Zik ne demek? | Zik anlamı nedir? | Zik

Zik anlamı nedir?

Zik ne demek?

Zik anlamı nedir?

Zik | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضيق] darlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. analgésique

tıp ağrı kesici

Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren (ilaç vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dindar, sofu.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. astrophysique

gök. b. yıldız fiziği

Yıldızların ışığını inceleyen, fizik yapılarını araştıran bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتی الذکر] aşağıda zikredilecek olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AZUK (i.).

1.Yiyecek, yiyinti, yemek, kuvvet, gıda.

2.Zahire, rızk, Ar. mekûlât, yiyecekler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (k kalın okunur). Hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provisions. food. bait. viaticum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yemek, gıdalanmak, tagaddi etmek.

2.Zahire tedarik etmek, kuvvet edinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhtaçlara yiyecek veren, aç doyuran, ikram eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fransızca: Bezique). Bir nevi kâğıt oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bezique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bezique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. aslı: bilek yüzüğü).

1.Kadınların süs olarak bileklerine taktıkları halka ki altın, gümüş, elmaslı veya sırçadan olur.

2.Kuyunun ağzına konulan yekpâre delikli taş, taş halka.

3.Topun kalın çenberi. Ayak bileziği = Arap kadınlarının ayaklarına taktıkları halka. Ar. halhâl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracelet. bangle. wristlet. collet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bangle. bracelet. metal ring. bush. collar. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracelet. metal ring. handcuffs. collar. thimble. heel ring. annulus. nipple. husk. hoop. retaining ring. clamp. collet. muff. bangle. charm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Galatı: mızıkçı). Oyunda hile yapan, hilebâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Sıkılmak, darlıkta bulunmak.

2.Müzevirlikte bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuyruk yağının kıkırdağı.

2.Cızlayan, hisseden, hassas.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmiş, çizmekten hasıl olan iz, hat, yol: Bu aynanın bir çiziği var. Sudanlılarin yanaklarındaki çizikler. Çizik çizik = Yol yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. scar. scrape. dint. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. mark. scrape. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. line. mark. bruise. clink. nip. rent. gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Baştan savma, üstünkörü bir şekilde yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rasgele yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic / synthetic music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. emizmek’ten).

1.Çocuğun ağzına alıp emdiği memenin tepesi, düğmesi. Ar. halme.

2.Meme yerine, çocuklara süt vermek için kullanılan ağzı meme ucu şeklinde lâstikli şişe: Sütnine kahrını çekmeden ise çocuğu emzikle beslemek daha iyidir.

3.Çocukların su içmesine mahsus küçük ibrik lülesi. 4.Yeni doğan çocuklara tülbend içine sarılı olarak emdirilen şekerli badem ezmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifier. nipple. comforter. teat. cigarette holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dummy. pacifier. teat. nipple. spout. narghile. cigarette holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spout. pacifier. comforter. feeding bottle. nozzle. teat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Memede çocuğu bulunan, çocuğa meme veren (kadın): Emzikli kadınların iyi beslenmesi şarttır.

2.Lüleli (ibrik veya diğer kab).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezilmiş, basılmış, bozuk: Birtakım ezik portakallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushed. squashed. sheepish. meek. bruise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. bruise. dent. crushed. squashed. contusion. bruised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. crushed. bruised and squashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) (i. A. c.) (m. zukak). Sokaklar, (bk.) Sokak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Eziklerde yapılacak ilk iş; eziğin üzerine buz koymak veya soğuk su ile kompres yapmaktır. Ayrıca; dışarı kan çıkmışsa, önce oksijenli su ile temizlenir. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, ispirto.

Hazırlanışı : 2 su bardağı ispirtoya bir avuç maydanoz koyup iyice ezilir. Ezilen yerin üzerine konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezik olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being crushed. being squashed. bruise. contusion. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of hunger. worry and depression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir disk yerleştirildiğinde sistem otomatik olarak iki ses modundan birini seçer: Müzik Modu, CD kayıttan çalımı için en iyi bas ayarlarına önceden ayarlanmışken Film Modu DVD filmi kayıttan çalması için idealdir. Film / Müzik Modu, diğer karmaşık ses ayarlamalarınızı kolaylaştırarak müzik ve filmlerinizi hayata geçirir

