Zin ne demek? | Zin anlamı nedir? | Zin

Zin anlamı nedir?

Zin ne demek?

Zin anlamı nedir?

Zin | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Eyer, Ar. sere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زین] eyer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ANSIZ ve ANSIZIN («an» dan). Hatırda yokken, gafletle, birdenbire irticalen, bil-bedâhe. Ap ansız, ap ansızın: Büsbütün gaflet üzere iken, asla hatırda yok iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly. unexpectedly. bang. out of the blue. instantaneous. for a wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Cuma günü.

2.Bayram günü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Bir cemiyette herhangi bir vasıf bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar; çoğunluğun aksi, ekalliyet.

2.Bir memleketin nüfusuna göre sayıca az olan kendilerini ayrı bir milletten sayan topluluk, ekalliyet. Azınlıkta kalmak = Bir toplulukta belli bir düşünceyi tutanlar sayıca az çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بعدازاین] bundan sonra, bundan böyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Petrolün damıtılması ile elde edilen bir hidrokarbon çeşidi. Uçucu, renksiz ve kokulu bir sıvı olan benzin akaryakıt olarak motorları işletmekte, tohumlardan yağ çıkarmakta, kumaş temizlemekte kullanılır; özgül ağırlığı 0,65 kadardır. Maden kömürü ve linyit damıtımından da elde edilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas. gasoline. petrol. fuel. benzine. benzoline. gasolene. juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel. gas. gasoline. petrol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzine. gasoline. petrol. basic petrol. driving fuel. gas. motor spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzine , gasoline , gas , petroleum ether , petrol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petrol gauge. gas gauge. gasoline gauge. gasoline indicator. petrol content gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station. petrol station. filling station. gasoline station. gas pump. petrol pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel pump. gas pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station. petrol station. service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petrol station. filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Seçkin, beğenilmiş makbul.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gourmand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çözgüsü ipek ve atkısı yün olan ince kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BUZINE (i F.) Maymun, bk BÜznîne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوزینه] maymun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (g kalın okunur). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Santûrî Edhem Efendi tarafından yapılmış, başka bestekâr kullanmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif sıyrık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü canlanmış, dirilmlş, Alim, bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Drezin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concordance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kol kuvveti veya motorla işleyen küçük demiryolu arabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric motor carriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. dozzina). On iki parçadan ibaret takım, deste: Bir düzine kaşık, havlu. Bunun düzinesi kaça? Düzine ile almak, satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dozen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dozen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erzincan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (mide) Bayılmak, baygınlık hissetmek: Midem eziniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Midede ezilir gibi hissolunan baygınlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmakta; dondurucu, çok soğuk. freezing point donma noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: kazino). Müşterilerine yemek ve temsil veren yahut kumar oynatan müessese (kelime Türkçe’de büyükçe kahvehane ve birahaneler için de kullanılmaktadır), (bk.) Kazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. cafe. large coffee house. refreshment bar. night-club. club. officers' mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor café. a big night club. casino. gambling resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gezinmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramble. wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dolaşmak, kendi kendine gezip vakit geçirmek: Denizin kenarında geziniyordum.

2.mec. Def-i hâcet için dışarı çıkmak, su dökmeye gitmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat around. walk about. walk around. wander about. wander. stroll. hang around. hang about. get around. mosey. perambulate. promenade. roam. rove. rove about. stray. go for a stroll. take a stroll. go for a walk. take a walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promenade. ramble. range. roam. stroll. walk. to wander about. to get about. to get around. to stroll. to ramble. to roam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wander about without a definite purpose. to walk about. to roam. to walk. to lounge. to promenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde geçkisiz, kısa taksim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gezinme, Osm. seyr, teferrüc.

2.Gezilecek yer, gezip dolaşılacak yer.

3.Odaların önündeki gezecek kadar sofa, koridor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excursion. walk. promenade. stroll. airing. hike. ride. trip. jaunt. outing. prom. run. sally. walking tour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excursion. outing. ride. sally. spin. trip. walk. stroll. tour. jaunt. corridor. pleasure trip. outinig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excursion. outing. walk. stroll. pleasure trip. tour. travel. walking promenade. traveling tour. journey. pleasure drive. cruiser. deck. gallery. aisle. corridor. platform. picnic. hike. esplanade. walkway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promenade. place for strolling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Seçen, intihâb eden, seçip ittihaz eden, kabûl eden, beğenen (terkiplere girer): Vahdet-güzin = Kendini Tanrı’nın birliği yolunda ibadet ve takvâya adamış kimse. Kûşe-güzîn-i feragat = Feragat köşesini seçip kabûl eden.

