Zer-kari ne demek? | Zer-kari anlamı nedir? | Zer-kari

Zer-kari anlamı nedir?

Zer-kari ne demek?

Zer-kari anlamı nedir?

Zer-kari | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i., F. «zerkâr» dan). Altın veya sırma ile işlenmiş, sırmalı; Zerkârî elbise.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (el-Gıfarî) isminin fonetik değişikliğe uğramış şekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belkemiği, omurga kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Yakından, çok geçmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yakın vakitten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن قریب] yakında, yakından, çok geçmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah açan şey, çerez, meze, iştah açıcı içki, aperitif, açar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. around. rough. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up and down. roughly. nearly. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(l.a.i.) 1.Altın renginde ay. 2.Ay’ın altın rengini aldığı an. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş, Türk. od, Ar. nâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آذر] ateş. 2.Âzer ayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.- İbr.) (Erkek İsmi) - Ateş. İbrahim (a.s.)’in babası olduğu söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Azer-ged). Ateşgede, mecûsî mâbedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.F).

1.Ateş renginde, kırmızı, al.

2.Ayçiçeği, şakayıka benziyen, ortası siyah, kenarları çok kırmızı bir çiçek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsçası: Azerperesten = Ateşe tapmak). Ateşe tapan, Ateş-perest, mecûs, Zerdüştî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آذرآسا] ateş gibi. 2.ateş rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Azerbaycan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Azerbaijan) Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Hazar Denizi’nin kıyısında İran ve Rusya arasında bir bölgede yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 40 30 Kuzey enlemi 47 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: Toplam: 86600 km².

Kara: 86100 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 2013 km.

Sınır komşuları: Ermenistan (Azerbaycan sınırı) 566 km Ermenistan (Nahçıvan sınırı ) 221 km Gürcistan 322 km İran (Azerbaycan sınırı) 432 km İran (Nahçıvan sınırı) 179 km Rusya 284 km Türkiye 9 km.

Sahil şeridi: 825 km (Hazar denizi).

İklim: Dünyadaki mevcut 11 iklim tipinden 9’unun hüküm sürdüğü Azerbaycan’da iklim oldukça çeşitlidir. Azerbaycan’da iklim başlıca 3 etki altındadır: Büyük Kafkas dağlarının kuzeyinden gelen soğuk hava kütlelerinin etkisi; Küçük Kafkas dağlarının güneyinden gelen sıcak hava akımlarının etkisi; 825 km.lik sahil şeridiyle bölgenin yanı başında bulunan Hazar Denizi’nin bölge iklimi üzerindeki etkisi. Bölgenin en rutubetli ve yağış alan yeri Talu dağları ile Lenkeran ovalığı (1600-1800mm) en kurak bölgesi ise Abşeron yarımadasının güneybatı kısmıdır.

Arazi yapısı: Orta yükseklikte bir ülke olan Azerbaycan’ın ortalama yüksekliği 657 m.dir. Ülkelerin en yüksek dağları olan Bazar düzü ve Tufandağ’in zirveleri 4197-4489 metreye ulaşmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hazar Denizi -28 m; en yüksek noktası: Bazardüzü dağı 4485 m.

Doğal kaynakları: petrol doğal gaz demir yatakları metaller alüminyum.

Toprakları: Tarıma elverişli: %20.

sürekli ekilen: %5.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %11.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 14550 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: kuraklıklar; bazı deniz seviyesine yakın topraklarda su baskınları deprem.

Akarsuları: 371.000 km².lik bir alanı kapsayan ve 75000 m³.lük bir hacme sahip olan Hazar Gölü ülkenin sınırlarının bulunduğu tek denizdir. Volga Ural Kür Aras Terek Samur Sulak gibi birçok nehrin sularını döktüğü bu göle hacmi büyük olduğu için Deniz de denilmektedir. Hazar’ın kuzeyden güneye ortalama uzunluğu 1200 km eni ise ortalama 300 km. dir. Denizin ortalama derinliği 180 m en derin yeri 1020 m en sığ yeri ise 5 m. civarındadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 7961619 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.8 (erkek 1046501; bayan 1011492).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 2573134; bayan 2706275).

65 yaş ve üsleri: %7.8 (erkek 246556; bayan 377661) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.66 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.38 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.65 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.94 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 63.85 yıl.

Erkeklerde: 59.78 yıl.

Kadınlarda: 68.13 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Azeri.

Nüfusun etnik da


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ateşe ve Ateş-perestliğe mensup ve müteallik.

2.Azerbaycanlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ethnic group living in Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbeijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ethnic group living in Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر خزر] Hazar Denizi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sığır cinsine has.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzer, eş, vasıfları başkasınınki ile eş olan: Bu adamın benzeri yok. (bk.) Benzeşim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alike. like. similar. analogous. parallel. same. analogic. analogical. approximate. conformable. congener. congenerous. connate. correlative. homologous. indistinguishable. kindred. look-alike. simulant. vicinal. like. closely. in common. of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

akin. alike. analogous. corresponding. double. fellow. like. match. parallel. similar. resembling. akin. analogous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogous. like. similar. resembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike. kind of. quasi. quasi-. suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. reminiscent. suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likeness. resemblance. similarity. analogy. mimicry. affinity. approach. community. comparison. conformity. congeniality. identity. kinship. parallel. parallelism. parity. propinquity. sameness. similar. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy. approach. comparison. correspondence. identity. likeness. parallel. resemblance. sameness. semblance. similarity. similitude. affinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similarity. resemblance. analogy. comparison. likeness. propinquity. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomparable. matchless. singular. unequalled. unparalleled. unique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness. inimitableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامعذرت] mazeretsiz, özür bildirmeksizin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz tenli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Yol yapımında kullanılan tırtıl tekerlekli, kudretli bir makine. Buldozerin önündeki geniş satıhtı bıçak, toprak birikintilerini ve kümelerini küreyerek kaldırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer. ground levelling machine. earthmoving machinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buldozer, yoldüzer; A.B.D., (argo) alikıran, baş kesen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thereupon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at this. hereupon. whereon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vızıltıya benzer ses çıkaran elektrik zili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکاری] cefa etme, üzme. 2.cefa çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزر] havuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dışarıya atılmak, ihraç olunmak: Erkenden evden çıkarıldı. Dolaptan bir kitap çıkarılmış.

