Zil ne demek? | Zil anlamı nedir? | Zil

Zil anlamı nedir?

Zil ne demek?

Zil anlamı nedir?

Zil | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan).

1.Parmağa veya defin kasnağına takılan madenî, yuvarlak, yassı levha.

2.Sallanarak veya başka bir düzenle çalınan küçük çan: Zil çalmak, zil ile oynamak. Zilzurna = Pek sarhoş. Zilzil oynamak = Son derece sevinmek. Zil takınmak = Sevinmek. Zil gibi, zil çalmak = Pek boş ve aç: Karnım zil çalıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell. cymbal. doorbell. handbell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell. gong. cymbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell. doorbell. buzzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. avâzil, izâl). Azarlayan, paylayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İnatçı, ıslah kabul etmez, serkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: azl) (i. A.). Bir memuru memuriyetinden çıkarma, izin verme: Azlettiler, azloldu. Türkçe’de mâzûl (Azledilmiş) mânâsiyle sıfat gibi de kullanılır: Bana, bugünden itibaren azilsin dediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. dismissal. removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismiss from office. deposal. dismissal. supersession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزل] görevden alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözü bir şeyden yılmayan, azgın: Azılı haydut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierce. ingrained. unruly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierce. ferocious. wild. savage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. wild. tough and dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «bezel» den if.) (cerrahî). Göğüs ve karnın içinde hasıl olan gaz veya su şişlerinin mahfazasını delmeye mahsus, boru içinde mahfuz bir nevi mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brezilya. Brazil nut Brezilya kestanesi. Brazilian i., s. Brezilyalı; s. Brezilya ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, kızılağaç; bu ağaçtan elde edilen kızıl boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. A.). Baklagiller familyasından olan bazı ağaçların kırmızı renkli boya çıkarılan tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazilian. brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Brasilia.

Nüfus: 158.739.000.

Yüzölçümü: 3.286.470 km2.

Komşuları: Kuzey’de Fransız Guyana’sı, Surinam, Guyana ve Venezuella, Batı’da Kolombiya, Peru, Bolivya, Paraguay ve Arjantin; Güneyde Uruguay.

Önemli Şehirleri: Sao Paulo, Rio de Janerio, Brasilia, Salvador.

Din: %90 Katolik.

Dil: Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Brezilya Demokratik Hareket Partisi.

Tarih: Pedro Alveres Cahrali’n-Portekizli bir gemicidir. 1500’de Brezilya’ya gelen ilk Avrupalı olduğu bilinir. Ülke o zaman çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından mesken tutulmuştur. Bu kabilelerin çok az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve Amazon bölgelerinde yoğunluk kazanırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Portekizli koloniciler beraberinde çok sayıda Afrika kölesini getirerek ülkenin içlerine doğru ilerlediler. Kölelik 1888’e kadar devam etti. Napolyo’nun ordusundan kaçan Portekiz kralı 1808 yılında Brezilya’ya gelip, hükümet koltuğuna oturdu. Ülke bu tarihte,

6.Dom Joavo başkanlığında, bir krallık haline geldi. Portekiz’e dönmesinin ardından oğlu Pedro 7 Eylül 1822’de Brezilya’nın bağımsızlığını ilan etti ve imparator ilan edildi. 2.İmparator olan

2.Dom Pedro 1889’da tahttan indirildi ve Brezilya Birleşik Devletleri ismi altında bir cumhuriyet ilan edildi. 1967’de ülkenin ismi Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Askeri bir cunta 1930’da iktidarı ele geçirdi, cuntanın başında Getulio Nargas vardı. Bu yönetim 1945’te ordu tarafından devrilinceye kadar sürdü. 1945-64 yılları arasında demokratik rejime geçiş yapıldı, bu zaman diliminde başkent Rio’da Janero’dan Brezilyaya taşındı. 1964 yılında devlet başkanı Joao Belchoir Margues Goulart ülkedeki enflasyonu daha da tırmandıran bir takım ekonomi politikaları yerleştirmeye çalıştı fakat ordunun bir isyanıyla görevden uzaklaştırıldı. Daha sonraki 5 başkan da ordudan gelmiştiler. Bunların döneminde ülkede yoğun bir sansür uygulandı, muhalefet bastırıldı ve çok sayıda işkence davası açıldı.

