Zevk-i Fânîye | Zevk-i Fânîye ne demek? | Zevk-i Fânîye anlamı nedir?

Zevk-i Fânîye | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: zevk faniye

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (yiyecek, zevk v.b. şeylerden) kendini geri tutma; perhiz, imsak abstinent (s). perhizkâr.

Türkçe Sözlük

(i). Karışık renkli, rengârenk: Alaca kumaş. Alaca bulaca. Deli alacası : Zevke uygun olmıyan birbirini tutmaz parlak renklerle boyanmış. Alacakaranlık = Akşam ve şafaktan evvelki yarı karanlık. Fr. Cr puscule. 1. Karışık renkler: Deli alacayı sever, insanın alacası içinde, hayvanın dışındadır. 2. Birkaç renkte iplikten imal edilmiş bir dokuma ki Anadolu’nun birçok yerlerinde yapılır: İplik alacası.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işi para kazanma gayesiyle değil, zevk için yapan kimse: Radyo amatörü, fotoğraf amatörü.

Yabancı Kelime

Fr. amateur

özengen

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eğlendirmek, avutmak. amusement (i). eğlence, zevk. amusement park luna park. amusing (s). hoş, eğlendirici. amusingly (z) hoş ve eğlendirici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din urğuna dünya zevklerini feda eden kimse, zahit kimse, münzevi kimse, riyazetçi, sofu kimse, derviş. ascetic (s). zahit, sofu; kendi zevkini çok düşünmeyen. asceticism (i). koyu sofuluk, aşırı riyazet, çilecilik, zahitlik; sade bir hayat s

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) Roma imparatoru Ogüst'e veya onun devrine ait; Roma imparatorluğunun veya herhangi bir memleketin edebiyatının altın çağına ait; üstün zevke sahip, klasik nitelikte.

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şarap tanrısı Baküs'e tapınan kimse; zevkine düşkün kimse; ayyaş kimse; (çoğ). Baküs şenliği, içki âlemi; (s). Baküs'e ait.

Türkçe Sözlük

(i. Latince barbarus; Yunanca barbaros: Rum olmayan, yani yabancı. T. Eski Yunan ve Romalılar’a daha sonraları Hıristiyanlar’a yabancı olan. 2. Medenîleşmemiş, kaba, saygısız, alışılmış zevk ve nizamlara zıt. 3. İnsanlığa yakışmayan, zalim: Böyle barbarca hareket görmedim.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaddarlık, zalimlik, medeniyetsizlik, sanat ve edebiyatta zevksizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). güneşlenmek, tatlı bir slcaklığın karşısında uzanmak; zevk verici bir durumun tadınl çıkarmak; bir şeyi güneşe veya ateşe tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ABD). küçük bir iş; (çoğ). bir evin veya çiftliğin günlük işleri; güç ve zevksiz bir iş.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarı atmak, ihraç etmek: Onu evden çıkardılar. Atı ahırdan, elbiseyi dolaptan, parayı kasadan İ1” karmak. 2. Çekmek, sökmek, yolmak: Diş, ağaç, kıl çıkarmak. 3. Göstermek, arzetmek, meydana veya birinin önüHe koymak: Kızı görücülere çıkarmak. çocukları nı çıkardı. 4. Yükseltmek, yukarı iletmek, kaldırmak: Kendisi üst kata çıkardılar. Şunu yukarı çıkar. 5. Hulâsasını, özünü veya suyunu almak, istihsal etmek: Menekşenin suyunu, sütün yağını çıkarmak. 6. İcat etmek: Ziraat için birçok makineler çıkarmışlar. 7. Neşretmek, yaymak, intişar ettirmek: Filân pek faydalı bir kitap çıkardı. 8. Peyda etmek, ittihaz eylemek: O, bir Adet çıkardı. 9. Netice almak. Osm. istintâc, istinbât etmek: Bundan ne çıkarıyorsunuz? 10. Hasıl etmek, yetiştirmek, vermek: Anadolu çok zahire çıkarabilir. Arabistan, dünyanın en güzel atlarını çıkarır. Uşak, güzel halılar çıkarır. 11. Vücuda getirmek, yetiştirmek: Bu mektep çok meşhur Alimler çıkarmıştır. 12. Okumak, sökmek, halletmek: Bu yazıyı çıkaramadım. 13. Soymak, kaldırmak: Şapkasını, esvabını, çizmesini çıkardı. 14. Uğramak, tutulmak: Çiçek, kızamık çıkarmak. Acı çıkarmak = 1. intikam almak. 2. Zararını çı karmak: Bu işte zarar ettim, ama yakın da acısını çıkarırım. Ekmeğini çıkarmak = Yiyeceğini kazanmak, geçinecek iş bulmak. Ekmeğini taştan çıkarmak = Çok çalışarak hayatını kazanmak. Elden çıkarmak = 1. Satmak. 2. Kaybetmek. Oyun çıkarmak = Oyun bulmak, icat etmek. İş çıkarmak = Mesele ve güçlük meydana getirmek. Baştan çıkarmak — Azdırmak. Piliç çıkarmak = (tavuk) Yumurtadan civciv istihsal etmek. Diş çıkarmak = 1. Çocuk diş peydâ etmek. 2. Çürük veya ağrıyan dişi çekmek. Dil çıkarmak = Alay etmek. Zevkini çıkarmak = Safasını sürmek, lezzetini tatmak. Ses çıkarmamak = Razı olmak. Su çıkarmak — Kuyu veya dereden su doldurmak. Taş çıkarmak = Galip gelmek, üste çıkmak. Kokusunu çıkarmak = Beceremeyip zora sarmak. Göz çıkarmak = Kör etmek ve mec. Bozmak, berbat etmek. Mânâ çıkarmak = MAnâ vermek, bir söz veya işten maksadın ne olduğunu anamak. Yanlış çıkarmak = Yanlış bulup düzeltmek. Böcek çıkarmak = İpek böceği beslemek.

İsimler ve Anlamları

(Fars.), l. Zevk ve sefadan el çekerek kuytu bir yerde yapılan 40 günlük ibadet. 2.Eziyet, sıkıntı. 3.İbrişim, yün vs. demeti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çok sevmek, şımartmak; (i). annesiz büyütülen kuzu; evde zevk için beslenen hayvan.

Yabancı Kelime

İng. cracker

sistem kırıcı

Zevk için bilgisayar sistemlerine zarar veren kimse.

Türkçe Sözlük

(I. F.) (aslı: cünbiş). 1. Kımıldanma, hareket. 2. Zevk, eğlence: Bu akşam cümbüş edecekler; cümbüş İçin kıra çıkıldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iezzet, haz, büyük zevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memnun etmek, sevindirmek; memnun olmak, sevinmek; hazzetmek, zevk almak, eğlenmek; (i). sevinç, zevk, keyif, haz; sevinç verme hassası; füsun, sihir. be delighted with -den memnun olmak. delightful (s). hoş, latif, güzel, şirin. delightfully

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fark eden, ayıran, tefrikeden; zevk sahibi olan, anlayarak takdir eden, görüş sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aleyhte davranma; ayırım, tefrik, temyiz; ince farkları görebilme kabiliyeti, zevk sahibi oluş; fark gözetme, ayırım yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sevmeyiş, hoşlanmayış; (f). tadını beğenmemek, zevk almamak, hazzetmemek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oda vesairenin zeminini kaplayan tahta vesaire: Tavandan döşemeye kadar; tahta, mermer döşeme. 2. Bir oda veya daireye yerleştirilen eşya, minder, yastık, kanape vesaire, mobilya, mefruşat: Bu konağın döşemesi pek muntazam; döşeme düzmek zevk işidir. 3. Bir geminin, rüzgâr veya akıntının tesiriyle seyir yolundan başka bir tarafa düşmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (drank, drunk) içmek, alkollü içki içmek; yutmak, çekmek aImak kana kana içmek; şerefe kadeh kaldırmak; in ile zevk duyarak doya doya seyretmek veya dinlemek; to ile şerefine içmek. drinker (i). içki içen kimse; ayyaş veya sarhoş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zevk vermek, hoşa gitmek; yatıştırmak, dindirmek; tatlılaştırmak.