2.Tard edilmek, kovulmak: Mektepten çıkarıldı.

3.Alınmak, suyu veya özü alınmak: Bu çiçeklerden güzel su, bu sütten yağ çıkarılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken out. to be expelled. to be extracted. to be omitted. to be produced. to be published.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Cântllk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Surgu darısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Denizci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deniz adamı, denizci.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. bulldozer

yoldüzler

Tırtıllı veya lastik tekerlekli yol yapım makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer yoldüzler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who dozes or drowses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large powerful tractor; a large blade in front flattens areas of ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Altın sahibi, servet ve zenginlik sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. exercice

sp. alıştırma

Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym. exercise. practice. training. setting-up exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) (müfredi akreb dilimizde kullanılmaz). Yakın akrabalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقارب] yakınlar, akrabalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerem). Keremler, cömertlikler, (bk.) Kerem.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekolayzer, özel müzik dinleme keyfi ses çıkışını etkiler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i târif, hazer = Sakınma). Sakın, sakınalım, sakınmalı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kavrayışı güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Fedakârlık, fedâkâr olanın hâli, menfaatini, canını fedâ etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکاری] özveri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. fıkrarîyye). Omurga kemiğine alt: AmOd-ı fıkarî = Omurga kemiklerinin teşkil ettikleri zincir ki, vücudun direği yerinde olup, ensenin başlangıcından kuyruksokumuna kadar uzanır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). donduran şey, dondurma makinası; yemekleri dondurarak uzun bir süre muhafaza eden dolap, dondurucu dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. geyser

jeol. kaynaç

Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. geysérite

min. kaynaç taşı

Volkan bölgelerinde oluşan silisli çökelti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo ihtiyar, bunak erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta bulunan, kalkıp dolaşan, yatmayan: Gerer hasta — Hastalığı ayakta geçiren.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Geçme, geçiş, Osm. mürûr, ubûr: Güzer etmek.

2.Geçen, mürur eden.

3.Geçilen, geçtiği. Rahgüzer = Yolun geçtiği yer, Ar. me’mer: Reh-güzeri üzerinde bulunan dostlarımı ziyaret etti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçilen, geçilecek yer, yol, Ar. me’mer: Anadolu ana demiryolunun güzergâhını tayin etmek, ordunun güzergâhı üzerinde bulunan yerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçiş tezkeresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F-). Geçme, Osm. mürûr, sebk: Güzerân eden muharrem ayında geçen (asıl Farsça’da geçici mânâsiyle sıfat ise de dilimizde o suretle pek kullanılmaz ).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxiway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گذرگاه] geçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) va purlarda sallantıya karşıl kullanılan ciroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk dilinde hezaren denilen bir cins sıcak iklim kamışı ki, sandalye vs. yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Sakınma, Ar. ihtirâz: Hilekâr adamla ortaklık etmekten hazer etmeli El-hazer = Sakini zinhârl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Köy ve kasabada, evde oturanların hâli, göçebeliğin aksi. 2.Sefer ve harbin aksi, sulh, asâyiş, istirahat zamanı. Hazer vaktindeki yüz bin asker, sefer vaktinde üç yüz bine çıkar. Hazer zamanı, hâl-i hazer = Sulh ve asâyiş hali, zamanı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حذز] sakınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Deniz, bahr, büyük su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hazret). Hazretler: Ordu kumandanları paşalar hazerâtı. (bk.) Hazret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حضرات] hazretler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hazeriyye).

1.Köy ve kasabada yaşayanların yaşayış şekil ve tarzına ait, bedevî zıddı. Medenî: Hazerî ömür, hazerî yaşama.

2.Sefer ve harbin dışındaki sulh ve asâyişe ait, seferi zıddı: Tertîb-i hazerî, askerin hazerî miktarı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. obüs, havan topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ilgar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İnkâriyye). İnkârla alâkalı, yollu. Istifhâm-ı inkârî = Olmaz maksadiyle olur mu yollu sual.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İşvekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kahkariyye). Arkasını çevirmeyerek ve daima harp ederek dönmek hareketine ait; ric’at-ı kahkariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem-kâr elinden çıkmış, kalem işi, el ile nakş veya hâkkolunmuş: Kalemkârî yemeni, tavan, kutu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ قلمکاری] nakkaşlık. 2.kalem işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmkârlık, bahtiyarlık, saadet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eş, Ar. refika, zevce, halîle: Filânın karısı. Karı koca = Ar. zevceyn. Karı koca kavgası = Karı ile koca arasındaki kıskançlık kavgası. Karakoca olmak = Evlenmek.

2.İnsanın dişisi, çamaşırcı karı, aşçı karı (hürmet için, kadın denilir). Çarşamba karısı =

1.Umacı, sihirbaz.

2.mec. Saçları dökük ve birbirine karışmış, üstü başı intizamsız kadın. Karılar (kadınlar) hamamı = mec. Gayet gürültülü yer. Karı düzeni Kadın hilesi. Kocakarı = Yaşlı kadın, Ar. acûz, Fars. pîre-zen. Kocakarı masalı, ilâcı. Kocakarı soğuğu = Kış aylarının sayılı soğuğu, berdelacûz


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kırâatı ten if.) (c. kariîn, kurrâ).

