentient. divorce. faction. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrepancy. faction. separation. split. rift. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. separation. separateness. remoteness. lack of accord. deviation. legal separation. contrast. detachment. discrepancy. disunity. exception. gap. split. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. separation. going. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secessional. disconnection. separation. parting. split. leaving. breakup. divorce. departure. breakaway. check-out. cleavage. decampment. defection. deviation. disconnexion. disjunction. dissociation. disunion. divergence. divergency. excursion. leav.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakaway. detachment. dichotomy. partition. secession. separation. leaving. departure. divergence. deviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissociation. separation. separating. departure. dispersion. fission. solution. cleavage. rupture. disassociation. branching. detachment. divergence. farewell. leave. leaving. parting. schism. secession. selection. split up. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tefrik olunmak, uzak olmak, ayrı düşmek: Evinden, çoluğundan, çocuğundan ayrıldı.

2.Bölünmek, taksim olunmak: İkiye ayrıldı.

3.Tefrik ve temyiz olunmak, farklı ve seçkin olmak: Kendisi, arkadaşlarından ayrılıyor. Seçilmek, intihap olunmak: Ev mahsus ayrılmıştır.

4.Yarılmak, çatlamak: Dudak ayrılmak.

5.Karı koca arasında nikâhı feshetmek: Karısından, kocasından ayrıldı.

6.Çekilmek, uzaklaşmak. İşinden hiç ayrılmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstuck. get clear of. leave. check out. break up. divorce. divorce from. part with. part from. depart. quit. split. split off. apostatize. break away. break with. part company with. cut loose. decamp. defect. desert. deviate. disunite. divaricate. d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depart. deviate. disengage. divide. leave. part. resign. secede. separate. sever. split. start. to be separated. to part. to leave. to depart. to break with sb. to break away. to drop out. to resign. to throw sth up. to divergeto leave. to diverge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part. to separate from one another. to open up. to split. to crack. to leave. to depart from. to be legally separated. branch. break away. cast. clear off. cleave. depart. desert. detach. deviate. dissaffiliate. dissever. dissociate oneself. distinguis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable. fast. indissoluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inextricable. inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserved. booked. set apart. set aside. isolated. disjointed. divided. divorced. split. estranged. segregate. disunited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. isolated. off. separate. reserved. dedicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separated. assorted. detached. discrete. disespoused. divided. insular. secluded. segregated. selected. spoken for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i.).

1.Ayırmak işi, tefrik.

2.Yazılarda kısımların ayrıldığı parçalardan her biri, fasıl.

3.İki şeyin, şekil veya herhangi bir sıfat bakımından aynı olmamaları hail, fark.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. difference. apartheid. part. segregation. margin. color bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. distinction. segregation. discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrimination. differentiation. section. difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discriminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discriminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. divided into sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar. identical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similarity. identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail. nicety. particular. circumstance. elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail. nicety. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

details. obtained // details can be obtained from. specialities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed. diffusive. circumstantial. particular. diffuse. elaborate. exhaustive. lengthy. minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensive. detailed. elaborate. exhaustive. global. intimate. minute. overall. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow by blow. circumstantial. detailed. diffuse. overall. particular. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. kimya). Ayrışmak eylemi, çözülme

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. desintegration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Bir cismi meydana getiren unsurların birbirinden ayrılması ile o cismin bileşik hali bozulmak, Osm. tahallül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. resolve. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. to separate. to decompose. to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik bozulma yaratan, bakteriler ve mantarlar gibi ayrıştırıcı organizmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. extrication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Birleşik olan bir şeyi unsurlarına ayırmak, tahallül ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. distil. distill. extricate. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. resolve. to decompose. to resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parse. to decompose. to analyze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. matematik), iki düzlemin arakesiti: Bir kübde on iki ayrıt vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun bir sapın ucuna bağlı ve devletin belirli alâmetlerini havi belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde bez. Bandıra. Ar. râyet: Türk bayrağı, Fransız, italyan bayrağı.

2.(Eski askeri tâbirlerde) Tabur = Bir bayrak asker. Bayrak açmak = Asker toplamak. Bayrak altı = Hayme-gâh, ordu-gâh. Bayrak donanması ve alay bayrakları = Gemilerin, şenlik günlerinde açtıkları çeşitli renklerde parçalar. Bayrak askeri = Nefîr-i Am, halktan toplanan asker.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. ensign. standard. colors. banner. oriflamme. pennon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banner. colours. flag. standard. ensign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. banner. ensign. flag. standard. colours. jack. fishplate. bracket plate. angle piece. gusset. gussetplate. colo u rs. national colours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bayraktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيدقدار] bayraktar, sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrağı taşıyan: Ecnebi bayraklı bir gemi. Eli bayraklı = Alenî ve meşhur edepsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe bayrak, Farsça dâşten: Tutmak. Yanlış mürekkep kelime. Doğrusu alem-dâr).

1.Askerde bayrağı taşıyan er veya çavuş veya subay. 2.Cengâver ve harbe giden bir kabilenin reisi: İşkodra Malisorları’nın bayraktarları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir dinde mübarek addolunan gün, Ar. lyd: Şeker bayramı = lyd-ı fıtr. Ramazan ayının bitmesiyle başlayan bayram. Kurban bayramı = Hacıların bayramı, lyd-ı adhâ. Mûsevîler’in kamış, hamursuz bayramı. Millî günlerde bayram olur: Cumhuriyet bayramı vs. mec. Sevinç, şenlik. Şehr-Ayîn = Bayram etmek, şenlik etmek, sevinç gösterilerinde bulunmak. Kara bayram = Yas ve matem günü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday. festal. hols. holiday. holidays. festival. feast. fete. fiesta. gala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feast. fiesta. bairam. festival. holiday. rejoicing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

festival. religious festival. national holiday. festivity. bean feast. fiesta. flag- day. gala. general holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the day of a religious festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kurban ve şeker bayramlarında camilerde okunan salât. Türk musikisinin dinî musiki kısmının cami musikisine ait bir formudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair grounds. holiday ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f).

1.Birbirine bayram tebriki etmek, Osm. muâyede eylemek.

