Zeka Testi Nedir, Ne Işe Yarar? ne demek? | Zeka Testi Nedir, Ne Işe Yarar? anlamı nedir? | Zeka Testi Nedir, Ne Işe Yarar?

Zeka Testi Nedir, Ne Işe Yarar? anlamı nedir?

Zeka Testi Nedir, Ne işe Yarar? ne demek?

Zeka Testi Nedir, Ne işe Yarar? anlamı nedir?

| Dream Meanings


Genel Bilgi

Bizde ‘zeka testi’ olarak geçen, İngilizcesi ‘zeka bölüm puanı’ gibi bir anlama gelen ‘Intelligence Quotient Score’ veya kısaca 1Q olarak adlandırılan bu test, İngilizcesinde belirtildiği gibi, bir insanın bazı branşlardaki akademik yeteneğinin ve bilgi derecesinin karşılaştırmalı olarak üstünlük derecesini ölçmeye yarayan bir testtir.

Aslında insan yüzlerce değişik zihinsel yeteneklere sahiptir. Bu yeteneklerin bir kısmı bu testlerle doğru olarak ölçülebilir, insanların bazı akademik yetenekleri ortaya çıkartılabilir. Zeka testleri ile insanların zeka derecelerinin diğer yeteneklerine etkisi hakkında az çok bilgi edinilebilir.

IQ test soruları genelde sözcük sorularını, mantık, akıl yürütme ve sayı dizisini tamamlama gibi soruları içerir. Çocuklara uygulanan zeka testlerinde önce çocuğun zeka yaşı hesaplanır.

Çocuğa normal yaşının altındaki ve üstündeki yaş gruplarına ait sorular sorulur. Hangi yaş grubunun sorularını tümüyle bildiyse (birden fazlaysa en yükseği) o yaş grubu çocuğun tavan yaşı olarak kabul edilir. Bunun üstündeki gruplarda bildiği soru sayısı, toplam soru sayısı göz önüne alınarak, ay bazında tavan yaşına ilave edilir.

Zeka yaşının ve zeka seviyesinin bulunmasını bir örnekle açıklayalım. 9 yaşındaki bir çocuğa 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 yaş gruplarından 12’şer soru soruluyor. 6, 7 ve 8 yaş grubu sorularının hepsini biliyor. 9 yaş grubundan 10, 10 yaş grubundan 8, 11 yaş grubundan ise 6 soruyu doğru cevaplıyor. 12 yaş grubu sorularını bilemiyor. Buna göre çocuğun zeka yaşı :

8 yaş + 10 ay + 8 ay + 6 ay = 8 yaş + 24 ay = 10’ dur.

Zeka seviyesi (IQ) ise zeka yaşının 100 ile çarpılıp, doğum yaşına bölünmesi ile elde ediliyor. Bu örnekte zeka seviyesi:

IQ = (zeka yaşı x 100)/ doğum yaşı = (10xl00)/9 = 111’dir.

Zeka seviyesinin değerlendirilmesi ve toplumda bulunma oranı ise şöyle:

Bir kişinin 1Q seviyesini ölçmenin en iyi nedeni, onun gelecekteki akademik yeterliliğini değerlendirmek olabilir. Eğer bir konuda IQ puanı yüksek ise, o konuya yöneltilebilir, eğitim gösterilip eksikler tamamlanabilir. Puan düşükse o konu ile fazla uğraşmayıp bir başka konuya yönlendirilebilir.

Unutulmaması gereken çok önemli bir husus şudur ki, IQ testleri insanların müzik, sanat yeteneklerini, his, psikolojik ve ruhsal durumlarını ölçemez. Yüksek IQ puanı o kişinin ilerde mutlu olacağını, akıl sağlığını ve ruhsal gelişimini garanti edemez. Düşük 1Q puanı da o kişinin ilerde zenginlik, his ve ahlak bakımından başarısız olacağı anlamına gelmez.

Bu nedenlerle günümüzde zeka testleri ile beraber bir de ‘duygusal zeka’ (emotional intelligence) yani EQ testleri de yapılmaktadır. Bu test özellikle kurum ve kuruluşlarda, takım çalışmalarında verimi arttırmak, bireysel başarıyı toplu başarıya dönüştürmek için önem kazanmaktadır.

Dünyada normal insanların yapabilecekleri bütün işler için 50 ve üstü IQ puanı yeterlidir. Zaten insanların çoğu bu seviyededir. Dünyada bu seviyede IQ puanına sahip olup da önemli görevlere gelmiş, büyük iş adamı ve zengin olmuş bir çok insan vardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilân etmek, bildirmek; reklâmını yapmak. advertisement (i). ilân, haber, bildirme, reklâm. advertising agent reklâm ajansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tavsiye etmek; öğüt veya nasihat vermek, akıl öğretmek; haber veya bilgi vermek; danışmak, istişare etmek, akıl sormak. ill-advised (s). akılsız, tedbirsiz well-advised (s). tedbirli, akıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıllıca, tedbirli olarak: bilerek, düşünerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) danışman, müşavir; danışman öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azat etmek, serbest bırakmak, muaf tutmak. affranchisement (i). azatlık, azat etme, af.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affiché

ekon. açıklanmış

Açıklama yapılmış olan.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - 1.Yaşayan, zenginlik ve bolluk gören. Yaşayış. Aişe binti Ebu Bekir. Peygamberimiz (s.a.s)’in hanımlarından. Muhterem annelerimizden biri olan Aişe (r.a.) İslami bilgisi ve fakihliği ile de meşhurdur (bkz.Ayşe).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça terkib). Sağduyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kumaş). Kumaşlar. (bk.) Kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقمشه] kumaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses dalgalarının dik bir satha çarpıp geri dönmesi sonunda duyulan ikinci ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anason (bot). Pimpinella anisum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anasonlu içki, rakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yahudi nüfuzuna karşı koymak politikasını destekleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mikropları ilâçlarla öldürme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antisepsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antiseptik. antiseptically (z). antiseptik suretiyle. antisepsis (i). antisepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Antisepsi yapmakta kullanılan veya antisepsi vasfı olan madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşı, antiserum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., her nasıl olursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değer biçmek, kıymet takdir etmek, keşfini yapmak; tahmin etmek. appraisement (i). değer biçme, kıymet takdir etme; tahmin appraiser (i). muhammin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haber vermek, bilgi vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek. apprizer (i). muhammin. apprizement (i). paha biçme; haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kalkmak, yerinden kalkmak, doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak, doğmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Söz eden, bahseden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Talihi, kaderi, kısmeti şen. (bkz.İkbal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Talihli, şanslı, iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Barometre hava basıncını ölçmeye yarar. Bir çoklarımızın evinde termometre vardır da barometre yoktur. Olanların da çoğu için pek mana ifade etmez. Halbuki barometre hava tahmininde en önemli araçtır.