1.Okuyan, mütalaa eden, okuyucu.

2.Kur’an-ı Kerîm’i okuma işini usul ve kaidesince ve tecvîd ile okumayı bilen adem (birinci mânâda birinci ve ikinci mânâda İkinci cem’i kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. wife. spouse. woman. dame. jane. bedfellow. broad. the old woman. old lady. old woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. consort. momma. skirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. spouse. married woman. broad. consort. dame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارء] okuyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couple. pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband and wife. married couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارئه] bayan okuyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ckurb» dan smüs.) (mü. karîbe).

1.Mekân veya zamanca uzak olmayan, yakın: Bursa, İstanbul’a karîbdir. Bayram karîbdir.

2.Nesil, soy ve zürriyetçe veya münasebetçe insana yakın bulunan, akraba, komşu: İnsan yalnız kendini düşünmeyip karîbini de düşünmelidir.

3.Yakın, yaklaşık, hemen: Uç seneye karîbdir ki bu işle uğraşıyorum. Beş seneye karîb zaman geçti. An-karîb = Yakında, çok geçmeden: O iş an-karîb bitecektir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریب] yakın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریبا] yakında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kabuklulardan, tuzlu veya tatlı sularda yaşayan bir böcek. Teke veya deniz tekesi adıyla da anılır (palaemon).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâih).

1.İnsanda kendiliğinden hâsıl olan fikir, kasit ve ninyet. Fransızca: initiative.

2.Padişahın bir resmî yerden sunulmadan kendiliğinden verdiği yazılı veya sözlü irâde: Karîha-i seniyye-i hazret-i pâdişâhîden filân zâta mîralaylık rütbesi tevcih buyruldu. Karihadan falan memuriyete tayin olundu.

3.Fikir, zihin, düşünüp hiçten bir şey meydana koyabilen fikir kuvveti: O şairde kariha vardır. Karihasının genişliğine insan hayran olur. O adamda hiç kariha yoktur.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریحه] düşünme gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara bakmaktan hâsıl olan göz karartısı Kara bakmaktan kararmış, hastalıklı: Karık göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir kimsenin, bir şeyin veya bir olayın biçimi gülünç hale getirilerek çizilmiş resmi. 2.mec. Beceriksizce yapılmış şey, taslak: Ev karikatürü, insan karikatürü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. take-off. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. comic strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karikatürist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art or work of a caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karikatür çizmeyi meslek edinen ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karikatür haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caricature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı koca olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kadınlaşmak, huyları kadın huylarına benzemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karısı olan: Bazı toplumlarda erkekler çok karılı olabilir. Karılı kocalı = Karı koca birlikte: Karılı kocalı bize geldiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having wives. having wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kadın sıfat ve hâli: Karılık bazı ağır işleri yapmaya mânidir.

2.Zevcelik, eşlik, eşin sıfat ve vazifesi: On dört yaşında bir kız, kocalık, karılık nedir bilmez. Adama üç ay karılık etmedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wifehood. wifeliness. being a broad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do her wifely duty by her husband. to double-cross sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karışmak.

2.mec. Hayvan çiftleşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanın karnını yoklayıp semizliğine bakmak: Kuzuyu karımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan ve hayvanın belden aşağısında, mide ile barsakları ve böbreklerle mesaneyi ve kadında rahmi içine alan boşluk, Ar. batn, Fars. şikem: Karnı şiş. Karın ağrımak, karın acıkmak, karın doymak.

2.Her şeyin boşluğu, boş yeri: Geminin karnı. İki gemi karın karına gelmek: Yan yana bitişik durmak.

3.Rahim: Beni dokuz ay karnında taşıyan annem. Bir karından doğan kardeşler.

4.iç, batın: Herkesin karnındakini Allah bilir.

5.Arap harflerinde bazı harflerin içi: Cİm’in karnı (nûn ve sâd gibilerininkine kâse denir). Karın ağrısı =

1.Karındaki ağrı, sancı.

2.(halk dilinde: karnaksı) bedduâ tâbiri olup seslenen ve çağırıp bağıran adama cevaben söylenir. Aç karnına = Aç iken, bir şey yemezden. Karnı burnunda = Dokuz aylık gebe, doğurması yakın (kadın). Karnı geniş = Tahammüllü, Ar. mütehammil, hazımlı: Cim karnında bir nokta = Cahil. Karnıyarık = Ortadan yarılmış ve içine kıyma konmuş patlıcan yemeği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karn» dan smüş.). (mü. karine) (c. kurenâ).

1.Yakın, karîb.

2.Bir adamla akrabalık ve münasebeti olan, hısım, komşu, arkadaş, Fars. hem-dem, hem-cins: Bir edamın hâli karîninden sorulur.

3.Bir şeye erişen, bir hâl ile sıfatlanan: Karîn-i kabûl = Makbûl. Karîn-i takdir = Takdire erişmiş. SaSdetkarin = Saadete erişmiş