Türkçe Sözlük

(f.). T. Durmak, Ar. meks, Fars. Arâm, Osm. tevakkuf etmek: Orada üç gün eğlendik. Çok eğlenme. 2. Zevk, safa, cünbüş, gezinti, can sıkıntısını giderecek şekilde İyi vakit geçirmek: Eğlenmeye gidiyoruz. Akşam iyi eğlendik. Eğlenecek yer arıyor. 3. Alay etmek, maytaba almak, latife etmek: Eğleniyor musunuz? Siz benimle eğlenemezsinlz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zevk almak, beğenmek, hoşlanmak, sevmek; kullanabilme yeteneğine sahip olmak. enjoy oneself zevk almak, keyfine bakmak, hoşça vakit geçirmek. enjoyable s. hoş, tatlı, zevkli, eğlenceli. enjoyably z. zevk alacak surette. enjoyment i. zevk, hoşlanma; b

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vecit haline getirmek, zevkten çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ince zevk sahibi kimse (bilhassa yemek, müzik, sanat v.b.'nde).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) Epikür felsefesi taraftarı, epikürcü; keyfine ve boğazına düşkün kimse; (s.) Epikür veya felsefesine ait; zevk ve safaya düşkün epicureanism (i.) epikürcülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) estetik zevki olan kimse; güzel sanatlara düşkün kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ince,zarif, nefis, enfes, çok güzel; mükemmel; keskin; şiddetli; (i). züppe adam. exquisitepain şiddetli ağrı. exquisite taste ince zevk. exquisitely (z). zarif bir şekilde; şiddetle.

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m zevk) Zevkler, (bk.) Zevk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اذواق] zevkler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hayal, düş, imge; merak,kuruntu; kapris; meyil, sevgi; zevk; zihinde yaratılan bir kavram, mefhum; (s). fantazi, süslü; hayale dayanan, keyfi; yüksek kaliteli (meyve); ifrat derecesinde. fancy dress fantazi elbise, karnaval kıyafeti. fancy dres

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f (ned, ning) s eğlence, zevk; şaka, latife; f, k dili şaka etmek, eğlenmek; s, k dili eğlendirici, hoş for fun işin içine para katmadan (oyun oynamak); şaka ol sun diye in fun şakadan, latife olarak Like funl Yok canıml make fun of, poke fun a

İngilizce - Türkçe Sözlük

f gezip tozmak, zevk peşinde koşmak, gününü gün etmeye bak mak

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. es, -ses) f. (-sed,-sing) gaz, havagazı; A.B.D. benzin; anestezide kullanılan gaz karışımı; zehirli gaz; (midede) gaz; mad. patlayıcı metan karışımı; argo olağanüstü şey; fevkalade durum; argo boş laf, anlamsız söz; argo insana zevk veren h

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı süslü, cicili bicili, zevksiz. gaudily z. gösterişli surette. gaudiness i. aşırı süslülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, şen, keyifli; parlak, canlı; zevk ve sefa düşkünü; sefih; argo ibne. gaily, gayly z. neşeyle. gayness i. neşe. gayety bak. gaiety.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) kibar adam, efendi, terbiyeli adam, nazik adam, iyi bir aileye mensup erkek, çelebi, centilmen. gentleman's agreement karşılıklı söz vermeye dayanan anlaşmaç gentlemanat arms iç kral muhafızlarından biriç gentleman farmer kendi zevki iç

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. over ile şeytanca bir zevk duymak, bir diğerinin başarısızlığını zevkle seyretmek; Oh olsun ! demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) memnuniyet, zevk, haz; zevk veren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprağa yakın yaşayan bitki veya hayvan; deniz dibinde yaşayan balık; basit zevkleri olan kimse; eski tiyatroda ayakta duran seyirci .

Türkçe Sözlük

(i.). Gülücü, gülen, ferahlık verici. Ar. mesrûr, Fars. handân, şâdân, açık. Yüze güler = Manzarası zevk veren, iç açıcı: Yüze güler bir renk, bir kumaş. Yüzü güler, güler yüzlü = Somurtkan olmayan, Fars. küşâde-rO, Ar. beşûş.

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Zevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zevk alma; haz, şahsi istek; tatma; hususi stil.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tatlılık, şirinlik: Bu yemekte, bu şerbette halâvet yok. 2. Tat, lezzet, zevk: Bu sözde hiçbir halâvet yoktur.

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Hoşlanmak, zevk ve lezzet almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). hayatın esas gayesini zevk kabul eden öğreti, hedonizm, hazcılık; zevke düşkünlük. hedon'ic (s). hedonizme ait. he'donist (i). zevk düşkün kimse; hazcılık taraftarı.

Türkçe Sözlük

(bk.) Hengâme. HENGAME (i. F.). 1. Zaman, vakit, esnâ, sıra: Hengâm-ı şebâb = Gençlik zamanı. Hengâm-ı bahâr = Bahar zamanı Cemiyet, topluluk: Zevk ve eğlence topluluğu.

Türkçe Sözlük

(i. F ). Her yerde bulunur, kendine mahsus yeri olmayan, serseri, derbeder, maymun iştahlı, fikir ve zevk değiştiren: Hercâyî menekşe — Bir cins menekşe.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ehvâ). 1. Arzu, meyil, heves. 2. Aşk, alâka. 3. Nefsânî zevkler, sefâhet: Nefs ü hevâya tâbi adam. Hevâ ve hevesi yolunda varını sarfetti (bu mânâ ile ekseriya «nefs» veya «heves» kelimesi beraber kullanılır ki, aynı mânâdadır). 4. Övünme, Ar. tefâhur, temeddüh. (bk.) Havâ, hevâ.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arzu, istek, meyil: Derse hiç hevesi yoktur. Öyle şeylere heves etmemeli. El yazısı kitaplara çok hevesim vardır. 2. Gelip geçen arzu: Ansızın ortaya çıkan ve geçici istek: Onunki çocukça bir hevesten ibarettir. 3. Zevk, eğlence, hovardalık. Nev-heves = Yeni hevesli, maymun iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merak, zevk için yapılan uğraş. ride a hobby aşırı bir meraka sahip olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. Homines) i., zool. insan familyası. Homo sapiens insan. homo faber antrop. ilk defa alet kullanmaya başlayan insan. homo ludens insan oğlunun hayattan zevk alabilme yönü. homo önek benzer, gibi, tıpkı.

Türkçe Sözlük

(i.). Sefih, çapkın, malını zevk u safa ve sefahatte sarfeden.

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkınlık, sefâhet, zevk, safa ve sefahet yolunda müsriflik.

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ve bunun cem’i: huzûzât) (m. hazz). Hazlar, zevkler, (bk.) Haz.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. huzûz). Hazlar, zevkler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. bir kişideki zevk-acı ilkesine dayanan ilkel güdüsel güçlerin toplamı; alt ben; ilkel arzular; id .

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kapanabilir, onulması mümkün yara (yanlış ve zevksiz bir terkiptir).

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça nisbet ye’ si ile), imparatora ait: Bâ-emr-i imperatorî, zât-ı imparatorî (zevksiz ve yanlış bir Osmanlıca kelimedir).