2.Bayram tebriki için öpüşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exchange greetings on the occasion of a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrama mahsus, bayramlık elbise. Bayram hediyesi, bahşişi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunday clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok eski zamanlarda var olmuş, eskiden beri var olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayrı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çok nazik, efendi, bey. 2.Hüzünlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. z = edat, el = harf-i tarif, hayr = iyilik). İyilikle, iyiliğe, hayırlısiyle: Allah muvaffak-ı bi’l-hayr eyleye

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuzey rüzgarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Küçük deniz. 2.Mısır’ın kuzeybatısında bir şehir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük deniz, göl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güneş. 2.Sabah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tereyağımsı,tereyağına benzer, tereyağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). butirik aside aitveya bu asitten çıkarılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sütölçer; sütteki tereyağı oranını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emir, ferman, hüküm. Buyruk tutmak: Emre tâbî olmak Buyruk kulu = Emir kulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidding. charge. command. edict. imperative. mandate. order. ordinance. prescription. writ. decree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. command. decree. behest. mandat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2.Egemen. 3.Emir. 4.Kendi başına hareket eden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Buyruk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Os manii devlet teşkilâtında sadâret (başba kanlık) makamından yazılan bir çeşit emirnâme ki, dîvân yazısıyla yazılıp başında o makamın büyük mührü bulunurdu.

2.Bir vali veya diğer bir makamdan yazılıp iş sahibinin eline verilen açık emir-nâme.

3.Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesine kadar olan subaylara, meretlerinden verilen tevcih-nâme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyruluş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Emredilmek, ferman olunmak.

2.Edilmek, olunmak, ya pılmak (saygı ifadesi olarak bu fiillerin yerine kullanılır): irsâl buyrulmak, tenbih buyrulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buyrulmak tarzı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitte! herein!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). inek ahırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ceylan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, yek = bir).

1.Dörtte bir, Ar. rubû: Bir elmanın çeyreği. 2.Saatin dörtte biri, on beş dakika: Her çeyrekte bir hap almalı. Bir saat bir çeyrekte gidilir.

3.Mecidiye denilen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir: Bunu bir çeyreğe aldım (bugün mecidiye birimi olmadığı halde beş kuruşa yine çeyrek denmektedir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarterly. quarter. one fourth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter. one fourth. quarter of an hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهاریک] dörtte bir, çeyrek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarterfinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter final.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeni doğan çocukların kollarını, bacaklarını karşılıklı çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yirmi kuruş değerindeki bir mecidiyenin çeyreği kıymetinde olan, beş kuruşluk: Çeyreklik simit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakırlı pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -riums veyo -ria) (tıb). göz damlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). telif hakkı; (f). telif hakkını muhafaza etmek; (s). telif hakkı mahfuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Küçük kahraman, küçük yiğit. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Republican Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(itas. A.) («cezir» den) (botanik). İnce kök, kök dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük ada, adacık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). eski Islav alfabesi; (s). bu alfabeye ait veya bu alfabe ile yazılı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eczâ saklanılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Manastır, kilise.

2.mec. Meyhane.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دیر] manastır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ditiramp; kaside tarzında duygulu ve düzensiz bir üslupla yazılmış şiir. dithyrambic (s). bu tarzda yazılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Suffe ashabındandır. Birçok hadis rivayet etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. semavi, göksel; yüce, ulu; ateşten yapılmıs, ateş gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mitolojiye göre ateşten olduğu farzedilen en yüksek gök tabakası; gökler, sema; s. semavi; ateşten yapılmış, ateş gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş yuvası, kartal yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İng. fire up). Vapur ateşçisine ateşi fazlalaştırmak ve yakmak için verilen kumanda, mec. Bir işi birdenbire süratle görmeye başlayanlar hakkında söylenir: Fayrap etti = İşe hızla başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağyar).

1.Başka, özge, diğer, Ar. Ahar, mâada: Gördüğümüzün gayrı bir adam. Onun gayrı. Beni gayra muhtaç bırakmayın. Ağyâra iltifat ediyor. (Benzerleri gibi bu da dilimizde ekseriya yanlış olarak bir «ı» ile kullanılır): Bu gayrı iştir. Gayrisini aramayın. Aramızda ayrı gayrı yoktur.

2.e. Arapça sıfatların başına girip menfi mânâsıyle mürekkep sıfatlar teşkil eder. Farsça’daki nâedatının karşılığıdır: Gayr-ı câiz = Caiz olmayan, Fars. nâ-revâ. Gayr-ı tabîİ = Tabiî olmayan. Gayr-ı mahdûd = Sınırsız, hadsiz. Gayr-ı muktedir = iktidarsız, Fars. nâ-tüvân. Gayr-ı müslim = Müslüman olmayan, islâm’ın gayrı bir dinde bulunan. Bigayr, min gayr = Menfi mânâ ifade eder: —siz, bilâ—: Bigayr-ı hak = Haksız yere. Min gayrı haddin = Haddim olmayarak. Gayr ez = den mâdâ, haricinde. Gayr-ez-güzeşte = Faizden başka, faizi hesab edilmediği halde. Ve gayrı hi ve gayrı zâlike = Vesairleri, ve başkaları. İlâ gayr-ün-nihâye = Sonu gelmemek üzere, böylece devam etmek, c. Rakipler, düşmanlar: Ağyâre vefâ bize cefâ.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غير] başka. 2.yabancı. 2.olmayan, değil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير ادراکی] idrak dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير اختياری] elinde olmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mümkün olmayan, imkânsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل] mümkün olmayan, imkansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل فهم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل ازاله] yok edilemez, giderilemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل مقاومت] karşı konulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تبدیل] değiştirilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تفریق] ayırdedilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تأليف] birleştirilemez, uzlaştırılamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محسوس] hissedilmeyecek şekilde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مرئی] görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مشروع] yasal olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير معين] belirsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محتمل] ihtimal verilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير منتظم] düzgün olmayan, düzenli olmayan, düzensiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İslâm dininden olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مسلم] müslüman olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غير اندیش] başkalarını düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kıskanma, kıskançlık: Korkarım gayret beni öldürür.

2.Sevgili ve kutsal bir şeye yabancıların tecavüz ve taarruzunu görmekten hasıl olan tahammülsüzlük duygusu. Ar. hamiyyet: Kendisinde vatan gayreti, din gayreti vardır. Aile hakkında gayretini herkes bilir.