2.Seçilmiş, seçkin: Cihâr yâr-ı güzîn = İlk 4 Halîfe, Hulefây-ı RAşidîn.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş. - Hz.Muhammed (s.a.s)’in dostu (halifesi) Hz.Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali (r.anhum).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گزین] seçen. 2.seçilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. halvet = tenhâlık, Fars. güziden = seçmek). Halveti seçen, tenhaya çekilip ibâdet, zikir ve murakabe eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAZİN) (i. A. «hüzn»den) (mü. hazîne). I. Hüzün ve kedere düşmüş; hüzünlü, gamlı, Ar. mağmûm, mükedder, üzüntülü: Kendisini pek hazin gördüm.

2.Hüzün ve kedere delâlet eden, hüzünlü: Hazin bir çehresi, bakışı vardır.

3.Hüzün ve keder verici: Hazin bir manzara, hazin bir makam, bir yer, hüzün ve kederle, mahzun ve gamlı olarak: Hazin hazin bakıyordu, çoban hazin hazin kaval çalıyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazâne» den if.).

1.Hazinedar, hazine emini, hazine muhafızı.

2.Umumiyetle muhafız, bekçi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. sorrowful. pathetic. dolorous. lugubrious. mournful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. pathetic. melancholy. touching. moving. sorrowful. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. pathetic. touching. moving. funereal. piteous. pitiful. sorrowful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حزین] hüzün dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خازن] haznedar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hüzünlü, üzüntülü, acıklı. 2.Üzüntü veren, gamlandıran, kederlendiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hazâin) (Türkçe: hazne).

1.Para konan ve saklanan yer, vezne, sandık: Devlet hazinesi (maliye bakanlığına yalnız hazine de denir).

2.Değerli şeyler saklamak üzere yapılmış muhafazalı yer depo.

3.Akar suyun veya yağmur suyunun birikip saklandığı yer, sarnıç, depo, su hazinesi de denir (Türkçe’de bu mânâda daha çok «hazne» denir).

4.Top ve tüfek barutunun konduğu yer.

5.Gönjülü mal, defîne.

6.İrin biriken yer.Para vesair değerli şeylerden ibaret yük.Vaktiyle on altı bin altın kurüş miktarı. Hazîne-i hâssa = Osmanlı hükümdarına ait emlâk, arâzi vesairenin gelir ve masraf dairesi. Hazîne kethudâsı — Eskiden Enderûn-ı Hümâyûn’daki değerli mal ve eşyanın muhafaza ve idaresine memur zat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffers. treasure. exchequer. stores. riches. coffer. repertory. store. storehouse. thesaurus. treasure house. trove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchequer. treasure. treasury. strong room. treasure trove. national treasury. source. public treasury. excgequer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury. exchequer. purse. strongroom. treasure-trove. national treasury. a treasure. a much-valued person / thing. storage place. depot. treasury department / house. repertory. safe deposit. coffers. gazophylacium. jewel house. repository. storeroom. th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خزینه] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Devlet malının parasının saklandığı y(Erkek İsmi) 2.Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bills. certificate of indebtedness. treasury bill. treasury bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Treasury Bill)

Hazine tarafından vadesi bir yıldan kısa süreli olarak çıkarılan ve iskontolu olarak işlem gören borçlanma senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçesi: haznedar). Bir hazinenin idare ve muhafazasına memur adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keeper of a treasury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خزینه دار] haznedar, hazinenin birinci derecede sorumlusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. haznedarlık). Hazinedar vazife ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being the keeper of a treasury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dayak atma; fazla veya zor iş; şaka olarak munasebetsiz işler yaptırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission. authorization. permit. allowance. toleration. consent. leave. day off. vacation. holiday. concession. excuse. furlough. green light. imprimatur. liberty. pass. sanction. vac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. consent. countenance. leave. licence. okay. permission. permit. sanction. ok. the go-ahead. license. discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. permit. vacation. leave of absence. allowance. authorization. countenance. go ahead. leave. letter of grant. licence license. pass. permission. sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اذن] izin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. authorize. brook. consent. countenance. empower. excuse. have. let. permit. sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a discharge. allow. consent. empower. grant permission. to give leave. to grant leave. let. okay. to give permission. to grant permission. permit. to give sanction. set one's seal to. suffer. to give time off. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat ve mezuniyet alan bir kimseye verilen yazı, izin kâğıdı, icâzet-nâme, ruhsat-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İzin ve ruhsat almış olan, mezun.

