Zl ne demek? | Zl anlamı nedir? | Zl

Zl anlamı nedir?

Zl ne demek?

Zl anlamı nedir?

Zl | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip, mâlik. Zî-şân = Şanlı. Zî-kıymet = Kıymetli. Zi’l-yed = Elinde bulunduran, tasarruf eden. (bk.) Zü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamahkâr, doymaz, harîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avid. greedy. insatiable. acquisitive. esurient. glutton. grasping. hoggish. open-mouthed. piggish. piglike. rapacious. ravenous. voracious. vulturine. vulturous. wolfish. grabber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitive. avaricious. gluttonous. grasping. greedy. implacable. importunate. insatiable. rapacious. covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. overgreedy. eager. covetous. avid. voracious. edacious. acquisitive. gluttonous. grasping. insatiate. rapacious. ravenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bendeniz, ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. helplessness. insolvency. failure. unableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hak ve insafa mugayir hareket, adalet ve insaf eksikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. inequity. unjust act. iniquity. travesty of justice. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yardımcısız olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aforoz etmek, kiliseye kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcome the difficult part of a job. to reach the entrance of a port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sigara takılıp içilen Alet.

2.Nefesle çalınan musiki Aletlerinin ağıza gelen parçası ki ekseriya vidalıdır.

3.Meyve küfelerinin üzerine konulan dal ve yapraklar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece. nozzle. cigarette holder. muzzle. funnel huni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette-holder. mouth-piece. nozzle. nosing. nosepipe. nose band. adjutage. ferrous sulphate. mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacophony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of harmony / agreement. discord. unrhythmic sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü ahlâk sahibi olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. vice. depravity. debauchery. uncleanliness. corruption. debauch. depravation. dissoluteness. indecency. rascality. turpitude. moral turpitude. viciousness. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorality. corruption. impropriety. impurity. turpitude. vice. immorality. depravity. debauchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. corruption. vice. wickedness. perverseness. perversity. debauchery. depravation. indecency. profligacy. turpitude. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık, züğürtlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıl eksikliği .ahmaklık ve budalalık, akılsızca hareket: Ben akılsızlık ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwiseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. folly. foolish act. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılancık denilen şeyin bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alevde kızartmak veya ütülemek.

2.Kızgın demirle yakmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alevde kızarmak.

2.Kan hararetinden kızıllık peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be singed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of any goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anızı sökülmemiş olan tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of understanding about a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. incoherency. meaninglessness. senselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. inanity. insignificance. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstruseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. odds. incompatiblity. disaccord. discord. fight. mix-up. conflict. controversy. discordance. dissension. disunion. disunity. divided counsel. division. embroilment. friction. imbroglio. quarrel. run-in. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altercation. argument. conflict. controversy. difference. disagreement. discord. dispute. dissension. dissent. dissidence. friction. quarrel. variance. misunderstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. misunderstanding. conflict. difference. disaccord. discord. embroilment. friction. incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayış zayıflığı veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebetude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. incomprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin yelkeni ziyade şişirerek yavaş gitmesiyle hasıl olan hafif yalpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yelkenin ziyade şişmesiyle rüzgârı avuçlamışçasına gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahatsızlık, telâş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arsızlık etmek, arsızca hareket etmek, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmaksızın müracaat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayâsızlık, utanmazlık, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmayıp müracaat etme: Artık arsızlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brashness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impudence. insolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave shamelessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşk-bâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blinkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan gelişmiş DVD oynatıcılarda, DVD Video seslerinin ve ses CD’lerinin çalınması sırasında en iyi ses kalitesinin elde edilmesi için audiophile (yüksek müzik kalitesi sunan) dirençler ve kapasitörler kullanılmaktadır. Düşük manyetik akı sızıntısına ve zengin düşük frekansta ses üretimine sahip, gereğinden büyük bir R-Core transformatör kullanılmaktadır. Ses devresi, video devresinden ayrıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloii). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment. intemperateness. disproportion. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gece ayazında üşümek, gevremek.

2.Ayazda beklemek.

3.Üşümek, soğuk almak.

4.Boş yere beklemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gece ayazından müteessir olup soğuk almak, ayaz işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gecenin ayazına bırakıp üşütmek, ayazda bekletmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç,yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similarity. identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aziz olma hali. 2.Muziplik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay a trick on a friend for fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزل] görevden alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zılf) (pabontoloji). Bazı hayvanlardaki çatal tırnaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zil). ZıMar (gölgeler ). (bk.) zil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dismissed. to be discharged / removed from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zalim» den itaf.). Daha veya pek zalim ve haksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supersession from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Birini işinden atmak, çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depose. recall. to dismiss. to discharge. to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate. discharge/dismiss/terminate. to dismiss. to discharge from office. to depose from office. unseat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fewness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarity. scarcity. rareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcity. minority. paucity. shortfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boyluluk, kısa boy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşmazlık, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. freedom. independency. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. independence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. independency. independent means. self-dependence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry fanaticism. bigotry. zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an unfortunate occurrence. being ill-starred. tough luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrepair. neglect. lack of proper care. want of care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. lack of good care. want of care. dilapidation. lack of care. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k.dili). aldatmak, dolandlrmak; şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kalb gözü ile göremeyiş, gaflet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı ve reisi olmayan topluluğun hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of government. anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saçta pişirilmiş pide.

2.Tatlısı bol, kalın gözleme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tatlısı bol, kalın sac gözlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelememe, bir işde muvaffak olamama, Ar. acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. clumsiness. incompetency. improficiency. awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözünü kamaştırmak, şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ve galatı: beğenmemezlik).

1.Beğenmemezlik, takdir etmeme, hoşlanmama: Ben, yemek hakkında beğenmezlik etmem.

2.Tenezzül, sayma-’ ma, kimseyi beğenmeyiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. tut tut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. uncertainty. ambiguity. indefiniteness. dark. doubtfulness. dreaminess. dreariness. drift. dubiousness. equivocalness. fogginess. fuzziness. generality. gloom. haze. haziness. if. incalculability. laxity. laxness. limbo. suspense. twi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. limbo. uncertainty. indefiniteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. dissimilarity. divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness. inimitableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk, hayırsızlık, kâfi ölçüde olduğu halde hayrı görünmeyen. Bu parada bir bereketsizlik vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş yüz liralık kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağarmak, beyaz olmak: Amerikan bezi, kullanıldıkça beyazlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağartmak, beyaz yapmak: Şu mermerleri ovarak beyazlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. bleach. blanch. chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whiten. to bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with white. wearing white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklık, beyaz: Karın beyazlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılsızlık, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentmindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rızası ile verme, esirgemeksizin ve bol bol sarfetme: Malını bezletti. Bezl-i cân, bezl-i vücûd etti. Bezl-i himmet etme (ibzal dememeli, galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بذله] şaka, latife.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بذله گو] şakacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Saçmak, bol bol vermek, esirgemeden vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misshapenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshapeliness. bad behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconsciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bk.) Meçhuliyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmeyiş. Had-nâ-şinâsî = Haddini bilmezlik. Şükr-nS-şInUsî = Bilmezliğe gelmek (bilmemezliğe dememeli). Osm. tecâhül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecutive. sequent. successive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, alıcının fazladan ses ve / veya video sinyallerini 2’nci / 3’üncü bölgeye / odaya gönderme yeteneğidir. Modele bağlı olarak, farklı ses sinyalleri ya zaten güçlendirilmiştir ya da harici amplifikasyon gerektirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(Aslı: buzağılamak) (İnek ve emsali). Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvan kesmek, zebhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. strangle. throttle. to throttle. to strangle. to choke. to cut sb's throat. to slaughter. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slaughter. butcher. strangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini boğazlarcasına kıyasıya dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight violently with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have someone slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakçı yeri, batakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok yemek yiyen, sık sık acıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a throat. having a neck. gluttonous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big eater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kürkten boğaz sargısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boşboğaz olma hali, her şeyi söyleme hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle talk. garrulity. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk indiscreetly. babble. chatter. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boynuz ile yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. horn. cuckold. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. to gore. to cuckold. to cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olan: Uzun boynuzlu, kıvrık boynuzlu, mec. Zevcesi tarafından aldatılan koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antlered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan bir böcek cinsi (cerrambyx).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suntan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tan. to bronze. to get brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin yüzü buz tutmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defrost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get icy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üstü donmuş, buz bağlamış: Buzlu göl, dere.

2.Soğumak için içine buz konmuş: Buzlu su, şerbet.

3.Üzeri buz gibi olup şeffaflığını kaybetmiş: Buzlu cam, bardak.

4.Üzerinde ak lekesi olan: Buzlu elmas, zümrüt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with ice. iced. icy. frosted. frosty. on the rocks. frappe. ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icy. iced. translucent. frosted. on the rocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial. iced. mixed with ice. frosted. glazed. chilled. frozen. freezing. icy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frosted glass. ground glass. focusing screen. porcelain glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buzdolaplarının buz yapmaya mahsus kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer. freezing compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer. icebox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing compartment. ice cube tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ipte veya at üzerinde muhtelif oyunlar gösteren adamın maharet ve meşguliyeti. 2.At alıp, satma ticareti, at madrabazlığı.

3.Hilekârlık, kurnazlık.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cansız olma hâli. 2.Tembellik, gevşeklik, kuvvetsizlik: Bu cansızlıkla halim ne olacak?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lifelessness. frigidity. inanimateness. languor. sluggishness. torpor. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümânaat, güçlük, engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırı surette olan, çapraz şeklinde olan: Çaprazlama fişeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. transverse. crosswise. diagonally. transversely. crossbreeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crosswise. diagonally. across. athwart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cross obliquely. cross. interplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çapraz hale gelmek.

2.İçinden çıkılmaz hale gelmek: İş çaprazlaştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become involved and confused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tedbir ve ilâç kıtlığı ve imkânsızlığı. Acz, mecburiyet.

2.Bir şeyin zarûrî ve mecburî olması.

3.Bîçarelik, zaruret, ihtiyaç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desperation. helplessness. despair. incurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness. poverty. desperation. fatality. resourcelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. hobson's choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çekememezlik şekli yanlıştır). Birinin fazilet ve iyi taraflarına tahammül edemeyiş, haset, kıskançlık: Bu çekemezlikle halin ne olacak bilemiyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelimsiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vakitsiz az şey yiyip iştahayı kestirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cihazlamak, evlenecek kızın çeyizini düzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeyizi i hale gelmek veya getirilmek, (bk.) Cihazlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cihazı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cihaz için hazırlanan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Mutlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippancy. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. halk ağzında: çehizlemek).