3.Fevkalâde çalışma, himmet; rehavet mukabili: Bu işi bugün bitirmeye gayret etmeli. Bu iş sizin gayretinizle olacaktır.

4.Sabır, tahammül, bir belâ olunca erkekçe davranma: Böyle bir halde siz gayret etmelisiniz ki, sizin gayretiniz diğerlerine de teselli versin. Gayreti elden bırakmamalı. Gayret vermek = Cesaret vermek teselli etmek. Gayreti kesilmek = Cesaretini kaybetmek. Birinin gayretini gütmek = Ona taraftarlık etmek: Daima hemşehrilerinin gayretini güder.

5.e. Gayreti... = Davran, himmet et, çalışmaya devam eti


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. go. zeal. ardor. ardour. endeavor. endeavour. energy. assiduity. conation. enthusiasm. exertion. fervency. fervor. fervour. hastiness. industry. intentness. keenness. nerve. pep. push. sedulity. slog. snap. spurt. strenuousness. struggle. stu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. diligence. effort. exertion. glow. pains. push. snap. snatch. spurt. struggle. zeal. endeavour. toil. labour. enthusiasm. energy. endeavor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. zeal. energy. perseverance. solicitude. ardour. assiduity. endeavour. exertion. fervour. go. industry. pull. verve. vigour. vim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غيرت] çaba. 2.kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Çalışma, çabalama. 2.Kıskanma, çekememe. 3.Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duygu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Din uğruna çalışma, gayret etme, didinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkekçesine çalışma, gayret etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gayretli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ غيرتکش] gayretli. 2.kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret taslama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zeal. partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gayrete gelmek, himmet etmek.

2.Kıskanmak.

3.Hamiyet göstermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çalışan ve himmet eden, yorulmaz, bıkmaz, çalışkan.

2.Kıskanç.

3.Hamiyetli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eager. hardworking. zealous. persevering. arduous. assiduous. diligent. fervent. industrious. full of pep. sedulous. strenuous. studious. vigorous. full of vim. as keen as mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. avid. diligent. eager. fervent. strenuous. zealous. sedulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. persevering. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strenuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غيرتمند] gayretli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret ve hamiyeti, çalışkanlık ve himmeti olmayan, hamiyetsiz ve gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet, “çalışmama ve himmet eksikliği, hamiyetsizlik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça gayr’dan galat).

1.Başka, diğer, ötekiâ O gayrı iştir.

2.Ayrılık, fark: Aramızda ayrı gayrı yoktur, aile arasında ayrı gayriyi sevmem.

3.e. Artık, hele: Gayrı bende de takat kalmadı, (bk.) Gayri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gayrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any more. no more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other than. besides. apart from. im-. in-. un-. non-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non. im. in. dis. un. now. well then. other / adj , adv ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate property. realty. landed property. landed estate. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. estate. realty. immovable goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. real asset. real property. real-estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayrılık, gayrılık, başkalık. Fr. altirit4.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غيریت] gayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. gayret, Fars. keşiden = çekmek).

1.Kıskanç.

2.Hamiyetli. 3.Çalışkan, himmetli. 4.Taraftar: Onun gayretkeşleri vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) dönmek, devretmek; helezoni şekilde gitmek; (s.) yuvarlak, zemberek şeklinde, dairesel. gyra'tion (i.) dönüş, dönme, deveran. gy'ratory (s.) dönen, devreden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), şiir dönüş, dönme, deveran; daire şekli, zemberek şekli; (f.) dönmek, devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gerfalcon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ciroskoplu pusula, topaç pusulası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hav.) suni ufuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(hav.) otomatik pilot, topaçlı pilot düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topaç, ciroskop . gyroseop'ic (s.) muvazene çarkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) va purlarda sallantıya karşıl kullanılan ciroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) cirostat bahsi, topaç denkliği bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish Easter Feast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات غير صافيه] brüt gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hayır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خير] iyilik, hayır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) İyi, faydalı, hayırlı, yarar. Hayru’l-Vera: Halkın, alemin hayırlısı, Hz.Muhammed. Hayru’l-Beşer: İnsanların hayırlısı, Hz.Muhammed.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hayr = iyilik, Fars. endîşîden = Düşünmek). İyilik düşünen. Bed-endîş mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin veya herkesin iyiliğini arzu edene mahsus: Hayrhâhâne fikirler, hayr-hâhâne öğütler. Hayırhahlıkla, birinin veya herkesin iyiliğini isteyerek: Ben size hayr-hâhâne söylüyorum. (bk.) Hayırhah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Hayırhahlık, herkesin iyiliğini isteme, (bk.) Hayırhah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanların en hayırlısı; Hz. Muhammed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayırlı evlâd, birinin yerine, ona lâyık olarak geçen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ot taşımak için arabaya eklenen kalas; ahırdaki samanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Büyük bir duyguyla kendinden geçmiş.

