Yüz Tanıma ne demek? | Yüz Tanıma anlamı nedir? | Yüz Tanıma

Yüz Tanıma anlamı nedir?

Yüz Tanıma ne demek?

Yüz Tanıma anlamı nedir?

Yüz Tanıma | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Görüntüdeki yüzleri algılar ve odak, pozlama, beyaz dengesi ve flaş ayarını otomatik olarak ayarlayarak doğal portreler çekmenizi sağlar. Bir alanda en fazla sekiz kişinin yüzü algılanabilir. Öncelik, çocuklar veya yetişkinler için ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even numbered page. off board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beş yüz, beş kere yüz. Ar. humsmâye, Fars. pânsad: Beş yüz kuruş, beş yüz kişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş yüz liralık kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. so. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyhedral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (feyz’in cem’i olan füyûz’un cem’i). Feyzler. (bk.) Feyz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin dışarıdan görünüşü, iç yüz’ün zıddı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Üçgen piramit gibi dört yüzü olup bu yüzlerin hepsi birer üçgenden ibaret olan cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetrahedron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ve bunun ikinci cem’i: füyûzât) (m. feyz). Feyzler. (bk.) Feyz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فيوض] feyizler, bolluklar, bereketler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. heaven. azure. air. vault of heaven. canopy of heaven. ether. sphere. welkin. skies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. firmament. sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. the visible sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Göğün görünen yüzeyi (sema). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a smiling face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genial. good- humored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünenden başka olan taraf, mahiyet: Bu işin içyüzünü öğrenemedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.), iki defa yüz, Ar. maateyn, 200. Bin iki yüz: 1200. İki yüz yirmi: 220.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disingenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double faced. two-faced. disingenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double-dealing. hypocritical. double-faced. two-faced. insincere. double. janus-faced. pharisaic. pharisaical. smooth-faced. smooth-tongued. soft-spoken. double-dealer. hypocrite. pharisee. counterfeiter. smoothie. shammer. simulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrite. hypocritical. insincere. twofaced. double-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocritical. ambidexter. devil dodger. double. double faced. sooth tongued. two faced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cant. hypocrisy. two-facedness. double-dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy. duplicity. dissimulation. double dealing. insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir cismin suyun üstünde kalabilmesi için sudan hafif olması gerekir. Ancak 120 kiloluk bir insanın suda çok rahat sırt üstü yattığını, çok zayıf bir kişinin ise suyun üstünde kalabilmek için debelendiğini çok kez görmüşsünüzdür. Burada önemli olan ağırlık değil yoğunluktur. Yani cismin hacim olarak bir santimetreküpünün veya bir litresinin ağırlığıdır.

İki konuyu birbirinden ayırt etmek lazımdır. Yüzme bilmek insanın suda bir noktadan diğerine bir şekilde gidebilmesidir ki, bunu insanın karadaki yürümesine veya koşmasına benzetebiliriz. Suyun üstünde kalmak ise karada ayakta durmak gibidir. Doğuştan bu yetenek bize verilmiştir.

Suyun yoğunluğu, yani bir litresinin ağırlığı l kilogram olduğundan sadece l ,00 olarak gösterilir. Kemiklerimizin yoğunluğu 1.80, adalelerimizin 1.05, vücudumuzdaki yağların 0.94, ciğerlerimizdeki havanın ise 0.00’dır. Bu yoğunlukların vücudumuzdaki miktarlarına göre ortalaması alınınca, ortalama bir insanın vücudunun yoğunluğunun sudan biraz az olduğu görülür. Yani istesek bile suyun dibinde kalamayız, su bizi yukarı iter.

Bu sadece insanlar için geçerli değildir. Memeli hayvanların, koyunlar da dahil olmak üzere çoğunluğu suyun üstünde kalabilir. İnsanlarda çok adaleli olanlarla, bir deri bir kemik olanların yoğunlukları daha yüksektir ve suyun üstünde kalmaları pek rahat değildir. Kadınların vücutlarında erkeklere oranla daha çok yağ bulunduğundan, yoğunlukları nispeten azdır ve su onları daha rahat taşır.

Yüzme sporu yapanlarda ise durum farklıdır. Özellikle erkeklerin uzun boylu ve ince olmaları gerekir. Bu yapıda olanların vücutlarının yoğunlukları ortalama insandan daha fazladır ama onlar için önemli olan, suyu geri çekerek ileri hareketi sağlayacak olan kas gücü ve suya en az direnci gösterecek vücut yapısıdır.