1.Geline cihaz vermek, gelinin cihazını tedarik etmek ve hazırlamak.

2.(bir fakire) Muhtaç olduğu şeyleri vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Çinlilerin değil Japonların, Orta ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların hatta Eskimoların bile gözleri çekiktir. Aslında ‘çekik gözlü’ olmak tanımı kesinlikle yanlıştır. Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır.

Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.

Peki bu, niçin böyledir? Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrımı, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir.

Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya’dan, yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar.

Bu kadar soğuk iklimde yaşayanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çareleri yoktu. Sadece gözler değil, burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş, burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmıştır. Ciltleri de bu nedenle yağlıdır.

Göz kapakları da daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani ‘çekik gözlü’ değil ‘düşük göz kapaklı’ tanımını kullanmak daha doğrudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). «Kaçmak, savuşuvermek» mânâsında «cızlamı çekmek» sözünde geçer. Argodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cız ederek yanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cız ettirerek yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyhedral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) Birkaç düzlemin kesişmesiyle meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çapraz bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any longer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Flikaların küpeştesine baştan kıça kadar boyuna konan tahta. (bk.) Talazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen dazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Döl almak maksadıyle beslenilen erkek veya dişi hayvan: Damızlık aygır, boğa, keçi, inek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brood. stud. kept for breeding. stock. stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal for breeding. stallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stud horse. stallion. beast kept for breeding purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprağı sulak tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. flimsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başının tepesinde saçı olmayan, başının tepesi çıplak. Ar. aslâ: Dazlak adam.

2.Çıplak, Ar. Arî, Fars. bürehne. (bk.) Taslak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. hairless. baldhead. coot. skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. skinhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gözünü kamaştırmak, hayran etmek; (i). kamaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kıymet düşüklüğü, kıymetsizlik, pahasızlık: Zahirenin bu seneki değersizliği çiftlik sahiplerini zarara soktu.

2.İtibarsızlık, şeref ve haysiyet yokluğu: O adamın değersizliği anlaşıldı.

3.Liyakat ve ehliyet yokluğu, liyakatsizlik, ehliyetsizlik: Öğretmenliğe tayininden sonra değersizliği ortaya çıktı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paltriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. invariability. stability. immutability. equability. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dengesiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disequilibrium. imbalance. instability. immoderation. excessiveness. mental instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denizli city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyun girmesine engel olup dışarı akmasına yol veren tahta ki, kayığın kenarında olur. Pencerenin alt söğesinin dışındaki şiv tahtaya da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. splashboard. windowsill. windowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münasebetsizlik etmek, yersiz ve yakışıksız harekette bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ehemmiyetsizlik, adilik, itibarsızlık.

2.Huysuzluk, dargınlık gösterme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvet ve tatakatı olmayan, zayıf, bitkin.

2.Çaresiz: Bu, dermansız bir derttir.

3.İlâç ve tedavisi olmayan: Dermansız bir derde uğradı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsizlik, bitkinlik: Vücudumda, kollarımda bir dermansızlık hissediyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. weakness. lassitude. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir ses dizisinin kulağa kötü gelmesi. Ar. Tenâfür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sürmeme, süreksizlik: Dünya nimetlerinin devamsızlığı inkâr olunamaz.

2.Sebatsızlık, sürekli çalışmama: Devamsızlıkla insan hiç bir işte muvaffak olamaz.

3.Görevine hergün gitmeme, deima iş ve vazifenin başında bulunmama: O çocuğun devamsızlığı iyi yetişmemesine sebep oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. absenteeism. lack of continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absenteeism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dikiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işe dikkat etmeyiş, dalgınlıkla ve gelişi güzel iş görme: Dikkatsizlikten ileri gelmiş hatalar. Bu dikkatsizlikle doğru iş. görmek mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. want of care. inattentiveness. inattention. oversight. inadvertence. inadvertency. inobservance. negligence. oscitation. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattention. negligence. oblivion. oversight. carelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattentiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lakırdı söyleyemiyenin hali. Ar. ebkem: Dilsizlik ne zor şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damdazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shatting on one's uppers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dinsiz adamın hali. Ar. ilhad: Dinsizlik bütün Alemde kötü görülür. Dinsizlikle suçlandırılmıştı.

2.mec. Merhametsizlik, gaddarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism. irreligion. impiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, kavrayış ve tecrübe yokluğu, iktidarsızlık, beceriksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Elipslerde, odaklar arasındaki, uzaklığın büyük eksen uzunluğuna oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş eksikliği veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taslak, çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acı ve usandırıcı bir ses çıkartmak, vızırdatmak.

2.Fırlatmak, kaçırmak.

3.Ürkütmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dize kadar olan kısa bir çeşit don ki, üstten ve alttan giyilir: Dizlik giyiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee-guard. knee-breeches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T.)! Usul vurma sazları.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokuz kısımdan meydana gelmiş.

2.iskambil kâğıdının dokuz beylisi: Kupanın dokuzlusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokuz yaşında olan: Dokuzluk bir çocuk.

2.Dokuz kuruş vesire kıymetinde olan: Dokuzluk kumaş.

3.Dokuz karış, metre vesaire boyunda veya kilo vesaire ağırlığında olan: Dokuzluk ağaç, dokuzluk kuzu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, bir böcek (brachynus crepitans).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domuz huyluluk, merhametsizlik: Yine domuzluğu tuttu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viciousness. persistent malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth malicious. to be maliciously obstinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yereşeği, osurgan böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Üçgen piramit gibi dört yüzü olup bu yüzlerin hepsi birer üçgenden ibaret olan cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetrahedron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmeyiş, tamahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiability. greed. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ince ince yağmak, çiselemek, serpiştirmek (yağmur); (i). ince ince yağan yağmur; çiseleme. drizzly (s). çiseleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi düşünememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscretion. lack of consideration. rash judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hissizlik, duymazlık, hissetmeyiş, teessürsüzlük.

2.İdraksizlik, malûmatsızlık, anlayışsızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. heartlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Dış varlıkların tesirlerine, bilhassa hissi tesirlere karşı ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evin düzensizliği. 2.Ahenksizlik, düzenli bulunmama: Piyanonun düzensizliği çalışmaya mâni oluyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disarray. disorder. jumble. mess. muddle. turbulence. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. irregularity. lack of orderly planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Üzerine, bir doğrunun her noktasının dokunması gerek yüzey. Osm. müstevî. Açıortay düzlemi = iki düzlemli bir açıyı iki komşu ve eşit açıya bölen düzlem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platform. plane. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mekânın iki boyutlu, düşey ya da yatay bir uzantısı. Mimari kompozisyonlarda somut değeri olsa da resimde mekân ve hareket yanılsamasının ön koşuludur. Heykelde ise çok yalın geometrik biçimler dışında düzlem çokça ilgilenilen bir öğe değildir. Resimde tuvalin yüzeyi resimdeki mekânın en yakın boyutu olarak hissedilmekle birlikte, bu yüzeyin alt bölümü izleyiciye en yakın, en üstüyse en uzak mekânı içeren bir yer düzlemi olarak da yanılsanır. Derinlik yanılsamasını amaçlayan kompozisyonlarda ön plan, orta plan, arka plan anlatımları, bunları algılatan farklı derinlik düzlemlerinin vurgulanmasıyla oluşturulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Yer küresini düz bir satıh üzerinde gösteren harita. Osm. küre-i musattaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leveling. levelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düz hale getirmek. Osm. tesviye etmek: Zemini düzlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smooth. to smooth. to level. to flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smooth. to flatten. to level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become smooth / level / straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düz ve yüzeyli olan şeyin hâli. Ar. üstüvâ: Zeminin düzlüğünü anlamak için tesviye Aleti kullanmalı.

2.Doğruluk, iniş çıkışı olmamak: Bu tahtanın düzlüğü bellidir.

3.Sadelik, külfetsizlik: Ibârenin düzlüğü makbûldur.

4.inişsiz yokuşsuz yer, düz yer: O yokuştan sonra bir düzlüğe çıkılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smoothness. flatness. levelness. straightness. flat place. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness. smoothness. levelness. evenness. plainness. flat. level place. plain. tabeland. table. level area. plane fillet. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act rudely. to be rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edep ve terbiye eksikliği, terbiyesizlik, arsızlık, hayasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad manners. rudeness. impertinence. immorality. piece of impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve düşünceden mahrumiyet, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. disability. inadequacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (emanet para veya mülkü) zimmetine gecirmek. embezzlement i. zimmete geçirme. embezzler i. zimmetine para geçiren kimse., emarginated.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet ve Asâyiş eksikliği. 2.İtimada lâyık olmayış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity. lack of confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best. full. most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximal. at the most. utmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mus.). Türk musikisinde kullanılan 4 sekizlinin en tizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boysuzluk.

2.Biçimsizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düşünmeyiş.

2.Tasasızlık.

3.Vesvesesizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En eksikliği, darlık: Bu kumaşın ensizliği pek fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan kadının hâli, dulluk, bîkeslik, kimsesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homocentric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki veya daha çok şeyin eşit olmaması, müsavatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inequality. disparity. imparity. unevenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequality. disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pare smb.'s claws. deactivate. counteract. neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullify. preempt. to neutralize. to defuse. to hogtie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counteract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukları olmama, çocuksuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at interest. interest-bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Fark olunmayış, çok benzeyiş.

2.Ayrı seçi olmayışı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDESİZLİK) (i.). Faydası dokunmazlık, menfaat eksikliği: O ilâcın faydasızlığını tecrübe ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efdal).

1.Değer, asılda olan meziyet.

2.Hüner, marifet, kemal, olgunluk, ahlâk ve akide doğruluğu ile beraber ilim, bilginlik: Onun ilim ve fazlı bellidir, t. Cömertlik, yardım, inayet, ihsan.

4.Üstlük, artıklık.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضل] erdem. 2.üstünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fazalât).

1.Artık, Ar. ziyade, zâid: Sizde bundan fazla bir şey var mıdır? Bendeki eşya bundan fazladır.

2.Artan, kalan miktar, bakiye: Bundan fazlasını ne yapalım? Yemeğin fazlalarını topluyor.

3.Artık ve lüzumsuz şey: Bundan ziyadesi fazladır, bana fazla geliyor.

