Zü ne demek? | Zü anlamı nedir? | Zü

Zü anlamı nedir?

Zü ne demek?

Zü anlamı nedir?

Zü | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zât) (mü. c. zevat). Mâlik, mutasarrıf, hâiz. Zü’l-vecheyn = İki yüzlü. Zü’l-celâl = Celâl sahibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضوء] aydınlık, ışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul mouthed. scurrilous. vituperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective in moral sense. filthy. immoral. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encashment. legal right of collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و عطا] alış veriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و قبض] alıp sahip çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak with an accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hell raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Arzû) (i. F.).

1.İstek, hâhiş: Bu işi arzu etmem.

2.Emel, heves, meyil: Filân şeye arzusu vardır. Arzu çekmek: Müştak olmak, özlemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will. thirst. desire. longing. yearning. wish. want. request. affect. appetence. appetency. appetite. aspiration. conation. craving. hankering. hunger. intentness. lust. maggot. passion. prurience. pruriency. rage. urge. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetite. craving. desire. dream. fancy. longing. will. wish. yen. ambition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wish. want. request. desire. longing. hunger. lust. will. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرزو] istek, heves.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İstek, bahşiş. 2.Emel, heves, meyl. 3.Özlemek, müştak olmak. “Arzum” olarak da kullanılır. Meşhur halk hikayelerinde Kamber’in sevgilisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. desire. fancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wish for. to want. to desire. choose. list. wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok isteyen, can ve gönülden isteyen: Ben, onun Arzûkeşi değilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Talip, çok isteyen, istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). istek, heves.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. arz = İnha, beyan, hal = durum, aslı arz-ı hâl).

1.Bir iş için bir makam veya resmî daireye bir iş sahibinin verdiği dilekçe, istida-nâme: Arzuhal vermek, takdim etmek = Durumu arzuhalle ilgili daireye bildirmek.

2.(Tevazu ve zarafet yoluyla) Tahrirat, tezkere, arîza, müzekkere: Takdîm-i arzuhâl etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition dilekçe. istida.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. written application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Okuyup yazması olmayan kimselere para ile dilekçe, mektup ve benzeri şeyler yazan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petitioner. street letter writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Can ve yürekten istemek, temenni etmek.

2.Göreceği gelmek, özlemek, müştakı olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust after. long for. want. have a yen for. aspire. hanker. lust for. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust. to desire. to wish. to long. to hanker. to lust after/for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. to wish for. to long for. long. will. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstekli, talip, heveskâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. ambitious. athirst for. longing. yearning. wishful. agog. avid. prurient. solicitous. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. eager. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. wishing. longing. agog. avid. greedy. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Arzu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Şifalı Bitki

(İt üzümü): Fundagillerden; küçük taneler halinde kırmızı renkli yemişleri olan, tüylü bir bitkidir. 1-3 metre yüksekliğindedir. Her mevsimde yaprakları vardır. Makilerde bulunur. Dalları kırmızımtırak kahverengidir. Yaprakları şimşir yapraklarına benzer. İçinde Hydrochinone vardır. Sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Çiçekleri pembe salkımlar halindedir. Ev ilaçlarında yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kuvvet verir. İshali keser. İdrar yollarını temizler. İdrar söktürür. Ateşi düşürür. İdrar yollarındaki taşların düşmesine yardım eder. Prostat büyümesinden kaynaklanan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Fundagillerden, küçük taneler halinde yemiş veren tüylü bir bitki. (Uva ursî).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) azı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] adaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İncinmiş, azar görmüş. Dil-izürde, aıürde-dil = Gönlü incinmiş, hüzünlü, kederli, Ar. mahzun, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gücendirilmiş, incitilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü kırılmış, hatırı kırılmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). gökyüzü, sema; gök mavisi; (s). gökmavisi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(jeol). bir çeşit bakır cevheri; fazla değeri olmayan bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزرده] incinmiş, gücenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Bağlarda sona kalan mahsullerin toplanması.

2.Bu işin yapıldığı mevsim, güz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر قلزم] Kızıldeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nectar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birtakım çiçeklerin içinde bulunan ve bal yapmak için arılar tarafından emilen tatlı sıvı, nektar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Düzensiz.

2.Asker olmayan, sivil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. lawless. bashibazouk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüzün).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kolun omuz ile dirsek arasındaki yukarı kısmı, Osm. Karâce, adud.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازو] kol. 2.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâzû = Kol, benden = Bağlamak). Süs için kola bağlanan gümüşten veya sırma ile işlenmiş meşinden mahfaza ki, ekseriya içinde bir muska veya sûre-i şerife vesaire bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tüfek gibi omuza dayanarak kullanılan bir hafif silâh. Bu silâh roket atımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frenküzümü cinsinden bir çalı. Taşkırangillerden olan bitkinin yemişi de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition. nutrition disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahatsız, huzursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahatsız, huzursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lüzumsuz, gereksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destructive. disruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive. wrecker. demolisher. altering. demolishing. ruining. damaging. decomposing. deforming. dismantling. distorting. denaturalizing. spoiler. dissolving. disturbing. corrodent. nullifying defect. vitiating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit tanbura: Bozuk çalmak. Bozok da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bozulmuş, fesâda uğramış, Ar. muhtel: Bozuk yol, bozuk ahlâk.

2.işlemez, muattal, battal: Bozuk saat, bozuk piyano.

3.Yıkılmış, harap, vîran: Bozuk duvar.

4.Tertipsiz, nizamsız: Bozuk düzen.

5.Ekşimiş, kokmuş, yenmez hâle gelmiş: Bozuk yemek, et, peynir.

6.Ufak para: Bozuk para. Bozuk adam = Ahlâksız. Başıbozuk =

1.Gayri muntazam asker.

2.Asker olmayan, sivil. Çiçek bozuğu = Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olan, çopur. Akidesi bozuk = İtikatsız, inançsız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. broken down. out-of-action. damaged. disordered. distorted. wrong. imperfect. in bad order. upset. disappointed. bad. bum. dead. deranged. dirty. doric. embroiled. faulty. flyblown. foul. on the fritz. gone. hard-set. haywire. heavy. hipshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. broken. bumpy. corrupt. cranky. dead. dud. foul. impassable. off. rotten. upset. wrong. spoilt. ruined. out of order. out of action. on the blink. on the bum. inactive. faulty. disordered. disarranged. broken. bad. dirty. rotten. tainted. bumpy. depr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small change. broken money. small cash. small currency. bit. loose cod. fractional coin. fractional coins. fractional currency. loose cash. loose change. loose money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.),

1.Bozuk şeyin hâli, halel.

2.Ufak akça, ufak para, ufaklık: Bozukluk yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. malfunction. small change. change. breakdown. defect. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. change. defect. small change. vice. corruption. defeat. trouble. blemish. impurity. fault. marring. mar. break-down. break. tie-up. decay. fouling. divisional coin. fractional coin. token coin. defectiveness. disturbance. malfunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. spoilage. decomposition. upset. breach. breakup. confusion. corrosion. corruption. decay. declension. deformation. degeneration. degradation. derogation. deterioration. devolution. disfiguration. disfigurement. disruption. dissolution. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. decay. degeneration. dissolution. rot. deterioration. corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Düzgünlüğünü kaybetmek, başka hâl almak: Bu kitap bozuldu, bahçe bakımsızlıktan bozulmuş.

2.Harap ve vîran olmak, yıkılmak: Duvarlar bozulmuş.

3.Muattal ve battal olmak, işlemez ve kullanılmaz olmak: Saat bozuldu.

4.Fenâ bulmak, mahvolmak, perişan olmak, fesholunmak: O usul şimdi bozuldu.

5.Kötüleşmek, fenalaşmak: Bu çocuğun terbiyesi bozuldu, yağmurdan yollar bozulmuştur.