Tuzlu su, tatlı sudan biraz daha yoğundur. Bu yüzden denizde yüzmek, tatlı su dolu bir havuzda yüzmekten daha rahattır ve tuzlu suda daha hızlı yüzülebilir. Bütün diğer kara sporlarının aksine, yüzmede kadınların performansı erkeklere çok yakındır. Şüphesiz bunun nedeni ise kadınların erkeklere göre yoğunluklarının daha az olması ve böylece suyun onlara sağladığı kolaylıktır.

Bazı ülkelerde kadınlara havuzda, suyun içinde doğum yaptırıldığını medyada izlemişsinizdir. Doğan bebekler sağlıklı olarak suyun üzerine gelebilmekte, daha sonraki gelişmelerinde, suyun altında çok rahat hareket edebilmektedirler. Çünkü bebekler, ana rahminde su içindedirler. Suyun içinde olmak onlar için değişik değil, zaten alışık oldukları bir ortamdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir cismin suyun üstünde kalabilmesi için sudan hafif olması gerekir. Ancak 120 kiloluk bir insanın suda çok rahat sırt üstü yattığını, çok zayıf bir kişinin ise suyun üstünde kalabilmek için debelendiğini çok kez görmüşsünüzdür. Burada önemli olan ağırlık değil yoğunluktur. Yani cismin hacim olarak bir santimetreküpünün veya bir litresinin ağırlığıdır.

İki konuyu birbirinden ayırt etmek lazımdır. Yüzme bilmek insanın suda bir noktadan diğerine bir şekilde gidebilmesidir ki, bunu insanın karadaki yürümesine vaya koşamasına benzetebiliriz. Suyun üstünde kalmak ise karada ayakta durmak gibidir. Doğuştan bu yetenek bize verilmiştir.

Suyun yoğunluğu, yani bir litresinin ağırlığı bir kilogram olduğundan sadece 1.00 olarak gösterilir. Kemiklerimizin yoğunluğu 1.80, adelelerimizin 1.05, vücudumuzdaki yağların 0.94, ciğerlerimizdeki havanın ise 0.00’dır. Bu yoğunlukların vücudumuzdaki miktarlarına göre ortalaması alınınca, ortalama bir insanın vücudunun yoğunluğunun sudan biraz az olduğu görülür. Yani istesek bile suyun dibinde kalamayız, su bizi yukarı iter.

Bu sadece insanlar için geçerli değildir. Memeli hayvanların, koyunlar da dahil olmak üzere çoğunluğu suyun üstünde kalabilir. İnsanlarda çok adeleli olanlarla, bir deri bir kemik olanların yoğunlukları daha yüksektir ve suyun üstünde kalmaları pek rahat değildir. Kadınların vücutlarında erkeklere oranla daha çok yağ bulunduğundan, yoğunlukları nispeten azdır ve su oranları daha rahat taşır.

Yüzme sporu yapanlarda ise durum farklıdır. Özellikle erkeklerin uzun boylu ve ince olmaları gerekir. Bu yapıda olanların vücutlarını yoğunlukları ortalama insandan daha fazladır ama onlar için önemli olan, suyu geri çekerek ileri hareketi sağlayacak olan kas gücü ve suya en az direnci gösterecek vücut yapısıdır.

Tuzlu su, tatlı sudan biraz daha yoğundur. Bu yüzden denizde yüzmek, tatlı su dolu bir havuzda yüzmekten rahattır ve tuzlu suda daha hızlı yüzülebilir. Bütün diğer kara sporlarının aksine, yüzmede kadınların performansı erkeklere çok yakındır. İüphesiz bunun nendeni ise kadınların erkeklere göre yoğunluklarının daha az olması ve böylece suyun onlara sağladığı kolaylıktır.