4.Kazurat (bu mânâ ile lisanımızda yalnız cemi ve o da nâdiren kullanılır). Bundan fazla = Bundan başka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessive. superfluous. spare. plus. much. extra. unneedful. de trop. supernumerary. surplus. thick. too. over. big. in excess of. excess. surplus. super-. over. out. rising of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. excess. extra. heartily. much. redundant. spare. superfluous. surplus. too. excessive. more. too much. too many. excessive. superfluous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

too. too much. too many. more (than. acute. devilish. in excess. great. heavy. residual. residuary. spare. steep. superlative. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضله] çok. 2.artık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir. Sinir bozukluğu veya fazla sıcaktan kaynaklanan terleme ve ter kokularını engellemek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke

Hazırlanışı : Vücudun terleyen kısımları sirke ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more than needed. too much. adscititious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de trop. residuary. supernumerary. excess. overplus. overage. excrescence. bulge. glut. margin. more. overbalance. oversupply. plus. super. superfluity. supernumerary. surplus. surplusage. superfluities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. interloper. surplus. superabundance. superfluity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overage. excess. superabundance. surplus. amount in excess. certificate of gains , losses and discrepancies. exorbitance. increment. outgrowth. overgrowth. overmeasure. overplus. oversupply. redundancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportionate. jolly. darned. extremely. in spades. exceedingly. far better. jolly. amply. damned. eminently. more than enough. largely. parlous. precious. strongly. superfluously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloody. exceedingly. heartily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amply. dreadfully. exceedingly. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değer, üstünlük, iyilik, fazilet, lütuf. 2.Fazla, ziyade, artık, baki. 3.İki sayının birbirinden olan farkları. 4.İlim ve irfan sahibi. 5.Âli, cenablık, ihsan, cömert. 6.Olgunluk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın fazlı, erdemi, lütfü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Feyzi olan (bk.) Feyz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.edat olan «f» ile şu demek olan «zelek» «zâlike» İsminden mürekkeptir). 1.Hulasa, netice, icmal, kısa şekilde ifade: Tarih fezlekesi.

2.Fezleke, her hangi bir kararın ya da sorunun kısa yazımı ya da anlatımına denir. 3.Fezleke hukukta bir mahkeme kararının, bir hukuki bir soruşturmanın özetine denir. İdari soruşturma açılan kişi ya da kurumlar hakkında, müfettişlerce ya da soruşturma kurullarınca düzenlenen raporlara da fezleke denir. 4.(hukuk) Eskiden müstantik kararnamesine denirdi. Sonraları zabıtanın tanzim ettiği tahkikat evrakına dendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فذلکه] soruşturma özeti. 2.özet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüş eksikliği, akılsızlık. Ar. gabâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dövmek suretiyle; keteni döverek tel haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağın filizlerini almak, kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offshoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Filiz sürmek, yeşermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprout. to shoot. to germinate. to sprout. to begin to develop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put forth shoots. to begin to develop. bud. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Filizi olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). vızlamak; out ile, (k).dili vızlayıp sönmek, evvelâ iyi başlayıp sonradan suya düşmek, bozulmak; (i). vızıltı, fışırtı, köpürme; (k).dili fiyasko, başarısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). beceriksizce yapmak, yüzüne gözüne bulaştırmak; (i). beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yıpranma; (f). yıpratmak; yıpranmak, eskimek. beat to a frazzle, worn to a frazzle bitkin, çok yıpranmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erimiş çinkoya batırılarak kaplanmış (demir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Galvanize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Arkasından konuşmak (birinin ayıplarını, ona zarar verecek ve ahlâksızca bir şekilde başkasına söyleme).

2.Casusluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tittle tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informing on sb. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefreeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet, “çalışmama ve himmet eksikliği, hamiyetsizlik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotfoot. travel. to smear with kerosene. to accelerate. to smear with paraffin. to step on the gas. to travel. to run away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear or sprinkle with kerosene. to accelerate an automobile. gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır. Aşağıdaki reçeteler, gazı boşaltmak için kullanılır. Çocuklara uygulanmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Fındık.

Hazırlanışı : Kabukları temizlenmiş bir avuç fındık havanda iyice dövülür. Yemeklerden yarım saat sonra bir çorba kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gasify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaseous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaseous. gassy. gas-filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing gas. containing kerosene. gaseous. gassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.) (Fransızca gaze’ den.O da vaktiyle bu dokumanın imal edildiği Güney Filistin’in Gazze şehrinin adından). Pek ince tül, tülbent, bürümcük: Gaz ile sarmışlar. Yüzünü gaz ile örtmüş. Gaz bezi veya gazlı bez = Yaraları sarmakta kullanılan tül, bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze dressing. surgical gauze. aceptic gauze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become null and void. to lapse. to expire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disuse. invalidity. nullity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. not being valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçimsiz olma hali, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. lack of harmony. incompatibility. fractiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility. discord. lack of harmony. misunderstanding. nullity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impermeability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groundlessness. baselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inessentiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redundancy. lack of need. needlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscreet. unable to keep secrets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gezi yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ölçmek, Osm. mesâha etmek.

2.Düzeltmek, tesviye etmek. (oku) Yayın kirişine takıp kurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğri kılıcın ağzı.

2.Çakı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion. camouflage. hiding. concealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. concealing. concealment. cover up. masking. secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklamak, örtmek, belli etmemek. Başının saçsız yerlerini şap• kayla gizler. Maksadını gizliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep under the carpet. keep smth. under wraps. gloze. gloze over. hide. conceal. cover up. secrete. camouflage. disguise. keep in one's bosom. keep back. bury. mask. blot out. bottle up. cache. cloak. keep in dark. dissemble. enshroud. gloss over. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. bury. cache. cloak. conceal. disguise. hide. lurk. mask. obscure. screen. secrete. sheathe. suppress. veil. to hide. to bury. to conceal. to cloak. to mask. to belie. to suppress. to secrete. to disguise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. to hide. to conceal. belie. blot out. bury. camouflage. cloak. cover. disguise. draw a veil over. enshroud. hold back. lie low. mask. obscure. pocket. screen. secrete. shade. to keep shady. slur. take to earth. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin saklanılması: Böyle görülebilecek şekilde gizlenilir mi?

2.Gizli tutulmak: Vaziyet bizden gizlenildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklanmak: Çalıların içine gizlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. to hide. to hide oneself. to lurk. to be kept secret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hide oneself. to be kept secret from. hide. hole up. lay low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the arras. under cover. disguised. masked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saklanmış, saklı, görünmez, Ar. hafî, mestur, mektûm, Fars. nühüfte: Gizli kapı, gizli söz.

2.Sır: Onun bir gizlisi vardır. Gizli olarak, gizli şekilde: Bana gizli söyledi. Gizli kapaklı = Saklanan, söylenmeyen: Bu gizli kapaklı bir şey değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidden. concealed. secret. classified. confidential. esoteric. unknown. clandestine. covert. sealed. restricted. underground. arcane. back-door. blind. closet. under cover. cryptic. cryptical. dark. disguised. furtive. hole-and-corner. hugger-mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clandestine. confidential. covert. cryptic. dark. inside. latent. occult. runaway. secret. sneaking. surreptitious. ulterior. undercover. underground. underhand. veiled. hidden. concealed. classified. arcane. furtive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidden. confidential. concealed. occult. secret. secretly. arcane. a huis clos. back-door. blind. bush telegraph. cabinet. clandestine. classified. close. cryptic. crypto -. dark. esoteric. furtive. hush hush. inner. between you and me and the lamppost. l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collusion. secret agreement. clandestine agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret ballot / vote. secret ballot. secrecy of a ballot. silent vote. secret vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret service. intelligence agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklı olarak, Osm. hafiyyen, mahremâne: Gizlice görüştük. Bana gizlice söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furtively. secretly. in secret. in private. in privacy. on the quiet. confidentially. clandestinely. by devious means. on the sly. under the rose. by stealth. sub rosa. underground. under the counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretly. stealth. surreptitiously. on the quiet. under the rose. in secret. on the sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretly. under the table. on the dodge. under one's hat. in one's heart. ratfucking. in secret. underhand. under the counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. privacy. confidentiality. closeness. darkness. furtiveness. hugger-mugger. huggermugger. obscurity. stealth. stealthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latency. privacy. secrecy. stealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. confidence. confidentiality. privacy. stealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kibirslzlik, gönül alçaklığı.

2.Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonjurisdiction. lack of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tecrübesizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of manners. rudeness. inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Görmezlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Körlük, görmeyiş. Ar. amâ. Görmezliğe (ve galatı görmemezliğe) gelmek: İsteyerek görmez gibi olmak, Osm. tegafül, tesamüh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretending not to see. blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invisibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve bütün uygunsuzluğu, kılıksızlık, biçimsizlik, sevimsizlik: Gösterişsiğliği değerinin düşmesine sebep oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etrafı gözetleyecek yer, av bekleme yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Müşahede. (bk.) Müşahede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. investigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. remark. sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer müşahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekleme, Osm. intizar, terakkup, tarassut.

2.İki çeşit hamur ki, biri tatlı diğeri börektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. watch. watching. observing. monitor. waffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. pancake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. a savory pancake. lookout. prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleme yapıp satan adam: Gözlemeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arzu ile beklemek, Osm. intizâr etmek: Oğlunu gözlüyor. Akşama kadar sizi gözledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. watch. sight. spy. spy out. monitor. long. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. observe. to watch for. to wait for. to observe. to watch. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to wait for. to keep an eye on. sight. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). (bk.) Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe. to watch over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be watched over / observed / protected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb watched over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerde olup bitenleri görüp anlamakla vazifeli kimse, müşahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gözü olan: Gözlü hayvan, siyah gözlü, mavi gözlü edam.

2.Taksimatı olan, birkaç bölüğe ayrılmış: İki gözlü değirmen, üç gözlü mağaza, daire; beş gözlü anbar.

3.Delikleri olan, delik deşik: Gözlü gümeç, seyrek gözlü kalbur, sık gözlü kafes. Açgözlü = Tamahkâr, doymaz. Tokgözlü — Kanaatkâr, kanaatli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed. having an eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakılan eşyayı büyüterek yakın göstermeye yarayan kristal Alet ki, göze takılır ve bazen tozdan veya fazla ışıktan korumak için de kullanılır: Gözlük takmak, kullanmak: Mavi gözlük, tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. eyeglasses. a pair of eyeglasses. goggles. spectacles. specs. a pair of spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. specs. spectacles. specticles. eyeglasses. goggles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyeglasses. eye glasses. pair of glasses / spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician. wearing glasses. hooded. spactacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses. bespectacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kır saç; kır peruka; (s.) kurşuni, gri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bozlaştırmak, bozlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (ing.), (k.dili) üzülmek, sinirlenmek; şikâyet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurşuni, gri, (boz.) grizzly bear Kuzey Amerika'ya mahsus çok vahşi ve kuvvetli boz ayı, (zool.) Ursus horribilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık.