2.İzin olarak memleketine veya evine gitmiş olan (memur, er, talebe vesaire).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on leave. on vacation. off duty. approved. authorized. licensed. off. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off. on leave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on leave. on vacation. on leave of absence. authorized. entitled. on furlough. licenced licensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İzni olmayan, ruhsatsız.

2.Mektepten hafta sonu çıkmaya ve evine gitmeye izinli olmayan, ceza olarak bu izinden mahrum olan (talebe): Uç hafta izinsiz kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission. kept in. detention. unlicenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. campusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tırnakla deriyi kazırcasına fazla kaşınmak: Kazınıp duruyor.

2.Kör ustura ile fena ve deriyi yüzercesine tıraş olmak.

3.mec. Ne var ne yoksa arayıp bulup vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape oneself. to scratch oneself hard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. casino). Alafranga kahvehane, gazino, bk. Gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gazinoyu idare eden adam, gazinocu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyi kazımaktan çıkan parça, yonga ve talaş: Tahta, kösele kazıntısı.

2.Yazının kazılmış, hâk ve tashih olunmuş yeri: Sunulacak kâğıtlarda kazıntı olmamalı. Kazan kazıntısı = Kazanın dibine yapışıp kazımakla çıkarılan şeyler: Mahallebinin kazan kazıntısı daha lezzetli olur. Barsak kazıntısı = Şiddetli ishal. Tekne kazıntısı = Ana babanın ihtiyarlığında doğan son çocuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrapings. erasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrapings. mark resulting from scraping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazılmış, hâkkedilmiş yerleri olan: Kazıntılı mektup gönderilemez, tekrar yazılmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing scrapings. having scraped-out places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thesaurus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kitchen stove. dutch oven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookstove. kitchen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine. luxury-class saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine. luxury-class saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. A.) Geniş kitleleri ilgilendirecek çeşitli konulardan söz eden resimli mecmua.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dergi, mecmua; depo; cephane deposu; silahta fişek hazinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخازن] mahzenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zann»dan).

1.Hakkında zan ve şüphe olunan, şüpheli, şüphe götürür. Mazınne-ı sû = Kendisinden bir fenalık beklenen adam. Mazınne-ı hayr = Kendisinden yalnız iyilik beklenen adam.

2.Veliliği tahmin olunan insan: Bu adam mazınne-i kirâmdandır (dilimize mahsus olan bu ikinci mânâ ile c. gibi kullanılıyorsa da Arapça’da müfrettir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahzen), (bk.) Mahzen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mîzSn). (bk.) Mİzân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ezân» dan if.). Namaz vaktini İlân için minare şerefesinde veya başka yerde ezân okumakla görevli adam: Güzel sesli bir müezzin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müezzin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müezzin görevi, ezan verme: Filân câmide müezzinlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazn» den if.) (mü. muhtezine). Biriktirip hazineye koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «izn» den if.). İzin ve müsaade İsteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vezn» den İf.). Muvazeneli, ölçülü, denk olan, tartıları bir, ağırlığı denk, dengeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezin» den if.) (mü. muvâzine).

1.Ağırlıkta bir ve eşit olan.

2.Muvazeneli, Ahenkll, dengeli.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوازن] oranlı, uyumlu, dengeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bükülmüş ipek, ipek dokumasında atkı teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek arkadaş, dost.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özden gelen inanç, iman. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tire chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Artakalan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پس زنده] geriye kalan, yaşayan son örnekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rezânet» ten smüş) (mü. rezîne). Ağır, oturaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gündelik, Ar. yevmî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, zinde = diri, dâşten = tutmak). Geceyi diri tutan, gaflet uygusuyla geçirmeyip ibâdetle canlandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب زنده دار] geceleri ibadet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. temellük, mülk edinme, tasarruf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekiz derecesinde olan, yedinciden sonra gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth. eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sezgin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sense. to feel. to understand intuitively. anticipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Anlayıp ses çıkarmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sen zamirinin çokluk genitifidir. Sizin babanız, sizin peder, bu kitap sizin midir? sizinle beraber, sizin gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

your.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thy. your. yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

your.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahar (kâğıt); haşıl (kumaş), helme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siz zamirinin aitlik şeklidir. Mâlikin hakkında, mâlik olunanın teklik olduğunu gösterip mâlik olunanları da çokluğu istenirse «ler» edâtı eklenir: Seninki, seninkiler; sizinki, sizinkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kabdan veya taşlar arasından damla damla terleyip akan sıvı: Yağ sızıntısı, su sızıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leakage. leak. ooze. efflux. outflow. creep. creepage. emanation. escape. runaway. seepage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. leak. leakage. ooze. dripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leakage. ooze. seepage. complaining. compliant. discontent. dissatisfaction. sth which has leaked / trickled / oozed out. dribble. seep. tricklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müneccim gibi yıldızlara bakma; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premium gasoline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüzn» den). Hüzünlü etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eyer baltası, eyere asılan küçük savaş baltası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تبرزین] savaş baltası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezn» den).

