Zıp ne demek? | Zıp anlamı nedir? | Zıp

Zıp anlamı nedir?

Zıp ne demek?

Zıp anlamı nedir?

Zıp | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birdenbire ve ansızın yahut bilinmeyen ve umulmadık bir taraftan çıkıvermeyi tasvir eder: Zıp, bir adam çıkıverdi. 2.Art arda kullanılarak sıçramayı tasvir eder: Zıp zıp sıçramaya başladı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) vızıltı; k.dili. gayret, enerji; f. fermuarı kapatmak; vızıldıyarak geçmek (kurşun); hızlı gitmek; k.dili. enerjik olmak. ZIP Code A.B.D.'de posta mıntıkası numarası. zip gun (A.B.D.) yapılışı basit fakat sahici tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezb»den) (mü. câzibe). J. Kendine doğru çeken, cezb ve celb eden: Güneşin cazibesi. 2.Cazibesi olan, adamın gönlünü çeken, sevgi uyandıran: Pek câzip gözleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. appealing. attracting. catchy. alluring. catching. conspicuous. endearing. enticing. inviting. piquant. taking. tempting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. attracting. charming. attractive çekici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. alluring. catchy. engaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ KAZİB) (i. F.). Gün doğmadan tan yerinde belirip sonradan kaybolan aydınlık, geçici tan, yalancı tan, aldatıcı fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hizb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique. sect. in-group. splinter group. faction. cabal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique. faction. schism. coterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraction group. clique. faction. parliamentary group. in group. schism. sect. splinter. split in a party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a factionary. factionist. factious. fractionalist. schismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creating a faction. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to separate into factions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. marchpane

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜZİB) (I.) (Arapça «muazzib» den galat). Eğlenmek i;in eziyet veren, eziyet vererek takılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tormenting. teasing. tricksy. prankish. puckish. quizzical. sly. waggish. wicked. buffoon. hoaxer. rogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sly. trick. waggish. wicked. teasing. mischievous. naughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who likes to tease good-naturedly. prankster. puchish. rogue. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roguish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlenmek için eziyet veren ve eziyet vererek takılan adamın hali: MÜzipllk etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoax. prank. rag. trick. teasing. practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-natured teasing. kidding. booby trap. caper. jape. lark. mischief. prank. roguery. shenanigans. spoof. wheeze. whimsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to kid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKZİB) (i. A. «kizb»ten). Yalan isnâd etme, yalancı çıkarma, yalan olduğunu belirtme: Beni, benim sözümü tekzip etmek istiyor; gazetelerin neşrettikleri havadisi resmen tekzip ettiler; o gazete, bugün yazdığını yarın tekzip eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denial. contradiction. denial yalanlama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaring sth to be false. disclaimer. calling sb a liar. confutation. contradiction. dementi. denial. impugnment. refutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to declare sth to be false. to deny. to disclaim. to call sb a liar. to show sb to be a liar. to make a formal denial of a declaration. confute. contradict. controvert. impugn. return a denial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fermuarı açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire meydana çıkan türedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart. parvenu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart. parvenue. an upstart. a prevun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zıplayarak çılgınca hareket eden, pervasız adam.

2.Güçlü, kuvvetli, iri yarı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadeniz halkının giydiği dar paçalı potur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı büyük balıkları vurmaya mahsus sivri ve ekseriya çatallı bir nevi mızrak: Zıpkınla balık vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barb. harpoon. spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. hop. jump. skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıçramak, yukarıya doğru zıp diye atılmak, hoplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. capriole. cavort. gambol. hop. jump. leap. prance. ricochet. skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. cavort. gambol. jig. skip. up. to bounce. to bound. to hop. to skip. to jump. to gambol. to caper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bounce. to bounce up and down. to jump up and down. bound. cavort. hop. jig. jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıçratmak, hoplatmak: Çocuğu zıplatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. jig. to bounce. to dandle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bounce to dandle. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beklenmeyen ve uygun olmayan bir sırada.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fermuar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. atik, enerjik, hareketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Taş veya camdan küçük yuvarlak bilye ki, çocuk oyuncağıdır.

2.Lâstik bir bağa asılmış, içi taş dolu hafif bir toptan ibaret çocuk oyuncağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by