2.İşsizlik, meşguliyetsizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genial. good- humored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahsız ve mâsum adamın hâli, mâsûmluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. sinlessness. state of grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün geçen ve vâki olan. Geceli gündüzlü = Gece, gündüz, dâimî surette: Geceli gündüzlü çalışarak şu kitabı bitirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. day student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüze mahsus: Gündüzlük kıyafet, gündüzlük elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark glasses. goggles. sun glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yıldızın güneşin merkezinden bakıldığına göre ölçülen koordinatları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sturdiness. healthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity. mistrust. distrust. doubt. no confidence. discredit. disbelief. shyness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of confidence. disbelief. discredit. distrust. doubt. insecurity. mistrust. nonconfidence. want of confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzün yapılan, güze ait, sonbaharlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), çok ve hızlı içmek, çakıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequestered. sequestrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to study hard. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefâsızlık, sevgi ve dostlukta sebatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithfulness. disloyalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adaletsizlik, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğrilik, doğru olmayış.

2.Adaletsizlik, insafsızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrongness. injustice. wrong. inequity. iniquity. invidiousness. raw deal. tort. unjustness. unrighteousness. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. wrongfulness. unfairness. wrong. a raw deal. a rough deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. wrongfulness. grievance. inequity. iniquity. injury. partiality. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrong. to do injustice. injure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Takatsizlik, dermansızlık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı kimseler, aşırı yorgunluktan, çalışamamaktan, baş ağrısından, sırt ağrılarından, hazımsızlıktan veya huzursuzluktan şikayet ederler. Bu duruma tıp dilinde Debilite veya Asteni denir. Halsizlik yorgunluktan kaynaklanıyorsa aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : İnek sütü, badem, şeker.

Hazırlanışı : Önce bir kahve fincanı dolusu badem yenir. Üzerine de bir su bardağı şekerli inek sütü içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. languor. prostration. debility. grogginess. infirmity. lassitude. sinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmity. languor. weakness. exhaustion. weariness. langour. debility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. fatigue. lassitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. lull. quietus. rest. immobility. stillness. still. calm. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility. inactivity. inaction. passivity. quietude. rest. stasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz atma, ima ile söylenilen dokunaklı söz, takılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of ventilation. closeness. airlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tamir maksadıyla gemiyi havuza almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put into dry dock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmazlık, arsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effrontery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a nuisance. to make mischief. to get lazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işsizlik, tenbellik, hayırsızlık, serserilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublemaking. laziness. idleness. devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make mischief. to loaf. dally. to lie down on the job. lollygag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. corruption blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hazım işinin yolunda olmaması hali. (bk.) Hazım.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 2 kahve kaşığı karbonat konup, eritilir. Yemekten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspepsia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspepsia. indigestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Terketmek. 2.Allah ilminde, Allah’ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of planning and forethought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Latîfe, şaka, latife yoluyla söylenilen söz, mizah: Hezle meraklıdır.

2.Latîfe yoluyla söylenilen hikâye veya şiir. Hezl-Amîz = Mizahla karışık. Hezl-gû = Şakacı (latîfe, kapalı ve zarîf, hezl ise ekseriya açık ve az çok edepsizce olur).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هزل] şaka, şakalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هزل گو] şakacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mizaha ait şiir, hikâye veya sözler: Hezliyyâtı çok sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına, gizlice, uğruyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız hal ve sıfatı, uğruluk, Ar. sirkat: Hırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft. robbery. burglary. thievery. steal. shoplifting. heist. hijack. hijacking. larceny. pilferage. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. larceny. theft. thieving. thievery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. robbery. theft. larceny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rob. to commit theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. callousness. numbness. indifference. insensibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. quick. quickly. like a streak of lightning. fast. quickly. quick. speedily. at a good clip. apace. double-quick. by leaps. by leaps and bounds. slap. slap-bang. swiftly. swimmingly. in double time. rapidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. posthaste. quickly. rapidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly. swiftly. at the double. rapidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yardımsız kalıp zayıf ve ümitsiz olma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hız kazan, hızını artır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speeding up. acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be speeded up. to be accelerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. accelerating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. speeding up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızını arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. precipitate. press. quicken. to speed sth up. to accelerate. to quicken. to precipitate. to expedite. to hurry sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. to speed up. to accelerate. expedite. hasten. precipitate. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hız almak, hızı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. gain speed. quicken. speed up. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. hum. quicken. to gain speed or momentum. to gain speed. to accelerate. to speed up. to quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gain speed or momentum. to be accelerated. pick up. to gain / to gather speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sür’atli, serî: Hızlı yürüyüş.

2.Şiddetli, Ar. şedîd: Hızlı vuruş.

3.Yüksek sesli: Hızlı söyleyiş.

1.Sür’atle: Hızlı yürümek.

2.Şiddetle Ar. şedîden: Hızlı vurmak, yüksek sesle: Hızlı söylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. fast. rapid. speedy. snappy. high-speed. zippy. express. crash. expeditious. fastmoving. fleet. frequent. hasty. impetuous. light-footed. nippy. precipitous. presto. rakish. ready. speed. swift. winged. fast. quick-action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. crisp. express. fast. fleeting. meteoric. nippy. quick. rapid. speedy. swift. picking up girls readily. quickly. violently. strongly. strong. loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. rapid. speedy. swift. strong. to be able to seduce the sex opposite quickly. fast working. like the devil. full out. like a house on fire. impetuous. mercurial. nippy. zippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektifin açılmasıyla ilk resmin bir saniyeden kısa bir süre içinde çekilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hızlı gözden geçirme düğmesine basarak en son çekilen resmi görüntüleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Pilin daha kısa sürede şarj edilmesini sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.El çabukluğu ile oyunlar yapan adamın hal ve san’atı. mec. Hilekârlık, dolandırıcılık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hocus pocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggling. sleight of hand. trickery. doubling. hocus pocus. jugglery. legerdemain. magic. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Horoz gibi kabarıp kurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swagger. to bluster. to assume a threatening manner. square up to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austereness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Hotoz giyen (kadın).

2.Başında geniş tepesi olan (kuş).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kan dökücülük, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısızlık, riayetsizlik, hürmet ve itibar etmeyiş: Bizim Adetimizce büyüklerin yanında fazla konuşmak hürmetsizlik sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret. to become bad-tempered. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act peevishly. to fuss. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become peevish. to become fretful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü huy, hırçınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crabbedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. huff. mood. spleen. bad temper. obstinacy. petulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad temper. fractiousness. petulance. distemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be irritated. to show bad-temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness. discomfort. trouble. unrest. disquietude. fermentation. fidget. hump. inquietude. qualm. restiveness. restlessness. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. disturbance. ferment. qualm. unrest. disorder. uneasiness. disquiet. restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetent management. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassertiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyata uymama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence. imprudence. lack of restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihsizlik, bahtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disingenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double faced. two-faced. disingenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), iki düzlemin kesişmesinden meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double-dealing. hypocritical. double-faced. two-faced. insincere. double. janus-faced. pharisaic. pharisaical. smooth-faced. smooth-tongued. soft-spoken. double-dealer. hypocrite. pharisee. counterfeiter. smoothie. shammer. simulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrite. hypocritical. insincere. twofaced. double-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocritical. ambidexter. devil dodger. double. double faced. sooth tongued. two faced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cant. hypocrisy. two-facedness. double-dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy. duplicity. dissimulation. double dealing. insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikizli, çifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Boğa ile Yengeç burçları arasındaki burç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çifte: İkizli şamdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Batı musikisinde ikişer zamanlı ölçülerden yapılmış düzüm ve usuller. Zıddı: Uçüzlü düzümler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). İkizli olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kudret ve takat eksikliği, kudretsizlik, Osm. adem-i iktidar: iktidarsızlığı anlaşıldı.

2.Erkekte cinsi kudretsizlik.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kavrulmuş fındık.

Hazırlanışı : Sabahları aç karnına, 10 tane kuru üzümle 10 tane kavrulmuş fındık yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. incapacity. impotency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence. weakness. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Aldırmazlık, alâkasızlık, kayıtsızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. indifference. disinterestedness. unconcernedness. unconcern. backwater. coolness. insouciance. listlessness. neglect. phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. disregard. indifference. lethargy. irrelevance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. lack of interest. irrelevance. apathy. disinterest. incuriosity. insouciance. oblivion. reserve. standoff. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of any connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iltifat etmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelief. disbelief. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümkün olmayış, Osm. adem-i imkân, muhâl olma: Bu İşin imkânsızlığı önceden belliydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmlâ yanlışlığı, kelimelerin harflerinin yerinde yazılmaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İmtiyazı olan, başkalarından ayrı tutulan seçkin, üstün. İstisnâİ haklar taşıyan, bazı mükellefliklerden müstesna: Bu aşîret imtiyazlıdır.

3.Hususî surette ve başkaları yapmamak şartiyle ruhsat ve müsaade almış: Kibrit fabrikası imtiyazlıdır.

4.Idârî muhtariyeti olan: Bulgaristan, 1878-1908 arasında imtiyazlı bir Osmanlı eyaleti idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. licensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Preferred Stock)

Esas sözleşmede hüküm bulunmak kaydı ile, sahiplerine temettü ödemesi, rüçhan hakkı kullanımı, oy hakkı gibi konularda ayrıcalık tanıyan senetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of faith. unbelief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implausibleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İngilizler’e mahsus tavır ve hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdansızlık, merhametsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. mercilessness. unfairness. inequity. injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insaniyet yokluğu, insanî hisler ve vicdana zıt ve yalnız maddî menfaatlere bağlı hal ve hareket: O adamın insaniyetsizliğini herkes bilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhumanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhumanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usûlünce dizilmemiş olan şeyin hali, düzensizlik, tertipsizlik, karmakarışık hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. untidiness. lack of rules or a plan. disarray. disorderliness. litter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işitmez gibi olmak, işitmezliğe gelmek, sağırlığa vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işitmeme, işitmeyiş: İşitmezliğe gelmek = İşitmez gibi olmak, sağırlığa vurmak (yanlış olarak «işitmemezliğe gelmek» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not hearing. pretending not to hear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of any function. uselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Issız olma hali, yalnızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işle meşgul olmayış, boşta kalış, vaktini boşuna geçirme. İŞTAH bk. İştihâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployment. vacancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, bağırsak hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları, kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can sıkıntısı, iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Tedaviye yemekleri belirli saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir. Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni bulmak için doktora başvurulur. Aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı çörek otu konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. aversion. disinclination. indisposition. reluctance. repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness. indisposition. disinclination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: iştahsızlık). İştihâ eksikliği, yemeğe isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instability. unsteadiness. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıll»dan masdar). Gölgelenme, gölge altına girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtaat etmeme, baş eğmeziik, emir dinlememe hâli, Osm. serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. breach. contumaciousness contumacy. insubordination. recalcitrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disobey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İtibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu.