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sanat değeri olmayan; içinde sanat zevki veya kabiliyeti bulunmayan. inartistically z. sanatsız şekilde, zevksizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alaka, ilgi, merak; merak uyandırma, zevk verme kabiliyeti; hisse, pay; menfaat; kar, kazanç; faiz; (çoğ.) iktisadi hayatta hakim grup. in the interest of menfaatine, için. vested interests (ikt.) alakadar menfaatler; hakları tanınmış iktisadi m

Türkçe Sözlük

(i. masdar). Eğlenme, alaya alma, zevklenme: Birini istihzâya almak.

Türkçe Sözlük

(i. ). 1. Yaşayış, yaşama, canlılık. 2. Yiyip içme, zevk, eğlence: iy» ü işret, iyş u nûş = İçkiye doyan eğlence, sefâhet.

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevk» ten masdar). Tattırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) yaşlı ve işe yaramaz beygir, yılkı atı; cadı karı, şirret kadın; fahişe; (f.) ağır bir işe koşarak takatini kesmek, çok yormak jaded s çok yorgun, bitkin; isteksiz, zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe, zevk; İng. ziyafet.

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin karşısında bulunan yer veya şey, mukabil, hiza: Evin karşısı dağın karşısı, ateşin karşısında, pencerenin karşısında. 1. Bir şeyin yüzü ve cephesi karşısında bulunan: Evim meydana karşıdır. Karşı yaka, karşı mahalle. 2. Bir şeye, birine aykırı olan, zıt, muhalif: Bu muamele terbiyeye kerşıdır. İnsaniyete karşı bir harekette bulundu. 3. Mukabilinde, yüz ve cephe hizasında: Meydana karşı oturuyor. Karşıya geçti, karşı çıktı. 4. Hilâfına, aksine, zıddına: Ahmet bana karşı çalışıyor. Kendi menfaatine karşı söylüyor. S. Mekân (yer) zarfı olarak da kullanılır: Karşıda durmak, karşıya çıkmak, karşıdan geçmek, karşıma, karşınıza çıktı. 6. (zaman zarfı olarak) Doğru, takriben, sularında: Akşama karşı gelin; sabaha karşı bir serinlik çıktı. Karşı çıkmak = 1. Karşılamak, Osm. istikbâl etmek. 2. Muhalefet etmek, dayanmak. Karşı durmak, koymak, gelmek = Muhalefet etmek, aleyhinde bulunmak. Karşı karşıya, Tamamiyle önünde, yüzyüze, Osm. mukabilinde, muvâcehesinde (karşı-be-karşı demek çok yanlış ve zevksizdir).

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıra, tabaka, birbiri üstüne konulmuş sıraların her biri, aşağıdan yukarıya sıralara bölünmüş bir şeyin her bir sırası: Yedi kat gök, yedi kat yer, bir evin birinci, ikinci, beşinci katı: Bu binanın beş katı vardır, duvarı bir kat taş, bir kat tuğla olarak yaptırdım. 2. Bükülmüş bir kumaş vesairenin her bükümü: Şu kumaşı, kâğıdı dört kat edin. Birinci katını kaldırın, iki katlı ip. 3. Bükme, kırma, kırım: Çuhanın kat yeri. 4. Birden bükülüp katlanan elbise vesaire takımı: Bir kat elbise, iki kat çamaşır. 5. Bir miktarın bir misli: Verdiğinin iki, beş katını aldı. Bir kat daha çalıştı = Bir o kadar daha. Bir kat yağ, iki kat su koymalı. 6. Derece, miktar: Kat kat = Derece derece, birçok derece ile. Bin kat = Bin kere, pek çok: Bu, ondan kat kat, bin kat iyi oldu (kat ender kat çok yanlış ve zevksizdir). İki kat = 1. İki misli, Ar. muzâaf: Bugün dünden iki kat sıcaktır. 2. Bükülmüş, kanbur: Zavallı ihtiyar iki kat olmuş, iki kat yürüyordu. Kırkkat = Hayvanların mideleri.

Genel Bilgi

Suyu, suya girmeyi, yıkanmayı sevmeyen kedilerin balığı niçin sevdiklerine gelmeden önce kediler sudan gerçekten mi nefret eder ona bir bakalım. Kedilerin sudan nefret ettikleri inancı doğru değildir. Mısır’da evcilleştirilmelerinden önce yaşadıkları ortam su kenarları idi.

Su, kedinin tüylerini ıslatır ve bu da kedinin soğuğa karşı olan direncini azaltır. Eğer bulunduğu yerin hava şartlarına göre bu kedi için önemli ise ıslanmaktan kaçınır. Sıcak iklimlerde yaşayan aslan, kaplan, jaguar gibi akrabaları sudan kaçınmazlar. Kaplan ve jaguarlar sudaki bir avı veya düşmanı yakalamak için hiç düşünmeden suya atlayabilirler. Soğuk bölgelerde yaşayan kar leoparı gibi akrabaları da gerekirse suya girerler ama derin yerlere yaklaşmazlar.

Kedilerin sudan uzak durmalarının diğer nedenleri, zaten temiz bir hayvan olmaları, biraz kaprisli biraz da tembel olmaları ve suya girmenin menfaatleri açısından bir anlam ve amaç taşımamasıdır. Bir taraflarına su değdiğinde bütün vücutlarını yalayarak temizlemek zorunda kalmaları da cabası. Aslında kediler de diğer bir çok hayvan gibi suda gayet iyi yüzebilirler. Van ve Ankara kedileri diğer cinslere göre suyu daha çok severler.

Köpekler böyle değillerdir. Sahibi denize bir sopa veya küçük bir top attığında onu alıp geri getirmek için hiç düşünmeden, mutlu bir şekilde suya atlarlar. Karaya çıktıklarında silkelenerek etraftakilere de duş yaptırırlar. Ne var ki su, köpeklere kedilerden daha fazla zararlıdır. Köpek derisinde ter bezleri yoktur, sadece bol miktarda yağ bezi vardır.

Köpekler insanlarda olduğu gibi ısı düzenlemesi için terlemezler, ısı ayarını solunum sistemleri ile yaparlar. Çok yıkanırsalar deri kurur ve çatlar. Belki bu nedenle köpekler suya girdikten sonra tozlu topraklı yerlere gidip yatarlar.

Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere de olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuşlar ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılarda kedileri evcilleştirme düşüncesini yaratan da bu fare yakalamadaki ustalıkları olmuştur.

Günümüzde bile kedinin kuzey Hindistan ve güneydoğu Asya’da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında dolaşarak balık avlarlar. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, bu arada gerekirse tamamen suya da girerler. Ev kedileri, özellikle yavru olanları havuz veya akvaryumlardaki balıklara karşı aynı eğilimi gösterirler, bu amaçla ıslanmaktan da pek kaçınmazlar.

Yunanlı tarihçi Siculus eski Mısır’ı anlatırken kedi bakıcılarının onları ekmek ve sütle beslediklerinden, Nil nehrinden getirdikleri balıkları çiğ olarak yedirdiklerinden bahseder. Günümüz kedilerinin balık merakının vahşi atalarından gelen genlerden, süt zevkinin ise Mısırlı bakıcıların yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklandığı anlaşılıyor.

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinmek, zevk almak, sevinçli olmak. 2. Hafif surette sarhoş olmak, neş’elenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekme;(A.B.D.), k.dili karşı gelme, yakınma, şikayet;(A.B.D.), (argo) kuvvet, sertlik (içki), kamçılama etkisi (uyuşturucu madde); (A.B.D.), (argo) heyecan, zevk; (A.B.D.),(argo) kuvvet, enerji çeviklik, şevk; (A.B.D.),( argo) merak, heves; seğird

Türkçe Sözlük

Özellikle 20. yy. içinde üretilmiş çeşitli nesnelerde rastlanan zevksiz, kökeni belirsiz ve estetik değer taşımayan bir tasarım anlayışını nitelemek için kullanılan bir terim. Türkçe`de yakın anlamlı «rüküş» sözcüğüyle karşılanabilir. Kitsch, grafikten endüstri tasarımına ve mimarlığa kadar uzanan geniş bir alanda estetik düzey düşüklüğünü nitelemek için kullanılır. Stuttgart`ta bu tür ürünleri sergilemek için bir de müze açılmıştır.