2.Şaşakalmış, şaşkın, hayrette kalan, Ar. mütehayyir. Hayran olmak = Şaşakalmak, çok beğenmek. Hayran hayran bakakalmak = Şaşkın şaşkın bakıp durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lover. admirer. fan. devotee. enthusiast. follower. hanger-on. idolater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admirer. booster. devotee. enamoured. fan. follower. nut. lover. filled with admiration. potty about sb/sth. bewildered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. overcome with admiration. admirer. idolater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حيران] şaşkın. 2.hayran, tutkun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şaşmış, şaşa kalmış, şaşırmış. 2.Çok tutkun. 3.Aşırı derecede sevgi duyan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be overcome with admiration. to admire. to be tranced by. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşkınlık, çok beğenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. adoration. enthusiasm. love. compliment. reverence. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. craze. predilection. worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. appreciation. adoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAYRAT) (i. A. c.) (m. hayret dilimizde kullanılmamıştır). Sevap için yapılan şeyler, vakıf işleri, hayır müesseseleri, câml, medrese, köprü ve çeşme gibi, toplumun işine yarayacak te’sisler: Filânın hayrâtı çoktur, çok hayrat bırakmıştır. Halk dilinde müfret gibi de kullanılır: Bir hayrat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pious deed. charitable act. fountain. school building or other structure erected as a pious act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler, iyilikl(Erkek İsmi) 2.Sevap için kurulan müessese.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insan. -Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيراندیش] iyi düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayranlık, şaşakalma: Hayrette kalmak, hayrete dalmak = Şaşakalmak, mütehayyir olmak. Hayrette bırakmak = Herkesin hayrette kalmasına sebep olmak, hayret sebebi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astonishment. wonder. amazement. bewilderment. wonderment. consternation. gape. maze. nonplus. surprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewilderment. gosh. wonder. amazement. astonishment. surprise. wow!. gosh!. how surprising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazement. astonishment. suprise. how amazing. consternation. cor. hey. maze. puzzle. puzzlement. quandary. wonder. wonderment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيرت] şaşkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şaşma, şaşırma, şaşakalmış, ne yapacağını bilmeme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be astound / astonished / suprised at. jolt. marvel. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayret = şaşma, Fars. bahşîden = bağışlamak). Hayret veren, şaşırtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. hayret = şaşkınlık, Fars. efzâyîden = arttırmak). Hayreti arttıran, Osm. bâis-i hayret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hayret = şaşkınlık, Fars. engîhten = koparmak). Hayret veren, şaşırtan, Osm. bâis-i hayret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F, Ar. hayret = şaşkınlık, Fars. zeden = vurmak) (c. hayret-zedegân). Hayrete düşmüş, şaşakalmış, Ar. mütehayyir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيرت بخش] hayret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flabbergast. puzzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيرت کار] hayret eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيرت زده] şaşkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hayriyye). İyiliğe, uğur ve saadete ait: Tanzimât-ı Hayriyye, Şirket-i Hayriyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) açıkta duran ot yığını, tınaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saman arabasıyle yapılan kır gezintisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hayri).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın hayırlı ettiği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın hayırlı ettiği erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadınların hayırlısı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خيره] kamaşmış. 2.fersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kamaşık, donuk, fersiz göz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خيره چشم] arsız, hayasız. 2.cesur, gözüpek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خيره سر] sersem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Köylü, kaba, eli bir şeye yakışmayan, bir şeyi güzel muhafaza etmeyi bilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Horyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. rough. rustic. boorish. ham-fisted. ham-handed. loutish. uncouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. boorish. boor. coarse. clumsy. peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. coarse. clumsy. bearish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüzlük, kabalık, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness. horseplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rough. to act roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüceyre). Küçük delikler ve oyuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücre» den itas.) (c. hüceyrât) (anatomi). Küçük delik ve oyuk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Beyaz tenli kadın. 2.Hz.Aişe’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Kedicik, kedi yavrusu. - Ebu Hüreyre: Ashab-ı Kiram’dan en çok hadis rivayet eden sahabi. Kedi yavrularını çok sevdiği için bu ismi aldığı söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجيرات] hücrecikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجيره] hücrecik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tiroidin fazla çalışmasından ileri gelen durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşana benzer küçük bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iliryaya ait; i. iliryall (eski Dalmaçya ve Arnavutluk halkı); ilirya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şekil ve yapısı ne olursa olsun hemen hemen bütün omurgalılarda kuyruk vardır ve hepsinde de kuyruk aynı biçimde oluşmuştur. Sayıları 3 ile 49 arasında değişen kuyruk omurlarının üstü yağla kaplanmış ve böylece kuyruk ortaya çıkmıştır. Kuyruk canlı türüne göre değişik fonksiyonlara sahiptir ve kesinlikle bir süs değildir.

Kuyruk omurganın devamıdır. Timsah, kertenkele gibi hayvanlarda gövdenin bir uzantısı gibi durur. Balıklarda kuyruğun son tarafı bir yüzgeçle son bulur. Kuşlarda ise güdük ve yaygın olan kuyruk kısmında dümen görevi yapan telekler vardır.

Kangurular iyice kalınlaşan ve kaslanan kuyruklarını dinlendikleri zaman bir koltuk değneği veya üçüncü bir ayak gibi kullanabilirler. Köpekte olduğu gibi bazı hayvanlar kuyruklarını bir iletişim aracı olarak kullanırlar. Kertenkelenin kuyruğu ise bir savaşma ve aldatma mekanizmasıdır. İsterse hasmına kuyruğunu bırakıp gider, yerine de yenisi çıkar.

Çıngıraklı yılan kuyruğunu ses çıkartan bir enstrüman gibi kullanırken, aslan sadece sinekleri kovalamada kullanır. Tilki uzun kıllara sahip kuyruğu sayesinde hızla avını kovalarken dengesini kaybetmeden manevra yapabilir. Bir tür sincap ise kuyruğunu başının üstüne götürüp onu şemsiye olarak kullanır.

Bazı canlılarda ise vücudun bir bölümü ile kuyruk birbirine karıştırılır. Balinanın suya dalarken gördüğünüz yaklaşık 3 metrelik yatay kısmı kuyruğu değil vücudunun bir parçasıdır. Tamamen kastan oluşan kuyruğu ise dışarıdan kolaylıkla görülemez. Akrebin de ucunda zehirli iğnesi olan kısmı kuyruğu değil aşırı uzamış olan karın kısmıdır.

Gelelim asıl soruya. İnsanın niçin kuyruğu yok? Maymun türleri birbirleri ile karşılaştırıldıklarında görülüyor ki tür ne kadar gelişmişse kuyruk da o kadar küçük kalmış. İnsanda ise kuyruk, derinin altına gizlenmiş olan, üç ya da dört omurun kaynaşmasıyla ortaya çıkmış, kuyruk sokumu kemiği adı verilen küçük bir kemikten oluşmuştur. Daha doğrusu insanın kuyruk kemikleri tek bir kemik oluşturacak şekilde birbirleriyle birleşmişlerdir.

Bu durumun sebebi insanın iki ayağı üzerinde durabilme ve yürüyebilme özelliğidir. Düşey konumdaki bu hareket biçimi bir takım mekanik zorlamalar ortaya çıkarır. İnsanın ayakta durabilmesi için vücudun üst kısmını taşıyabilmesi gerekir. Aslında kuyruğu meydana getirmesi gereken kemik ve kaslar birleşip, tek bir kemik şeklinde kaynayarak vücudun destek aldığı bu dayanak noktasını oluşturmuşlardır.

