Zevki Yyat ne demek? | Zevki Yyat anlamı nedir? | Zevki Yyat

Zevki Yyat anlamı nedir?

Zevki Yyat ne demek?

Zevki Yyat anlamı nedir?

Zevki Yyat | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zevk ve eğlenceyle alâkalı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine ait bahis ve mütalaalar: Ahlâkıyyatla uğraşan bilginlerdendir. (Ahlâkî ve ahlâkıyyât kelimeleri Arapça’da yoktur, galattır, Osmanlılar’ca yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arabiyyet). (bk.) Arabiyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقيات] arkeoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطيات] bağışlar, ihsanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ayn). Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mantık). Delil ve ispata muhtaç olmayacak görünüşte açık ve anlaşılan şeyler, umûr-ı bedîhîyye: Be dîhiyyâta karşı söz söylemek abestir

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Estetik ilmi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بليات] belalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریات] antropoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيات] cemiyetler, dernekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekten çalışılacak işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cüz’İ’nin c.

1.Ehemmiyetsiz, değersiz, ufak tefek şeyler.

2.Mânâsı düşünüldüğü zaman zihinde ortaklık kabul etmeyen şeyler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزئيات] küçük şeyler, önemsiz şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «evvel» den imen.). Bir iş veya hâdisenin başlan, ilk kısmı, asıl madde veya vak’alardan önce ortaya çıkan alâmetler. Ar. mebâdî, mukaddemât: Bu işin evveliyyâtı vardır; evveliyyâtını bilmedikçe işi anlıyamazsınız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوليات] daha öncesi, eski durumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Doğru gerçek olmayıp farz ve takdir esasına dayanan şeyler: Faraziyatla uğraşıyor. Faraziyât-ı gayri mümkine = Gerçekleşmesi imkânsız düşünce ve fikirler. Fr. utopies.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fars edebiyatı, Farsça kaideleri, şiir vs. Fârisiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Astronomiyle alâkalı bilgiler: Felekiyyâtla uğraşmak; felekiyyâttan bahseden bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلکيات] astronomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Felsefe ile alâkalı fikir ve düşünceler. Filozofların fikir ve görüşleri: Felsefiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teknoloji.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فنيات] teknoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکریات] düşünce ile ilgili çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FİİLİYYAT) (i. A. c.) Fiilen ve gerçekten yapılan şeyler, vücuda getirilen işler, düşüncede ve sözde kalan niyet ve tasavvurlardan veya hayalî, farazî işlerden olmayıp meydanada görülen işler: Ben adamın sözlerine kulak asmam, fiiliyatına bakarım. Fiiliyatı görüldü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فعليات] eyleme dökülen işler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zinaya ait, meşru olmayan cinsî münasebete ait durumlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.). Fars dili ve edebiyatı: Fürsiyyât ile çok uğraşmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gazeller. Gazelliyyât-ı Fuzûlî = Fuzûlî’nin gazelleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزليات] gazeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hads.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gizli işler, sırlar: Hafiyyât-ı umOr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفيات] gizli şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kazmaya ait işler, toprak işleri, eski eserleri toprak altından çıkarmak için yapılan kazılar: Arkeologlar hafriyyât yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حفریات] kazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamâset anlatan şiirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Sanki sözün boş yerlerini doldurmaya mahsus «şey» ve «şu» gibi fazla ve lüzumsuz kelimeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطائيات] hatalar, yanlışlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Havâİ şeyler ve sözler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حياتيات] biyoloji, yaşambilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayta ten imüb.). Dikişçi, terzi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خياط] terzi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mizaha ait şiir, hikâye veya sözler: Hezliyyâtı çok sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hicviyye). Hiciv şiirleri ve bunları toplayan şiir dergisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Felsefeye ait bilgece sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tatlı yemekler ve şekerlemeler, tatlı şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûsî). Husûsî hayata ait şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Başlangıçlar. Başlangıçta olanlara öğretilen bilgiler ve bu bilgilere Ait kitaplar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). insan topluluklarının yaşayışını, bu toplulukları idare eden nizamları inceleyen ilim. Sosyoloji, Fr. sociologie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعيات] sosyoloji, toplumbilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyolog, toplumbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Mübalağalı sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihsâ). İstatistik, Fr. statistique.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائيات] istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). İktisat ilmi veya iktisada alt şeyler, ekonomi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیات] ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLAHİYYAT) (i. A. e.).

1.Felsefenin ulûhlyetten ve Tanrı’ya ait meselelerden bahseden kısmı.

2.Dint ilimlerin bütünü, Fr. tiologle (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur): llâhiyât Fakültesi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهيات] tanrıbilim, teoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. isnâd). I. İsnatla alâkalı fikirler.

