Zinde-gi ne demek? | Zinde-gi anlamı nedir? | Zinde-gi

Zinde-gi anlamı nedir?

Zinde-gi ne demek?

Zinde-gi anlamı nedir?

Zinde-gi | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Dirilik, canlılık, hayat.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Suyun biriktiği yer, havuz.

2.Dokumacılıkta kullanılan fırça


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Sıcak ülkelerde yetişir, kerestesine «abanoz» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şişe, sürahi, kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگينه] kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگير] havuz. 2.su birikintisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Musikide hareket gösteren terimlerden biri. Yavaş, ağır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). (i)., (müz). adagio;(i). yavaş çalınan parça

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademceğiz» yanlıştır). Küçük ve fakir ve hakir yahut merhamete değer insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little or modest man. poor fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcağız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray’ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-mah savaşını kazanan İranlılarca tutsak edildi ve Kazvin’de öldü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalkan, siper; saye, himaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Afâk, F. girîften). Ufukları tutmuş, Aleme yayılmış, şâyî, çok meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آفت انگيز] afet getiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Şemsiye.

2.Güneşli yer.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابگير] güneş alan, güneş gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çileğe ve daha ziyade böğürtlen meyvasına benzer, lâkin ondan büyük, güzel, kokulu bir meyva.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

network of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poison. venom zehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AĞL (i.). Koyun vesair hayvanlara mahsus üstü açık, etrafı çit ve çalı çırpı ile çevrilmiş daire, mandıra. (Havlı ve avlu ile münasebeti yoktur). Ay ağılı = Ayın hâlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ağıllanmak ve saire. (bk.) ağıl ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheep fold. sheep pen. fold. halation. aureola. aureole. compound. corral. cot. cote. hovel. lair. pen. pinfold. pound. stockyard. yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barn. fold. halo. pen. sheep-fold. halo hale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. pen for cattle. halo. cattleguard. corona. cote. pen. pound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to poison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poisoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çevik, tetik. agility (i). çeviklik, tetiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisonous. venomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Sürü) ağıla girmek.

2.(Sürü) toplanıp toplu durmak veya (hergele) o halde müdafaa etmek.

3.(Ay) hâle peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fed in a fold / pen. to become surrounded with a halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yere yatıp hayvan gibi debelenmek, (bk.) Ağnamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AHIM) (f.). Ayağın topuk clhetindeki boynu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AHIMLI) (i.). Boynu yüksek (ayak).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگين] dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaşlanma hali veya belirtileri; yıllanma, eskime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll in the dust or grass. to be exhausted. to fall down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). para farkı, acyo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarraflık; borsa oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölçüde çok gelen ve yerinden zor kalkıp oynatılan: Ağır yük, ağır taş. mec.

1.Güç, zor, zahmetli: Ağır iş.

2.Pek ehemmiyetli ve mesuliyetli: Ağır mesele.

3.Pahalı, kıymetli: Ağır mal.

4.Yavaş, müteennî, hareketi çabuk olmayan: Ağır yürüyüş, ağır adam.

5.Vakur, haysiyetini fazla muhafaza eder, saygıya değer: Ağır adam.

6.Vahîm, tehlikeli: Ağır hastalık, ağır hava.Tahammül olunmaz, kerih: Ağır koku.Sıkıntılı, sıkıntı veren: Ağır adam.Dokunaklı, güce giden: Ağır söz.Şişman, yağlı, etli: Ağır vücut.Kolay hareket etmez, zor kımıldanır: Ağır taş.Az işitir, sağırca: Kulağı ağırdır.Yavaş, tenbelce: Ağır yürümek. Tekrarla ağır ağır dahi denilir. Yavaş yavaş demektir.Tahammül olunamayacak surette kötü: Çok ağır bir şey kokuyor.Sıklet, ağırlık: _ Ağırınca = Sıkletince, veznince. 16. Vakar, temkin: Ağrını takınmak. 17. Güç, gücenme, infial: Ağırıma gitti. Ağırbaşlı = Pek ciddî, ehemmiyet ve vakar sahibi. Eline ağır = Elinden çabuk iş çıkmaz, işi yavaş Ağır gelmek — Zor görünmek: Bu iş bana pek ağır geldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ağırlanmak, ağırlık vesaire, (bk.) Ağır vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde usullleri bir mertebe ağırlaştıran terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome. deliberate. despera

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. weighty. ponderous. not quick. slow. serious. grave. severe. reserved. hard. dull. earnest. too rich. difficult to digest. cumbersome. deep. dense. dilatory. easy. flat footed. high. hulking. inert. languid. lazy. massive. oppressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

largo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowly. gradually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 9/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak usulünün bir şeklidir, (bk.) Aksak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde:

1.10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve:

2.Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperturbable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy penalty. stern penalty. severe punishment. heavy sentence. severe sentence. heavy fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard work. heavy work. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy industry. heavy industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong language. rap on the knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead oil. fuel oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously wounded. badly wounded. badly injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve aşırı hareketlerde bulunmayan, vakur, ciddî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. dignified. austere. calm. demure. earnest. graceful. grand. imperturbable. matronly. only. sedate. sober. sober-minded. solemn. staid. sage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bland. decorous. demure. dignified. sage. sedate. sober. solemn. serious. grave. sober vakur. ciddi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. earnest. reserved. sober. dignified. sacred. serious. solemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağırbaşlı olma hali; ağırbaşlıya yakışacak davranış, ciddiyet, vakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. earnestness. reservedness. soberness. equanimity. levelheadedness. poise. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin, yoğunluğu öbür kısımlarınkinden çok olan iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağırlamak işi. 2.(musiki). Gelin veya güveyinin karşılanması sırasında çalınan kıvrak hava.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment of a guest. celebration treat. entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkram ve izâz etmek, hürmet etmek.

1.Yavaşlamak, bataet ve teenni peyda etmek.

2.Kokuşmak, ağır kokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. entertain. wine and dine smb. dine. show hospitality. feast. fete. receive. regale. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put sb up. to show hospitality to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to extend hospitality. fête.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağır veya temkinli olmak, ikram olunmak: Ağırlanacak misafir yüzünden bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha ağır olmak, ağırlığı artmak.

2.Vahamet kesbetmek, vahîm olmak: Hasta, hastalık ağırlattı.

3.Vakar ve temkin peyda etmek, daha olgun olmak.

4.Fena kokmağa başlamak, bozulmak: Yemek ağırlaştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become more serious. to slow down. to get harder. to become more difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become slower. to become graver. to turn. to become overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. stultification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak.

2.Ehemmiyet ve vahametini arttırmak.

3.Güçleştirmek, daha zor etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağırlığını arttırmak, daha ağır etmek: Yükümü ağırlatmayın.

2.İkram ve izâz ettirmek, kabûl ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıklet, tartıda ağır şeyin hail.

2.Yavaşlık, bataet.

3.Vakar, temkin.

4.Ağır şeylerin toplamı, eşya, kalabalık.

5.Eskiden geline verilen mihr-i muaccel parası.

6.Gece uykuda basan kâbus: Ağırlık basmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. heaviness. weightiness. gravity. force of gravity. dullness. slowness. severity. arduousness. avoirdupois. heft. massiveness. plummet. ponderosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballast. brunt. gravity. weight. heaviness. slowness. gravity ağırbaşlılık. severity. burden yük. responsibility sorumluluk. drowsiness. lethargy. foulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaviness. weight. load. ponderosity. gravity. slowness. calmness. seriousness. graveness. richness. indigestibleness. fetidness. putrefaction. dullness. uneasiness. languor. effects. luggage. portion. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted. heavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iplik germeye mahsus iğin alt tarafında mantar gibi tahta veya kemikten yapılmış tekerlek.

2.Yuvarlak ve tümseğimsi şey: Gece kandili ağırşağı, çadır ağırşağı (tepesindeki), diz ağırşağı = Diz kapağının kemiği. Domuz ağırşağı = Bir nevi bahûr-u meryem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağırşak gibi mantarımsı bir tümsek hasıl etmek: Çıban ağırşaktandı.

2.Şişip yuvarlanmak: Meme ağırşaklandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bulaşmış: Agişte-i hûn ve hâk = Kana ve toprağa bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغشته] bulaşmış, bulanık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir ölünün arkasından onun iyi hallerini ve ölümünden duyulan acıları ifade etmek üzere ya2ilan şiir” veya yazı, mersiye.

2.Ağlama, nevha.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge. elegy. lament. threnody. requiem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge. elegiac. elegy. lamentation. threnody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalkalamak, sallamak; altüst etmek; kışkırtmak, tahrik etmek. agita'tion (i). çalkalanış, sallanış, dalgalanış; sıkıntı, ıstırap, heyecan; fesat agitator (i). kışkırtan kimse, tahrikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i İ. musiki). Bir parçanın coşkun ve canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sung or played in a restless, hurried, and spasmodic manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated; with excitement. Excited, fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an agitated, exited or restless style [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated Restless and wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hurried, agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (it)., (muz). acele ve heyecanlı tarzda çalınan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü için ağıt söyleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) propaganda ve kışkırtma bürosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsan ve hayvanların yüzlerinin alt kısmında olup, yemeğe ve ses çıkarmağa yarayan delik.

2.İçi boş kapların vesair şeylerin üstü açık tarafı: Tencere, testi, fırın, mağara ağzı.

3.Yaralayıcı Aletlerin keskin tarafı: Kılıç, bıçak ağzı.

4.Bazı Aletlerin ucu, iş gören tarafı: Anahtar, kalem ağzı. S. Girilecek veya geçilecek bir yerin başlangıcı, giriş, hal, baş: Yol ağzı.

6.Nehrin denize döküldüğü yer, munsap: Çay ağzı.Kenar, uç: Uçurumun ağzı.Dar geçecek yer, geçit, boğaz.İskele, boğaz.Hudut, sınır, (mec.) söyleyiş, lakırdı: Ağzı tatlı. Ağız atmak = Övünmek, Ağız açtırmak = Söylemeye mecbur etmek, sızıltıya sebebiyet vermek. Ağız açtırmamak = Söylemeye fırsat vermemek. Ağız açmamak = Sükûtu tercih etmek. Ağzı açık = Şaşkın, avanak. Ağız aramak = Doğrudan doğruya sormaksızın bir yolla söyletip fikrini anlamak. Ağız ağıza =

1.Mutabık, uygun, tamı tamına.

2.Dolu, lebâleb. Ağıza almak = Zikretmek veya -kötülemek. Ağıza alınmaz = Söylenmiyecek kadar çirkin ve ağır (söz). Elden ağıza = Günlük çalışmasıyla geçinir, sermayesiz. Ağız otu = Falya barudu. Ağıza bakmak =

1.Birinin sözüne hayran olmak.

2.Sözünden asla ayrılmayıp uymak. Bir ağızdan = Hep birden, bir arada. Ağız bozmak = Küfretmek, yersiz söylemek. Ağzı bozuk = Galiz küfürbazlıklar etmeyi itiyat eden. Ağzı boş — Sır saklıyamaz, boşboğaz. Ağzını bıçak açmaz = Pek kederli. Ağzı büyük = İddiası çok. Parmağı ağzında = Şaşkın. Ağız persengi — Daima söylenen. Ağzı pek = Sır saklar. Ağzını poyraza açmak = Ümidi boş çıkmak. Can ağıza gelmek = Korku ve dehşete düşmek veya sabrı tükenmek. Halk ağzı = Söylenen söz, şâyia. Dört yol ağzı = İki yolun kesiştiği yer. Düşman ağzı. =

1.iftira.

2.Kara haber.

3.Düşman hududu. Ağızdan = Yazı ile olmayarak, sözle, şifahen. Ağza düşmek = Dedikoduya mevzu olmak. Ağızdan dökülmek = Sözün yalan olduğu belli olmak. Ağzında dili yok, ağzı var dili yok = Sessiz ve halîm, mazlûm. Ağız satmak = Atıp tutmak, övünmek. Ağız suyu = Salya. Ağzın suyunu akıtmak = İmrendirmek. Tavşanağzı = Bir renk. Ağız tutmak = Sükûta mecbur etmek, söyletmemek. Ağız dolusu = Açıktan, pervasız. Ağız kalabalığı = Boş gürültü. Ağız kapamak = Sükûtu tercih etmek. Ağzı kara = Münafık. Kurtağzı = Sandık köşelerindeki gibi birbirine geçen doğrama. Ağızla kuş tutmak = Tasavvurun üzerinde gayret göstermek. Ağız kullanmak = Sözünü idare etmek. Ağzı gevşek = Boşboğaz. Yavruağzı = Parlak pembe renk. Ağzı yok = Günahsız, sakin. Ağzı yumuşak = Kolay gem alır (hayvan).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeni doğuran hayvanın ilk sütü, süt başı.

