Zac ne demek? | Zac anlamı nedir? | Zac

Zac anlamı nedir?

Zac ne demek?

Zac anlamı nedir?

Zac | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زاج] göztaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Birinci Dünya Savaşında Avustralya ve Yeni Zelanda askeri, Anzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصبی المزاج] asabî mizaçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آتش مزاج] sert mizaçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Mizacı, karakteri, tabiatı, davranışı, huyu ağır, yavaş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozayı yapan ve sokaklarda gezdirip satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ilâç yapan ve satan adam. Osm. saydalanî, ispençâr. Eczacı başı = Eskiden bir büyük dairenin veya bir tümen veya alayın baş eczacısı. Eczacı çırağı = Yamağı, yardımcısı. Fr. droguiste, yalnız ilâç satana denir, ilâç yapan eczacı mânâsına gelmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemist. druggist. pharmacist. pharmaceutist. apothecary. dispensing chemist. dispenser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemist. druggist. pharmacist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacist. chemist. druggist. apothecary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıbbî ecza ve ilâç yapma ve satma sanatı. Ar. saydala, Osm. fenn-i saydalânt, fenn-i ispençiyârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy. pharmaceutics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmaceutics. pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öfkeci, öfkeli, çabuk kızar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bünyece hastalığa müsait, sık sık hastalanan, hastalıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meze» den masdar).

1.Karışabilme, birden fazla cismin karışıp bir cisim teşkil etmesi: Kimyevî imtizâc.

2.Birbirini tutma, uygunluk, uyuşma: İmtizâc-ı elvan = Renklerin uygunluğu.

3.Geçinme, alışma, uyuşma: O adamlarla imtizâc olunmaz. Karı koca arasında imtizâc olmazsa birlikte yaşamak pek müşkül olur.

4.Alışma, sıhhata uygun bulma: Oranın havasiyle imtizâc edemedim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compatibility. harmony. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امتزاج] uyuşma, uzlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to get on well together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyuşmak, uzlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mizâc kelimesinden Türkler’in türettikleri Arapça kelime ki, yanlıştır. Anlama, nabız yoklaması mânâsına kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annoying. disturbing. worrying. vexation. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Aksi tabiatlı, ters adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahfaza yapıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİZAÇ) (i. A. «meczıden) (c. emzice) («mîzâc talâffuzu yanlış ve yersizdir.

1.İnsan vücudunda akıntıların bir nisbete göre karışmasından ileri geldiğine inanılan hâl ve istidat: Mizâc-ı demevî, mizâc-ı lenfavî, mizâc-ı safravt; emzice-i beşeriyye; demeviyyü’l-mizâc.

2.Huy, tabiat, karakter: Sert mizaçlı bir adam.

3.Sıhhat, bedenin sıhhat ve hastalığa göre bulunduğu hâl: Mizâcınız nasıldır? NA-mlzâç = Keyifsiz, hasta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiosyncrasy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood. disposition. humour. nature. temper. temperament. vein. make-up. humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposition. nature. temperament. blood. grain. humour. mental disposition. temper. tenor. tune. vein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزاج] huy, tabiat, mizaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mizaca ve keyfe uygun, keyfe hizmet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Mizaç ve keyfe göre söz söyleyen ve hareket eden insanın hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavgacı, daima kavga ve geçimsizlik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir türlü mizaç, yaratılış, karakter ve tabiat! olan: Çocuk mizaçlı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mizaçsız, keyifsiz, hasta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pizza shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pizzeria. pizza parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Fars. sebük = hafif, Ar. mizâç = huy, tabiat). Hafif mizaçlı, hafif meşrepli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سبک مزاج] hoppa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kötü huylu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [تندمزاج] asabî mizaçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Bir kükürt ve demir birleşimi. Zâc-ı Kibrit = Göztaşı. Zacyağı = Asit sülfürik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ızecr»den). Men ve yasak eden.

Türkçe Sözlük by