1974 seçimlerinde resmi muhalefet partisi Millet Meclisi’nde daha fazla sandalye kazandı, yoğun biçimde uygulanan sansür biraz olsun yumuşatıldı. 1930’dan beri iş başına gelen hükümetler endüstriyel ve tanımsal büyümeyi, bunun yanında ülkenin iç bölgelerinde gelişmesini amaçlayan politikalar izlediler. Büyük maden yataklarının keşfi, ülkenin büyük kısmında bulunan tarıma elverişli topraklar ve büyük işgücü kapasitesi ile Brezilya 1970’lerde Latin Amerika’nın bir numaralı endüstriyel gücü oldu, tarımsal üretimi yüksek seviyelere ulaştı. Ne var ki, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve enflasyon ciddi ekonomik bunalımlara yol açtı. Brezilya dünyada dış borcu en fazla olan ülkeler arasındadır. 1992 Temmuz’unda ülkenin 44 milyar dolarlık dış borcunun yeniden gözden geçirilmesine karar verildi. 1991’de yapılan nüfus sayımında -50 yılda ilk defa- nüfus artış hızının %2’nin altına düştüğü gözlendi. 1989’da Brezilya, Amazon bölgesi için geniş ölçekli bir çevre programı açıkladı. Bu bir bakıma


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezUden smüş.) (mü. cezîle). Çok, bol. Ar. kesîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmiş, çizgileri olan: Çlzikll, çizili bir ayna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruled. lined. marked. scratched. drawn. delineated. canceled. crossed out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmek işi. (bk.) Çizilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çizgiler ve hatlar peyda etmek, sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalanmak: Bu kâğıt kolay çizilmiyor, bu ayna çizilmiş.

2.Çizgi çekilerek kaydı silinmek: Onun İsmi defterden çizildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be marked / drawn / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dizi halinde sıralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıralanmış, sıralı. Osm. silke çekilmiş: Dizili asker; dizili saksılar, inci. 2.Tertip olunmuş: Dizili sayfalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranged in a line or row. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıralanma, bir sıra teşkil etme. Matbaacılıkta harflerin baskıya hazır olmak üzere tertip edilmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. arranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıralanmak, dizilmek, sıraya konmak, bir sıra teşkil etmek: Yolun üzerinde dizildiler.

2.(harf) basılmak üzere yazı tertip olunmak: Bu kitaptan kaç forma dizildi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range. to be arranged in an order. to be set in type. to be strung. to be lined up. to line up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arranged in an order. to line up. to be set in type. to be strung up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların ve video görüntülerin i.LINK™ ile bağlanmış DV kaynaklarından okunmasını sağlar. Okunan görüntüler, işlenmek üzere çeşitli biçimlerde kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افاضل] seçkin insanlar. 2.bilginler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Efadıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. erzel). Erzeller, reziller, (bk.) Erzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اراذل] reziller, aşağılıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Toz haline, yassı hale getirilmek, dövülmek. Osm. sahk olunmak: Bu boya ezilmeden kullanılmaz.

2.Basılmak, ağır bir şeyin altında kalarak veya sıkışarak yamyassı olmak: Arabanın altında kolu ezilmiş; bu portakallar, kavunlar ezilmiştir.

3.Mağlûp olmak, tahammülü pek zor bir sıkıntı altında perişan olmak: Bu arada o biçare ezildi; dert ve kederden ezilip gitti. Ezilip büzülmek = Maksadını açık söyleyemeyip de sıkılarak konuşacak söz bulamamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be crushed. be put upon. squeeze. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squash. to be crushed. to squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crushed. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowed down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downtrodden. repressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushed. downtrodden. repressed. smashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. fâzıla) (c. füzelâ) (fazl’dan if.).

1.Fazîlet sahibi, ahlâklı, iyi huylu, olgun: Fâzıl adam.

2.İlim ve irfanıyle akranından üstün, ilim sahibi: Fâzıl bir adamdır, fuzelây-ı asrdan (asrın fâzıllarından) bir zât.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاضل] erdemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Faziletli, fazilet sahibi. 2.Erdemli, faik, üstün. - (bkz.Faik, Fadıl).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fazıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fazâil).