2.Bal ve yağın kaymağı, özü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. jaws. mouth. opening. edge. cutting edge. brink. muzzle. dialect. accent. beak. chop. debouchment. embouchure. gob. jaw. keen edge. kisser. lip. orifice. outlet. potato trap. trap. vent. ventage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edge. gob. inlet. mouth. orifice. outlet. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouth. opening. aperture. colostrum. entrance. cutting edge. blade. nozzle. embouchure. orifice. manhole. spout. outlet. estuary. talk. language. muzzle. lip. creek. accent. chop. chops. dialect. gob. inlet. jaw. mug. provincialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawl. spat. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. hot agreement. row. quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing one's tune. variety in food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim. mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. peace. gusto. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ağız yaraları, “basit” ve “derin” veya “sert kenarlı” yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan

Hazırlanışı : Her gün 1 adet orta büyüklükte çiğ soğan yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. word-of-mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. verbally. orally. verbally şifahen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral administration verbally. by words only. by word of mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouth to mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcome the difficult part of a job. to reach the entrance of a port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sigara takılıp içilen Alet.

2.Nefesle çalınan musiki Aletlerinin ağıza gelen parçası ki ekseriya vidalıdır.

3.Meyve küfelerinin üzerine konulan dal ve yapraklar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece. nozzle. cigarette holder. muzzle. funnel huni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette-holder. mouth-piece. nozzle. nosing. nosepipe. nose band. adjutage. ferrous sulphate. mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden topları ateşlemek için, arka deliğin ağzına konan barut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sessiz, yumuşak huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astomatous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-natured. docile. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çoksesli musikide seslerin yürümesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهستگی] yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadaka verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akerman).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akergin)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvasını develer yer ve kabuğu ‘dericilikte kullanılır bir ağaç ki, ekseriya kumluk yerlerde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusk. gloaming. nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Son haddine kadar, olanca hızı ile, olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the brim. hammer and tongs. supremely. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Yerinden indirmek.

2.Yere vurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğfal, hile, oyun, aldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. giriften = Tutmak).

1.Cihanı tutan, dünyayı zabteden, fâtih, cihangir.

2.Bütün Aleme yayılan, dünyayı dolduran: Onun nam ve şöhreti Alemgîr oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمگير] dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. showy. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afyon toplamakta kullanılan kaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) idrâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. sense. sensation. feeling. apprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. perception idrak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceptional. perception. sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. sense. comprehend. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. to perceive. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense. to perceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2.Sevdalı, aşık, vurgun. 3.Hızlı akan su. 4.Renksiz, cılız, zayıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurnazca ve haince tertip. «Alicengiz oyunu» tâbirinde geçer: Öyle bir alicengiz oyunu oynadı ki adamcağız mahvoldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda anlamlan ile “Alicengiz oyunu” deyiminde geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatan veya hükümdara sadakat; sadakat, bağlılık, merbutiyet (gerçeğe, bir partiye v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. konuşamazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bulaşıktık.

2.Garkolmuş, dalmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşıktık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلودگی] bulaşma, bulaşıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amâdelik, hazırlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمادگی] hazırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıyaslanabilen,münasebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden, örneği ananas olan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). narkozcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çitten, döşemesiz araba.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tanınmış, ünlü, namlı. 2.Bayındır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anjin, boğaz iltihabı , boğak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damarlar bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)’. Kazdan büyücek, tuğla renginde bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yahut angıdî). (i.). Angıt kuşu ve tuğla renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Hicri sene, H.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ağrı kesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir ağaç ve bu ağacın kabuklu meyvesi. Yanlışlıkla şamfıstığı da denen bu bitki Antepfıstığıgillerin örnek bitkisidir. (Pistacia vera).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Şam fıstığı): Antepfıstığıgiller familyasındandır; Gaziantep havalisinde yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde bir ağaç ve bunun meyvesidir. İçeriğinde sabit yağ, sakkaroz ve proteinli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü arttırır. Cinsel istekleri kamçılar. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

( i.c ). Ayrı taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çog. yamyamlar. anthropophagous (s). insan eti yiyen. anthropophagy (i). yamyamlık, insan yeme adeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendini mazur göstermek için yazılan yazı, savunma, müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazılı veya sözlü olarak bir şahıs veya fikri savunan kimse, müdafi, apolojist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). özür dilemek, tarziye vermek, itizar etmek, mazeret beyan etmek; yazılı veya sözlü olarak savunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). adi notanın yanına ilâve edilen ufak nota,.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. through. via. by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the mediation of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kil, balçık. argilla'ceous (s). kil gibi; killi.argillif-erous (s). içinde kil ve balçık bulunan, kil ve balçık hasıl eden. argillo-arena'ceous (s). kil ve kum karışımından meydana gelen (toprak). argil'lous (s). kil ve balçığa ait, kil gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «argımak» tan) (eski imlâsı: Argun). Zayıf, zebun, düşkün, dermansız: Argın mıdır, dargın mıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tired. feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ beli, geçit, boğaz. (Argıdal ve argadal kelimeleri de bu mânâda kullanılabilir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). çalgıda notaları hızlı ve kesik çalma; bu şekilde çalınan notaların toplamı; arpej.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kedi cinsinden gelen bütün etoburları içine alan hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yukarı mukabili, Osmanlıca, sâfil, tahtânî, zîrîn: Evin aşağı katı.

2.Eksik, noksan, dûn: Bunun kıymeti aşağıdır.

3.Alçak, dûn, bayağı, değersiz: Aşağı adam, aşağı mal, aşağı taraf, alt, mâdûn: Bu tarlanın aşağısı sulaktır. Alt, taht, zîr: Bir aşağı bir yukarı koşmak, aşağı inmek, aşağıda, aşağıdan aşağıya. Aşağı atmak = Yabana atmak. İtibar etmemek. Aşağı almak: = Düşürmek, yıkmak. Aşağı vurmak = Çıkartmak ve eksiltmek, düşürmek. Başaşağı = Tersine dönmüş. Aşağı düşmek = Sukut etmek, çıkartmak. Aşağı, yukarı = Takriben, az çok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. inferior. lowly. minus. hedge. infra. down. below. lowly. infra-. hypo-. sub-. below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. lowly. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. downwards. lower. inferior. mean. common. the lower part. downtown. the space below. mediocre. menial. sub. subordinate. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. around. rough. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up and down. roughly. nearly. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. under. down there. downstairs. hereinafter. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. downstairs. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. downstairs. hereafter. hereunder. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the following. the undermentioned. downstairs. lower. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. following. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt. humiliation. insult. abasement. contemptuousness. disparagement. insolence. mortification. opprobrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. snub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insult. political invective. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.inmek, düşmek, tenezzül etmek.

2.Kıymet ve itibardan düşmek, bayağılaşmak: Bu gazete pek aşağıladı. Kadir ve itibardan düşürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. the wall. insult. humiliate. talk down. abase. belittle. pooh-pooh. scorn. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. affront. despise. insult. slight. snub. to run down. to snub. to despise. to degrade. to abase. to look down. to lower. to insult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degrade. to treat as inferior. to lower. belittle. humiliate. make a mockery of. scorn. kick in the teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağı duruma düşürmek, indirmek, küçültmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptuous. derogatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derogatory. injurious. pejorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağısı olan: Aşağılı yukarılı yer, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adilik, aşağı olma hali. 2.Düşük evsaflı, Adi: Aşağılık adam, aşağılık mal. Aşağılık duygusu = Kendisini başkalarından aşağı görme hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-down. unworthy. contemptible. base. abject. no class. dirty. groveling. grovelling. ignoble. ignominious. mean. no-good. petty. rascally. reptile. reptilian. scabby. scurvy. slavish. snotty. sordid. tinpot. unutterable. vile. wicked. wormy. lowne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. atrocious. base. contemptible. despicable. low. shabby. sordid. unsavoury. vile. baseness. lowness. meanness. mean. ignoble. dishonourable. shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness. meanness. vulgarity. mean. ordinary. vulgar. banal. abject. bugger. cheap. contemptible. despicable. inferiority. low- down. mean individual. servile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. downstairs. low. over. downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anklebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knuckle bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter. draft-evader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası, örneği üzüm asmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kabağın çardağa alınan uzun bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشوب انگيز] kargaşa çıkaran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, istirahat, Asfyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسودگی] huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşiftelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemikli balıklar sınıfından, uzun boylu, büyük başlı, eti yenir bir tatlı su balığı (Silurus glanis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glowworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). (Farsça’da fiili: Ateş-engîhten). Ateş veren, pek şiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, karanlıkta vakit vakit parlayan maruf böcek. (Campyris noctiluca).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گيره] maşa. 2.çıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). At, eşek ve zehirleri içine alan tekparmaklı memeliler familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası. Örneği atkuyruğudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derenin ötesine geçmek için suyun içine konan atlamataşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlasçiçeğigillerden bir bitki. Yaprakları yayvan ve dikenli olan atlas çiçeği, güzel ve parlak çiçekler açar. Pek çok çeşidi vardır. Kaktüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familya bitkileri sıcak ve kurak ülkelerde yetişir, gövde ve yaprakları etli ve dikenlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temelde insan faaliyetlerinin sonucu olarak, doğrudan doğruya atmosfere verilen ya da atmosferde kimyasal tepkimeler sonucu oluşan gaz ve partikül maddelerin yol açtığı kirlilik oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic age. nuclear age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). patlıcan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otojir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Araç müzik sisteminize Sony Network WALKMAN® gibi çeşitli taşınabilir ses cihazlarını bağlamanızı sağlar. Ayrıca araç içi video sisteminizin sesini, araç müzik sisteminize yönlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Araba stereosunun ön tarafına yerleştirilmiş auxiliary girişi (3,5 mm mini jak). Hoparlör çıkışı aracılığıyla MP3 gibi taşınabilir ses cihazlarını bağlamak için kolay erişim sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting dog. beagle. game dog. hound. retriever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter. fighter plane. fighter airplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar dibinde su geçmesine mahsus delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon beam. moon light. moon. moonbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impediment. hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoelace. shoestring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe lace. shoe string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çok iri, sarı renkli çiçeği olan, tohumundan yağ çıkarılan ve Türkiye’de yetiştirilen bir bitki (Helianthus annuus). Çiçekleri daima güneşe doğru döndüğü için günebakan da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower günebakan. gündöndü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Bitkin» yahut «Aşık, hayran» anlamındaki «aygın baygın» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Enenmemiş damızlık at, mec. Azgın adam. Denlzaygırı = Başı ata benzer bir deniz hayvanı ki karaya da çıkar. Su aygırı = Afrika’nın büyük nehirlerinde bulunur büyük bir hayvan. Cimû»-ı bahrî = Deniz mandası, hipopotam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. stud horse. horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aygırın hal ve sıfatı ve vazifesi: Bu at aygırlık edemez, mec. Azgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kk yd. k.). (bk.) Cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparatus. device. instrument. utensil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadgetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. seal. seal fok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli etoburların ayıları içine alan takımı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tigin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Azap veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عذاب انگيز] azap veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Azâde» den). Her kayıttan uzak oluş, serbestlik, kayıtsız ve tasasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «azmak» tan). Azmış, mütehevvir, haşarı: Azgın at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furious. excessive. mad. desperate. randy. fierce. goatish. rampageous. rampant. skittish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirious. disorderly. effusive. frenetic. furious. horny. hot. lecher. lecherous. licentious. lustful. lusty. rabid. randy. raunchy. unruly. mad. wild. naughty. oversexed. wild. strong. very rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. mad. ferocious. tender. sensitive. easily inflamed. naughty. oversexed. in heat. in rut. rabid. rogue. turbulent. unbridled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wild. to be inflamed. to become oversexed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azmış adamın hâli, haşarılık, tehevvür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierceness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. rampage. wildness. fierceness. unruliness. naughtiness. raunchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wildness. fierceness. ulceration. naughtiness. being oversexed. depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gücendirilmiş, incitilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç = Cesur, yiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave man. straightforward. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tam bedenî kuvvet.

