Zel ne demek? | Zel anlamı nedir? | Zel

Zel anlamı nedir?

Zel ne demek?

Zel anlamı nedir?

Zel | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(ZELL) (i. A.).

1.Kayma, ayak kayması.

2.mec. Hata, yanılma, sürçme.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevli uç veya kenar; façeta, yüzük kaşı; pırlanta şeklinde kesilmiş taşın eğik yüzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green pea. sweet pea. pea. pease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pea. pod. peas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pisum): Baklagillerden tırmanıcı bir bitki ve onun tohumudur. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Kan yapar. Kan kanserine karşı korur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanesi ve taze iken kabuğu dahi yenen nohuda benzer maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهذا الامر] buna göre, bu durumda, böylelikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaysılardan bir çeşit ot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Natıkalı, konuşkan, konuşması tesir eden, becerikli: Cerbezeli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aruzda «mütefâilün» cüz’ünün dördüncü harfi kaldırılıp ikincisi sâkinleştirilerek «müfteilün» kalması ve böyle cüz’lerden mürekkep vezin: Bahr-i cezel = Cezel bahri: Mütefâilün, feûlün, mütefâilün, feûlün gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Cetvel, (bk.) Cetvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. table. graph. exploded view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schedule. table. chart tablo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. chart. form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesel. diesel engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesel engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. list liste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. straightening. improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amelioration. improvement. upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düz hale gelmek, düz edilmek. Osm. tesviye olunmak: A’etsiz zemin düzelmez.

2.Tertip ve tanzim olunmak, yoluna konmak: Ticaretimiz düzelecektir.

3.İslah, tashih ve tamir olunmak: Elbise, müsvedde düzeldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improve. get better. recover. do better. mend. ameliorate. amend. come along. look up. meliorate. refine. reform. smooth down. straighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mend. rally. recover. reform. straighten. to be put in order. to straighten. to get better. to improve. to reform. to rally. to get well. to recover. to clear up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put in order. to begin to go well. to straighten out. to improve. to get better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformative. corrective. reformatory. amendatory. correctional. emendatory. regenerative. proofreader. corrector. improver. rectifier. corrector of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrective. rectifier. troubleshooter. proofreader düzeltmen. musahhih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrective. rectifier. proofreader. conditioner. coordinator. improver. restorer. commutating. reviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable. improvable. qualifiable. rectifiable. remediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düz edilmek, tesviye edilmek.

2.Tashih edilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be corrected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzeltmek İşi, duzeltiş, tashih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correcting. correction. proofreading. improvement. adjustment. trimming. amendment. emendation. melioration. readjustment. recension. rectification. refinement. reformation. retouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amelioration. amendment. correction. reclamation. rectification. improving. proofreading. reform reform. ıslahat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düz etmek, tesviye etmek: Şu yolu düzeltmeli. 2.Yoluna koymak, tertip ve tanzim etmek: Şu odayı kim düzeltecek?

3.Pürüzünü ve eğriliğini giderip düz ve doğru etmek: Bu tahtaları düzeltmeli. 4.Tashih, ıslah ve tamir etmek: Bu takımları düzeltmek lâzım gelir. Bu elbiseyi düzeltmeden giyemezsiniz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. adjust. set aright. improve. tidy up. arrange. reorganize. straighten. straighten out. smooth. level. polish. unbend. ameliorate. amend. better. clean up. dub. emend. face-lift. fix. grade. grade up. haul up. heal. justify. level off. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ameliorate. arrange. correct. cure. do. level. make. mend. reclaim. rectify. redress. reform. rehabilitate. remedy. restore. retrieve. smooth. square. straighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fix. to correct. to proofread. to smooth. to straighten. to improve. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. proofreader. reader musahhih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proofreader. copyreader. emendator. press corrector. printer's reader. proof reader. reviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Endâze ile ölçmek.

2.Tahmin ve hesap etmek, tasarlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. rezîl’den itaf.) (c. erâzil). Daha veya pek alçak, rüsvây: Erzel-i nâs = insanların en rezil ve kötü huylusu. Erzel-i ömr = Pek kötürüm ve yaşlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارذل] en rezil, en aşağılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EZELL) (i. A. «zelîl» den itaf.). Daha veya en zelîl (alçak): Ezell-i nâs = Halkın en alçağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, ebed mukabili. Ezelden, min-elezel = iptidadan, eskiden, başlangıcı olmayan zamandan beri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past eternity öncesizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past eternity. time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازل] öncesizlik, geçmişe doğru sonsuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ازل به ازل] ezelden beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ezel).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ezeliyye). Ezele ait, başlangıcı olmayacak surette eski, başlangıçsız: Allah’ın ilm-i ezelîsi, kudret-i ezeliyyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternal. eternal öncesiz. old eski.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without beginning. outdating time. ancient. primordial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازلی] ezele ilişkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ezelîlik, geçmişte başlangıçsıztık: Tanrı’nın ezeliyyeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازليت] ezellik durumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

LCD projeksiyon ya da arkadan projeksiyon ekranlarda en iyi görüntü için farklı gri seviyelerinin ayrı ayrı ayarlanmasına olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.)