2.Makbûl olmayış, revaçtan düşme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of esteem. discredit. disrepute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) itidal eksikliği veya yokluğu, Osm. adem-i İtidâl, iki uçta aşırılık: Havanın itidalsizliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mensûb olduğu mezhebe inanmama, Ar. Ilhâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disbelief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of trust. disbelief. distrust. doubt. mistrust. untrustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyuşamama, Osm. adem-i muvâfakat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usulsüz, tertipsiz, düzensiz olmak; birbirini tutmazlık: Havanın bu yazki ittiradsızlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onerous. involving consideration. lucrative. for a valuable consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheadedness. impoliteness. lack of consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. campusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zülUden masdar). Alçaltına, tahkir, tezli!.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضلال] yoldan çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اظلال] gölgede bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اذلال] alçaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Kuzey Avrupa’da, Grönland Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında, İngiltere’nin kuzeybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 65 00 Kuzey enlemi, 18 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Arktik Bölge.

Yüzölçümü: 103,000 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 4,970 km.

İklimi: Ilıman iklim, Kuzey Atlas Akımı ile değişkenlik gösterir, ılıman, rüzgarlı kışlar, yağmurlu, soğuk yazlar görülmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Hvannadalshnukur 2,119 m.

Doğal kaynakları: Balık, hidro enerji, termal kaynaklar.

Doğal afetler: Deprem ve volkanik etkinlik.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 299,388 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.87 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.74 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 3.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.31 yıl.

Erkeklerde: 78.23 yıl.

Kadınlarda: 82.48 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.92 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 220 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den fazla (2003 verileri).

Ulus: İzlandalı.

Din: Evangelist Luthercilik %93, diğer Protestanlar ve Roma Katolikleri, diğer.

Diller: İzlandaca, İngilizce, Nord lehçeleri, Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İzlanda Cumhuriyeti.

kısa şekli : İzlanda.

Yerel tam adı: Lyoveldio Island.

yerel kısa şekli: Island.

ingilizce: Iceland.

Yönetim biçimi: Anayasal Cumhuriyet.

Başkent: Reykjavik.

İdari bölümler: 23 bölge ve 14 şehir; Akranes, Akureyri, Arnessysla, Austur-Bardhastrandarsysla, Austur-Hunavatnssysla, Austur-Skaftafellssysla, Borgarfjardharsysla, Dalasysla, Eyjafjardharsysla, Gullbringusysla, Hafnarfjordhur, Husavik, Isafjordhur, Keflavik, Kjosarsysla, Kopavogur, Myrasysla, Neskaupstadhur, Nordhur-Isafjardharsysla, Nordhur-Mulasys-la, Nordhur-Thingeyjarsysla, Olafsfjordhur, Rangarvallasysla, Reykjavik, Saudharkrokur, Seydhisfjordhur, Siglufjordhur, Skagafjardharsysla, Snaefellsnes-og Hnappadalssysla, Strandasysla, Sudhur-Mulasysla, Sudhur-Thingeyjarsysla, Vesttmannaeyjar, Vestur-Bardhastrandarsysla, Vestur-Hunavatnssysla, Vestur-Isafjardharsysla, Vestur-Skaftafellssysla.

Bağımsızlık günü: 17 Haziran 1944 (Danimarka’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 17 Haziran (1944).

Anayasa: 16 Haziran 1944.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CBSS (Baltik Ülkeleri Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Ul


Ülke by

Şifalı Bitki

(izlandayosunu): Dağlarda ve ormanlardaki kayalar üzerinde bulunur. Zeytinyeşili renginde, dantel gibi tırtıllı parçalar halindedir. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Müsilajlı ilaç yapmakta kullanılır. İçeriğinde “Lichenin”, “Dekstrolikenin” ve “Cetrarin” vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Bağırsak bozukluğunu giderir, ishali keser. Nefesdarlığını giderir. Bronşitin sebep olduğu şikayetleri giderir. Veremde faydalıdır. Şeker hastalarına ekmek yapmakta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. tracing. follow-up. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. tracking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İzini aramak, peşine düşmek, takip etmek.

2.Aramak, Osm. taharri ve cüst-ü Cû etmek.

3.Sezmek, keşfetmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follow in smb.'s wake. follow. follow up. trace. track. pursue. chase. watch. observe. give chase. come on. dog. eye. go by. hound. monitor. monitorize. shadow. supervene. keep tabs on. tail. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog. follow. hound. oversee. pursue. trace. trail. watch. to follow. to dog. to pursue. to trace. to watch. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trace. track. trail. monitor. to follow. to watch. to view. attend. go. hound. make after. pursue. spectate. succeed. supervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Bir nesnenin, duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki, intiba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. effect. feeling. imprint. odor. odour. ring. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aura. feeling. image. impression. sound. impression intiba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. imprint. ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience. viewer. televiewer. hanger-on. observer. onlooker. spectator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spectator. viewer. spectator seyirci. onlooker seyirci. tracer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spectator. viewer. follower. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultlessness. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç yokluğu, bî-günahlık, masumluk: Onun kabahatsizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İstidatsızlık, istidat yokluğu: O çocuğun tahsil ve terbiyeye kabiliyetsizllği anlaşıldı.

2.İktidarsızlık, Osm. adem-i iktidar, adem-i liyakat: O adamın kabiliyetsizliği zaten belliydi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapability. incapacity. inability. inaptitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde ise konstipasyon adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe, sinir bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması, kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden olan hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir. Kabız omayı önlemek için, sebze çorbaları ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği yemek çok faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir, beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun süre kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru erik, su.

Hazırlanışı : 8 bardak suya, 250 gram kuru erik konur. Erikler pişinceye kadar kaynatılır. Günde 3 kere birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constipation. costiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constipation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constipation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inevitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sarıçalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. unintelligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafiye noksanı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin; dakikada 90’dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.

Normal Kalp Atışları :

0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140

1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120

3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100

7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90

20 yaşından sonra; dakikada 60-80 arasında değişir.

Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir. Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer. Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pekmez, üzüm sirkesi.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı pekmeze 1 çorba kaşığı üzüm sirkesi konup, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of quality. shoddiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür.

Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.

Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.

Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.

Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:

- Sigara içmeyin

- Yemeklere fazla tuz koymayın.

- Uykularınızı ihmal etmeyin.

- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın.

- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.

Ayrıca aşağıdaki reçetelerden dilediğinizi kullanın.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartlessness. pitilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kanatsız olan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get anemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kandaki alyuvar sayısı ve hemoglobin miktarının normalden aşağıya düşmesi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 5 çorba kaşığı kekik konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia. anemia. bloodlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemia. anaemia. deficiency of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowplough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kralLouis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayva

Hazırlanışı : 2 tane ayva külde pişirilip, yemeklerden önce yenir. Bunun yerine ayva marmelatı da yenebilir.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sebatsızlık, devamsızlık.

2.Rahatsızlık.

3.Bir işe karar verilemeyiş, kararlaşmamış bir halde duruş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeterminate. instability. indecision. fickleness. changeability. dither. doubt. doubtfulness. dubiousness. flightiness. fluctuation. haziness. hesitance. hesitancy. incertitude. inconsistency. infirmity. infirmity of purpose. irresolution. loosenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dither. indecision. instability. quandary. suspense. uncertainty. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. instability. indecision. ambivalence. betweenity. dither. hesitancy. incertitude. infirmity of purpose. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden, çiçeklerin renkli taçyaprağı yerine kavuz denilen yeşil renkte yaprakçılar bulunan bitki takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygısız olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light heartedness. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ehemmiyet vermeyiş, ihmal, ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcern. indifference. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. vagueness. uncertainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette hastalanmak, Osm. münharifü’l-mizâc olmak: Akşam keyifsizlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif hastalık, Osm. inhirâf-ı mizâc: Keyifsizliği nedir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisposition. complaint. dispiritedness. malaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıdemi olmama, sınıf ve görevde yenilik: Kıdemsizliği terfiine engel oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insufficiency. inadequacy. inadequateness. deficiency. inability. penury. poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yetersizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin evlenmesine aracılık etmek, iki tarafı uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yol gösterme, rehberlik, Osm. delâlet.

2.Bir evlenme veya anlaşmaya aracılık, Osm. meyancılık: Kılavuzluk etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. giving help. being a guide. advice. piloting. being a pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guide. to pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesi olmayanın hâli, Osm. bî-keslik: Onun kimsesizliğine acınır; kimsesizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no friend or relative to turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kiraz ağaçları çok olan yer.

2.Kiraz bahçesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness of dress. lack of a prepossessing appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersizlik, kıymet eksikliği veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kız olma hali, bekâret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virginal. virginity. virginhood. cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

girlhood. maidenhood. virginity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maidenhood. virginity. girlhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hymen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hymen. maidenhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kocasız olma hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being husbandless. widowhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kokoroz gibi dikilmek, dik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt olmak, parasız kalmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Züğürtlük, parasızlık (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit kekik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık.

2.Cesurluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grill/cook on the embers. to barbecue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidarsızlık, kuv vetsizllk. Ar. zaaf, acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence. powerlessness. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Para vesaire karşılığında oyun oynama alışkanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction to gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomie. anomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hilekârlık.

2.Aldanmazlık, uyanıklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. cunning. guile. ruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. foxiness. cunning action. shrewdness. devilment. guile. mastermind. slyness. subterfuge. subtlety. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’h yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘perk’ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapalı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulması ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine ‘sadece kuru temizleme’ şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda oldukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elle yıkanabilirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olmayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’lı yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz ve kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada “perkloroetilen” veya kısaca “perk” diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu “perk” isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapaşı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulmsı ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine “sadece kuru temizleme” şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda odukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elde yıkanabilirler.,


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry-cleaners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak kuşlar yetiştirip terbiye eden adamın mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. faultlessness. impeccability. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean hands. exactitude. perfection. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kutsuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gevşeklik, güçsüzlük: O kadar kuvvetsizlik iyi beslenmemekten gelir.