2.Gençlik, delikanlılık.

3.Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baç, vergi toplama memuru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باجگير] vergi memuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Baca.

2.Vantilatör.

3.Nargile ve semâver başlığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almond oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage carrier. deck lid. luggage carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir veya jütten dokunmuş olan çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Serkeş, Asi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spell. charm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependent. conditional. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependent. conditional. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional value. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative humidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) bağırdak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bağî, eşkıya olma, haktan sapma, serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uydurma kelime) (i.). Başka bir şeyin tesiri altında bulunan. Başka bir varlığın iradesi, gücü veya yardımı olmadan kendi başına bir şey yapamıyan, müstakil olmayan, tâbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addicted. dependent. hooked. subsidiary. in the bondage of vice. clinging. confirmed. habitual. inveterate. subject. linked. addict. interdependent. freak. given to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. reliant. subject. dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inveteracy. dependence. subjection. addiction. dependency. dependance. habit. bondage. fixation. indulgence. servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uydurma kelime) (i.). Bağımlı olmayan, müstakil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independent. free. detached. unattached. unconnected. distanced. sovereign. crossbench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. independent. maverick. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand-alone. independent. autonomous. cross bencher. free. frc- floating. on one's own. substantive. unaffiliated. uncommitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Independent External Auditing)

Ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya Kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. freedom. independency. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. independence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. independency. independent means. self-dependence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation. relation. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. relationship. correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karaciğer.

2.Her şeyin içi veya önü: Dağın, yayın bağrı. Bağrıaçık = Perişan hal. Bağra basmak = Kucaklamak. Bağrıkara, bağrıyamk = Kederli, mahzun ve mükedder.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kullanılan şekli: Bâr). Bağırmayı tasvir etmek ve mânâyı kuvvetlendirmek için mükerrer kullanılır: Bağır bağır bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest. bosom. breast. middle part. internal organs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. breast. heart. bowels. viscera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yük arabasının çatal yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Bağıldak).

1.Beşikteki çocuğun göğsü üzerine kundağını bağlayan kumaştan enli bağ.

2.Adet görmüş kadınların tutundukları bez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili ve tarzı, nâra, sayha: Bu bağırış nedir? (bk.) Bağrışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shouting. clamour. holler. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili, sayha, nâra, böğürme, öğürme: Sarhoşların, öküzlerin bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shout. call. yawp. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. call. calling. exclamation. hoot. shout. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırdan, içeriden ses çıkarmak, bağırmak, haykırmak, sayha, nâra atmak, (hayvan) öğürmek, böğürmek. Bağırıp çağırmak = Yaygara ve gürültü etmek. Yüze bağırmak = Bağırarak sert muamele İle ürkütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shout. bawl. yell. scream. exclaim. shout out. shout at. bark at. bark. bellow. call. cry. ejaculate. holler. hollo. holloa. hoop. hoot. howl. roar. sing out. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blare. call. cry. exclaim. holler. scream. shout. thunder. whine. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shout. to clamour. to cry. bellow. call. cry out. holler. scream. sing out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. anatomi). Karnın içindeki dar ve uzun dolaşıktı, içi boş uzuv. (bk.) Barsak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestinal. gastral. enteric. bowels. intestine. bowel. gut. enteron. ileo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. gut. intestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestine. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır, süzülür. Yemeklerden sonra 2 çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Tedavi için gerekli malzeme : Pirinç çorbası, yoğurt.

Hazırlanışı : 1 kase pirinç çorbası ile birlikte, bir su bardağı dolusu taze yoğurt yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enteritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cestode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırtmaya sebep olan: Devebağırtan = Pek dik ve çamurlu yokuş (taşlık olursa naldöken denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çeşit yaban ördeği, katâ, suçulluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bağırmasına sebep olmak.

2.Bağırmak üzere vazifelendirmek: Tellâl bağırtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağışlanan şey veya bağışlamak işi, teberru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. gift. endowment. benefaction. bestowal. bounty. contribution. donative. grant. largess. largesse. offer. offering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefaction. boon. bounty. donation. grant. largesse. offering. charity. largess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. grant. gift. charitable bequest. charitable contribution. charitable gift. endowment. gratuity. offering. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bağışlanan şey, ihsan. 2.Sıçrayış, atlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Muaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exempt. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Bağışık olma hail, muafiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption. dispensation. challenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. pardon. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. donation. granting. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(M1Karşılıksız vermek, hediye ve ihsan eylemek, bahşetmek: Kendisine bir çiftlik bağışladı.

2.Alacağından vazgeçmek, sarf-ı nazar ve terk etmek: Birçok alacağım vardı lâkin bağışladım.

3.Ceza ve intikam istemekten geçip affetmek: Kabahatimi bağışladı.

4.(Cenâb-ı Hak) almamak, yaşatmak: Ne güzel çocuk Allah bağışlasın, anasına, babasına bağışlasın!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donate. give away. give to charity. pardon. forgive. excuse. have mercy. save. absolve. bestow. dispense. endow. grant. hand out. hand over. instate. kick in. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestow. condone. excuse. forgive. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forgive. to pardon. to donate. to make gift. to spare. absolve. contribute. dispense. excuse. give away. grant. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon. donation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pardoned. to be donated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bahşiş ve hediye verdirmek.

2.Affettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb pardoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Bağışlayan, ihsan ve nimetler veren.

2.Affeden, mağfiret sahibi, gafûr, rahîm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. magnanimous. merciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. compassionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bağışlamak fiili, bahşiş, nimet verme, ihsan.

2.Af, safh, mağfiret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bahçelik ve bağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), Bâğîlik ve serkeşlikle edilen: Hareket-I bâğiyâne = BAğîlik ve serkeşlikle: Bâğiyâne hareket ediyor = Eşkıyaca davranıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıymetli, değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. to make / to lay a bet. go. lay down. take on a bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu v.s. gibi pek çok sebze ve ağaçları içine alan büyük bir bitki familyası. Baklagiller, ikiçenekll ayrı taçyapraklılardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminosae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminous seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakterileri içine alan bir bitki ailesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honey comb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bal’a doymuş. 2.Çok tatlı, bal gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod liver oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod oil. cold-liver oil. codfish oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Denizde yaşayan memeli hayvanlar familyası. Bunlar balık biçiminde olur. Başlıca örneği balinadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) iki çenekli ve bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası. Nane, lavanta çiçeği, kekik gibi kokulu bitkiler bu familyaya girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bağırma sesi. Hüngür hüngür ağlamayı, ses ve gürültü ile olan sair fiilleri tasvir için ard arda kullanılır: Bangır bangır ağladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the top of one's voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Baobabiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâr = yük, giriften = tutmak, kaldırmak) (zooloji). Yük tutucu, yük kaldıran, yük taşıyan (hayvanlara, hamallara, araba ve gemi gibi şeylere) denir. (Türkçe telaffuzu beygir). Enenmiş at, esb, fers (gerek yük, gerek binek ve koşum hayvanı olabilir), (bk.) Beygir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بارگير] beygir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upside down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinenden, alışılandan hiç bir farkı olmayan: Basbayağı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. entirely. simply. just.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAŞClĞAZ (i.). Küçük çıban başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başlangıç, açma, Ar. mebde.

2.Mukaddime, dîbâce, önsöz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commencing. starting. beginning. early. elementary. opening. preliminary. beginning. incunabula. start. commencement. origin. big bang. departure. approach. cradle. dawn. doorway. exordium. first. go-off. inception. incipience. incipiency. infancy. i.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. beginning. birth. commencement. elements. genesis. germ. inception. infancy. initiative. introduction. origin. outset. preliminary. prelude. start. threshold. preface. foreword. elementary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initial. origin. beginning. start. birth. commencing. conception. debut. elementary. genesis. germ. inception. infancy. introduction. opening. outset. preamble. prelude. prolegomenon. prologue. push off. seed. spring. starting. startup. threshold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Initial Margin)

Vadeli işlem sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyonalan yatırımcının pozisyon açarken yatırması gereken teminattır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolatory. condolence. sympathies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from top to bottom. from head to foot. throughead. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adî, has olmayan, avam-kârî: Bayağı kâğıt.

2.Aşağı, dûn: Bayağı adam, pek bayağı mal. Adetâ, düzce: Benim bayağı sıtmam vardır. Mübalağa ve tekid için «bas» edatını alır: Basbayağı bir adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. banal. ordinary. coarse. vulgar. camp. cheap. no class. coarse-grained. common as dirt. commonplace. corrupt. dastardly. goodish. inferior. lewd. little. low camp. low class. menial. plebeian. prosaic. run-off-the-mill. shoddy. tawdry. quite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banal. coarse. common. low. mean. menial. poor. shoddy. vulgar. ordinary. plain. quite. simply. just. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarse. vulgar. low. banal. characterless. cheap. dreadful. ignoble. inferior. low camp. mundane. ordinary. pitiful. plebeian. poor. profane. rumdum. servile. simple. tawdry. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar fraction. common fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adîlik: Bu kâğıdın, bu yazının bayağılığı meydandadır.

2.Aşağılık, dûnluk: Bu adamın bayağılığı ilk sözünden anlaşılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarity. coarseness. banality. inferiority. platitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bayılmış, kendinden geçmiş.

2.Gevşek, mecalsiz, cansız.

3.Soluk, fersiz.

4.Mahmur, mestâne (göz).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. senseless. unconscious. languorous. faint. languid. amorous. fond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. unconscious. languid. in love with. cold. gone. insensible. languishing. low. plummy. senseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cast amorous glances. to become listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bayılmış ve kendinden geçmiş adamın hali, Ar. gaşy. 2.Gevşeklik, mecalsizlik.

3.Ekseriya açlıktan gelen bir çeşit mide gevşekliği. 4.Susuzluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. unconsciousness. faint. fainting. coma. insensibility. stupor. swoon. syncope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. fainting fit. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faintness. fainting fit. insensibility. stupor. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ipek böceklerinin çalıya çıkamayıp koza yapamamaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downhill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenic exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenics. exercise. gymnastics. physical education. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlamak, ilk adımı atmak (bir işte); meydana gelmek, vücut bulmak, zuhur etmek; başlatmak, önayak olmak, ihdas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir işe yeni başlayan kimse, başlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; menşe; baş, esas, mebde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, çevirmek, ihata etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İ ktçenekl ilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi begonyadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch mastiff. watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : Her sabah, bir kahve kaşığı çörek otu az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incontinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Brüksel.

Nüfus: 10.063.000.

Yüzölçümü: 11.787 km2.

Komşuları: Batı’da ve Güney’de Fransa, Güneydoğu’da Lüksemburg, Doğu’da Almanya, Kuzey’de Hollanda.

Önemli Şehirleri: Brüksel, Antwerp, Ghert, Charleroi, Liege.

Din: %75 Katolik.

Dil: Fransızca, Almanca.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monark’a bağlı parlamenter demokrasi.

Siyasi Partiler.

Flaman Bloğu, Halkın Birliği, Fransızca Konuşanların Demokratik Cephesi, Özgürlük ve İlerleme Partisi, Reformcu Liberal Parti, Hristiyan Halk Partisi, Sosyal Hristiyan Parti, Sosyal Parti.