1.Klasik Arap FarsTürk şiirinin en ünlü formu. 5-15 beyitli her türlü konudan, fakat ekseriya aşktan bahseden lirik şiir.

2.Bu şiirin Türk musikisinde taksim edildiği yeni usuldür. Fakat makamla okunduğu zaman dindışı bir musiki formu olarak aldığı ad.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazelle. ode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The black currant; also, the wild plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Gazelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyric poem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزل] lirik şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Latif. 2.Kuruyarak dökülmüş ağaç yaprağı. 3.Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın üzerinde kuruyan yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) Gazel okuyan hatip ve ekseriya müzisyen. Türk musikisinde bir şiiri irticâlî olarak taksim eden yani usulsüz, fakat makamla okuyan hânende. (bk.) Gazel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Gazel söyleyen yani yazan şair. «Gazel okuyan» mânâsındaki gazel-hân ile karıştırmamalıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غزل خوان] gazel okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gazeller. Gazelliyyât-ı Fuzûlî = Fuzûlî’nin gazelleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزليات] gazeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ceylan, ahu, gazal, zool. Antilope dorcas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ağacın yaprakları) Kuruyup düşmek, sararıp dökülmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غزل سرا] gazel şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

random. cursory. haphazard. hit-or-miss. casual. desultory. excursive. go-as-you-please. helter-skelter. hit-and-miss. indiscriminate. promiscuous. scratch. scratchy. by chance. at random. at haphazard. haphazard. hit or miss. by fits and starts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. haphazard. indiscriminate. random. by chance. at random. casually. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haphazard. desultory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ve münasebetli münasebetsiz söyleme, ağız gevşekliği, boşboğazlık: Gevezelik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chitchat. chattering. babbling. gossip. indiscretion. jaw. talkativeness. windiness. cackle. chinwag. clack. comment. gab. gabble. garrulity. jive. loquaciousness. loquacity. mouthiness. prate. prattle. rattle. talky-talk. tattle. volubility. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatter. gab. gossip. chattering. babbling. chingwag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. chat. clack. froth. gab. gabble. garrulity. gossip. idle talk. milk water. natter. prate. prattle. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blab. chat. chatter. clack. clatter. gabble over. jaw. natter. prate. prattle. tattle. yak. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Göze iyi görünen, şekil ve sureti takdir ve sevgi uyandıran, Ar. cemîl, Fars. hûb, zîbâ: Güzel adam, güze! kız, güzel at, güzel ev.

2.İyi, hoş, Ar. tayyib, mergub, müstahsen: Güzel iş, güzel hava, güzel söz, güzel ses.

3.Ayıpsız, kusursuz, Ar. sâlih: Güzel adam. Sevgili, di. ber: Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var. İyi, Alâ, hoş: Güzel söyledi, güzel işlenmiş, güzel yazar. Cevap mânâsında: Peki, olur: Güzel, güzel ama = Peki ama. Güzelhatun — Bir nevi kan kurutan otu. Saksıgüzeli = Nasırotu. Dünya güzeli = Pek güzel kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautiful. pretty. nice. good-looking. shapely. handsome. fair. appealing. fine. lovely. pleasant. beauteous. bonny. comely. ducky. goluptious. good. goodly. nifty. personable. plummy. sapid. sightly. smart. sweet. swell. well. well-favored. well-fav.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautiful. pretty. nice. good-looking. shapely. handsome. fair. appealing. fine. lovely. pleasant. beauteous. bonny. comely. ducky. goluptious. good. goodly. nifty. personable. plummy. sapid. sightly. smart. sweet. swell. well. well-favored. well-fav. att

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautiful. fine. good. excellent. a beauty. bonny. enchanting. favo u rable. to have a well-proportioned form. gallant. glad. goodly. jolly. lovely. picturesque. pleasant. pretty. sweet. well. wonderful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma. fragrance. lavender. perfume. perfumery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine arts. the fine arts. polite arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden, atropin adlı ilâcın çıkarıldığı bitki (atropa belladonna).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(belladon): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen 180 santimetre kadar boyunda, birkaç sene yaşayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. İçeriğinde Atropin vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Hekimlikte ağrıları dindirmek için kullanılır. Mide ve bağırsak hastalıkları, astım, beyin hastalıkları, kalp hastalıkları ve sinir hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Az yahut hayli güzel: Güzelce bir kız, güzelce sesi var.