4.Mâbeynci: Karîn-i sini = İkinci mâbeynci. Kurenâ-yı hazreti şehr-yârîden. Ser-kurenâ = Başmabeynci.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventral. abdomen. belly. stomach. tummy. tum. inside. paunch. pod. venter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdomen. abdominal. stomach. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdominal region. abdomen. belly. stomach. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قرین] yakın. 2.eş dost.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Yakın. 2.Nail olan. 3.Hısım komşu. 4.Mabeynci.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Hazımsızlık ve yemeklerin neden olduğu karın ağrılarını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tarçın, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 10 gram tarçın konur. Kaynatıldıktan sonra 1 çay bardağı içilir. Aynı işlem yemeklerden sonra tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache. bugger. stomachache. thingamajig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stomach ache. colic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdominal cavity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemi kaburgalarının temeli vaziyetinde olan omurganın altına bağlı iğreti omurga ve umumiyetle teknenin deniz altındaki kısmı: Bu geminin karinası temizlenmeye muhtaç. Karına etmek, karinaya basmak Gemiyi karinası meydana çıkacak surette öbür yanı üzerine yatırmak: Gemiyi karına edip altını tamir etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilge. underwater hull. bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom of a ship. bottom. careenage. keel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömiicü mânâsıyle «karmak» tan). Toprağın içinde kendilerine has bir usul ve nizamla yaşayan; yazın taneler toplayıp müşterek yuvalarında biriktiren küçücük ve incecik bir siyah böcek, Ar. nemel, Fars. mûr: Atlı, ak, kara, kızıl, kanatlı, kum karınca: Bu böceğin çeşitleri, mec. Mütevazı şahıs: Karınca kaderince (kadrince). Karıncanın Hazret-i Süleyman’a bir çekirge budu sunması, eski edebiyatta tevazu ve mahviyet örneği olarak çok geçer. Çokluk da gösterir: Karınca gibi kaynıyor. Karınca yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic. ant. pismire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant. blowhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin sand needles. pin and needdles. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı.

2.Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor.

3.Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Zarkanatlıların, beş bin kadar türü sayılan bir şubesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karıncası olan, karınca dolmuş: Karıncalı reçel.

2.Pastan veya fena dökülmekten dolayı ince delikleri olan: Karıncalı top, demir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalbin tepe ksımında bulunan iki odacık. Sağ karıncık = Kanı akciğerlere basan karıncık. Sol karıncık = Kanı vücuda basan karın cık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâin). Kapalı ve müphem bir şeyin açıklanıp anlaşılmasına sebep olan hal, bir meçhulün malûm olmasına yarayan şey, emâre, ipucu: Hırsızın buradan geçmiş olduğuna dair karineler vardır. Karine ile okumak; anlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presumption. evidence. trace. clue. prima facie evidence. circumstantial evidence. prima-facie evidence. intendment. presumptive evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرینه] ipucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemiler). Karın karına gelmek, yan yana gelip dokunmak: Vapur rıhtıma karınlamıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull up alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karnı büyük, karnı şiş, şişman: Karınlı adam, at

2.İçi geniş, boşluğu çok: Karınlı şişe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki yana sallanıp karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşların tüy değiştirdikleri mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik).

1.Anafor sularına karışan akıntının hâsıl ettiği çevrinti. 2.Bir dağ veya başka engelin görünmesiyle rüzgârın kesildiği sükûn yeri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. karîre) (kurret’ ten smüş.). Sevinmiş, Fars. şâd. Ar. mesrûr. Karîr-ül-ayn = Gözü aydın, iyi bir şey görmekle sevinen: Evlât ve ahfâdınızın mürüvvetini görmekle karîr-ül-ayn olasınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık elin başparmağı ucundan serçe parmağı ucuna kadar olan mesafe ki, ölçü gibi kullanılır: Uç karış bir arşın sayılır. Bir karış = Kısalık için kullanılır: Bir karış boyu ile. Karış karış = Karışla ölçer gibi her tarafı tafsilâtlı şekilde: Ben Anadolu’yu karış karış bilirim. Karış karış gezdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span. hand span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birleşen, karışmış olan, Ar. muhtelit, mümtezic.

2.Müdahale eden: Sizin işinize karışan yoktur, işime karışan olmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karışmış, Ar. memzûc, mahlut, muhtelit, muhtelif şeylerden veya çeşitten mürekkep: Karışık un, karışık çiçekler. Süt ile yumurta karışık. Hâlis ve sâf olmayan, hile veya Adi şeyle karıştırılmış: Karışık su, yağ.

3.Birbirine geçmiş karma karış, Ar. müşevveş: Karışık saç, ipek, iplik.

4.Tertipsiz, intizamsız, nizamsız: Bu kâğıtlar, bu kitaplar pek karışık.

5.Müşevveş, muğlâk, anlaşılmaz: Karışık iş, karışık yazı.

6.Cinler ile le karışmış, rûhen dengesiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. complicated. compound. composite. disorganized. confused. adulterated. complex. knotty. knotted. calico. chequered. combined. blended. deep. disconcerted. disordered. hugger-mugger. huggermugger. hybrid. inexplicit. inextricable. intricate. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. composite. convoluted. disconnected. garbled. impure. indiscriminate. kinky. mixed. turbid. turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. motley. assorted. miscellaneous. heterogenous. adulterated. not pure. confused. disorganized. jumbled. complicated. complex. in a state of commotion. intricacy. convoluted. impure. indiscriminate. intricate. involute. prolix. of sorts. troublous. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’deki tüm parçalar rasgele sırada çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Armonide uyguların seyrek ve sık duruşlarının bir araya gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İntizamsızlık, nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evde daima bir karışıklık vardır.

2.Fesâd, kargaşa, fitne, Asâyiş zıddı: Çin’de yine bir karışıklık çıkmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty kettle of fish. confusion. disorder. riot. chaos. mess. mix-up. bedlam. bungle. cataclysm. clamor. clamour. clutter. commotion. complexity. complication. disarrangement. disorderliness. disorganization. disturbance. dogs dinner. embroilment. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaos. clutter. commotion. complication. confusion. disarray. disorder. disturbance. ferment. intricacy. mess. misunderstanding. muddle. shuffle. tumble. turbulence. turmoil. welter. tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to invervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Birleşmeksizin birbirine karışmış olan şeylere verilen ad, Ar. mahlût.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mix. blend. combo. admixture. alloy. amalgam. amalgamation. commixture. concoction. farrago. hodgpodge. hotchpotch. intermixture. medley. melange. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admixture. assortment. blend. medley. mix. mixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. mix. mixture. blood. compound. concoction. interference. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karışla ölçmek. Alın karışlamak =

1.Beğenmek ve övmek, Aferin okumak.

