Zayıf Düşmek ne demek? | Zayıf Düşmek anlamı nedir? | Zayıf Düşmek

Zayıf Düşmek anlamı nedir?

Zayıf Düşmek ne demek?

Zayıf Düşmek anlamı nedir?

Zayıf Düşmek | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thin. to get scrawny. to get weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yukarıdan aşağıya birden bire, ansızın ve elde olmayarak inmek. Osm. sukut etmek: Damdan bir kiremit düştü. Pencereden bir şey düştü.

2.Yukarıdan inmek, Osm. hübût, nüzûl etmek: Pencereden düştü.

3.Yürürken yahut dururken yıkılıp yere yatmak: Düşüp kolunu incitti. Hayvandan düştü. Az kaldı düşüyordum. Çocuğa bakın düşmesin.

4.Yıkılmak, devrilmek. Osm. münhedim olmak: Bahçe duvarının bir tarafı düştü. Bu ağaç bir gün düşecektir.

5.Yağmak: Bu gece epeyi yağmur düştü. Dağlara kar düşmüş olmalıdır.

6.Kıymetçe aşağılamak, ucuzlamak, kıymeti olmamak. Osm. tedenni etmek: Zahire çok düştü. Piyasa gittikçe düşüyor.Derece ve miktarı yahut şiddeti azalmak, hafiflenmek, tenezzül etmek: Sıcak, soğuk, rüzgâr düştü. Sıtması daha düşmedi. Hiddeti düşünce haksızlığı anladı.Kuvvetsiz kalıp zayıflamak, kuvvetten düşmek: Zavallı kadın, o kadar ihtiyar değilse de çektiği acılardan çok düştü. Artık bu son zamanda çok hasta düştü.Servet ve itibarını kaybedip fakir olmak: Düşmüş bir aileye mensuptur. Pek muteber bir tacir iken ziyana uğrayıp düştü.Uğramak, Osm. musâb olmak, tutulmak: Belâya düştüm. El ağzına düştük.Tesadüf etmek, vaki olmak, vuku bulmak, zuhur etmek: Gün düşer ki çok alış veriş olur. Bazen öyle düşer. İşim düşerse gelirim. Oradan yolunuz düşerse bize uğrayın. Köy yolun sağına düşer.Uymak, yakışmak, ait ve münasip olmak: Söylemek bana düşmez ama söyleyeceğim. Benim aleyhimde bulunmak size düşer mi? Öyle demek düşer.Katılmak: Kervanın önüne, arkasına, peşine düştü. Önümüze düştü. Yola düştük.Sığınmak, Osm. ilticâ ve dehâlet etmek: Ocağına, eteğine, ağına düştü. Ardına, arkasına düşmek = Takip etmek, arkasını bırakmamak. Etten düşmek = Arık ve lağar olmak, zayıflamak. Elden, ayaktan düşmek = Takatsiz kalmak, kötürüm olmak, iş yapamaz hâle gelmek. Üstüne düşmek = Çok sevmek, çok uğraşmak. Hesaptan düşmek = Tenzil etmek. Damdan düşmek = Münasebetsiz vakitte ve sırası değilken bir şey söylemek. Küçük düşmek = Mahcup olmak, mukabele edememek. Gözden düşmek = İtimadı ve teveccühü kaybetmek. Düşüp kalkmak = Beraber yaşamak, refakat etmek, arkadaşlık etmek. Düşe kalka = Düşüp kalkarak, zahmetle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come down in the world. fall on evil days. fall. fall down. fall on. fall in a heap. collapse. come down. crash. crumble. crumple. crumple up. decline. decrease. deduct. degrade. dive. droop. drop. drop down. drop off. ebb. end up. fall among. fall f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. crash. decline. degenerate. descend. dip. drop. ebb. fall. lapse. lower. pitch. slip. topple. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall. to drop. to decrease. to subtract. to deduct. to be born dead. to lie within one's responsibility. to fall to wind up in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz zayıflığını tedavi etmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Raziyane