1.Oldukça iyi: Güzelce yazıyor.

2.Dikkatle veya yavaşçacık: Bunu güzelce yıkamalı, çocuğu güzelce tutup kaldırmalı, güzelce anlatmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty. fair. thoroughly. beautifully. properly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk şiir ve musikisinde, sevgilinin (bazen atın vs.) güzelliğinden bahseden şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güzel olmak, güzellik peyda etmek, güzelleşmek: Kızlar on beş yaşından sonra güzellenir, bahçe şimdi güzellendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güzel olmak, güzelliği artmak, iyileşmek: O kız büyüdükçe güzelleşti. Hava güzelleşti, bahçeler pek güzelleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smarten. to become beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become beautiful. to become good or excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güzel etmek, güzellik kazandırmak: Sade ve tabiî kıyafet insanı güzelleştirir, bu yağmur, havayı, çayırları güzelleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautify. prettify. pretty up. adorn. do up. embellish. face-lift. gild. perk up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. beautify. relieve. smarten. to beautify. to embellish. to smarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beautify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel olan şahıs veya şeyin hali. Ar. hüsn, cemâl, bahâ: Güzellik kadın için birinci süstür; kız güzelliğine güvenip ilim ve terbiye tahsilinden geri kalmamalıdır.

2.İyilik, Ar. tayyib, hoşluk: Bugünkü havanın güzelliği, bu sesin güzelliği. 3.Yavaşlık, tatlılık, Ar. hilm: Güzellikle kandırdım, güzellikle kaldırıp öbür tarafa koymalı, güzellikle söylemek.

4.Düzgün, süs.

5.iyi havadis, iyi haberler, iyilik, sağlık: Ne var, ne yok? Güzellik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. beauty. prettiness. fairness. charms. feminene charms. comeliness. fineness. handsomeness. niceness. pulchritude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty. elegance. glory. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty. excellence. gentleness. kindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently. without using force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with gentleness. with kinds words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hata düzeltme sistemi, zorlu veri okuma koşulları altında bile en iyi çalma kalitesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) fındık ağacı, (bot.) Corylus; bu ağacın kerestesi; sarıya çalan kestane rengi; (s.) fmdık ağaca ait; açık kahverengi; elâ (göz). hazelnut (i.) fındık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi hazîl dilimizde kullanılmaz). Arkadaşlarını tehlikede bırakıp kaçan nâmert alçaklar, reziller, denîler. Boş adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hezl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sarı çiçekli, güzel yapraklı süsbitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaç üzerinde kuruyan yaprak, bk. Gazel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yaprak) Ağacın üzerinde kurumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kepazeletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtibar ve haysiyetini kaybetmek, rezil, maskara rüsvây olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kıymetsiz ve itibarsız etmek, rezil ve rüsvây etmek, haysiyetini gidermek: Böyle hareketlerle kendini kepazeletti. 2.Pek ucuzlatarak veya bozarak kıymet ve itibardan düşürmek: San› attan anlamaz birtakım matbaacılar baskı san›atını kepâzelettiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıymetsizlik, itibarsızlık, hakaret, rezalet: Onun ettiği kepazeliktir; ben, o kepazeliği yapmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignominy. degradation. contemptible act. scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for private use only. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا یتزلزل] sarsılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lem = menfilik edatı, yezel = zevâl’den). Yok olmaz, Osm. zevâl bulmaz, ziil olmaz, Ar. bâkt, dâimi, sermedi (Allah’ın sıfatlarındandır). Hudây-ı lem-yezel = Zevalden uzak olan Tanrı (lâ-yezâl gibidir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لم یزل] yok olmayan, kalıcı. 2.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Zail olmaz, baki, kalıcı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. hayvanlara yedirilen pancar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mademoiselle). Fransa’da ve Fransızca konuşulan yerlerde evlenmemiş kızlar için kullanılan hitap sözü. «Hanım» ve «efendim» mânâlarına gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mademoiselle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young lady. mademoiselle. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan im.). Derece, mertebe, pâye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.mec. Eğlenmek, alay etmek.