6.Çürümek, kokmak veya ekşimek: Bu et, bu yemek bozulmuş.Mağlûp ve perişan olmak, bozgun vermek: Düşmanın filân tümeni bozuldu.Beklenmeyen, ters bir cevap almakla mahcup olmak: Zavallı çocuk o cevaptan bozuldu.Zayıflamak, benzi solmak: Hastalıktan çok bozulmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get out of hand. lose face. go haywire. break down. get out of order. fail. go wrong. spoil. decay. upset. go bad. go sour. turn sour. sour. bust. collapse. conk. decline. deteriorate. disrupt. dwindle. ebb. go off. go under. perish. retrograde. retr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. decay. decompose. discolour. perish. repine. rot. shatter. sour. spoil. to spoil. to deteriorate. to go bad. to go sour. to turn sour. to rot. to sour. to decompose. to decay. to be disconcerted. to be embarrassed. to look small. to feel small. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil. to go bad. to go sour. to become depraved / corrupt. to be embarrassed. to be flustered. to be angry and upset. to have bad health. to go wrong. to change for the worse. to disintegrate. to rot. to ruin. to decay. to dissolve. to defor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact. virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. good. incorrupt. intact. inviolate. pristine. uncorrupted. unmutilated. unspoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgruntled. disillusioned. rancid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterated. corrupt. decayed. degenerate. disconcerted. off the hinges. impaired. out of joint. putrid. rancid. vitiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozma, ifsat, tahrip. Bağ bozumu = Üzümün devşirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kertenkele.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük Selçuklu emirinin adı. 2.Sürülmemiş tarla.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozulmuş bir şeyin kalan kısımları, döküntü, enkaz, harabe: Bir eski mâbedin bozuntusu, bozulma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ara açılma, sevginin soğukluğa dönmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ara açılmak, araya soğukluk girmek: Evvel çok iyi ahbap idik ama sonra bozuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break up with one another. disagree. dissent. quarrel. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aralarını açmak: Muhabbetimizi çekemeyip bizi bozuşturmak istiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası açılmış, iyi müj nasebette olmayan, biriyle arasına soğukluk ve anlaşmazlık girmiş olan: Filânla bir sebepten bozuşmuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ara açıklığı, soğukluk, münasebet kesme: Aralarında bir bozuşukluk vardır. Osm. Münaferet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekilip büzülmüş şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkled. crumpled. puckered. constricted. arshole. anus. guts. courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constricted. contracted. puckered. arse / ass. courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Çok soğuk mıntakalarda raslanan buz nehri, cümudiye. Buzul devri = (jeoloji) Pleistosen devrinin bir kısmı. Buzul kaynağı = Eriyen buzul sularını dışarıya veren kaynak. Buzul masası = Etrafındaki buzların erimesi sırasında altına raslayan kısmı erimekten koruyan ve sonunda buzdan bir ayak üzerinde kalan kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial epoch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial period. ice age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büzülmek işi. (bk.) Büzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. shrinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrinkage. contraction. shrinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çekilip toplanmak: Sinirleri büzüldü.

2.Buruşmak: Derisi büzülmüş

3.Toplanıp devşirilmiş, oturmak: Bir köşeye büzüldü

4.Çekilip küçülmek: Gözleri büzülmüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrink. crouch. ensconce oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered. to be puckered. to shrink. to shrivel up. to crouch. to cover. to draw one's body together. pucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buzulların etrafındaki kayalardan, buzulun üstüne düşen veya altındaki kayalardan kopan kaya ve taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Büzürk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük, yüksek mertebeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ululuk, büyüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, F.). Asilzade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büzürg’ün c bü yükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kimseye yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüklük, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bü zürgân).

1.Büyük, ulu, azîm, kebîr. Büyük adam.

2.Türk musikisinde bir mürekkep makam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pucker. to wrinkle. to crinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puckered. wrinkled. crinkly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بذور] tohumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزرگ] büyük. 2.ulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزرگان] büyükler. 2.ulular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزرگ زاده] seçkin kişinin çocuğu, asilzade, kişizade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğdaygillerin ve daha çok çavdarın başağında türeyen ve horoz mahmuzunu andıran bir mantar çeşidi (claviceps purpurea).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(claviceps purpurea): Çavdar ve ona benzeyen bitkilerin çiçeklerinde üreyen parazit bir mantarın kışı geçirmek üzere aldığı mukavemet şeklidir. 10-35 milimetre uzunluğunda, 2-5 milimete genişliğindedir. Dışı siyahımsı-mor; içi pempemsi veya morumsu beyaz renktedir. Tadı yoktur. İçinde ergotin denilen zehirli bir madde vardır. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Damarları daraltıcı özelliğinden ötürü hekimlikte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solvent. dissolvent. resolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolvent. solvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst. decomposer. resolving. resolvent. catalyst. catalytic. disconnector. loosener. tripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düğüm ve bağı açılmış hallolunmuş: Çözük ipler, denkler, bohçalar.

2.Düğme ve kopçası açılmış, iliklenmemiş: Pantolonu çözük idi. 3.Erimeye başlamış, gevşemiş, yumuşamış: Çözük buzlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Armonide uygunun çözülmüş hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çözülüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolution. thaw. unfastening. disengagement. withdrawal. rout. catabolism. break-down. disintegration. loosening. liquefaction. melting. yielding. disconnection. decomposition. disassociation. dissolubility. yield. lysis. defrosting. thawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düğüm ve bağ açılmak: Bu düğüm çözülemiyor, yükler çözüldü mü?

2.iliklenmiş veya kopçaianmış bir elbise açılmak: Ne kadar sıcak olsa göğüs çözülmek Adet değildir, bu tozluk çözülmedikçe çıkmaz.

3.Erimeye başlayıp yumuşamak ve gevşemek: Buzlar çözüldü.

4.Müşkül bir mesele hal ve faslolunmak.

5.Bozulmak, dağılmak: Düşman askeri çözüldü; mukavemetçiler çözülmeye başladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loosen. be untied. come loose. get loose. come undone. work loose. ravel. ravel out. slip. sort itself out. uncoil. unfasten. unravel. unrope. untwine. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disentangle. loosen. unfold. unravel. unwind. to come unfastened. to loosen. to ravel. to be solved. to break up. to disintegrate. to disengage. to become weak. to pine away. to thaw. to unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be solved. to be unfastened. to thaw. to lose its strength. to become routed. to liquefy. to disintegrate. to break-down. to loosen. to disengage. to dissociate. to disassociate. to decompose. to unbend. to yield. to flux. to ravel. to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi, dağılım, bozgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi ve tarzı, (bk.) Çözülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfastening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd k.).

1.Hal, bir meselenin çözülmesinden alınan netice

2.(matematik) Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulunca denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. way out. resolution. answer. denouement. healer. help. key. out. redress. remedy. shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipe. resolution. solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tahlil etme, halletme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahlil etmek, halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. analyze. solve. resolve. sort out. clear up. construe. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. clinch. to analyse. to analyze analiz etmek. tahlil etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to analyze. analyse. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysing. analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical. analytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to solubilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. dissolution. solution. dissociation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. solution. dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolve. to dissolve. to decompose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir şeyi meydana getiren unsurları birbirinden ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzeliyye tarîkatinin şubelerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cezir). Cezirler, (bk.) Cezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CÜZ’İ TAM)(i. A). Birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ephedra campylopoda): Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişen her zaman yeşil, uzun ömürlü, çalı görünümünde bir bitkidir. Gövdesi incedir. Yaprakları, gövde üzerine karşılıklı, çapraz şekilde dizilmiştir. İçeriğinde “efedrin alkoloid” bulunur. 35 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Astım hastalığının şikayetlerini giderir. Terletir. Ateş düşürür. Romatizma ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü incinmiş, kalbi kırık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل آزرده] kalbi kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Dişlerin iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm özelliklere sahip PC’nin taşınabilir bir sürümü. Masaüstü bilgisayarlar ve sunucuların aksine, ekran, klavye ve giriş cihazı (fare, touch pad ya da benzeri), bir arada bulunmaktadır. Şarj edilebilir piller sayesinde her yerde çalışma olanağı bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefcase computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laptop computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Dokuz derecesinde olan, sekizinciden sonra gelen. Ar. tâsî: Dokuzuncu gün; on dokuzuncu; yüz dokuzuncu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: DÜRZİ) (i. A.) (c. dürûz). Cebel-i Lübnan = Güney Suriye, Ürdün ve israil’de yaşayan, sonradan Arap’laşmış bir kavimdir. Arapça konuşurlar ve Sünnî mezheplere en aykırı bir İslâm mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrel. traitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düzmek işine konu olmak.

2.Koyulmak: Hep beraber yola düzüldüler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilhassa musikide kalıp hâlinde usul, ölçü, nota.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(acıhıyar): Kabakgillerden elma iriliğinde meyvesi çok acı ve ishal yapıcı bir bitkidir. İçeriğinde “colocynthine” vardır. Zehirlidir. 2 gramdan fazlası öldürebilir. Haricen kullanılır. Kullanıldığı yerler: Romatizma, mafsal ve nikris ağrılarını dindirir. Kaşıntıları geçirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da hanzal ve Fransızca’da coloquinte denilen acı bir meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çoğalan, artan. Osm. tekessür ve tazâyüd eden (nadiren bazı terkiplerde geçer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut FÜZUN (i. F.). Çok, Ar. kesîr, vâfir: Efzûn olmak = Çoğalmak, artmak. Efzûn etmek = Çoğaltmak, arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افزون] fazla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha çok, daha fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut FÜZUNİ (i. F.). Çokluk, kesret.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’a sığındık, Allah esirgesin, maâzallah, neûzübillâh.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Program konumları için menü sistemlerine sahip akıllı TV program kılavuzu (yayının mevcut olmasına bağlı olarak kullanılabilir).