1.Değer, kadir, meziyet: Bunda ne fazîlet var anlayamıyorum.

2.Hüner, marifet, ilim, irfan: Fazîleti, fazâili meşhur bir zat.

3.İyi ahlâk, iffet, ismet ve nâmus: insanın itibarı faziletiyle ölçülür, artar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtue. merit. prig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtue. excellence. grace. honour. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فضيلت] erdem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf. 2.Kişiyi, ahlaklı ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. 3.İnsanın yaratılışındaki iyilik, iyi huy, erdem. 4.İyi anlak, iffet. - (bkz.Erdem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Faziletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Fazîlet sever, fazîlet sâhlbi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلتکار] erdemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous erdemli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. virtious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazilet sahibi. (bk.) Fazilet. Yazı dilinde de din adamlarına İstanbul ve Haremeyn pâyelerini haiz olanlarına verilen unvandı: Fazîletlû Mustafa efendi hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلت پرست] erdem yanlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Gazi sıfat ve unvanı: Gaziliği falan muharebede kazanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Herhangi bir kimse gezmek: Bu kılıkla sokakta gezilmez. Gezilme fiili: Kiralık ev bugün iki defa gezildi.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarım teknolojisidir. Infrared destekli iki cihaz arasında veri aktarımı gerçekleştirebilmek için iki cihazın birbirine belli mesafe ve açıda olması gerekir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak bulunmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha ‘uygun olabilirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, kalıtımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yansının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her iki yarısının da bir birinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşitli görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özdeştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki ‘left’ kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan ‘lyft’ kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki ‘right’ ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak olmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha uygun olabailirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, katılımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yarısının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her, iki yarısının da birbirinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşiti görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özleştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki “left” kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan “lyft” kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki “right” ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being excavated / engraved / scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eşilmek, açılmak, Osm. hafrolunmak: Bu toprak zor kazılır, bahçe şimdi kazılmaz, kuyu derin kazılmalı.

2.Oyulmak, hâk ve nakşedilmek: Maden mühür bu taşla kolay kazılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be excavated. to be engraved. to be scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kızıl, pek kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redden. to turn red. glow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızıllık, kızıl renk, Ar. humret, ihmirâr: Bu gülün kırmızılığı; akşamüstü bulutların kırmızılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness. ruddiness. flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kırmızı, el, Ar. ahmer, Fars. sürh: Kızıl elma, kızıl toprak; kızıl boya.

2.Kırmızı olacak derecede ısınmış, kızgın, kor gibi: Kızıl demir.

3.Kızıl renkli saç, sakal, bıyık, tüy, Ar. eşkar: Kızıl sakal.

4.Bir tarz ve cinste pek mübalâğalı, aşırı derecede olan: Kızıl deli. 5.Altın, altından, Ar. müzehheb, Fars. zerrîn:

6.mec. Aşırı solcu, komünist. Kızıl Adalar = İstanbul Adalarının eski bir adı. Kızılbaş =

1.Safevî asker, Fars. sürh-serân.

2.Müfrit Şiî bir zümre. Kızıl hastalık = «Kızıl» denilen bulaşıcı hastalık. Kızılsöğüt = Söğüt ağacının bir cinsi. Kızılşap = Açık eflâtûnî renk. Kızılyaprak = Ağarotu. Kızılyumurta = Paskalya yumurtası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızamığa benzer ve ondan daha şiddetli bulaşıcı bir çocuk hastalığı, iskarlatin («kızıl hastalık» da denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kıldan ip.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz ağrısı ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde scarlatina denir. Nedeni, bademciklere yerleşen bir çeşit mikroptur. Hastalık aniden ortaya çıkan baş ağrısı, titreme, boğaz yanması, bulantı, ve havale ile başlar. Ateş yükselir. Nabız hızlanır ve bademcikler de şişer. Bu belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra, ağız çevresi hariç vücudun diğer yerlerinde kırmızı lekeler belirir. Dilin üstü de beyaz bir tabakayla kaplanır. Bu tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç çileği görünümünü alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer. Bulaşmayı önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları ile görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve sindirilmesi kolay yiyecekler verilir. İyi tedavi edilmezse böbrek iltihabına neden olabilir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 tutam adaçayı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Ilıdıktan sonra gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. rusty. lurid. red. scarlet fever. scarlatina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger. red. redhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarlet fever. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palamutlardan, kerestesi kolay işlenir bir ağaç (Lat. alnus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redwood. alder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yurt içinde ve dışında, deprem, savaş, salgın hastalık, yangın ve su baskını gibi hallerden zarar görenlere her türlü yardımı sağlayan ve bağışlarla yaşayan bir hayır kurumu,Osm. Hilâl-i Ahmer (Kızıl Haç’ın —iran hariç— Müslüman ülkelerde aldığı addır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızımsı, kırmızıya çalar. Kızılcabuğday = Bir cins yumuşak buğday. Kızılca kıyamet = Velvele, büyük patırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kırmızıca, kırmızımsı.