Yabancı Kelime

Fr. collection

derlem

Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lezîze kullanılmaz). 1. Lezzetli şeyler, hoşa gidecek tatlı ve latif şeyler: Lezâize düşkün bir adam. 2. Zevkler, zevk ve eğlenceye ait nefsin hoşlanacağı şeyler: Dünyanın lezâizine aldanmamalı; lezâiz-i dünyeviyye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لذات] lezzetler. 2.zevkler.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. lezzât). 1. Ağızla duyulan his ki, beş duygudan biridir, zevk, taam, tat, çeşni: Bu meyvenin, bu yemeğin lezzeti nasıldır? Garip bir lezzeti var; ağzımda lezzet kalmamış. 2. Tatlılık, şirinlik: Bu üzümün lezzeti başka; bazı meyveler durdukça lezzeti artar; lezzeti hâlâ damağımdadır. 3. Hoşlanma, zevk, haz: Dünyanın, gençliğin lezzetini duymak; gezmede, eğlencede hiçbir lezzet bulamıyorum. Lezzet almak. Lezzet duymak, lezzetini tatmak = Zevk almak, Osm. mütelezziz olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لذت] lezzet, tad. 2.zevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. lives) hayat, ömür, canlılık; can, canlı şey; yaşama tarzı; zevk, sefa, cümbüş; dayanma müddeti; biyografi; hayat merkezi, hayat noktası; ilah. ebedi hayat, ruhani hayat. life annuity kişiye yaşadığı sürece bağlanmış olan gelir. life assuran

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek tatlı, çok lezzetli; fazla tatlı; zevki okşayan lusciously z çok lezzetli olarak. lusciousness i. lezzetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -tre i., f. parlaklık, parıltı; cila; şaşaa, göz allalık, ihtişam; şamdan, avize, ışık veren şey; çok güzel olma; şöhret; f. cilalamak, parlaklık vermek. lusterware i. sırlı çanak çömlek. lusterless s. cilâsız, donuk, mat; zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vücudu kuvvetli, sağlam, dinç, canlı, gürbüz; kuvvetli. lustily z. kuvvetle, şiddetle. lustiness i. kuvvet, şiddet; şevk, iştah, zevk, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lüks ya şamak; pek çok zevk almak; külfetli şekilde yetişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lüks, lükse ait, zevk verici, çok rahat. luxuriously z. lüks olarak, çok rahat şekilde. luxuriousness i. lüks olma, rahatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lüks şey; çok zevk veren şey; lüks hayata dalma; fazla bolluk içinde yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (argo) (şaşkınlık, zevk, onay gösterir): Hey,man! Man, what a gamel; (konuşmada bir anlamı olmadan boşlukları dolduran söz): Man, did you see...

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zevklenme, alay, eğlenme. 2. Gülünç, gülünecek, rezil, rüsvây: Alemin maskarası. 3. Herkesi güldürmek için haysiyet ve İtibarını ayaklar altına alıp kepaze olan: Maskara bir adam. 4. Tuhaflık yapan: Ne maskara çocuktur bu!

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir ölü için ağlaşıp yas tutma, zevk ve eğlenceden kaçınma, yas: Mâtem tutmak. 2. Şîİler’de Muharrem’in ilk on gününde Hazret-i Hüseyin’in şehâdeti için yas tutup mersiyeler okuma töreni ki, aşura günüyle sona erer: Mâtem-i Muharrem.

Yabancı Kelime

Fr. masochiste

ruh b. özezer

Cinsel zevk almak için kendisine eziyet edilmesi gereken, eziyet çekerek cinsel zevk alan sapık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenecek et et; (eski) yemek, yi yecek şey; öz; k.dili en büyük zevk. meat and drink to him onun için gıda kadar lüzumlu şey. meat and potatoes (argo) önemli olan, temel (kısım). meat loaf rulo köfte. meat packing A.B.D. toptan kasap işi. meat pie et

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ay aydınlığı, ay ışığı. Dolunay. 2.Alay, eğlence, zevklenme. - Türk dil kuralı açısından “b/p” olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «zevk» den mimli masdar). 1. Zevk, lezzet, tatma, lezzet duyma. Muhtellü’l-mezSk = Tadı bozuk, tat duymaz. 2. (zevk’ten im.) Lezzet duyulan yer, geniş, damak. Hulvü’l-mazâk = Damağı tatlı, tadı damağında kalmış. Mürü’l-mezâk = Damağı acı, acılığı damağında kalmış.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Lezzet, zevk, tat. 2. İçki sırasında yenen çerez: Meze tabağı, tepsisi, takımı. 3. mec. Eğlence, alay. Bîmeze = Mezesiz, tatsız, lezzetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., k.dili az kültürlü, sıradan zevkleri olan (kimse).

Türkçe Sözlük

(i. A. «devim»dan imef.) (mü. müdâme). Daimt, bâkt, sürekli, kesiksiz, devamlı. Zevk-ı müdim, fOrb-i müdim = mec. Şarap, içki.

Genel Bilgi

Duyu organlarımız bize dış dünya ile ilgili bilgileri aktarırlar. Bu bilgilerin yüzde 80’ini gözlerimizle, yüzde 1’ini ise burnumuzla alırız. Ancak nezle veya grip olup burnumuz tıkandığında, koku alamayınca, yediğimiz yemeklerin tadını bile alamayız, dünyadan aldığımız zevk azalır. Eğer burnunuzu parmaklarınızla iki yandan sıkarsanız, bir dilim çiğ patates mi yoksa elma mı yediğinizi söylemekte bile güçlük çekersiniz.

Koku duyumuz anlaşılması en güç olan duyumuzdur. Bellek ve duygularımızla çok ilgilidir. Bir toprak yolda yürürken yağmur kokusu aldığımızda, birden bir çocukluk anımız canlanabilir.

Peki bir koku duyduğumuz zaman ne oluyor? Bu kokuyu diğerlerinin arasından nasıl tanıyoruz? Beynimiz bu farklı uyarıları nasıl algılıyor? Bir kokunun oranı, bir litre havanın içinde bir miligramın milyonda birinden bile küçük olsa onu nasıl ayırt edebiliyor?

Aslında tek bir koklama ile hemen hemen yeterli algılamayı sağlarız. Normal bir insan dakikada 30 litre havayı içine çekip koklayabilir. Ancak belli bir zaman sonra algılama süratle azalır, yani bir kokunun içinde uzun zaman kalırsak artık onu duymamaya başlarız. Kokunun hangi yönden geldiğini ise burun deliklerimize gelişi arasındaki anlık farktan anlarız.

Koku alma kapasitemiz şüphesiz koku kaynağının gücüne de bağlıdır. Havanın bir litresinde 5,83 miligram eter olunca kokuyu ancak hissederiz de 0,000.000.4 miligram sarımsak kokusu bile hemen hissedilebilir. En güçlü koku çürük yumurta kokusudur. Bu kokunun molekülleri havada 100 bin molekül içinde bir tane dahi olsa burnumuz tarafından hemen algılanır. Bir kokunun artıp azaldığını hissedebilmek için, onun hava içindeki oranının en az yüzde 30 değişmesi gerekir.

