Zat ne demek? | Zat anlamı nedir? | Zat

Zat anlamı nedir?

Zat ne demek?

Zat anlamı nedir?

Zat | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zevât) (dilimizde ekseriya yanlış olarak müzekker sayılır).

1.Kendi, nefs: Bizzat geldi, kendisi, ZİH mes’ele = Meselenin esası.

2.Asıl, cevher, Ar. ayn; sıfat mukabili. Ism-i zât = Has isim, özel isim.

3.Muteber, tutulan, itibar edilen, şahıs. Zât-ı Kibriya = Allah. Bizzat = Kendisi, vekil vasıtasıyle olmayarak: Bizzat gidip ziyaret etti. Zâtü’l-beyn = İki veya daha fazla şahıs arasındaki münasebetler. Islâh-ı zâtü’l-beyn etmek = Aralarını bulmak. Hadd-i zâtında — Aslında, sonradan geçici olmayarak: O, haddi zâtında cesur bir adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zû» sıfatının müennesi).

1.Sahib, mâlik, ehil olan kadın. Zât-üzzevc = Kocalı (kadın).

2.(tıp) Muhtelif organlara Arız olan iltihaplardan ibaret hastalıkların türlü tâbirini teşkil eder. Zitül-cenb = Akciğer zarı iltihabı. Zât-ül kebed = Karaciğer iltihabı. Zit-ür-rie = Akciğer iltihabı. Zit-ül-kilye = Böbrek iltihabı. Zât-ül-mesine = Mesane iltihabı vesaire.

3.(paleontoloji). Hayvan ve bitkiler için çok kullanılır. Zât-üs-sedâyl = Memeli hayvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual kimse. kişi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. essense. heart. core. personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذات] kişi. 2.kendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.’den) (gramer). Bir isim hali, ismin yapma ifade eden hali, ismin geçişli bir fiilin tesirinde olduğunu gösteren hali: Camı kırdı veya cam kırdı misallerinde «cam» akküzatif halindedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accusatif

db. belirtme durumu

Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı/ -i, -u/ -ü ekini almış ad.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden veya fosillerde bulunan ağaç gibi şekil; (anat). dallanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). izin, ruhsat, cevaz; tensip, uygun görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaradılıştan bir hastalığa karşı bağışıklığı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azâd).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation. enfranchisement. dismissal. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emancipation. setting free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emancipation. liberation. setting free. dismissal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dismiss. to set free. affranchise. affranchisement. emancipate. enfranchise. liberate. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be set free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Azat edilmiş, (bk.) azâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azadlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendiliğinden, kendinden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بذاته] kendiliğinden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendi, kendisi, nakil göstermeden: Bizzat kalkıp geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personally. in person. myself. itself. himself. herself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personally. self. in person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personally. in person. in the flesh. him. in propria persona. myself. oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sermaye miktarı; faiz vb. gelirleri sermayeye katma, kapitalizasyon; majüskül harf kullanma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavsif, tanımlama, tarif, nitelendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). medeniyet, uygarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrı cinslerden olan çiçekleri çaprazlama yoluyla dölleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (feyz’in cem’i olan füyûz’un cem’i). Feyzler. (bk.) Feyz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sorumluluğun dağıtılması,bir merkezden idare edilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea horse. hippocampus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seahorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanılır hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gazi). Gaziler (iki z ile söylenmesi yanlıştır), (bk.) Gazi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) aslında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(tıb). bir dokunun bir hastalık esnasında karaciğer rengini ve kıvamını alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. huzûz). Hazlar, zevkler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ifrâz).

1.Bütünden parçalar ayırmalar.

2.(tıp) Vücuttan, yara veya delikten kan, cerahat, irin, ter gibi çıkan maddeler, salgılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretions. excreta. secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افراضات] salgılar. 2.parsellemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ikrâz). Borç vermeler, ödünç vermeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Kadılar kadısı, bk. Kad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kenz’in cem’inin cem’i). Bir kimsenin adı, soyadı, doğumu ve işi gibi hususiyetleri gösteren kayıt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قضات] kadılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kadı (kaadî, kaazî) bk. Kadı.