2.Meze yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meze olacak şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçaklık, itibarsızlık: Nefsini mezellete koymak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مذلت] düşkünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazel» den ia.). İplik eğirecek Alet, iğ, eygi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bezliden imef.) (mü. mübtezele).

1.Hor kullanılan, İtibarsız, hakir, kepaze.

2.Pek bol ve ucuz: Bu yıl yemiş pek mübtezell


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» den imef.) (mü. münzele). İndirilmiş, gökten inmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtezel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. common. ordinary. cheap and plentiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten if.) (mü. mütezellile). Alçaklanan, tenezzül eden, zillete katlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zelzele» den if.) (mü. mütezelzile). Sarsılan, oynayan, sallanan, sabit olmayan, zıngıldayan, zelzeleye tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Müzeye konacak değerde.

2.mec. Acayip; eskimiş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مبتذل] ele ayağa düşmüş. 2.orta malı. 3.çok bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متزلزل] sarsılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sarsılmak. 2.bozulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ousel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hususî, yalnız bir şey, bir gaye veya bir kimse ile alâkası olan, hususî, Ar. zâtî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz el. l. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan. Devlete değil, kişiye ait olan. 2.Her zaman görülenden, olağandan farklı, dikkate değ(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission of a sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission of a sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special

(Auditing)Menkul kıymetlerin halka arzı için kayda alınmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuran veya Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında olup, birleşme, devir veya tasfiye durumunda bulunan anonim ortaklıklar ile aracı kurumlar ve yatırım ortaklıklarından Kurul’ca belirlenenlerin mali tablo ve raporlarının denetlenmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special Order)

Borsa Yönetim Kurulu’nca her hisse senedi için ayrı ayrı belirlenmiş olan “bir seferde girilebilecek işlem miktarı”nı aşan ve blok satış miktarından az miktarlı olan emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private life. privateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private life. privateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special Limit Price Orders)

Emir miktarının “Sıfır-0” olarak girildiği, sadece fiyat verilerek sisteme aktarılan emirlerdir. Belirli bir fiyata kadar olan bütün emirleri karşılamak amacı ile girilir. Bu emirler, belirtilen fiyat seviyesine kadar tüm fiyat seviyelerindeki emirleri karşılar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private ownership. private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private ownership. private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Private

(Sector(Bonds)Anonim şirketler tarafından çıkarılan borçlanma senetleridir. Vadeleri en az iki yıl olmak üzere serbestçe belirlenebilir ve sabit veya değişken faizli olarak ihraç edilebilir. Kupon ödemeleri yılda 1,2 ya da 4 defa olabilir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express delivery. express messenger. first class mail. special mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express delivery. express messenger. first class mail. special mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner life. private life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner life. private life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property. attribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property. attribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatize. to privatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to privatize. turn over to private managers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatize. to privatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to privatize. turn over to private managers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Özel olma hâli, hususiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. specialty. characteristic. particularity. peculiarity. property. feature. special feature. attribute. attribution. cachet. character. hall mark. hallmark. idiosyncrasy. particular. plate-mark. point. quality. quiddity. singularity. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. characteristic. feature. individuality. nature. peculiarity. property. qualification. quality. speciality. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. feature. attribute. attribution. character. genius. invention. particularity. peculiarity. point. privacy. property. quality. ring. self. special feature. speciality. token. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. specially. in particular. particularly. exclusively. above all. in especial. expressly. notedly. principally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. notably. particularly. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. particularly. above all. accepted pairing. bosom. chiefly. consumerization. expressly. fat cat. intransigent. notably. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü tuzlanmış bir çeşit gevrek halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kapıyı) Reze ile kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzelî tarîkatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schnitzel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Taze yapmak, tazelik vermek.

2.Yeniletmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshen. freshen up. renew. refresh. renovate. brush up. recreate. rub up. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renew. to renew. freshen up. to replenish. to freshen up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to replace sth old with sth fresh. freshen. refresh. revive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Taze olmak.

2.Yenileşmek.

3.Gençleşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Taze olmak, tazelik kazanmak.