2.Bir çeşit düzgün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reddish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightful row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılcıkgillerin örnek bitkisi. Kızılcık meyvesi, zeytinden küçük, kırmızı ve mayhoş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornelian cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornelian cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cornus): Kızılcıkgiller familyasından; çoğunluğu çalı veya ağaç halinde odunsu ve bir kaçı da otsu karakterde, kışın yaprak döken veya her zaman yeşil bitki cinsidir. Yaprakları sade, uzun veya kısa saplı, genellikle çatallı tüylüdür. Çiçekleri salkım veya şemsiye şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Meyvesi yuvarlaktır. Yurdumuzda yetişen türü sarı çiçekli kızılcıktır. Boyu 7-8 metre kadardır. Çalı şeklinde olanları da vardır. Kış aylarında yapraklarını döker çiçekleri yapraklarından önce açar. Renkleri sarıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. 1-1,5 cm boyundadır. Parlak kırmızı renktedirler. Lezzeti buruktur. Meyveleri şeker, müsilajlı maddeler ihtiva eder. Kabuklarında ise reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardır. Meyveleri yenir veya şurubu yapılır. Kullanıldığı yerler: Meyveleri ishali keser. Kabızlık yapar. Kabukları ateş düşürür. Ağız paslanmasını giderir. Ağız yaralarını geçirir. Şurubu, vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familyaya iri gövdeli ağaçlar girer; yüz kadar cinsi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red indian. indian. american indian. red indian. redskin. amerind. amerindian. injun. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. american indian. red indian. redskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red-skin. an American Indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden Roma’yı hatırlatan bu tâbir, sonraları «Türkçülük ülküsü» mânâsında kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hıristiyan ülkelerde Kızılay karşılığı olan yardım teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sazan familyasından, eti kılçıklı bir balık (Lat. rutllus rutilus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Ikiçeneklilerden, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Serçegillerden, göçmen bir kuş (Lat. phoenicurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kırmızılık, kırmızı renk, Ar. humret. Yangın kızıllığı = Alevin aksi. Kızıliıkotu = Eşekkulağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri kızmak: Böyle şeylere kızılır mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Işık tayfında kırmızının ötesindeki alanda yayılan ve ısı ışınlarından ibaret olup, gözle görülemeyen ışıltı, enfraru).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kızılırmak, güney Azerbaycan’ı 2 defa katederek Gilan’da Hazer denizine dökülen ırmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Açık eflâtun renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden, yol kenarlarında biten bir bitki (Lat. agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menzil). Menziller, duraklar, (bk.) Menzil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منازل] konaklar. 2.aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan im.) (c. menâzil).

1.Konak: Bu yol sekiz menzildir.

2.İki konak arası, bir konak yol, merhale.

3.Oturulan yer, mesken, ikametgâh, ev: Satılık vakıf bir menzil.

4.Eskiden posta tatarı beygirlerinin bulunduğu yer, tatar konağı, posta: Menzil beygiri, menzil ile gitti. 5.Mermilerin katettiği mesafe, atım: Top menzili, tüfek menzili. 6.(astronomi) Ay’ın Arz’ın çevresinde dönerken uğradığı, yani hizalarında bulunduğu yıldız takımlarının her biri. Menâzil-i Kamer = Ay’ın menzilleri. Ser-menzil = Son durak, terminal, (askerlik) Menzil yürüyüşü = Süratli asker yürüyüşü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halting place. range. shot. stage. carry. compass. gunshot. reach. rifle range. rifle shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunshot. range. reach. shot. stage. day's journey. army transport corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post. range. range. overnight stopping place. shooting range. camp. shot. distance. traject. radius. carry. dwelling. compass. reach. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منزل] konak. 2.ev. 3.bir günde gidilebilen yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yol alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yol almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar beygirlerinin durdurulduğu yer, posta konağı: Menzil-hâneden bir beygir aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden menzil beygirleriyle giden tatar, postacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük merhale, alt kerte.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منزلگاه] konak yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den if.) (c. mün’azile).