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 10 gram raziyene kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall from grace. to fall in esteem. to fall into contempt. to fall into disfavour. to grow out of estimation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flabbergast. puzzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. to tread upon sb's heels. heel. hunt. pursue. tread on sb's heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün bir gün sakız çiğnemek, kuşkusuz sevimli bir iş değil ama bunun insanı zayıflattığı da bir gerçek. Çünkü çiğneme eylemi, saatte 11 kj.gibi önemli oranda enerji tüketimi oluşturuyor. ABD’de bulunan Mayo Clinic uzmanları, ciklet çiğneme ile ortalama ne kadar kilo verildiğini bile hesaplamışlar. Bir kişi günde 8 saat boyunca ara vermeden şekersiz ciklet çiğnediği takdirde yılda 5 kilo verebiliyor.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(ZAİF) (i. A. «za’f.dan) (mü. zaîfe).

1.Kuvvetsiz, mecalsiz, Fars. nâtüvân: Zayıf adam, bu hastalıktan çok zayıf düştüm. Zaîfü’l-bünye s= Bünyesi kuvvetsiz.

2.Kuvvetsiz, itibarsız, gevşek, güvenilmeyecek.

3.Arık, lağar, etsiz: Pek zayıf adam, kolları deynek gibi zayıf.

4.Hasta, Ar. marîz, Fars. bîmâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonic. faint. fatless. feeble. feint. flaccid. flagging. frail. gaunt. gracile. invertebrate. lean. low. nerveless. pithless. puny. shaky. sinewless. slight. slim. small. spare. spent. thin. unmanly. weak. wishy washy. wishywashy. bad mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular. bony. doddering. faint. feeble. flimsy. frail. infirm. insubstantial. lame. limp. low. meager. powerless. sickly. slight. spare. thin. vulnerable. weak. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. frail. poor. thin. weak. not strong. puny. faint. meager. scrawny. emaciated. inferior in quality. threadbare arguments. creaky. dainty. deficient. delicate. dicky. flimsy. helpless. infirm. insubstantial. invalid. lame. lax. lean. meagre. nervele

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thin. to get scrawny. to get weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reducing. slimming. attenuation. decay. emaciation. fading. slimming. tabes. wane. weakening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption. weakening. attenuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attenuation. weakening. slimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zayıf hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decay. decline. fade. loose flesh. grow lean. grow thin. peak. reduce. slim. thin. thin down. thin of. thin out. be on the wane. weaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ail. decline. droop. ebb. fail. reduce. slim. wane. waste. waver. weaken. to become thin. to slim. to weaken. to reduce. to decline. to flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose weight. to get thin. to get scrawny. to slim down. to get weak. (possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attenuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zayıf hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debilitate. impair. prejudice. sap. waste. weaken. to pull sb down. to prejudice. to weaken. to debilitate. to impair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to get thin. to get sb to slim down. to cause sb to lose weight. to weaken. to make unlikely to cause sth to get poor. attenuate. deaden. debilitate. depress. emasculate. enervate. extenuate. impair. lower. macerate. make dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvetsizlik, dermansızlık, mecalszilik.

2.Arıklık, lağarlık, etsizlik.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücut yeterli derecede beslenmezse, kilo kaybeder. Bu durum, bir çok müzmin hastalıklarda ve had hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür. Zayıflık, belirli bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavi etmek gerekir. Şişmanlamak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kişniş, üzüm pekmezi.

Hazırlanışı : Bir su bardağı üzüm pekmezi ile 4 çorba kaşığı kişniş yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caducity. debility. delicacy. diathesis. failing. faintness. feebleness. flabbiness. frailness. frailty. impotence. impotency. lameness. leanness. puniness. slimness. spareness. thinness. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failing. frailty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. decrepitude. feeble mindedness. frailty. inanition. infirmity. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by