Çok sağlıklı hava tahminleri meteoroloji balonları, şimdilerde ise uydular vasıtası ile yapılıyor ama evinizde barometrenin düşüş veya yükselişini takip ederek, bir de rüzgar yönünü gözlemleyerek hava tahminini rahatlıkla yapabilirsiniz.

Örneğin barometre 30’un üstünde gösteriyor ve yükselmeye devam ediyorsa hava açık olacak ve rüzgar şiddeti azalacak demektir. Eğer 30’un altında ve düşmeye devam ediyorsa hava bulutlu ve rüzgarlı olacak, hatta fırtına gelebilecektir.

Atmosferdeki hava basıncındaki değişiklikler rüzgarları yaratırlar. Ancak hava basıncındaki değişiklik tek başına o günkü veya gelecek günlerde oluşacak hava durumları hakkında yeterli bilgi veremez. Eğer rüzgar yönünü de biliyorsanız o zaman kısa dönemler için pratik tahminler yapabilirsiniz. İimdi rüzgar yönleri, barometrenin durumu ve bunlara göre oluşabilecek hava durumlarına bir bakalım:

Diyelim ki evinizde bir barometre yok. Problem değil. Hava basıncını ölçmenin diğer pratik yolları da var. Bir fincan kahve de aynı işi görebilir. Eğer kahve üzerindeki kabarcık ve köpükler fincanın ortasında toplanıyorlarsa hava basıncı yüksek, kenarlara doğru yayıiıyorlarsa basınç düşük demektir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr). Polis karakol kumandanı, başkomiser.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزه کار] günahkar. 2.suçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی اندیشه] düşünmeyen, umursamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilginer).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيشه] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Avrupa,nın bazı bölgelerinde, kuzey ve kuzey doğudan esen kuru ve soğuk rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی ثبات] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی سبب] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikiye bölmek; geom. iki eşit parçaya ayırmak. bisection i. ikiye bölme. bisector i., geom. açıortay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی سر] başsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شرم] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanrı tarafından bir peygamberin, bilhassa Peygamberimiz’in halkı Hak dinine davete memur buyurulması: Bİset-i Nebeviyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. hem erkek hem dişi, iki cinsiyetli, hünsa; bot. kendi kendini aşılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal. herbal. vegetative. galenic. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. vegetal. vegetable. vegetal nebati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eti veya sebzeyi yağda çevirdikten sonra kendi suyuyla yavaş yavaş pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çürütmek, berelemek, ezmek; incitmek, kırmak; dövmek (havanv.b.'de); çürük peyda etmek,bir yerini çürütmek, berelemek; incinmek; i. çürük, bere ezik. bruiser i. boksör; k.dili kaba ve güclü adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Zâlim, gaddar.

2.Mâşuk, sevilen, sevgili.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاپيشه] üzmeyi huy edinmiş, cefa eden. 2.aşığını üzen sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kiraz kırmızısı; (s). kiraz kırmızısı renginde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hafif gezinti arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şezlong.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cezalandırmak dövmek chastisement (i). döverek cezalandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadln iç gömleği, kombinezon; kadın elbisesi, pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın buluzü, bolero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). keski, kalem; (f). kalemle kesmek; (argo). aldatmak, hile ile elde etmek; keski ile çalışmak. chiseled (s). keski ile şekil verilmiş; güzel bir şekil verilmiş; keskin hatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sünnet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ince ve hafif yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiğ gibi pek ince yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linelike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yüzey üzerinde, bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri veya öğeleri niteler.

2.İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk keski, demir kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kederini paylaşmak, dert ortağı olmak, rikkat göstermek. commisera'tion (i). teselli, rikkat, acıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kapsamak, ihtiva etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzlaşma, uyuşma; bazı şeylerden fedakârlık ederek varılan anlaşma zemini; (f). uzlaştırmak, bazı şeylerden fedakârlık yoluyla aralarını bulmak; (bir kimsenin). şerefini tehlikeye atmak; (bir işin neticesini) tehlikeye atmak. compromisewith ...