1.Ayrılan, bir tarafa çekilen.

2.Azledilmiş, memuriyetsiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zıll»den if.) (mü. müstazile).

1.Gölgelenen, gölge altına girmiş.

2.mec. Birinin himayesi altına girj miş, birisine sığınmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan if.) (mü. mütenezzile). Tenezzül eden, alçalen, kendi hâl ve şanına yakışmayacak bir işi yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zelzele» den if.) (mü. mütezelzile). Sarsılan, oynayan, sallanan, sabit olmayan, zıngıldayan, zelzeleye tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den if.) (mü. mûtezile). Cemaatten ayrılıp bir tarafa çekilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (cemâat-i mûtezile’den kısaltılmış). Ehl-i Sünnet’ten ayrılan eski bir İslâm mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevâl» den if.) (mü. müzîle). İzâle eden, yok eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متزلزل] sarsılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sarsılmak. 2.bozulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Registered Shares)

Hisse senedinin üzerinde sahibinin adının yazılı olduğu ve şirketin pay defterine bu adın kaydedildiği hisse senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl den).

1.Yukarıdan aşağı inen, inici. 2.Bir yere konan, bir yerde konaklayan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نازل] inen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نازله] nezle. 2.inmiş. 3.sıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi «nâzile» kullanılmamıştır).

1.Hadiseler, olaylar, felâketler.

2.(Türkçe m. nezle): Nevâzile uğradım, nevâzil oldum (bu mânâ ile nezlenin cem’i sanılarak kullanılmıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prescient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prescient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gerçek ülke. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülkenin hanı, reisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yurdun gerçek savunucusu, koruyucusu.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Phone Tools yazılımı, faks işlemlerini gerçekleştirmek, GSM mobil telefonlar, ISDN ve PSTN şebekelerle iletişim kurmak için kullanılır. Yazılım kısa mesaj (SMS) gönderip alabilir ve mobil telefonun rehberini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictureGear™, mevcut görüntü dosyalarını genel olarak gösterir ve düzenler. Diğer seçenekler arasında Microsoft® Windows® masaüstü için basit arkaplan tasarımı ve temel slayt gösterileri bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Şît mezhebi, Şiî inancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(REZİL) (i. A. «rezâlet» ten smüş.) (m. rezîle) (c. erzâl).

1.Alçak.

2.Gülünecek ve ayıplanacak, maskara: Rezil adam.

3.Aşağı, bayağı: Rezil bir iş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vile. contemptible. disreputable. shameful. dirty. low down. low-down. abject. dishonorable. dishonourable. flagitious. flagrant. groveling. grovelling. ignoble. ignominious. infamous. outrageous. raffish. scandalous. shitty. stinking. villainous. sc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominable. appalling. atrocious. awful. beastly. chronic. dissolute. dreadful. grotty. horrible. ignoble. infamous. lousy. low. monstrous. putrid. rotten. scandalous. shabby. terrible. tough. unsavoury. vile. wretched. disgraceful. shocking. shameful. de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgraceful. scandalous. shocking. outrageous. awful. blackguard. contemptible. dishonourable. disreputable. egregious. infamous. low. offending. squalid. vile. villainous. yucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmitigated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamy. infamousness. disgrace. baseness. ignominy. outrageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputableness. infamy. disgracefulness. disgrace. scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgracefulness. scandalousness. disgrace. scandal. outrage. opprobrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) sekizgen, sekiz kenarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dolayısiyle anlaşılmak, hissolunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be understood intuitively. to be sensed. to be perceived. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Ağlaşma, şikâyet.