Çok ender de olsa bazı erişkin insanlarda kuyruk kemiğinin on santimetreye varan bir kuyruk oluşturabildiği, bu kuyrukta kas, sinir ve damarların bulunabildiği görülmüştür. Her hangi bir ırkta ortaya çıkabilen bu anormalliğin kalıtımla ilgisinin olup olmadığı araştırılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartheid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race discrimination. racial discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, acı bir bitki (gippocrepis comosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. grace. favour. benevolence lütuf. ihsan. atıfet. inayet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grace. benevolence. kindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyiliksever, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyiliksever, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kayraalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toprağı kayar ve oynak, hayırsız yer.

2.Buz üzerinde kayılacak yer.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. 2.Kaygan toprak. 3.Bileği taşı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kayrılan, himaye edilen (kimse).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (Irmak) kum indirmek, kum setleri peydâ etmek: Kayralan ırmakların daima temizlenmesi lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman içinde genişçe boş yer, büyük alan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Orman içindeki ağaçsız kalan. 2.Kayan y(Erkek İsmi) 3.İnce çakıllı, kumlu toprak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bakılmak, sahip çıkılmak, himaye edilmek, gailesi çekilmek: O zavallı adam kimse tarafından kayrılmadı.

2.Bir hizmet ve göreve atanmak, kullanılmak, istihdam edilmek: Bu adam bir hizmetle kayrıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şunun bunun sırtından geçinen, tufeyli.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kılıksız, fakir, zibidi, züğürt.

2.Bir cins yaban ördeği (anas acuta).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pintail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pintail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قير] katran, zift.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Serçegillerden, göçmen bir kuş (Lat. phoenicurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Feast of the Sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük beni Amir b. Şaşa’a grubuna dahil bir Arap kabilesi. Kuşeyri: İslam aleminin büyük sufi müelliflerinden. Kuşeyri Risalesi adıyla ünlü eseri bulunmakta.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birçok hayvanın etten, uzun kıllardan veyahut tüyden ibaret olarak arka taraflarında görülen uzantı, Ar. zeyl, Fars. düm, dünbâl: At, sığır, kedi, horoz, akrep kuyruğu.

2.Bir şeyin arkasına katılan şey, Ar. zeyl, zam, ilâve (alay için de kullanılır): Bu yapının, bu kafilenin bir de kuyruğu var.

3.mec. Bir adamın arkasına takılıp hiç ayrılmayan adam: O adam Ahmed Bey’in kuyruğudur (alay mânâsıyla kullanılır).

4.Bazı giyeceklerin sarkacak şekilde asılan uzun parçaları.

5.Son, en geride bulunan kısım. Gözün dışı yani kulak tarafındaki ucu: Gözün kuyruğu ile bakıyordu. Ateşli silâhların gerideki kısmı: Kuyruktan dolar top. Atkuyruğu — Ayrık otu çeşidi, boğumluca. Arslankuyruğu = Frasyon


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caudal. tail. line. cue. queue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column. file. queue. tail. trail. follower. shadow. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queue. tail. tail. rear end. tail end. cue. file. queuing line. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rancour. spite. malice. grudge. desire for vegenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coccyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the spinal column. tailend. behind. rump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegillerden küçük bir kuş (Lat. saxicola).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu olan, Fars. dümdâr. Kuyruklu piyano = Konsol piyano gibi dik olmayıp, üç ayak üstünde yatık bir durumda bulunan piyano. Kuyruklu yalan — mec. İnanılmayacak derecede büyük yalan. Kuyruklu yıldız = Arkasından kuyruk denilen ışıklı bir iz taşıyan gök cismi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailed. caudate. tailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailed. having a tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand piano. grand (piano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whopper. a big lie. plump lie. rank lie. whacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına, kuraklık, sel, açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır. Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Bilim insanları Güneş sistemimizden çok uzakta ama yine Güneş çekimine bağlı olarak bir yörüngede dönen, her birinin kütlesi ve boyutu dünyamızdan çok az olan kirli kar topu şeklinde milyarlarca kuyruklu yıldız olduğuna inanıyorlar.

Bu görüşe göre başlangıçta görkemli kuyrukları olmayan bu gök cisimlerinden bazıları sistem içindeki karşılıklı çekim güçleri nedeni ile Güneş’e doğru hareket etmeye başlıyorlar.

Güneş’e yaklaştıkça, dış katmanlarında donmuş halde bulunan uçucu gazlar (karbondioksit, su, metan amonyum, vb.) hızla buharlaşmaya başlıyor. Güneş’e yaklaştıkça cismin etrafını gaz bulutu olarak sarıyorlar.

Güneş yüzeyinde devamlı patlamalar olduğundan ve uzaya büyük hızlarla gaz bulutları fırlatıldığından, cisim Güneş’e iyice yaklaştığında bunların etki alanına giriyor ve etrafındaki gaz bulutu Güneş’in tersi yöne doğru savrularak bir kuyruk görünümünü oluşturuyor. Bu nedenle kuyruklu yıldızların kuyruklarının yönleri hep Güneş yönünün ters tarafındadır.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının, gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları, dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Eğer dünyamız bir kuyruklu yıldızın kuyruğu içinden geçerse ne olur? Bu, korkulacak bir şey değildir. Çünkü kuyruklu yıldızların kuyrukları yoğun değildir ve dünyanın bu kuyruk içinden geçmesi ona hiçbir şekilde etkide bulunmaz. Nitekim Halley kuyruklu yıldızı 1910’da geldiğinde, Dünya onun kuyruğunun içinden geçmişti ve bunun yeryüzüne bir zararı olmamıştı. Zamanımızda kuyruklu yıldızların normal gök cisimleri oldukları biliniyor. Bunlar çok büyük hacimli kuyruklarından dolayı korkutucu görünen aslında küçük ve hafif cisimlerdir.yüzyılın ortalarından itibaren bilimin bunların yapılan ve ne olduklarını çözmeye başlamasından sonra halkın peşin hükümleri ve korkuları kaybolmaya başlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegillerden küçük bir kuş (motacilla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi), insanda omurganın ait ucunun bitim yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu olmayan, güdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailless. acaudal. brushless. rumpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Muhtelif kurbağa çeşitlerini içine alen takım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Yu.) bazı kiliselerin ayinlerinde söylenen ve Ya Rabbi merhamet et', anlamına gelen dua; bu duanın bestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bu işte hayır yokl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayırsız, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) labirent; entrikalıl veya karışık iş; (anat.) labirent, iç kulaktaki girintili boşluk. labyrin'thic, labyrin'thine (s.) labirent gibi, çapraşık, çok dolaşık ve karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Şilyak takım yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. çenk, bir çeşit harp. lyre bird zool. Avustralya'ya mahsus ve kuyruğu çenk şeklinde bir çeşit kuş. lyrist i.çenk çalan kimse;gazel yazan veya okuyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. lirik; i. gazel, lirik şiir; çoğ. güfte. lyric drama lirik dram. lyric poetry lirik şiirler. lyrical s.gazele ait, şiir tarzında. lyricism i. lirizm, lirik nitelikleri olma. lyricist i. şarkı veya müzikli oyun için güfte yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şehit; bir amaç uğruna ölen veya işkenceye katlanan kimse; uzun müddet ıstırap çeken kimse; f. şehit etmek; işkence etmek, haksızlığa uğratmak. make a martyr of mazlum mevkiine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehit olma, şehitlik. the crown of martyrdom cennette şehitlere verilecek taç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şehit etmek, şehit kılmak; şehit olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehitler listesi; şehitler menkıbesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şehidin adına yapılan anıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük Mücenneb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok büyük sayıda, sayısız, çok; i. çok büyük sayı; on bin kişi veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. tespihböceği veya kırkayak familyasından böcek, çokayakı böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. efendisine körü körüne itaat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sepicilikte ve boya işlerinde kullanılan helile ağaç meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lavanta yapımında kullanılan kokulu bir çeşit sarı sakız, mür, mürrüsafi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mersin, bot. Myrtus communis; küçük Cezayir menekşesi, bot. Vinca minor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