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kompüter ile hesaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). az ve öz, kısa, muhtasar, veciz, özlü. concisely (z). az ve öz olarak, kısaca, muhtasaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bilakis, aksine; ters istikamete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mukabil ağırlık; denge; (f). mukabil ağırlık veya kuvvet ile muvazene husule getirmek , denkleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çapraz, birbirini keserek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (den). seyrüsefer etmek; (polis arabası) kol gezmek; (i). vapur seyahati. cruisingspeed (araba, uçak) normal sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kruvazör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erratic. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. varying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). irtihal, vefat, öIüm; (huk). terk, feragat; intikal; hükümdar tacının halefe intikali; (f). mülkü vasiyetle ferağ etmek, icar etmek, bilhassa hükümdarlığı vârise veya halefe intikal ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlenmemiş kadın, kız; telli turna, (zool). Anthropoides virgo; yusufçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درد سر] baş belası, baş ağrısı, sorun, problem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DESİSE) (i. A.) (c. desâyis). Hile, aldatma, gizli oyun, dolap: Desise yapmak = Çeşitli hilelerle aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. plot. ruse. intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrigue. trick. plot. craft. dodge. frame- up. ploy. practices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دسيسه] hile, oyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Desiseci, hilekâr. Ar. dessas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دسيسه کار] hileci, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Desisecilik, hilekârlık. Osm. dessâslık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Hileli, desise ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakir görmek, küçümsemek, yukarıdan bakmak, adam yerine koymamak, hor görmek; nefret etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tasarlamak, plan yapmak; akıl etmek, tertip etmek; kurmak, icat etmek; (huk). bilhassa gayri menkul mülkü vasiyet etmek; (i). vasiyet, vasiyet yoluyla bırakılan mülk. devisable s vasiyet olunabilir; tertip edilebilir devisee' i vasiyetle k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kişi, şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tooth for tooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalık, rahatsızlık, illet, maraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hasta, mariz, hastalıklı. He was diseased in body and mind. Hem vücutça hem akılca hasta idi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیشب] dün gece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gemiden karaya çıkarmak veya çıkmak. disembarka'tion (i). karaya çıkarma; karaya çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mahcup bir duruma düşmekten kurtarmak; güç bir durumdan sıyırmak, rahatlatmak. disembarrassment (i). güç bir durumdan kurtarma, rahatlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bedenden ayırmak, cisimden tecrit etmek. disembodied (s). bedenden ayrılmış, cisimden kurtulmuş. disembodiment (i). bedenden ayırma veya ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suyunu denize dökmek, denize dökülmek (nehir), akıtmak. disemboguement (i). nehrin denize dökülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed, led, ing, ling) bağırsaklarını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyüden kurtarmak, büyüsünü çözmek; gözünü açmak. disenchantment (i). büyüyü ,çözme; gözünü açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük veya sıkıntıdan kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilgisini kesmek, bağlantısını kesmek, affetmek, salıvermek, serbest bırakmak; (ask). düşman kuvvetlerinden uzaklaşmak. disengaged (s). serbest, boş, tutulmamış. disengagement (i). ilgiyi kesme; salıverme, serbest bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serbest bırakmak, çıkarmak, dolaşmış bir şeyi çözmek; salıvermek; açılmak, kurtulmak, çözülmek. disentanglement (i). çözülme, açılma, kurtulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serbest bırakmak, azat etmek, kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). unvan veya iddiadan mahrum etmek, yetkisini elinden almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyüden kurtarmak, vecit halinden kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmi müessese halinden çıkarmak, kilisenin devletle olan ilişkisini kesmek. disestablishment (i), resmi müessese halinden çıkarma, kilisenin devletle olan ilişkisini kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). itibarsızlık; (f). itibar etmemek, saymamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vatandaşlık haklarından ve özellikle oy verme hakkından mahrum etmek; herhangi bir hak veya menfaatten mahrum etmek. disfranchisement (i). vatandaşlık haklarından mahrum etme, oy verme hakkını elinden alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gizlenmek, kılığını değiştirmek, tebdili kıyafet etmek, gizlemek, saklamak. thinly disguised sözde gizli, yarı kapalı. disguisedly (z). gizlenmiş olarak, tebdili kıyafet ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahte kıyafet, tebdili kıyafet, sahtelik gizlenme, maskelenme. in disguise gizli, kılığını değiştirmiş, tebdili kıyafet etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kötülemek, ayıplamak, kıymetini takdir etmemek; (i). kötüleme, ayıplama. dispraisingly (z). kötüleyerek, ayıplayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). mal ve mülkünü elinden almak (bilhassa haksızca) disseizin, disseisin (i). emlâki zaptetme, emlâki zaptedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). disfranchise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iblis). İblisler, şeytanlar, (bk.) İblis.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kenarı üste gelecek şekilde, yan yan, yandan . not be able to get a word in edgeways karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lesser of two evils. the lesser evil. of two evils choose the less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. libâs). Libaslar, giyecekler, (bk.) Libas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. costume. clothes. clothing. garment. attire. apparel. gown. habit. raiment. robe. tire. tog. toggery. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attire. clothes. dress. togs. wear. frock. garment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. garment. cloth. suit of clothes. clothes press. costume. gear. habit. raiment. stich. vesture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [البسه] giysiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothespress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbiseye elverişli, elbise yapmaya yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. suitable for clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında elli: Hepsine ellişer lira verdiler. Arabalara ellişer tahta koyarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ENDİŞE) (i. F.).

1.Düşünce, tefekkür.

2.Gam, keder, gaile.

3.Şüphe, vesvese, merak: O adamın hali endişe verici gözüküyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concern. fears. care. anxiety. worry. doubt. fear. agitation. angst. apprehension. disquiet. disquietude. disturbance. fret. inquietude. perturbation. preoccupation. qualm. scruple. solicitude. stew. suspense. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxiety. apprehension. concern. fear. preoccupation. qualm. solicitude. worry. care. doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxiety. care. worry. apprehension. apprehensiveness. concern. disquiet. fear. inquietute. load. misgiving. oversolicitude. stew. sweat. thought. unease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اندیشه] düşünce. 2.kaygı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be worried. worry. bother about. feel uneasy about smth. care. fret. mind. stew. sweat blood. tremble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be anxious. to be worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be anxious. to worry. to be troubled about. to see the red light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gaileli. 2.Vesveseli, meraklı.

3.Vesvese ve merakı icafa ettiren.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. worried. concerned. ill at ease. uneasy. apprehensive. fearful. doubting. distressed. on the downbeat. obsessed. on edge. overcast. perturbed. preoccupied. solicitous. suspenseful. weighty. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. concerned. fearful. fraught. insecure. solicitous. uneasy. worried. anxious. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. worried. apprehensive. concerned. insecure. pensive. solicitous. uneasy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kaygılı. endîşenâk olmak kaygılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hiçbir düşüncesi olmayan, bir şeyi düşünmeyen.

2.Kedersiz, rahat, tasasız.

3.Vesvese ve merak etmeyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. calm. unembarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düşünmeyiş.

2.Tasasızlık.

