Yüksek Hızlı Veri Pakedi İnd ne demek? | Yüksek Hızlı Veri Pakedi İnd anlamı nedir? | Yüksek Hızlı Veri Pakedi İnd

Yüksek Hızlı Veri Pakedi İnd anlamı nedir?

Yüksek Hızlı Veri Pakedi İnd ne demek?

Yüksek Hızlı Veri Pakedi İnd anlamı nedir?

Yüksek Hızlı Veri Pakedi İnd | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Veri almadaki transfer hızını teoride 1 k.k mbit’e gkartan iletişim standardıdır. 3.5G olarak da anılır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing regret. exciting. pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنين دل] katı yürekli. 2.yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately afterwards. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately after. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucid. philosophical. rational. right. sane. sensible. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise. all there. collected. lucid. sane. serious. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposite. gainst. con-. against. versus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damning. against sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary to. against. hostile to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receive transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Makbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. acknowledgement. quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. receipt makbuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgement. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered post / mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum.

2.Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu.

3.Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Derhal almak, hemen alıp geçmek.

2.Derhal satın almak, hemen mübayaa etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. under. below. underneath. beneath. neath. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. neath. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. below. beneath. hypo. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Amerikalı Kızılderili veya Eskimo'larla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous. instantly. on the instant. in an instant. right away. outright. on the spur of the moment. right of the bat. then and there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantly. immediate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the fly. in the instant. at a moment's notice. on the spur of the moment. right off. straight off. like winking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among. between. amongst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among. between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the midst of. mid. inter-. between. among. amongst. amid. amidst. betwixt. 'tween.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. among. between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. among. between. betwixt. in between. in the midst of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purify. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowdlerize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in back of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after. after. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasion. corrosion. erosion. attrition. denudation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. erosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing off. etching. corroding. erosion. obliteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürterek oyup çukurlatmak veya üstündeki yazı, çiçek vesaireyi silip kazımak: Fazla tedavül meskûkâtı (madenî paraları) aşındırır. Birinin kapısını aşındırmak = Çok gidip gelmek, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. corrode. eat. erode. fray. to erode. to corrode. to abrade. to wear away. to eat sth away. to eat away at sth. to go very often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to erode. to wear off. to corrode. to eat. abrade. fret. obliterate. wear. wear away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). idam hükmü verilmesi veya kanun dışı ilân edilmesi hallerinde bir kimsenin bütün vatandaşlık haklarını kaybetmesi; eski leke, şerefsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video bilgisiyle birlikte ek yardımcı (AUX) verisi de kaydedilir. Bu bilgi, kayıt tarihi/saatini, Geniş/PALplus bilgisini ve kaydedilen resim kaynağını içerir. AUX verisi, DHR-1000 tarafından da okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account of. with regard to. in point of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in point of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

«Hele bak, olacak şey mi bu?» gibi şaşkınlık anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he looked about him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Siper altına almak, muhafaza ve himaye etmek, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. hut. house. hold. nestle. keep back. harbor. harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. harbour. house. nestle. shelter. to shelter. to accommodate. to lodge. to house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shelter sb. to afford / to give / to offer / to provide shelter. harbour. nestle. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. at. near. around. on his hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discard. dispose. ditch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to throw overboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da Mozambik Kanalının güneyinde Madagaskar’a yakın yer alan adalar grubu.

Coğrafi konumu: 21 30 Güney enlemi 39 50 Batı boylamı.

Harita konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 80 km².

Kara: 0.2 km².

Su: 79.8 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 35.2 km.

İklim: tropikal.

Arazi yapısı: volkanik kayalıklar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: isimsiz yer 2.4 m.

Doğal kaynaklar: yok.

Arazi kullanımı: yok: %100 kayalıklar.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal afetler: Su altı kayalıklar denizciler için tehlike oluşturmakta periyodik siklonlar ortaya çıkmaktadırlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issız (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Bassas da India.

Bağımsızlık durumu: Fransa›nın sömürgesidir; Reunion›da yapılan toplantılarla komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı kullanılmaktadır.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Hiç bir ekonomik aktivitesi yoktur.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, şenlikli. Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedanının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. developed. built up. flourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich and prosperous. cultivated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İmar edilmiş, mamur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), i. arkada, arkasında, ardında, gerisinde; (edat) geri, arka planda, geride; geri kalmış (saat v.b.); i., k.dili kıç. behindhand z., s. geç; geri kalmış; borçlu, borca batmış. be behind the times geri kafalı olmak, zamana ayak uyduramamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendeperverlik, kendi mensuplarını kayırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bağlamak yerine tespit etmek, raptetmek; dondurmak; tutmak, menetmek, engel olmak; inkıbaz etmek; kenarını tutturmak ciltlemek; huk. senetle bağlamak; donmak, tutmak (çimento v.b.); i. bağlayan şey. bind over veya down huk. mali kefaletle bağlamak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor kadife üzerine sırma ile kabartma çiçek, yaprak vs. işlenmiş elbise veya örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millesimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one per thousand. once in a blue moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). Pek seyrek olarak: O, bize bindebir gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciltçi, mücellit; bağ; cilt kap; biçer bağlar makina; tutkal. bindery i. mücellithane, ciltevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bodywork combining exfoliation, herbal treatment, and light massage. a reusable, adhesive, decoration that is used by women and placed on the forehead between the eyebrows a traditional ornament that was used for women to symbolize that they are married i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Body treatment combining exfoliation, herbal treatment and light massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bağlayıcı, tutucu; geçerli, muteber; i. ciltleme; cilt; kenar şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seen aboard. to be put into a vehicle. to be hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirmek fiili ve tarzı .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirme, blndiriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbrication. overlap. joint. corbel. embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap. scarf. lading. loading. embarkment. mounting. ramming. boarding. falling aboard. clinker work. clinker built. projection. embarkation. overlapping. overlapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bindirmek, binmeye sevk veya müsaade etmek, bir şeye zorlamak. Osm. irkâb etmek: Atına bindirmek: O, kendi atına kimseyi bindirmez.

2.Gemi ve araba gibi bir taşıta koymak, idhal etmek: Askeri gemiye, arabalara bindirdiler.

3.(saati) ileri almak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to mount. to help to get on. to add on. to overlap. to superpose. to run into. to bump into. to ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to add on. to overlap. to see sb abroad. to put sb on. to collide with. to ram. to run into. clash. get on / onto. get up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) uyuşturucu madde paketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. boru çiçegi, kahkaha çiçedi, gunduz sefası, cadır çiçegi, bot Convolvulus arvensis hooded bindweed kopek pençesi, bof Calystegia sepium

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bırakıntı. T. Bırakmak, terk olunan şey, bir tarafa atılıp işe yaramayan şeyler.

2.Denizin sahile attığı kum, taş vesaire.

3.Liman muhafazası için önüne atılan kayalar ve taşlar yığını.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., i. kör, âmâ; anlayışsız, anlamamakta direnen; şuursuz, gözü kararmış; duygusuz; anlaşılması güç; gizli, gözden uzak; çıkmaz ; körü körüne olan; k.dili sarhoş; f. kör etmek körleştirmek; gözünü almak, kamaştırmak; i. perde, stor, güneşlik; pusu,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. siperlerde zırh levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. körleten şey; siper teşkil eden herhangi bir şey; A.B.D. atın göz siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., i. gözlerini bağlamak; salim kafayla düşünmesini engellemek; s. gözü bağlı; düşüncesiz, körü körüne olan; i. gözbağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. körleştiren; kamaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

körebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. penceresiz kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mucellit, ciltçi. bookbinding i. mucellitlik, ciltçilik. bookbindery i. mücellithane, ciltevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gri veya kahverengi zemin üstüne benekli veya çizgili renk karışımı; benekli veya çizgili hayvan. brindled s. benekli, çizgili; gri; kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çenkçilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنگاوری] savaşçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçlarına su kovası veya yoğurt tablası vs. gibi şeyleri asarak taşımak üzere omuza alınan ağaç, omuzluk.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce

3.yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddiyüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جندار] cinci, afsuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) cincilik, afsunculuk, muskacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cüruf, yanmış kömür artığı; kül; (çoğ, jeol). parça şeklinde lav. cindery (s). curuf gibi veya onunla ilgili. cinder block curuf briketi, kül kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sinderella; güzelliği ve değeri anlaşılmamış kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). hastalığın mutat tedavisini tatbik etmenin münasip olmadığına delalet etmek. contraindica'tioni , (tıb). kontraendikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplama, muhafaza; kat, tabaka; perde, örtü. covering letter evrak ile gönderilen ve evrakın mahiyetini anlatan mektup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yandan esen rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silindir. cylin'drical (s). silindir şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdar veya hâkim ve vezire mensup ve ait: Cânib-i Alî-i dâverânelerine, dâverîlerine (Osmanlı devri resmî yazışmalarında vezirlere hitâben kullanılan tâbirlerdendir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. profoundly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü canlanmış, dirilmlş, Alim, bilgin.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dinî kaidelere hakkıylere riayet eden; dininin emirlerini yerine getiren. Ar. mütedeyyin: Dindar bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. devout. pious. devotional. godly. prayerful. devotee. godfearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devout. godly. pious. religious. faithful. god-fearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devout. pious. religious. god fearing. godly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Allah’a inanmış, bağlanmış olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dindar bir insana yakışır surette: Dindârâne bir harekette bulundu, dindârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دینداری] dindarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinin hükümlerine tamamiyle uymak. Ar. tedeyyün: O adamın dindarlığı malûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Aynı dinden olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coreligionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Durdurmak: Rüzgâr yağmuru dindirdi. 2.Rahatlandırmak, sükûnet buldurmak. Osm. teskin etmek, Asûde etmek: Ağrıları dindirmek.

3.Söndürmek: Mumu dindirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. ease. quench. soothe. to stop. to cease. to appease. to ease. to allay. to relieve. to soothe. to slake. to quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to slake. to quench. assuage. quieten. soothe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backsliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). rüzgâr yönu ne, rüzgârla birlikte; (s). rüzgâr yönünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaş yavaş azalmak veya ufalmak, küçülmek; önemini kaybetmek, zeval bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki ayrı TV sinyalinin, tek bir ekranda yan yana görüntülenmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkanın eğin denilen kısmını örten şey, ferâce yakası, kürk vesairenin devrik büyük yakaları, zağara (zahâre) (Fransızca pelerin denilen şeye de bu isim pek münasiptir).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Vizörde ya da LCD monitörde görünür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under the table. secretly. back-door. clandestine. on the dodge. sub rosa. surreptitious. underhand. underhanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold. govern. have. withhold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forfeiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeterlilik, Osm. kifâyet, kâfi ve vâfi olma.

2.Münasebet, muvafakat, uygunluk.

3.Fayda, hesaba gelme, mutabakat, menfaat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeterli, kâfi, vâfi. 2.Münasip, denk, uygun: O, bana çok elverişlidir.