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın feyzi, bolluğu, bereketi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde fodulluk). Kibir, gurur, serkeşlik, hodbinlik, egoistlik, (bk.) Fodul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fodulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chervil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackcurrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redcurrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(chervil): Maydanozgillerden ıtırlı bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve aybaşı kanı söktürür. Basur memelerinin verdiği şikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompress yapılırsa, uzamalarını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taşkırangillerden bir çalı ve bunun kırmızı ve mayhoş meyvesi (ribes rubrum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ribes rubrum): Taşkırangillerden; bir çalıdır. Yemişi uzun salkım şeklinde olup, taneler, ufak ve kırmızıdır. Tadı mayhoştur. 150 kadar türü vardır. Daha çok şurubu yapılarak kullanılır. İçeriğinde organik asitler vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. Böbreklerdeki taşların düşürülmesine yardımcı olur. Karında toplanan suyu söker. Karaciğer şişliğini giderir. Sarılığı giderir. Romatizma ve mafsal kireçlenmelerinde de faydalıdır. Sindirim yollarındaki iltihapları temizler. Şurubu, çok besleyicidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çoğaltan, arttıran. Efzûd’un hafifletilmişi. (bk.) Efzûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (asıl fazl’ın çokluğu olup teklik gibi kullanılır).

1.Fazla ve lüzumsuz şey veya söz.

2.Had ve hakkı tecavüz, haksız ve meşrû olmayan hal ve hareketi. Bu-I fuzûl (aslı ebu-l-fuzöl) = Fazla ve lüzumsuz söz söyleyen ve tecavüzkârâne harekette bulunan (adam). Türkçe halk dilinde: Fodul = Egoist, serkeş, kibirli, büyüklük taslayan: Fodul adam. Hem kel hem fodul.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضول] fazla, çok. 2.gereksiz, fuzuli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haksız ve nizamsız olarak, tecâvüzkârâne, gayrı meşrû surette, zorbalıkla: Fuzûlan tarlamı zaptetti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Haksız ve gayrı meşrû, lüzumsuz tecâvüzkârâne.

2.Vazife dışında ve kendisine ait olmayan işlere karışan. Haksız olarak, tecâvüzkârâne: Fuzûlî hukukuma müdahale ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. unnecessary. superfluous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضولی] zevzek, boşboğaz. 2.gereksiz, boşuna, fazladan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Boşuna, yersiz, lüzumsuz, haksız. 2.Boşboğaz lüzumsuz işlerle uğraşan. 3.Yetkisi olmadığı halde başkası namına tasarrufta bulunan. - Fuzuli Mehmed: XVI. yy. ‘da yaşamış büyük Türk şairlerinden. Çağatay edebiyatı da dahil olmak üzere, Türk edebiyatının birçok sahalarında kuvvetli tesir ve nüfus sahibidir. Türkçe, Arapça, Farsça, manzum, mensur birçok eserleri vardır. Bunlar arasında “Leyla ve Mecnun” mesnevisi çok meşhurdur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ziyade, fazla, çok: Cenâb-ı Hak ömrünü füzûn (efzûn) eyleyel

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pek çok, son derece fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ziyadelik, çokluk, bolluk, artma. Ar. kesret: Cenâb-ı Hak füzûnî-i ömr ihsan buyursun I

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فزون] fazla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gazab›dan imüb.). Öfkeli, kızgın, hiddetli, şiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Herhangi bir sebeple kandaki şeker nisbeti binde ikibuçuğu aşıp bunun idrara geçmesi, şeker işeme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. heaven. azure. air. vault of heaven. canopy of heaven. ether. sphere. welkin. skies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. firmament. sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. the visible sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Göğün görünen yüzeyi (sema). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfunctorily. automatically. without hesitation. blindly. unaware. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to be seen. to show oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy. bold. daring. dare devil. courageous. hardy. fearless. adventurous. audacious. gamy. intrepid. nothing if not courageous. stalwart. undaunted. venturesome. venturous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. bold. daring. dauntless. foolhardy. game. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük kısmı karbonlu hidrojenden ibaret bir gaz. Kömür madeni ocaklarından çıkan bu gaz, alevle karşılaşınca parlar. Grizu patlamalarını önlemek için Devi lâmbası kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pit gas. methane. firedamp. mine gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz vakti. Ar. nehâren: Gündüzün uyumayı sevmem. Sıcak yerlerde gündüzün yolculuk olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güz vaktinde, sonbahar mevsiminde, Osm. Fasl-ı harîfte = Güzün ekilecek tohumlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin koruyucusu. - Daha çok unvan olarak verilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per diem. admission fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Lüzum dolayısıyle, gerekli olarak, gerektiği için.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خاطر آزرده] kalbi kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazm’dan imüb.).

1.Çok hazmeden, hazmı kuvvetli. 2.mec. Çok tahammül eden, içi geniş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هيزم] odun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın koruması, saklaması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhamet eden, acıyan. Allah’ın koruyuculuğu. Allah’ın uhdesinde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir kır bitkisi (soseli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahzân). Keder, gam, acı: Bu hava, bu ses insana hüzün veriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tevâzû, huşû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüzn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. sadness. melancholy. gloom. gloominess. doldrums. dole. dolefulness. dreariness. ruefulness. shadow. somberness. sombreness. spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. dumps. gloom. melancholy. shadow. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. melancholy. blue. blues. depression. grief. lament. murk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüzün duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel sad. to grieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel sad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. melancholic. cheerless. sad. blue. depressing. doleful. downcast. dreary. elegiac. funereal. glum. rueful. somber. sombre. sorrowful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. dejected. down. funereal. glum. heavy. lugubrious. melancholy. mournful. plaintive. sad. wistful. woebegone. woeful. sorrowful. heartsick. pensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. melancholic. dolorous. leaden. mournful. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.)

1.Hazır olma, mevcut bulunma, gıyab zıddı: Sizin mecliste huzûrunuz elzemdir.

2.On, Fars. pîşgâh: Filânın huzûruna çıktı; huzûruna kimseyi kabûl etmiyor; huzûrunuzda terbiyesizlik etti. 3.Rahat, Fars. Asâyiş, Asûdegî, Arâm: Büyük rahat ve huzûr ile; huzûr-i kalb ile.

4.Padişah tarafından kabûl: Huzurdadır; huzûra çıktı (nezaketen ve saygı mübalâğası olarak başka büyükler hakkında da kullanılır: Huzûrunuzda bulunmakla bahtiyârım). Huzûr dersi = Osmanoğulları devrinde Ramazanda padişah huzurunda verilen din dersi ve ilmî münakaşa. Hişâ huzurdan = Huzurunuzdan uzak olsun (çirkin ve açık bir söz söylenmesine mecburiyet elverdiğinde saygı ve nezaket maksadıyla kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presence. ease. peace. tranquility. tranquillity. serenity. quietness. audience. comfort. composure. evenness. languor. quiet. quietude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. ease. peace. presence. repose. rest. wellbeing. attendance. quiet. comfort. peace of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace of mind. freedom from anxiety. repose. quiet. comfort. presence (of another. attendance. presence of an excellent personage. composure. ease. peace. peacetime. per diem. physical comfort. presence. silence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حضور] hazır olma, bulunma. 2.rahatlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Baş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance fee. per diem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing home. rest home. home for the aged. eventide home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home. old age asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceful. restful. calm. tranquil. serene. easy. quiet. reposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. calm. comfortable. halcyon. peaceful. quiet. restful. serene. at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceful. tranquil. untroubled. happy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidgety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbed. restive. restless. uneasy. troubled. ill at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasy. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness. discomfort. trouble. unrest. disquietude. fermentation. fidget. hump. inquietude. qualm. restiveness. restlessness. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. disturbance. ferment. qualm. unrest. disorder. uneasiness. disquiet. restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ve bunun cem’i: huzûzât) (m. hazz). Hazlar, zevkler, (bk.) Haz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. huzûz). Hazlar, zevkler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). Bir cemiyetin iç işlerini düzenleyen tüzük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Batı musikisinde ikişer zamanlı ölçülerden yapılmış düzüm ve usuller. Zıddı: Uçüzlü düzümler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black nightshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birlik ve anlaşma eksikliği veya yoklu,u.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Patlıcangillerden bir bitki (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(köpeküzümü): Patlıcangillerden; ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak siyahtır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması gerekir. Kullanıldığı yerler: Romatizma ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin izzeti. Ortaçağ Türk devletlerinde hükümdar unvanlarından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dînin izzeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir nefesli saz: Zurnanın pesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor swimming pool. natatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tabiatta kaya şeklînde bulunan tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kazûre, dilimizde kullanılmaz). Pislik, Ar’, necaset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, kerestesi marangozlukta kullanılan bir ağaç ve bunun baklamsı meyvesi, harnup (ceratonia siliqua). Keçiboynuzu gibi = İşi çok, verimi az olan şeyler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust-tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(harnup): Baklagiller familyasından; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. İçeriğinde yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi reçel ve likör de yapılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمند زلف] saçlarının kemendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok yalancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Üzerine ip tutturmaya yarayan iki kulaklı çengel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İtüzümünün başka bir adı (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. müz. A. coğrafya). (Y.’ da: kapalı, mahsur). Kızıldeniz sahilinde ve Süveyş yakınında eski bir şehir. Bahr-IKulzüm = Kızıldeniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mincemeat. raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currant. mincemeat. raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Siyah ve pek ufak taneli bir üzüm çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyun yavrusu: Erkek, dişi kuzu, kuzu eti. 2.Bir meyveye bitişik küçüğü, piçi: Portakal kuzusu.