Bazı ülkelerde havuzda, suyun içinde doğum yaptırıldığını medyada izlemişsinizdir. Doğan bebekler sağlıklı olarak suyun üzerine gelebilmekte, daha sonraki gelişmelerinde, suyun altında çok rahat hareket edebilmektedirler. Suyun içinde olmak onlar için değişik değil, zaten alışık oldukları bir ortamdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor swimming pool. natatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıdemli yüzbaşı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Birden fazla hat üzerinde verilerin aynı anda transfer edilmesini ifade eder. Diğer kontrol hatları, veri gönderimi ve alımının koordinasyonundan sorumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tek tel ya da optik arayüz üzerinden veri iletme yöntemi. Kontrol verileri, veri bloklarının arasına yerleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havz»den masdar). (aslı: tahavvüz). Yer tutma, bir yeri olma, saygı ve itibara erişme: O adam ettiği iyiliklerle memleketinde tahayyüz etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition. acknowledgement. recognizance. identification. spotting. familiarization. acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification. recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. acknowledgment. recognition. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birisini bilmek: Ben, bu adamı tanımıyorum; kendisi beni tanıyor.

2.Fark etmek, ayırmak, kim olduğunu seçmek, teşhis etmek: Sizi birdenbire tanıyamadım.

3.Kabûl ve tasdik etmek, inanmak: Allah’ı tanımayan adamdan ne umulur?

4.İtaat etmek: Küçük, büyüğü tanımazsa onunla iş görülemez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

know. recognize. identify. get to know. be recognizant of. own. legitimize. legitimatize. acknowledge. be acquainted with. affiliate. ken. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. distinguish. give. identify. know. own. recognize. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to know. to recognize. to be acquainted with. to know well. to distinguish between. to acknowledge. to respect. to listen to. to pay attention to. to hold sb responsible. recognise. to make acquaintance. approve. familiarize. give scope for. note. own. pl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disavowal. disclamation. nonacknowledgement. nonrecognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheistic. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feyz.den) (c. tefeyyüzât).

1.Feyz bulma, ilerleme, yükselme.

2.Taşıp yayılma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gayz»dan). Hiddetlenme, kızma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yükselme, üstün olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming distinguished / noted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akran ve emsalinden ayrılıp daha yüksek bir hâl ve mevkide bulunma, farklı olma, seçkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invert. reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invert. turn. turn inside out. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok yüz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sarkop denilen ve örümcek soyundan gözle zorlukla görülecek kadar küçük olan bir böceğin, üstderinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı bir deri hastalığı.

2.Bu hastalığa tutulmuş kimse.

3.mec. Beceriksiz, pısırık.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Serkopt denilen gözle zorlukla görülecek kadar küçük olan uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek meydana getirdiği kaşındırıcı ve bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Özellikle el, bilek, parmak araları, koltuk altları, karın bölgesi ve kaba etlerde şiddetli kaşıntılar ve çizgi şeklinde yaralar görülür. Yapılacak ilk iş hastanın ve ilişkide bulunduğu kimselerin bütün çamaşırlarını, elbiselerini, yatak örtü ve çarşaflarını yıkamaktır. Sonra aşağıdaki reçeteler uygulanır. Her ilaç tatbik edildikten bir saat sonra yıkanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şeftali veya söğüt yaprağı.

Hazırlanışı : Bir avuç şeftali veya söğüt yaprağı iyice dövülüp, uyuz olan yerlere konur. Bu işlem 3 gün arka arkaya uygulanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itchy. mangy. scabious. scabby. slouchy. heartless. inert. languid. slouching. stick-in-the-mud. itch. mange. scab. scabies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy. mangy. scabies. the itch. mange. scab. itchy. scabby. sluggish. indolent. bloody-minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mangy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(şeytanotu): Tarakotugiller familyasından; bir veya çok yıllık bir bitkidir. Birçok türü vardır. Yabanileri, genellikle kumlu yerlerde yetişir. Kullanıldığı yerler: Cilt hastalıklarında kullanılır. Uyuzda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer küresinin üstü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. earth surface. terra. world. geo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face of the earth. the world. earth's surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. ground. surface map. world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çehre, Ar. vech, Fars. rûy: Yüzü güzel, yüzü çirkin.

2.Satıh, bir şeyin dıştan görünüşü: Yeryüzü.

3.Bir kumaş vesairenin doğru tarafı, ters mukabili: Bu kumaşın yüzü, tersi belli değildir.

4.Elbisenin dış tarafı, astar mukabili: Astarı yüzünden pahalı.

5.Cihet, sebep: Bu yüzden zarar gördü.