3.Vesvesesizlik.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dik, dikine; ucu ileriye doğru; uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. imtiyaz vermek, ayrıcalık tanımak; vatandaşlığa kabul etmek, oy kullanma hakkı tanımak; azat etmek, serbest bırakmak. enfranchisement i. vatandaşlık haklarının tanınması; azat etme, özgür kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Enis).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teşebbüs, yatırım, iş: uyanıklık, açıkgözlülük, girişkenlik; sonucu şüpheli olan önemli ve zor iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene;karşıt ağırlık, denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -tums, -ta) atkuyruğu, kırk kilit, (bot.) Equisetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tic.) bir memlekette uygulanan istihsal, satış veya istihlâk vergi sistemi; bu vergiyi tahsil eden hükümet dairesi. excise duty bu vergi. exciseman (i.) bu verginin tahsildarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesmek, kesip çıkarmak, atmak; oymak, temizlemek (ur). exci'sion (i.) kesme, kesip çıkarma, kesip atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) uygulama, tatbik, icra, yürütme, ifa, yerine getirme, kullanma;talim, alıştırma egzersiz; beden terbiyesi, jimnastik, idman; deney, tecrübe; (çoğ.) tören; (f.) icra etmek, ifa etmek, ettirmek, yaptırmak;idman yapmak, egzersiz yapmak; hareket et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dualarla defetmek,okumakla çıkarmak (cinleri); cinlerden kurtarmak; (nad). çağırmak (cinleri). exorcismi dualarla defetme (cinleri); böyle dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilirkişi raporu; ehliyet,hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) FAhiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. hooker. slut. whore. harlot. bitch. call girl. courtesan. courtezan. drab. fancy woman. floozy. hustler. moll. night-walker. painted woman. pro. scarlet woman. slag. streetwalker. strumpet. trollop. trull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. wench. whore. harlot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. call girl. fancy woman. harlot. hooker. hustler. moll. scarlet woman. streetwalker. strumpet. tart. trollop. whore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاحشه] fuhuş yapan kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فاحشه خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harlotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. prostitution orospuluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Faris).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی سبيل الله] Tanrı rızası için, Tanrı yolunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fişenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. cracker. girandole. shell. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. squib. cartdridge. rocket. roll. fireworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. squib. fuse. rocket. missile. garnish. ammunition. shell. scroll. cartridge. skyrocket. any projectile used as a firework. shot shell. shotshell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display hand. fireworker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartouche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt. bandoleer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tüfek va tabancaya doldurulan barut ve kurşundan ibaret mermi ki, vaktiyle kâğıda sarılırdı, şimdi maden kovana sarılır.

2.Donanmalarda ve şenliklerde atflmak üzere barut ve başka maddelerle yapılan yanıcı, patlayıcı, korku verici maddeler: Arayıcı, kör, havâİ, çadır fişek, çarkı felek fişeği. Fişek atmak, yakmak.

3.Fişek şeklinde istif olmuş ve kâğıda sarılmış para vesaire, (denizcilik) Roket fişeği = Kazaya uğramış gemilerden imdat istemek için atılan fişek. mec. Dellfişek = Savruk ve düşüncesiz adam, kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapılan veya saklanan yer, fişek fabrikası ve mahzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek taşımaya mahsus mahfaza ki, göğsün üzerine aykırı bağlanıp her bir fişek için parmak şeklinde bir yeri vardır, palaska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa Kraliçe

1.Elizabeth zamanında giyilen kırmalı yakalık; istihkâma konan uçları sivri kazıklar, şarampol.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oy verme hakkı; hükümet tarafından tanınan imtiyaz veya muafiyet, bu imtiyaz veya muafiyetin geçerli olduğu yer, melce; imtiyaz, hak: imalâtçı tarafından bayi veya perakendeciye tanınan mallarını satma yetkisi, acentelik. electoral franchise oy ku

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Alıcının, doğrudan kanal girilerek programlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı saç Iülesi, frize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kadın berberi, kuvaför.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cretin. feebleminded. imbecile. retarded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatro, sinema, tren istasyonu, vapur iskelesi, banka ve mağazalarda bilet veya paranın alınıp verildiği yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter. booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier's desk. ticket window. booking office. box office. ticket office. cash-desk. pay-desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier's desk. ticket window. box office. bank counter. pay desk. booking-office. booth. collection window. paying office. paybox. tollbooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. giyerine). Tatlımsı yumuşatıcı bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glycerin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glycerine. glycerol. glycerin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glycerine. glycerol. glyceryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing,), (bak.) gormandize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) maviye çalan kurşuni renkte, boz, kır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şık ve şuh Fransız işçi kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dış görünüş; gösteriş; hileli görünüş, aldatıcı görunüş; kisve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. habâis). Fenâ huy, fenâ hal, çirkin şey, kötü hareket, kötü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havâdis, hâdisât).

1.Olay, vak’a, vâkıa, vuku bulan hal ve keyfiyet, macera: Hâdisit-ı dehr = Zamanın olayları.

2.(tıp) Bir hastalığın devamı sırasında ortaya çıkan hal, hastalığın tesadüfen başka bir renk alması, Arıza.

3.(c. havadis). Haberler, vukuat, yeni vuku bulmuş işler: Bugünkü gazetelerde hiç havadis yok: Yurt havadisi, dış havadis.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

event. incident. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affair. phenomenon. event. incident. occurence. case. occurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. event. incident. occurrence. happening. action. affair. appearance. phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حادثه] olay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked by unpleasant events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haydisene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on ! hurry up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without untoward events. smoothly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (eski rütbe-i hâmise› den). Osmanlı devrinde Tanzimat›tan sonra konulan beşinci rütbe ki, mülkî rütbelerin en aşağısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beşinci olarak, beşinci derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خامسا] beşincisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Haris).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötü huy, fena tabiat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Ot. Çeşitli isimlere katılarak birçok bitkinin isimlerini teşkil eder: Haşî-şet-ül-cereb, haşîşet-ülhanârîz vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banger. firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireworks. skyrocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Haydi artık. (bk.) Hadisene.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.i F.). Daima, her zaman, her vakit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هميشه] daima, her zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yüksek (bina, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİSS-İ SELİM) (i. A.). Sağduyu, anlayışlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Cennet kızlarının başı, hurilerin başı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında iki: Parayı bölüştüler, ikişer lira düştü. Bu fidanları ikişer liraya aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

two each. two at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

two each. two at a time. two by two. in twos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesin olmayan; tam ve doğru olmayan, gerçek değer veya anlamından biraz farklı; gevşek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. irticalen ,çalgı çalmak veya şiir söylemek; o anda uydurmak; birdenbire çaresini bulmak. improvisa'tion i. irticalen şiir söyleme veya çalgı ,çalma; irticalen söylenmiş şiir veya çalınan müzik parçası; o anda uydurma. im'proviser, improv'isator i. ir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakketmek, oymak, kazımak; yarmak, deşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Imek masdarından şart kipinin

3.müfret şahsı olup varlık gösterir: Böyle ise, benim bildiğim adam İse.

2.Fiilin çeşitli kiplerine katılarak şart kipinin muhtelif zamanlarını teşkil eder ve bu takdirde kısaltılarak «se» şeklinde kullanılır: Gelirse, geldiyse, gelecekse, gelmişse.

1.(e.). Halbuki: Ben onu bekliyordum, o ise savuşup gitmiş.