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Cisimlerin hususiyetleri İle kimyevî değişikliğe uğratmaksızın hal veya hareketlerini değiştirme esasları üzerinde çalışan ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.İnsan vücudu ile alâkalı: Kültür fizik = Vücudu kuvvetlendirmeye, zindeleştirmeye hattâ bazı hafif sakatlıkları düzeltmeye yarayan hareketler, beden eğitimi. 2.Bir şahsın fizyonomisi, dış görünüşü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fizikle alâkalı (nisbet bildirmek için Arapça ekle yapılan «fizikî» sözü ile aynı mânâyı ifade etmek için uydurulan «fiziksel» sözü yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physics. physical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physics. physique. physics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physics. physical. physical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fizik bilgini veya öğretmeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physicist. physics teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Varlıkların duyum dışı sayılan temellerini araştıran felsefe dalı. (bk.) Metafizik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. somatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAFIZ-I KÜTÜB) (i. A.). Eskiden kütüphanelerdeki kitapların bakım ve korunmasını sağlayan kimse, kütüphane memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazâkat» ten if.) (mü. hâzıka) (c. huzzak). Mahir, maharetli, ilim veya san’atında, bilhassa tıpta vukuf ve malûmatı tam olan: Tabîb-i hâzık, huzzâk-ı etibbâdan = Tabiblerin en mahirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاذق] usta, yetenekli, ehil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. F.) (yanlış tâbir). Hazâkatle, mahirâne. Doktorum pek hâzikane ameliyat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics. geophysics yerfiziği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir yere kakılmak üzere ucu kazılıp sivriltilmiş odun, Ar. veted: Kazık kakmak, kazığa bağlamak.

2.Suyun içinde veya batak ve çürük toprakta bina temeline dayanak olmak üzere sıra ile yere sokulan direklerin her biri: Kazık üzerine bina etmek.

3.Vaktiyle idam için kullanılan şiş ki, suçlunun kıçından sokup başından çıkarırlardı: Kazığa vurmak.

4.mec. Hile, hud’a, dubara, zarar verme: Kazıklamak, kazık atmak.

5.Kazık gibi dimdik şey, donmuş şey: Kazık kesildi, (astronomi) Demirkazık = Küçük Ayı’nın ucundaki sabit kutup yıldızı, arzın kutbu karşısında olduğundan, daima bir yerde gözükür. Sağlamkazık = Delil, güvenilecek, itimat olunacak şey. Kazık kakmak = Yerleşip kalmak. İpten, kazıktan kurtulmuş = CAnî, katil, idama lâyık. Kazık kök — Kazık gibi aşağıya giden bitki kökü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stake. pale. post. picket. ramp. deceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. con. extortionate. picket. pile. post. pricey. ramp. stake. trick. pale. swindle. rip-off. exorbitant. dear. costly. too expensive. pricy. hard. difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. stake. pile. trick. swindle. unreasonably expensive. outrageously high. highway robbery. fraudulent overcharge. overreaching. pale. bad pennyworth. picket. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outrageously expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hilekâr, dubaracı, aldatarak zarar veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. who sells goods at outrageous prices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kazığa vurmak, kazık cesasıyle idam etmek.

2.mec. Alışverişte aldatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do smb. brown. take for a ride. cheat. overcharge. skin. bunco. chisel. clip. fleece. fob. fob smb. off. gouge. have smb. on. jew. nick. put it on. put it over on. rook. sell. soak. sting. stuff smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bamboozle. cheat. con. do. dupe. fleece. fob. foist. fox. overcharge. soak. to stake off. to stake out. to deceive. to cheat. to have on. to do. to con. to overcharge. to soak. to screw. to fleece. to rip sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enclose with palings. to impale. to swindle. to cheat. mulct. rip off. rook. sell. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kazığa oturtulmak.