6.Cüret, hayâsızlık: Bu adamda ne yüz vardır! Yüz akı, suyu = Namus, Fars. Ab-ı rû: Bu işten yüzümüzün akı ile çıktık. Ekşi yüz = Asık çehre. Yüz ekşitmek = Abusluk etmek, surat asmak. Yüze vurmak = Bir kabahati yapanın yüzüne karşı söyleyip mahcubetmek. Yüzüstü bırakmak = Düzensiz, eksik bir hâlde bırakmak, tamamlamamak. İçyüz. = l.Bir şeyin iç taraftan olan sathı.

2.mec. Bir işin saklı ve gizli olan ciheti, asıl sebep: Meselenin içyüzünü bilmem. Yüze bakmak, yüz yüze bakmak = Karşı karşıya gelince utanacak bir şey olmamak: Birbirimizin yüzüne bakacağız, o adamın yüzüne bakamam, nasıl yüzüne bakayım? Yüzüne bakılmaz =

1.Pek çirkin.

2.Pek güzel, göz kamaştırır. Yüz bulmak = İyi muameleden şımararak ileri varmak. Yüzü pek = Utanmaz, yüzü tutar. Yüz çevirmek = Terk ve feragat etmek, çekinmek, Osm. ictinâb etmek. Yüzünden düşen bin parça olur = Pek abus ve asık yüzlü. Yüztutmak =

1.Utanmamak, yüze karşı söyleyebilmek.

2.Başlamak, Osm. bede ve mübâşeret etmek, bir hâl kazanmaya yaklaşmak: İyileşmeye yüztuttu, harab olmaya yüztutmuş. Yüz tutmamak = Utanmak, yüzüne karşı söyleyememek. Dışyüz = Dış satıh. Yüzkarası = Namussuzluk, Arsızlık. Yüzükoyun = Yüz aşağıya gelecek surette. Yüz yüze gelmek = Karşı karşıya görüşmek. Yüzgörümlüğü = Güveyinin gelini ilk gördüğünde ve sanki yüzünü gördüğüne karşı verdiği hediye. Yüzgöz olmak = LAubâlî olmak, münasebetsiz teklifsizlik. Yüze gülmek = Yapmacık iltifat göstermek. Ne yüzle = Ne cür’etle, nasıl utanmadan: Ne yüzle yine geldi. Yüz vermek = Lüzumundan fazla iltifat veya müsaade edip şımartmak. Yüz yazısı = Köylerde gelinin yüzüne konulan tel, pul ve yapıştırmalar. Yüz yastığı = Baş dayamaya mahsus yumuşak ve yassı yatak yastığı. Yüzü yok = Yaptığı bir iş ve hareketinden dolayı mahcup: Yanınıza gelmeye yüzü yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). On kere on, 100: Yüz kişi, yüz kuruş, iki yüz, üç yüz. Yüzlerce = Yüzlerle sayılacak kadar çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facial. hundred. obverse. cast of features. countenance. dial. face. front. frontispiece. hundred. kisser. mien. obverse. phiz. physiognomy. puss. snoot. visage. hecto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. front. hundred. puss. side. visage. mug. façade. obverse. surface. impudence. cheek. facial. obverse. reverse. yüz the right side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect. countenance. face. favour. lug. mug. mush. pan. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یوز] pars.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntüdeki yüzleri algılar ve odak, pozlama, beyaz dengesi ve flaş ayarını otomatik olarak ayarlayarak doğal portreler çekmenizi sağlar. Bir alanda en fazla sekiz kişinin yüzü algılanabilir. Öncelik, çocuklar veya yetişkinler için ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaplana benzer bir cins küçük hayvan, pars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanılacak bir hâli olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bölük askere kumanda eden subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain. lieutenant. lieutenant senior grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bölük askere kumandan eden subayın rütbe ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per centum. percent. per cent. percent. percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. percentage. per cent. percent. rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per cent. percent. bear interest at. percent. percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir alışverişte aracıya yüzde hesabiyle verilen ü’eref.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derisini çıkartmak, soydurmak, Osm. selhettirmek: Koyunları kendisi boğazlayıp adamlarına yüzdürdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suyun üzerinde durdurmak veya gezdirmek, Osm. sebâhet ettirmek: Atı çayda yüzdürerek öte tarafa geçirdim. Gemiyi yüzdürmek — Kızaktan suya indirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoy. float. to float. to let swim. to have flayed. to flume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come afloat. swim. swim in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f,), Suyun üzerinde durdurulmak veya gezdirilmek: Yeni yapılan sandal dün denizde yüzdürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında yüz: Hisselerine yüzer lira düştü, askeri yüzer yüzer bölüklere taksim etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üzerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir cismin dış kısmı, satıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surface. face. plane. superficies. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. surface. plane satıh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. shallow. skin-deep. superficial. surface. tangential. skin-deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. facile. shallow. sketchy. superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. shallow. superficial. tenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yüzen, yüzmek bilen.

