Zan ne demek? | Zan anlamı nedir? | Zan

Zan anlamı nedir?

Zan ne demek?

Zan anlamı nedir?

Zan | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(ZANN) (i. A.) (c. zunûn).

1.Sanı, sanma, gerçeğini bilmeden ihtimal ile hükmetme, Fars. gümân.

2.Şüphe, tereddüt, Fars. şek: Bu işte zan hâsıl oldu. Hüsn-i zan = Bir kimse hakkında iyi bir fikir ve kanaat sahibi olma, kendisini iyi bilme, Ar. teveccüh. Sû-i zan = Biri hakkında kötü bir fikir ve kanaat hâsıl etme; o kimseyi kötü zan ve farzetme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. feeling. suspicion. supposition. surmise. guess. doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guess. supposition. surmise. conjecture. doubt. suspicion. apprehension. assumption. impression. notion. opinion. presumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظن] zan, sanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horny. randy. raunchy. poor. destitute. hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aciz ve iktidarsızlıkla, hakirane: Acizâne takdimine cüret kılındı; Acizâne bir kitap yazmağa başladım.

2.Tevazu ifadesi olarak kullanılır: Taraf-ı Acizaneme irsal buyurulan tahrirat yed-i Acizaneme vasıl oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزانه] acizce. 2.alçakgönüllüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüzn). (bk.) Hüzün. Hüzünler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزان] hüzünler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir çeşit fitilli tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şerit. Aptesbozan otu = Gülgillerden, yeşil ve siyah boya elde etmekte kullanılan bir bitki (Opterium spinosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kişinin arasını açmak; dostluklarını bozma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arzen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارضا] enine, genişliğine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Enine olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عزیزان] değerliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski zaman kale bedenlerinden dışarı çıkmalı olan kulecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı kere, kimi vakit: Bazan okur, bazan yazar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعضا] bazen, kimi zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byzantium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byzantium. byzantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzinle, ruhsat alarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. boru F. zeden = vurmak, çalmak). Askere kumandanın talimat ve tenbihatını tebliğ ve meselâ yemek, uyku vesaire vakitlerini ilân için boru çalmakla vazifeli olan ve savaş meydanında kumandanın yanından ayrılmayan çavuş veya er.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borazancıların çaldığı perdesiz boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugle. trumpet. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buggle. trump. trumpet. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borazan çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhlâl ve fesheden, (bk.) Bozmak. Oyunbozan = Huysuz, arkadaşlarına uym8z (adam). Hatırbozan = Hatır saymaz, hatır kırıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük Selçuklu Emiri. Selçuklu Sultanı Melikşah’a büyük yardımları dokundu. Kazanılan birçok zaferde etkin rol oynadı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Bizans'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bizans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den of intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama; farkına varma; bilgi, malumat; (huk). mahkemenin davayı dinlemesi; itiraf; kaza hakkı; yetki alanı; bilgi veya gözlem alanı. It falls within my cognizance .Beni ilgilendirir. take cognizance of dikkat etmek, göz önüne almak; önem verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Selenterelerin suda yüzebilen cinslerine verilen umumt ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish. medusa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül okşarcasına, gönül okşayana yaraşır yolda hareket etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kanlı basur.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır. Hastada, ishal görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki çeşit dizanteri vardır.

- Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop girmesinden 10-21 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür.

- Basilli Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini almasında kara sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve balgam kıvamında ishal, karın ağrısı, halsizlik ve ateş görülür.

Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan ayırmaktır. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Su, tuz.

Hazırlanışı : Bir gün boyunca, hiç bir şey yenmez. Sadece tuzlu su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dysentery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ECZA-HANE) (i.). Eczacı dükkânı, ilâç satılan mağaza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drugstore. pharmacy. chemist's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drugstore. pharmacy. chemist's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drugstore. chemist. chemist's shop. pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek ozan, şair.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ucuz.

2.Lâyık, değer, şâyân, münasip (eski nesir yazarlarının kullandıkları bir kelimeydi): Eltâf ve himem-i aliyyelerinin erzân buyurulması (Farsça aslı erzânî’dir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ارزان] ucuz. 2.yaraşır, layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Ucuz, bol. 2.Uygun, münasip, layık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ucuzluk.