2.Tesirsizlik: Bu şarabın kuvvetsizliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. debility. disability. languidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına, kuraklık, sel, açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır. Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Bilim insanları Güneş sistemimizden çok uzakta ama yine Güneş çekimine bağlı olarak bir yörüngede dönen, her birinin kütlesi ve boyutu dünyamızdan çok az olan kirli kar topu şeklinde milyarlarca kuyruklu yıldız olduğuna inanıyorlar.

Bu görüşe göre başlangıçta görkemli kuyrukları olmayan bu gök cisimlerinden bazıları sistem içindeki karşılıklı çekim güçleri nedeni ile Güneş’e doğru hareket etmeye başlıyorlar.

Güneş’e yaklaştıkça, dış katmanlarında donmuş halde bulunan uçucu gazlar (karbondioksit, su, metan amonyum, vb.) hızla buharlaşmaya başlıyor. Güneş’e yaklaştıkça cismin etrafını gaz bulutu olarak sarıyorlar.

Güneş yüzeyinde devamlı patlamalar olduğundan ve uzaya büyük hızlarla gaz bulutları fırlatıldığından, cisim Güneş’e iyice yaklaştığında bunların etki alanına giriyor ve etrafındaki gaz bulutu Güneş’in tersi yöne doğru savrularak bir kuyruk görünümünü oluşturuyor. Bu nedenle kuyruklu yıldızların kuyruklarının yönleri hep Güneş yönünün ters tarafındadır.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının, gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları, dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Eğer dünyamız bir kuyruklu yıldızın kuyruğu içinden geçerse ne olur? Bu, korkulacak bir şey değildir. Çünkü kuyruklu yıldızların kuyrukları yoğun değildir ve dünyanın bu kuyruk içinden geçmesi ona hiçbir şekilde etkide bulunmaz. Nitekim Halley kuyruklu yıldızı 1910’da geldiğinde, Dünya onun kuyruğunun içinden geçmişti ve bunun yeryüzüne bir zararı olmamıştı. Zamanımızda kuyruklu yıldızların normal gök cisimleri oldukları biliniyor. Bunlar çok büyük hacimli kuyruklarından dolayı korkutucu görünen aslında küçük ve hafif cisimlerdir.yüzyılın ortalarından itibaren bilimin bunların yapılan ve ne olduklarını çözmeye başlamasından sonra halkın peşin hükümleri ve korkuları kaybolmaya başlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Muhtelif kurbağa çeşitlerini içine alen takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lezzet eksikliği, tatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tastelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tastelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsizlik, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madrabazın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik,elden gelmeyiş: Bu işte maharetsizliğini gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata mahmuzla vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spur. to set spurs to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaninglessness. pointlessness. incoherence. insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. extravagance. imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of sense. inconsequence. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızı, diyafram açıklığı, ISO ve diğer makine ayarlarının kullanıcı tarafından yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Marangoz san’atı: Marangozluk ince bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayonez katılmış: Mayonezli levrek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zalak» dan im.).

1.Ayak kayacak yer.

2.mec. Yanlışa düşüren iş ve durum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den imef.) (mü. mazlûme).

1.Zulüm görmüş, zulme uğramış.

2.(Türkçe) Sessiz, yumuşak huy-1 lu, sakin: Pek mazlûm bir çocuktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressed. aggrieved. inoffensive. underdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. wronged. oppossed. inoffensive. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظلوم] zulme uğramış. 2.sesiz sedasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zulüm görmüş. 2.Halim, selim, sakin, sessiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Zulüm görmüş adama lâyık bir suretle: Yaralı, mazlûmâne şikâyet ediyordu.

2.Sessizce, sükûnetle: Pek mazlûmâne bir tavrı vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مظلومانه] mazlumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظلوميت] mazlumluk, zulme uğramışlık. 2.sesiz sedasız olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Zulme uğrama hâli: Mazlûmiyyetini söylüyordu.

2.Sessizlik, çekingenlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sitem ve zulüm görmüş adamın hâli. 2.Sessizlik, çekingenlik: O çocukta bir mazlûmluk görünür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. exhaustion. drained feeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

VAIO tarafından desteklenen çeşitli video ve ses biçimlerinin oynatılmasını/çalınmasını sağlayan bir yazılım.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. discontent. disgust. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir milimetreküp menide en az yirmi milyon sperm bulunur. Spermin miktarı spermogram ile tespit edilir. Erkeğin menisi içindeki sperm mikroskop altında sayılır. Yirmi milyondan az sperm bulunduğu takdirde, sperm azlığından söz edilir. Sperm miktarını arttırmak için aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı anason konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Acımama, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthlessness. mercilessness. pitilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Otorite merkeze toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meslek sahibi olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) misavirseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mikropsuz hâle getirmek, sterilize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mızmızlık et mek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp. to carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a fuss about trifles. quetch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Beceriksizlik, miskinlik, acz: Bu adamın mızmızlığı insanı sıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussing about trifles. extreme laziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuss about trifles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Moloz dökülmüş yer moloz döşenmiş yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Muacciz insanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsveddeleri temize çeken kâtibin işi: Mübeyyizlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müstahkem bir mevkiin idare ve kumandası, muhafız sıfat ve görevi: Kale muhafızlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custodial service. guard. guardianship. wardship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşüncesizlik, tedbirsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inopportuness. unseemliness. tactless action. tactlessness. impertinence. impolicy. inconvenience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaniyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get down in the dumps / mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhappiness. infelicity. misfortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zulmet» den if.) (mü. muzlime).

1.Keranlık: Pek muzlim bir gece, bir yer.

2.Meçhul, şüpheli, bellisiz.

3.Kara, menhûs, uğursuz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مظلم] karanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hayvanın çıkıntı hâsıl eden ağzı ile burnu; (hayvanın ısırmaması için ağzına geçirilen) ağızlık; top veya tüfek ağzı; f. ağzını bağlamak, ağzına ağızlık geçirmek; susturmak. muzzle velocity kurşunun tüfek ağzından çıktığı zamanki hızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağızdan dolma top veya tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) eşitsizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde namaz kılınan seccade vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchasteness. dishonesty. roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kendini beğendir, nazlı ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nâz, cilve ve işve etmek.

2.İstemez gibi yapıp yalvarmaya mecbur bırakmak.

3.Seven birine karşı şımarmak: Anasına, babasına nazlanıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be coy. feign reluctance. to feign reluctance. to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly. to act coyly. to feign reluctance. make bones about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cilveli. 2.Naz ve nimetle alışıp şımarmış olan, şımarık: Nazlı alışmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. delicate. rose-water. wayward. spoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arch. coy. coquettish. spoilt. petted. delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. coquettish. sb who feigns reluctance. petted. coddled. delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Naz yapan, kendini ağıra satan. Değer verilen sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı.)

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur.yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünküyüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancakyüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski koruma metodur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular edilmiş, hatta Çin’de M.Ö. 2000 yıllarına kadar dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, zeytini, karidesi, balığı, ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekti suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır, ve bakterilerin yiyeceği bozmalarıı önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri de kendisi doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için, tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan “potasyum nitrat” da eklenmektedir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi bir kimyasal reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer, çözünür ki bu et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsizlik: Bugün bir neş’esizliğim var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Okşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoliteness. inconsiderateness. discourtesy. incivility. uncivility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevazil).

1.Burnun akmasını mucib olan hastalık.

2.(tıp) Vücudun herhangi organından cerahat veya diğer bir maddenin akması.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burun içindeki ince zarın, üst solunum yollarının virütik iltihaplanmasıdır. Nezle bulaşıcıdır. Hastada burun akıntısı, hapşırma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, öksürük bazen de ateş görülür. 1-15 gün devam eder. İyi tedavi edilmezse müzminleşir. Tedavinin ilk şartı istirahat etmek ve kalabalık yerlerden uzak kalmaktır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı nane konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir. Aynı işlem sabah akşam tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold. the snuffles. common cold. catarrh. the sniffles. coryza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catarrh. cold. common cold. catarrh ingin. dumağı. head cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold. common cold. catarrh. sniffles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nezliyye) (tıp). Nezleye ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نيم مظلم] loş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. asymmetry. incommensurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. disorganization. lack of system or method. illegality. unlawfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hortum başı; ibrik ağzı; körük burnu; argo burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözü geçer: Oraca oldukça nüfuzlu ve hatırlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential. important. to be influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) burun ile eşmek, burun sürtmek; kucağına sokulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an orphan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. stupid action. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmeasuredness. incalculableness. haphazardness. imprudence. immoderation. excessiveness. overmeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to immortalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima hayatta olmak, ölümsüzlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathly silence. deathly stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortalize. perpetuate. to immortalize. to perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to immortalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölümsüz, ebedî olma, Osm. lâyemût olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality. eternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Omuza vurmak, kaldırıp omuzda taşımak.

2.Omuz verip dayanmak, yardım etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Omuza mahsus üniforma süsü, apolet.

2.Omuz çaprazı. Gemi omuzluğu = Geminin baş ve kıç taraflarında her iki yandaki kırım yeri ki, hepsi dört tanedir.

3.Uçlarına kova asılan ve omuza konan taşıma Aleti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulette. epaulet apolet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder strap. shoulder loop. epaulet. shoulder yoke for carrying goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulette. epaulet apolet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder strap. shoulder loop. epaulet. shoulder yoke for carrying goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immateriality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportance. insignificance. nothingness. slightness. triviality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. lack of proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Video kasetlerden en iyi sonuçları almak için video kafalarının kayıtlı video izi bilgisine en iyi şekilde temas etmesi gerekmektedir. Gelişmiş bir elektro mekanik sistem, bunun, el ile ayarlama gereksinimi olmadan yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset her takıldığında video kafasını otomatik olarak temizler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Otuz yaşına erişmek: Orada erkekler otuzlamayınca evlenmezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Otuz parçadan yapılmış.

2.Otuz metre yahut karış veya diğer bir ölçü ile otuz boyunda veya eninde bulunan: Otuzluk direk, tahta.

3.Otuz lira veya kuruş değerinde olan: Otuzluk çuha.

4.Otuz yaşında bulunan: Otuzluk bir adam.

5.Otuz kısma bölünmüş para vs.: Buna bir otuzluk vereyim ‘mi?


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Toprağın özlü, verimli yeri. 2.Zaman. 3.Doğa üstü güç, felek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Tekrar görmek veya kavuşmak arzusu, hasretini duymak.