2.Suya batmaz, suyun üzerinde durur, hafif.

3.Balıkların su içinde yüzmek için kullandıkları kanat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fin. pinna. swimmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fin. able to swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mors ve foklar gibi denizde yaşayan, yüzgeçlerini karada da ayak gibi kullanan memeli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzgöz olmak = LAubâlî olmak, aşırı senli benli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanılacak hâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kabahatini yüzüne karşı söylemek.

2.Yüz geçirmek: Yastıkları yüzlediniz mi?

3.Karşı karşıya getirmek, yüzleştirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make representations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz yüze gelmek, Osm. muvâcehe olmak, rû-be-rû olmak: Ben onunla yüzleşirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz yüze getirmek, Osm. muvâcehe etmek, rû-be-rû etmek: Birbiri hakkında bazı şeyler söyledikleri için ikisini yüzleştirmek icap etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yüzü olan: Yüzlü astarlı bir elbise.

2.Bir yolda yahut bir sayıda yüzü ve sathı olan: Dört yüzlü bir ev. İki yüzlü ayna. İkiyüzlü = mec. Mürâİ, iki tarafın herbirine başka surette görünen. Bir yüzlü = Yalın kat, sade. Bin yüzlü = mec. Pek mürâİ. Pek yüzlü, yüzü pek = Utanmaz, yüzü tutar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüz parçadan mürekkep veya yüz şeyi olan: Yüzlü bölük, sekizyüzlü tabur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü örten örtü, maske.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yüz lira vesair kıymetinde olan: Yüzlük kumaş, yüzlük altın.

2.Yüz kilo ağırlığında veya yüz metre vesaire boyunda olan: Yüzlük çuval.

3.Yüz yaşında: Yüzlük bir ihtiyar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar veya şu türlü yüzü olan adam veya şeyin hâli: Güleryüzlülük, ikiyüzlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzmek işi. (bk.) Yüzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natatory. swimming. bathing. flotage. flotation. natation. swim. swimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathe. bathing. swim. swimming. floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathe. flotation. swim. swimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzme yarışları serbest (kravl), kelebek, kurbağalama ve sırtüstü olmak üzere dört ayrı kategoride yapılır. Ancak ‘kelebek’ gibi her insanın kolay kolay yüzemeyeceği bir sitilin niçin yarışmalara alındığı pek bilinmez. Aslında bütün stillerin orijini kurbağalamadın Uluslararası yüzme federasyonu kurulmadan önce başka ilginç kategoriler de vardı. Örneğin 1900 yılında Fransa’da Sen nehrinde yapılan 200 metre engelli yarışında, yüzücüler sudaki direklere çıkıyor, sandalların altlarından geçiyorlardı.

Bilinen en eski yüzüş şekli kurbağalamadım Az enerji harcanması nedeni ile bu stil suda hayat kurtarmada ve keyif için yüzmede de kullanılır. İki kolun ileri uzatılıp, suyun ellerle iki yandan geri çekilmesi, bu arada bacakların da senkronize hareket etmesi, kurbağaların yüzüşüne benzediğinden bu adı almıştır.

İlk zamanlarda kulaç tamamlandığında, nefes de kol hareketi başlamadan önce alındığı için, bu arada hız da çok azaldığından dura dura yüzülüyormuş gibi görünürdü. Gittikçe gelişen bu stilde şimdilerde nefes kolun geri çekiliş hareketinin tamamlanmasından az önce alınmakta, yüzücüler de duraksamadan yüzmektedirler.

Kelebek stilin kurbağalamadan asıl farkı kol hareketleridir. Kollar ileri hareketlerini suyun üstünden yaparlar. 1933 yılında ABD’de yapılan bir yarışta Henry Myers adlı bir yarışmacı kurbağalama stili ile yüzüşün kurallara uygun olduğu konusunda ısrar etmiş ve sonuçta yarışa kabul edilmiştir.