2.Meydan okumak: Bunu yapabilecek adamın alnını karışlarım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the span of one's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışmak işi. bk. Karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mixing. interference müdahale. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. mixing. mingling. meddling. interposition. intervention. mix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birleşip, birbirinin içinde dağılmak, erimek, altüst olmak. Osm. meze ve haltolunmak, ihtilât ve imtizâç etmek, uyuşmak, birleşmek: Yağ ile su karışmaz. Yumurta ile süt karıştı.

2.Karma karış olmak, düzeni bozulmak: Bu kâğıtlar pek karışmış. Saçları karışmış. Birbirine girmek, fesat ve fitne düşmek.

4.Müdahale etmek, taraf olmak, işin içine sokulmak: O da gelip karıştı. Ben hiç karışmayıp uzaktan baktım. Ben karışmam ne isterseniz yapın.

5.Bulanmak: Midem karıştı.

6.Birleşmek, iki nehrin suyu bir olmak, biri diğerine dökülmek: Yeşilırmak, Kızılırmak’a karışır.Bakmak, idare etmek, idaresi kendisine ait olmak; idaresinden mesul olmak: Bu işe polis karışır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut into. have one's hand in. poke one's nose into. put one's nose into. thrust one's nose into. put one's oar in. be mixed up. mix in. mix. get mixed. blend. interfere. meddle. cut in. be confused. amalgamate. butt in. combine. commingle. commix. co.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. embroil. interfere. intervene. meddle. mingle. mix. tangle. to mix. to mingle. to tangle. to interfere. to intervene. to meddle. to become complicated. to be confused. to join. to flow into. to run into. to be involved in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix with. to be mixed with. to be dispersed in. to get mixed up. to become confused. to become fumbled. to become turbid / rough. to interfere in. to meddle in. to flow into. to join. to become part of. to become responsible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karışma işini yaptıran: Bu eşyayı, bu kitapları böyle karıştıran kimdir?

2.Fesat, ayrılık koyan: Araları iyi idi, şimdi elbette bir karıştıran vardır.

3.İki nehrin birleşip karıştıkları yer, kavşak. Fransızca: confluent.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fesat, ayrılık koyan, ortalığı birbirine katan, fesatçı, nifakçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixer. blender. agitator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitator. blender. liquidizer. mixer. mixing. seditious. mischief-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blender. mixer. mixing machine. that stirs up trouble. one who breaks up a friendship by talebearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karıştırma işine konu olmak, altüst olunmak: Harç ara sıra karıştırılmak lâzımdır.

2.Karmakarışık edilerek bozulmak, ifsâd edilmek: Çocuklar dersleriyle meşgul olup rahat dururken, bir yaramaz çocuğun içlerine girmesiyle, hepsi karıştırıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mixed together. to be confused with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. combination. implication. infusion. mix. mixture. scramble. shuffle. shuffling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karıştırma işini yapmak, altüst etmek: Sütle yumurtayı karıştırmak. Sıva harcını iyice karıştırmalı.

2.Kışkırtmak, ifsâd eylemek: O, fena bir adamdır, kerkesi birbirine karıştırdı.

3.Nizam ve tertibini bozmak, karma karış etmek: Benîm kitaplarımı kimse karıştırmasın. Bu kâğıtları kim karıştırdı?

4.Birinden bahsetmek, bir işe veya söze sokmak: Rica ederim beni karıştırmasın. İşin içine o zavallıyı da karıştırmışlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mess smth. about. make hay of smth. mix. mix up. blend. stir up. disarrange. disorder. complicate. confuse. mistake. shuffle. add. admix. amalgamate. churn. commingle. commix. concoct. confound. darken. diffuse. disarray. discompose. disconcert. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. blend. cloud. complicate. confound. confuse. disarrange. disorder. disturb. entangle. mingle. mistake. mix. muddle. obscure. perturb. pick. ravel. root. ruffle. scramble. shuffle. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix. to stir. to blend. to confuse sb or sth with. to get things mixed up in one's mind. to rummage through. to thumb through. to get sb involved in or mixed up in sth. to introduce one topic alongside another. adulterate. amalgamate. combine. commingl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاریز] yeraltı su kanalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: kâh-rîz, halk dilinde: keriz). Yer altında çirkef yolu, lâğım (Farsça’da yer altındaki su yoluna da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charisme "Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca etkileyicilik karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charisme

etkileyicilik

Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charismatique "Etkileyebilecek özellikte olan." anlamındaki bu söz için etkileyici karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charismatique

etkileyici

Etkileyebilecek özellikte olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارئين] okuyucular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter disorder. in complete confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek karışık, çok karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. haywire. higgledy-piggledy. intricate. messy. topsy-turvy. upside down. in utter disorder. in a mess. in confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo). Oyun, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lutuf ve kerem sahibine, kerem-kâr olanlara ait: Zât-ı keremkârîleri; bir muâmele-i keremkârî ile.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili iskambil oynayanların arkasında durup ellerindeki oyun kağıtlarını gören seyirci; istenmedik öğüt veren kimse, başkalarının işine burnunu sokan kimse. kibitz f. böyle hareket etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Almanya ve Avusturya'da kullanılan gümüş veya bakır ufak para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - San, altın renginde ay.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