1.Denkleştirme.

2.Tartma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Uzleti kabûl edip bir tarafa çekilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عزلت گزین] köşesine çekilen, münzevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

köşesine çekilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metre. rhythm. meter. meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meter. rhythm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evzân). t. Tartı, tartma. Veznetmek = Tartmak.

2.Ağırlık: Bu taşın vezni nedir?

3.(edebiyat) Şiir ve nazmın muayyen hecelerden mürekkep ve bu hecelerin sırasının muntazam olması: Bu beytin vezni düşük, şiirin veznini bulmak, evzân-ı şiir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse which lacks meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gayr-i meşrû birleşme (erkek ve kadın hakkında kullanılır). Veled-i zinâ = Gayri meşrû birleşmeden doğan çocuk, piç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adultery. criminal conversation. fornication. hanky-panky. infidelity. misconduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adultery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adultery. fornicating. criminal conversation. fornication. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زناء] zina, nikahsız cinsel ilişki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zinâ eden, zânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زناکار] zina eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zânîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çinko, tutya; f. çinko kaplamak, galvanizlemak. zinc oxide çinko oksid. zinc plate çinko levha. zinc sheet çinko saç. zinc white çinko oksid boyası. zincif'erous s. çinko hasıl eden, içinde çinko bulunan. zinc'ous s. kim. çinkoya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Kırmızı civa sülfürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermilion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zencir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. chain. fetter. gyve. iron. shackle. shackles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chain. fetter. irons. linkage. sequence. shackle. fetters. series. succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chain. shackles. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zincir halkaları gibi arka arkaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chain. shackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chain. to chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zincirle bağlı.

2.Zinciri olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZİNDAN) (i. F ).

1.Eski zamanların karanlık ve korku verici hapishanesi. 2.Pek karanlık ve sıkıcı yer: Burası zindan, zindan gibi bir oda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagnio. dungeon. limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dungeon. dark place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dungeon. prison. dark cell. limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زندان] hapishane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zindan muhafızı, hapishane memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dungeon keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زندانی] zindancı. 2.mahpus.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. zindegân).

1.Diri, canlı, hayatta olan, yaşayan.

2.mec. Ruhlu, canlı, çevik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crispy. fit. fresh. hale. hearty. sinewed. sinewy. vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. hale. active. alive. energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic and alert. robust and active. in good fettle. live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنده] diri, canlı. 2.sağlığı yerinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Diri, yaşayan, canlı. 2.Dinç, sağlam, güçlü kuvvetli. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (mü. zinde), (bk.) Zinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dirilik, canlılık.

2.Yaşayış, yaşama, beslenme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dirilik, canlılık, hayat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زندگانی] yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. physical fitness. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZINDİK) (i. A.) (c. zenâdık, zenâdıka). Allah’a ve ahrete inanmayan, dinsiz. Ar. münkir, mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. atheistic. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheist. unbeliever. impious free thinker. blasphemous. profane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زندیق] zındık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زینت] ziynet, süs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Süs, bezek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bezek, süs, zîb. Zînet vermek = Tezyin etmek, güzelleştirmek, süslemek..

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bezemek, süslendirmek, Osm. tezyin etmek, zînet vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bezenmek, süslenmek, Osm. tezeyyün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslü, bezenmiş, Ar. müzeyyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., k.dili. vızıltı; enerji; f. vızıldamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İt. Çingene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. zencefilgillrden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zıngır, zıngırdamak vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zıngırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şiddetle titreyip ses çıkarmayı taklit ve tasvir ederek art arda kullanılır: Zıngır zıngır titriyordu, topun sesinden camlar zıngır zıngır oynadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şiddetle ve sesli olarak titreyip oynamak: Zelzelede bütün ev zıngırdadı. (bk.) Zangırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şiddetli sesle titreyip oynama: Soğuktan dişlerinin zıngırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakın, aman!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنهار] sakın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Ansızın durmak mânâsındaki zınk diye durmak tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zinya çiçeği, bot. Zinnia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nurlu, ışıklı, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zinnur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İki nur sahibi. Hz.Osman’a Hz.Muhammed (s.a.s)’in iki kızıyla evlendiği için bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by