"Onun nasıl bir şey olduğunu gördünüz, buna ne diyorsunuz?" anlamında kullanılan bir söz. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü nusayriyye). Bir Alevî cemaati.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İçten gelen bağış, iyilik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. övgü, methiye, sitayiş, sena kaside; s. övgü niteliğinde. panegyrical s. öven, metheden; methiye gibi. panegyrist i. kaside yazan veya okuyan kimse, methiyeci. pan'egyrize f. övmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kağıdımsı, kağıt gibi ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ri) papirüs, Nil sahillerinde biten ve eski zamanlarda işlenerek kâğıt gibi kullanılan bir çeşit saz bot. Cyperus papyrus; bu sazdan yapılan kâğıt; papirüs üzerine yazılmışı yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

paratiroid bezleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyrex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maaş veya ücret bordrosu; maaşlann toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarpuz, kabak, yaban fesleğeni, filiskin, bot. Mentha pulegium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ pey = arka, reften = gitmek). Birinin arkası sıra giden, izinden giden, birini taklit eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Ardı sıra giden. Arkasından giden, izinden yürüyen. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delikleri birbirinden uzak ve geniş burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. somaki, porfir. porphyrit'ic s. somaki; min. billurlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekerleğin ortasında parmakların sokulduğu etrafı delikli ağırşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hub of a wheel. axle end. hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. «vuryas» tan). Şimal rüzgârı. Ağzını poyraza açmak = Nafile bekleyip bir şey kazanamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northeast wind. northeast. northeaster. north-east wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northeast wind. boreas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) 1.Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar. 2.Kuzey. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuş alıcı, bot. Pyracantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehram, piramit; piramit şeklinde şey veya yığın;geom piramit, pyramidal s. piramit şeklinde. pyramidally z. piramit şeklinde olarak; son derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -ical s. piramit şeklinde, piramit gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. siyahımsı veya koyu kırmızı renkte gümüş antimon sülfüru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölüleri yakmaya mahsus odun yığını; yanacak şey yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pireneler. Pyrene'an s. Pirene'li.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirekapan, bot. Pyrethrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. hummaya ait, humma ilâcına ait; i. humma ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. humma ilmi, piretoloji, ateşli hastalıkları inceleyen tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ateşe dayanıklı cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. humma, yüksek ateş. pyrexial s. humma cinsinden, hummalı, hararetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ısısını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. katrandan elde edilen antiseptik bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. armut şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. pirit, ottaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., min. kükürtlü birkaç çeşit maden. pyritic(al) s. bu madenlere ait veya bunlara benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek ateş veya sıcaklıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek ısıyla meydana gelen kimyasal değişikliklere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. jeol. volkanik hareketler tesiriyle parçalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. erimiş magmadan kristalleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ısı elektriğine ait; i. ısı elektriği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kristallerin ısınmasıyle meydana gelen elektriklenme, sıcakla üreyen elektrik, piroelektrik lilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. pirogalol tuzu veya ruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, pyrogenous s. ateşten oluşan; tıb. ateş husule ge- tiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., min. bir madenin erime kabiliyeti veya alevinin rengi gibi ateş tesiriyle meydana çıkan hususiyetleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akkor halinde bir aletle tahta üzerine şekiller çizme sanatı. py'rograph i. bu suretle yapılan şekil veya tasvir. pyrograph'ic s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ateşe tapma, ateşperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -lignic s. ateş ısısı ile odundan çıkarılan. pyro- ligneous acid kahverengine çalan ve sirke asidi ihtiva eden kırmızı asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuyumcu lambası ile madenleri inceleme sanatı; ateş veya ısı ilmi. pyrologist i. madenleri sı- caklıkla inceleyen uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. camcılıkta kullanılan manganez dioksid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sıcak tesiriyle erime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıcaklık ve mıknatısın birleşik tesirinden meydana gelen veya bu tesire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşe bakma suretiyle falcılık. pyromantic s. bu çeşit falcılığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasten yangın çıkarma deliliği, piromani, pyromaniac i. piroman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek sıcaklık derecelerini ölçme aleti, pirometre; ısı tesiriyle cisimlerde vücuda gelen genişlemeyi ölçme aleti. pyrometric(al) s. sıcaklık derecelerini ölçmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. kristal veya katı cisimlerde bulunan yeşil, kahverengi veya sarı kurşun, piromorfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. bir nevi grena taşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ri) havayla temas edince kendiliğinden ateş alan bir madde veya terkip; ateş böceğinden daha parlak ışık veren Amerika'ya mahsus bir böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. ışınları camdan geçirme suretiyle yüksek sıcaklık derecelerini ölçen bir çeşit pirometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. pirofilit, taş kalem yapmak için kullanılan genellikle beyaz veya yeşil renkte alüminyum silikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide ekşimesinden dolayı boğazda duyulan yanma hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirostat, yüksek ısı için termostat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. pirosulfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -nical s. fişeklere veya fişekçiliğe ait. pyrotechnics i. fişekçilik; fişek eğlenceleri; ortalığı birbirine katan hareket. pyrotechnist i. eğlence fişekleri yapan usta. py'rotechny i. mihaniki işlerde ateş kullanma sanatı; fişek yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. vücutta ateş yapan mikrop zehiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. piroksen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piroksenden oluşmuş kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selüloz nitratlardan bileşmiş bir karışım, pamuk barutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Epir kralı Pyrrhus'a ait. Pyrrhic victory büyük kayıplarla kazanılan başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milâttan dört yüzyıl evvel Yunan filozofu Pyrrho'nun yaydığı şüphecilik felsefesi; aşırı septisizm. Pyrrhonist i. Pyrrho septisizmi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -tine i., min. pirotit, bronz renginde parlak bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. kloroform gibi kokusu olan renksiz bir madde, pirol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid-al-Fitr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid Al Fitr the Celebration of Breaking the Fast, marks the end of Ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. yarısı insan yarısı keçi şeklinde şehvetli bir yarıtanrı; şehvet kurbanı olan kimse; bir çeşit kurşuni ve kahverengi kelebek. satyr'ic(al) s. yarısı insan yarısı keçi şeklinde olan tanrılarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. erkeklerde görülen zaptedilmez marazi şehvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşmaya değer, şaşılacak, hayret edilecek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öten, cıvıldayan, şakıyan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Sayraç). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasta, keyifsiz, üzgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. sick. ailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olma, edilme, kılınma, bir hâlden diğer bir hâle değişme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سير] seyir. 2.yürüme. 3.gezi. 4.izleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seyir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. «seyr.den).