3.Faydalı, hesaba gelen, menfaate uygun: Bu alış veriş bana elverişli çıkmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. convenient. sufficient. favourable. practicable. opportune. adequate. auspicious. practical. propitious. prosperous. streamlined. susceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequate. convenient. favourable. fit. practical. right. satisfactory. strategic. suitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. suitable. adequate. convenable. economic. effective. efficient. eligible. favo u rable. fit. handy. opportune. practicable. practical. propitious. prosperous. ready made. serviceable. strategic. sufficient. usable. workable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. facility. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. practicableness. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elverişli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantageous. inconvenient. unfavourable. unsuitable. adverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenient. unsuitable. impracticable. impractical. unhandy. unsuited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. maximum. outside. sovereign. supreme. topmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum. highest. superlative. supreme. topmost. utmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Ülke

Başkent: Cakarta.

Nüfus: 200.410.000.

Yüzölçümü: 1.913.443 km2.

Komşuları: Güneydoğu Asya, Hint Okyanusu’nda takım adalar.

Önemli Şehirleri: Surabaya, Bandung, Uyung Pandang, Malang.

Din: Müslüman %87.

Dil: Bahasa İndonezya, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Önce Portekiz ardından da Hollanda sömürgesi olan Endonezya II. Dünya Savaşı’nda Japonya tarafından 1942’de işgal edildi. 1945 yılında Ahmet Sukarno’nun liderliğinde yürütülen Ulusçu hareket bağımsızlık ilan etmesine karşın, bu ilan kabulü ancak 1949’da olmuştur. İlk Cumhurbaşkanı olan Sukarno 1950 yılında federal yapıyı feshederek üniter bir cumhuriyet kurdu ve katı bir ulusçuluk politikası uyguladı. Ülke içinde yükselen ağır baskılar sonucu 1965 yılında Sukarno yetkilerini General Suharta’ya devretmiştir. Suharta 1993 yılında

6.Kez Cumhurbaşkanı seçildi. Suharta muhalefeti sınırladı ve ülkeyi Batı ile müttefik yaptı. Politik istikrar ve ülkenin zengin petrol kaynakları ülkeyi ekonomik bakımdan istikrarlı yaptı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çek veya poliçenin arakasına imza etmek, ciro etmek, vesika arkasına bir şey yazmak; onaylamak, uygun bulmak. endorsee' i. poliçeyi hamil, poliçeyi elinde bulunduran kimse. endor'ser i. ciranta, bir senedi ciro eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. giymek; giydirmek, teçhiz etmek; vermek, tevdi etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutuşturmak, alevlendirmek, yakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) dolaşmak, a sarılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’nizin nexTView menüsünde kaydetmek istediğiniz programı seçtiğinizde, zamanlayıcı programlaması için gereken tüm bilgiler otomatik olarak VCR’ınıza aktarılır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. during. in the course of. on. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during. while. in the course of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the spur of the moment. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. about. around. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. circum -.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bütün gün yaptığınız video çekimleri içinde sürekli bir çekimin bir sahnesinde yer alan kişilerin görüntülerini aramayı kolaylaştıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir.

Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşlivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır.

Uyku, enerji tüketimimizin miktarını azaltır. Bu nedenle günde dört-beş kez yerine üç öğün yemekle yetinebiliriz. Gece karanlığında zaten hiçbir şey yapamayacağımızdan, anahtarı kapatarak enerji tassarrufu yaparız.

Uyku, bütün gün çalışan beynin bir şarj süresi olabilir. Diğer organlardaki enerji harcamasını kısarak, beyin hücre aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi artırabilir.

Uyku hakkında tüm bildiğimiz, geceleri iyi bir uyursak, sabahları kendimizi iyi hissettiğmiz, hem vücudumuzun, hem de beynimizin yeni bir gün için kendisini tazelediği olgusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hararetli, ateşli; ateş veren, sıtma getiren, sıtmalı; heyecanlı, telâşlı, sabırsız. feverishly (z). hararetle, çok faal olarak. feverishness (i). ateşlilik, hararet; asabiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). bulmak, keşfetmek; anlamak, sezmek; tedarik etmek; arayıp bulmak; ulaşmak, erişmek; (i). buluş, bulunmuş şey, bulgu, keşif. find expression ifade edilmek; kendini göstermek. find fault (with) kusur bulmak. find for the plaintive (huk). dav

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). on dokuzuncu yüzyılın sonu; 1880-1910 devrinin özelliklerini arzeden. fin-de-siecle (s). çökmüş, soysuzlaşmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça olup Arapça’da da kullanılır, kelime aslen, Karadeniz’e mensup mânâsıyla Yunanca’dır; çünkü en çok Karadeniz’in güney kıyılarında yetişir). Maruf meyve ki, katı ve sert bir kabuk içinde yuvarlak bir meyvesi vardır. Yabanîsi de olur. Fındık ağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki, pek büyük olmaz. Fındık sıçanı = Küçük fare. Fındık kıran = Fındık, ceviz ve badem gibi şeyler kırmağa mahsus demirden kıskaç. Fındık kurdu gibi = Ufak, tefek. Fındık kabuğunu doldurmaz = Pek az miktarda, ehemmiyetsiz. Fındık yuvası = Etli ellerin dış tarafında, parmak dlplerindeki çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filbert. hazelnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut. hazelnut. filbert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazelnut. filbert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(corylus avellana): Palamutgillerden; kuzey yarımküresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen ufak bir ağaçtır. Meyvesi (Fındık), sert bir kabuk içindedir. İçeriğinde nişasta ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar. Hamilelere de faydalıdır. Dövülmüş yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır. Fındıkyağı, böbrek ağrılarını giderir. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da faydalıdır. Mideleri hasta olanlar, damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenler, çok az yemelidirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fındık satan adam.

2.mec. Yalan vaadlerle aldatarak soyan yosma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller/grower of hazelnuts. hussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lively and flirtatious woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık kabuğu renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutcracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutcrackers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık ağacı ormanı, fındık ağaçlarıyla örtülü yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazelnut grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fındık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parça kıymık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. mirası erkek evlâtlar arasında eşit olarak eski bir taksim usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaşatmak, birinin yaşama ortamını temin etmek. Osm. iâşe, infak etmek: Çoluk çocuğunu geçindirmek için gece gündüz çalışmaya mecburdur. Bu iş beni geçindiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maintain. support. to support. to support. to maintain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support (a person , a family. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in his absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in absentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Görsel İndeks Taraması ekranı dokuz parçaya bölünmüştür. İndeks işareti konulmuş başlangıç sahneleri otomatik olarak bulunur ver fotoğraflar şeklinde gösterilir. Böylece kayıtlı kaset içeriğine kolayca bakılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze, yeşillik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ground) (i.) öğütmek, çekmek, ezmek; bilemek; sürterek parlatmak; gıcırdatmak; döndürmek, sapından tutup çevirmek; cefa etmek, eziyet vermek, sıkıştırmak; değirmen işletmek; gıcırdamak; (k.dili) sıkı ders çalışmak, slang hafızlamak, ineklemek; A.B

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ögüten kimse veya makina, öğütücü; bileyici; azı dişi; diş; içinde et, peynir, domates ve turşu olan büyük sandviç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ing.) saraç alet ve malzemesi; bileyici dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bileği taşı. keep one's nose to the grindstone durmadan çalışmak, didinmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i ). Batı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a given day. on a given d. some d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) aslında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. T.). Üzerine, için: Bu mesele hakkında konuşalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the matter of. relating to. about. concerning. regarding. respecting. as regards. touching. over. in re. out of. re. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the matter of. relating to. about. concerning. regarding. respecting. as regards. touching. over. in re. out of. re. round. after. of. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. concerning. regarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

USB cihazlarının birbirleri arasında doğrudan veri aktarımı yapmasını sağlayan USB 2.0 özelliğini tamamlayan harika bir sistem.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âlicenap, yüce gönüllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aykırı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğ.) (Sind kelimesiyle bir olup esasen bir büyük ırmağın ismidir). Asya kıt’asının güneye doğru uzanan üç büyük yarımadanın ortada bulunan en büyüğünü teşkil eden geniş bir ülkedir, Hindistan. Hind-i Çini = Aynı üç yarımadanın en doğusu ki, Hind ile Çin arasında olup Birmanya, Siyam, Annam, Tonkin, Laos ve Kamboç’u içine alır. Hind-i Garbi = Keşfinde Hind olduğu sanılan Amerika. Hind tavuğu = Amerika’dan gelmiş olan hindi. Hind kumaşı = mec. Pek değerli ve bulunmaz şey (ekseriya alay yoluyla kullanılır): Kendisini bulunmaz Hind kumaşı sanıyor! Hind kitâbîsi = Yollu Hind kumaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Hindi, Hindustan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiltere ve iskoçya'da rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (er, most veya ermost) arkadaki, geride olan, art. hind legs arka ayaklar. hindermost, hindmost (s). en arkadaki, en gerideki, en sondaki. The devil take the hindmost. Sona kalan dona kalsın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişi geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hindistan. 2.Sahabeden Ebu Süfyan’ın karısı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). engellemek, mani olmak, menetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaki, geride olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşfinde Hind olduğu sanılmış olan Amerika’dan gelme büyük evcil kümes hayvanı, hind tavuğu. Babahindi, hindi babası = Yaşını geçmiş büyük erkek hindi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Hindiyye).

1.Hind’e ait: Seyf-i Hindi = Hind kılıcı. Memâlik-i Hindiyye = Hind ülkeleri. 2.Hind ahalisinden olan, Hindli. 3.Bugün kullanılan Hind dillerinin en tanınmış ve yaygını. Temer-i hindi = Halk dilinde demirhindi denilen ve serinlenmek üzere kullanılan mayhoş meyve ve bunu veren ağaç ki, odunu pek sert olup kalemtıraş sapı vs. yapılır. Sünbül-i Hindi = Bir cins çiçek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given by Europeans to that form of the Hindustani language which is chiefly spoken by native Hindoos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In employs the Devanagari character, in which Sanskrit is written. the most widely spoken of modern Indic vernaculars; spoken mostly in the north of India; along with English it is the official language of India; usually written in Devanagari script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The national language of India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mysterious barren land in the east Thor, Hogun, Fandral and Volstagg once sought out the hermit Wazir in their search for Zanadu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language spoken in India When it uses an Arabic Script, it is called Urdu, with a Devangari Script, it is called Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebze ve salata gibi kullanılan meşhur mayhoşça yaprak, gügeyk: Ak, kara hindibâ çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(güneğik): Hindiba familyasının örnek bitkisidir. Çiçekleri sarıdır. Yaprakları az ve küçüktür. Sapı yoktur. Kökü uzundur. Kökünün dışı beyaz, içi esmer renktedir. Sütlü, acı bir suare ifraz eder. Yaprakları haşlanıp, salata gibi yenir. Kökü de, dövülerek kahve yapılır veya kahveye karıştırılır. Lezzeti mayhoşumsudur. Ak ve kara olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte yaprakları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Egzama, güneş yanıkları, akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Balgam söktürür. Nikris ağrılarını dindirir. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardımcı olur. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Hindûstân). Hind ülkeleri. Hindistan cevizi =

1.Baharattan sayılan sert bir tane ki, mideyi kızdırmak ve sancıyı durdurmak için yenir, cevz-i bua.