CD, DVD ve manyeto optik (MO) sürücüler gibi geleneksel optik lazer teknolojileri, kırmızı lazer kullanarak verileri yazarlar. Fakat depolama sistemleri ve kayıt ortamı üreticileri, daha etkili mavi lazer kullanarak okuma ve yazma yolları geliştirmiştir. Mavi lazerler daha kısa optik dalga uzunluklarında çalışırlar, bu nedenle kırmızı lazer kullanan cihazlara göre aynı alana daha fazla veri yazabilir, verileri daha hızlı yazıp okuyabilirler. Blu-ray Disc ortamı mavi lazer teknolojisi tabanlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (yapıcısı Mauser’in adından). Bir tüfek tipi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den mimli masdar) I. Bir kusur ve kabahatle neticelenen şey, özür: Mâzereti vardır, mâzeret beyân etti. 2.Özür dileme, sebep göstererek af isteme, Ar. İtizâr: Mâzerete lüzum yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. apology. justification. alibi. allegation. peg. plea. putoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alibi. apology. excuse. plea. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. alibi. apology. put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معذرت] özür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معذرت خواه] özür dileyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Eşya ve mal nakli için kira ile tutulan hayvan: Orada mekâre (mekârî) bulunmaz.

2.Kira hayvanlarına yükletilmiş eşya ve mal: Mekâremfz arkada kalmıştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eşya ve mal nakli için kira ile hayvan işleten adam, katırcı.

2.Naklolunan eşya ve askerî malın nakil ve korunmasıyle görevli er.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekremet). Mekremetler, cömertlikler, (bk.) Mekremet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکارم] cömertlikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mezeryon, kokulu mor çiçek veren bir çalı, bot. Daphne mezereum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tohum ekme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (doğrusu: mînâ-kârî). Mine işi, mine çeşidinden: Üzerini minekârî işlemiş; minekârî resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. minkariyye). Gaga şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «uzr» den masdar). Özür dileme mazeretini söyleyerek af İsteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kirâ» dan if.), Kira ile hayvan işleten adam: Katırcı (dilimizde «mekârî • mekkâreci» şeklinde kullanılır). (bk.) Mekârt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» (mü. mukaribe). Birbirine yakın ve karîb olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «karn» dan if.) (mü. mukarine). Bitişik, ulaşmış, bir yere gelmiş: Mukarin-i sıhhat = Sahih, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münkariz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karz» den if.) (mü. münkarize). Tükenip bitmiş, çökmüş, arkası, soyu sopu kesilmiş: Mamut denilen filin nesli münkariz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقرض] yıkılan, çöken, sönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, çökmek, sönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» dan if.) (mü. mütekaribe). Yakın, birbirine yakın olan şeylerin herbiri. (edebiyat, Arûz’da) Bahr-i mütekaarlb = Her mısraında dört defa «feûlün» olan vezin, (matematik) Hutût-ı mütekaaribe = Bir noktaya doğru uzatılan çizgiler, Fr. convergent. (fizik) Eşi’a-i mütekaaribe = Bir noktaya toplanan ışınlar. Zıddı: mütebâid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müzerkeşe) (Farsça zer-keş’ten Arapçaiaşmış). Sırma ile işlenmiş, sırmalı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Altın gibi parlak ışık, altın ışık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oflaz (Erkek İsmi) Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuz (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yiğit, doğru kimse. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özer can.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz er dal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bütün erdemleri özünde toplayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özüne erdim, ulaştım.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde canlı, dinç olan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Asıl amaç, ulaşılmak istenen şey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Muhtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous. autonomous muhtar. otonom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendi kendini yönetme yetkisi olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür, güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomy. autonomy muhtariyet. otonomi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-administration. self-government. autarchy. autonomy. self-rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Özünde güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Bir şeyi çok isteyen. 2.Pişmanlık duyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek yiğit ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz ertan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde erdemli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armored vehicle or tank equipped with armored vehicles; 'a panzer division'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed combat car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armored vehicle or tank. equipped with armored vehicles; 'a panzer division'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor , armour , tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armored vehicle or tank equipped with armored vehicles; 'a panzer division'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed combat car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armored vehicle or tank. equipped with armored vehicles; 'a panzer division'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor , armour , tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. motorize kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestişkârlık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. préservatif

kaput

Cinsel ilişkilerle geçebilecek hastalıklardan korunmak veya kadının gebe kalmasını önlemek için erkeklerin kullandığı ince, saydam bir çeşit kılıf.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preservative. condom. rubber. sheath. french letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condom. rubber. sheath. prophylactic kaput.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condom. french letter. rubber. sheath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yolun geçtiği yer, geçit, ayakaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserve. free capital. moneyed capital. reserves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réservation

ayırtma

Otel, gazino, lokanta vb. yerlerle uçak, tren, otobüs gibi taşıtlarda yer ayırma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reservation. booking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booking. reservation. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booking. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reservoir. flush tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reservoir. flush box. flush tank of a toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saccharine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saccharin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Almanya'ya mahsus bir çeşit teriyer köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında sekiz olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Seltzer water maden sodası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Duyar, hisseder, anlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şezre). (bk.) Şezre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İşlenmeden maddenin içinde toplanan altın parçaları. Süs olarak kullanılan inci ve altın taneleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe: şekre). Şahin ve doğan gibi av kuşu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکاری] avcı. 2.av ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Avlak, av yeri, avı çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sözünde duran.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepegöz, kurbağa (balık), zool. Uranoscopus scaber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümdar; başka memleket üzerinde hüküm süren devlet. suzerainty i. hükümdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsviçre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعصبکاری] fanatiklik, mutaassıplık, taassup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - San, altın renginde tanyeri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاریر] önergeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filigree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [تل کاری] gümüş işleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çabuk hızlı, çevik kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çabuk ulaşan, erişen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تذرو] sülün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dokuz (Erkek İsmi) Dayanışmacı, tutkun yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse; öncü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsekkin, yatıştırıcı şey; teskin edici ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şirin delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. cımbız; cerrah aletleri takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iPhone, iPod® Classic, Nano ve Touch cihazlarınızı USB bağlantı noktasını kullanarak takın ve müzik arşivinizi dilediğiniz gibi kullanmanın keyfini Sony ses kalitesiyle çıkarın. iPod® ve iPhone cihazlarınızı müzik dinlerken şarj edin.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Uykusunda kalkıp uyur hâlde dolaşan ruh hastası, somnanbül, Ar. sâirfi’l-menâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepwalker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepwalker. somnambulist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somnambulist. night- walker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Somnambülizm adı verilen bu hastalıkta hastanın şuuru uykuda olduğu halde, duyu organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre değişir. Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında konuşur, bağırır, el ve kol işareti yapar. Uyandıkları zaman da uykularında yaptıklarını hatırlamazlar. Daha çok ruhsal bir bozukluğun ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış olanlarda, kanlarındaki şeker oranı düşük veya beyin damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik görülebilir. Bazı kimselerde ise genetiktir. Uykuda gezen hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında tutulması, başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi açısından faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şerbetçiotu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam şerbetçiotu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somnambulism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somnambulism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üst, Ar. fevk, her şeyin yukarısı, Fars. zeber: Üzeri bozuk, üzere çıkmak, üzerinden dökülmek, üzerimize atıldı.