İnsanlar gün başlarken daha iyi koku alırlarken kahvaltıdan sonra koku hissi azalır. İlkbahar ve yazın ise kışa göre daha kuvvetlidir. Koku alma duyusunu sıcaklık, aç veya tok olma ve alınan ilaçlar da büyük ölçüde etkiler. Kadınlar erkeklerden daha iyi koku alırlar. Bu duyu 60 yaşından sonra azalmaya başlar. Koku alma duyusu eğitimle arttırılabilir.

Burnumuzun boşlukları içinde, her biri birer metal para büyüklüğünde iki koklama mukozası vardır. Buralarda milyonlarca algılama hücresi bulunur. Bu sinir hücrelerinin tüylü uçları, nefes aldığımız zaman havada bulunan koku veren molekülleri yakalarlar. Aldıkları bilgileri beyin kökündeki koklama soğanına iletirler.

Görüldüğü gibi koklama mekanizması biliniyor da sistem nasıl çalışıyor tam belli değil. Bir görüşe göre her koku molekülü kendine özgü bir frekansta titreşim yapıyor ve burnumuzdaki koku sinirleri bu özel titreşimleri algılıyor. Bu durumda koku seste olduğu gibi dalgalar halinde yayıldığından sinir hücreleri ile moleküller arasında doğrudan bir temas olması da gerekmiyor.

Bir başka görüş ise kokuyu renklere benzetiyor. Nasıl bütün renkler aslında temel renklerden oluşuyorsa, bir kaç kokunun, bütün diğer kokuların temelini oluşturduğu ileri sürülüyor.

Bazı bilim insanları ise her bir kokunun kendisinin başlı başına ayrı bir koku olduğunu, her koku için hücrelerin özel olarak ayrı ayrı görev yaptıklarını, beynin uyarının hangi hücreden geldiğine bakarak karar verdiğini düşünüyorlar. Bunun ispatlanması için her bir sinir hücresinin ayrı bir koku ile uyarılıp test edilmesi gerekir ki bu da imkansızdır.

Görüldüğü gibi burnumuz ve koku alma hissimizin sırları tam çözülebilmiş değil. Kokuları burnumuz gibi olağanüstü bir hassasiyetle ve bir saniyeden çok az bir zamanda algılayıp, ayırt edebilecek bir makineyi günümüzün gelişmiş teknolojisi bırakın yapmayı tasarlayamamaktadır bile.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temiz ve düzgün, zarif, zevkli; katkısız, halis, su katılmamış (içki); zeki, hünerli; (argo) harika. neat as a pin son derece zarif. neatly z. temizce. neatness i. temizlik, düzgünlük.

Genel Bilgi

Gıdıklanmak rahatsız edici olduğu kadar eğlendiricidir de. Başkaları tarafından, hatta bazen dokunulmadan gıdıklanırız, ama kendi kendimizi gıdıklayamayız. Bazıları gıdıklanmaya karşı çok hassasken bazıları etkilenmez bile.

Bir insan gıdıklanınca, derinin yüzeyinde bulunan küçük sinir lifçikleri harekete geçer. Özellikle tüyle okşama, böcek yürümesi gibi olaylara hassas olan bu lifçikler, sinyalleri beyne gönderirler. Ancak araştırmacılar bu sinyallerin beyinde nereye kaydedildiğinden emin değiller. Beyinin gıdıklanmaya tepkisi, kaşınmaya olan tepkisi gibi, gönülsüz yapılan bir tepkidir.

Gıdıklama ile kan basıncı artarken, nabız ve kalp atışı hızlanır, beynin uyanıklığı fazlalaşır. Gıdıklanmanın fiziksel olduğu kadar psikolojik yanı da vardır. Gıdıklanma başlangıçta zevkli olabilirse de sürdürüldüğünde korku ve paniğe dönüşebilir.

İnsanların daha çok gıdıklandıkları yerler, ayak altı, avuç içi ve koltuk altı gibi bölgelerdir. Bunun nedeni, buraların çok hassas bölgeler olmalarıdır.

İnsan beyni vücuda gelen uyarıların hangisinin insanın bizzat kendisinden, hangisinin dışarıdan geldiğini ayırt eder ve ona göre öncelik verir. Örneğin, elimizin yanması gibi acil refleks gerektiren dışarıdan gelen uyanlara öncelik verir. Bu nedenle bir başkası tarafından gıdıklandığımızda reaksiyon gösteririz ama kendi kendimizi gıdıklamaya çalıştığımızda beyin bu noktalardaki hassasiyeti azalttığından gıdıklanamayız.

Genel Bilgi

Gıdıklanmak rahatsız edici olduğu kadar eğlendiricidir de. Başkaları tarafından, hatta bazen dokunulmadan gıdıklanırız, ama kendi kendimizi gıdıklayamayız. Bazıları gıdıklanmaya karşı çok hassasken bazıları etkilenmez bile.

Bir insan gıdıklanınca, derinin yüzeyinde bulunan küçük sinir lifcikleri harekete geçer. Özellikle tüyle okşama, böcek yürümesi gibi olaylara hassas olan bu lifcikler, sinyalleri beyne gönderirler. Ancak araştırmacılar bu sinyallerin beyinde nereye kaydedildiğinden emin değiller. Beynin gıdıklanmaya tepkisi, kaşınmaya olan tepkisi gibi, gönülsüz yapılan bir tepkidir.

Gıdıklanma ile kan basıncı artarken, nabız ve kalp atışı hızlanır, beynin uyanıklığı fazlalaşır. Gıdıklanmanın fiziksel olduğu kadar psikolojik yanı da vardır. Gıdıklanma başlangıçta zevkli olabilirse de sürdürüldüğünde korku ve paniğe dönüşebilir.

İnsanların daha çok gıdıklandıkları yerler, ayak altı, avuç içi ve koltuk altı gibi bölgelerdir. Bunun nedeni, buraların çok hassas bölgeler olmalarıdır.

İnsan beyni vücuda gelen uyarıların hangisinin insanın bizzat kendisinden, hangisinin dışarıdan geldiğini ayırt eder ve ona göre öncelik verir. Örneğin, elimizin yanması gibi acil refleks gerektiren dışarıdan gelen uyarılara öncelik verir. Bu nedenle bir başkası tarafından gıdıklandığımızda reaksiyon gösteririz ama kendi kendimizi gıdıklamaya çalıştığımızda beyin bu noktalardaki hassasiyeti azalttığından gıdıklanmayız.

Genel Bilgi

Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor?

Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit eder. Saniyede 260 dalga yapan, yani titreşen ses ‘Do’ notasıdır.

Bu şekilde 7 temel nota oluşur. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si. Son notadan sonra, Do’nun titreşim sayısının bir katı kadar titreşimde daha ince bir Do gelir ki, bu iki Do arasına bir oktav denir. İşte bu oktav, gam, akort denilen matematiksel diziler, bir çeşit dizilerek müzik oluşturulur. Ancak tüm bunlar bize, bu matematiksel diziden bihaber, Afrika yerlilerinin, dağ başındaki çobanın enfes müziğini açıklayamaz.

Aslında kültürün müzik ve bundan alınan zevk üzerinde doğrudan ilgisi vardır. Doğu müziğinde yukarıda belirtilen matematik dizilerdeki perdelerin arasında karışık gezinilme, Afrika’da baş döndürücü ritimler, Avrupa’da ise notaların ideal düzeni öne çıkar. Ancak bunlar da, değişik müzik türlerine ilgi duyan bizlerin ve müziğin hoşlanılma nedenini açıklamaya yetmez.

Müzik ve dil yetenekleri birçok yönden birbirine benzemektedir. Bilimciler insanların müzik yeteneği kazanmalarının, konuşmaya başlamaları ile aynı zamanlara denk düştüğünü ileri sürüyorlar. Konuşma yeteneği şüphesiz daha iyi bir iletişim ve yaşama şansı avantajını getirmiştir ama müziğin hangi ihtiyacı karşıladığı hala meçhul.