3.mec. Pek yumuşak şahıs (bu mânâ ile sevgi tâbiri olup «kuzum» denilir). Kuzupalamudu = Palamudun bir cinsi. Kuzuçıbanı = Zararsız bir çeşit çıban. Kuzu derisi = Kürk, kalpak vesaire yapılan küçük kuzu postu ki, kısa ve kıvırcık tüylü olur. Kuzudişi = Çocuklarda ilk çıkan ve yedi yaşlarında değişen diş. Kuzukulağı = Yaprağı sebze gibi kullanılan bir cins bitki. Kuzu kestanesi = Küçük taneli ve çiğ yenir bir cins kestane. Kuzugöbeği = Sarı bir cins mantar. Kuzu başı, ciğeri, sarması, dolması = Kuzudan yapılan yemek çeşitleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb. yeanling. hogget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white starch made from the root of the wild kuzu plants Used in making soups, sauces, gravies, desserts and for medicinal purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white starch made from the root of the wild kuzu plant Used in making soups, sauces, gravies, desserts, and for medicinal purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white starch made from the roots of a prolifically growing, vining plant native to Asia It is used as a thickening agent for sauces, glazes and puddings, or in medicinal teas and soups It is said to have powerful medicinal qualities, among them, strengt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük koyun yavrusu. Sevgi tâbiri de olup «kuzucuğum» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütdişi de denilen ve doğumdan altı yedi ay sonra çıkmaya başlayan ilk dişlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik) Sulak çayırlarda yetişen, zehirsiz bir mantar çeşidi (agaricus campestris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden bir bitki; yaprakları salata olarak kullanılır (rumex acetosa).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rumex): Karabuğdaygiller familyasından; nemli kırlarda yetişen, genellikle bir kaç yıl yaşayan, yeşil veya firfiri renkte orsu bir bitki cinsidir. Yaprakları hafifçe kabarık ve geniştir. Meyveleri üç köşeli veya yassıdır. Yurdumuzda yetişen türleri; Labada, büyük kuzukulağı, küçük kuzukulağı gibi çeşitleridir. Ev ilaçlarında büyük ve küçük kuzukulağının yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ile salata yapılıp, yenir. İdrar söktürür. Mide şişkinliğini giderir. Egzamalar üzerine kompress yapılır. Romatizmalılar, böbreklerinden hasta olanlar, yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Koyun yavrulamak.

2.Meyve yanında kendi cinsinden bir küçük tane çıkarmak.

3.Cetvel çiziğinin yanında bir ince çizik veya gölge olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lamb. to give birth to a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuzu gibi uysal ve zararsız hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become as gentle as a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanında yavrusu olan (koyun).

2.Bitişiğinde kendi cinsinden bir küçük tanesi olan (meyve).

3.Bir küçük kapısı olan (kapı kanadı).

4.Yanında bir ince çizgisi veya gölgesi olan (cetvel çizgisi).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bazitli mantarlardan, şapkası etli, kalın, koni biçiminde ve pürüzlü olan, zehirsiz bir mantar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا یتزلزل] sarsılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gök mavisi renginde bir taş, lâcivert taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yakı gibi vücuda yapıştırılan ilâç, Fr. emplâtre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon asidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lüzûcet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yapışkanlık, yapışma, yapışıp uzayan şeyin hâli: Meyvelerin suyunda bir lüzûcet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapışıp uzayan, vıcık vıcık: Bal lüzûcetli bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(LÜZUM) (i. A.).

1.Lâzım olma, gereklilik, işe yaramak: Bu eşyayı taşımak için üç arabaya lüzum vardır.

2.Hâcet, ihtiyaç.

3.Riayet etme, uyma. Lüzûm-i mâ-lâ-yelzem — LAzım olmayan bir şeyin iltizâm olunması, boş yere fazla bir şeye riayet etme. Lüzûmu olmak = Gerekli olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

need. occasion. want. necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. need. call. occasion. want.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessary. needed. requ-ired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inutile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. redundant. superfluous. unnecessary. uncalled-for. superfluous gereksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. unneeded. needless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لزوم] gereklilik, lazım olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerekli bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغضوب] gazaba uğratılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mağzûbualeyhâ, c. mağzûbüaleyhim). Birinin gazabına uğramış, kendisine gazab olunan: Tanrı’nın gazabına uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazf» ten imef.) (mü. mahzûfe). Hazfolunmuş, yerinden kaldırılmış, silinmiş (harf vesaire): Bu kelimede a harfi mahzûftur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüzn» den İmef.) (mü. mahzûne). Tasalı, kaygılı, kederli, gamlı, dertli, hazin, isteğine erişememekten müteessir: Kendisini çok mahzûn gördüm; mahzûn mahzûn dönüp gitti; şu yetimi mahzûn etmeyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. droopy. downcast. chapfallen. languishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dejected. doleful. downcast. forlorn. funereal. gloomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. dejected. depressed. doleful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محزون] hüzünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüzünlendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüzünlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasa ve kaygı ile, gam ve kederle: Mahzunâne yüzüme baktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [محزونانه] hüzünlü bir halde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasa, kaygı, keder, gam, dert, hüzün: Bu kadar mahzûniyyete sebep yoktur: Yüzünde mahzûniyyet eserleri görünüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHZUR) (i. A. «hazer»

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazer» den imef.) (mü. mahzûre). Yakınlaşması yasak, yanına varılması doğru olmayan, harâm (yukarıdaki «mahzur» kelimesi ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection. disability. handicap. rub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. objection. obstacle. snag. disadvantage. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محذور] sakınca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sakıncalı bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (fıkh). Yasak ve haram şeyler: Zaruret mahzûrâtı ortadan kaldırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazz» dan imef.) (mü. mahzûza). Hazzeden, hoşlanan, memnun, hoşnut: Bu haberden çok mahzûz oldum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محظوظات] hoşa gidecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Memnuniyet, hoşnutluk: Okuduğu kitap çok mahzûziyyet verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MANZUM) (i. A. «nazm» dan İmef.) (mü. manzOme).

1.Nizâmına konmuş, tanzim olunmuş, nazmedilmlş, düzenlenmiş, muntazam, sırasına girmiş.

2.Nazım halinde yazılmış eser, Fr. pofeme.

3.Estetik değeri haiz olmayan, şiir sayılmayan, vezinli ve kafiyeli söz.

4.(fizik) Elektrik elde etmek İçin yapılan sistem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written in verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منظوم] nazmedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منظومات] manzumeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poem. a piece of verse. system. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منظومه] dizilmiş. 2.vezinli söz, şiir. 3.sistem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nazar» dan imef.) (mü. manzûre).

1.Bakılan, nazar olunan: Manzûr-ı Alîleri buyurulmak üzere sunuldu.

2.Nazarda bulunan, teveccühe mazhar olan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منظور] bakılan. 2.dikkat çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bakılan, nazar olunan. Gözde olan, beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, göze çarpmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Manzur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mazı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مازو] mazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den imef.) (c. mâzûlîn). Görevinden çıkarılmış, azl olunmuş, memuriyetsiz kalmış: Üç sene mâzûl kaldı, mâzûlîn maaşları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معزول] görevden alınmış, azledilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görevden alınmak, azledilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olarak, azlolunduğu halde, memuriyetinden çıkarılarak; MAzûlen döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olanın hâl ve sıfatı, mâzulluk: Mâzûliyyet maaşı, mâzûliyeti çok sürmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den imef.) (mü. mâzûre). Özrü olan, özrü kabûl olunan: Ziyaretinize gelmek istiyordu, ama mâzûrdur. Onu mâzûr tutunuz, ben sizi mâzûr görüyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معذور] özürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mâzûr olanın hâli, özür: Gösterdiği mâzûriyyet makbûl değildin,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İslavca). Bir çeşit Leh dansı ve bunun havası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Leh. dansı veya dans havası, mazurka..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(MEBZUL) (i. A. «bezi» den İmef.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. opulent bol. çok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. bounteous. generous. handsome. lavish. plentiful. profusely. superabudant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبذول] bol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبذولا] bolca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبذوليت] bolluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bolluk, çokluk. Ar. kesret: Meyvenin mebzûllyyetl.

2.Bol verme, esirgememe: Lutuf ve ihsânının mebzûllyyeti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezb» den imef.) (mü. meczûbe).

1.Cezboiunmuş, bir tarafa çekilmiş.

2.Cezbe sahibi, ilâhî aşka erişmiş.