2.Gençleşmek, gençlik peydâ etmek veya genç gibi görünmek: Semirip tazeleşmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Taze olan şeyin, yani kuru ve bayat olmayanın hâli. 2.Gençlik, körpelik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshness. newness. youth. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarakotu; kumaş tüyünü kabartmak için kullanılan kuru deve dikeni başı, kumaş tüyünü kabartma aleti; f. kumaş tüyünü kabartmak. fuller's teasel fes tarağı, bot. Dipsacus fullonum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çabuk iş gören, becerikli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten) (c. tezellüât). Kendini hor ve hakir gösterme, zillete katlanma, tenezzül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zelzele» den). Sallanma, sarsılma, deprem (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزلزل] sarsılma, sarsıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hükmî. Tüzel kişilik = Hükmî şahsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporate. judicial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. jurisprudential. corporate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Adalet, hukuk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial person. legal person. juridical person. legal entity. body corporate. corporate body. corporate / public body / juristic / conventional person. legal status. artificial entity. corporation. corporate entity. artifical person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal entity. legal personality. juristic personality. community. corporate legal person. incorporated body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Usta, becerikli kişi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaseline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaseline. petroleum jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaseline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

una bulanıp kızartılmış dana eti, şnitzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Projektör, ekranın merkezine konumlandırılmadığında, görüntü belirli bir açıdan yansıtılır ve görüntüde bozulma görülebilir. Yastıklama Düzeltmesi bu bozulmayı otomatik olarak düzeltir. Sony SideShot™ ile yatay Yastıklama Düzeltmesi, gerektiğinde projektörü ekranın merkezinden eksen dışına konumlandırabilirsiniz. Fişe takıp açtıktan sonra izlemeye odaklanabilmeniz için otomatik olarak projektör yükselir, yastıklama düzeltme gerçekleştirilir, otomatik odaklanır ve giriş bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yelpeze ile serinletmek.

2.mec. Körüklemek, şiddete, hiddete getirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya, Güney Pasifik Okyanusunda adalar, Avustralya’nın güneydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 41 00 Güney enlemi, 174 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: 268,680 km².

Antipodes Adalarını, Auckland Adalarını, Bounty Adalarını, Campbell Adalarını, Chatham Adalarını ve Kermadec Adalarını içine alır.

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 15,134 km.

İklimi: Keskin bölgesel çelişkilerle birlikte ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Dağlar ve geniş kıyı ovaları ağır basmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cook Dağı 3,764 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, demir, kum, kömür, kereste, hidro enerji, altın, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %9.

daimi ekinler: %5.

Otlaklar: %50.

Ormanlık arazi: %28.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 2,850 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Depremler ülke genelinde ortaya çıkmalarına rağmen şiddetli değiller, volkanik etkinlik fazladır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,864,129 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.36 (erkek 442,738; kadın 421,462).

15-64 yaş: %66.11 (erkek 1,281,781; kadın 1,272,674).

65 yaş ve üzeri: %11.53 (erkek 193,895; kadın 251,579) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.14 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 4.71 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.04 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.77 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.28 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.99 yıl.

Erkeklerde: 75.01 yıl.

Kadınlarda: 81.1 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.8 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,200 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Yeni Zelandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Yeni Zelanda Avrupalıları %74.5, Maori %9.7, diğer Avrupalılar %4.6, Pasifik Adalılar %3.8, Asyalılar ve diğerleri %7.4.

Din: Anglikan %24, Presbyterian %18, Roma Katolikleri %15, Methodist %5, Baptist %2, diğer Protestanlar %3, belirlenemeyen veya dini inancı olmayan %33 (1986).

Diller: İngilizce (resmi), Maori.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Yeni Zelanda.

kısaltma: NZ.

Yönetim biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Wellington.

İdari bölümler: 93 yöre, 9 bölge, and 3 şehir bölgesi; Akaroa, Amuri, Ashburton, Bay of Islands, Bruce, Buller, Chatham Adaları, Cheviot, Clifton, Clutha, Cook, Dannevirke, Egmont, Eketahuna, Ellesmere, Eltham, Eyre, Featherston, Franklin, Golden Bay, Great Barrier Adası, Grey, Hauraki Ovaları, Hawera, Hawke’s Bölümü, Heathcote, Hikurangi, Hobson, Hokianga, Horowhenua, H


Ülke by

Teknolojik Terim

Dondurulmuş görüntülerde ya da ağır çekimde bile en iyi resim oynatım kalitesi sağlar. Aynı zamanda kaset hareket mekanizmasının düzensiz hareketlerini de telafi eder. Post prodüksiyon ve düzenleme için çok pratik bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zelzele), (bk.) Zelzele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلازل] depremler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Züleyha).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten) (mü. zelile). Alçak, denî, mayası bozuk, hor, hakîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicable. very contemptible. obsequious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذليل] düşkün, zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Zelil bir şekilde..

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زل] sürçme, kayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sürçüp kayma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Yavaş, yumuşak huylu, sert olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sarsıntı, deprem, toprağın titremesi, Osm. hareket-i arz: Zelzele olmak, vuku bulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthquake. temblor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلزله] deprem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by