Bebekler anlamlı kelimelere benzer sesler çıkarmaya başlarken aynı zamanda şarkı söyler gibi mırıldanmaya da başlarlar. Uzun ve karışık cümleler kurmayı becerdikçe, daha uzun ve karışık şarkıları söyleme yetenekleri de artar. Ancak beynin konuşmaya kumanda eden kısmında hasar olan hastaların konuşamamalarına rağmen müzik yeteneklerinin devam ettiği de görülmüştür.

Son zamanlarda, beynimizde müziği algılayan bir alıcı bulunabileceği tezi ileri sürülmektedir. Eğer bir gün bu alıcı bulunsa bile, bunun niçin beynimize konulduğunun sebebi yine anlaşılamayacaktır.

Öğretilme yoluyla bir çeşit dans yapabilen veya dans olarak algılanamayacak hareketleri olan canlıları saymazsak, doğada müzik ve ritim duygusu sadece insanda vardır. Bu özelliğin nedeni ise hala tam olarak açıklanamıyor.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tatlı, bal. 2. İçki, işret. lyş-ü nûş = Zevk ve safâ, eğlence, cünbüş. Nûş-A-nûş = İçtikçe içerek, içe içe. 3. Tatlı. Leb-i nûş = Tatlı dudak.

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). Cinsî zevki sun’İ olarak sağlama hâli. Ar. istimna.

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damak; tat alma duyusu; zevk, haz, hoşlanma. cleft palate doğuştan yarık damak. hard palate damak, sert damak. soft palate damağın geri kısmı, yumuşak damak, damak eteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yavanlaşmak, tatsızlaşmak; zevkini kaybetmek, bıkmak; usandırmak, bıktırmak. It has palled on me Gına geldi Bıktım artık.

Türkçe Sözlük

(i F.). 1. Beğenme, takdir. 2. Beğenen, takdir eden. Hod-pesend = Kendini beğenmiş. Müşkll-pesend = Zor beğenen, bir şey beğenmeyen. 3. Beğenilen. Avâm-pesend = Halk tarafından beğenilen, halkın beğendiği, basit, zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Filistinli; estetik anlayış ve zevkten yoksun kimse; s. Filistinlilere ait; kültürsüz, inceliği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciddi bir işi olmayan ve zevk peşinde koşan erkek; mirasyedi erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoşa giden zevkveren; tatmin edici. pleasurably z. hoşça, zevk verecek şekilde; tatmin edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zevk, sefa, haz, lezzet sevinç, keyif, memnuniyet; emir, irade; f., (eski) zevk vermek; zevk almak. at pleasure isteğe göre. do (one) the pleasure of lütfunda bulunmak. It is a pleasure Benim için bir zevktir. take pleasure in -den zevk almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tenasül uzvunun cinsel zevk bulunmaksızın dik durması.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. çuhaçiçeği, bot. Primula veris; s. çuhaçiçeğine ait; çiçekli, çiçeği çok; açık sarı. the primrose path zevk ve sefa yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güzel tat, lezzet; çeşni, koku; merak, meyil; salça veya hardal gibi lezzet veren şey; f. lezzet vermek; lezzetinden hoşlanmak, beğenmek, tadını iyi bulmak; lezzeti olmak, tatmin etmek, zevk vermek.

Genel Bilgi

Renklerin insanlar üzerindeki etkisi hiç de yabana atılır cinsten değil. Her ne kadar ‘zevkler ve renkler tartışılmaz’dense de uzmanların elde ettikleri dikkat çekici sonuçların bu tartışmanın yapılmasında gecikildiğini açıkça gösteriyor.

Renkler, kendi dilleriyle karşınızdakine, muhattabınıza sizin karakterinizi sizden önce anlatıyor. İşte renklerin yadsınamaz etkisini farkeden batılı şirketler, bunu iş hayatında sıklıkla kullanmaya başlamış ve çok da başarılı olmuşlar.

Hayatımızı şekillendiren, bizi kimi zaman neşeli, kimi zaman da düşünceli yapan renkler ve marifetleri saymakla bitmez. İşte renklerin dünyası, şirketlerin bunu nasıl kullandıkları ve bizle nasıl olnadıkları:

KAHVERENGİ

Kansas Üniversitesi Sanat Müzesi’nde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar; duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terketmişler.

Dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast-foodlar yıllardır bilinçli olarak tüm duvarlarını baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplama yaparlar.

KIRMIZI

Kırmızı, iştah açar. Dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, McDonald’s, Ülker, Burger King. Bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. ‘Peki boğalar niye kırmızı renge saldırıyor?’cevabı ise ilginç; maymunların dışında, araştırılan hayvanların hemen hepsi siyah-beyaz görmektedir. Yani boğalar da renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırırlar.

YEİİL

Yeşil, güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batı’da büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir.

Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiatı en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en çok tercih edilen renktir.

SİYAH

Siyah, gücü ve tutkuyu temsil eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve Batı’da siyah, matemi simgelerken Japonya’da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein’in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

MAVİ

Freud, maviyi sakin diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır.

Sakinleştirici bir renktir, Batı’da bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır. Uluslararası toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takım elbise giyerler.

Dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Aynı şekilde Bill Clinton, büyük jüriye ifade vermesinden önce mavi kravat takarak, altın bronz karışımı bir şekil ve rengi kullandığını hatırlayın. Daha çok altını ve parayı çağrıştırır çünkü.

MOR

Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinçaltında korkuttuğu tespit edilen bir renk.

PEMBE

Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler. İngiltere’de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giydiği bilinir.

SARI

Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye.

Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. ‘Ürün geçici, lütfen geri getirin’ demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir) Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler. Türkiye’de sarıyı logosunda baskın bir renk olarak kullanan tek banka, devlet bankası Vakıfbank’tır.

BEYAZ

Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden üzerinde fazla şaibeler olanların, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelerinde yarar var. Beyaz elbiseler, sizin temiz olduğunuz imajını verir.

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüz ve zevksiz giyiniş, eşya.

Yabancı Kelime

Fr. sadique

ruh b. elezer

1. Başkalarına acı çektirerek cinsel doyum sağlayan (kimse). 2. Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse).

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Marquis de Sade’ın adından). Başkasına eziyet etmekten zevk duymak şeklinde kendisini gösteren sapıklık.

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Slftlik, berraklık. 2. Endişesizlik, rahat, huzur, eğlence: Safi sürmek, zevk ve saflsına bakmak. Safi geldiniz (doğrusu: safi getirdiniz) = Hoşgeldlniz. Safi bulduk = Hoşbulduk. Safly-ı hatırla = Memnuniyet ve sevinçle. Gecesaftsı = Gece açılıp gündüz kapanan bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sahb» dan if.) (mü. sâhibe) (c. ashâb). Bir mal, mülk vs.’nin mâliki: Ev sahibi, bu koyunların sahibi kimdir? 2. Sahiplik sıfatı taşıyan. 3. Bir şeyi temsil eden: İmtiyaz sahibi. 4. Bir şeyi yapıp vücuda getiren. Fâil, müellif: Gülistân sahibi Şeyh SAdî. 5. Koruyan, himaye eden. Bir kimseye sahip çıkmak = Himaye etmek, tarafını tutmak. Sahip çıkmak = Sahibi olduğunu iddia etmek. Sihib-i hâne = Bir evin efendisi, ev sahibi. Sâhibe-i hâne = Evin hanımı. Söz sahibi = Nüfuzlu, sözü geçer. Tabiat sahibi = Zevk sahibi. Sâhib-kırân = Cihangir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tat, lezzet, çeşni; koku, rayiha; hassa; f., of ile tadı olmak, lezzeti olmak; çeşni vermek; lezzet vermek; kokusu olmak; zevk almak, tadına varmak. savorless s. tatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) değersiz, adi zevksiz.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. 2.Eğlence, zevk, neşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفاحت] sefihlik, zevk ve eğlence düşkünlüğü.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sonunu düşünmeyerek lüzumsuz yere malını israf etme. 2. Zevk ve eğlenceye düşkünlük, süs, zevk ve eğlence yolunda isrâf.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sefihe). Malını zevk ve eğlencede, hovardalıkta yiyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفيه] zevk ve eğlence düşkünü.