3.Deli, abdal.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجذوب] cezbedilmiş. 2.Tanrı sevgisiyle cezbeye kapılan. 2.deli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cüzâm» dan imef.) (mü. meczûme). Miskin (cüzam) hastalığına uğramış kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezm» den imef.) (mü. meczûme). Kesilmiş, kesin şekilde kararı verilmiş, malûm ve muhakkak: Bu bir emr-i meczûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezl» den imef.) (mü. mehzûle). Arık, lagar, zayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan imef.) (mü. melzûme). Bir şeyden ileri gelen, bir şeyin icabı olan, diğer bir şeyin bulunmasiyle orun da bulunması lâzım gelen, bir şeyin neticesi veya ayrılmaz bir unsuru olan: Hokka ile kalem lâzım melzûm çeşidindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meze» den imef.) (mü. memzûce). Karışmış, karışık, Osm. mezcolmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممزوج] karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tnez» den imef.) (mü. menzûa). Nez’olunmuş, koparılmış, çekilip alınmış, yok edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan imef.) (mü. menzûle). Nüzûl isabet etmiş, inmeye uğramış, damla inmiş; kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nezr» dan imef.) (mü. menzûre). Adanmış, bir mübarek yere sunulması vâdolunmuş, adak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Adanmış, vadedilmiş. Adak olarak belirtilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Menzur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rızk» dan imef) (mü. merzûka). Rızkı verilmiş, erzakı hazır edilmiş, rızıklanmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rızıklandırılmış, rızık verilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Merzuk).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مرزبان] sınır muhafızı. 2.sınır beyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. topic. subject matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object. subject. topic konu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. sth which has been laid down or adopted. question. topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موضوع] konu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [موضوع بحث] sözkonusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mevzûlar, bahisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezn» den imef.) (mü. mevzûne).

1.Tartılmış, veznolunmuş.

2.Ölçüye uygun: İkinci bâbın vezni ve mevzûnu.

3.Vezni yerinde, hecelerinin sayısı ve tertibi muntazam olan, vezinli: mevzûn söz.

4.Yakışıklı, düzgün. Kamet-i mevzun = Düzgün boy.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ موزون] biçimli, düzgün. 2.vezinli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Biçimli, yakışıklı, güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mevzun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ME’ZÜN) (i. A. «izn» den imef.) (mü. me’zûne).

1.İzin verilmiş, izin almış, izinli, ruhsatlı, izin, müsaade ile gitmiş olan: Kendisi bugün mezundur.

2.Bir mektebi bitirerek ders vermeye yahut bir iş ve sanat yapmaya izin almış olan: Hukuk mezunlarından.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مأذون] izinli. 2.diplomalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مأذونا] izin alarak, izinli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ME’ZÜNİYYET) (i. A.). Izinlillk, izin, ruhsat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Metre şeridi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure. tape. measuring tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure. measuring tape. tape line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ansızın olan, oluveren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ahenksiz, nisbetsiz.

2.Vezni olmayan, vezni bozuk, ölçüsüz (şiir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAzik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). Allah’a sığındık!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: NÜZÜL) (i. A.).

1.Aşağıya inme: Hayli kar nüzûl etti. Gökten nüzûl etmiş gibi. 2.Yolculukta bir konağa konma: Akşam, hanın birine nüzûl ettiler.

3.İnme, felç: Amcasına nüzûl isabet etmiş. Nüzûl veya nezl emini = Vaktiyle bir yere konan askerin ağırlıklarını hazırlayan görevli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nüzûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nezr). Nezirler, adaklar, (bk.) Nezr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نزول] inme. 2.felç. 3.konaklama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. audio-visuel

görsel-işitsel

Görme ve işitme duyularıyla ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio-visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam, yiğit. 2.Yumuşak huylu, sakin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arnica sığırgözü. mastıçiçeği. arnika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(dağkestanesi): Bileşikgiller familyasından; çayır ve ormanlarda yetişen, papatyayı andıran, çok yıllık bir bitkidir. Kömeçleri turuncu-sarıdır. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kusturucudur. Sinir sistemini çok şiddetli bir şekilde uyarır. Haricen kullanıldığı takdirde romatizma ağrılarını dindirir, yaraları iyileştirir. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yirmi dokuzdan sonra gelen, otuz derece ve mertebesinde bulunan: Ayın otuzuncu günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü tertemiz olan kişi

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst ve doğruluğu ilke edinen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kardeş gibi tutulup sevilen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assimilated into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assimilated into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Hakkıyla kazanılmış ün. 2.Şiir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruhen güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ÖZR) (i. A.) (c. Azâr).

1.Edilen bir kabahat ve kusurun elde olmaden yapıldığını bildirip af dilemek üzere beyan olunan bahane ve sebep.

2.Bir kusur ve kabahatin mazur görülmesini istemek: Özür dilemek.

3.Mânî, engel.

4.Kusur, noksan, ayıp, sakatlık: Bu arabanın özrü var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apologetic. apologetical. crack. apology. excuse. pardon. flaw. defect. disablement. handicap. allegation. putoff. reparation. vice. amends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alibi. apology. excuse. impediment. plea. pardon mazeret. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. defect. handicap. plea. blot. blemish. fault. apology. palliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. disabled. handicapped. malformed. gappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an excuse. defective. handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. disabled. handicapped. malformed. gappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an excuse. defective. handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. concentrate. essence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. concentrate. essence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm badge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya'nın volkanik topraklarında bulunan ve çimento yapımında kullanılan kırmızı toprak, puzolan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روز و شب] gündüz gece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çünkü aksi takdirde berberler işsiz kalırdı! Ha, ha! Şaka bir yana vücudumuzdaki kılların çok önemli görevleri vardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan korurlar. Kaşlarımız terimizin, kirpiklerimiz küçük parçaların gözümüze girmelerine engel olurlar. Burun ve kulaklarımızdaki kıllar tozların girmesini önler. Vücudumuzdaki diğer kıllar ise derimizi serin tutar, ısı kaybını önler.

Bizler sadece saçımızın, sakalımızın, koltukaltlarında ve genital bölgelerimizdeki kılların uzadığını, kollarımız, bacaklarımız ve diğer yerlerdeki kıllarımızın uzamadığını düşünürüz. Gerçekte saçımız da uzamasını bir süre sonra durdurur ama bunun için bayağı uzun bir süre geçer.

Vücudumuzdaki kılların her biri topraktaki çim gibi, derimizin altındaki kendi torbasında yetişir ve büyür. Bu torbalardaki yeni saç hücreleri kılların köklerini oluşturur. Yeni hücreler oluştukça, eskilerini torbalardan dışarı iterler ve bu hücreler dışarı itildikçe canlı olma özelliklerini kaybederler, yani ölürler ve de kıllarımızın ve saçlarımızın bizim görebildiğimiz kısmını oluştururlar.

Vücudumuzun hangi kısmında olduklarına bağlı olarak, kıl torbasında belirli bir sürede yeni kıl hücreleri üretilir. Bu süreye ‘büyüme süreci’ denir. Sonra büyüme bir süre için durur. Buna da ‘durma süreci’ denir. Bu sürecin de sonunda kılların yine büyüdüğü ‘büyüme süreci’ gelir ve bu böyle devam eder, gider.

Durma sürecinde kıl kopar ve alttan gelen bir yenisi yerini alır. Yani bir kılın veya saç telinin ulaşabileceği en uzun boyutu bu büyüme sürecinin uzunluğu belirler. Kollarımızdaki kılları oluşturan hücrelerin büyüme süreci birkaç ay olarak programlanmıştır. Bu nedenle kıllar kısa bir süre içinde uzar, bir santimetre civarında bir uzunluğa geldiklerinde artık uzamazlar, belirli bir sürenin sonunda da alttan yenileri gelir.

Diğer taraftan saçlarımızın büyüme süreci iki seneden altı seneye kadar değişir. Eğer kesmezseniz bir metre hatta daha da fazla bir uzunluğa ulaşabilir. Saçlarımız üç aylık bir uzamanın ardından bir durma evresi geçirir ve bu sırada alttan gelen yeni saçlar eskilerini atar, yani dökülmelerine sebep olur. Bunu banyo yaptıktan sonra lavaboya dökülen saçlarınızdan anlayabilirsiniz. Bu yolla bir insan her gün 70-100 arasında saç teli döker.

Saç ve kıllarımızın her birinin büyüme ve durma süreçlerine başlama zamanları farklı olduğu için, hepsi birden aynı anda dökülmediklerinden devamlı olarak başımızda saç, vücudumuzda kıl olur. Hayvanlarda bu süreçler aynı zamanda başlayıp bittiğinden onlar yılın belirli zamanlarında tüylerini dökerler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çünkü aksi taktirde berberler işsiz kalırdı! Ha, ha! İaka bir yana vücudumuzdaki kılların çok önemli görevleri vardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan korurlar. Kaşlarımız terimizin, kirpiklerimiz küçük parçaların gözümüze girmelerine engel olurlar. Burun ve kulaklarımızdaki kıllar tozların girmesini önler. Vücudumuzdaki diğer kıllar ise derimizi serin tutar, ısı kaybını önler.