Tarih: Belçika ismi, ülkenin ilk yerleşik insanları olan Belgae’lerden gelmektedir. Ülke olarak Julius Caesar tarafından fethedilmiş ve Romalıların, Frank’ların Burgundy’nin, İspanya’nın, Avusturya’nın ve Fransa’nın da dahil olduğu bir dizi işgalci devlet tarafından 1800 yıl yönetilmiştir. 1815’ten sonra Belçika Hollanda’ya bağlandı fakat bağımsız bir anayasal monarşi olması 1830’a rastlar. Belçika’nın tarafsızlığı her iki dünya savaşında da Almanya tarafından ihlal edildi. Kral

3.Leopold 28 Mayıs 1940’ta Almanya’ya teslim oldu. Savaş sonrası, tahtından feragat edip yerini oğlu Kral Baudovin’e bırakması konusunda siyasi baskıya maruz kaldı. Kuzey Belçika’da yaşayan Flamanlar Hollandaca, güneydeki Valonlar ise Fransızca konuşurlar. Bu dil farklılığı daimi bir karşıtlık kaynağı olmuş, iki grup arasında düşmanlığa yol açmıştır. Parlamento, gücün merkezi hükümetten 3 bölgeye -Valonya, Flander ve Brüksel- transferini amaçlayan bir takım önlemler almıştır. Belçika yaptığı dış ticaret ile ekonomisini yürütmektedir ve toplam ücretiminin %50’si dış ülkelere satılmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Belçikalı; s. Belçika'ya ait. Belgian hare büyük bir çeşit evcil tavşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. precise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

klar. deutlich. offen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Alamet, nişan, mar(Kadın İsmi) 2.Tam ve kesin olarak belirlenmiş, sarih.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belçika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. manifest. distinctive. blazing. upfront. clear-cut. distinct. evident. explicit. marked. positive. prominent. pronounced. salient. sharp-cut. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. distinct. explicit. prominent. salient. evident. marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. marked. pronounced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. emphasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omurga kemiği. Bir şeyin esas kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. spine. basis. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. back bone. spine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendelik, kulluk, kölelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندگی] kulluk. 2.kölelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beng tiryakisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنگی] esrarkeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bengi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiryakilik, (bk.) Beng.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Bengi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bengi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Efsanelere göre, içene ebedî hayat veren su, ab-ı hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük bey, beyciğim. (dostluk veya hakaret, küçümseme makamında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: BâRGİR) (i. F. bâr = yük, giriften = tutmak, kaldırmak).

1.Yük tutucu, yük kaldıran, yük taşıyan (hayvanlara, hamallara, araba ve gemi gibi şeylere denir).

2.Enenmiş at, iğdiş, feres, esb: Binek, yük, araba, bostan, değirmen, saka beygiri. Ağanın beygiri — Küstah. Beygir sürücüsü = Kira beygirini sürüp arkasından giden adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse. workhorse. cart horse. hack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse. nag. packhorse. carthorse. vaulting horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hackhorse. workhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir sürücüsü, binek ve yük beygiri besleyip kiraya veren adam, kira ile beygir işleten adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü: Bir beygirgücü 0,736 kilovata eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. «bezmek» den). Bezmiş, bıkmış, usanmış, bezginlik getirmiş, meyus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusted. lackadaisical. haggard. weary of life. tired of life. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary. depressed. disgusted. discouraged. down- and-out. sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bezgin olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. disgust. weariness. lethargy. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yabancılık, bîgânelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yabancılık, bîgânelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bİ-GİRAN (i. F.). Kenarsız, sonsuz, sınırsız, hesabsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kenarsız, sonsuz, sınırsız, hesabsız,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Renksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hone. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whetstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesici Aletleri bileyecek Alet. Ar. meşhaz: Bileği çarkı = Bilemeye mahsus çark. Bileği demiri = Kasap masadı. Bileği taşı = Bilemeye mahsus maruf taş. Bileği kayışı = Berberlerin ustura biledikleri kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Bileşikgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowledge. learning. cognizance. information. info. data. know-how. acquaintance. conveyance. dope. inside dope. gen. gleanings. griff. griffin. intelligence. line. lore. notice. report. savvy. word. instructions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data. fact. information. knowledge. learning. lore. report. science. snippet. steer. word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

info. information. knowledge. acquirements. cognizance. data. dope. griff. intelligence. ken. know. know- how. known. known- how. learning. lore. notion. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenlore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlighten. inform. instruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish information. to give information. acquaint. clue. enlighten. inform. render information. advise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malûmat, vukuf, ilim, mârifet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgi taslayan, Alimlik satan, Alim olmak iddiasında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. sophisticated. pedant. pedantic. self-righteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedant. conceited. wiseacre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe).

1.Bir faraziye halinde ileri sürülen ve yanlışlığı ustalıkla gizlenip doğru olduğu kabul ettirilmek istenen delil, safsata, sofizm.

2.Bu mahiyetteki delillere dayanan hüküm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgi taslama, Alimlik iddiası. Osm. malûmatfürûşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedantry. sophism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruct. catch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint oneself with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malûmatlı, vukuflu, Alim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. learned. wise. sophisticated. scholarly. deeply read. knowledgeable. well informed. erudite. informed. read. thoroughbred. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erudite. hot. informed. knowledgeable. learned. literate. profound. well-informed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learned. to be informed. well-informed. brainy. hep. in the known. intellectual. in the know. profound. red hot. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâmet, nişan, emâre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtisas derecesinde bilgi sahibi olan kimse, Alim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learned. erudite. scholar. bookman. learned man. scientist. pundit. savant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pundit. savant. scholar. scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholar. scientist. pundit. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer seller. computer operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilginer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorant. insensible. unenlightened. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant. clueless. illiberal. unenlightened. unknowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bilgin hanım.- Yanlış yapılmış isimlerdendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pelte gibi titrek ve dolgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeni doğmuş çocuğun kafasının yumuşak olan üst tarafı, kl tepesiyle alnı arasındadır, Ar. yafuh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanel. fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette oynayıp titremek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. biyoloji ilmine ait, biyolojik biological warfare biyolojik savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji bilgini, biyolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beer glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere de tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren ‘antidiuretic’ denilen bir hormondur. Biz buna kısaca ‘ADH’ diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman ‘ADH’ böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani ‘ADH’ vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler ‘ADH’nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile ‘ADH’den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında ‘ADH’ salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren “antidiuretic” denilen bir hormondur. Biz buna kısaca “ADH” diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman “ADH” böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani “ADH” vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler “ADH”nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile “ADH”den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında “ADH” salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içiki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Terk olunmak, (bk.) bırakılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bırakıntı. T. Bırakmak, terk olunan şey, bir tarafa atılıp işe yaramayan şeyler.

2.Denizin sahile attığı kum, taş vesaire.

3.Liman muhafazası için önüne atılan kayalar ve taşlar yığını.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Batı Anadolu’da İzmir ilinin Ödemiş ilçesinin merkezi, Bozdağ eteklerinde kurulmuştur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birleşik, birleşmiş, birlik almış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını karşılamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tek taçyapraklı bitkilerden, zengin bir familya. Papatya, enginar, kasımpatı, devedikeni vs. bitkiler bu familyadandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin gizli kalmış, şüpheli tarafı, dalavere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gulyabani, cin, şeytan; ask. kimliği anlaşılmamış veya teşhis edilmemiş uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bogey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gırtlak ağzı, hançere. Boğırtlak kuşu = Çil çeşidinden bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dung beetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dans müziği olarak bir piyano çalma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çan çiçeği): Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., h.b. eğilir uzun sonda; fitil; mum, balmumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cravat. necktie. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necktie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE en yeni Sony LCD televizyonlarda kullanılan, yüksek görüntü performansı motorudur. Canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Akıllı gürültü giderme ve Gelişmiş Kontrast Geliştirici gibi en yenilikçi teknolojilerimizi kullanan BRAVIA ENGINE 2, büyük beğeni kazanan BRAVIA ENGINE teknolojisinin gücü üzerine inşa edilmiş olup, dört yeni görüntü işleme aşaması katar. Dahası, BRAVIA ENGINE 2 birçok farklı sinyali de içine alacak şekilde, tüm dijital sinyal işleme süreçlerini bir araya getirir. Sonuç ise olabilecek en doğal tonlara sahip, net ve gerçeğe yakın renklerdir. Net ve güvenilir bir parlaklık ve kontrasta sahip siyak düzeyleri en derin ve en ayrıntılı düzeylerdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Engine 2 PRO görüntü verilerini size ekranda görmeden önce filtreleyen, temizleyen ve optimize eden güçlü bir işlemcidir. Full HD 1080p LCD ekranınızda gerçeğe en yakın High Definition görüntüleri sunmak için sinyal kalitesi büyük ölçüde iyileştirilir. En beğendiğiniz programlar, Blu-ray Disc™’ler, DVD’ler ve PLAYSTATION®3 oyunları bugüne kadar gördüğünüz en üstün renk aralığı, en yumuşak yüksek hızlı hareket ve en temiz siyahlar olarak canlanır. Hiçbir şeyin izleme deneyiminizi engellemesine izin vermeyen gürültü azaltma teknolojisi, mükemmel görüntüyü sunmak için her sahnede hareket ve parlaklık ayarlarını otomatik olarak yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE PRO, gelişmiş Dijital Gerçeklik Oluşturma teknolojisinden tam olarak yararlanarak BRAVIA ENGINE EX’in (yukarıda açıklanmaktadır) bir adım ötesine geçer. Bu, High Definition sinyalinizi güçlendirerek daha mükemmel çözünürlük ve üstün resim performansı elde etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bakımı ve terbiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booby trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Birçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi buğdaydır. Bu familyanın pek çok olan cins ve çeşitleri yeryüzünün her yerinde yaygındır. Yulaf, arpa, pirinç, çavdar, mısır, Buğday çeşitleri, çayır otları, bambu bu familyadandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Köstek. Eskiden ağır cezalı mahkûmların ayaklarına takılan demir halka. Bu halkaya pranga bağlanırdı.

2.Kaçmasını önlemek için atların ayağına vurulan demir halkalı köstek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetter. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayağında bukağı olan.

2.Bilekleri beyaz olan at. .y.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın ayak bileğinde

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likewise. similarly. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Çıplaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficit. budgetary deficit. budget deficit. deficit in budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down- the-line. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frigid. icy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frigid. glacial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BUZAĞU veya BUZAK (i.) ineğin küçük yavrusu, henüz sütten kesilmemişi (kesilmişine dana derler). Fil, gergedan, zürafe gibi hayvanların yavrularına da denir. Buzağıburnu = Arslanağzı denilen çiçeğin yabanisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf. fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Halk ağzında Bızlamak. (İnek ve emsali hayvanlar) yavrulamak, doğurmak: İnek, manda buzağıladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Otlak ve çayırın dördüncü ve son defa biçilmesi. 2.Uç sene işlenmeyip hayvan yayılan tarla. Buzağılık bozmak = Bu suretle terk olunmuş tarlayı açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bankizlerden veya ku tup buzullarından koparak denizlerde yü zen büyük buz parçası, aysberg.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. berg. drift ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. iceberg aysberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial epoch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial period. ice age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüklük, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Suyun kaynayıp fışkırmasını taklit ederek arka arkaya kullanılır: Sular çağıl çağıl akıyor, çağlıyordu. Sel, çağıl çağı İdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle. purl. ripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burble. gurgle. purl. ripple. warble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çağla ilgili. 2.Çakıl. 3.Çağla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Taşlara, kayalara veya setlere çarparak hızla düşen suyun çıkardığı ses: Suların çağıltısı bülbüllerin şakırtısına karışıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plash. purl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yıldırım, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çok çağıran, yaygaracı.

2.Çok bağırır saksağan cinsinden bir kuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çağıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma, haykırma, nidâ, sayha, yüksek ses. Fars. Bülend-Avâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet etme, gelmesini isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bağırma, haykırma, seslenme.

2.Türkü söyleme, tegannî: Ali güzel türkü çağırır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. summons. calling. evocation. invitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bağırmak, haykırmak, yüksek sesle seslenmek: O kadar çağırmayın, bağırıp çağırmak.

2.Yüksek sesle okumak, tegannî etmek: Türkü çağırmak (davet etmek mânâsını İfade eden «çağırmak» fiiliyle karıştırılmaması lâzımdır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet etmek, gelmesini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invite. summon. invoke. cry out. call for. call in. shout to. sing. call away. hail. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. bid. call. have. invite. page. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invoke. evoke. to call. to summon. to issue a call for. to call in sb. accite. convoke. crowd out. cry out. hail. to be an invitation to buy. invite. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma çağırma sesi: Bağırtı, çağırtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Çağırmaya sevk etmek, zorlamak veya müsaade etmek.

2.Bağırtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb called. to send for sb. send for. summon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan. Eski Türkçe’si: çalav).

1.Musiki Aleti, saz: Piyano güzel bir çalgıdır.

2.Musiki, Ahenk, nevâ: Çalgı çalmak, çalgıyı sever misiniz?