Sonradan kelebek stili ayrı bir dal olarak yarışmalara alınmıştır. Başlangıçta yüzücüler ayaklarını kurbağalamada olduğu gibi yana hareket ettirirlerken sonra yunusun kuyruğu gibi çırpmağa başlamışlardır. Aslına bakarsanız yunuslama olması gereken bu stilin adı herhalde kelebeklerin uçuşuna benzetildiğinden olacak kelebek (İngilizce’de butterfly) olarak kabul görmüştür.

Sırtüstü yüzüş şekli ise 20. yüzyılın başında gelişmeye başladı. Bunda da başlangıçta kol ve ayak hareketleri kurbağalamaya benziyordu. ABD’li Harry Hebner kravl sitile benzer kol ve ayak hareketlerini geliştirdi ve bu şekilde yüzdüğü ilk yarışta kurallara uymadığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. Yapılan itirazlar sonunda kurallarda sırtüstü bulunma dışında bir kısıtlama olmadığı ve bu stilin sırtüstü yüzme hızını daha da geliştirdiği anlaşılarak resmi olarak kabul edildi ve Harry’nin madalyası verildi.

Serbest stil de denilen kravl yüzüşün, yüksek dalgalarla mücadele edebilmek için Güney Pasifik yerlileri tarafından geliştirildiği sanılıyor. Bütün yüzüş şekilleri arasında en hızlısı olan bu stil 1902 yılında Avustralyalılar tarafından Avrupa’ya taşındı. Stil Amerika’ya ulaşınca ayaklar her kulaçta önce 4 kez, sonra 1917 yılında iki kadın tarafından daha da geliştirilerek 6 kez çırpılmaya başlandı ve sürat arttıkça arttı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Suyun üzerinde durup batmamak: Tahta yüzer.

2.Suyun üzerinde hareket etmek, kulaç atmak: Yüzme bilir misiniz? Yüzerek nehrin ötesine geçti. 3.mec. İçinde yüzer gibi bol bol kullanmak: Altın içinde yüzüyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvanın) Derisini çıkarmak, soymak, Osm. selhetmek: Kuzuyu yüzmek. Derisini yüzmek = mec. Eziyet vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathe. float. ride. shave. strike out. swim. go for a swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathe. float. swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathing. buoy. float. swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir şeyin yüzeyini ölçme ve bu ölçme sonunda beliren miktar, Osm. mesâha-i sathiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gururunu sarsacak derecede yalvarmak: Yüzsuyu dökmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arsız, utanmaz, yüzü pek: Arsız, yüzsüz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare faced. barefaced. bold-faced. brash. brassy. brazenfaced. cheeky. fresh. gay. hard-bitten. hard-boiled. hardy. impudent. pushful. pushing. ribald. saucy. shameless. unabashed. unashamed. unblushing. conscience-proof. hard-nosed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. barefaced. brazen. cheeky. impudent. shameless. unabashed. impertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefaced. brash. brassy. brazen. cheeky. hard- faced. unabashed. unblushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arsızlık, hayâsızlık, utanmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. cheek. effrontery. lip. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, namuslu, doğru, suçsuz kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmağa takılan üstü taşlı, altın, gümüş vs. halka, Ar. hâtem, Fars. engüşter: Elmas, yakut, zümrüt yüzük. Yüzük oyunu = Fincanlar altında saklı yüzüğü bulmak oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoop. ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring. collet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanacak bir hâli olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü yere gelecek şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prone. face downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derisi çıkarılmak, soyulmak, Osm. selhedilmek: Koyun, öyle yüzülmez, kurbanlar yüzüldü mü?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suyun üzerinde durulmak veya hareket olunmak, Osm. sebâhet edilmek: Bu soğukta yüzülmez, o kadar mesafeye kadar yüzülemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Yüz derecesinde olan: Yüzüncü sene, iki yüzüncü, bin yüzüncü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hundredth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on one's account. on account of. owing to. because. because of. because of. owing to. due to. from. of. on account of. seeing. thro. through. thru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. from. through. because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the ground that. prima facie. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlanmamış bir hâlde bırakılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Yüz yıl süren bir zaman parçası, asır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centenary. century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

century. century asır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by