2.İsnatla alâkalı şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Beni İsrâil kitaplarında hurafe kabilinden, mitoloji ile tarihin karışmasından doğmuş hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Güzel kokulu esanslar, yağlar vesair şeyler, esans, losyon, parfüm. Mevâdd-ı ıtriyy» = Kokulu maddeler: Itriyât satıyor, Japon çiçeklerinden yapılan ıtriyât pek makbûldur, ıtriyât kullanmak sünnet-i seniyyedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطریات] kokular, ıtırlar, parfümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قابليات] yetenekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kemmiyet). Kemiyetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Bulunup meydana çıkarılan şeyler: Faydalı keşfiyyât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Çirkin ve kötü işler: O adam kubhiyyâta düşkündür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Tanrı’ya ve meleklere alt işler: Kudsiyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bütün makamları dolaşmak iddiasında bulunan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde pek çok makamı içine alan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. külliyye bu mânâda kullanılmaz).

1.Bir işin teferruatı olmaksızın toptan olan kısım ve ciheti: O, işin külliyâtı ile meşguldur, teferruata girişemez.

2.Bir yazarın ve şairin bütün eserlerini veya bütünüyle bir mevzuu içine alan seri, Lat. corpus: Külliyyât-ı SAdî, külliyyât-ı Zİyâ Paşa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Boş sözler, saçmasapan şeyler: Lağviyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ya benzetilerek uydurulmuş bir sözdür). Boş lakırdılar, saçma-sapan sözler, Ar. türrehât, hezeyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.).

1.İlm-i ledün.

2.mec. Bir işin gizli cihetleri: Siz işin ledünniyyâtına vâkıf değilsiniz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Oyunlar, eğlenceler.

2.Mânâsız şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Levsler, kirli, pis şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dil ilmi, Fr. linguistique.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لسانيات] dilbilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (sonradan yapılmış bir Arapça kelimedir). Oyuna alt eğlenceler, tiyatro, canbaz, hokkabaz vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Madene ait maden sayılan şeyler, gelişmesi olmayan cisimler, Ar. cemâdât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدنيات] madencilik bilimi, mineraloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Geometrinin mahrut (koni) şekillerinden bahseden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mânevi). Mânevi hususlar, (bk.) MAnevi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدحيات] övgüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şeriatte nehiy ve yasak edilmiş şeyler: Menhiyyâttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gözle görünür şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mesnevi çeşidinden şiirler: Dİvânından başka bir hayli mesneviyyâtı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Bir tarafa olan sevgi, istek ve meyil: Meyliyyât-ı nefsâniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزیات] meziyetler, üstünlükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.), iddiâlar, haksız yere dava olunan şeyler, esassız ve asılsız faziletler, haksız istekler: Bu adamın da ne çok müddeayyâtı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (doğrusu «muhteveyât» olsa gerektir).

1.Yazılmış bir şeyin hâvi olduğu, ihtivâ ettiği, içine aldığı bahisler, mündericât, içindekiler: O kitabın, mektubun muhteviyyâtı neden ibarettir?

2.Bir kabın ve zarfın içinde bulunan şeyler: Bu sandığın muhteviyyâtı nedir?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Eziyet veren ve rahatsız eden şeyler ve hayvancıklar: Kışın soğuğuna karşılık yazın da birçok mûziyâlı vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریات] teoriler, nazariyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. niyyet). Niyetler. (bk.) Niyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفيات] gelenekle ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Resmi işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Matematiğe lit ilimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روحيات] psikoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şahsa ait sözler veya işler, bir insanın yalnız şahsını ilgilendirmesi icab eden taraflarına yöneltilmiş sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şark» den).

1.Doğu dili, tarihi ve edebiyatlarıyla uğraşan ilim kollarına toplu olarak verilen bir ad.

2.«Şarkı» kelimesinin Ar. kaide ile yapılmış cemi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.). Şathiyyeler. (bk.) Şatıh, şathiyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شطحيات] ince anlamlı ve eğlendirici manzume.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ses bilgisi, fonetik, Fr. phonâtique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Yanlışlar, yanlışlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهویات] yanlışlıklar. 2.yanılgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şekil bilgisi. Fr. morphologie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. tıp). Hasta koğuşları, hastaya bakılan yerler, klinikler. Sertriyylt-ı dâhiliyye = iç hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şerîate uygun ve tâbî işler: Şer’iyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Asker, erzak ve askerî mühimmât sevkı işleri: Sevkıyyât-ı askeriyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şifihî olan, ağızdan alınan sözlü ifadeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Diplomasi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçak ve aşağılık şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fizik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيعيات] doğa bilimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tahiyye). (bk.) Tahiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kendi başlarina beslenmeyip başkalarının köklerinden veya kanlarından beslenen bitki ve hayvanlar. Tufeyliyyât-ı nebâtiyye = Piç sürgünler, urlar ve mantarlar gibi. Tufeyliyyât-ı hayvâniyye = Bit vesaire gibi, diğer canlıların kanını emerek yaşayan böcekler; parazitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahırete ait işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ulvî şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vefat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Gerçekte var olmaksızın tasavvur olunan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kesin olarak bilinen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Dış görünüşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضروریات] zorunluluklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zât ve şahsa ait şeyler (şahsiyat gibi): Zâtiyyâtla uğraşmak İyi şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zevk ve eğlenceyle alâkalı

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zürriyyet). Zürriyetler, nesiller, (bk.) Zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذریات] soylar, zürriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by