Bizler sadece saçımızın, sakalımızın, koltuklatlarında ve genital bölgelerimizdeki kılların uzadığını, kollarımız, bacaklarımız ve diğer yerlerdeki kıllarımızın uzamadığını düşünürüz. Gerçekte saçımız da uzamasını bir süre sonra durdurur ama bunun için bayağı uzun bir süre geçer.

Vücudumuzdaki kılların her biri topraktaki çim gibi, derimizin altındaki kendi torbasında yetişir ve büyür. Bu torbalardaki yeni saç hücreleri kılların köklerini oluşturur. Yeni hücreler oluştukça, eskilerini torbalardan dışarı iterler ve bu hücreler dışarı itildikçe canlı olma özelliklerini kaybederler, yani ölürler ve de kıllarımızın ve saçlarımızın bizim görebildiğimiz kısmını oluştururlar.

Vücudumuzun hangi kısmında olduklarına bağlı olarak, kıl torbasında belirli bir sürede yeni kıl hücreleri üretilir. Bu süreye “büyüme süreci” denir. Sonra büyüme bir süre için durur. Buna “durma süreci” denir. Bu sürecin de sonunda kılların yine büyüdüğü “büyüme süreci” gelir ve böyle devam eder, gider.

Durma sürecinde kıl kopar ve alttan gelen bir yenisi yerini alır. Yani bir kılın veya saç telinin ulaşabileceği en uzun boyutu bu büyüme sürecinin uzunluğu belirler. Kollarımızdaki kılları oluşturan hücrelerin büyüme süreci birkaç ay olarak programlanmıştır. Bu nedenle kıllar kısa bir süre içinde uzar, bir santimetre civarında bir uzunluğa geldiklerinde artık uzamazlar, belirli bir sürenin sonunda da alttan yenileri gelir.

Diğer taraftan saçlarımızın büyüme süreci iki seneden altı seneye kadar değişir. Eğer kesmezseniz bir metre hatta daha da fazla bir uzunluğa ulaşabilir. Saçalarımız üç aylık bir uzamanın ardından bir durma evresi geçirir ve bu sırada alttan gelen yeni saçlar eskilerini atar, yani dökülmelerine sebep olur. Bunu banyo yaptıktan sonra lavaboya dökülen saçlarınızdan anlayabilirsiniz. Bu yola bir insan her gün 70-100 arasında saç teli döker.

Saç ve kıllarımızın her birinin büyüme ve durma süreçlerine başlama zamanları farklı olduğu için, hepsi birden aynı anda dökülmediklerinden devamlı olarak başımızda saç, vücudumuzda kıl olur. Hayvanlarda bu süreçler aynı zamanda başalyıp bittiğinden onlar yılın belirli zamanlarında tüylerini dökerler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakalama, zapt, haciz, müsadere, el koyma; nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantar ağacı, tıpalık mantarı veren meşe çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craving. itch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pesky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jarring. pesky. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yonca, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam yonca konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seemingly. supposedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man of his word. true blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk powder. powered milk. evaporated / dry / dried milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gökte süzülen ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glide. infiltration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Süzgeçten veya süzgeç yerini tutan bir şeyden geçirilip, tasfiye olunmak.

2.Hafif ve gizli bir surette kayarak gitmek veya uçmak.

3.Çok zayıflamak, arıklanmak: Bu hastalık yüzünden büsbütün süzüldü.

4.(gözler) Mahmur olmak, uykudan yarı kapanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be filtered. distil. distill. drain. filter. float. flow. glide. percolate. plane. ride. seep. soar. volplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. glide. infiltrate. ride. sail. slip. sneak. soar. steal. trickle. to be filtered. to be strained. to trickle. to glide. to soar. to lose weight. to get thin. to slip away. to creep away. to steal. to infiltrate. to run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be strained. to be filtered. to run. to flow. to glide. to behave conquettishly. course. distil. drain. filter. infiltrate. percolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süzülmek fiilinin mânâsını kuvvetlendirmek için art arda kullanılır: Süzüm süzüm süzülüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gözünde büyüme, büyük görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «azm»den).

1.Büyüklük satma, kibirlenme.

2.Kemikleşme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den).

1.Özür söyleme.

2.Mümkün olmama, zor olma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «uzv» dan). Uzuv peydâ etme, uzuvlanma, şekillenme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعضو] şekillenme, biçim alma, organ oluşturma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Azîz kılma.

2.Tenezzül etme.

3.Çekinme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفضل] bilgiçlik taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzû» dan). Alçakgönüllülük gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüzn»den masdar). Kederli, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazer»den masdar). Sakınma, çekinme, Ar. ihtirâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Gökkuşağı (kavs-i kuzah) şeklini gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vuzû» dan). Abdest alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «vuzûh» tan). açıklanma, aydınlanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirine arka ve omuz verip yardım etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cüz’» den masdar) («tecezzi» galattır). Cüz’lere, parçalara bölünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fazUdan).

1.FazI ve fazilette yarışma

2.(matematik) Miktar fazlası, farkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tefâzuliyye) (matematik). İki rakamın arasında miktarca olan farktan doğan nisbet: Hesâb-ı tefâzulî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفضل] üstünlük taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazab»dan). Gazaba gelme, öfkelenme, hiddetlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazel» den), t. Gazel söyleme.

2.Güzelliğini şiir veya nesirle belirterek bir kadını övme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغزل] gazel söyleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hafifçe titreme, Osm. lerzân olma, Fars. lerze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kizb»den). Karşılıklı yalan söyleme, birbirini aldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûcet» ten). Lüzûcetli ve yapışkan olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lezzet» ten) (c. telezzüzât). Lezzet duyma, hazzetme, zevkle gitme: Kaba şakalardan ancak terbiyesiz adamlar telezzüz eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yırtılma, açılma, paralanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den masdar). Kavga, çatışma, çekişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar).

1.Birbirine karşı bulunma, birbirine bakma.

2.(matematik), iki açı vesairenin karşı karşıya bulunması.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظر] bakışma, bıkışım, simetri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظری] bakışık, simetrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzhet» ten). Eğlenmek için gezip dolaşma, teferrüç: Tenezzüh için seyahat ediyor, bir tenezzüh vapuru vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excursion gezinti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plesure outing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan masdar).

1.İnme, aşağılama, gerileme, zıddı: terakki. 2.Gönül alçaklığı, kibirsizlik, kendini olduğundan aşağı tutma: O, bizimle konuşmaya tenezzül etmiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condescension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deigning. condescension. lowering oneself. falling. decrease. condescesion. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönül alçaklığı ile, kibirsizlikle: Lutuf ve tenezzül ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنزه] gezinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gezinti yapmak, gezinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنزل] alçalma. 2.alçakgönüllülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنزلا] alçakgönüllülükle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tanzu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترازو] terazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vaz’» dan). Alçakgönüllülük, kibirsizlik, Ar. mahviyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. humbleness. humility. unpretentiousness. nobleness. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humility. modest. lack of conceit. modesty alçakgönüllülük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humility. modesty. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تواضع] alçakgönüllülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kibirsizlikle, alçakgönüllülükle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezn» den). Tartıda bir olma, denk olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توازن] denklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توزع] dağılım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zebzebe» den). Kararsızlık, tereddüt, intizamsızlık, karışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zelzele» den). Sallanma, sarsılma, deprem (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزلزل] sarsılma, sarsıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(paris incompleta): Zambakgiller familyasından; nemli ortamlarda yetişen, 20 - 50 cm boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları pürtüksüz, tam, koyu yeşil renkli ve saplıdır. Ezilince fena bir koku çıkarır. Lezzeti acıdır. Çiçekleri küçük, beyaz veya sarımsı renklidir. Meyveleri, leblebi büyüklüğünde, sarıda kırmızıya ve siyaha kadar değişen renktedir. Zehirlidir. Kullanılan kısımları kurutulmuş yapraklarıdır. Kullanıldığı yerler: Uyku verir. Sinirleri teskin eder. Fazlası zehirler. Haricen kullanılır. Ağrıları dindirir.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve kompozisyonlarındaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız derimize her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerlerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı kaşımak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilere tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0,5 - 0,6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır veya incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve komposizyonlardaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda çok olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız deriye her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı karıştırmak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilerle tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0.5-0.6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2.5-3.0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır ve incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bu, bir oynatıcı aygıtının harmonik sesler ya da yüksek sesler ekleyerek bir ses sinyalini ne kadar bozabileceğini toplam ses sinyalinin yüzdesi olarak ölçen ve gösteren bir değerdir. %1’in altındaki bir THD değeri işitilemez fakat ses bozulması kümülatiftir. Yani bir ses sinyali beş ayrı bileşenden geçiyorsa, bu ses sinyali her bir bileşende THD toplamı kadar bozulabilir. Örneğin, her bir bileşende %1 THD varsa, toplam bozulma %1’in 5 katı ya da, %5 olarak ölçülürdü.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glove compartment. glove compartment / box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Toz kaldırmak, toz etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sabırlı, alçak gönüllü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Tozu kalkıp etrafa yayılmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, asil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toz gibi ince şey. 2.İnce yağmur, çisinti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Toz kaldırmak.