2.Hoşnutsuzluk.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swaziland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Tazı gibi kuru ve zayıf hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدبيرالمنزل] ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهزیل] alaya alış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowering. reduction. decrease. subtraction. off- reckoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنزیل] indirme. 2.indirim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İndirme, aşağı düşürme. Azar azar indirme (Kur’an’ın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl»dan) (c. tenzilât).

1.İndirme, aşağılama: Bir malın fiyatını tenzil etmek.

2.Gökten inmekle bildirilen vahy, Kur’an-ı Kerim.

3.(matematik) Dört işlemden çıkarma, aşağı varma: Yediden üç tenzil edince dört kalır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. discount. reduction indirim. ıskonto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abatement. reduction. allowance. rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنزیلات] indirim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

fiyat düşürmek, indirim yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. marked down in price. discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tenzil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weigh sth in one's hand. to balance. to poise. to arrange as if in a balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rezil etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترذیل] rezil etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rezil edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rezil etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sartorial. tailoring. dressmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailoring. tailory. tailorship. dressmaking. rag trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gönderilmiş, indirilmiş, inzal olunmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ünzil).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Tüm VAIO sistemleri ile birlikte gelen yazılım paketi, herkesin AV-IT’nin tüm potansiyelinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için dikkatle seçilmiştir. VAIO için Adobe® Yazılım Paketi size fotoğraf ve video düzenleme sanatına hakim olmanız ve şirket içerisinde veya ötesinde kolayca dağıtabilmek için kendi PDF dosyalarınızı yaratmanız için gerekli araçları sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DL = Almanca; FR = Fransızca; NL = Hollandaca; IT = İtalyanca; TR = Türkçe; GR = Yunanca; E = İspanyolca; P = Portekizce; S = İsveççe; SF = Fince; N = Norveççe; DL = Danca; RF = Rusça; PL = Lehçe; CZ = Çekçe; BG = Bulgarca; H = Macarca; SERB = Sırpça-Hırvatça; ROM = Romence; ICE = İzlanda dili

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi).

1.Uçuşan böcekler gibi ince bir sesle gürültü etmek: Sivrisinekler vızlayıp, vızıldayıp duruyordu.

2.Yavaş bir sesle fakat durmadan şikâyet etmek, sızlanıp durmak: Artık sen de vızıldayıp durma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. drone. hum. ping. sing. whiz. whizz. whoosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buzz. to hum. to bellyache continuously. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sızlanmak, aralıksız şikâyet edip durmak: Artık çok vızıldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi).

1.Uçuşan böceklerin çıkardığı ince ses: Arıların vızıltısı.

2.Aralıksız ve sıkıcı şikâyet, sızıltı: Artık vızıltı elverir, bak bir vızıltı çıkmasın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. drone. hum. ping. sibilance. whiz. whizz. zing. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. fizz. whiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. hum. continuous bellyaching. burr. whiz whizz. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. programme. software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yazılım, bir program çalıştırılırken bilgisayar tarafından kullanılan talimatları içerir. Yazılım, resimlerin indirilmesi ve görüntülenmesini sağlamak için Sony dijital fotoğraf makineleriyle birlikte sağlanan bir aksesuardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling. method of writing spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. the way sth in written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be down for. enrol. be enroled. enroll. be enrolled. enter. go down. register. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written be registered. to be written. to be enrolled. to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written. to be enrolled in. to be registered in. to be enlisted in. to be signed on. enrol l oneself. matriculate. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zelzele), (bk.) Zelzele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلازل] depremler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Zİ’L-YED) (bk.) Zİ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلال] gölgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkutma, azarlama, Ar. tahvîf, tehdîd. Zılgıt vermek = Tehdit etmek, ağır azarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arabî takvimin on ikinci ve son ayı (asJı: zü’l-hicce).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Arabî takvimin cn birinci ayı (aslı: zü’l-kaade).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zılâl). Gölge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظل] gölge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçaklık, Ar. mezellet, denâet, aşırı küçülme: Zilletle yapılacak iş eksik olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement. degradation. humiliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vileness. contempt. mortification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذلت] düşkünlük, aşağılık, alçaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk askerî musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zili olmayan. Zilsiz oynamak = Çok sevindiğini açığa vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için takılan çomak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possession. possessorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oynama, titreme, hareket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلزال] sarsıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Zil çalan musiki sanatkârı.

Türkçe Sözlük by