1.Çift z ile telaffuzu galattır).

2.Bazı çocukların doğarken başlarını ve yüzlerini örten zar, duvak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lezzet). Lezzetler. bk. Lezzet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لذات] lezzetler. 2.zevkler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Musiki ve edebiyatta hâfızada saklanan musiki eserleri ve şiirler: Mehfûzâtı binleri aşan bir okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محظوظات] hoşa gidecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mârûza bu mânâda kullanılmaz).

1.Bir büyük kimse veya makama sunulan maddeler, söylenen sözler.

2.Eskiden çok yüksek bir makama ve bilhassa padişaha sunulan evrak ve yazılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معروضات] sunulanlar, arzedilecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalaşma, makinalaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Birinin söylediği sözler: Melfûzât-ı Cüneyd-i Bağdâdt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A c.). Melhuzlar, hatıra gelen şeyler, muhtemel ve mümkün olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mermûz). (bk.) Mermûz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rıza, hoşnutluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MEZAD) (i.) (A. müzâyede’ den galat). Bir mal ve mülkün dellâl vasıtasiyle, en fazla verene satılması üzere satışa çıkarılması: Eşyasını mezada çıkardılar. O çiftlik mezattadır. Bu aynayı mezattan aldım. Haraç mezat = Bu suretle mal satan dellâlların seslenmesi. Mazat malı — Mezattan alınmış gibi sokaklarda sepetler içinde satılan kalitesiz ucuz mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction. sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezâ» dan mastar). Bir suça karşı cezâ verme, kanuna göre icabeden iş (asıl Arapça’da «karşılık» demek olup «mükâfat» yerine de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mülâhazalar, düşünceler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considered thoughts. observations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank space (on a printed form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezy»den masdar). Muvazi, paralel, karşılıklı olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موازاتا] paralel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجازات] cezalandırma. 2.karşılık verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معجزات] mucizeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Nurlu, aydınlık kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oğuz’a mensup, güçlü yiğit baba. 2.Oğuz kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örgüt, kurum, teşekkül, dernek; düzen; düzenleme; organizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Organizasyon işini yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. organisateur

düzenleyici

Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ata ve Öz kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü herkesçe tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastorize etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Peri çocuğu. 2.Güzel, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Püskürtme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pulvérisateur

püskürteç

Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomizer. sprayer. spray gun. duster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fark etme; fark edilme; tahakkuk, gerçekleşme; gerçekleştirme; kavrama, idrak, tasavvur; paraya çevirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. remz). Remzler, senboller. (bk.) Remz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Saygıdeğer kimse. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kendi kendine yaşayan, özgür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şahzat).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Serbest, özgür. Rahat, dertsiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Aslan gibi güçlü, kişilikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. solfej, solfej yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabit kılma veya olma, saptama, tespit etme; istikrar; hav. dengesini sağlama; mak. dengeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stabilisateur

dengeleyici

Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stabilizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. teçhiz) (askerlik). Giyim, kuşam, donatım, (bk.) Teçhiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Teçhizat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. fittings. accoutrements. gear. accoutrement. appointments. arming. fixings. equipage. fitment. hardware. rig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. equipment. fitment. kit. outfit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. apparatus. paraphernalia. gear. material. accoutrement. appointments. armament. equipage. fitout. fittings. fixings. outfit. outfitting. overextension. plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجهيزات] donatım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tecviz). Câiz görmeler, görülmeler

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. contradiction. incompatibility. extreme. interference. setoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antithesis. contrast. mutual opposition. contradiction. incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppositeness. contradiction. contrariety. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıdd»dan). t. Birbirine zıt olma, birbirinin aksine olma, aykırılık: Aralarında tezad vardır.

2.(edebiyat) Cümlede veya mısrâda birbirine zıt iki mânâyı bir araya getirme.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzatılabilir snooze (kısa süre sonra alarm tekrarlama) işlevi, snooze düğmesine tekrar tekrar basarak tekrarlama süresini 8-60 dakika arasında ayarlamanıza olanak sağlar. Düğmeye her bastığınızda snooze süresi sekiz dakika uzatılır. Düğmeye basılı tutarak, erteleme süresini yeniden sekiz dakikaya getirebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun sürdürülmek: Söz, iş çok uzatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be extended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), l. Uzatmak işi. 2.Seslilerin uzun söylenişi. Uzatma işareti = Uzun okunacak sesliyi belirten işaret: ( ).