2.Kabuğu sert ve içi kestane gibi beyaz ve besleyici, portakaldan büyükçe bir meyve, narcil, koka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

india. hindustan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. india. indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

India. rupee. the subcontinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 20 00 Kuzey enlemi, 77 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 3,287,590 km².

Sınırları: toplam: 14,103 km.

sınır komşuları: Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Burma 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan 2,912 km.

Sahil şeridi: 7,000 km.

İklimi: Güneyde tropikal musondan kuzeydeki ılıman iklime kadar çeşitlilik görülmektedir.

Arazi yapısı: Güneyde yüksek ovalar (Deccan Yaylası), Gang arazisinde düzlükler, batıda çöller, kuzeyde Himalaylar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kanchenjunga 8,598 m.

Doğal kaynakları: Kömür, demir, manganez, mika, boksit, titanyum, krom, doğal gaz, elmas, petrol, kireçtaşı, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: İslenebilir topraklar: %48.83.

daimi ekinler: %2.8.

Diğer: %48.37 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 558,080 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklık, su baskını, yıldırımlı fırtına, deprem, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,095,351,995 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.38 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 54.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.71 yıl.

Erkeklerde: 63.9 yıl.

Kadınlarda: 65.57 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.9 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5.1 milyon (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 310,000 (2001 verileri).

Ulus: Hintli.

Nüfusun etnik dağılımı: Hint-Aryan %72, Dravidian %25, Moğol ve diğer %3 (2000).

Din: Hindu %81.3, Müslüman %12, Hıristiyan %2.3, diğer %4.4 (2000).

Dil: İngilizce, Hintçe, Bengali (resmi), Telugu (resmi), Marathi (resmi), Tamil (resmi), Urdu (resmi), Gujarati (resmi), Malayalam (resmi), Kannada (resmi), Oriya (resmi), Punjabi (resmi), Assamese (resmi), Kashmiri (resmi), Sindhi (resmi), Sanskrit (resmi), Hindustani.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %59.5.

erkekler: %70.2.

kadınlar: %48.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hindistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hindistan.

ingilizce: India.

Yönetim biçimi: Parlamenter Federal Cumhuriyet.

Başkent: Yeni Delhi.

İdari bölümler: 28 eyalet ve 7 birleşik bölge; Andaman ve Nicobar Adaları, Andhra Pradesh, Arunachal Pradesh, Assam, Bihar, Chandigarh, Chhattisgarh, Dadra ve Nagar Haveli, Daman ve Diu, Delhi, Goa, Gujarat, Haryana, Himachal Pradesh, Jammu ve Kashmir, Jharkhand, Karnataka, Kerala, Lakshadweep, Madhya Pradesh, Maharashtra, Manipur, Meghalaya, Mizoram, Nagaland, Orissa, Pondicherry, Punjab, Rajasthan, Sikkim, Tamil Nadu, Tripura, Uttaranchal, Uttar Pradesh, Batı Bengal.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cum


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). but (bilhassa kesilmiş hayvanda), kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engelleme; engel, mâni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin nitelik veya önemini sonradan anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.).

1.Hind’in Brahman ahalisinden adam, Brahma dininde Hindli. 2.Hind ahalisi gibi pek esmer adam.

3.mec. A. Yüzdeki ben.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindu. hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native inhabitant of Hindostan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As an ethnical term it is confined to the Dravidian and Aryan races; as a religious name it is restricted to followers of the Veda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hindoo. a person who adheres to Hinduism a native or inhabitant of Hindustan or India of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native or inhabitant of Hindustan or India. a person who adheres to Hinduism. of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'. the predominant religious tradition of the Indian subcontinent Originally, the word 'Hindu' or 'Shindu' was an Ary

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body of social, cultural, and religious beliefs and practices native to the Indian subcontinent: devotion to the cult of one of the chief gods and goddesses. 'Hin' means to remove and 'du' means darkness In other words, any one who takes efforts to remo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oldest religion in the world The major religion of India, today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Hintli, Hindu: (s). Hintlilere ait. Hinduism, Hindooism (i). Hintlilerin dini ve sosyal sistemi, Hinduizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindooism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hinduism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Hindistan'a ait, Hindistan halkına ait; (i). Hindistan'da çoğunluğun konuştuğu dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هندوانه] karpuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(genegerçekotu): Sütleğengillerden bir ağaçtır. Tohumlarından hindyağı çıkarılır. Hindyağı berrak, renksiz veya soluk sarı renkli, koyu kıvamlıdır. Kokusu yok denecek kadar azdır. Lezzeti hafif ve biraz tahriş edicidir. Etkili maddesi Ricinoleik asittir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. Saçkıranda faydalıdır. Lavmanlarda da kullanılır. Saçların dökülmesini önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sür’atli, serî: Hızlı yürüyüş.

2.Şiddetli, Ar. şedîd: Hızlı vuruş.

3.Yüksek sesli: Hızlı söyleyiş.

1.Sür’atle: Hızlı yürümek.

2.Şiddetle Ar. şedîden: Hızlı vurmak, yüksek sesle: Hızlı söylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. fast. rapid. speedy. snappy. high-speed. zippy. express. crash. expeditious. fastmoving. fleet. frequent. hasty. impetuous. light-footed. nippy. precipitous. presto. rakish. ready. speed. swift. winged. fast. quick-action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. crisp. express. fast. fleeting. meteoric. nippy. quick. rapid. speedy. swift. picking up girls readily. quickly. violently. strongly. strong. loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. rapid. speedy. swift. strong. to be able to seduce the sex opposite quickly. fast working. like the devil. full out. like a house on fire. impetuous. mercurial. nippy. zippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektifin açılmasıyla ilk resmin bir saniyeden kısa bir süre içinde çekilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hızlı gözden geçirme düğmesine basarak en son çekilen resmi görüntüleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Pilin daha kısa sürede şarj edilmesini sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanoğlu; beşeriyet, beniâdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if need be. if the / should the occasion arise. at a pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Dışında olmayan. Süresince: iki yıl içinde pek çok şeyler yapıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

included. in. inside of. within. inly. therein. in. inside. within. among. amongst. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

included. in. inside of. within. inly. therein. inside. among. amongst. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in. inside. within (a limit. under (circumstances. all. full of. having.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contents. index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inwardly. within. from inside. through. thro. thru. across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. through. from inside. thru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at heart. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 bardak sıcak suya 1 tutam nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Tamamı bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğle ile akşam arasındaki namaz vakti, Osm. asr-ı sânî: İkindi namazı, ezanı. İkindi üstü = İkindi vakti, mec. İkindiden sonra = Vakitsiz, pek geç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mid-afternoon. afternoon. midafternoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midafternoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilıklatmak, ılık yapmak, soğuğu kırıp veya biraz soğutup az sıcak bırakmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fakirleştirmek; kuvvetini kesmek mumbit toprağı kuvvetten düşürmek. impoverishment i. fakirleşme; kuvvetten düşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yan, Osm. nezd, göre: Onun indinde kitabın hiçbir kıymeti yoktur. Alimlerin indinde değeri büyüktür.

2.Katında, yanında, nezdinde, göre.

3.Vukuunda, halinde, takdirinde, Ar. ledi: Inde’ttahkik = Tahkik sonunda. Inde’l-hâce — Gerektiği zaman.

4.Yanında, nezdinde: Onun indinde bulunuyor.

5.Göre, fikrince: Benim indimde bunun hiç kıymeti yoktur.

6.Nisbeten, kıyasen, göre: Filin indinde at küçük bir hayvandır. Güneşin indinde dünya bir zerredir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عند] kat. 2.görüş. 3.yan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. independent, indicative, indigo, indirect.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yara iyileşip yeri kalma, yeri belli olacak surette kapanma, Fransızca: cicatrisation.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borçlu, verecekli; minnettar. indebtedness i. borçluluk; borç miktarı, borçlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yakışıksız, edebe aykırı, edepsiz, hayâsız, çirkin, kaba; huk. toplum töresine aykırı. indecency i. ahlâksızlık indecently z. edepsizce, ahlâksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunmaz, sökülmez, çözülmez, karışık, anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, tereddüt, duraksama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız, kesin olmayan indecisively z. kesin olmayarak, kararsız bir şekilde indecisiveness i. kararsızlık, tereddüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. çekilmez, sıygasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bileşimi bozulmaz, çözüm kabul etmez; çü rümez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. edebe aykırı, ayıp, yakışmaz, utandırıcı, uygunsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebe aykırı hareket; ertem ve yönteme aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., ünlem hakikaten, gerçekten, doğrusu; ünlem Öyle mi? No,indeed! Hiç de öyle değil. Yok canım. Yes, indeed ! Elbette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz, yorulmak bilmez, usanmaz, bıkmaz indefatigabil'ity i. yorulmazlık. indefat'igably z. yorulmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iptal edilemez, feshedilemez. indefeasibil'ity i. iptal edilemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümez; hatasız, yanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savunulamaz, savunmasız, müdafaasız; korumasız, muhafazasız. indefensibil'ity i. savunmasızlık. indefen'sibly z. savunulamaz şe kilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilemez; tanımlanamaz, açıklanması olanaksız, anlatılamaz. indefinably z. anlatılamaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli olmayan, belirsiz, sayısız, belgisiz, bellisiz, müddeti olmayan; bot. sayısı belirsiz, sayısı çok olan (ercik); gram. belgisiz (sıfat, fiil). indefinite article belgisiz sıfat: bir (İngilizcede a, an). indefinite pronoun belgisiz zamir. indef

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kendikendine açılmayan (tohum).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. index

1. dizin,

2.ekon. gösterge

1. Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste.