2.Arka, sırt, Ar. zahr, Fars. püşt: Yükü kendi üzerine aldı, üzerinden attı.

3.Dış taraf, yüz. Ar. hâriç, Fars. bîrûn: Üzeri pek kirli idi. İçine bakmadımsa da üzerinden öyle anlaşılıyordu. Mektubun üzeri. 4.Ustbaş, kıyafet: Üzeri temiz.

5.Yan, beraber, maiyet: Üzerinde para bulunmadı, silâhlarını üzerinden attı.

6.İş edinme, alma: Bu iş filânın üzerindedir.Üst: Evin üzerinde durmak, üzerine çıkmak, üzerinden düşmek.Dair, müteallik: Askerlik üzerine bahis açıldı.Göre: Aldığım emir üzerine hareket ettim.Şartıyla: Ödemek üzere borçlandım. 11, Karşı, aleyhinde: Düşman üzerine asker sevketmek.İçin, niyetiyle, maksadıyle: Ava gitmek üzere hazırlanmaktadır.Azim ve yaklaşma gösterir: Gitmek üzeredir.Gibi, benzer tarzda, yolda: Aşağıda ifade olunacağı üzere, isnâd etmek. Üzerine almak =

1.Deruhde, taahhüd etmek.

2.Alınmak, gücenmek. Üzerine düşmek, varmak — İsrar etmek. Bunun üzerine = Bundan dolayı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Becerikli, akıllı kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Üst. 2.Kaymak. 3.Faiz. - Can sıkıcı, üzücü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the verge of. about to. on the brink of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the point of. on the brink of. on the verge of. about to. on condition of. to. according to. for the purpose of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper surface. outer surface. outside surface. clothing. change. remainder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

super-. above. on. over. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Mal veya iş, artırma sırasında bir kimsenin olmak. 2) İstenmeyen şey birine yüklenmek, sorumluluğuna bırakılmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. above. onto. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. on. onto. over. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onto. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlerde ekseriya tütsü için kullanılan yabanî sedef tohumu.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(nazarotu): Sedefotugiller familyasından; Afrika, Asya ve Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen, tek tek beyaz çiçekli, çok dallı bir bitkidir. 35 cm kadar boyunda, çok yıllık, otsu bir step bitkisidir. Çiçekleri yeşilimsi beyaz renktedir. Meyvesi basık küre şeklinde bir kapsüldür. Tohumlarının içeriğinde harmalin, harmin, harmalol, peganin adlı glikozitler ve kırmızı boya maddesi vardır. Kullanıldığı yerler: Sinir sistemini uyarır. Balgam söktürür. Mide ve kulunç ağrılarında faydalıdır. Sulu egzamada şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. püskürgeç, vaporizatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video parametrelerinin ayarlanması için üç önceden belirlenmiş video ayarının yanı sıra bir ek değişken ayar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vezîr). Vezirler. (bk.) Vezir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وزرا] vezirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılırsak, nefes alamadığımız için oksijenlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.

Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.

Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.

Yine de bir aksilik olr, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına ve yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.

Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınları kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?

Mikrodalga fırınlarında ışın yolculuğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pişsin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakarmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. begging. entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yüksek, yüksekte bulunan, üstündeki, Ar. Alâ, mürtefî, fevkaan, Fars. bâlâ: Yukarı mahalle, yukarı kat.

2.Yüksek taraf, cihet: Yukarının havası serindir. Ağaçların, dağın yukarısı.

3.Yüksekte, yükseğe, üstte, üste, aşağı mukabili: Yukarı oturmak, yukarı çıkmak, yukarı kaldırmak. Aşağı, yukarı = Hemen hemen yaklaşık olarak. Yukarıdan aşağı = Baştan ayağa. Başı yukarıda = Mağrur, kibirli. Burnu yukarıda = Çok isteyen, aza kanaat etmeyen. Yukarı yığmak = . Pahalı tutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high. up. upward. upwards. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. up. upwards. upstairs. high. upper. top. upper part. on high.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come up. mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ES alıcımız gelen sinyali farklı bir çıkış sinyaline dönüştürebilir. Bu şekilde, yalnızca TV’nize bir bağlantı gerekir (HDMI™/ Komponent).

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. afore. aloft. hereinabove. overhead. supra. upstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. overhead. up. upstairs. on high.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. foregoing. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında yüz: Hisselerine yüzer lira düştü, askeri yüzer yüzer bölüklere taksim etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üzerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Altın, Ar. zeheb.

2.Altın paralar, nakd: Sİm ve zer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. a.), l. Tohum saçma, ekme: Buğday zer’etmek.