2.mec. Alışverişte aldatılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay through the nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cheated. stuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp) (kazıklı humma teriminde geçer). Kazıklı humma (tetanos) = Kasların sürekli ve ağrılı kasılmalarıyla kendini gösteren ateşli, çok tehlikeli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having or made of stakes. poles or piles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetanus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical-fitness exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûk» tan if.) (mü. lâzıka). Yapışan, yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zayaka» dan im.). Dar yer, sıkıntılı yer, Fars. tengnâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fizikötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métaphysique

fel. doğa ötesi

Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transcendental. metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military band. harmonica. brass band bando. mouth organ armonika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brass band. harmonica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.) (musiki). Askeri orkestra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. F.) (musiki). 1826’da kurulan ve konservatuar mahiyeti de taşıyan Türk imparatorluk orkestra ve icrâ hey’eti teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Yersiz bahaneler bularakbir oyunu, bir işi bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreliable. unpredictable. poor sport. spoilsport. killjoy. wet blanket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who wants to quit as soon as things start going against him. sb who won't play the game. spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mızıklanma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not playing the game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quit as soon as things start going against him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi, bir oyunu bozmak için sudan bahaneler çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıZk» dan İf.) («tâife-i mürtezıka» dan kısaltılmış). Vaktiyle ulûfe alanlara verilen isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. ‘«zıyk» dan if.) (mU. muztka). Sıkan, darlaştıran, sıkıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., Y.’dan). Musiki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Müzik Kutusu, doğrudan Sony HDD/DVD kaydedicinizden dijital müziğe erişmenizi ve bu müziği dinlemenizi sağlar. Kullanımı kolay grafik kullanıcı arayüzünden (GUI) sevdiğiniz müziği seçerek, sürekli CD değiştirmek zorunda kalmadan tüm müzik kitaplığınızın keyfini çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof’ sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi (C=do, D=re, E=mi, F=fa, G-sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Tüm programı ya da mevcut parçalara genel bakışı gösterir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mızıka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mızıka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical. musical comedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikiyi duyabilmek kabiliyeti ki, musiki icrâsında teknik kabiliyetin zıddı sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician. teacher of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Çalgılı fantezi oyunlar gösterilen tiyatro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologue

müzik bilimci

Müzik bilimi alanında araştırmalar yapan bilgin veya uzman.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologie

müzik bilimi

Müzik konularını, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki delisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki deliliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music-loving. keen on music. music lover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music lover. musical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: NâZÜK) (i. F.).

1.ince

2.Güzel, zarif, kaba olmayan.

3.Terbiyeli, sözü ve muamelesi düzgün, herkese iltifat ve zarafetle muamele eden: Pek nâzik adamdır. Nâzik-edâ = Tavır ve hâli nâzik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite. courteous. gentle. kind. affable. obliging. delicate. attentive. brittle. civil. civil-spoken. civilized. complaisant. considerate. dainty. debonair. debonaire. decent. distingue. douce. eggshell. exquisite. fair. genteel. gracious. kid-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. brittle. civil. courteous. decent. delicate. diplomatic. fragile. genial. genteel. gentle. graceful. gracious. kind. nice. polite. suave. sugary. tactful. thoughtful. ticklish. tricky. urbane. refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courteous. fragile. polite. of delicate build. delicate which calls for finesse. bland. chivalrous. civil. civilized. considerate. critical. cultivated. dainty. decent. delicate. gallant. gentle. graceful. gracious. kind. mannerly. pol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نازک] ince. 2.kibar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnce, narin. 2.Terbiyeli, saygılı. 3.Güzel zarif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nâzik endamlı, güzel vücutlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naziklikle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازکانه] kibarca, nazikçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. lightly. gently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politely. polite. courteously. courteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become polite. to become courteous. to become delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.incelik, dikkat, nârinlik.

2.Güzellik, letafet, kabalık zıddı.

3.Zarafetle iltifat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politeness. courteousness. polite act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Üçüncü zamana verilen bir ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Üçüncü zamana verilen bir ad.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor?

Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit eder. Saniyede 260 dalga yapan, yani titreşen ses ‘Do’ notasıdır.

Bu şekilde 7 temel nota oluşur. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si. Son notadan sonra, Do’nun titreşim sayısının bir katı kadar titreşimde daha ince bir Do gelir ki, bu iki Do arasına bir oktav denir. İşte bu oktav, gam, akort denilen matematiksel diziler, bir çeşit dizilerek müzik oluşturulur. Ancak tüm bunlar bize, bu matematiksel diziden bihaber, Afrika yerlilerinin, dağ başındaki çobanın enfes müziğini açıklayamaz.