2.Lâyık, şayan ve müstahak görme: Erzânî-i himem-i aliyyelerini temenni ederim (eskiden mektuplarda yazılan ve saygı gösteren klişe tâbirlerden).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ارزانی] ucuzluk. 2.liyakat, yeterlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vezn). Vezinler, ölçüler, (bk.) Vezin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اوزان] ölçüler. 2.vezinler. 3.ağırlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yine öyle, keza, kezalik, bu da, öyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایضا] ve yine, aynı şekilde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Müslümanlar’ı namaza davet ve namaz vaktini ilân için müezzin tarafından minarede veya başka bir yerde okunan tekbîr, kelime-i şehâdet. Ezan okumak, ezan vermek, ezan okundu, ezân-ı Muhammedi, akşam ezanı, ezan vakti. Ezanda = Geç vakit, akşam. Türk musikişinde dinî musikinin cami musikisi dalında bir formdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call to prayer. the azan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moslem call to prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ezana ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اذانی] ezan ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güneşin battığı zaman 12 kabûl edilen eski alaturka saat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İlim ve hikmet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bilgin, Alim. Ar. hakim, Fars. dânâ.

2.Emsal ve akranından farklı, seçkin: Edebiyatta ferzânedir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزانه] bilge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Alim, bilgin, seçkin. 2.Benzerlerinden, akranlarından ileride. 3.Hakim, feylesof. 4.Tasavvufta, ncfsani bağlantılardan sıyrılmış olan derviş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.ilim, irfan.

2.Emsal ve akranına üstün olma, eşsizlik, seçkinlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Taşma,.çok gelme: Su feyezânı, Nil’in fezeyânı.

2.(botanik) Feyezân-ı evrak = Bitkilerin azıp çok yaprak vermesi ki, mahsule engel olur.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فيضان] taşkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Büyük Sahra’da, Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlak, aydın, münevver.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Parlayıcı, parlayan, parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فروزان] parlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Arslan, Ar. esed, Fars. şîr.

2.mec. Kahraman ve cesur adam.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غضنفر] arslan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İri arslan, şir. 2.Cesur, yürekli, yiğit adam. 3.Hz.Ali’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arslana yakışır surette, cesurca. Fars. şîrâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kaçan, kaçıcı: Girizân olmak = Kaçmak.

2.Kaçarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) GirîzSn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریزان] kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah bizi korusun (kötü bir ihtimalden bahsedilirken söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troubadour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâne, ev yıkacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güz mevsimi, sonbahar, Ar. harîf. mec. Sararıp solma vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall güz. sonbahar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the official of a synagogue who conducts the liturgical part of the service and sings or chants the prayers intended to be performed as solos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خزان] güz, sonbahar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sonbahar, güz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güz mevsimini görmüş, sararıp solmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. F.). Hazan, sonhabar yüzlü, sararmış, soluk yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonbahar görünüşlü. mec. Hüzün verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazâna erişmiş, solup sararmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( F.). Güz mevsimine Ait, güz ile ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazan (sonbahar) görmüş, sararıp solmuş yer, güz bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Diz dize oturan, arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalkan, kalkarak: Üftân ü hîzân = Düşe kalka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hazâne galattır). Hazine. Hizânet-ül-kütüb = Kütüphane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خزانه] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâzin). Hazîne muhâfızları, hazinedarlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., of ile farkında olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «izn»den masdar). izin isteme, müsaade, mezuniyet isteme, danışma: Bil-istîzân, ledel-isttzân, indel-istizân = izin istenildikte. Bilâ-istîzîn = Ruhsat ve izin istemeksizin, danışmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيذان] izin isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوضا] karşılığında, karşılık olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. understanding. consideration for others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Anlayış, kavrayış, akıl. 2.Terbiye, edeb. 3.Boyun eğme, göz dinleme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. considerate. polite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow to comprehend. inconsiderate. impolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheadedness. impoliteness. lack of consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a boyun eğme, Allah’ın terbiyesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler of a central heating unit. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kalb = değiştirip bozma, Fars. zeden = vurmak).

1.Yalandan taklit para yapan, sahtekâr: Kalpazanın cezası büyüktür.

2.Yalancı, her hâli sahte, güvenilmeyecek: O, kalpazan bir adamdır (Farsça okunuşu «kalb-zen», Türkçe deyimi kalpazan).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forger. counterfeiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiter. false coiner. swindler. unreliable person. money forger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kalpazan işi, para taklidi yapmak suçu, sahtekârlık.