2.Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İndeks Araması, kaset üzerindeki işaretli noktaları bulmanızı sağlar. İndeks Taraması, tüm işaretli noktaların ilk birkaç saniyesini göstererek kasette neler bulunduğunu görmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, Kaset Belleğiyle birlikte çalışır. Sahneyi bir başlıkla işaretlediğinizde, arama işlevi bu sahneyi daha sonra otomatik olarak aramanızı ve belirlemenizi sağlar. Kayıttan sonra, kaset ya da indeks başlıkları istenen boyutta, renkte ve konuma eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tüm çekilen resimlere genel olarak bakmanızı sağlar. Resimleri seçebilir, korumaya alabilir, silebilir ya da baskı için işaretleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik, kasetin üzerine işaret konmasını, mevcut işaretlerin silinmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellikle indeksli müzik pasajları doğrudan seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. silinmez, çıkmaz (leke, hatıra, intiba); sabit (boya, mürekkep). indelible pencil kopya kalemi. indelibly z. silinmez şekilde. indelibil'ity i. silinmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun olmayan; incitici, nezaketsiz, kaba. indelicate remarks zarif olmayan sözler. indelicacy i. uygunsuzluk; kabalık. indelicately z. uygunsuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zararını ödemek; zarar görmeyeceğine dair peşinen kefil olmak. indemnifica'tion i. tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tazminat, zararı karşılamak için ödenen para; ceza veya sorumluluktan af; kefalet, teminat, kefil olma, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtlanamayan, açıklanamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bere, çentik; f. çentmek; basmak; bere yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içeriden başlamak, içerlek yazmak, paragraf başı yapmak; diş diş kesmek; kenarını oymak; ambardan erzak verilmesini resmen emretmek; ısmarlamak; senet ile birini uşaklığa vermek; diş diş olmak; i. diş; uşaklık senedi; ısmarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bere, çentik; çentik yapma; koy, körfez; matb. içerlek yazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, matb. içerlek yazma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sözleşme kâğıdı, resmi senet, bilhassa hizmetçi veya uşakla yapılan onaylı sözleşme; f. kontrat veya senetle bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, dency i. serbestlik, bagımsızlık, istiklal, hürriyet; geçinecek kadar malı olma. Independence Day Birleşik Amerika'da Bağımsızlık Günü (4 Temmuz). Declaration of Independence Birleşik Amerika'da bağımsızlığı ilan eden resmi belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hür, bağımsız, başlı başına, ayrı, serbest; kendi geliri ile geçinebilen; pol. parti dışı olan; i. bağımsız kimse; parti üyesi olmayan kimse. independently z. bağımsız olarak; aynca, birbirini etkilemeden, birbirinden habersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etraflı, geniş kapsamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanlmlanamaz, nitelendirilemez, anlatılamaz. indescribably z. anlatılamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılmaz, bozulamaz, yok edilemez, çok dayanıklı, tahrip olunamaz. indestructibly z. yıkılamayacak şekilde. indestructibility i. yıkıl- mazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belgilenemez ve sınırlanamaz; hallolunamaz. indeterminably z. çözülemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, belirli olmayan, meçhul, bilinmedik, bilinmeyen; şüpheli, bellisiz; mat. değeri tespit edilemeyen. indeterminate sentence süresi belirsiz ve suçlunun davranışlarına bağlı olan hapis cezası. indeterminately z. belirsiz olarak. indeterminat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, duraksama, tereddüt; sebatsızlık; belirsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. yadgerekircilik, indeterminizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterministe

fel. belirlenmezci

Belirlenmezcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Determinizmin tabiatta yaygın olarak gerçekleşemiyeceğini esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterminisme

fel. belirlenmezcilik

1. Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş.

2.İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ.- ex.es,- i.ces) i., f. indeks, fihrist; katalog; gösterge, işaret; delil, kanıt; mat. üs; işaret parmağı; b.h., Kat. okunması yasak kitaplar listesi; f. indeks yapmak, indeks içine koymak; işaret etmek. index finger işaret parmağı. index number

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendi fikrinden doğma, bir kimsenin kendi kurduğu, kendi hükmü, ve kararı: İndî birtakım şeyler söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عندی] kişisel, kişinin kendi kanısına dayanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan. India ink çini mürekkebi. India paper pek ince Çin kağıdı. India rubber kauçuk, lastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Hindistan ile İngiltere arasında işleyen büyük ticaret gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Hindistan'a ait; Amerika kızılderilisine ait; i. Hintli; kızılderili; Amerika kızılderililerinin dillerinden biri. Indian club jimnastikte kullanılan şişe biçiminde çomak. Indian corn mısır, darı. Indian file tek sıra (yürüyüş). Indian Ocean H

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Hindistan'a ait; Hint dil grubuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işaret etmek, göstermek, imlemek, dolaylı olarak belirtmek; tıb. hastadaki belirtileriyle, hastalığın cinsini veya ilâcını göstermek; kısaca tanımlamak. indicated horse power bir makinanın belirtilmiş olan beygir gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bildirme, anlatma, gösterme; belirti, delil, kanıt; tıb. hastalıklarda uygun tedavi şeklini gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteren, belirten; bildiren; i., gram. basit zaman çekimindeki fiil, bildirme kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse, işaret eden şey, delil, belirti; mak. gösterge ibresi, gösterge; kim. asit veya alkalinin olup olmadığını bildiren ecza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. işaretler, kanıtlar; A.B.D. posta pulu yerine zarflara basılan,ödendi işaretleri; belirtiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak; sorguya çekmek. indictable s. suçlanabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Roma'da on beş yllllk süre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iddianame; suçlama, töhmet; dava açma. bill of indicment juri heyetine sunulan resmi ithamname. joint indictment birkaç kişiyi birden suçlayan ithamname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., the ile Doğu veya Batı Hint Adaları. the West Indies Büyük ve Küçük Antiller.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «def» den masdar).

1.Def ve yok olma, ortadan kalkma.

2.Püskürme, patlama: Yanardağ indifâı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اندفاع] püskürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

püskürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldırmazlık, önem vermeyiş, umurunda olmayış, soğukluk, ilgisizlik, rağbetsizlik; duygusuzluk, hissizlik; ancak geçerli oluş. a matter of indifference ilgilenmeye değmeyen mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Iâkayt, kaygısız; duygusuz; önemsiz; bir, farksız; ancak geçerli olan, şöyle böyle; kimyasal veya elektrik kuvveti olmayan. indifferently z. ilgisizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli insan veya hayvan ve bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli; doğuştan olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fakir, züğürt, yoksul. indigence i. fakirlik, züğürtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyice düşünülmemiş; düzensiz, intizamsız, biçimsiz, biçime girmemiş; hazmolunmamış, sindirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazmolunamayan, sindirilemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetlenmiş, kızmış. indignantly z. hiddetle, kızgınlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızgınlık, öfke, gazap; haksızlığa karşı öfke, kızma. indignation meeting bir haksızlığı protesto amacıyle yapılan toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmetsizlik, hakaret, yakışıksız muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- gos,- goes) çivit; çivit rengi. indigo plant çivit fidanı, nil, bot. Indigofera tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indicateur

fiz. gösterge

Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirine geçme, kilitlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

according to. in the presence of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's opinion. according to. in the presence of. before. in comparison to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Girişim. 2.Öne geçme. 3.Bulut altından sıyrılma. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dere» ten masdar). Dere olunma, içinde bulunur mânâslyle bu masdar ve bilhassa münderic, lisanımızda çok kullanılırsa da Arapça’da indirâc yalnız inkıraz (yıkılış) mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzi, eseri kalmayacak surette mahvolma: Eski eserlerin indirâsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolaşık, dolambaçlı, doğru olmayan, dolaylı; hile türünden; dolaylslyla olan; doğrudan doğruya olmayan, araçlı. indirect cost dolaylı masraf. indirect damage dolaylı zarar. indirect discourse sözcünün söylediklerinin şahıs ve zaman değişimiyle nak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolaylı söz veya hareket; doğru olmayan hal veya hareket, hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya) (uyd. k.). Cisimlerin oksijenini alma özelliğinde olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya ve matematik) (uyd. k.). İndirgemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). l.’ (kimya). Bir oksidin oksijenini alarak madeni serbest bırakmak.

2.(matematik) Bir ifadeyi daha kısa yahut basit bir şekle sokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. degrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil down to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reducing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı indiren, Osm. tenzil eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aşağı götürülmek, Osm. tenzil edilmek: Bu kereste dağdan indirilmiştir.

2.Azaltılmak, Osm. tenzil ve tenkis edilmek: Zahirenin fiyatı indirildi. 3.Aşağı koyuverilmek: Perde indirildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount. price cut. reduction. cut. allowance. abatement. allowance for cash. deduction. degression. offtake. price cutting. purchase discount. rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. cutback. discount. rebate. reduction. sale. cutback tenzilat. ıskonto. sales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebate. allowance. abatement. discount. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. cut-rate. cut. deductible. at a discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. at a discount. cut-price. cut-rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. marked down in price. discount price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance / cheap sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowering. setdown. degradation. relegation. curtailment. landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. reduction. lowering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bringing down. lowering. launching. cutoff. deducting. degradation. diminution. reducing. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aşağı götürmek, Osm. tenzil etmek: Dağdan kereste, raftan eşya indirmek.

2.Hayvandan, arabadan aşağı almak: Yolcuları arabadan indirdiler.

3.Azaltmak, ucuzlatmak, Osm. tenzil etmek: Etin fiyatını indirdiler. Posta ücretlerini indirdi. 4.Çıkarmak, Osm. tarh ve tenzil etmek, hesaptan aşağı vurmak: Masrafı indirdikten sonra geliri hesap etmeli. Başından indirmek = mec. Kahırlandırıp felç olmasına sebep olmak. Hatim indirmek = Kur’an’ı hatmetmek. Gemi indirmek = Yeni yapılmış gemiyi suya, denize salmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. set down. take down. put down. bring down. reduce. cut. degrade. bash. cast down. clip. clout. clump. dismount. draw down. drop off. dump. land. lay low. let down. lift down. plant. relegate. send down. strike. take from. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduct. dip. lower. reduce. shutter. to lower. to bring down. to reduce. to deduct. to bring sth down. to mark sth down. to let sb down. to bring sth down. to land. to give to deal. to unload. to break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to take down. to bring down. to get down. to reduce. to land. to deliver. to wreck. to destroy. abate. clip. couch. diminish. draw down. let down. put down. retrench. set down. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağı aldırtmak, tenzil ettirmek, eksiltmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilemez, tefrik edilemez, farkına varılmaz, ayırt edilemez. indiscernibly z. seçilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, geveze, boşboğaz, ağzı gevşek; sağgörüsüz. indiscreetly z. düşüncesizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısımlara bölünmemiş, toplu halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşüncesizlik, akılsızlık, boşboğazlık, sağgörüsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak, fark gözetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazımsızlık, mide fesadı, dispepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaruri, elzem, zorunlu, onsuz olamaz. indispensably z. zaruri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hevesini kırmak, soğutmak, zayıflatmak; rahatsız etmek; rağbetini azaltmak. indisposed s. rahatsız; isteksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsızlık; isteksizlik, gönülsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söz götürmez, su götürmez, münakaşa götürmez, muhakkak, itiraz kaldırmaz. indisput'ably z. itiraz kaldırmaz derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erimez; ayrılmaz, sabit. indissolubly z. birbirinden ayrılmaz surette; çözülmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirsiz, seçilmez, iyice görülmez, ayırt edilmez. indistinctive s. tefrik olunamaz; tefrik edemeyen. indistinctly z. belirsiz surette. indistinctness i. belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmesi olanaksız, seçilemez. indis- tinguishably z. seçilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. indiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek, yalnlz, ayrı, başlı başına; hususiyeti olan; ferdi, bireysel; i. fert, kimse, şahıs, birey; tane. individually z. ayrı ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ferdiyet vermek, ferdiyetini belirtmek, bireyleştirmek, ayırmak; ayrı tutmak. individualization i. ferdileştirme, bireyleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Cemiyet yerine ferdi esas alan ve ona büyük ehemmiyet veren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualisme

fel. ve top. b. bireycilik

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek; fert yapmak. individuation i. fert yapma; fert olma; fertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taksim olunmaz, bölünmez; mat. kesirsiz, taksim edilemez. indivisibil'ity i. bölünmezlik. indivis'ibly z. bölünemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Birinin, gerçeğe uygun olmamak üzere, kendiliğinden kurduğu, söylediği, hükmettiği şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). İn senbolü ile gösterilen, atom ağırlığı 114,8 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek Hintli, Hindistan'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hint-İran dil ailesinin Hint kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Hint- Avrupa dillerinden birini konuşan kimse; s. Hint-Avrupa dil ailesine ait; bu dillerden birisini konuşana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hint-Avrupa ve Anadolu dillerinin kökeni varsayılan dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindiçini. Indo- chinese' s., i. (çoğ.- nese') Hindiçini halkına veya lisanına ait; i. Hindiçini halkından biri; Çince-Tibetçe dil grubundan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. herhangi bir düşünce sisteminin esaslarını öğretmek; telkin etmek, (fikir) aşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. parfüm yapımında kullanılan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tembel, üşenen; tıb. ağrısız, acısız. indolence i. tembellik. indolently z. tembelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yılmaz; boyun eğmez, bezmez, inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Endonezya. Indonesian s., i. Endonezyalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ev içine ait, ev içinde yapılan. indoor games ev içinde oynanan oyunlar. indoor life ev hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z .ev içinde, ev içine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. endorse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. indraught i. içeri çekme, içeriye doğru akış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içeriye doğru çekilmiş; zihni meşgul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar'a mahsus maymuna benzer siyah ve beyaz tüylü bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphe kaldırmaz, kati, kesin. indubitably z. şüphesiz, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikna etmek, kandınp yaptırmak, teşvik etmek; sevketmek; sebep olmak; fiz. elektrik akımı meydana getirmek; man. tüme varmak. inducible s. ikna edilir, teşvik edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sebep, saik, vesile; ikna, teşvik, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. resmen askere almak; vazifeye geçirmek, memuriyete başlatmak. inductance i., elek. indüktans

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askere yeni alınan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzamaz, çekilip tel şekline giremez; boyun eğmez, inatçı. inductility i. uzamayış; inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memuriyete geçirme; man. tümevanm; özel durumlarda doğruluğu kesin olan bir önermenin genel durumlarda da doğru olduğunu tanıtlama, sonuç çıkarma; elek. indüksiyon. induction coil indüksiyon bobini. induction current tesir akımı. induction motor i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tümevarımsal, tümevarımlı; indüksiyon yapan; ilkel. inductively z. tümevanmsal bir yolla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. endue.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. fizik) (uyd. k.). İndükleme akımı elde etmeye yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. fizik) (uyd. k.). Bir devreyi indüklemek işi. İndükleme akımı = İndükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induced current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T. fizik) (uyd. k.). Kapalı bir elektrik devresini, şiddeti her an değişen bir manyetik alan içine koyarak üzerinde bir elektrik akımı meydana getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to induce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iptila göstermek; teslimiyet göstermek; kendini vermek, müptela olmak, düşkünlük göstermek; müsamaha etmek, mühleti uzatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iptila, düşkünlük; müsamaha, hoşgörü, göz yumma; Kat. pişmanlık hâsıl olunca kilise tarafından günah cezasından bir kısmının affolunması; tic., huk. borç vadesinin uzatılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsamahakâr, hoş görülü. indulgently z. müsamaha ile, göz yumarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,s. katılaştırmak, sertleştirmek; duygusuzlaştırmak; dayanıklı kılmak; s. katı, sert; duygusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. eğreltiotunun spor keselerini örten zarf; zool. böceğin sürfe kesesi. indusial s. böyle zarf veya keseye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sanayie ait, sınai, endüstriyel. industrial arts sanayide kullanılan teknik yetenekler. industrial design fabrika ürünü eşyanın güzel ve kullanışlı olmasını sağlayan tatbiki güzel sanatlar kolu. industrial disease bir sanayi kolunda çalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayii temel olarak kabul eden iktisadi sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayide mevki sahibi, fabrika sahibi, fabrika yöneticisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sanayileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalışkan, gayretli. industriously z. çalışkanlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayi, endüstri; çalışkanlık, gayret; iş, meşguliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(indwelt) iskan etmek; nüfuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wound) birbirine sarmak, bir arada bükmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on- the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Isınmasını sağlamak, alıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor.veyüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı veyüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarınınyüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژنده] yırtık, eski. 2.yamalı hırka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژنده پوش] yamalı hırka giyen. 2.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. bir davada iki unsurun veya iki kimsenin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the sort of. something like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin; dakikada 90’dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.

Normal Kalp Atışları :

0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140

1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120

3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100

7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90

20 yaşından sonra; dakikada 60-80 arasında değişir.

Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir. Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer. Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pekmez, üzüm sirkesi.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı pekmeze 1 çorba kaşığı üzüm sirkesi konup, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalkınmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmperverllk, istek sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki (taraxacum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandelion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaşımayı gerektirmek: Dokunduğu yeri kaşındırır bir ottur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb itch. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. unobstructed. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically. spontaneously. per se. of one's own accord. of oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. of one's own accord. automatically. by oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of one's own accord. ex mero motu. naturally. per se. without preoccupation. unprompted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchant. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. rapture. trance. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. in fine fettle. high jinks. in high spirits. like the cat that stole the cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca’dan). Baskı makinelerinde mürekkep alıp veren silindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Yunanca’dan: üstüvâne, silindir, merdâne). Eski bir şarap ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeşit, cins, tür nevi; eskitabiat, mizaç. a kind of millionaire milyoner gibi bir şey, âdeta milyoner. coffee of a kind kahveye benzer bir şey. I kind of expected it Biraz da bunu bekliyordum. Nothing of the kind Hiç de öyle değil. of a different

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müşfik, iyi kalpli, nazik, iyi, iyi huylu; başkalarını seven, sevgi besleyen; uysal, yumuşak başlı. kindhearted s. iyi kalpli kindliness, kindness i. şefkat, şef katlilik, yumuşakllk kindly s, z müşfik; z şefkatle; içten, gönülden. take it kindly

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİN-DAR) (i. F.).

1.Gizli düşmanlık besleyen: Pek kindar adamdır.

2.Öç almaya susamış insan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vindictive. rancorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کيندار] kinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana mektebi, anaokulu. kindergartner i. anaokulu öğretmeni veya öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı «kın-tıraş» ki, o da Türkçe «kın» ile Farsça «trâş» kelimelerinden yapılmış yanlış bir tâbirdir). Oluk ve yiv oymaya mahsus kundakçı Aleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutuşturmak, yakmak; alev lendirmek, uyandırmak; alev gibi aydınlatmak; tutuşmak, yanıp tutuşmak; yanmak, ateş almak; parlamak; uyanmak, canlanmak. kindling wood sobayı tutuşturmak için ufak odun, çıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. akraba; soy; akrabalık; s. akraba olan; birbirine benzer, aynı soy veya tabiattan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Hintçe’den). Sertlik bakımından elmastan sonra gelen, saydam ve türlü renklerde bir taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Hayvanlar aleminde genellikle dişiler erkeklerini seçerler. Bu nedenle erkek cazip olmak zorundadır. Sadece dış görünüşü ile değil kuşlarda olduğu gibi özellikle çiftleşme zamanında sesleriyle, yani ötüşleriyle de rakiplerinden üstün olmaları gerekir.

Dişileri cezbetmek için bu kadar gösterişli olmak erkekleri düşmanları için çok kolay bulunan bir av haline getirir. Dişiler kendilerini tabiat içinde veya yuvalarında gösterişsiz renkleri ile daha iyi saklayabilir, düşmanların dikkatlerini çekmezken çoğunlukla erkekler hedef olurlar.

Aslında tüm kuşlar memeli hayvanlardan daha güzel ve süslüdürler. Bu, kuşların tüylerindeki melanin denilen bir maddeden kaynaklanmaktadır. Bu madde insanın saç ve derisinde de vardır ama miktarı kuşlardakine oranla çok azdır.

Hayvanlar dünyasında güzellik ve renklilik önemli bir iletişim aracıdır. Çevresindekilere büyüklük, güç, yaş ve cinsiyet konularında fikir verir, etkiler.

İnsanların aksine hayvanlarda erkek daha güzeldir, dişisinden görünüm ve ebat olarak farklıdır. Erkek geyiğin gösterişli boynuzları, erkek aslanın yelesi, horozun ibiği hep ya düşmana karşı veya sürü içinde liderlik yarışındaki rakiplerine karşı etkileyici bir silahtır.

Kuşlarda erkeklerin daha iri olmaları, parlak renkleri ve kuvvetli ötüşleri bir açıdan da yuvayı savunma sorumluluğunu taşımalarındandır. Bu özellikler ne kadar kuvvetliyse düşman o kadar ürküp çekinebilir, o yuvayı bırakıp daha başka kolay avlara yönelebilir.

Güzellik ve gösteriş sadece kelebeklerde güzel olma amacına yöneliktir. Onlar ömürlerinin büyük bir kısmını kuluçka devrinde geçirdiklerinden, kelebek şeklindeki kısacık yaşamlarında bu kadar güzel olmaları da haklarıdır doğrusu.

Hayvanlar aleminde kuşların en çok ötenleri de erkeklerdir. Bunu hem dişi kuşu davet hem de hakimiyetleri altında olan alanları belirtmek için yaparlar. İüphesiz dişi kuşlar da en çok öten erkeği tercih ederler. Bu tercih tabii ki erkeğin sesinin güzel olmasından dolayı değil güçlü olmasından, hakimiyet sahasının geniş olmasından ve daha fazla yiyecek imkanına sahip olmasındandır.

Tabiatın kanunu dişi kuşlar için de geçerlidir. Erkeklerini zengin ve güçlü oldukları için seçerler.

Aslında erkekler yiyecek bulmak için çok zaman harcamazlar, onlar daha çok öterler. İunu da ilave edelim ki, memeli hayvan türleri içinde sadece yüzde 3’ü tek eşli iken kuş türleri içinde tek eşlilik oranı yüzde 90’dır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sadece kazlar değil, martılar, pelikanlar gibi büyük su kuşları da filo olarak toplu halde giderken „V’ şekli oluşturarak uçarlar. Bunun nedeni ile ilgili kesin olmayan, tartışmaya açık çeşitli görüşler vardır. Biz bunlardan en çok rağbet gören ikisinden bahsedelim.

Birinci görüşe gore, sürünün „V’ şeklinde uçmasının amacı enerji tasarrufudur. Bu uçuş şekli ile öncelikle en öndeki kuş, bir arkadaki kuşa gelecek rüzgarı ve hava direncini engeller ve daha az enerji sarf etmesini sağlar.