3.Musiki takımı, saz takımı, hânende ve sâzendeler: Filân evde çalgı vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. musical instrument. music instrument. ax. axe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. musical instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalgı çalan, bir saz çalmayı sanat edinen adam, sâzende, mutrıb. Çalgıcı otu = Turpgillerden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir saz çalan adamın sanatı, sâzendelik, mutrıblık: Çalgıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karanlık, loş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine ut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Hizmetçilere verilen ücret ve elbise parası.

2.Hizmetkâr.

3.Tüfek fitili. 4.Elbiselik kumaş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامگی] giysi parası. 2.hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

((pinus pinea): Çam kozalaklarının içinden çıkarılır. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığı kadar (25 gram)’dan fazla yenilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Cinsel istekleri artırır, ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kozalaklılardan, iğne gibi olan yapraklarını yaz, kış dökmeyen ağaçlar familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın camların kenarından bakılınca görülen, yeşile çalar mavi renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çançiçeğigillerden, bir bitki cinsi, boru çiçeği (campanula).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşilken yenir güzel bir cins erik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müşavere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cangıl cungul = Çatra patra, dangıl dungul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Ahenksiz ve kaba sesi taklit eder: Çangıl çungul söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Birbirine dokunan demir parçalarının gürültüsü gibi Ahenksiz büyük bir gürültüyü tasvir ve taklit eder: Çangır çungur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Giray).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Birbirine dokunan demir parçalarının gürültüsü gibi bir gürültü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Birbirlerine çarpan demir parçalarının gürültüsü gibi Ahenksiz ve büyük gürültü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Cambridge ile ilgili; Cambridge üniversitesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). kalp ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current expenditure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrı çanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi ile uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâşnî = lezzet, giriften = tutmak). Vaktiyle büyük dairelerde yemeklerin tadına bakan adam: Padişahın çâşnîgîri. c. F. Çâşnî-gîrân = Eskiden, ziyafetlerde sofra hizmetini ifa eden bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاشنی گير] çeşnici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). (bk.) Delta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumpernicel. rye bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cây = yer, giriften = tutmak). Yer tutan, yerleşen, kararlaşmış, devamlı: Aramızda cây-gîr olan anlaşma mûcibince.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir ağaççık familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.J. Yağlı güreşte pehlivanları seyircilere tanıtan ve dualarını okuyarak onları meydana çıkaran kimse.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yaralanarak kaçan av hayvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Savaş hâlinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zil veya kaşık vurarak oynayan dansöz, rakkase ki, başlıca çingene kızlarından olurdu: Çengi kolu, takımı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چنگی] çeng çalan. 2.dansöz, çengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çengiler (oyuncu kadınlar) için yazılan şiir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu, asıl adı Timuçin’dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket money. packet money. pocket cash. spending money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pazarlarda sergi açan gezici esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi ceviz ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental pollution. environment pollution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kronolojik tarih sırasına göre düzenlenmiş. ehronologically (z). tarih sırasına göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Numunesi çiğdem olan bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışık hayvan sesleri, hayvan gürültüsü. Bilhassa kuş ve böcek sesleri için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz. (bk.) Çekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçlarına su kovası veya yoğurt tablası vs. gibi şeyleri asarak taşımak üzere omuza alınan ağaç, omuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞİR (i.).

1.Çığ denilen kar kümesinin karın üzerinden yuvarlanırken yerdeki karları beraber alarak açtığı yol, çığ izi. 2.Yol, tarik.

3.mec. Tarz, üslûb. Ar. de’b, takibi mutad olan yol. Çığır açmak = Yeni bir tarz ve üslûp icat etmek: Edebiyatımızda yeni bir çığır açıldı. Çığırından çıkmak = Alışılmış, bilinen yolu bırakmak, sapmak. Osm. inhirâf etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çığır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

era.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epoch. path. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rut. track. path. way era. traject. trajectory. rota. orbit. trend. method. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇIĞIRTKAN (i.) Diğer kuşları celbetmek üzere öttürülen avcı kuşu, pırlak, (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet, celb, getirtme, (bk.) Çağırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ç ğrışma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), i. Çığırtkan.

2.Seyirci veya alıcı çekmek için oyun yerlerinde, dükkânların kapılarında övücülük eden kimse.

3.mec. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. decoy bird. crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. noisy advertiser. decoy duck. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dilsiz bir çeşit ufak düdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞİT (i.).

1.Kabuklu çekirdek, pamuk vesaire tohumu.

2.Yüzdekil çil lekesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونگی] nitelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihangirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİHAN-GİR) (i. F. cihân = dünya, giriften = tutmak). Dünyayı zapteden, büyük fâtih, İskender, Cengiz Han ve Timur gibi az müddet zarfında birçok büyük ülkeler fetheden hükümdar veya kumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world conqueror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگير] büyük hükümdar, imparator.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dünyayı zapteden büyük fâtihlere yakışır bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگيری] büyük hükümdarlık, imparatorluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyayı zapteden büyük fâtihlerin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

—CİK, CEĞİZ (e.), (bk.) —cak, —cağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Deli, delice hareketler yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. mad. insane. lunatic. raving. wild. berserk. bonkers. crackpot. crazed. delirious. demented. demon. demoniac. distracted. foolhardy. frenetic. frenzied. kooky. maniacal. phrenetic. possessed. rip-roaring. ripsnorter. scatty. moonstruck. lunati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. mad. insane. lunatic. raving. wild. berserk. bonkers. crackpot. crazed. delirious. demented. demon. demoniac. distracted. foolhardy. frenetic. frenzied. kooky. maniacal. phrenetic. possessed. rip-roaring. ripsnorter. scatty. moonstruck. lunati. amo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad. raving. frenzied. crazy. up the creek. delirious. demented. distraught. frantic. frenetic. loony. maniac. moon struck. raffish. stark raving mad. up the pole. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like mad. wild. frantic. far-out. frenetic. frenzied. tearing. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. frenzied. madly. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic. madly. manic. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delice hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craze. escapade. frenzy. insanity. lunacy. madness. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. madness. distraction. escapade. fling. folly. fury. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilit, anahtar ve bunlara benzer demirciliğin ince işlerini yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmith. lock maker. key filer. keysmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilit, anahtar ve bunlara benzer ince demir Aletler yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce

3.yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddiyüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). Asmanın sonradan sürdüğü ufak salkımlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small bunch of grapes. decoration of beads/coins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak sesine benzeyen sesleri ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanın küçüğü, hayvanların boynuna takılanı, hizmetçileri çağırmak için çalınanı va bu gibi başka işlerde kullanılanı. Küçük kuzulara ve kedi yavrularına takılan pek küçüklerine de denir: Çıngırak çalmak, çıngırak sallamak, çıngırak takmak. Kalın seslisine çongurdak derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleigh bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çıngırak bulunan. Çıngıraklı yılan: Engerek familyasından zehirli bir yılan (oroplus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie rattler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattlesnake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıngırak gibi keskin sesle ötmek, çıngır çıngır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak gibi keskin ses, çıngır çıngır etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tree cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beceriklilik, maharet, hazâkat.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(convolvulus sepium): Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kar ve rüzgârla karışık yağan yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büvelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gerek kalemle yapılmış gerek oyuk veya kabarık sıra, hat: Bu defterin siyah ve kırmızı çizgileri var, alın çizgisi. Çizgi çakısı = Ağaca işaret etmeye mahsus marangoz çakısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrow. line. mark. score. streak. stripe. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. line. ruling. score. streak. stripe. scratch. scar. furrow. stave. ridge. marking gauge. marking awl. bar. asymptote. hack. figure. drill. drawing. linear. reglet. drawing point. scribe block. scribe compass. scribe awl. cutting rule. scriber. strok

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nokta olarak başlar ve her yönde «düz, kıvrımlı, kırık, kalın, ince, koyu, açık» olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon. motion picture / animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çizgi bulunan: Çizgili defter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lined. barred. ruled. striped. striated. streaky. tabby. liny. banded. brindled. fasciated. striate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripy. lined. ruled. striped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graphic. streaky. striated. striped. marked with lines. lineate. lineated. ribbed. lined. streaked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Cetvel tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linelike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yüzey üzerinde, bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri veya öğeleri niteler.

2.İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizgili olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlined. unstriped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Turpgillerden yabani bir bitki, kuş ekmeği (thlaspi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karabuğdayın bir çeşidi (polygonum aviculare) .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, beyaz çiçekli bir bitki (scandix).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çocukcuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak, tasarlamak. cogiteble (s). akla gelebilir, idrak olunur, anlaşılır, kavranabilir. cogita'tion (i). düşünme, düşünüp taşınma cogitative (s). fikir sahibi olan, düşünceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniversite talebesi veya mezunu; üniversite mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). üniversite ile ilgili; üniversite öğrencilerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sirayet, bulaşma, geçme; bulaşıcı hastalık; kötü tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). bulaşıcı, bulaşkan, sâri; mikroplu, zehirli; yayılan. contagious laughter herkesi coşturan gülme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collection tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dindaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowslip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primrose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çuhaçiçeğigillerden, bir süs bitkisi (primula veriş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowslip. primrose. polyanthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(baharçiçeği): Çuhaçiçeğigillerden; sık çiçek açan bir süs bitkisidir. Kökü kırmızı; yaprakları sarıdır. Çiçekleri ise; koyu sarı renkte olup, çuha gibi kıvrıktır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Sinirleri yatıştırır. Rahat uyku sağlar. Yarımbaş ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Arayıcılık, araştırıcılık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower slopes of a mountain. hillside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe dağ kelimesi Arapça gibi sıfatlandırılmada da çok kullanılmıştır: Dağlı, dağa mensup. Türk musikisinde de bir deyimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution. dispersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersion. distribution. dissociation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersal. distribution. dispersion. dissociation. allocation. dissolution. scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dağılmak işi. 2.(askerlik) Aynı silâhla aynı hedefe atılan mermilerin, barut haklarında ve başka şartlardaki değişmeler yüzünden ayrı noktalara vurması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sözgelimi, bir doğal kaynaktaki yoğunlaşmış kirleticinin yayılma süreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. distribution. dispersal. diffusion. disintegration. decomposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffusion. disintegration. dispersion. distribution. dispersal. scattering. scatter. spread. dissolution. break-down. spreading. staggering. calcination. decomposition. catabolism. decay. dissociation. dissolubility. slaking. diffraction. lysis. dissipati

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saçılmak, ayrılmak ve perişan olmak: Benim topladığım kâğıt yeniden dağılmış.

2.Bölünmek, tevzi olunmak: Gazete erkenden dağılır.

3.Açılmak, yok olmak: Bulutlar dağıldı.

4.Kırılıp parçaları ayrı ayrı düşmek: Tabak elimden düşüp dağıldı. Baş, beyin dağılmak = Sersem olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disperse. separate. scatter. disband. come apart. disintegrate. crack up. go to pieces. fly to pieces. go splinters. go into splinters. be scattered. adjourn. clear. clear away. decay. decompose. diffuse. disrupt. dissolve. fall. splinter. spread. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disband. disintegrate. disperse. dissipate. dissolve. lift. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter. to disperse. to be dispersed. to be messed up. to be dissolved. to disintegrate. to crumble. to calcine. to stagger. to decompose. to shatter. to dissolve. to spread. to dissipate. diffuse. disband. fall apart. fall out. range. strew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir arada olmayan, perişan dağınık asker.

2.İntizamsız: Zihnim, beynim pek dağınıktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. out of trim. messy. diffuse. straggly. disorganized. bedraggled. ragged. scruffy. sick. straggling. unkempt. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedraggled. desultory. diffuse. disconnected. disorderly. haphazard. loose. messy. scrubby. scruffy. slipshod. sloppy. slovenly. sporadic. tatty. untidy. windswept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. sporadically. desultory. loose. messy. rambling. sparse. straggly. thin on the ground. vagrant. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Perişanlık, Fars. perâkendegî, Ar. teşettüt: Kitapların dağınıklığı düzgün okumaya mâni olur.

2.İntizamsızlık, tertipsizlik: Zihin dağınıklığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. untidiness. disorder. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Perakende olmak, bir arada bulunmamak.

2.Ufanmak, dökülmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins dağ serçesi, büyük asfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tabir) Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkasya’nın kuzeydoğusunda bir ülke ki eskiden Albanya denilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dagestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Dağıstan halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saçan, perakende ve perişan eden.

