Zafer-yab ne demek? | Zafer-yab anlamı nedir? | Zafer-yab

Zafer-yab anlamı nedir?

Zafer-yab ne demek?

Zafer-yab anlamı nedir?

Zafer-yab | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Zafer bulan, üstün gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسياب] değirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su değirmeni.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Muhammed Tapar’ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar’ı Oğuzların elinden tutsaklıktan kurtarıp tahtına oturttu. Selçukluları istila etmek isteyen Harizm Şahlan uzun süre engelledi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kusur görücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çöl, Ar. sahrâ, beriyye. Beyâbân-nişîn = Çölde oturan. Beyâbân-neverd — Çöllerde dolaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيابان] çöl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cesur, atılgan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.j. Akıllı, anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Akıllı, anlayışlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit Feldispat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Şeker hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diabète

tıp şeker hastalığı

Kanda glikozun artması sonucu idrarda şeker bulunması, çok su içme, çok yemek yeme ve çok idrar yapma ile beliren hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes. zucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâb). (bk.) NAb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çay ve ırmak suyu ile sulanan yer. (bk.) PAryâb.

2.Eski Horasan’da Belh’e yakın bir şehir.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Dere ve ırmak suyu ile sulanan y(Erkek İsmi) 2.Eski Horasan’da Delh’e yakın bir şehir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferce = girecek yer, Fars. yâften = bulmak). Girecek yer bulan, fırsat bulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Feyiz bulan, feyiz bulucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. fursat, Fars. yâften = bulmak). Fırsat bulan, eline fırsat geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Hazır olmama, göz önünde bulunmama: Benim gıyabımda bu kararı vermişler. Gıyabınızda sizi çok methetti. Bu aralık sizin gıyabınızı arzu etmezdim. An gıyaben, an-il-gıyâb = Kendisi bulunmadığı, hazır ve mevcut olmadığı halde: Sizi an gıyâben, an-il-gıyâb seviyorlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غياب] bulunmama, yokluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hazır ve mevcut yani göz önünde olmaksızın, meydanda olmadığı halde, gıyâbında: Size gıyaben sevgisi vardır.

2.(hukuk) Mahkemeye gelip duruşma olunmaksızın: Gıyâben aleyhinde karar verilmiş. Gıyâben hükmolunarak ilâmı yapılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by default. in one's absence. in absentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غيابا] yokluğunda, yokken, ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk) (mü. gıyâbiyye). Taraflardan biri mahkemeye çıkmadığı halde uygulanan: Usûle ait gıyâbî karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defaulting. from a distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in absentia. defaulting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment given in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in his absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in absentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Masallarda geçen korkunç hayalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghoul. goblin. ogre. ogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogey. ghoul. goblin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hissesi olan, nasip ve payı bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حصه یاب] pay alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خيابان] cadde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «reyb»den masdar). Şüphelenme, tereddüt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geri dönme, gelme: lyâb ü zehâb = Gidip gelme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عياب و ذهاب] gidiş geliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. izzet = saygı, Fars. yâften = bulmak). Şeref ve hürmet bulan, saygı ve ikram gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâm = istek, yâften = bulmak). Kâm bulan, dileğine erişen, arzusuna nail olan: Kâm-yâb oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کامياب] mutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir yerde oturup dinlenen, karar bulan, kararlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. kem = az, yaften = bulmak). Az ve nâdir bjjlunur, bulunmayan. Halk ağzında: Kimya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمياب] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Az bulunan, nadir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kudret = güc, Fars. yâften = bulmak). Kuvvet bulan, muktedir olan, gücü yeten: Bu işe kudret-yâb olamadı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Mayalanmaya engel olabilen madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bulunmaz.

2.Misli bulunmaz, nâdir.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Bulunmaz. Benzeri olmaz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

neşelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Vekillik, vekâlet

2.Kadı vekâleti, kadılık, nâiblik.

3.Nahiye kadılığı.

4.Hükümdarın çocuk veya dışarıda olması hâlinde hükümdar vekilliği: Bu krallık niyabetle idare ediliyor.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نيابت] naiplik, vekillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. perveriş = terbiye, yâften = bulmak). Terbiye gören, terbiye olunan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oynanabilir; çalınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رطب و یابس] yaş ve kuru. 2.düşünmeden konuşan, boşboğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol bulan, girebilen fırsat bulabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., rehâ = kurtuluş, yâften = bulmak). Kurtulan. Rehâ-yâb olmak = Kurtulmak, hastalıktan kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Safllanmış, safi bulmuş, neşeli, memnun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; Fars. yâften = bulmak). Şeref ve itibar bulan ve kazanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; Fars. yâften = bulmak). Şeref ve itibar bulan ve kazanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şifâ bulma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفایاب] şifa bulan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa bulmak, iyileşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sevb). Giyecekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثياب] giysiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soya, bot. Glycine max.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Sükûnet bulan, durgunlaşan, duran, dinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. sûret = şekil, F. yâften = bulmak). Şekil ve sûret bulan, husûle, vücuda gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâk = kemer, zafer). Kazanılan bir zaferin hatırası ve ekseriya galip kumandanın, alayında altından geçmesine mahsus olmak üzere süslü kemer: Paris’te büyük bir tâk-ı zafer vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. yâften = bulmak). Teselli bulan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalıştırılması için gerekli vasıfları olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş olmayan, zevk vermeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bulan, nâil. Fırsat-ySb = Fırsat bulan. Kîm-yâb = Muradına erişen.