Bunun bir başka örneği de bisiklet takım yarışlarında birbiri arkasına saklanarak giden ve sık sık en öndekini değiştiren yarışmacılarda da görülür. Araba yarışlarında da arkadaki araba öndekine mümkün olduğunca yaklaşarak, onun kestiği rüzgar ve hava akımının avantajı ile daha az yatık harcamayı amaçlar. Bu şekilde uçan kuşlarda da sık sık en öndeki liderin değiştiği ileri sürülmektedir.

Yine bu görüşe gore, öndeki kuş kanadını çırptığında, kanadının ucunda bir hava boşluğu, yani bir girdap yaratır, arkadaki kuş buraya yükselen havayı kanatlarının altında bularak ve daha az enerji sarf ederek yüksekliğini muhafaza eder. Bu kuşun şeklinin daha ziyade büyük kuşlarda görülmesinin nedeni de bunların büyük kanatları ile yarattıkları hava hareketinin büyüklüğü ve arkadaki kuşun işine yarayabilmesidir.

70’li yıllarda yapılan bir araştırma sonucunda, 25 kuşluk bir filonun bu şekilde uçarak, uçuş mesafesinin yüzde 75 artırabildiği ileri sürülmüştür. Ancak bu teoriye gore her kuşun öndeki ile aynı mesafe ve açıdan uçması ve senkronize yani eş zamanlı kanat çırpması gerekir ki, bu gerçekte mümkün değildir.

İkinci bir görüşe gore ise, kuşların gözleri başlarının yanındadır, dolayısıyla tam önlerini göremezler. Bu uçuş şekli ile sürünün fertlerinin birbirini görerek, kaybolmadan bir arada kalması sağlanır. Bu görüşe karşı olanlar ise kuşların geceleri de uçtuklarını, bu nedenle öndeki kuşu görmenin önemli olmadığını zaten sürüyü kuşların bağırışlarının bir arada tuttuğunu ileri sürüyorlar.

Çok basit gibi görülen bu olayın bile sebebi tam öğrenilmiş değil, belki de görüşlerin bileşimi, yani hepsi doğru. Kuşlar konuşabilseler de anlatsalar!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif, kararsız, dönek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hemfikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıhlamur ağacı, bot. Tilia europaea. linden tea ıhlamur, ıhlamur çiçeğinden yapılan çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili rahatsız; sinirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözü bitmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi düşünüşlü, alçak fikirleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayar ve görüntü düzenleme yazılımına gerek kalmadan yanlış pozlama ve diğer sık rastlanan görüntü sorunlarının telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışılmışın ötesinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşeriyet, insanlık; insanoğulları; erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. baş yönetici, işi çeviren kimse; f çekip çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. damgalanmamış ve sahipsiz dana, başıboş buzağı; A.B.D., k.dili toplum kurallarına uymayan kimse; parti disiplinine uymayan politikacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Teletekst sayfalarını hafifçe sıkıştırarak, TV görüntüsü ya da video kaynağının aynı anda gösterilmesini sağlayan Çift Sayfa Teletekst ve PIP’in birleşimi.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) arasında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirleri iyi kabûl etme, misafirlere ikram eden adamın hâil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, dikkat etmek; meşgul olmak; ehemmiyet vermek; kaygı çekmek, endişe etmek; boyun eğmek, itaat etmek; saymak; dikkatli olmak; karşı çıkmak, itiraz etmek; mahzurlu görmek; leh. hatırlamak. Mind you Bak, dinle. Mind you do it Mutlaka yap. Min

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl, zihin, dimağ, kafa; hatır, hafıza kuvveti; fikir, düşünce; zeka, idrak; istek, murat, arzu, meram; şuur; üstün insan. mind's eye muhayyile. mind reading başkasının zihnindekini anlama. be of one mind hemfikir olmak. blow one's mind esrar etk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mindanao adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) sanrı uyandıran uyuşturucu madde; bu maddeyi kullanan kimse; şaşırtıcı şey; başkalarının aklını çelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) sanrı uyandıran; zihni bulandıran; şaşırtıcı; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (argo) sanrı uyandırıcı; çıldırtıcı; i. sanrılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görüşlü, fikirli, niyetli; istekli görünen, gönlü yatmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda kerevetleri üzerine ve başka yerlere döşenen ot veya kaba yünle dolmuş sert şilte: Oda minderi; mindere geçmek, oturmak. Erkân minderi = Kerevetin yanı başına yere serilip üzerine rahat oturulan minder. Karyola minderi = Karyolada şiltenin altına yayılan ot minder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cushion. mattress. squab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who minds, tends, or watches something, as a child, a machine, or cattle; as, a minder of a loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One to be attended; specif., a pauper child intrusted to the care of a private person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squab. cushion (used for sitting. wrestling mat. pilow. ottoman. couch. mattress. matting. ring. cushion. divan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bodyguard As in, 'He's not so tough, but there's a couple of minders watching over him '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bodyguard As in, 'He's not so tough, but there's a couple of minders watching over him '. a woman who looks after babies in her own home while their parents are working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görümü yoğunlaştıran veya değistiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünceli, unutmaz, hatırlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, dikkatsiz; akılsızca yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dar fikirli, dar görüşlü, bağnaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) göre, fikrince, gözünde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir.

Ama tam da böyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur.

İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir. Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir.

Ama olağan dışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin “kafasi karışır”.

İşte insan çok yüksek bir yerde durduğu zaman, böyle bir karışıklık meydana gelir.

Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Halbuki, ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için “yere dokunuyorum” mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrent to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wherein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık 6 litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvar üretilir. Ortalama bir yaşam süresi boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde ‘antigen’ denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen 300 kan grubu vardır ama AB 0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Kari Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0 (sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan gurubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbirleri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. Şimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Kan grubu => Kanın alınabileceği grup => Kanın verilebileceği grup

A => A, 0 => A, AB B => B, 0 => B, AB AB => A, B, AB, 0 => AB 0 => 0 => A, B, AB, 0

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık altı litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvarlar üretilir. Ortalama bir yaşam süreci boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde “antigen” denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen üç yüz kan grubu vardır ama AB0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Karl Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0(sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan grubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbileri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. İimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) davaya katılması gereken bir kimsenin dışta bırakıması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli, yeni fikirleri kabule hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişirilmiş; fazla büyütülmüş, abartmalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-denial. self-sacrifice. sacrifice. self-abnegation. devotion. self-devotion. unselfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrifice. self-denial. altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-denial. self-sacrifice. sacrifice. self-abnegation. devotion. self-devotion. unselfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrifice. self-denial. altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bir amaç ya da kişi için kendi yararlarından vazgeçme, fedakarlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrificing. self-denying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrificing. self-denying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tersinden de aynı şekilde okunabilen kelime, cümle veya mısra. msl. makam, radar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse, kaşif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Besleyiş, besleme, beslenme.

2.Terbiye, yetiştirme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. perveriş = terbiye, yâften = bulmak). Terbiye gören, terbiye olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in search of. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in pursuit of. in pursuit of sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be after. upon one's heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Artakalan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پس زنده] geriye kalan, yaşayan son örnekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sanma, zan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rind olma hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı olarak düşünmek; yerini değiştirmek, ortadan kaldırmak. prescind from (bir şeyden) dikkatini çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Püskürtme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pulvérisateur

püskürteç

Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomizer. sprayer. spray gun. duster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezmek, ezip toz haline koymak. pulverizer i. toz haline getiren kimse veya alet. pulveriza'tion i. ezme, toz haline getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı kör, donuk gören; mankafa, anlayışsız. purblindness i. yarım körlük; anlayışsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on beş yıla veya on beşinci yıldönümüne ait; i. on beşinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur damlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ravalpindi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitsel FM radyo sinyalleriyle birlikte dijital veriler ileten bir sistemdir. RDS, sinyali veren istasyonun ismini görüntüler ve o istasyon için en güçlü sinyali otomatik olarak bulur. Özellikleri arasında aşağıdakiler bulunmaktadır: Program Servis İsimi (Program Service Name – PS): 8 karaktere kadar istasyon ismi bilgisi; Trafik Anonsu (Traffic Announcement – TA): trafik bilgisi bültenlerine otomatik olarak geçen bir özellik; Alternatif Frekans (Alternative Frequency – AF): Aynı istasyon için birden fazla sinyal olduğunda, güçlü sinyalin otomatik olarak seçilmesi; Gelişmiş Diğer Şebeke (Enhanced Other Network – EON): trafik anonsu sırasında otomatik olarak başka bir istasyona geçme; Saat (Clock Time – CT): Doğru saatin otomatik olarak ayarlanması.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eşliğinde, beraberinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redeem. to redeem a pawn. to take out of pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek., çoğ. ren (geyik), kuzey geyiği, zool. Rangifer tarandus. reindeer moss renlikeni, bot. Cladonia rangiferina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. cevap; cevabın cevabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bakıye, kalıntı, artan şey; mat. artan; f. (kitap, kumaş) değerini kaybetmiş diye ucuza satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hatırlatmak, hatırına getirmek. reminder i. hatırlatma; hatırlatan şey veya kimse. remindful s. unutmayan, hatırlayan; hatırlatıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lağvetmek, feshetmek, iptal etmek, kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(PIP) TV kaynağından gelen küçük bir görüntüyle birlikte PC ekranını görüntüler. Bir TV kanalını seyrederken PC uygulamalarınıza gözatmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgınlık, derin düşünüş;hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru düşünüşlü, sağduyu sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. rindân). T. Serseri, lâubâli, sarhoş.

2.Dış görünüşü lâubâli olan, aslında olgun gönül adamı ki, Doğu şairlerine göre çok makbûldür.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رند] dünyayı umursamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kabuk; meyva veya peynir kabuğu; f. kabuğunu soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dünya işini boş görenler, alçakgönüllüler, kalenderl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rindce, rindcesine, rind gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bayt. sığır vebası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be released from prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İri ve iyi cins inci. 2.Hükümdara yakışan, hükümdara uygun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. owing to. by courtesy of. through. by the agency of. through the agency of. on his coat-tails. through one's instrumentality. by dint of. owing to. through. thru. thro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through. with. a) thanks to. owing to b) by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. but for. by courtesy of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, zinde = diri, dâşten = tutmak). Geceyi diri tutan, gaflet uygusuyla geçirmeyip ibâdetle canlandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب زنده دار] geceleri ibadet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. özindükleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi isteklerine düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başlık, başkanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. gladsome. rejoicing. joyous. joyful. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful. pleasing. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin sevinmesine sebep olmak, memnun etmek. Öksüz sevindiren = Az değerli, fakat çok süslü ve parlak şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. gladden. gratify. please. satisfy. to please. to delight. to gladden. to gratify. to satisfy. to warm the cockles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. delight. elate. gladden. lighten. please. quicken. rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, argo danslı eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo kavga, gürültü, arbede; argo danslı eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.).