2.Tevzi ve taksim eden, müvezzi. 3.Püskürtüp defeden.

4.Müsrif, israf eden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersive. distributor. distributer. deliveryman. peddler. pedlar. runner. spreader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. spreader. postman. letter carrier. catalyst. divider. dissolving. diffuser. decomposer. mailman. deliveryman. analyzer. catalyzer. catalytic. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributor trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saçılmak, ayrı hale getirilmek, perişan edilmek: Bu kitaplar dağıtılmasın.

2.Tevzi edilmek ve bölünmek, ayrı ayrı verilmek: Maaş dağıtıldı.

3.Püskürtülüp def olunmak: Duman rüzgârla dağıtıldı. Düşman kuvvetleri dağıtıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distributed. to be dispersed. to become untidy. to be dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributing. distributive. dividing. distribution. handling. circulation. deploy. dispensation. dispersal. dispersion. division. repartition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. distribution. issue. dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. distribution. allotment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. deliveryman. roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocate. disbandment. dispensation. dispersal. dissipation. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saçmak, ayırmak ve perişan etmek: Bu kâğıtları odanın içinde kim dağıttı?

2.Tevzi ve taksim etmek, bölüştürmek, ayrı ayrı vermek: Aşure dağıtıyorlar, gazeteleri müvezziler dağıtır.

3.Öteye beriye püskürtüp defetmek: Rüzgâr bulutlan dağıttı: Ağız dağıtmak = Terbiyesizcesine fena sözler söylemek: Ağzını pek dağıtıyor. Ağzını, burnunu dağıtmak = Pek fena döğmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deal. deal out. distribute. hand out. deliver. dispense. dissolve. decompose. crack up. scatter. disband. disperse. diffuse. bestrew. demount. deploy. disject. disjoint. dismantle. dispel. disrupt. dissipate. divert. dot. drown. fling off. issue. lit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutter. deal. deliver. diffuse. disarrange. disband. disintegrate. dispel. dispense. disperse. disrupt. dissipate. dissolve. distract. distribute. issue. litter. scatter. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. distribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağlama Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mercan, inci vesaire avlamak veya denizin dibine düşmüş şeyleri çıkarmak için denizin dibine dalmaya alışık adam: Denizin dibine dalgıç indirmek, dalgıç daldırmak. Dalgıç kuş = Balık tutmak için suyun içine dalıp yine çıkan kuş çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver. frogman. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqualung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dalmış, kendinden geçmiş adamın hâli. Osm. bîhûşluk, medhûşluk, istiğrak: Sıtmadan sonra bir dalgınlık geldi. 2.Alıklık, unutkanlık: Küçükken zeki idi, sonra kendisine bir dalgınlık geldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. plunged in thought. absent. vacant. lost. far-off. dreamy. woolgathering. abstracted. deep. distrait. engrossed. faraway. glassy. meditative. moony. pensive. preoccupied. reflective. ruminant. ruminative. self-absorbed. thoughtful. unh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. abstracted. contemplative. dreamy. faraway. pensive. vacant. woolgathering. absent-minded. preoccupied. distracted. lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. lost in thought. abstracted. contemplative. forgetful. glassy. lost. moony. pensive. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lost in thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstractedness. absence. absence of mind. abstraction. woolgathering. kef. pensiveness. reverie. thoughtfulness. vacancy. vacuity. wandering. absent-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. oblivion. oversight. woolgathering. absent-mindedness. absence of mind. abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-mindedness. abstraction. contemplation. detachment. distraction. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DALIŞ) (i.). Suyun altından yüzme, dalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates.

Hazırlanışı : 1 adet çiğ patates soyulup iyice yıkanır ve rendelenir. Çıkan su sabahları aç karnına içilir. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arteriosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, giriften = tutmak). Birinin eteğine sarılan, imdat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن گير] davacı, şikayetçi. 2.eteğe sarılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp duty. stamp tax. revenue stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkl;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yılanyastığıgillerden bir bitki (arum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «dar» dan).

1.Darılmış, gücenmiş. Ar. münfail: Bana dargın mısınız?

2.Hiddetli, Fars. gazabnâk, Ar. hadîd, mütehevvir: Dargın gördüğüm için bir şey söylemedim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry with. cross. stuffy. offended. huffy. resentful. huffish. injured. vexed. wroth. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. indignant. offended. cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. unfriendly. angry. black. out of sorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gücenme, infial, hatır kalma: Bana dargınlığının sebebini anlayamadım, yine bir dargınlık çıkaracak.

2.Hiddet, gazab, kızgınlık: Şimdi dargınlığı üstündedir, bir şey söylenmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfriendliness. huff. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dağılmış, çok saçılmış, (bk.) Dardağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock a hoop. in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dayalık, dadılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bul headed. pontifical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerln ayrı taçyapraklılar kısmından, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value judgment. value judgment judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Menfilik edatı olup

1.Isnad fiiline dahil olur: Değilim, değilsin, değildir, değiliz, değilsiniz, değillerdir. Değil idim (değildim), değil idik vs. Gaib sigalarında bazen isnad fiili ortadan kalkar ve yalnız bu edat kalır: O adam değil (değildir). Onlar orada değil (değillerdir).

2.İki şeyden birini red ve diğerini ispata yarar ve bağlama edatı gibi ve Arapler’ın «lâ ... bil» edatlarıyle ifade ettikleri mânâ ile kullanılır: Onu söyleyen ben değil, sizsiniz. Değil yazmaya, okumaya bile İktidarı yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ain't. not. no. not a. un-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not. no.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Son çekim edatı olup «dek» den daha kuvvetlidir. Kadar, ili, hattâ, tâ: Sabaha değin göz kapayamadım. Siz gelinceye değin ben bekleyeceğim. İstanbul’dan Edirne’ye değin hep düz yerlerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until. till. up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Temas etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on. touch upon. refer. speak to. advert. deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention. brush. deal with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Değdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (döner ve çarh demek olan «teker» den).

1.Buğday vesaireyi öğütmeye mahsus Alet ve makine ki, çeşitleri olup en tanınmışı, su, yel ve kol ila döneni ve sonraları icat olunan, buhar ve mazotla işleyenleridir. Bunlara bir zamanlar yanlış tâbirle «fabrika» denmiştir. har, hayvan, su, yel değirmeni. Değirmen deresi = Değirmen suyunun yolu Değirmen taşı = Değirmen tekerleği

2.Elde döndürülerek kavrulmuş kahve ve karabiber vesaireyi toza çevirmeye yarayan Alet: Kahve, biber değirmeni. 3.Zeytin vesaireyi ezip suyunu almaya mahsus makine, pres: Zeytin değirmeni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinding machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir un değirmeni işleten adam. Ar. tahhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmencinin meslek ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller's trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Su veya yel değirmenleri çok olan yer.

2.(coğrafya) Ege Denizi’nin doğusunda iki ada ismidir: Küçük Değirmenlik, Büyük Değirmenlik.

3.Öğütülecek hububat: Değirmenlik buğday.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlak, müdevver, dairevî: Değirmi çehre.

2.Eni, boyu bir, kare. Ar. murabbâ: Bir değirmi tülbent.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak veya eni, boyu bir olmak: Şişmanladı, yüzü değirmilendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2.En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bir şeyi verip yerine diğer bir şey alma. Ar. tebdil, tahvîl.

2.Bir malın diğer bir mal ile değiştirilmesi, mübadele, trampa: Değiş tokuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. exchange. interchange. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. barter. commutation. permutation. swap. trade. trading. traffic. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commute. interchange. swap. swop. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erratic. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. varying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değişen, Osm. tebeddül ve tagayyür eden: Değişici renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Değişmiş, Osm. tebeddül etmiş, Ar. mütegayyir.

2.Mübadele edilmiş, değiştirilmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. way-out. diversified. alternative. several. varied. variegated. variant. calico. quirky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. atypical. different. diverse. quaint. refreshing. unlike. variant. varied. various. new. unusual. original.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

varied. various. changed. different. modified. amended. variant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başkalaşma, Ar. tebeddül, tegayyür.

2.Mübadele, trampa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. alteration. diversification. shift. chopping. modification. innovation. kink. recast. variance. variegation. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. break. change. modification. shift. turn. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. modification. change. modification alteration. revision. novelty. diversification. mutation. redeployment. shift. twist. variance. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. changing. mutation. alteration. variation. switch. turn. metamorphosis. permutation. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. diversity. evolution. flux. switch. variation. changing. change. barter. change in the wind direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. exchange. metamorphosis. alternation. giro. permutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalaşan, tebeddül ve tegayyür eden, sabit olmayan: Çabuk değişir bir renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. changeful. unstable. unsteady. uncertain. choppy. inconstant. inconsistent. mobile. capricious. erratic. fickle. fitful. flexile. fluid. incalculable. inequable. labile. mercurial. mutable. protean. shifting. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. flighty. floating. inconsistent. moody. uneven. variable. varied. volatile. wanton. wayward. changeable. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. floating. kaleidoscope. mobile. uncertain. unsteady. variant. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running cost. variable cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flux. instability. variability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variability. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Değişme, başka hale gelme. Ar. tebdil, tegayyür: Havanın değişmesi. 2.Çamaşır tebdil etme, temiz çamaşır giyme: Çamaşır yıkanacağından bugün değişmeniz gerekir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. alteration. changing. chopping. interchange. shift. switch. transmutation. turn. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. conversion. mutation. shift. variation. exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. shift. variance. exchange. modulating. modulation. altering. barter. conversation. changeover. swap. transformation. transmutation. transition. revolution. preference. increment. metamorphosis. fluctuation. distortion. commutation. chopping. varia

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Değişme işi, değişmek, başka hale gelmek. Osm. tebeddül etmek: Bu atın eğeri değişmiş.

2.Başkalaşmak, başka türlü olmak, tegayyür etmek: İspirtoya su katınca rengi değişir. Bu adamın tabiatı büsbütün değişti. Hava değişiyor.

3.Çamaşır değiştirmek, temiz çamaşır giymek: Siz değiştiniz mi? Değiştirmek: Tebdil veya mübadele etmek: Bu atı ne değişirim, ne satarım. Bunu dünyada bir şeyle değişmem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. convert. amend. modify. alter. mutate. turn to. shift. alternate. chop about. chop round. shade. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. convert. evolve. mutate. shift. trade. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. to change. to alter. to become different. to be replaced by another. to be changed. to exchange sth for sth else. to change one's clothes. to trade sth for sth else. fluctuate. turn into. metamorphose. shift. vary. veer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir parçanın usul geçkili olması: Değişmeli şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. decided. declared. equable. firm. fixed. flat. immovable. immutable. inexorable. inflexible. intransigent. invariable. rigid. set. settled. stable. steady. strict. sworn. unchangeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed. constant. immutable. invariable. unchangeable. stable. equable. hard core. immovable. incommutable. irrevocable. permanent. steadfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. invariability. stability. immutability. equability. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alterative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be changed. to be exchanged. to be converted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide portenin başında yazılan diyez ve bemoller: Değiştirme işaretleri yahut portenin donanımına aykırı olarak nota içinde diyez, bemol veya bekar kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing. exchange. replacement. alteration. conversion. shift. switch. interchange. commutation. disguise. leavening. modification. re-formation. recast. reformation. trans-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. change. conversion. exchange. modification. shift. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. shift. switching. change. distortion. conversion. shifting. alternation. change-over. modulation. variation. permutation. replacement. modification. inversion. substitution. denaturalization. transformation. change over. changing. commutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyi verip yerine diğer bir şeyi almak, değiştirmek: Atları, arabayı değiştirdim.