Aslında kültürün müzik ve bundan alınan zevk üzerinde doğrudan ilgisi vardır. Doğu müziğinde yukarıda belirtilen matematik dizilerdeki perdelerin arasında karışık gezinilme, Afrika’da baş döndürücü ritimler, Avrupa’da ise notaların ideal düzeni öne çıkar. Ancak bunlar da, değişik müzik türlerine ilgi duyan bizlerin ve müziğin hoşlanılma nedenini açıklamaya yetmez.

Müzik ve dil yetenekleri birçok yönden birbirine benzemektedir. Bilimciler insanların müzik yeteneği kazanmalarının, konuşmaya başlamaları ile aynı zamanlara denk düştüğünü ileri sürüyorlar. Konuşma yeteneği şüphesiz daha iyi bir iletişim ve yaşama şansı avantajını getirmiştir ama müziğin hangi ihtiyacı karşıladığı hala meçhul.

Bebekler anlamlı kelimelere benzer sesler çıkarmaya başlarken aynı zamanda şarkı söyler gibi mırıldanmaya da başlarlar. Uzun ve karışık cümleler kurmayı becerdikçe, daha uzun ve karışık şarkıları söyleme yetenekleri de artar. Ancak beynin konuşmaya kumanda eden kısmında hasar olan hastaların konuşamamalarına rağmen müzik yeteneklerinin devam ettiği de görülmüştür.

Son zamanlarda, beynimizde müziği algılayan bir alıcı bulunabileceği tezi ileri sürülmektedir. Eğer bir gün bu alıcı bulunsa bile, bunun niçin beynimize konulduğunun sebebi yine anlaşılamayacaktır.

Öğretilme yoluyla bir çeşit dans yapabilen veya dans olarak algılanamayacak hareketleri olan canlıları saymazsak, doğada müzik ve ritim duygusu sadece insanda vardır. Bu özelliğin nedeni ise hala tam olarak açıklanamıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Fosillerin meydana geldiği jeoloji zamanı ve bu zamanla ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rızk» dan if.). Rızık veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رازق] rızık veren Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir üzüm cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Zarara uğrama tehlikesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk. risk risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سابق الذکر] anılan, zikredilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالف الذکر] zikredilen, anılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulosic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Yırtma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترزیق] rızıklandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlevle, her parçanın başlangıcı kısaca çalınarak dinleyicilere kısa bir önizleme sağlanır. Oynatma zamanı, 10, 20 ve 30 saniye arasından seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. a pity. a shame. what a pity!. what a shame!. pity. alas!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. shame. so much the worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. mention. remembrance. recitation of the attributes of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention. mentioning. allusion. mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ezkâr).

1.Anma, hatıra getirme.

2.Ağza alma, ismini söyleme, sözlü veya yazılı olarak ismini belirtme: Bir şairin ismini zikretmeksizin şiirini nakletmemeli; onu, tarihçiler arasında zikretmiş.

3.Beyan, ifade: Onu yukarıda zikrettik, bunun zikri geçmedi. 4.Teşbihle ve muhtelif şekilde Allah’ın isimlerini söyleme, Osm. vird çekme: Her namazdan sonra bir saat zikreder.

5.Övme, iyilikle anma. Ar. medh, senâ, Fars. sitâyiş: Sizin son muharebedeki yararlıklarınızı zikrediyorlardı. Zikr-i cemîl =

1.Övme, övüş, sitâyiş, övülerek ismi anılma: Geçen gün filân yerde zikr-i cemîliniz geçti. 2.Eskiden öğrencilere mükâfat dağıtım sırasında mükâfata hak kazanamayıp da büsbütün mahzun bırakılmaları da istenmeyenlere verilen basıIj bir kâğıt ki, mükâfata hak kazanmaya yaklaştıklarını gösterir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذی قيمت] değerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zakkum demek olup mecaz olarak zekî mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemek (sevilmeyen biri için, yahut birinin yediği şey uygun görülmediği zaman kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذکر] zikir, anma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anılmak, zikredilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Anma, hatırlama. 2.İbret, örnek. 3.Öğüt. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentioning. mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quote. to mention anmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mention. allude. cite. to make mention of. name. set forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Anma ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذی قدرت] güçlü, kudretli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Arka arkaya birbirine ters yönde açılar meydana getiren kırık çizgi. Zikzak yapmak = Sık sık sağa sola yol değiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zigzag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zikzak biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by