1.Üstüvâne, merdane.

2.Yol yapmada kullanılan ağır makine.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylindrical. cylinder. roller. roll. road roller. calender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylinder. roll. roller. road roller. steamroller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top hat. high hat. silk hat. tile. topper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylindrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سندان] örs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sinbad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Büyük makas, terzi ma kası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sanâdîd). Reis, baş, ilerigelen. Sanâdîd-i Kureyş = Kureyş’in llerigelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sındırgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgunluk yeri, bir mağlûbiyetin vuku bulduğu yer. Sırp-sındığı = Sırplar’ın vaktiyle yenildikleri savaş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sindirmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Besinlerin kana karışacak hâle gelinceye kadar sindirim sisteminde uğradıkları bütün değişiklikler, hazım. Sindirim sistemi = Ağızdan anusa kadar, sindirimin içinde sağlandığı organlar ve bunlara yardım eden karaciğer, pankreas gibi bezlerin hepsi, hazım cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive. nutritive. digestion. assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation. digestion. alimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenerek bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çukura koymak, gizlemek, gömmek, batırmak.

2.Hazmetmek.

3.Korkutarak baş eğdirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. cow. digest. overawe. saturate. suppress. to digest. to assimilate. to cow. to daunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be digested. to cow. to intimidate. to digest. to cause sth to pervade or permeate. assimilate properly. damp down. stomach. suppress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek amaçlı; sade; samimi; hilesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. while. during. whilst. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during. when necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deriden öteye gitmemiş: sathi, yüzeysel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz şeylere kafası işleyen; düşüncesi kıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyü ile bağlamak, teshir etmek. spellbound s. büyülenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eğirmen, kirmen, iğ; iğ mihveri, mil, dingil; sığlık veya kayalıklan belirten fener direği; takriben 13800 metrelik iplik uzunluk ölçüsü; f. boy atmak, uzamak; delmek, geçirmek (fiş). spindle file puantir, fişnot. spindle tree iğağacı, bot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. leylek bacaklı, ince ve uzun bacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz kurtluca, bot. Atractylis gummifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. santrifüjlü çamaşır kurutma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârın denizden getirdiği hafif su serpintisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamıyla kor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bildiğinden şaşmaz düşüncesinde kararlı, iradesi kuvvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -diees) mat. satır altına yazılan rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitilebilir aralığın altındaki frekansları susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at about. around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şeye ilaveten meydana getirmek, ek olarak katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. davalının ikinci cevabına karşı davacının cevabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Anlaşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya bir prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kınlamaz, görüntü retinada tanı odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olarak kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Analşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kırılmaz, görüntü retinada tam odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olaraka kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolandırmak, dolandırıcılık etmek; i. dolandırıcılık, dolandırma. swindler i. dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just in time. duly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demirhindi, bot. Ta marindus indica; demirhindinin meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. Tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır. Tansiyonu normal seviyeye indirmek amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek kökü, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 20 gram çilek kökü konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. on the part of. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uğurlu dağ.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Telefon araması yaparken ya da bir telefon geldiğinde sesi otomatik olarak azaltır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamamlanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. Şüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 488 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan New York ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamalanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. İüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 448 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara göre bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan NewYork ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının ‘5’ tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkıntı en ortadaki tuşu el yordamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede ‘F’ ve ‘J’ ya da ‘A’ ve ‘K’ tuşlarında da böyle birer çıkıntı olduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar da klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada l, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam ters şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun başlangıcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde ‘l’ ve ‘0’ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde ‘Q’ ve ‘Z’ harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere l ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer l tuşunun üzerinde de harfler olsa idi, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

‘O’ ise bilindiği gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefonlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu ‘O’ tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koyamayınca, geriye kalan 8 tuşa 24 harf yerleştirilebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan ‘Q’ ve ‘Z’ harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

Şimdiki cep telefonlarında’ l’ ve ‘0’ın üzerinde hala harf yok ama teknolojinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden ‘Q’ 7 tuşunda, ‘Z’ ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının “5” tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkntı en ortadaki tuşu el yoprdamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede “F” ve “J” ya da “A” ve “K” tuşlarında da böyle birer çıkntı lduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada 1, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam tersi şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun baçlangcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde “1” ve “0”ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde “Q” ve “Z” harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere 1 ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer 1 tuşunun üzerinde de harfler olsaydı, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

“0” ise bilindiğ gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefnlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu “0” tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koymayınca, geriye kalan sekiz tuşa 24 harf yerleştirebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan “Q” ve “Z” harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

İimdiki cep telefonlarında “1” ve “0”ın üzerinde hala harf yok ama teknolijinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden “Q” 7 tuşuna, “Z” ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Tepinmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sürücü, tamamen bir iç muhafaza içinde yer almaktadır ve en iyi resim ve ses reprodüksiyonu sağlayacak tozsuz ve titreşimsiz bir okuma ortamı sunmak için şasiden tamamen izole edilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrent. abominable. odious. offensive. repellent. repugnant. repulsive. loathsome. disgusting. revolting. sickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repellent. repugnant. sickening. revolting. nauseating. abominable. aversive. cheap. execrable. hateful. heinous. loathsome. repulsive. sickly. slimy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mawkishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to revolt. to make sb sick. disgust. nauseate. sicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kav, kuru ve yanıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kav, çakmak kutusu; kav gibi çok çabuk yanan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Örneğin içindekiler tablosu, tüm numaralar, tüm isimler, çalma süresi, tarihi, veri konumu vsç gibi bilgiler. MiniDisc üzerine yeni bir kayıt yapıldığında, bununla ilgili yeni bilgiler güncellenir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı.

2.Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere

3.Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s katı, yeğin; çetin; çakırpençe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bebekler iki yaşına geldiklerinde artık yürüyebilen, düşünebilen, konuşabilen, akıl yürütebilecek tutarlı davranışlar göstermeye başlayan birer minik insan haline gelirler. Bu yaşta insanların isimlerini bilirler, basit şarkıları ezberleyebilirler hatta bir önceki gün ve bir önceki hafta içinde olanları hatırlayabilirler. Ancak tüm bunları zaman içinde unuturlar. Hafızaları bir iki önemli görüntü dışında tamamen silinir.

Bilim insanları geçmiş tecrübelerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Bu görüşe göre üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Hikaye ve anılarını anlatamıyorlar daha doğrusu hikayenin kurgusunu yapıp kişileri yerlerine oturtma yeteneğine ancak üç yaşından sonra sahip olabiliyorlar. Bu nedenle de üç yaşından önce zaman, yer ve karakter kavramlarını anlayamıyorlar.

Üç yaşından küçükler çok düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde, tüm olanları bir bütün içinde şekillendiremiyorlar, bunu ilerde anlatabilecek bir hikayeye dönüştürüp hafızaya kaydedemiyorlar. Bir başka deyişle hafızamız, hayatta ne yaptığımızı ve ne yapıldığını kavramaya başladığımız 3 - 4 yaşlarında çalışmaya başlıyor ve daha önce olan olayları hatırlamamız mümkün olmuyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promising. strategic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bound) bağını çözmek; çözmek; gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şefkatsiz, hatır kıran; zalim, sert. unkindly z. sertçe, şefkatsizce. unkindness i. şefkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsiz, düşüncesiz. unmindful of düşünmeyerek, göz önüne almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) sarılmış şeyi çözmek, açmak: düzeltmek; gevşetmek, rahatlatmak; gevşemek, açılmak, rahatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iPhone, iPod® Classic, Nano ve Touch cihazlarınızı USB bağlantı noktasını kullanarak takın ve müzik arşivinizi dilediğiniz gibi kullanmanın keyfini Sony ses kalitesiyle çıkarın. iPod® ve iPhone cihazlarınızı müzik dinlerken şarj edin.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. conquer. cope. fare. manage. obviate. overcome. surmount. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. get around / round. get it together. to put a good show. surmount. work off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Uzay mekiğinin içindeki astronotların havada yüzer gibi dolaştıklarını, eşyaların ortalarda uçuştuklarını televizyonda görmüşsünüzdür. Uzay mekiğinin dönüp durduğu yükseklik, dünyanın boyutları ile mukayese edildiğinde o kadar da fazla değildir. Peki nasıl oluyor da bu kadar bir yükseklikte yer çekimi sıfırlanıyor? Koskoca Ay’ı bile yörüngesinde tutan dünyamızın çekim gücü, ufacık bir uzay aracına nasıl etkili olamıyor?

Aslına uzay aracında da yer çekiminin yok olması söz konusu değildir. “Yerçekimsiz ortam” deyimi doğrudur ama bu, mekiğin yörüngesindeki uçuşundan doğan bir durumdur.

Astronotları (veya kozmonotları) bu ortama alıştırmak için özel hazırlanmış yolcu uçaklarının kullanıldıklarını duymuşsunuzdur. Uçak belirli bir yüksekliğe gelince aniden ve hızla bir eğri çizerek yere doğru inişe geçer. Saniyeler süren bir sürede uçağın içinde yer çekimsiz ortam yaratılmış olur.

Uzay mekiğinin ve uzay istasyonlarının dünya etrafında dönüşü, uçağın yaptığı hareketin veya çizdiği rotanın sürekli olan bir şeklidir. Yerden bakınca düz gidiyormuş gibi görünür ama uzay aracı devamlı düşüş halindedir. Eğer düz gitseydi (uzaydan baktığınızı düşünün) yörüngeden çıkar giderdi. Nasıl lunaparkta eğlence trenleri önce yükseğe çıkar sonra oradan hızla düşermiş gibi inerse, uzay aracının da dönüşü, aslında bu düşüş hareketinin devamlı bir halidir.