3.Bir ucu kayığa bağlı olduğu halde denize bırakılarak kullanılan balık ağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthening. extension. elongation. stretch. extending. prolongation. renewal. continuation. continuance. extratime. protraction. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension. lengthening. protraction. prolongation. extra time. seine net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augmentation. continuation. elongation. extending. extension. protraction. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumflex. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha uzun yapmak, boyunu arttırmak: Yolu uzatmak.

2.Sürmek, ilerletmek: Elini, ayağını, deyneği uzatmak.

3.Koyuvermek, salıvermek, uzamada serbest bırakmak, kesmemek: Saç, sakal, tırnak uzatmak; ağaçları uzatmak.

4.Sürdürmek; daha çok vakit devam ettirmek: İşi uzatmak.

5.Lüzumsuz yere tafsilâtla uzun tutmak: Sözü uzatmak.

6.Uzağa sürmek.Sonraya bırakmak, tehir etmek: Borcunu çok uzattı. El uzatmak = Gasb ve zaptetmek. İpi uzatmak = Serbest bırakmak, engel olmamak. Çehre uzatmak = Gücenik durmak. Dil uzatmak = Biri hakkında haddinden fazla söylemek. Kameti uzatmak = i. Serkeşlik etmek.

2.Boş yere mesele çıkarmak: Artık uzatmıyalım.

3.İddiayı pek ileriye götürmek: Artık sen uzattın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extend. prolong. lengthen. stretch out. protract. renew. augment. belabor. belabour. continue. drag out. draw out. elongate. enlarge. grow. hand. hold out. hold over. outstretch. pad out. pass. pull out. rack. reach. repose on. sidestep. span. spin o.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drape. extend. hand. lengthen. pad. pass. prolong. reach. stretch. to elongate. to extend. to lengthen. to prolong. to protract. to hand. to pass. to reach. to grow. to drag sth out. to draw sth out. to enlarge on sth. to stick sth out. stretch out. to ha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extend. augment. continue. draw. lengthen. produce. prolong. protract. reach. spread. stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzatılmış, sürdürülmüş bir iş: Uzatmalı çavuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümetçe fiyat tespiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Altıkardeş takım yıldızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZATEN) (i. A.).

1.Aslında, haddi zatında olarak, tabiî ve cibillî olarak: Zaten zayıftı, bu hastalık kendisini büsbütün düşürdü.

2.Kendiliğinden, mahsus olmayarak: O zaten çarşıya gidecekti, ben de bazı şeyler ısmarladım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. anyway. besides. as a matter of fact. in first place. for the rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. anyway. besides. as a matter of fact. in first place. for the rest. moreover. anyhow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyhow. anyway. besides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذاتا] aslında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zâtiyye).

1.Zât, asıl ve cevherle alâkalı, geçici olmayan.

2.Zât ve şahsa mahsus, husûsî, şahsî.

3.(tıp) Hastanın zât ve şahsına mahsus hâl.

3.Zaten: Zâtî musikiye istidadı vardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. personal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of macaque native of India and Ceylon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It has a crown of long erect hair, and tuft of radiating hairs on the back of the head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also capped macaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. private. inherent. intrinsic. essential. proper. subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذاتی] kişisel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kendiyle ilgili, kendine ait, özel. 2.Özle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık, nurlu kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zati).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zât ve şahsa ait şeyler (şahsiyat gibi): Zâtiyyâtla uğraşmak İyi şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır. Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni, zatürree, verem veya akciğer absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 6 tane lahana yaprağı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir. Aynı işlem her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır.

- Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakatgünden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir.

- Virüs Zatürreesi : Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır.

- Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur. Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Saf zeytinyağı.

Hazırlanışı : Dörder saat arayla birer çorba kaşığı saf zeytinyağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذات الجنب] akciğer zarı iltihabı, zatülcenp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذات الرئه] zatürriye, akciğer iltihabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by