2.Yerde, bedel: Korkulu rüya görmekten ise uykusuz durmak evlâdır: Görecek yerde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Câsus.

2.Orman.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if. should.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See -ize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Integrated Synthesis Environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Integrated Support Environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Location in eastern Honshu of a major shrine to Amaterasu Location in eastern Honshu of a major shrine to Amaterasu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Institutional Self Evaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engage. recruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage. to take on. to put on the stocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. barren. dud. hopeless. pathetic. useless. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good- for-nothing. incommodious. kaput. trifling. worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piss. slash. tinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinkle. wee wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Su dökmek, çiş etmek, Osm. tebevvül etmek.

2.İdrarla veya idrar yerine çıkarmak: Kan işedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring a leak. spend a penny. do number one. urinate. pee. make water. piss. pass water. wee-wee. micturate. piddle. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piddle. piss. urinate. wet. to pee. to piddle. to wee. to piss. to urinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to urinate. to make water. to piss. go. leak. pee. piddle. tinkle. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiş edilmek, su dökülmek: Her yere işenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çiş ettirmek: Atı işetmek.

2.mec. Çok korkutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to urinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İseviyye).

1.Hazret-i Isâ’ya ait: Dİn-i İsevî.

2.Hıristiyanlık dininde bulunan veya bu dine mensup: mâbed-i İsevî.

3.Hıristiyan, Nasrânî: İsevîler’in itikadı, ibadeti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيسوی] Hıristiyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeyh İsâ tarafından kurulan Kadirî tarikatının dallarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıristiyanlık, Hıristiyan dini.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيسویت] Hıristiyanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. juge commisaire). (hukuk) İflâs İşlerine bakmak üzere mahkeme tarafından tayin olunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator; bilhassa Kutsal Roma Germen imparatoru ile Avusturya veya Alman imparatoru, kayser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public interest. the public interest. public benefit. common interest. common weal. public capacity. the public good. public purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hematüri adı verilen bu durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir. Tedaviye yardımcı olmak amacıyla şeftali ve semizotu yenebilir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kebs» ten smüş.). Sene-i kebîse = Bir gün fazlası olan yıl ki, şubat 29 çeker. c. Kebâis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کنيسه] kilise.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirini kesip geçen çizgiler veya yüzeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firecracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Keyyis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.’dan Fars. kenîsâ).

1.Hıristiyanlarin ibadet yeri, Hıristiyan mâbedi. 2.Hıristiyan mezhebi: Şark kilisesi = Ortodoks mezhebi ve Ortodoks cihan patrlki’nin rûhânt dairesi. Garp kilisesi = Katolik mezhebi ve Papa’nın rûhânl dairesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

church. parish. church. fane. fold. meeting house. public worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

church bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canon law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرم ابریشم] ipek böceği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kese.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کيسه] torba, kese. 2.para kesesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. private. individual. singular. closet. intimate. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. intimate. personal. respective. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. individualism. private. privy. subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tipografik baskıda kullanılmak maksadıyla üzerine kabartma resim veya yazılar çıkartılmış madenî levha. Dişi klişe = Üzerine çıkartılan resim ve yazıları oyma olan klişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platitude. cliché. plate. commonplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliché. plate. trite phrase. trite. hackneyed. block. cut. face mould. pattern plate. printing block. printing plate. stereo plate. stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plater. electro type. stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photoengraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stereotyped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Yer mantarından elde edilen bir çeşit antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Emniyet teşkilâtında üçüncü rütbeye yükselmiş polis görevlisi. 2.Şirketleri ve toplantıları hükümet adına murakabe etmekle görevli kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissary. commissioner. commissar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police superintendent. superintendent. police captain. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high commissioner. ranking police officer. government inspector of firms. government observer at public meetings. commissar. commissary. police chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komiserin işi veya vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Mübarek, aztz ve muazzez olsun: Kuddise sırrehû = Sırrı aztz olsun (büyük velîler hakkında söylenen bu dua tâbirine mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kuvve-i lâmise veya hâssa-i lâmise’den kısaltılmış). Dokunma duygusu: Lâmisesi kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامسه] dokunma duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -ways z., s. uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keza, aynı şekilde ve de, ve yine, bunun gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Diş eti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Orta öğretimin ortaokuldan sonra gelen ikinci devresi ve bu devre öğretimini yapan okul: Kabataş Lisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high school. senior high school. high.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high school. lyceum. secondary grammer school. senior high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لثه] diş eti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lise talebesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-school student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-school student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asansörsüz ve alçak (bina).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ince dilinmiş soğan ile pişirilmiş (patates).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s., Fr. mesdemoiselles) evlenmemiş Fransız kadını, matmazel; Fransız mürebbiye veya kız öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ayş» tan masdar) (C. maâyiş).

1.Yaşayış, yaşama, ömür: Güzel bir maişet sürdü.

2.Yaşamak için lâzım gelen şeyler: Maîşetı dardır. Eskiden küçük ilmiyye rütbesindekilerin tâylnâtı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimonia. bread. sustenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معيشت] geçim, dirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırıklık, keyifsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markizet, bir çeşit ince dokuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayonez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجلس افروز] meclisi aydınlatan, meclisi şenlendiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ticari eşya, satış eşyası, emtia, mal; f. alışveriş etmek, ticaret yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. mademoiselle) genç kızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış öğüt veya bilgi vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meşe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Koloit iyonlarında molekül yığılışmasında meydana gelen ve koloidin bütün hususiyetlerini taşıdığı kabul edilen kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüye kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. mizansen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cimri kimse, pinti kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sefil, pek fakir; dertli, bedbaht, perişan; mutsuz; acınacak halde; zavallı; k.dili hasta; sefalet getiren; süfli, aşağılık, pek kötü; utanmaz. miserably z. pek fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. Mezmurlar kitabında 51'inci Mezmur (Latince metin de bu kelime ile başlar); bu Mezmurun bestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda yaralı şovalyeyi azaptan kurtarmak için son darbenin vurulduğu hançer; manastırda oruç gibi bir vecibeden affedilme; manastırda böyle affedilenlere mahsus oda; kilisede ayakta ilâhi soyleyenlerin dayandığı küçük çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. merhamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cimri, hasis, pinti. miserliness i. cimrilik, pintilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dert, ıstırap, acı; sefalet; bedbahtlık; leh. eziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ayın doğması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mortice i., f., mim. zıvana, lamba, yuva, tıkaç deliği; f. zıvana açmak; zıvana ile birleştirmek. mortise chisel zıvana açmaya yarayan keski. mortise lock zıvana içine yerleştirilen kilit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Muhlis).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Munis).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدهشه] dehşet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisi makam ve dizilerinde tam sekizli ve beşlilerin toplam sayısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ailesi Japonya'dan gelmiş olup Amerika'da doğup büyüyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturma (sıfat terkiplerinde «nişin» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nişeste-gân). Oturmuş, oturan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sessiz, gürültüsüz. noiselessly (z.) sessizce. noiselessness (i.) sessizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merasimlerde gürültü çıkaran zil, borazan ve benzeri; gürültü yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) hiç bir suretle, asla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. başka suretle, başka türlü; yoksa, olmazsa, aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öze kan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennet, Aden, cennet bahçesi; cennet gibi yer. fool's paradise boş emeller üzerine kurulmuş mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. felce uğratmak; kuvvetini kırmak, sakatlamak, tesirsiz hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ellerin titremesi ve yüz kasla rındaki kontrolün kaybolması ile belirlenen sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Musevilerde dini bir tarikata mensup kimse, Ferisi; k.dili kendini beğenmiş mürai kimse, ikiyüzlü kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Sanat.