Genel Bilgi

MARİFETNAMEDEN

• Başın üst kısmının seğirmesi: İyi bir makam ve mevkiden haber verir.

• Başın ön tarafının seğirmesi: İyi bir devlet bulmaya işarettir.

• Başın yan tarafının seğirmesi: Sağı ve solu hayırlı eyler.

• Alnın seğirmesi: Sağda ise eğlence – Solda ise habere işarettir.

• Kaşın seğirmesinden: Sağ ve sol her yer dostlukla dolar.

• Kaşın ortası seğirirse: Sağı zevk – solu kederdir.

• Dil seğirirse: sağı hüzün – solu coşkunluktur.

• Gözün dışı seğirirse: Sağda kötüleme – Solda ziynettir.

• Gözbebeğinin seğirmesi: sağ gözde olursa sıkıntı - solda sevinçtir.

• Göz kuyruğunun seğirmesinde: sağ göz için sevinç - solda maldır.

• Gözün altı seğirirse: Sağdaki iyiliğe – soldaki mevkiye alamettir.

• Yanağın seğirmesi: sağda olursa hayır – solda olursa mala işarettir.

• Burundaki seğirme: sağ tarafta kahır – sol taraftaki mevkiye alamettir.

• Dudağın üst kısmındaki seğirme: Sağda olursa rızık – solda şenliktir.

• Dudağın uç kısmının seğirmesi: Sağda zarar – solda esenliktir.

• Dudak altının seğirmesi: Sağda ve solda daima güzellik alametidir.

• Seğiren çene: Sağda eğlence – solda güzellik işaretidir.

• Kulağın seğirmesi: Sağda ve solda güzel habere işarettir.

• Boğazın seğirmesi: sağda mala – solda üzüntüye işarettir.

• Arka omuzların seğirmesi: Sağda üzün – solda keder alametidir.

• Kol pazularının seğirmesi: Sağda olursa rızık – solda olursa mala çıkar.

• Bilek seğirirse: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Kolların seğirmesi: Sağda kötüleme – solda ayıptır.

• Elin bilekleri seğirirse: Sağda mala – solda meşakkate delildir.

• Elin sırtı seğirirse: Sağdaki üzüntüye soldaki şerefe alamettir.

• Avucun seğirmesi: Her ikisinde de rızık ve mala işarettir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda yük – solda üzüntüdür.

• Şahadet parmağı titreyip seğirirse: Sağ ve solda yeni sebeplere çıkar.

• Ortak parmak seğirirse: Sağda olursa üzüntü – solda olursa neşedir.

• Serçe parmak seğirirse: Sağda makam – solda gam işaretidir.

• Yüzük parmağının seğirmesi: Sağda mal – solda hayır.

• Göğüs seğirmesi: Sağda hüzün – solda sevinç olur.

• Meme seğirmesi: Sağda makam – solda sevinç işarettir.

• Karnın seğirmesi: Sağda kavuşma – solda neşedir.

• Göbek seğirmesi: Sağda üzüntü – solda esenliktir.

• Böğür seğirmesi: Sağda mevki – solda rızık alametidir.

• Oyluğun seğirmesi: Sağda güzellik - solda oğul işarettir.

• Kasık seğirmesi: Sağda olursa cima – solda yolculuktur.

• Husyelerin seğirmesi: Sağda çocuk doğumuna – solda kedere işarettir.

• Makatın seğirmesi: Sağda mal – solda yola işarettir.

• Baldır seğirmesi: Sağda olursa eğlence – solda yolculuk işaretidir.

• Diz seğirmesi: Sağda üzüntü – solda sevinç alametidir.

• Diz altı seğirmesi: Sağda yola – solda kedere çıkar.

• Bacak seğirmesinden: Sağda mal – solda mevki görünür.

• Sırtın ortasının seğirmesi: Sağda yol – solda erzak işaretidir.

• Karın arkasının seğirmesi: Sağda mal – solda ayrılık alametidir.

• Topuğun seğirmesi: Sağda mal – solda yolculuk alametidir.

• Ayak arkasının seğirmesi: sağda hüzün – solda esenliğe çıkar.

• Elin kemiği seğirmesi: Sağda yolculuk – solda mal demektir.

• Avuç seğirirse: Sağda yola - solda şeref kazanmaya delildir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda mal – solda murada çıkar.

• İkinci parmak seğirmesi: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Ortak parmaklar seğirirse: Sağda ve solda çekişmeye sebep olur.

• Yüzük parmağı seğirirse: Sağda çekişme – solda sevinç vardır.

• Küçük parmak seğirirse: Sağda ve solda rızık ve mal demektir.

Eğer bir yerin seğirirse bak ve bu söylediklerimizi hatırla ve şüpheye düşmeden inan.

Bir damar yerinden oynuyorsa onu hareket ettiren mutlaka ALLAHU Tealadır.

Damarın sana vermek istediği işareti anla ve arkasından gelecek olanı bekle.

Erzurumlu İbrahim HAKKI Hazretleri (Kuddise Sirruh)

Türkçe Sözlük

(i. F. «zevk ve eğlence») (musiki). Türk Musikisi’nde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Sağlık Bilgisi

Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yonca, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam yonca konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baharatlı, bahar gibi güzel kokulu; tadı tuzu yerinde olan, çeşnili; hoş, zevkli; açık saçık (hikaye); cazip, çekici. spicily z. baharatla. spiciness i. baharatlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkasının zevklerini bozan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng), (argo) kuvvetli bira; zevk, canlılık.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Önüne katıp götürmek, koyunları sürmek. 2. Kovalamak, takip etmek: Avı sürmek. 3. Kovmak, uzaklaştırmak: Memleketten sürüldü, 4. Yürütmek, ileri götürmek, kullanmak: Araba sürmek, sapan sürmek, çift sürmek. 5. (Toprağı) işlemek, çift ve sapan kullanmak: Tarlayı sürmek. 6. Geçirmek: Hüküm, zevk, ömür, safâ sürmek 7. Revaç kazandırıp satmak, geçirmek, sarfetmek. Kalp para sürmek. 8. İtmek, yuvarlatmak, öteye iletmek: Şu mangalı beriye sür.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lüks ve zevk düşkünü kimse. sybaritic(al) s. lüks ve zevk düşkünlüğüne ait.

Türkçe Sözlük

(TABİAT) (i. A.) (c. tabâyî). 1. Kâinat: Tabiatın sırlarını anlamaya çalışmak. 2. Kâinat düzeni: Tabiatın icabı 3. 3. Yaradılış, hilkat, karakter, mizaç, cevher: İnsanın tabiatı iyi, kötü olmak. 4. Huy, Adet: Çabuk yürümek tabiatıdır. 5. Merak, zevk, incelik: O adamda tabiat yoktur. Hüsn-i tabîat = Osm. zevk-i selîm. Tabiat etmek, edinmek = Alışmak, Adet etmek. Tabiat sahibi, ehl-i tabîat = Anlayış, incelik sahibi. Tabiatiyie = Kendiliğinden, zaten (Ar. terkiplerde «tabîa» şeklinde geçer): MSverl’ö’t-tabîa, mâfevku’t-tabîa = Tabiat ötesi. Ar. M£taphysique.