1.Gezme, dolaşma.

2.Bakıp seyretme: Seyrân etmek, seyrâna gitmek.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سيران] gezinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Gezme, bakıp seyretme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seyir ve temâşâ yeri, mesire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سيرانگاه] gezinti yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Parçalan arasında aralık bulunan, aralıklı, zıddı: sık: Seyrek tarak, seyrek diş, seyrek ağaçlar.

2.Aralığı olan, sık vuku bulmayan, nâdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. few and far between. infrequent. thin. scarce. scattered. sparse. straggly. tenuous. seldom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrequent. rare. scarce. seldom. sparse. sporadic. thin. uncommon. few and far between. wide apart. loosely woven. thin. rarely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. widely set. set widely apart. loosely woven. sparse. seldom rarely. few and far between. flimsy. infrequent. loose. scarce. scattered. seldom. thin. thin on the ground. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça seyrek, az aralıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unusually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arası açılmak, açık veya nâdir olmak, yer veya zamanca aralıklı olmak: Şu ağaçlar çok seyrekleşti; misaflr’erimlz pek sekrekleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sparse. to thin out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Seyrek hâle koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Aralıklı ve açık olma: Dişlerin, ağaçların seyrekliği. 2.Bir şeyin aradan vakit geçerek olması: Yağmurun seyrekliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrequency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being set widely apart. looseness of weave. sparseness. tenuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Seyrekleşmek, (bk.) Seyrekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rare. to become less frequent. to become wide apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sparse. to thin out. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. diluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilution. making rare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. subtilize. thin down. thin out. thin of. attenuate. rarefy. adulterate. cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. rarefy. to dilute. to make rare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. rarefy. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. sailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.).

1.Eğlenmek için bakmak.

2.Yol almak. Seyret = Beklenmedik bir şey olacağını anlatır: Sen şimdi curcunayı seyretl (bk.) Seyir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. look at. view. see. behold. contemplate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steer. watch. to look. to travel. to watch. to sail. to cruise. to look on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch. to look at. to navigate. to move. to proceed. to progress. to develop. admire. behold. contemplate. cruise. kibitz. look on. oversee. spectate. steer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seğirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Trafik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic. navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic of vehicles. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير و سفر] trafik, gidişgeliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mullein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(verbascum): Sıracagiller familyasından; yüksek boylu, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yurdumuzda 200 kadar türü vardır. Sık tüylüdür. Yaprakları tabanında toplanmıştır. Çiçekleri çok çabuk dökülür. Sarı veya kırmızımsı renktedirler. Büyüksığırkuyruğu denilen türünün içeriğinde; şeker, sabit ve uçucu yağ, müsilaj, reçine, saponin ve renkli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır. Balgam söktürür. Bronşitte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sİret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Deri veya kabuğun sıyrılmış, tırmalanmış yeri. 2.mec. Utanması olmayan: Sıyrık adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grazed. skinned. scraped. brazen. skinned place. graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şey şiddetle sürtülerek soyulmak, ayrılıp çıkmak: Yüzümün derisi sıyrıldı.

2.Yavaşça, sürtünür gibi çekilip savuşmak, işin İçinden çekilmek: Bir yolunu bulup sıyrıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scraped. be barked. to slip off. to squeak through. to be scraped/barked/skinned/abraded. to elude. to get out of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grazed / skinned / scraped. to be peeled off / skimmed off. to be drawn. to be scoured / scraped clean. to get free of. fall on one's feet. graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmakla sıyrılmış veya sıyrılabilir kap bulaşığı: Tencere sıyrıntısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hava fişeği; f. birden yükselmek, hızla artmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İzmir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. spirojirler, kavuşur suyosunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aselbent bot. Styrax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stimy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. plastik mantar, suni köpük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Meyve çağalası.

2.(botanik) Kendi üzerine kıvrılmış yaprak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Meyve çağlası. 2.Kıvrılmış yaprak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Suriye. Syrian s., i. Suriyeli; Suriye Ortodoks kilisesine üye (kimse); Yakubiler kilisesine üye (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Süryanice ile ilgili; Süryanice; Süryanî.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ful, ağaç fulü, bot. Philadelphus cotonarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şırınga; f. şırınga etmek, şırınga ile yıkamak. fountain syringe lastik torba veya şişesi olan şırınga. hypodermic syringe ineli şırınga, enjeksiyon şırıngası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ((çoğ.) syringes) müz. bir çeşit basit flüt; kuşların ses organı; anat. östaki borusu; ark. Mısır mezarlarında kaya içinden açılmış geçit. syrin'geal s. östaki borusu ile ilgili; kuşların ötme borusuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekerli sos. syrupy s. ağdalı, soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tuyûr). Kuş, Fars. mürg. Mantıku’t-tayr = Kuş dili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طير] kuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. paleontoloji). Kuş bilginleri, Fr. ornithologistes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tiroid, kalkanbezi; s. kalkansı; anat. kalkansı, tiroid. thyroid cartilage kalkansı kıkırdak. thyroid gland tiroid, kalkanbezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiroidi çıkarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -si) Baküs'e tapanların raks ederken taşıdıkları sarmaşıklı değnek; salkım biçiminde çiçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bileşikgillerden bir bitki (erigeron).