2.İş, Ar. amel, Fars. kâr.

3.Adet, huy, tabiat.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پيشه] meslek. 2.sanat. 3.huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ortaoyununda kavuklu ile konuşarak oyunu açan oyuncu,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پيشه کار] sanatçı. 2.meslek sahibi. 3.ortaoyununda oyunu başlatan sanatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleat. pleated. plait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaiting. tuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Farklı sıcaklıklarda bile frekans ayarı sağlayan ayarlama devresi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. denge sağlamak, muvazene temin etmek; hazır tutmak; dik tutmak, kaldırmak; dengeli olmak; asılı olmak, sarkmak; havada tutmak, havada duraksamak; i. denge, muvazene; istikrar; havada asılı kalma; temkin; sükun, huzur, kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. Polonya asıllı ağır ve ritmik bir dans, polonez; bu dansın müziği; bulüzü ve eteği birbirine bitişik olan ve eskiden giyilen kadın elbisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yunusbalığı, zool. Phocaena phocaena; domuzbalığı, zool. Phocaena communis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. Pott hastalığı, omurga kemiğinin çürumesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. övmek, methetmek, sena etmek; hamdetmek, şükretmek; i. övgü, sena, medih, sitayiş; hamt, şükür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. övülmeye değer, takdire layık. praiseworthily z. övülmeye layık bir şekilde, methe lâyık surette. praiseworthiness i. methe layık olma, değerlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, tamam, kati, kesin, sahih, çok dikkatli, dakik; kural dışına çıkmayan; kusursuz; kesinlik ve açıklıkla ifade edilmiş. precisely z. dikkatle, kesinlikle; tamamen; muhakkak. preciseness i. katiyet, kesinlik; dakiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tanıtma veya açıklama yoluyle önceden belirtmek; bir önerme veya tartışmanın nedeni olarak ileri sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. tasımda birleşerek bir sonuç meydana getiren her iki önermeden biri, öncül, terim; huk. bir feragatname veya vasiyette söz konusu olan ana madde; çoğ. bina ve müştemilâtı. in these premises bu duruma göre, bu şartlar altında. major premise m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, vaat, taahhüt,vaat edilen şey;ümit verici şey. breach of promise cayma, sözünden dönme; özellikle evlenme vaadini tutmayış. express promise kesin söz. implied promise ima edilen vaat, zımni vaat. keep a promise sözünü tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. söz vermek, vaat etmek; göstermek; ümit vermek, taahhüt etmek, temin etmek. Promised Land Filistin; vaat edilmiş toprak; cennet, saadet yeri. It promises to be a fine day. Hava iyi olacağa benziyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kendisine bir şey vaat edilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kaldırmak, yükseltmek; ayağa kaldırmak; öldükten sonra tekrar diriltmek; bina etmek, inşa etmek; toplamak (para); besleyip üretmek, yetiştirmek, büyütmek; çıkarmak, meydana getirmek; uyandırmak, harekete getirmek; ses yükseltmek; canlandırmak, şevk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabartma; ahçı. mayalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) anlamak, tasavvur etmek; idrak etmek; gerçekleştirmek; tahakkuk ettirmek; para getirmek; paraya çevirmek. realizable (s.) gerçekleştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. huk.feragat, vaz geçme; f. vaz geçip teslim etmek, feragat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kira gelirinden kanuni indirim ve ödemeler; müz. tekrarlama, nakarat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full dress. formal dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar gözden geçirip düzeltmek; İng. tekrarlamak (ders); değiştirmek; i. düzeltme, yeniden gözden geçirme; matb. ikinci prova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saçak, püskül.

2.ince kökler, saçaklı kök.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ریشه] kök, saçaklı kök.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (rose, risen) çıkmak, yukarı çıkmak; yükselmek; kalkmak, ayağa kalkmak; meydana çıkmak, zuhur etmek; kabarmak, şişmek; toplantı bitince kalkmak; doğmak (güneş, ay); çıkmak, gözükmek; başlamak, peyda olmak, hâsıl olmak; artmak, çoğalmak; ilerlemek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğuş, yükseliş; bayır, tümsek; artış, yükseliş; sesin tizleşrnesi; sesin yükselip artması; su yüzeyine çıkış (balık); zuhur, meydana çıkış; (ing)(maaşta) zam. give rise to sebep olmak, davet etmek. on the rise artmakta, yükselmekte. get a rise o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yataktan kalkan kimse; merdiven basamağının dik olan kısmı; sahneye konabilen basamaklı platform.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Şen, neşeli, canlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimler biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpınıştır bile.

Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimleri biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpmnıştır bile. Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Altıncı olarak, altıncı derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادسا] altıncısı, altıncı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Eskiden mülkt rütbelerin üçüncüsü.