2.(argo) Aklını oynatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Nizâmnâme (eski Türkçe’de mânâsı değişiktir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rules. regulations. charter. code. constitution. covenant. rule. standing rule. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bylaw. regulation. rule. statute. regulations. rules and regulations. charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statute. regulations. rules. status. by laws. public act. constitution. corporate records. guideline. policy guidelines. rule. regulatory statute. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yumuşak huylu, sakin kimse, soylu, asil.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak başlı, sakin, asil yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuzun (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Batı musikisinde üçlü ölçülere ayrılabilen düzümler ki, ikizli düzümler’in zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tatlılık, şirinlik, lezzet, letafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bekârlık, ergenlik, evlenmeden yaşama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عذوبت] tatlılık. 2.şirinlik, alımlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزوبت] bekarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afflictive. devouring. distressful. distressing. dolorous. grievous. harrowing. heartbreaking. heavy. painful. regrettable. rueful. sad. sorrowful. trying. vexatious. vexing. woeful. worrisome. worrying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter. cheerless. deplorable. dismal. distressing. dreary. gnawing. harrowing. heartrending. pathetic. poignant. regrettable. sad. tragic. woeful. upsetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter. bothersome. depressing. distressing. grievous. harrowing. heavy. niggling. painful. regrettable. sorry. vexatious. woeful. worrisome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worriment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eskiyip bozulmak.

2.Hasta düşüp zayıflamak, dermansız kalmak.

3.Sıkılmak, bir şeyi arzu edip de erişememekten üzüntü duymak: Siz üzülmeyin. Üzüm üzüm üzülmek — Pek fazla sıkılıp ıztırap çekmek,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have the hump. feel bad about. feel badly about. bother. bother about. deplore. fret. grieve. languish. regret. rue. sadden. sorrow. trouble. be troubled about. worry. worry oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bemoan. deplore. droop. grieve. repine. sadden. smart. sorrow. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. cut up. regret. repine. sadden. sorrow. trouble. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sirke, pekmez, şarap vesaire imaline yarayan, taze ve kurusu yenen maruf meyve ki, ufak taneli ve salkım şeklinde olur, Ar. ineb, Fars. engûr; Çavuş, yapıncak, parmak, tombalak, rûy-ı nlgâr, misket üzümü, çekirdeksiz, rezâkî vesaire. Üzüm ağacı = Asma. Üzüm suyu — Şıra. Kuru üzüm = Kurutulmuş üzüm. Kuşüzümü = Pek küçük taneli siyah üzüm ki, kurusu fıstıkla beraber bazı yemeklere konur. Frenk üzümü = Şarabı yapılan bir meyve, şurubu da olur. İt üzümü, tilki üzümü = Bitki çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape. staphylo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ineb): Üzüm asmasının glikozca zengin olan meyvesidir. Kullanıldığı yerler: Bedeni ve zihni gücü artırır. Kan yapar. Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide ülseri, gastrit, karaciğer hastalıkları, dalak hastalıkları, romatizma ve mafsal iltihabında faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Kanı temizler. Şişmanlıkta faydalıdır. Hamilelerin mide bulantısını önler. Cilt güzelliğini sağlar. Nekahat devresinin kolayca atlatılmasına yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Besleyicidir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Asmanın taze ya da kuru olarak yenen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dextrose. glucose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «uz» dan).

1.Boyu çok olan: Uzun adam, uzun ağaç, uzun duvar, uzun tarla.

2.Çok süren, devam eden: Uzun müddet, uzun gün, uzun Ömür, uzun yol.

3.Çabuk bitmeyen, tafsilâtlı, mufassal: Uzun iş, uzun söz.

4.Çok, çok vakit: Uzun sürer; uzun söyleme. Uzun uzadıya, uzun uzadiye = Pek tafsilâtlı, Osm. arîz ve amîk. Eli uzun =

1.Muktedir, nüfuzlu.

2.Hırsız. Uzun etmek =

1.Boş yere uzatmak, lüzumsuz olarak çok söylemek.

2.Pek ileriye varmak, ileri iddiada bulunmak. Uzun boylu = Tafsilâtlı. Uzun hayvan = Yılan. Uzun tutmak = Çok sürecek veya pek mufassal ve büyük olacak surette başlamak. Uzun Hava = Türk halk musikisinde usulsüz söylenen parça.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. tall. lengthy. extended. prolonged. maxi. far-off. faraway. interminable. prolix. long-. maxi-. macro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. spindly. tall. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baguette. far. great. lengthy. long. tagliatelle. tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

em-dash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable. hardwearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartmak için, kaset hareket hızının yarıya indirilmesi işlemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartarak, bir 120 dakikalık Video8 PAL kasetine 240 dakika kayıt yapılabilmesini sağlar. MiniDV ve Digital8 için kayıt süresi %50 artar. Yani 60 dakikalık MiniDV kasete, 90 dakika kayıt yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Long Position)

Bir malı, menkul kıymeti veyavadeli işlem sözleşmesini satın almaktır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC’in (geleneksel MiniDisc ses sıkıştırması) iki katı ses sıkıştırması sunan ATRAC3 ses sıkıştırma teknolojisini kullanan bu işlev, MO-MD’lerin kayıt ve çalma sürelerini ikiye ya da dörde katlama olanağı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingering. long. perennial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at length. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sulu yerlerde yaşayan uzun bacaklı kuşlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz veya fazlaca uzun, oldukça uzun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endways endwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzun olan şeyin hâli. 2.Bir cismin boyu: Uzunluğuna, boyca, boyuna; zıddı: en.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. lengthiness. extent. linear measurement. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. length. tallness. lengthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. extent. footage. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üzülme, can sıkılma, yorulma, ıztırap.

2.Merak, endişe.

3.Eziyet, ezâ, cefâ, azap: Çok üzüntüyü gerektirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. care. chagrin. damp. dejection. desolation. distress. disturbance. fret. grief. hurt. mopes. regret. sadness. slough. sorrow. strait. trouble. unhappiness. woe. worry. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. agitation. care. cross. distress. dumps. gloom. grief. regret. sorrow. stew. trouble. woe. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. annoyance. blue devil. bother. botheration. chagrin. despair. fret. grief. load. mope. sorrow. thorn. tribulation. trouble. vexation. woe. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. distressed. hard-pressed. sad. sorry. woebegone. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. gloomy. heartbroken. regretful. rueful. sad. upset. worried. unhappy. distressed. sorrowful. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. depressed. doleful. heavy laden. lamentable. unhappy. upset. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(UZV) (i. A.) (c. Azâ).

1.Vücut organlarının herbiri: El, ayak, göz, kulak, ciğer, mide gibi: İç uzuv, dış uzuv.

2.(botanik) Bitkilerin bazı kısımları, (bk.) Azâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. limb. member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member. organ. part. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venezuela. venezuelan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın kuzeyinde, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, Kolombiya ile Guyana arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 8 00 Kuzey enlemi, 66 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 912,050 km².

Sınırları: toplam: 4,993 km.

sınır komşuları: Brezilya 2,200 km, Kolombiya 2,050 km, Guyana 743 km.

Sahil şeridi: 2,800 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Kuzeybatıda And Dağları ve Maracaibo ovaları, orta kısımda ovalar, güneydoğuda Guyana dağlık arazisi yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Pico Bolivar (La Columna) 5,007 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, altın, boksit, diğer mineraller, değerli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %34.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 1,900 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, toprak kaymaları, periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,916,810 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.56 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.31 yıl.

Erkeklerde: 70.29 yıl.

Kadınlarda: 76.56 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.49 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 62,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,000 (1999 verileri).

Ulus: Venezuelalı.

Nüfusun etnik dağılımı: İspanyol, İtalyan, Portekiz, Arap, Alman, Afrikalı, yerli halk.

Din: Roma Katolikleri %96, Protestan %2, diğer %2.

Diller: İspanyolca (resmi), bir takım yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: : %91.1.

erkekler: %91.8.

kadınlar: %90.3 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Venezuela Cumhuriyeti.

kısa şekli : Venezuela.

Yerel tam adı: Republica Bolivariana de Venezuela.

yerel kısa şekli: Venezuela.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Caracas.

İdari bölümler: 23 eyalet,1 federal bölge, ve 1 federal bağımlı; Amazonas, Anzoategui, Apure, Aragua, Barinas, Bolivar, Carabobo, Cojedes, Delta Amacuro, Dependencias Federales, Distrito Federal, Falcon, Guarico, Lara, Merida, Miranda, Monagas, Nueva Esparta, Portuguesa, Sucre, Tachira, Trujillo, Vargas, Yaracuy, Zulia.