2.Bir çeşit üzüm.

3.Güreşte bir oyun.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lastik, tekerlek çemberi veya lastiği. radial tire radyal lastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zalim, zalimane, gaddar, gaddarca, müstebit. tyrannically z. zalimce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zalimi öldürme; zalimi öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. (over ile) zalimlik etmek, zulüm etmek, eza etmek, kasıp kavurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok iri etçil ve 12 metre boyunda bir dinosor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zalimane, zulüm kabilinden. tyrannously z. zalimce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zulüm, gaddarlık, istibdat; zalimin hâkimiyeti; müstebit hükümet; böyle hükümet devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zalim, cebbar, zorba, gaddar, kırıcı, yıkıcı; tiran, müstebit hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lübnan'da Sur şehri. Tyrian s., i. eski Sur şehrine ait; koyu mor renkte olan; i. eski Sur şehri ahalisinden biri. Tyrian dye, Tyrian purple iskerletten çıkarılan koyu mor boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acemi kimse, çırak, yeni başlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avusturya'da Tirol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Tirol eyaletine veya ahalisine ait; i. Tirol ahalisi veya bunlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tirol köylülerine mahsus bir dans; bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir devletin tâbiiyetinde bulunan kimse, tab’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality. subject. citizen. vassal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national. subject. citizen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (iskandinav mit.) savaş alanında ölen kahramanlan seçip ruhlarını Valhalla'ya götüren kızlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وغيره] ondan başka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وغيرهم] ondan başkaları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. valkyrie.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. years, yours.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzme yarışları serbest (kravl), kelebek, kurbağalama ve sırtüstü olmak üzere dört ayrı kategoride yapılır. Ancak ‘kelebek’ gibi her insanın kolay kolay yüzemeyeceği bir sitilin niçin yarışmalara alındığı pek bilinmez. Aslında bütün stillerin orijini kurbağalamadın Uluslararası yüzme federasyonu kurulmadan önce başka ilginç kategoriler de vardı. Örneğin 1900 yılında Fransa’da Sen nehrinde yapılan 200 metre engelli yarışında, yüzücüler sudaki direklere çıkıyor, sandalların altlarından geçiyorlardı.

Bilinen en eski yüzüş şekli kurbağalamadım Az enerji harcanması nedeni ile bu stil suda hayat kurtarmada ve keyif için yüzmede de kullanılır. İki kolun ileri uzatılıp, suyun ellerle iki yandan geri çekilmesi, bu arada bacakların da senkronize hareket etmesi, kurbağaların yüzüşüne benzediğinden bu adı almıştır.

İlk zamanlarda kulaç tamamlandığında, nefes de kol hareketi başlamadan önce alındığı için, bu arada hız da çok azaldığından dura dura yüzülüyormuş gibi görünürdü. Gittikçe gelişen bu stilde şimdilerde nefes kolun geri çekiliş hareketinin tamamlanmasından az önce alınmakta, yüzücüler de duraksamadan yüzmektedirler.

Kelebek stilin kurbağalamadan asıl farkı kol hareketleridir. Kollar ileri hareketlerini suyun üstünden yaparlar. 1933 yılında ABD’de yapılan bir yarışta Henry Myers adlı bir yarışmacı kurbağalama stili ile yüzüşün kurallara uygun olduğu konusunda ısrar etmiş ve sonuçta yarışa kabul edilmiştir.

Sonradan kelebek stili ayrı bir dal olarak yarışmalara alınmıştır. Başlangıçta yüzücüler ayaklarını kurbağalamada olduğu gibi yana hareket ettirirlerken sonra yunusun kuyruğu gibi çırpmağa başlamışlardır. Aslına bakarsanız yunuslama olması gereken bu stilin adı herhalde kelebeklerin uçuşuna benzetildiğinden olacak kelebek (İngilizce’de butterfly) olarak kabul görmüştür.

Sırtüstü yüzüş şekli ise 20. yüzyılın başında gelişmeye başladı. Bunda da başlangıçta kol ve ayak hareketleri kurbağalamaya benziyordu. ABD’li Harry Hebner kravl sitile benzer kol ve ayak hareketlerini geliştirdi ve bu şekilde yüzdüğü ilk yarışta kurallara uymadığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. Yapılan itirazlar sonunda kurallarda sırtüstü bulunma dışında bir kısıtlama olmadığı ve bu stilin sırtüstü yüzme hızını daha da geliştirdiği anlaşılarak resmi olarak kabul edildi ve Harry’nin madalyası verildi.

Serbest stil de denilen kravl yüzüşün, yüksek dalgalarla mücadele edebilmek için Güney Pasifik yerlileri tarafından geliştirildiği sanılıyor. Bütün yüzüş şekilleri arasında en hızlısı olan bu stil 1902 yılında Avustralyalılar tarafından Avrupa’ya taşındı. Stil Amerika’ya ulaşınca ayaklar her kulaçta önce 4 kez, sonra 1917 yılında iki kadın tarafından daha da geliştirilerek 6 kez çırpılmaya başlandı ve sürat arttıkça arttı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batıdan esen hafif ve ılık rüzgar, meltem; zefir (kumaş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. batı rüzgarı tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zekâ, anlayış, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zeki, anlayışlı, uyanık, Ar. fatîn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İlgi çekici. 2.Eli uz, usta. 3.Akıllı, zeki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, uyanıklık, an layış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yazılı, küçük şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zehr» den) (botanik). Küçük çiçek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük çiçek, çiçekcik. 2.Banet Suad kasidesinin sahibi olan Ka’b’ın kendisi gibi şair olan babası.

İsimler ve Anlamları by