2.(psikoloji) Yüksek bir şeye karşı duyulan istek, meyil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. missing. yearning. aspiration. craving. hankering. hunger. nostalgia. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. aspiration hasret. tahassür.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspiration. longing. yearning. ardent desire. dream. hunger. nostalgia. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeniden görme, tekrar kavuşma arzusu, hasret tahassür. Bir şeye karşı duyulan istek, meyil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Görme, kavuşma arzusu, iştiyak: Vatanını bu derece özlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «öz» den). Arzu etmek, kuvvetle istemek, göreceği gelmek: Memleketimi özledim, evlâdını özlemiş ana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss. long for. long. yearn. hanker. hunger. pant. pine. pine for. sigh for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to long for. to yearn for. to long to see. to miss. long. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Su kaynağı. Küçük dere. 2.Ağaç kökü. 3.Özlenecek kadar sevilen bir kişi ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.peydâ etmek.

2.(çıban) Katı irin yapmak.

3.Ağdalanmak, pıhtılanmak.

4.(bk.) Ozlenilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be longed for. to be yearned for. to be missed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Öz peydâ etmek.

2.Sünger ve katı irin bağlamak.

3.Koyulaşmak, pıhtılanmak, ağdalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Özlemesine yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb long for. to make sb miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb long for. to make sb miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Özü olan.

2.Kaymağı çok.

3.Yapışkan (çamur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. concise. pithy. sappy. substantial. juicy. pulpy. compendious. brief. succinct. fertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulpy. pithy. dense. sincere. genuine. fertile. succinct. compendious. concise. juicy. meaty. sappy. stiff. substantial. succulent. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Özü benliği olan. 2.İçten gerçek. 3.Verimli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahsiyet sahibi, olgun kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Benlik, Ar. enâniyet, gurur (bu mânâsı eskimiştir).

2.Cevher, madde,

3.Özlü ve yapışkan olma.

4.Özlük işleri = ZAt işleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütsü, günlük (buhur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşların yavrusu semirmek, semen peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy orders. priesthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Para ve servet yokluğu, züğürtlük, para kıtlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of money. penury. impecuniosity. want of money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derring do. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eti ateşe koymadan önce soğan ve baharatla ovup kendi hâline bırakmak.

2.(argo) Pohpohlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portugese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portoguese (people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her zaman doğru pozlamayı yapmanızı sağlar. Fotoğraf makinesi, siz çekmeden önce pozlama seviyesini belirler ve yetersiz olduğunda bir uyarı işareti yanıp söner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Pürüz peydâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get uneven. roughen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asperity. gnarled. rough. rugged. shaggy. uneven. beset with difficulties. difficult. knotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. uneven. rugged. difficult. marked with snags. teased. faulty. barbed. ragged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. puzzle

yapboz

Kesilmiş resim parçacıklarını birbirine uygun duruma getirerek resmi yeniden oluşturmaya dayanan bir tür çocuk oyunu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilmece; muamma; şaşkınlık, hayret; anlaşılmaz kimse. Chinese puzzle çok dolaşık bilmece veya mesele. cross word puzzle bulmaca. picture puzzle resim bilmecesi, resim teşkil eden bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şaşırtmak hayret vermek, muamma gibi tesir etmek; şaşırmak, hayrete düşmek. puzzle over çok düşünmek, zihnini yormak. puzzle out muamma veya bilmeceyi halletmek. be puzzled şaşırmak, afallamak. puzzler i. muamma, müşkül mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz hal; şaşkınlık; şaşırtıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı; üzücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Münasebetsizlik, nizamsızlık, tertipsizlik: O adamın rabıtasızlığı mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. isteksizlik, meyil ve arzu eksiklik veya yokluğu.

2.İtibarsızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of demand. lack of esteem. indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel unwell. to feel ill. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Müsterih olmama, ıstırap: Dar pabuç çok rahatsızlık verir.

2.Keyifsizlik, hafif hastalık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. uneasiness. disquiet. inconvenience. inquietude. trouble. unrest. annoyance. disease. illness. ailment. indisposition. dysphoria. complaint. discomfiture. discomposure. distemper. disturbance. draft. embarrassment. fidget. harassment. ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ailment. complaint. discomfort. disorder. disturbance. inconvenience. upset. uneasiness. trouble. indisposition. bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. indisposition. uneasiness. slight sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo şaşırtıcı hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achromaticity. paleness. nondescriptness. lackluster. having no particular opinions about sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. lack of consideration. noncompliance. non observance. nonobservance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Übertretung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kick one's heels. strain at the leash. become impatient. look forward to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient. to champ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sebredemeyiş.

2.Bekleyememe, acele.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience. eagerness. headiness. restiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience. tut tut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci 10 ila 20 yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koy ulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Tiroid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçalarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci on ila yirmi yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlaşmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlaşmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koyulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede bayazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Troid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity. disloyalty. unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infidelity. infraction of faith. insinuation of infidelity. perfidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kimsenin malı olmayan şeyin hâli. 2.Himayesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which contains mastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki taraf arasında karşılıklı saldırmama hâli: Saldırmazlık antlaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression treaty. treaty / pact of non-aggression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression pact. pact of nonaggression. pact of non-agression. nonaggression pact / treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp dilinde pollenosis veya alerjik rinit denir. Daha ziyade, çiçeklerin açtığı aylarda görülür. Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun akıntısı ve öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin açtığı sıcak ve rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş gözlüğü kullanmaktır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meşe ağacı kabuğu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 tatlı kaşığı ufalanmış meşe ağacı kabuğu konur. Kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Buruna çekilerek sümkürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay- fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. reserve. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımsız, gösterişsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. mischance. shame. misfortune. bad luck. bad break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unluckiness. hard lines. hard luck. ill- fortune. hard line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defenselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulnerability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saygı yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. inconsiderateness. defiance. discourtesy. flippancy. impertinence. impiety. impudence. indignity. insolence. irreverence. liberty. sauciness. slight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacity. contempt. discourtesy. disdain. disrespect. impudence. sauce. slight. indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. disrespectfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show disrespect to. to be disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hürmetsizlik, tahkir (saymamazlık yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving sth out of account. to take no account of sth. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz biten yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rush-bed. reed-bed. reeds. morass. sedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed bed. marshy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rushy. sedgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of steadfastness or perseverance. infirmity of purpose. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgi ve merhamet yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Sekiz saz veya ses için yazılmış çoksesli oda eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sekiz benek vesaireyi havi: Maçanın sekizlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), (bk.) Oktav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sekiz parçadan mürekkep veye sekiz kısmı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth designed to hold eight things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağlılık, semen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonorableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption blood. dishonesty. dishonour. ignominy. improbitu. mala fides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissonance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become quiet. quieten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence. quietness. noiselessness. quiet. muteness. peace. hush. mutism. quiescence. quietude. repose. speechlessness. stillness. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hush. quiet. repose. silence. still. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence. quietness. quietude. repose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlovableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uzun, üzerine uzanılabilecek şekilde yapılmış iskemle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deck-chair. settee. chaise longue. lounge chair. lounge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaise-longue. deckchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaise longue. day bed. deck chair. easy chair. lounge. lounge chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyücülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. witchcraft. wizardry. devilry. medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. withcraft. conjuration. devilry. wizardry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness. shamelessness. ease of manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfekçilik, sllâhendâz görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament. paris charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm. to become disarmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sinir sisteminin düzenli, uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca, alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay, kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek şikayetlerin artmasına neden olur. Hastanın karnında ağırlık hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir. Aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon tohumu, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı kimyon tohumu konur. 10 dakika bekletilir. Yemeklerden sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeterminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe bastırarak el sürmek: Birinin sırtını, kolunu sıvazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stroke. pat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. caress. pet. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb stroke or caress oneself / itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piercing pain. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı acı ağrımak, derinden ağrı vermek, sancımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ache. smart. sting. bite. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. sting. to ache. to smart. to sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ache. to hurt. to complain. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlaşma, şikâyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complaining. jeremiad. moan. whimper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağlaşmak, şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complain. whine. whimper. groan. beef. belly. bemoan. gripe. grizzle. grunt. kick. squeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bemoan. bleat. gripe. moan. wail. whimper. whine. yammer. to bemoan. to whimper. to complain. to grouch. to gripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complain. bellyache. bemoan. bitch. fuss. grouse. nark. be on at. sound off. take on. whimper. whine. yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sızlatmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağrıtmak, incitmek: Bir fiske vurup parmağımı sızlattı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cızırdamak; sıcaktan bunalmak; i. cızırdama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. çok sıcak bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pale complexioned. waxen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayetsizlik, bilmezlik, tükenmezlik, ebedîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity. endlessness. aeon. eon. everlasting. indefiniteness. infinite. the infinite. infinitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity. endlessness. eternity. infinitude. kingdom come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. flightiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility mesuliyetsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. nonliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degeneration. depravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soysuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Anlaşma, anlaşıp karar verme.

2.Sözle anlaşma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual. agreement. articles. contract. engagement. oral contract. charter. compact. covenant. indenture. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. contract. covenant. aggreement. contrant. appointment. agreement. bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. arrangement. contract. covenant. engagement. accord. treaty. convention. boilerplate. bond. compact. deal. joint compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Söz etmek, ittifak edip karar vermek: Bu iş hakkında onunla sözleştim.

2.Söz etmek, birbirine sert söz söylemek: Kendisiyle geçen gün biraz sözleştik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done by agreement or under contract. contractual. sb who is bound by a contract. founded on contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Söz etmiş, önceden anlaşmış veya emir almış.

2.Nişanlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbal. oral. nuncupative. parol. verbatim. viva. viva voce. vocal. word-of-mouth. oral. oral examination. fiancee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. agreed together. having promised. engaged to be married. fiancé. fiancée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. engaged to be married. fiancé. fiancée. orally. parol. spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral speakie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lügat kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexical. dictionary. lexicon. glossary. thesaurus. wordbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexiographer. vocabulist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsizlik, Osm. bîgünahsızlık, mâsumluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blamelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. white hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şüphe olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glumness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Su eksikliği veya yokluğu, kuruluk: Bu ovanın susuzluğu geûşmesini engelliyor.