2.Yalancılık, sahtekârlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiting. false coining. money forging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ödünç olarak, ödünç yoluyla: Karzan para aldı, verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Çok miktarda yemek vesaire kaynatmaya mahsus büyük tencere: Çorba, pilav, aşure kazanı. Çamaşır kazanı = Çamaşır suyunun kaynadığı kazan.

2.Su saklamaya veya kaynamasına mahsus madenden büyük kap: Vapur kazanı = Vapur makinesine istim getirecek suyun kaynamasına mahsus büyük mahfaza; hamam kazanı.

3.Eski bir çeşit hantal top. Yeniçeri ocağının yemek kazanı birtakım merasimle ve dua ile kurulup kaldırıldığından, meselâ kazanın yerinden kaldırılması isyan mânâsını ifade ederdi: Yeniçeriler, gece kazan kaldırdı. Kazandibi = Kazanın dibine yapışıp kazınarak çıkarılan kızarmış ve makbûl, is kokusu almış bir çeşit mahallebi, tavukgöğsü vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler. cauldron. caldron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. cauldron. boiler. kier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an industrial city in the European part of Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler. cauldron. large kettle. furnace. burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an industrial city in the European part of Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Su çevrisi, kayra. 2.Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu y(Erkek İsmi) 3.Girdap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler room. furnace room. stakehold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kazanılan şey, fayda, istifade, kâr: Benim için bunda hiçbir kazanç yoktur.

2.Çalışmakla ele geçirilen şey: İşler çok kötü hiç kazancımız olmuyor. Kazanç etmek = Kazanmak (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gain. winnings. profit. takings. avails. income. earnings. revenues. gainings. benefit. acquirement. acquisition. capital. convenience. credit. grist. increment. make. melon. proceeds. receipt. spoil. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisition. benefit. bread. earnings. emolument. gain. good. income. proceeds. profit. return. takings. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnings. advantage. benefit. achievement. booty. decreasing returns. dimes. gain. gainings. getting. income. interest. plunder. proceeds. profit. return. win. winnings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kazan yapan san’atkâr.

2.Kazanı kurup idare eden memur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / repairer / seller of kettles or boilers. stoker. fireman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kârlı, istifadeli: Ticaret kadar kazançlı iş yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profitable. beneficial. lucrative. paying. fat. fruitful. gainful. productive. prosperous. remunerative. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucrative. profitable. remunerative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gainful. lucrative. profitable. with profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprofitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dibi tutturulan mahallebi yahut tavukgöğsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing sb to earn / to gain / to win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kâr ettirmek, kazanmasına sebep olmak: Bu ticaret adama çok kazandırır, kendisini hizmetine alıp çok para kazandırdı.

2.Hâsıl ettirmek, aldırmak: Son yazdığı kitap kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Av merakı bana romatizmayı kazandırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. bring in. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to earn / to gain / to win. bring in. earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kazan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazanmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be earned. to be gained. to be won.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquired right. vested interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winning. win. obtainment. gaining. earning. achievement. acquirement. acquisition. attainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisition. earning. winning. gaining. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kâr etmek, istifade etmek, fayda görmek, faydalanmak: Ayda birkaç bin lira kazanıyor, ticaretten epey kazandı.

2.Edinmek, hâsıl etmek: Nam, şöhret kazandı, efendisinin teveccühünü kazandı.

3.Uğraşmak, hastalığa yakalanmak. Rutubetli evde oturduğundan hastalık kazandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear the bell. carry away the bell. be in pocket. win. earn. gain. obtain. get. achieve. acquire. attain. carry off. clear. come by. draw. garner. gather. get out of. land. net. purchase. realize. reap. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. acquire. earn. gain. net. notch. pass. procure. purchase. save. take. win. to earn. to gain. to pull sth in. to pull sth down. to win. to carry sth off. to notch sth up. to pass. to get. to obtain. to acquire. to procure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to earn. to win. to get. to acquire. to gain. to come off best. achieve. attain. carry. carry the day. carry off. chalk up. fall into. gather. get into. get out. get out of. grow in. heap. land. make. net. procure. profit. purchase. take. walk of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Cesur ve silâhlı genç köylü, köy kahramanı: Dağ avına kızan göndermek. Karı kızan = Bütün halk, herkes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Kasımpatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum kasımpatı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) LAfzen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas bag. magpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لافزن] geveze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevezelik, bk. Lâfzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâsına bakılmaksızın yalnız kelimelerin sesleri bakımından: Bu cümle lâfzan pek parlaksa da mânâca değeri yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreyen, titrek. Lerzân lerzân = Titreyerek, titreye titreye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لرزان] titrek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Titrek, titreyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Mayalanmaya engel olabilen madde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظنه] ermiş sanılan.2.zan altındaki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mazınne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma kat; ara kat; tiyatro birinci balkon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİZAN) (i. A. «vezn» den iâ.) (c. mevâzin).