2.Saniyenin altmışta biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üçüncü. 2.Saniyenin altmışta biri. 3.Binbaşılık derecesinde mülki rütbe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(sl. A.). Üçüncü olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالثا] üçüncüsü, üçüncü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz üç telli Japon çalgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع نفيسه] güzel sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. müsadere etmek, haczetmek, el koymak, bak. seize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. servizio) (denizcilik). Armada bulunan hareketli halatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Artık yıl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şehvanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Organizmada ve kanda devamlı olarak hastalık yapıcı mikrop bulunmasıyle kendini gösteren her türlü hastalık,

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. septicémie

tıp kan zehirlenmesi

Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و سه] altı ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intuitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intuitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yan; z. yandan, yan taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİŞE) (i. F.). Camdan kap, billur ve dökme olmayıp üflemekle ve şişirerek yapılmış camdan az çok dar boğazlı kap. Pul şişe = Pek ince ve Adi şişe kî, karnı şiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottle. cruet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottle. flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيشه] şişe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasır kenarlarına mıhlanan vesair işlerde kullanılan ince çıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe satıcısı, taciri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni doğan çocuklarda görülen dokuların sertleşmesi hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yönde. in somewise bir noktada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manganezli dökme demir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ruhanileştirmek, manevi veya ruhani bir nitelik veya anlam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üslup kazandırmak, bir üslûba uydurmak; stilize etmek; gelenek haline getirmek. stylized s. geleneğe uygun; suni, tabiata uymayan, stilize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. para vermek, açığını dışarıdan gelen yardım ile kapatmak; rüşvet vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özetlemek, hülâsa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündoğumu, güneş doğuşu; sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneşin hareket ettiği yönde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. denetlemek, teftiş etmek, nezaret etmek; idare etmek, bakmak. supervi'sion i. denetleme, nezaret, murakabe; idare. supervisor i. müfettiş, denetçi. supervi'sory s. denetçiye özgü; denetimsel; denetleyici, teftiş edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zan, kanaat, şüphe; f. sanmak, zannetmek, tahmin etmek; ipucu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sürpriz; birden karşısına çıkış; hayret, beklenilmedik şey, şaşkınlık, ansızın vaki olan şey, hayret verici şey; f. hayrete düşürmek, şaşırtmak; birden karşısına çıkarmak; beklenilmedik bir anda yakalamak. surprise package içinden umulmadık bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (farklı düşünceleri) birbirine uydurmaya çalışmak. syncretist i. iki tarafı birleştirmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzene sokma, sistemleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاج سر] baştacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Baş tacı, en çok sevilen, sayılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tahsis suretiyle, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşuna ümit vermek, hayal kırıklığına uğratmak, bir şeyi gösterip vermemek, colloq. kuyruk sallamak .tantaliza'tion i. boşuna ümit verme, kuyruk sallama. tantalizingly z. hayal kırıklığına uğratarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. televizyonla yaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hülâsa olarak, kısaltılarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلخيصا] özetle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactional. reactive. pertaining to reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teori kurmak, nazariye yürütmek. theoriza'tion (i.) teori yapma. theorizer (i.) nazariye yürüten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. i.). Keser, bilinen marangoz Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تيشه] keser. 2.balta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaplumbağa, tosbağa, zool. Testudo. tortoise shell bağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çilli evcil kedi, üç renkli dişi kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilimsel inceleme, tez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üç kısma bölmek; geom. üç eşit kısma ayırmak. trisec'tion i., geom. üç eşit kısma ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç sıra olarak tertip edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firuze, türkuvaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nasihat almamış (kimse); tedbirsiz, düşüncesiz (hareket). unadvisedly z. tedbirsizce; nasihat almadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sünnetsiz; Musevi olmayan; putperest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizlenmemiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. her iki cinse uygun, cins farkı gözetmeyen; i. cins farkı gözetmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek cins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırmak, çözmek; zıvanasından çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teşkilatsız, organize edilmemiş, düzenlenmemiş; inorganik; sendikalaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtisas görmemiş, uzmanlaşmamış; belirli bir işlevi olmayan, değişik işlere yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız; makul olmayan . unwisely z. akılsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukarı kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (rose, risen) kalkmak; kabarmak, yükselmek; ayaklanmak. uprising i. kalkma; ayaklanma, isyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. faydalı kılmak; kullanmak; yararlanmak, istifade etmek. utilizable s. kullanılır, yararlanılabilir. utiliza'tion i. kullanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük el bavulu, valiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükümetçe fiyat tespit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. visa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mengene; f. mengene ile sıkıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fenni amaçlarla diri hayvan üzerinde yapılan açımlama. vivisectionist i. böyle teşrih yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. gerçeğe benzeyiş, görünüşte doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havadan anlar; kamuoyunu sezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) yoluyle; tarzda; -e bağlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) haberdar etmek, bilgi vermek. wise up (argo) aklını başına toplamak, hizaya gelmek; akıllanmak. Wise up! Sakın ha! Dikkat et! Gözünü aç!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usul, tarz, suret, yol, yöntem . in any wise herhangi bir suretle. in no wise hiç bir suretle, katiyen, asla. in some wise bir dereceye kadar. on this wise bu veçhile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıllı, tedbirli; tecrübeli, bilgin olan, ferasetli; bilgece; mahir, usta; k.dili. haberli; A.B.D., (argo) küstah. wise guy (argo) ukalâ, pişkin herif. .Don't get wise! Haddini bil! get wise (argo) haberdar olmak, dorusunu bilmek. I'm wise to him

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ukalâ; bilgiçlik taslayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) nükteli söz, saka; f. nükteli söz söylemek. wisecracker i. nükteci kimse, şakacı kimse, hazırcevap kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İşe gelir, faydalı, lâzım: Yarar bir şey değildir, yarar su.

2.Cesur, yiğit: Çok yararlığı görüldü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. avail. benefit. convenience. efficacy. gain. grist to the mill. stead. use. utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. avail. benefit. expediency. gain. interest. point. profit. service. use. utility. useful. serviceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. benefit. profit. behoof. efficacy. gain. service. serviceableness. utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarar temin etmek, faydalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put account. turn to account. take advantage of. avail oneself of smth. benefit. capitalize. enjoy. impose. parlay. pass over. pass up. practice on. practice upon. practise on. practise upon. profit. profit by. refer. rejoice in. use. make use of. u.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avail. enjoy. harness. utilize. to make use of. to utilize. to benefit. to take advantage of. to cash in. to capitalize on sth. to avail oneself of. to draw on/upon sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw benefit from. to benefit from. to profit from. to make good use of. to utilize. benefit. draw upon. exploit. profit. pull a fast one. take advantage of. turn. turn to account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. beneficial. benign. benignant. efficacious. good. handy. healthful. healthy. helpful. profitable. salubrious. salutary. sanative. sanatory. subservient. of use. useful. wholesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. asset. constructive. efficacious. expedient. helpful. nutritious. positive. profitable. remunerative. serviceable. useful. beneficial. profitable faydalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficial. serviceable. useful. worthwile. advantageous. effectual. expedient. functional. practicable. profitable. suitable. efficacious. good. healthful. helpful. instrumental. lucrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make oneself useful. pay. to stand sb in good stead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İşe yarama, faydalı olma, Osm. nâfî, müfîd ve lâzım olma.