2.Bir şeyi bırakıp yenisini kullanmak, yeniletmek: Odanın bütün mobilyasını değiştireceğim. Bugün çamaşır değiştirmeli. 3.Başkalatmak, Osm. tagyîr etmek: Tabiatını büsbütün değiştirmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. exchange. convert. alter. vary. shift. switch. swop. swap. replace. alternate. commute. disguise. diversify. doctor. falsify. garble. interchange. intersperse. juggle with. metamorphose. modify. recast. switch to. transmute. unmake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. cast. change. convert. distort. doctor. falsify. modify. qualify. shift. swap. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. modify. substitute. to change. to exchange sth for sth else. to modify. to amend. to alter. to shift. to convert. to replace. to vary. to substitute for. to alternate. to denaturize. to turn. to transform. to distort. to variate. to modulat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değişmek işini yaptırmak: Onlara yerlerini değiştirttim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth changed or exchanged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F„ Arapça: dehşet, Fars.: engîhten = koparmak). Korkup ürkmeyi mucib, ürküten, korkunç: Dehşetengiz bir uçurum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دهشت انگيز] ürkünç, dehşet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızının kullanıcı tarafından manuel olarak ayarlandığı çekim modu. Ardından doğru pozlamayı sağlamak için diyafram açıklığı makine tarafından otomatik olarak belirlenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, Euro AV üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanmaya hazır halde sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit. bore. drill. punch. wimble. gimlet. auger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punch. drill. gimlet. borer. broach. perforator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strait jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Deniz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Denizci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı at başına benzediği İçin bu adla anılan kıvrık kuyruklu küçük bir balık cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Yumuşakçalardan, kalın ve kıvrık kabuklu bir deniz böceği (conus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval airplane. amphibian. float plane. floatplane. hydroplane. naval seaplane. supermarine. waterplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DER-CENG-İ EVVEL) (i. F. A.) (eskimiştir). Her şeyden önce, daha işe başlar başlamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine. periodical. review. journal. bulletin. print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journal. mag. magazine. periodical. review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine. periodical. review. mag. print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çok kalabalık, izdiham.

2.Bir zerdali çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizlik, acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidant. agony aunt / uncle. active columnist. agony aunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, giriften = tutmak). Düşenin elini tutan, yardımcı. Ar. mutn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگير] elden tutan, yardım eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazı yapılan yer; bu kazıdan çıkarılan şey; (ing)., (k).dili pansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak; parmak genişliği (20 milimetre); sıfırdan dokuza kadar tam sayıların her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parmağa ait, parmak gibi; on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Digital8, Video8 ya da Hi8 kasetleri oynatabilen, hatta i.LINK™ üzerinden dijital halde gösterebilen bir dijital kamera biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonguefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dilin ses, şekil, menşe, mânâ ve cümle yapısını inceleyen ilim, gramer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, girîften tutmak).

1.Kalpte yerleşip çabuk unutulmaz, tesirli. 2.Hatırı kalmış, gücenmiş: Bana dil-gîrdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıkıntılı olma, iç sıkıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü canlanmış, dirilmlş, Alim, bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar. grammar gramer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلگير] kırgın, alınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dimağîye). Beyne alt, beyinle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community of religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çark, tekerlek, silindir gibi şeylerin merkezinden geçen mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. arbor. axle-tree. shaft. spindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axis. spindle. axle. arbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. axletree. spindle tree. arbor. journal. spindle. shaft. spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dengesiz olarak sallanmak, titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serene. inert. motionless. static. stationary. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. inactive. placid. serebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. silence. inertia. rest. quieteness. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare edilebilen balon, zeplin, hava gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Droseragiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade deficit. foreign trade deficit / gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Kurak yerlerde yetişen, ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dîvânelik, delilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیوانگی] delilik, çılgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Diz mafsalının ön tarafı ve burada bulunan yassıca, oynak, kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kneecap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hassock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basım için harfleri dizme işi, tertip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographic. composing. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. typesetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string. composition. typesetting. set. series. coordinates order. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compositor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compositor. typesetter. type setter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın ağzına geçirilen geme bağlı kayış. Binici bununla hayvanı idare eder: Dizginini çekmek, koyuvermek. Tek dizgin = Ağzı bozuk (at). Doludizgin = Hayvanı alabildiğine koşturmak. Dizginini çekmek = Pek ileriye gidenlere mâni olmak: Dizginini çektiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkrein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halter. rein. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bridled / curbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alabildiğine aşırı giden, sınır tanımayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfettered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefcase computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laptop computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köpek gibi; ters, aksi, huysuz; (A.B.D.)., k.dili gösterişli, fiyakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük köpek, süs köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D.). annesiz buzağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel horse. work beast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax. excise duty. excise. indirect duty / tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax. direct / assessed tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Stereo sinyalleri, dört kanal (2 ön, 1 orta, 1 arka mono) kullanılan analog surround sese kodlama/çözme olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Üç boyutlu ses efektlerinin oluşturulmasını sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Surround şarkı üretildiğinde dört ses bilgisi kanalı iki ses parçasına kodlanır. Daha sonra bu iki parça, evdeki video kasetleri ve TV yayımları gibi stereo program kaynaklarına getirilerek burada orijinal dört kanallı surround ses deneyimi oluşturmak üzere Dolby® Pro Logic® Dolby® Digital tarafından şifresi çözülür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın son hızla koşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a full gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoggish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious. hoggish. piggish. porcine. porky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Örneği domuz olan memeli hayvanlar familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağlarının eritilmesiyle elde edilen ve normal sıcaklıkta katı halde bulunan yağlar: Donyağı gibi yahut donyağının dolması = Soğuk, konuşmayan, kimseler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed oil. tallow. hard oil. cup grease. fat. rough fat. tallow oil. stearin. consistence oil. blubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. botanik), ikiçeneklilerden, yapraklarıyla böcek yakalayan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tencere dahayüzyılda hemen hemen tamamıyla bugünkü şeklini aldı. O zamanlar tencereler sadece yemek pişirmek için değil, su kaynatmak hatta içinde çamaşır yıkamak için bile kullanılıyordu. En eski tencereler dökme demirdendiler. Sonraları toprak, bakır, alimünyum, emaye ve camdan olanları da yapıldı

Bakır tencerelerin, kullanış ve dayanma bakımından iyi olmalarına karşın sık sık kalaylanmaları gerekir. Alimünyum tencerelerin sakıncalı yanları ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alimünyum üzerine olan etkileridir. Sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlasalar da en sağlıklı tencereler cam (payreks) olanlarıdır. Pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sık sık kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz.

Düdüklü tencerelerin yan yüzleri basınca dayalı malzemeden yapılır. Kapakları ise ilginçtir. Çevrilince tencerenin ağzını içten sıkı sıkı kapatırlar ve buharın kaçmasına mani olurlar.

Düdüklü tencerenin kapağında herhangi bir patlama tehlikesine karşı, istenen basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır. Basınç ayarlananın üstüne çıkınca subap açılır, buhar buradan dışarı kaçar, hızla çıkan buharın çıkardığı düdük sesi de etrafı olaydan haberdar eder. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Düdüklü tencerenin pişirme prensibinde suyun kaynama özelliği yatar. Su 100 derecede kaynar demek tek başına doğru bir ifade değildir. Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

Normal tencere ısıtıldığında su 100 derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır, yemek de bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 130 dereceye kadar çıkar.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkar. Bu yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ederek, vitamin ve minerallerini kaybetmeden daha çabuk pişmesini sağlar. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Gelelim düdüklü tencerenin öyküsüne. 1682 yılının 12 Nisan akşamı Londra’da bir evde kraliyet sosyetesinden bir grup yemek yiyeceklerdir. Bu yemek o güne kadar yenmiş yemeklerden farklıdır çünkü davetlilerden Fransız mucit, 35 yaşlarındaki Deniş Papin, yemeği son buluşu olan, her tarafı kapalı, üzerinde emniyet vanası olan bir kap içinde pişirecektir.

Papin, gazlarla ilgili ana kanunları formüle eden İrlandalı fizikçi Robert Boyle’nin asistanıdır ve kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükselten bu buluşunu 1679’da gerçekleştirmiştir. Yemekte bulunanlar pişen etten o kadar memnun olmuşlardır ki, bu buharlı tencere süratle yayılmış, hemen hemen bütün yiyeceklerin hatta pasta ve pudinglerin pişirilmelerinde bile kullanılmıştır.

Her icadın ilkinde olduğu gibi, bunda da bazı aksamalar olmuş, emniyet valfı sık sık tutukluk yapmış, güzel bir akşam yemeği yemeye hazırlananlar, tencere patlayınca yiyecekleri duvarlarda seyretmek zorunda kalmışlardır. Bu patlamalar düdüklü tencerenin neredeyse 150 yıl unutulmasına yol açmıştır. Tekrar popüler olması ise Napoleon Bonaparte sayesinde olmuştur.

‘Bir ordu midesi üzerinde hareket eder’ diye bir vecizenin sahibi olan Napoleon askerlerine yiyecek ikmalini sağlıklı yapamamaktan şikayetçi idi. Bu sorunu çözmek için parasal ödül vaat etmesi üzerine Fransız şef Nicholas Appert, Papin’in buluşunu geliştirerek günümüzdekine benzer pratik bir düdüklü tencere yapmış ve tekrar yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttercup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(girit lalesi): Düğünçiçeğigillerden; 30-60 cm. boyunda, uzun ömürlü bir bitkidir. Kökleri ipliksidir. Nisan - Haziran aylarında çiçek açar. Zehirlidir. Yaprakları çok küçüktür ve üç parçalıdır. Hekimlikte nadiren kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinin şikayetlerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

john dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanları dürtmeğe mahsus kısa üvendire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue ruin. chagrin. disillusion. disillusionment. fade. dead frost. frustration. lead baloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dut ağaçlarının türlerini içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallpaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall creeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ivy): Sarmaşıkgiller familyasından; uzun ömürlü, 50 metre kadar boyunda, her zaman yapraklı, tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları tüysüz ve serttir. Üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil renktedir. Meyvesi, siyahımsı mor renktedir. İçeriğinde “hederin” vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Kusturur ve aybaşı kanı söktürür. Haricen kullanılacak olursa, yaraları tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beğenmeyen, eleştiren, tenkit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eleğimsağma (alâim-i semâ), gökkuşağı, yağmur kuşağı; alkım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mantrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenar, kenar için kullanılan şerit, dantel, sutaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut EĞÜ veya İĞİ (i.). Kaburgaların omurgaya bağlı olmayanları, en alttakileri. Ar. dil’, Fars. pehlû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk dilinde: İğ. (bk.) İği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemiş koparmak için ağaç dalını vesair şeyleri tutup eğmeğe mahsus ucu eğri değnek, ağaçtan kanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğilmiş, dik olmayan, meyilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblique. inclined. slanting. sloping. threshold. bevel. drooping. droopy. leaning. skewed. on the slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblique. bent. slant. slanting. gradient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slant. oblique. bent down. inclined. slanted. pitched. prone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğik durma hali, meyil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. obliquity. propensity. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağ sarmaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temayül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. obliquity. aptitude. bias. squint. tendency. affection. bent. current. device. disposition. drift. gravitation. leaning. liability. notion. penchant. ply. predisposition. proclivity. proneness. propensity. pulse. relish. sense. set. slan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. bent. bias. disposition. inclination. leaning. mind. propensity. sense. stream. tendency. trend. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. tendency. affinity. aptitude. bent. bias. cast. desire. disposition. drift. fitness. liking. movement. ply. predilection. predispostion. proclivity. proneness. propensity. run. set. tide. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposed. inclined. apt. affected. inclinable. liable. slant. slanting. vulnerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a tendency to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğilmek işi. (matematik) Bir doğrunun bir başka doğruya (veya düzleme) göre eğik olması.

2.(fizik) Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasında meydana gelen açı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğilmek işi, meyil. Ar. inhinâ. Atlının yere eğilmesi. 2.Çevrilme: Taze fidanın eğilmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. stoop. bending. bent. warp. bend. inflexion. flexure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decline. dip. inflection. stoop. the act of bending or curving. an oblique. intersection. magnetic inclination. warping. deflection. in flexion. declination. buckling. cantling. reclination. lurch. warp. sag. tilt. bow. bending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eğilmek, çarpılmak. Osm. mâil olmak, meyelân etmek, çarpılmak: Sağa doğru eğilmiştir.