Türkçe Sözlük

(i.). Zevk sahibi.

Türkçe Sözlük

(i.). Güzeli çirkinden ayıramıyan, zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .tatmak, tadına bakmak, çeşnisine bakmak; denemek; tadı olmak. taste blood galip gelmekten büyük bir zevk almak. taste of tatmak, görmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lezzet, tat, çeşni; tat alma duyusu; uyum; üslûp; az miktarda şey; yudumluk, tadımlık miktar; tatma a taste for hoşlanma, hazzetme, beğeni, zevk. in good taste uygun .in bad taste uygunsuz. leave a bad taste kötü etki bırakmak. out of taste zevk

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyumlu, zarif. taste fully z. zevkle. tastefulness i. zevk; zevklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatssız, yavan; zevksiz; uygunsuz. tastelessly z. tatsızca. tastelessness i. tatsızlık; uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı, lezzetli, çeşnili, zevkli, zevke uygun .

Türkçe Sözlük

(i.) (vokal gelince sondaki «t» «d» olur.). 1. Lezzet, ağızla alınan duygu, zevk: Ağzımda hiç tat yoktur, ağzımın tadı kaçmış. 2. Tatlılık: Bu helvanın tadı noksan. Ağız tadıyla yemek = Lezzetini duymak. Tadını almak = Dadanmak, lezzetini almak. Tadı damakta kalmak = Çok lezzetli görünmek, lezzeti unutulmamak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin lezzetini duyma, zevk. 2. Deneme, tecrübe. 3. Çekme, tutulmuş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz ve cafcaflı, bayağı, zevksiz.

Türkçe Sözlük

(i. A. «lezzet» ten) (c. telezzüzât). Lezzet duyma, hazzetme, zevkle gitme: Kaba şakalardan ancak terbiyesiz adamlar telezzüz eder.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turizm; zevk için yapılan geziler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askeri vasıta; kendinden geçme, zevk ve heyecandan çılgın hale gelme; nakil, münakalat, taşınma, yerden yere götürme; sürgün olmuş kimse. Ministry of Transport Ulaştırma Bakanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınımsı giyinmekten zevk alan erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. davranmak, muamele etmek; kimyevi bir tesire maruz bırakmak; tahlil etmek; tedavi etmek; konu etmek; işlemden geçirmek; ikram etmek; anlaşma koşullarını görüşmek; i. zevk, zevk veren şey; ikram. treat of bahsetmek. treat some thing as a joke iş

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zevk için seyahate çıkan kimse.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zevk için yapılan seyahatler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zevksiz, cazip olmayan, nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş olmayan, zevk vermeyen.

Türkçe Sözlük

(f.). T. Gitmek, yetişmek, Osm. vusûl bulmak: Acaba şehre vardılar mı? 2. Tutmak, Osm. bâliğ olmak: Bu masraf yüz liraya vardı. 3. Neticelenmek: Bu iş neye varacak? 4. Yanaşmak, Osm. takarrüb etmek, müracaat etmek: Yanına, eteğine vardı. 5. Anlamak, Osm. fehmetmek: Farkına, içyüzüne, hakikatine vardı. 6. Dalmak, kendini vermek: Uykuya, zevke vardı. 7. Kıymak, cür’et etmek, acımamak, çekinmemek: O sözü söylemeye nasıl ağzı varıyor? Aşağı varmak — Eksilmek. Ere varmak = Kocaya varmak, (kız) evlenmek. El varmamak = Gönül istememek. Üstüne varmak = 1. Zorlamak. 2. Birdenbire gelivermek. Fenaya varmak = Neticesi fena olmak. Kocaya varmak = (kız) Evlenmek. Var, haydi git = Var bildiğini yap. Varsın = Bırak, ko: Varsın desin. Vararak, vara vara = Git gide.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şehvet veya zevk düşkünlüğüne ait; i. şehvetperest kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvetli; sefahate düşkün; duysal, hissi; zevki seven, zevke düşkün, tenperver. voluptuously z. şehvetli bir şekilde. voluptuousness i. şehvete düşkünlük.

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir.

Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına ‘yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma’ şeklinde öğretirler.

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı 1 atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç 1 atmosfer daha artar. 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışında kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkılmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına “yüzeye gelen en küçük hava kabarcığından daha hızlı çıkma” şeklinde öğretirler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. zevk veya sefahat düşkünü; şehvet düşkünü; avare dolaşan; sebepsiz; kötü niyetli; ahlâksız, ahlâksızlık düşkünü; aklına eseni yapan, önünü arkasını düşünmeyen; i. şehvet düşkünü kimse; ahlaksız kimse; kayıt altına girmeyen kimse; f. kendi

Türkçe Sözlük

(i.). Ölen bir kimsenin ardından zevk ve eğlenceden kaçınmak ve karalar giymek gibi takınılan hâl, mâtem: Yas tutmak, yası vardır.

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «zevk» ten if.) (mü. zâika). Tadan, lezzet duyan. Kuwe-1 zâika = Lezzet duymak hassası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tat, lezzet, çeşni veren şey ; zevk, hoşlanma, haz. zestful s. zevkli, heyecanlı, lezzetli.

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Tatma, tât, lezzet: O meyvenin zevki nasıldır? 2. Hoşlanma, lezzet duyma, Osm. mütelezziz olma, haz, mahzûziyyet: Şu bina, şu söz, şu beyit, şu yazı zevkime gitti. Bunda ne zevk vardır? Bunun bir zevki var mıdır? 3. İyiyi kötüden farketmek, ayırmak kabiliyet ve iktidarı: O adamda Allah için zevk vardır. 4. Eğlence, cünbü}, sof d: Son zerkin e bak, o herif zevkimizi bozdu, zevk ve sefasıyle meşgul adam, zevk etmek. Zevkine bakmak = Zevk ve safâsıyle meşgul olup işe karışmamak. Zevkini çıkarmak = Hakkıyla sâfâsını sürmek: Oranın zevkini o çıkardı. Zevki çıkmak = Hakkıyla’ Safâsı sürülmek, lezzeti duyulmak: Gezmenin böyle zevki çıkmaz. Zevke gitmek = Hoşa gitmek, memnuniyyet sebebi olmak, beğenilmek: Bu söz zevkime gitti. Zevkine mecbur = Zevk ve safâya düşkün.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bang. delectation. delight. enjoyment. fancy. good taste. gratification. gusto. indulgence. kick. like. liking. luxury. meat. pleasure. relish. savor. savour. sweet. taste. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. enjoyment. fun. gusto. indulgence. joy. kick. pleasure. relish. taste. treat. zest. flavour. appreciation. good taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. enjoyment. fun. pleasure. delectation. good taste. discrimination. liking. gustation. gratification. hedonism. life. lyrical. palate. relish. scene. treat. zest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذوق] beğeni, hoşlanma. 2.tat.

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Zevk veren.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Zevk arayan.

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zevk = lezzet, Fars. yâften = bulmak). Lezzet bulan, zevk alan: O adam böyle şeylerden zevkyâb olur.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Zevk bakımından, zevkçe. 2.Zevk yoluyla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ذوق بخش] zevk veren.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zevk ve eğlenceyle alâkalı

Türkçe Sözlük

(f.). Alay ettirmek, alay mevzuu olmak: Herkesi kendisiyle zevklendiriyor.

Türkçe Sözlük

(f.). Eğlenmek, alay etmek: Siz benimle zevkleniyor musunuz?

Türkçe Sözlük

(i.). Zevksiz olma hâli.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Genel Bilgi

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.

Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.