2.Cesaret, yiğitlik: Bu muharebede çok yararlığı görüldü.

3.Ehliyet, kabiliyet, iktidar: Onun yararlığı mâlûmdur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility. service. usefulness. efficacy. efficiency. functionality. practicability. use. degree of utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootless. footless. inexpedient. invalid. otiose. pointless. profitless. unobliging. unserviceable. useless. no good. of no avail. gainless. it's no use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barren. hopeless. idle. pointless. useless. vain. unprofitable. pointless faydasız. nafile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. unserviceable. useless. of no use. functionless. futile. idle. incapacitated. ineffectual. inefficacious. inefficient. inept. inutile. needless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında yedi: Ortaklara yedişer lira düştü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yenisey nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski SSCB’de 3800 km uzunluğundaki ırmak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ulaşan, kavuşan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defada yetmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında yirmi: Dilencilere yirmişer kuruş verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zekâvet» yanlıştır). Zihin keskinliği, intikal sür’ati, zeyreklik, anlama gücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saflık, hâlislik, Osm. salâh-ı hâl (yukarıdaki zekâ ile karıştırmamalı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain. ingenuity. intelligence. mentality. mind. sense. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذکا] zekilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde ‘zeka testi’ olarak geçen, İngilizcesi ‘zeka bölüm puanı’ gibi bir anlama gelen ‘Intelligence Quotient Score’ veya kısaca 1Q olarak adlandırılan bu test, İngilizcesinde belirtildiği gibi, bir insanın bazı branşlardaki akademik yeteneğinin ve bilgi derecesinin karşılaştırmalı olarak üstünlük derecesini ölçmeye yarayan bir testtir.

Aslında insan yüzlerce değişik zihinsel yeteneklere sahiptir. Bu yeteneklerin bir kısmı bu testlerle doğru olarak ölçülebilir, insanların bazı akademik yetenekleri ortaya çıkartılabilir. Zeka testleri ile insanların zeka derecelerinin diğer yeteneklerine etkisi hakkında az çok bilgi edinilebilir.

IQ test soruları genelde sözcük sorularını, mantık, akıl yürütme ve sayı dizisini tamamlama gibi soruları içerir. Çocuklara uygulanan zeka testlerinde önce çocuğun zeka yaşı hesaplanır.

Çocuğa normal yaşının altındaki ve üstündeki yaş gruplarına ait sorular sorulur. Hangi yaş grubunun sorularını tümüyle bildiyse (birden fazlaysa en yükseği) o yaş grubu çocuğun tavan yaşı olarak kabul edilir. Bunun üstündeki gruplarda bildiği soru sayısı, toplam soru sayısı göz önüne alınarak, ay bazında tavan yaşına ilave edilir.

Zeka yaşının ve zeka seviyesinin bulunmasını bir örnekle açıklayalım. 9 yaşındaki bir çocuğa 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 yaş gruplarından 12’şer soru soruluyor. 6, 7 ve 8 yaş grubu sorularının hepsini biliyor. 9 yaş grubundan 10, 10 yaş grubundan 8, 11 yaş grubundan ise 6 soruyu doğru cevaplıyor. 12 yaş grubu sorularını bilemiyor. Buna göre çocuğun zeka yaşı :

8 yaş + 10 ay + 8 ay + 6 ay = 8 yaş + 24 ay = 10’ dur.

Zeka seviyesi (IQ) ise zeka yaşının 100 ile çarpılıp, doğum yaşına bölünmesi ile elde ediliyor. Bu örnekte zeka seviyesi:

IQ = (zeka yaşı x 100)/ doğum yaşı = (10xl00)/9 = 111’dir.

Zeka seviyesinin değerlendirilmesi ve toplumda bulunma oranı ise şöyle:

Bir kişinin 1Q seviyesini ölçmenin en iyi nedeni, onun gelecekteki akademik yeterliliğini değerlendirmek olabilir. Eğer bir konuda IQ puanı yüksek ise, o konuya yöneltilebilir, eğitim gösterilip eksikler tamamlanabilir. Puan düşükse o konu ile fazla uğraşmayıp bir başka konuya yönlendirilebilir.

Unutulmaması gereken çok önemli bir husus şudur ki, IQ testleri insanların müzik, sanat yeteneklerini, his, psikolojik ve ruhsal durumlarını ölçemez. Yüksek IQ puanı o kişinin ilerde mutlu olacağını, akıl sağlığını ve ruhsal gelişimini garanti edemez. Düşük 1Q puanı da o kişinin ilerde zenginlik, his ve ahlak bakımından başarısız olacağı anlamına gelmez.

Bu nedenlerle günümüzde zeka testleri ile beraber bir de ‘duygusal zeka’ (emotional intelligence) yani EQ testleri de yapılmaktadır. Bu test özellikle kurum ve kuruluşlarda, takım çalışmalarında verimi arttırmak, bireysel başarıyı toplu başarıya dönüştürmek için önem kazanmaktadır.

Dünyada normal insanların yapabilecekleri bütün işler için 50 ve üstü IQ puanı yeterlidir. Zaten insanların çoğu bu seviyededir. Dünyada bu seviyede IQ puanına sahip olup da önemli görevlere gelmiş, büyük iş adamı ve zengin olmuş bir çok insan vardır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zekayla ilgili, zekaya ait.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زقن] çene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mal ve paranın şer’an temizlik ve hellâllığını temin etmek için, senede, kırkta birinin sadaka olarak verilmesi: Malının zekâtını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ yerine kullanıyorsak da, Arapça olmayıp uydurmadır; :ekâ demeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذکاوت] zekilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zeka, zeki-lik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (iki yaşayışlı) Hem karada hem denizde yaşayabilen hayvanlara denir, Fr. amphibie.

Türkçe Sözlük by