2.Bükülmek, çevrilmek, inhinâ etmek: Fidan taze iken eğilir, (bk.) Iğilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. rigid. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. rigid. stony. tough. uncompromising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başkalarının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğiklik, meyil: Bu yamacın eğimi pek fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradient. dip. inclination. incline. slope. bevel. cant. declination. elevation. fall. grade. obliquity. pitch. slant. tilt. tip. my better half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckle. grade. gradient. inclination. incline. slant. slope. declivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slope. bevel. declivity. dip. grade. gradient. rake. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka kemiğinin eğilir yeri: Birinin eğinine binmek (Avrupa dillerinde yine bu mânâda kullanılan Fransızca: lehine, İngilizce: chine, İtalyanca: sehiena kelimeleriyle benzerliği gariptir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - sırt, ar(Kadın İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ur, tümsek, et beni, siğil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkanın eğin denilen kısmını örten şey, ferâce yakası, kürk vesairenin devrik büyük yakaları, zağara (zahâre) (Fransızca pelerin denilen şeye de bu isim pek münasiptir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut İĞİRİCİ (i.), iplik bükmek işiyle meşgul adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğ ile bükme, iğden iplik çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iğ ile iplik bükmek, (yün ve pamuk vesaireyi) iğden çekip iplik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğ ile iplik büktürmek, iğden yün ve pamuk vesaire çektirmek: Fukara kızlarını toplayıp pamuk eğirtmekle meşgul oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(azakeyeri): Yılanyastığıgiller familyasından; akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm. boyunda bir otsu bitkidir. Meyveleri yeşilimsi renktedir. Çiçekleri, siyahımsı-erguvani renklidir. Tadı mayhoştur. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide ekşimesini geçirir. Mide ülserini iyileştirir. İdrar ve adet söktürür. Dişetlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, ateşi düşürür ve ağrıları dindirir. Kusturur, aksırtır. Sinirleri yatıştırır. Sarılık ve nikris tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. educative. instructional. instructive. pragmatic. pragmatical. didactic. educator. trainer. handler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educational. instructive. trainer. tutor. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructor. supervisor of the education of children. tutor. governess. animal trainer. informative. instructional. instructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Talim ve terbiye, maarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructional. education. training. instruction. schooling. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. education. schooling. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training program. training program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiyeci, maarifçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. trainer. educationalist. educationist. academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educator. educationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationalist. educator. pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğitim görmüş, talimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated. literate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trained. instructed. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. unenlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. untrained. lumpenpetrol. unschooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Terbiye etmek, talim ve terbiyeye tabi tutmak, yetiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. discipline. drill. educate. groom. school. season. train. to educate. to train. to breed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to educate. to train. to instruct. discipline. edify. process in. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mürebbî, köy eğitmeni: Eskiden köyde öğretmenlik yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. educationalist. educationist. educator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationist. instructor. educator. village teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutorial. educator. instructor. training instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fevkalade kötü, çok fena. egregiously (z). kötülükle. egregiousness (i). göze batar derecede fena ahlâklı oluş, kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusup çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual labo r. elbow grease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicraftsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mersiyeye ait, mersiye tarzında, hüzünlü, matemli; i. mersiye; mersiye vezni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Havada ince bulut ve buhar bulunduğu vakit güneş ışınlarının geçerken kırılmasıyle güneş ışığını teşkil eden renklerin ayrılmasından hasıl olan 7 renkli büyük halka ki, bazen tek ve bazen çift olur. Osm. kavs-i kuzah(Arapça zannıyle «alâim-i semâ» suretinde de yazılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mersiye yazmak; mersiye okuyarak hatırasını anmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamppost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Garip, yurdundan ayrılmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilmeye lâyık, uygun, münasip, muvafık, elverişli; evlilik için uygun. eligibil'ity i. seçilme niteliği, uygun oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheekbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kenarı veya tepesi çentikli, dişli (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property tax. real estate. estate duty. property levy / tax. real-estate levy / tax. tax on house / build-up property. house / property tax. landed property tax. property tax. house duty. house tax. property levy. real estate levy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En olgun, çok olgun.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. enerji, güç veya kudret vermek; kudret sarfetmek, harekete geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici, cazip, hoşa giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Engin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koparılmış, oynatılmış; yükseltilmiş, karıştırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşgine açılmak, açık denize çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Enli, vâsi, geniş. Açık deniz, denizin sahilden uzak geniş yeri: Engine açılmak.

2.Alçak, yüksek olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boundless. immense. wide. exalted. extensive. offing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. cosmic. vast. wide. the open sea. the high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vast. wide. open. boundless. open sea. depth. expansive. high seas. profound. thundering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2.Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. 3.Değer ve fiyatı düşük olan. 4.Yüksekte olmayan, alçak y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. aslı kenger). Meşhur sebze, A. arz-ı şük (Fransızlar’ın artichaut’ su «arz-ı şük» dan galat olsa gerek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke. globe artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cynara): Bileşikgillerden; kökü yıllarca yaşayıp, her ilkbaharda yeniden süren dikenli bir bitki ve bunun sebze olarak yenen iri topuz biçimindeki yeşil çiçeğidir. Killi, kumlu ve rutubetli toprakalarda yetişir. Çok iyi bir besindir. İçeriğinde “cynarine” vardır. Kullanıldığı yerler: Kandaki üre ve kolestrolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Şeker hastaları için çok faydalıdır. Bedeni ve ruhi bitkinliği giderir. Vücuda dinçlik verir. Sinirleri güçlendirir. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardım eder. Karaciğer hastalıklarının çabuk geçmesini sağlar. Sarılıkta faydalıdır. Romatizmanın şikayetlerini geçirir. Mide ve bağırsakları temizler. İshali keser. Emzikli kadınlar, böbreklerinde veya mesanelerinde itihap olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makina, cihaz, lokomotif: tertibat. engine driver ing. makinist. engine house itfaiye merkezi; lokomotif deposu. engine room makina dairesi, makina odası . fire engine itfaiye arabası, yangın tulumbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. muhendis; makinist; den. çarkçı; f. mühendis sıfatıyla inşa etmek; idare etmek, yönetmek. chief engineer baş muhendis; den. çarkçı başı. civil engineer insaat mühendisi. electrical engineer elektrik mühendisi. mechanical engineer makina mühendi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, güzel, değerli insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalar; savaş araçları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İz bırakacak kadar değerli insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıklık, genişlik, Osm. vüs’at: Denizin enginliği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık deniz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük deniz, okyanus.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, kemer gibi sarmak, ihata etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («engihten» fiilinden imas.) (sıfat terkipleri teşkilinde kullanılmıştır). Koparıcı, karıştırıcı: Fitne-engîz = Fitne ve fesat karıştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1.Eskiden, Katolik inançlarına karşı gelenleri araştırıp cezalandırmak üzere kurulan kilise mahkemelerinin adı. 2.Engizisyon (Latince:inquisitio, soruşturma), Katolik Kilisesine bağlı bir mahkeme sistemi idi. Gerek kararları, gerek siyasi ve dini görüşleri nedeniyle üç büyük engizisyon adından çok söz ettirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Inquisition. holy- office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deftere kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (man.) astasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık yürekli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. puberty. teens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulfilment. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, güzel bir şeye erişme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. fizik) (uyd. k.). Sıcaklığını arttırarak bir cismin katı halden sıvı haline geçmek, erimiş olmak. Aşırı ergime = Ergime noktasından daha aşağı bir ısı derecesine düştüğü halde, bazı şartlar altında bir sıvının katılaşması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmuş, yetişmiş, olgunluğa ermiş: Ergin yemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripe. adult. major reşit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. mature. ripe. legally of age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. 2.Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse ( bkz.Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ergin hâle gelmek, tekemmül etmek. Osm. Reşid olmak, gelişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüşd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kişilerin soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik) (uyd. k.). Ergimesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(g kalın) (i. A. c.) (m. esgar). Esgarlar, en küçükler.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(mayasılotu): Sığırdiligillerden; çiçekleri beyaz ve menekşeye çalar renkte, yaprakları neşter şeklinde bir bitkidir. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Müzmin ishali keser. Nefes darlığını giderir. Göğsü yumuşatır. Bronşitte faydalıdır. Öksürüğü keser. Ağız, dil ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Karakafes denilen bitkinin bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Sırlı, gizli, ürperti verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious. enigmatic. enigmatical. eery. veiled in secrecy. bottomless. eerie. uncanny. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enigmatic. inscrutable. magical. mysterious. occult. uncanny. unearthly. inscrutable esrarlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious. enigmatic. esoteric. occult. uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسرارانگيز] gizemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) övmek, methetmek, sena etmek, sitayişle bahsetmek. eulogist (i.) methiye yazan ve söyleyen kimse, kaside yazarı. eulogistic(al) (s.) öven, övücü, övme kabilinden. eulogistically (z.) överek, methederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homely fare. plain fare. plain food. home cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (eve = zirve, F. giriften = tutmak). En yüksek dereceye ulaşan, en yükseğe, zirveye çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ev.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düşünüp bulmak, çıkarmak, icat etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilir, talep edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nağme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melody. tune. warble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strain. tune. melody. song. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melody. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran şeşname. 2.Makamla söylenen manzum söz. 3.Beste (bkz.Beste).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins küçük taneli muşmula (daha küçüğüne döngel derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezilmiş, ezik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açlık duygusunu andıracak şekilde rahatsızlık veren bir hal: İçimde bir ezginlik var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouse nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çuhaçiçeğigillerden bir bitki cinsi. 2.Yabanî mercanköşk.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(güveyotu): Çuhaçiçeğigillerden; tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Kokusu güzeldir. Çiçekleri, beyazımtırak erguvan rengindedir. Dallarının ucunda, küçük demetler halinde bulunur. Yapraklarının altı tüylüdür. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde; terpinol, terpinin vethymol gibi kokulu maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, vücuda dinçlik verir. Nezleyi keser. Göğsü yumuşatır, öksürüğü giderir, balgam söktürür. Diş ağrılarını keser. Sinir bozukluklarını giderir. Görme zafiyetinde de faydalıdır. Midevi, yatıştırıcı ve spazm gidericidir. Yaralar için hazırlanan ilaçların bileşiminde vardır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dik olarak aynı düzlemde biten (dallar), koni şeklinde (servi, kavak); (zool). koni şeklindeki demet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.b.i.) (Kadın İsmi) - Ünlü bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zühre, çoban yıldızı, Venüs gezegeni.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Frenk, Hintlilerin AvrupaIılara verdikleri isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). demirli; pasa benzer, pas renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersûdelik, eskilik, yıpranmışlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.ilim, irfan.

2.Emsal ve akranına üstün olma, eşsizlik, seçkinlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ A. fesâd = karışıklık, F. engîhten = koparmak). Fesat koparan, ortalığı karıştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tekrar unsuru). Falan ve fıstık sözlerinin yanı sıra söylenir: Falan festegiz; felan fıstık. Festegiz = Şu, bu; öteberi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Peynir suyu.

Hazırlanışı : 1 hafta süreyle, her gün birer su bardağı peynir suyu içilir. Bir hafta ara verilir sonra yine aynı şekilde devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film music / score. film music. film score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırılık ifade etmek İçin fingirdemek fiiliyle beraber kullanılır: Kız fingir fingir fingirdiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fazla oynak kız veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazlaca oynak hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f,). Karşılıklı fingirdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dally with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Suların dışarıya akması için gemilerin güvertesinde bordalara açılan delik.

2.Kilidin bir kısmı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal opportunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fitne = fesat, Fars. engîhten = koparmak). Fesat kopana, fesad çıkaran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa kız; yaş baruttan yapılmış fişek, vızlayan fişek; sesli oyuncak, kaynana zırıltısı; zıpkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Price Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda daha düşük fiyatlı satım emirlerinin, daha yüksek fiyatlı satım emirlerinden; daha yüksek fiyatlı alım emirlerinin, daha düşük fiyatlı alım emirlerinden önce karşılanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gevşek, zayıf, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).habis, çok çirkin, alçakça; ağır suç kabilinden. flagitiously (z). habis bir şekilde, ağır suç teşkil edecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa ve geveze kimse, dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halk. halk. ahalı. ınsanlar. mıllet. irk. halk müzığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background music. background sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (gave, given) affetmek, bağışlamak. forgivable (s). affedilebilir. forgiveness (i). af, bağışlama, bağışlanma, mağfiret. forgiving (s). affeden, merhametli. forgivingly (z). affederek, merhametle. forgivingness (i). affetme hasleti, bağışlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay kırılır, kırılabilir; nazik, narin, ince. fragil'ity (i). kolay kırılma, narinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırılabilir. frangibil'ity (i). kırılma özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, frangipani (i). bir çeşit yasemin ıtırı; alyasemin kokusu; (ahçı). badem ve krema ile yapılan bir çeşit pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by