2.Ekilip bitmiş tahıl, ekin.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زر] altın. 2.akçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زرع] ekim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, duhten = dikmek).

1.Altın ve sırma İle işleyen ve nakşeden, simkeş.

2.Altın tel ve sırma İle işlenmiş, sırmalı; Zer-dûz palan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zer = altın, endûden = sürmek). Altın sürülmüş, yaldızlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, feşânden, efşânden = saçmak). Altın saçan, serpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zer = altın, gûn = renk). Altın renginde, altın renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, kâr = iş). Altın veya sırma ile işlenmiş, altın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i., F. «zerkâr» dan). Altın veya sırma ile işlenmiş, sırmalı; Zerkârî elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, nişân = madalya). Kılıç vesaire üzerine kakma altınla işlenmiş yazı vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Altın teli, sırma.

2.mec. Güneş ışını.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Altın telle ve sırma ile işlenmiş veya dokunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زرافه] zürafa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Mavi, gök renkli. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Saçıntı, saçılan şey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tıpta kullanılan bir bitki, Fr. aristolocche.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرباف] sırmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zer = altın, bâften = dokumak). Altınla yani sırma ile dokunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرد] sarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zerd = sarı, Alû = erik. Türkçe’si; zerdeli). Şeklen eriğe ve lezzetçe kayısıya benzeyen meyve ki, mayısta yetişir. Zerdali ağacı = Bu meyveyi veren ağaç (talaffuzu: zerdali).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zerdali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زردالو] zerdali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisinden kürk yapılan bir cins küçük memeli hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Safranla pişirilen tatlı bir nevi pirinç yemeği; düğünlerde pilavla beraber yenmesi Adettir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زرده] zerde. 2.sarılık. 3.safran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Zerdeçâv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zerdeçâv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmeric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmeric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zerdeçap): Zencefilgiller familyasından; anavatanı Doğu Hindistan olan çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renktedir. Safranı andıran boyalı bir madde çıkarılır. Baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri uyarır. Vücutta biriken zehirli maddeleri atar. Nekahat devresini kısaltır. Verem gibi hastalıklarda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zerdeçûb» dan. Galatı; zerdeçal). Boya gibi kullanılan ve safran gibi zerdeye dahi konulan bir cins sarı kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ateşe tapan.

2.(hi.). Karanlık ve aydınlık diye iki ilâha tapma inancını kuran Eski İranlı şahıs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zarathustra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zarathustra. zoroaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Zerdüşt’ün icadı olan eski iran dinine tabi adam, ateşperest, mecûsî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زردوز] sırmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرافشان] altın saçılmış, altın yaldızlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altın saçan, altın saçıcı. 2.Altın kakmalı. 3.Bir lale türü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Anlayışlı, kavrayışlı, zeki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Altını işleyen, altından peyler yapan adam, kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرگر] kuyumcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Altın gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Altın renkli, altın gibi san olan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرخرید] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zerâyî). Vesile, bahane, vasıta, münasebet, sebep.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Vesile, bahane, fırsat.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرین] altından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Altından olan, altın gibi parlak olan, san olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Altın tel, sırma. 2.San. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.), t. Vaktiyle sofuların giydikleri mavi elbise. Zerk-pûş = Böyle elbise giyen.

2.mec. Riyâ, mürâİlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection içitim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زرق] deri altına verme, şırınga etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Gök gözlü. 2.Gök mavisi. 3.Mavi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Vücuda, damara bir şey şırınga etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Altınla işlenmiş, yaldızlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kılıç gibi şeylerin üzerine kakma altınla yapılan işleme, süs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sıfır; hiç; bir ölçek üzerinde başlangıç noktası; en aşağı nokta; hiçlik; f. aynı zamana rastlamak için ayarlamak. zero in on belirli bir hedefe ayarlamak.zero dimensional mat. uzunluğu ve eni olmayan, bir nokta gibi. zero hour ask.savaşta saldırı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Karınca yumurtası. Ebu Zerr: Ashab-ı Kiram’da zühd ve takvaca meşhur bir zat.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زراع] ekici, çiftçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زراق] ikiyüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذرات] zerreler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zerrât). Pek küçük parça, bir arpanın yüzde bir parçası. Zerre kadar = Hiç, asla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom. corpuscle. corpuscule. crumb. grain. granule. iota. jot. mite. molecule. monad. mote. particle. rap. ray. scintilla. shadow. sparklet. speck. tittle. touch. vestige. whit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain. note. atom. minute particle. molecule. ingredient. atomic. corpuscle. molecular. monad. droplet. mote. element. crumb. glimmer. jot. quark. rap. scintilla. shadow. shred. spark. speck. stich. straw. tittle. vestige. whit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذره] en küçük parça, molekül. 2.azıcık, birazcık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ذره شکاف] kılı kırk yaran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Altından yapılma, altın: Zerrîn-külâh = Altın külâhlı, altından tacı olan.

2.Altın gibi, altın renginde: Zülf-i zerrin. Zerrin kadeh, yahut sadece zerrin = Güzel kokulu bir cins sarı çiçek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daffodil. lent lily. narcissus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daffodil. golden. jonquil fulya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold. golden. made of gold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jonquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرین] altından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altından mamul. 2.Altın renginde sarı. 3.Parlak. 4.Güzel kokulu bir cins çiçek. 5.Fulya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altın tel, sırma. 2.Güneş ışını.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Altın yaldızlı olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i., F. «sebzevât» tan galat). Yemekte kullanılan, yani et veyahut zeytinyağı ile pişirilen çeşitli bitkiler, patlıcan, bamya, domates, kabak, lahana, soğan gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetables göveri. göverti. sebze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetables. garden ware. garden truck. produce. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by