2.Susama, su içmeme: Deve susuzluğa dayanır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirst. thirstiness. lack of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. thirst. waterlessness. aridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterlessness. thirst. dehydration. being in a dehydrated state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconsciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romla yapılan bir içki. swizzle stick içki karıştırmak için kullanılan çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebatsızlık, metanetsizlik, cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-temperedness. lack of good taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabırsızlık, tahammül edemeyiş, dayanamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iktidarsızlık, kuvvetsizlik, zaaf, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not being pursued. lack of grounds for legal action. dismissal of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial decision to abate an action or quash a charge or indictment. decree whereby the indictment is quashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(deniz vesaire) Dalgalanmak.

2.(koyunler) Sürü ile yürürken dalgalı bir şekil göstermek.

3.(ipek vesaire) Kabarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kayık ve mavnaların küpeştesine baştan kıça kadar eklenen tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. washtroke. wasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baht uygunsuzluğu, bahtsızlık, bedbahtlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaster. misadventure. mischance. misfortune. mishap. bad luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism. godlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. detachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detachment. disinterest. disinterestedness. equity. fair mindedness. impartiality. neutrality. objectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ipeğin) Tel tel pürüzleri çıkmak, pürtükleri kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ravel. to fuzz. to frizz. to become frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tasasız olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefreeness. lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of satisfaction. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatsızlık etmek, soğuk ve münasebetsiz bir işi yapmak: Artık tatsızlanıyorsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become unpleasant / disagreeable / boring. come over. pall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Lezzetsizlik.

2.Tatlılık eksikliği veya yokluğu: Bu üzümün tatsızlığı hamlığındandır.

3.Davranışta soğukluk: Bu adamın tatsızlığı da çekilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tastelessness. insipidity. unpleasantness. disagreableness. action which creates unpleasantness. platitude. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dallıdan masdar). Doğru yoldan çıkarma, azdırma, ayartma («ıdlâl» daha çok kullanılmıştır), (bk.) Tadili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zili» dan masdar). Gölgelendirme, gölge altına alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşin sonunu düşünmeyiş, tedbir almayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence. imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informality. lack of ceremony or constraint. casualness. familiarity. fellowship. frc- and-easiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizlemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleanup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning. scouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Temiz hâle getirmek: Bu evi yukarıdan aşağıya kadar güzelce temizlemek gerekir.

2.mec. Bir şeyin bütününü alıp götürmek veya yiyip bitirmek, süpürüvermek: Bir tabla yemeği iki kişi temizleyiverdiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depurate. expurgate. clean. clean up. cleanse. purify. clarify. clear. bump off. clean out. clear up. decontaminate. do. do out. erase. excise. get rid of. gut. houseclean. mop up. purge. rid. rub out. scavenge. swab down. sweep. give smth. a sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. clean. do. purge. purify. remove. rid. scrape. square. to clean. to clean sth up. to cleanse. to pick. to tidy. to do out. to purify. to clear away. to rid. to pay sth off. to kill. to bump off. to rub out. to do away with. to rub sb out. to clean

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. flush. purge. to clean. to purify. to get rid of. to eliminate. to rob. to clean out. to clean sb out. to take all of sb's money during a poker's game. to kill. to bump sb off. to be cleared. to b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temizlemek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temizlemek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizlik işini yapan, elbise vesaireyi hususî usullerle temizleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleansing. cleanser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleanser. cleaning. cleansing (agent. purifying agent. cleaning agent. purificant. dry cleaner. person who does cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâklik, temiz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning. cleanup. house-cleaning. cleanliness. neatness. hygiene. purity. chastity. combout. purge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. cleanliness. hygiene. purity. cleaning. washing. cleanness. pureness. honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleanliness. pureness. the act of cleaning. purification. chastity. cleanup. staff management. purity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleanser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. domestic. char. charwoman. charlady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleaning woman. sb who works as a cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

char.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning woman. charwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiye yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad manners. impoliteness. rudeness. back chat. coarseness. disorderliness. gaucherie. ill breeding. immodesty. immorality. impertinence. impudence. indecorum. indelicacy. inelegance. misbehavior. misbehaviour. ribaldry. vulgarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impropriety. misbehave. misbehaviour. misconduct. vulgarity. rudeness. impoliteness. impudence. misbehavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoliteness. rudeness. unmannerliness. bad manners. lack of good breeding. gall. ill- breeding. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave rudely. to be impolite. sauce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. messiness. lack of order. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized state. lack of an organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acele etmek, sabırsızlıkla hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Keskinlik.

2.Çabukluk, sürat.

3.Sabırsızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten). Tahkir etme, horlama, zelil etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تذليل] aşağılama, zelil etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürdürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Titiz hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hard to please. to become particular / meticulous / peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Titiz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. fastidiousness. meticulousness. fussiness. particularity. daintiness. niceness. nicety. punctilio. rigor. rigour. scrupulousness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiousness. fussiness. meticulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiousness. choosiness. meticulousness. peevishness. enginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussily. meticulously. exactly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiously. painstakingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religiously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde

3.sekizli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engele çarpıp düşecek gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose one's footing. miss one's footing. stagger. stumble. snag. blunder. halt. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. miss one's footing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous. satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not covetous. not greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being content with what one has.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knobbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz kondurmak, üzerine toz ekmek: Şu kâğıdı tozlayın, burasını kim tozladı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz olmak, üzerine toz konmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tozlaşmak işi. 2.Erkeklik organlarındaki çiçek tozunun rüzgâr veya böcekler vasıtasıyla çiçeklerin tepeciğine konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz gibi yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into dust / powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tozu olan, toza bulaşmış, üzerine toz konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery. pulverulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tozla karışık veya tozdan korumaya mahsus.

2.Eskiden baldırı tozdan muhafazaya mahsus çuha paçalık ki, iğreti veya potura bitişik olurdu: Tozluk giymek, potur tozluğu. Harman tozluğu — Harmanın dibinde kalan tozlu topraklı buğday, arpa vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leggings. shinguard. gaiter. legging. gaiters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter. spat. leggings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustibleness. endlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. F. T.) (musiki). Piyano gibi tuşa dokunularak çalınan sazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherency. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of thrift. improvidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kıyısında deniz suyunu sığ çukurlara çekip tuz elde etmeye mahsus yer, Ar. memlaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saline. saltpan. saltworks. salt marsh. salt-pan. saltern. salt-marsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salina. saltpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tuzla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sabine soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuza vurma, tuza batırma, Ar. temlîh.

2.Pişmiş işkembe kesesinin çorba hâlinde olmayan kaba kıyılmışı.

3.Tuza batırılmış, tuzlanmış: Tuzlama sebze, balık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salting or brining. a tripe soup. pickled in brine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklamak maksadıyle tuz vurmak veya tuza batırmak: Pastırmayı tuzlarlar Tuzlayayım da kokma = Birinin bir şey bilmediğini yüzüne karşı söylemek için alay tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to salt. to brine. to pickle sth in brine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tuzlamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tuz ektirmek, saklamak üzere tuz vurdurmak: Şu balıkları güzelce tuzlatmalı da sonra kurutmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuzu olan, içine tuz konmuş: Tuzlu yemek, tuzlu, biberli kebap.

2.Tuzu çok olan, çok tuz konmuş: Bu peynir tuzlu.

3.Tuzu olup içilemeyen


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salty. salted. salt. saline. saliferous. brackish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pricey. saline. salt. salty. very expensive. dear. pricy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saltpan. very salty. expensive. briny. saliferous. saline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuzu fazlaca, çokça tuzlanmış.

2.mec. Pahalıca, oldukça pahalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuz kabı, sofrada tuz koymaya mahsus küçük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salt. salt-cellar. caster. castor. shaker. salt cellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salt. saltcellar. saltshaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saltcellar. saltshaker. caster. salt. sifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brackishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ucuz olmak, fiyatı düşmek, ehven satılmaya başlamak: Çilek hayli ucuzlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. to get cheap. go down in price. to become cheaper. to cheapen. to come down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fiyatını indirmek, ucuz satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. to cheapen. to lower the price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. depreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Batı musikisinde üçlü ölçülere ayrılabilen düzümler ki, ikizli düzümler’in zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aşağı fiyatla satılma.

2.Her şeyin ve zarurî ihtiyaçların aşağı fiyatla satıldığı (yer): Anadolu’nun iç tarafları ucuzluktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. dumping. special offer. cheapness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frugality. cheapness. bergains. sale. inexpensiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapness. moderateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meymenetsizlik, bereketsizlik, hayırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill omen. ill luck. inauspiciousness. bad luck. evil. hoodoo. jinx. hex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jinx. bad luck. curse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hex. ill- omen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ümit kesme: Kumandanın ümitsizliği, askerin de gayretini kırdı.

2.Ummayış: Zaferin ümitsizliği fikri mağlûbiyeti hazırladı.

3.Kurtulmasından ümitlerin kesilmiş olması: Hasta dün ümitsizdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismay. hopelessness. desperation. despair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness. desperation. despondancy. self-despair. bleakness. despair. despond. dismay. slough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despair. despondency. desperation. hopelessness. despondency ümitsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless case. hopelessness. despair. dismay. distraction. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. burun salığını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of method. inconsistency with the established rules of procedure. unlawfulness. irregularity. infraction of rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uymazlık.

2.Münasebetsizlik, uygun olmayan iş ve hareket.

3.Kötü hareket, kötü muamele, yaramazlık: Bu adamın uygunsuzluğu mâlûm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitability. unseemliness. impropriety. indecency. disorderliness. inexpediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impropriety. inconvenience. mismatch. unsuitability. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. inaptitude. inconvenience. indelicacy. ineptitude. inexpediency. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyumama, uyuyamama: Uykusuzluk adamı sersem eder.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kakule, su.

Hazırlanışı : Yatmadan 1 saat önce kabukları çıkarılmış 5 tane kakule yenip üzerine bir bardak su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disharmony. discord. discordance. maladjustment. clash. disparity. dissonance. divided counsel. inadaptability. incompatiblity. inconsistency. inconsonance. mismatch. unconformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. discrepancy. disparity. dissonance. lack of harmony. disharmony. discordance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disharmony. dissonance. disunity. incongruity. incoordinate. incoordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Düşünce ve fikirlerin birbirine uymaması, anlaşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. disaccord. clash. contrariety. disagreeableness. discrepancy. disunity. divergence. divergency. division. incompatiblity. incongruity. intransigence. rupture. variable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. controversy. difference. disagreement. discord. dispute. dissension. dissent. incompatibility. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaccord. disagreement. dispute. dissension. disunity. incompatibility. incongruity. infighting. intransigence. run in. unconformity. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Dispute Committee)

Borsa işlemleri ile ilgili olarak; üyeler arasında veya üyeler ile müşterileri arasında çıkan uyuşmazlıkların idari yoldan çözülmesine yardımcı olan kom