2.Bulunan, ele geçen. Nâ-yâb = Bulunmaz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یاب] bulan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru ot ve samanı toplayıp atmaya ve harman savurmaya mahsus üç parmaklı çatal şeklinde tahtadan kürek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitchfork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Issız ve imâr edilmemiş yer.

2.Vahşî hayvan ve bitkiler hakkında kullanılır ki, her iki takdirde de yabanî de denilir. Yabana atmak = İtibar etmemek, saymamak: Bu sözü yabana atmayın. Yabana söylemek = MAnâsız, saçma konuşmak. Sözüm yabana = HAşâ huzurdan, sözüm ona.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yabancı. 2.Issız kır, ova, çöl, sahra. 3.Dışarı, başka ülke, gurbet. 4.Ekin tarlası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kır gülü. Bozkır çiçeği. 2.Kuşburnu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dutgillerden bir ağaç ve meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden parazit olarak yaşayan zararlı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yerli olmayan, garip, ecnebî, Fars. bigâne.

2.Tanıdık ve dost olmayan, münasebeti olmayan, teklifli, el: Bu zat yabancı değildir. Ben yabancı mıyım?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. exotic. foreign. outlandish. peregrine. strange. tramontane. unfamiliar. unknown. alien. foreigner. gook. gringo. outsider. stranger. unknown. xeno.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. foreign. foreigner. outsider. strange. stranger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. foreign. foreigner. strange. stranger. outsider. unfamiliar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Stock)

Yabancı ortaklıklarca bulundukları ülke mevzuatına uygun olarak çıkarılan ve ortaklık hakkını temsil eden menkul kıymetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makamın dizisinde olmayan Arıza taşıyan nota ki, geçki yapıldığını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Company)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dışarıda yerleşik kişilerden ilgili ülke mevzuatına göre yabancı sermaye piyasası araçlarını çıkaran ortaklıklar ile yatırım ortaklıklarıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Foreign Capital Market Instruments)

Çıkarıldıkları ülke borsalarında alım satım konusu olan ve Kurulca niteliği belirlenen menkul kıymetler ile hak ve alacakları temsil eden diğer kağıtlardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Foreign Mutual Fund)

Kanun’da tanımlanan yatırım fonlarına benzer özellikleri taşıdığı Kurul’ca kabul edilen, yurtdışında kurulmuş yatırım fonlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienate. estrange. to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabancının hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a stranger. being a foreigner. unfamiliarity. strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a stranger or foreigner. foreignness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabana ait. (bk.) Yaban.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kengel): Bileşikgiller familyasından; 2 metre kadar boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yapraklarının ucu sivri diken şeklindedir. Ev ilaçlarında; kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Sinirleri güçlendirir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Diş ağrılarını giderir. Dişeti iltihaplarını giderir. Hazımsızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(köpekgülü): Gülgiller familyasından; 2-3 metre boyunda bir ağaçcıktır. Yaprakları 5-7 parçalıdır. Çiçekleri pembe veya beyazdır. Olgun meyvelerine kuşburnu denir. İçeriğinde şekerler, organik asitler ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: Kuşburnu denilen meyvesi idrar söktürür. İshali keser. Basur memelerine faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. untamed. undomesticated. primitive / savage / wild / uncivilized (person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vahşilik, ehlileşmeme, yırtıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). ?. Yaban yerle ve imar edilmemiş yerlerle alâkalı: Yabanlık ağaç, hayvan.

2.Misafirliğe mahsus, misafirlikte giyilecek: Yabanlık elbise.

3.Issız ve imâr edilmemiş yer: Yabanlıklarda geziyordu.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ayıüzümü): Fundagiller familyasından; 20-50 cm boyunda çok dallı, odunsu bir bitkidir. Karadeniz bölgesinin dağlarında çok miktarda bulunur. Meyvelerinde; organik asitler, şekerler, pektin, tanen ve mirtilin denilen bir boya maddesi ile A ve C vitaminleri vardır. Yaprakları ve meyveleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları şeker hastalığında faydalıdır. Meyvesi dizanteride etkilidir. İshali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Turak otunun bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sofur): Patlıcangiller familyasından; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde rastlanan, 1-2 m boyunda, çok yıllık, fena kokulu bir bitkidir. Haziran-Eylül ayları arasında mor renkli çiçekler açar. Gövdesi sarılıcıdır. Meyvesi sarımsı-kırmızıdır. Dallarında dulcamarin vardır. Meyveleri; solanın ve solasein taşır. Kullanıldığı yerler: Deri hastalıklarında kan temizleyici, hafif uyuşturucu ve romatizma ağrılarını giderici olarak kullanılır. Şehveti keser. Salgıları azaltır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel koku, misk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Bulucu, bulan. Keşfeden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türk devletlerinde “hükümdar” anlamında kullanılan bir unvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yebs»ten) (mü. yâbise). Kuru, nemli, ıslak, yahut taze olmayan: Yâbis ot.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یابس] kuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Maksada ulaşma, muvaffakkıyyet.

2.Düşmanı yenme, Ar. galebe, galibiyet, nusret, feth.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumphal. conquest. triumph. victory. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumph. victory. triumpha name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumph. victory. success. winning. conquest. palm. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظفر] üstünlük kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) l. Amaca ulaşma, basan. 2.Düşmanı yenme, üstün gelme, utku. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Zafer bulan, üstün gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظفریاب] üstünlük kazanan, muzaffer olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük kazanmak, muzaffer olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zevk = lezzet, Fars. yâften = bulmak). Lezzet bulan, zevk alan: O adam böyle şeylerden zevkyâb olur.

Türkçe Sözlük by