Uzay araçlarının uçtukları yükseklikte şüphesiz yer çekimi vardır ama bu sadece aracı yörüngede tutmaya yarar. Dünya’dan Ay’a doğru düz bir hat üzerinde yolculuk yaptığınızı düşünün. Ay ile Dünya arasında öyle bir nokta vardır ki burada Dünya’nın yerçekimi kuvveti biter Ay’ınki başlar. Yani uzayda nereye giderseniz gidin bir şeyin sizi çekmesinden kurtuluş yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

super-. above. on. over. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Mal veya iş, artırma sırasında bir kimsenin olmak. 2) İstenmeyen şey birine yüklenmek, sorumluluğuna bırakılmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time. in time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir neticeye varabilmek için gerekli olan bilgi, Ar. mutâ, Fr. donni

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data. datum. throughput.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data. datum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data. datum. dope. input data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, aşağıdaki video kamera verilerinin ekranda gösterilmesini sağlar. Tarih, Saat, Zaman Kodu, İris, Enstantane ve Beyaz Dengesi. Bir TV’ye bağlı olduğunda veri kodu TV ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data-base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data base. database. data-base. data book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data acquisition / collection. data collection. collection of data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmitting. donor. giver. transmitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donor. sender. transmitter. giver. giving. transmitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeder. transmitter. donor. broadcaster. impeller. dropper. emitter. sender. yielder. sending. broadcasting. emiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evride). Damar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ورید] toplardamar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. verîdiyye) (anatomi). Damarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, gerçeğe sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçekleme; doğrulama; huk. soruşturma, tahkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerçeklemek, doğrulamak, tasdik etmek; doğruluğunu ispat etmek; huk. tahkik etmek tetkik etmek. verifiable s. gerçekliği ispat edilebilir; tahkiki mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Verilmek, teslim olunmak: Onun parası daha verilmedi. 2.Satılmak: Bu mal on liraya verilir mi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be given.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be given to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) gerçekte, hakikaten, sahiden, doğrusu, filvaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsul, semere: Bu tarlanın, bu ağacın verimi çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. crop. delivery. effect. efficiency. feat. make. output. outturn. performance. rating. richness. run. turnout. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

output. produce. yield. return. profit. efficiency. product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efficiency. output. yield. production. proceeds. rating. performance. capacity. delivery. creativeness. fruit. labo u r performance. make. outturn. turnout. useful work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Verimi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. bonanza. copious. effective. efficient. exuberant. fat. fecund. fertile. fruitful. generous. grateful. high-speed. loamy. pregnant. procreant. procreative. producing. productive. prolific. rank. rich. sweet. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copious. exuberant. fertile. fruitful. pregnant. productive. prolific. rich. profitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efficient. fertile. fruitful. productive. rich. yielding. lucrative. fecund. generous. profuse. sweet. teeming. voluminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecundity. fertility. fruitfulness. productivity. prolificacy. prolificness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. productivity. fruitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity. efficiency. fruitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Verimi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barren. fruitless. inefficient. infertile. lean. poor. sterile. unproductive. unfruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infertile. unproductive. unfaithful. inefficient. non-productive. unfertile. barren. nonefficient. sterile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unproductiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unproductiveness. lack of productivity. nonproductiveness. sterility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Verme, Ar. İtâ.

2.Bağışlama, vergi, Ar. atıyye, ihsân.

3.Satış, Fars. füruht.

4.Paylama, çıkışma, azarlama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakikat gibi görünen; muhtemel; umulur beklenir. verisimilarly z. muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçeğe benzeyiş; ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanat veya edebiyatta gerçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a dressing down. to talk at length in a certain way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Verîd.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gerçek, hakiki. veritableness i. gerçeklik, hakikat. veritably z. gerçekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. hakikat, gerçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğruluk, gerçeklik; hakikat, gerçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakkı korunabilir; doğruluğu ispat edilir, ithamdan kurtanlabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkını korumak, fiilen korumak; tarafını tutup haklı ve suçsuz olduğunu iddia ve ispat etmek; (eski) öç almak. vindica'tion i. koruma, teyit etme, doğrulama, şüpheden kurtarma. vindicatory s. tarafını tutup koruma kabilinden; öç alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kinci, intikam kabilinden, intikam almaya meyilli; öç alan. vindictively z. kinle, kinli bir halde. vindictiveness i. kincilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iradesiz; aklı zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) i. döndürmek; sarmak; çevirmek; kurmak (saat); dolaşmak; geri dönmek; gizli gizli sokulmak; sarılmak; eğrilmek; bükülmek; i. dönemeç, yolun döndüğü yer; kurma .wind down yavaslamak; açmak (araba penceresi) .wind its way dolaşıp gitmek. wind

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgar, yel, hava; kasırga, hortum, bora; havanın estiği yön; havanın getirdiği koku, nefes; haber; soluk, nefes; boş laf; çoğ. orkestrada nefesli çalgılar; bağırsakta gaz. in the wind olmakta, patlamak üzere; kafası dumanlı, sarhoş. in the wind's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı giden bir şeyin meydana getirdiği rüzgâr; rüzgâr etkisiyle yön değişmesi (mermi); tüfek namlusu ile mermi arasındaki çap farkı; den. geminin rüzgâra maruz kalan yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. dillidüdük, çalçene kimse; çenesi düşük kimse, geveze kimse; körük; (argo) göğüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâr ile savrulmuş; rüzgâr etkisiyle meyilli büyumüş (ağaç); kakül şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârın taşıdığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârdan koruyan ağaç kümesi veya çalılık, ruzgâr çiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğan (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgârdan meydana gelen deri kızarıklığı, rüzgâr yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârla kurutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğu kesilmiş, soluksuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat kurgusu; sarılgan asma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umulmadık yerden gelen para veya yardım; ağaçtan düşmüş meyva; ağaçları rüzgâr etkisiyle devrilmiş koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa lâlesi, dağ lalesi, anemon, bot. Anemone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlarda bilek şişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sarmal sargı; dönemeç; dolambaç; elek. bobin, bobin dolamı, dolam; s. sarmal; dolambaçlı; sarılgan. winding sheet kefen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenli gemi; yelkenli tayfası; (argo) geveze kimse, dillidüdük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bocurgat, ırgat; f. ırgatla çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. durgun, rüzgarsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeldeğirmeni. fight windmills hayali haksızlıklarla mücadele etmek, donkişotluk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pencere; pencere çerçevesi. window blind güneşlik. window box pencerenin dış tarafına konulup içine çiçek ekilen sandık. window dressing vitrin dekorasyonu; gösteriş, göz boyama. window frame pencere çerçevesi. window sash pencerenin açılır kapanır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pencere camı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tablet PC’Ierde kullanılan, dokunmatik ekran ve el yazısına uyumlu Windows işletim sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vitrin gezmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefes borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarlada sıra sıra yere yatırılmış ekin; rüzgar sürüklemesiyle meydana gelmiş yaprak sırası; tohum ekmek için açılan saban izi; ağaçları rüzgârda devrilmiş arazi; f. tırmıkla dizi haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., oto. ön cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., oto. ön cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. rüzgâr hortumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere'de Windsor şehri; Büyük Britanya kral ailesinin soyadı. Windsor chair tahta çubuklardan yapılmış bir çeşit rahat sandalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâra açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapanış, bitiş; son kısım; (beysbol) topu atmak için kolu kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. rüzgâr üstü tarafındaki; i. rüzgâr üstü; z. rüzgâr üstünde. to windward of den. üstün durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgarlı, rüzgarı çok; rüzgar gibi, değişken; fırtınalı; hızlı; gaz yapan; havai; geveze; övüngen. windiness i. rüzgarlılık; gevezelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., müz. tahtadan yapılmış nefesli sazlar, tahtalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely. nearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotly. intimate. at close range. shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. by. near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. close. at one's elbow. at hand. in close vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's hearing. nearby. close by. hard. at the side of. by the side of. alongside. beside. by. next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. along. alongside. behind. beside. by. near. on. pro. a) near. next to. alongside b) with. on c) over and above. in addition d) in the company of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboard. alongside. beside. by. close. at one's elbow. at hand. near at hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erte, ferdası, bahsi geçen günden sonraki gün. Yarındası = Ertesi gün.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Zamanı, yeri uygun düşen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerable. applicable. apposite. appropriate. apropos. apt. becoming. befitting. calculated. condign. conformable. expedient. felicitous. fit. fitted. grandiloquent. in. just. legitimate. opportune. pat. pertinent. in place. pointed. proper. pursuan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apt. becoming. condign. expedient. good. happy. opportune. pertinent. presentable. seasonable. suitable. timely. well. congruous. congruent. appropriate. in its place. fit to be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demount. displace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boyca fazla olan, Ar. mürtefî, Alî, refî, Fars. bülend: Yüksek bina, ağaç, at, dağ, bulut.

2.Mevki ve rütbesi üstün: Yüksek makamlara vasıl oldu.

3.Bağırarak söylenilen, uzaktan işitilen, Fars. bülend: Yüksek ses.

4.Pahalı: Bu yıl buğday fiyatı çok yüksektir.

5.Yüce yer: Yüksekten düşmek, yükseğe çıkmak. Yüksekten atmak = mec. Böbürlenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlevsellik, HDD’den DVD’ye normal hızdan 64 kat daha hızlı biçimde içerik aktarmanıza olanak sağlar. Örneğin, bir saatlik içerik HDD’den DVD’ye bir dakikanın altında bir sürede aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çift deck’li sistemlerde bulunan hızlı kopyalama sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek Hızlı kaset mekanizması, çok hızlı erişim ve hızlı ileri/geri sarma süreleri sağlamaktadır. Kaset konumu bir sayaç ile gösterilmektedir. Hareket mekanizmasının çift yataklı tahrik mili, geriye doğru çalmada bile kasetin hassas biçimde hareket ettirilmesini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Veri almadaki transfer hızını teoride 1 k.k mbit’e gkartan iletişim standardıdır. 3.5G olarak da anılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kontrast plakaları BRAVIA projektörlerimizde bulunur. Işığın içeri sızmasını önlemek ve dolayısıyla da daha derin siyahlar ve daha yüksek bir kontrast oranı sağlamak için, bu plakalar Gelişmiş İris İşlevi ile birlikte çalışır. Geleneksel panellerin flüoresan tüplerinden ışık sızabilir ve bu da siyahların koyu gri görünmesine neden olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı amplifikatörler için gelişmiş sinyal-parazit oranı ve daha düşük bozulma sağlayan yüksek seviyeli bir ses çıkışı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir cismin dibinden tepesine kadar olan ‘ boyutu; yücelik, Ar. Irtifâ, rif’at: Bu dağın, bu ağacın yüksekliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altitude. elevation. extent. height. highness. loftiness. rise. steepness. swell. acro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eminence. headroom. height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

height. altitude. elevation. gradient. high ground. levelling up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duly. at the right time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

within. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistanda büyük arazi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZİNDAN) (i. F ).

1.Eski zamanların karanlık ve korku verici hapishanesi. 2.Pek karanlık ve sıkıcı yer: Burası zindan, zindan gibi bir oda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagnio. dungeon. limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dungeon. dark place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dungeon. prison. dark cell. limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زندان] hapishane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zindan muhafızı, hapishane memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dungeon keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زندانی] zindancı. 2.mahpus.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. zindegân).

1.Diri, canlı, hayatta olan, yaşayan.

2.mec. Ruhlu, canlı, çevik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crispy. fit. fresh. hale. hearty. sinewed. sinewy. vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. hale. active. alive. energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic and alert. robust and active. in good fettle. live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنده] diri, canlı. 2.sağlığı yerinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Diri, yaşayan, canlı. 2.Dinç, sağlam, güçlü kuvvetli. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (mü. zinde), (bk.) Zinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dirilik, canlılık.

2.Yaşayış, yaşama, beslenme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dirilik, canlılık, hayat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زندگانی] yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. physical fitness. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZINDİK) (i. A.) (c. zenâdık, zenâdıka). Allah’a ve ahrete inanmayan, dinsiz. Ar. münkir, mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. atheistic. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheist. unbeliever. impious free thinker. blasphemous. profane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زندیق] zındık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by