1.Ölçü Aleti, terazi: Mizana çekmek.

2.Tartı, ölçü, münasip ağırlık: Mizanda olmak.

3.mec. Akıl, anlayış, muhakeme kabiliyeti: Mizana gelmek.

4.Ölçme, ayar: Trenin aldığı yol, hızının mizanıdır.

5.Kıyamette iyilik ve kötülüklerin ölçüleceği ölçü, mânevi terazi. Yevmü’l-mîzân = Mahşer günü.

6.Yedinci burç ki Sünbüle (Başak) ile Akrep burçları arasında olup güneş bu burca sonbaharın başlangıcında girer: Burc-I Mizân = Terazi Burcu.(matematik) Dört işlemden birinin doğru olup olmadığını anlamak için yapılan hesap, kontrol.(kimya) Bazı şeylerin kuvvet ve derecesini göstermeye yarayan çeşitli Aletlerin isimlerinin terkibine girer. Mizânü’l-harlre = Termometre. MizânU’l-rutûba = igrometre. Mîzinü’lhavi = Barometre, aerometre. Mizânü’lemlâh; mîzânü’l-hâmızât vs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial balance. work sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial balance. scales. proof. trial balance. meter. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميزان] terazi. 2.ölçü. 3.terazi burcu. 4.mahşer günü, kıyamet günü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Terazi. 2.Sağlama.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Üç direkli yelken gemisinin arka direği. Kontra mizana = Dört direkli gemilerde en arkadaki direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mizzen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mizzenmast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mise en page

sayfalama

Sayfalamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. making up. page-setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layout. making up into pages. make-up. paging up. page layout. typographical layout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. setting (of hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, Fr.).

1.Bir tiyatro eserini temsil etmek üzere hazırlama, sahneye koyma.

2.mec. Sahte şey, terkip, düzen: Bu hadise bir mizansenden ibarettir.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mise en scène

1. tiy. düzentileme,

2.düzenti

1. Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma.

2.Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scene. production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. stage direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Uyanıklıkla, gaflette olmayarak, uzak görüşle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متنفذان] etkili kişiler, nüfuz sahipleri, sözü geçenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tıp). Damar vurması, nabız atması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizâne: Nâçîzâne hediyem takdim kılındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. humbly. with great modesty. humble. insignificant. worthless. humbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازان] nazlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nifakçı, karıştırıcı, iş bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.islâm’dan önceki Türk toplumunda saz şâiri, Aşık ve umumiyetle şair.

2.Ağzı lâf yapan, saçma sapan ve çok konuşan (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minstrel. poet. wandering minstrel. bard. glee. gleeman. scald. skald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bard. contemporary. poet. poet şair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet. bard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Şiir yazan, şair. Halk şairi. 2.Şakacı, tatlı, güzel konuşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz an.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ozan (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel konuşan, şiir yazan ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek şair.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. partizan, taraftar; ask. gerillacı, çeteci; s. partizanla ilgili. partisanship, partizanship i. partizanlık, taraftarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kendi partisine aşırı düşkün, başkasına hak tanımak istemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan. factionist. henchman. jay hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ardent and enthusiastic supporter of some person or activity. a pike with a long tapering double-edged blade with lateral projections; 16th and 17th centuries. devoted to a cause or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üzüm bağı.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. présentation

tanıtma

Tanıtmak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. présenté

tanıtılmış

Tanınması sağlanmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hicrî ayların dokuzuncusu ki, dinimizde oruç ayıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramadan. ramadhan. ramazan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasting month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu, oruç ayı. Kur’an’da Bakara suresi 185.ayette ismi geçen ay ismi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid-al-Fitr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid Al Fitr the Celebration of Breaking the Fast, marks the end of Ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رمضانيه] ramazan kasidesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Ramazândan bahseden veya ramazân dolayısıyle sunulan kasîde veya musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (huk.) taahhütname; kefalet; tanıma. recognizant (s.) tanıyan, bilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırbaşlı, vakarlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ağırbaşlı, gururlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırbaşlılık, vakar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağırbaşlı, ağır, onurlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., müz. kuvvetlenerek, artarak, (kıs. rf.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dökülen, akan, Ar. cârî: Rİzân olmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Günler, gündüzl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya sazlı durgun sularda bulunan bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göllerde ve sazlık yerlerde yaşayan bir tatlısu balığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. müz. oynak; z. oynak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathisant

duygudaş

Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathizer. person who sympathizes with the views of a certain group. fringe supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sezgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (İt.), (müz.) vurguyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyücülükle, büyücü gibi, cadılıkla veya fettanlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SÜ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سوء ظن] kötü kanıya düşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yakan, yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سوزان] yakıcı. 2.yanıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yakan, yakıcı. Yanan, yanıcı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tanzanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarzan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tazannun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zann.dan). Zan ile iş görme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Trabzan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banister. stair rail. parapet. guard. guardrail. handrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İnce toz tanesi. 2.Tozu çok olan y(Erkek İsmi) 3.Kar fırtınası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tozlu yer, havaya kalkan tozu çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Toz kaldırmak, toz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kısa ve kalın parmaklık: Merdiven trabzanı. Trabzan babası = Parmaklığın kenarındaki başlı ve kalın parmak ki, diğerlerini de tutar.

2.mec. Yaşlı olduğu hâlde bir şey bilmeyen adam.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tranquillisant

yatıştırıcı

Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzanmak işi. (bk.) Uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uzun sürmek, boyuna gitmek: Bu dere ova boyunca uzanıyor.

2.Yatıp vücudu uzatmak, gevşeyip upuzun yatmak: Minderin üzerine uzanmıştı.

3.El uzatmak, almak niyetiyle tecavüz etmek: O, bizim çiftliğe de uzandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reach. reach forth. outstretch. spread. lie down. lie. rest. be couched. grasp at. hand up. kip. kip down. loll. lounge. range. be ranging to the. reach out. reach out for. recline. repose oneself. run. run along. skirt along. snatch at. sprawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. lie. reach. recline. repose. to lie down. to recline. to stretch out. to go to. to go over to. to reach. to extend. to stretch out. lie down. to go. to stretch. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come up to. go. lie. lie down. range. reach. run. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı şeylerin bir tarafında görülen uzanmış kısım, Ar. istitâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension. offset. appendage. bill. scape. stipe. tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension. extending part. prolongation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prolongation. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افتان و خيزان] düşe kalka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ii. F.). Esen: Sabah yeli vezân oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وزان] esen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yakzan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyanık, Ar bîdâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقظان] uyanık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uyanık, gözü açık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Berk, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Maddeye dayanan ihtiyaçları karşılamak üzere ve az çok el mahareti, enerji isteyen belirli iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. trade. workmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. trade. workmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Herhangi bir zanaatı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. craftsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. craftsman. workman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبق] zambak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Soğanlj ve uzun saplı büyük ve güzel kokulu bir çiçek ki, en meşhur cinsi beyaz olanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden çiğdem, lâle, pırasa gibi bitkileri içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Şiddetle titreyip ses çıkarmayı ifade ederek art arda kullanılır: Zangır zangır titriyordu. Topun gürültüsünden camlar zangır zangır oynadı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şiddetle ve ses çıkararak titremek veya sallanmak. (bk.) Zıngırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ermenice’den). Kilise hizmetleri gören ve çan çalan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexton. lay clerk. ringer. verger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zinâ»dan) (mü. zâniye). Zina eden erkek veya kadın, zina suçunu işleyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظنين] zan altında bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). İki atlı kızak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظن] zan, sanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. deem. guess. suppose. surmise. take for. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believe. deem. feel. guess. suppose. surmise. suspect. to suppose. to believe. to guess. to surmise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suppose. to think. to imagine. to believe. to guess. to reckon. expect. conjecture. deem. esteem. surmise. take for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i., zen = kadın, pâre = parça).

1.Meşrû olmayarak kocalık münasebetinde bulunan adam.

2.Kadınlara aşırı düşkün adam. (bk.) Zenperest.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zanta adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Diz. Zânû-be-zânû = Diz dize. Zânû-be-zemîn, zânû-zen, zânûzede = Diz çöken, diz çökmüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زانو] diz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sotarı, palyaço, maskara; aptal kimse; s. tuhaf, gülünç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zengibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by