Bağımsızlık günü: 5 Temmuz 1811 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 5 Temmuz (1811).

Anayasa: 30 Aralık 1999.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CAN, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 3, G-11, G-15, G-19, G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Venezuela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdest,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضوء] abdest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıklık, izaha muhtaç olmayacak şekilde açık olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. clearness. definition. evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضوح] açıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

WXGA çözünürlük ekranın boyutuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. WXGA basitçe geniş ekran demektir. Standart dizüstü bilgisayarlardaki 4:3 en boy oranına kıyasla, en boy oranı 16:9 veya 16:10’dur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer küresinin üstü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. earth surface. terra. world. geo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face of the earth. the world. earth's surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. ground. surface map. world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, namuslu, doğru, suçsuz kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmağa takılan üstü taşlı, altın, gümüş vs. halka, Ar. hâtem, Fars. engüşter: Elmas, yakut, zümrüt yüzük. Yüzük oyunu = Fincanlar altında saklı yüzüğü bulmak oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoop. ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring. collet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanacak bir hâli olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü yere gelecek şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prone. face downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derisi çıkarılmak, soyulmak, Osm. selhedilmek: Koyun, öyle yüzülmez, kurbanlar yüzüldü mü?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suyun üzerinde durulmak veya hareket olunmak, Osm. sebâhet edilmek: Bu soğukta yüzülmez, o kadar mesafeye kadar yüzülemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Yüz derecesinde olan: Yüzüncü sene, iki yüzüncü, bin yüzüncü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hundredth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on one's account. on account of. owing to. because. because of. because of. owing to. due to. from. of. on account of. seeing. thro. through. thru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. from. through. because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the ground that. prima facie. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlanmamış bir hâlde bırakılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i: A.) (halk dilinde: zuhaf).

1.Derhal öldüren, ansızın yok eden.

2.Cezâyir’de yerlilerden mürekkep bir sınıf asker: Zuaf askeri. 3.Cezayir’deki zuaf askerinin giydiği biçimde fes: Zuaf biçimi fes.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zaîf). (bk.) Zaîf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضعفا] zayıflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zaîm). (bk.) Zaîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).Tereyağı, kaymak.

2.Merhemlerde kullanılan pomata gibi şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir şeyin en seçkin kısmı.

2.Hulâsa, öz, netice: O makalenin zübdesini almalı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Öz, asıl, cevh(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Zübeyr).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yazılı, küçük şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sırça, cam, şişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cam, şişe, sırça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zücâciyye) (kimya). Cam ve sırça kabilinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Camdan yapılmış eşya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik rahiplerin giydiği takke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit dolmalık kabak, bot. Ccucurbita pepo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضجرت] yürek daralması, iç sıkıntısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çabuk, serî, tez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زود] çabuk. 2.erken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظفر] tırnak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasız: Züğürt kalmak. Çehre züğürdü = mec. Çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. impecunious. stone-broke. stony-broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penniless. broke. cold in hand. fizzle. impecunious. indigent. without strings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık. Çehre züğürtlüğü = Çirkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Züaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Satürn gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zu’nâl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güneşe uzaklık bakımından altıncı durumda olan gezegen, satürn.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Perhizkârlık, dince yasak şeylerden sakınma ve ibâdetle vakit geçirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zühdle alâkalı, (bk.) Zühd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Zühdiye).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zehr» den) (botanik). Küçük çiçek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük çiçek, çiçekcik. 2.Banet Suad kasidesinin sahibi olan Ka’b’ın kendisi gibi şair olan babası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zâhid). Zâhidler. (bk.) ZAhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öğle vakti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظهر] öğle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güneşe yakınlık bakımından ikinci gezegen, Venüs, Fars. «NAhid», halk ağzında «Çoban yıldızı, Kervan yıldızı».

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çoban yıldızı, venüs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Frengi ve belsoğukluğu gibi daha çok cinsiyet organlarında görülen (hastalık).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zehârif). Yaldız, pek parlak lâkin kıymetsiz süs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kasten unutur gibi olma, müsamaha.

2.Fazla yorulma sebebiyle yanılıp unutma: Zühûl eseridir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZUHUR) (i. A.). Baş gösterme, meydana çıkma, görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. becoming visible. sudden happening. advent. birth. coming. dawn. emergence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظهور] ortaya çıkma, görünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Görünme, meydana çıkma, baş gösterme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hesapta olmayan, umulmadık (şeyler).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظهورات] beklenmedik gelişmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ortaoyununda taklitçi. Zuhûrî kolu = Ortaoyunu takımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orta oyununda komik rolünü yapan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زقاق] sokak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nezle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kalpte olan düşünce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zeker), (bk.) Zeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zillet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Saf ve hâlis su.

2.(kimya) Yumurta akı gibi madde, Fr. Sîbumine.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hafif, saf ve tatlı su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zülâliyye) (kimya). Yumurta akı kabilinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Züğürt, parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar, zulmetler, (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hz.Yusuf un hanımı, güzelliğiyle ünlenmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zülüf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı şeylerin tepesindeki püskülcük; Bayrak zülfesi, elif zülfesi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl mânâsı kaburgalı’dir). Hz. Muhammed’in meşhur bir kılıcı ki, vefatından önce Hz. Ali’ye vermiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.(bkz.Zülfıkar). 2.Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dağılmış, saçılmış saç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Peygamberin Hz.Ali’ye hediye ettiği çatal ağızlı kılıç. 2.İki parçalı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgilinin zülüflü saçı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ağlayan, inleyen saç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İki boynuzlu anlamında. 2.Kur’an-ı Kerim’de adı geçen şahıs. 3.Büyük İskend(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zulüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلم] cefa, eziyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zulüm yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمانی] karanlıkla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar. (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمت] karanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karanlığı arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karanlığı arttıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظلمت افزا] karanlığı arttıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maltreat. persecute. to tyrannize. to persecute. to torture. to keep down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave cruelly towards. to oppress. to tyrannize over. grind down. persecute. tyrannize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. Zulu, Zulus)s. Afrika'da bir kabile, Zulu; Zulu dili; s. bu kabileye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZÜLF) (i. F.). Sevgilinin saçı ve bilhassa yüzün iki tarafında sarkan saçlar. Zülf-i arûs = Fasulye cinsinden güzel çiçekli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sidelock. earlock. lock or tress of the hair of one's beloved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzünün iki tarafında zülüfü olan. Zülüflü baltacı = Eskiden bir sınıf saray hademesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZULM) (i. A.). Zulüm, haksızlık, eziyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. grimness. oppression. persecution. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. cruelty. outrage. persecution. tyranny. oppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. oppression. tyranny. injustice. ill- usage. outrage. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمات] karanlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. zoom

optik kaydırma

Alıcının değişir odaklı merceğinin yakından uzağa veya uzaktan yakına doğru odaklanmasıyla elde edilen sonuç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Al.örneğin, mesala yani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sümbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zümre). Zümreler. (bk.) Zümre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zümreler, gruplar. 2.Kur’an-ı Kerim’in 39.süresi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel, iyi ahlaklı. 2.Cesur, yiğit, yürekli. 3.Zeki, bilgili kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zümer).

1.Cemaat: Zümre-i ehl-i İslâm.

2.Sınıf: Esnaf zümresinden.

3.Cins, nevi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

class. party. body. group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

group. set. class or category (of people. category. clan. class. coterie. subbranch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zümrüt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zümrüt renginde, zümrüt gibi yemyeşil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Masallarda geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Maruf yeşil, değerli taş.

2.mec. Güzel yeşil şey: Çayırlar zümrüt olmuş, zümrüt gibi (aslı: zümrüd, zümürrüd).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emerald. emerald. smaragd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emerald. smaragd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emerald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlak yeşil renkli kıymetli taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zemm). Zemler, kötülemeler, yermeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zümrüt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zenânîr) (Rumca: kuşak). Vaktiyle Hıristiyan papazların çıplak vücut üzerine kuşandıkları kıldan kaba ve sert kuşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zenb). Zenbler, günahlar, (bk.) Zenb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظنون] zanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıkta, söz söyleyişte, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklara kaçan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandy. snob. coxcomb. snobbish. snobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected daudy. fob. beau. blue nose. dandy. fop. high- hat. oddball. popinjay. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lounge lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snobbery. foppishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandyism. foppishness. coxcombry. snobbery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yalan, asılsız ve sahte iş. Şâhid-i zûr = Yalancı şahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvet, (bk.) Zor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زور] güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Spor yapılan kapalı yer, spor salonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zorlayıcı, zorlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boynu uzun ve ön ayakları yüksek bir cins yabanî hayvan ki, başlıca Afrika’da yaşar (halk talaffuzu: zürefâ).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe. lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظرفا] zarifler. 2.seviciler, sevici kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zürâfa.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Saçıntı, saçılan şey.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زوربا] güçlü. 2.zorba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zarîf).

1.Zarifler, nazikler.

2.(teklik gibi) Sevici kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zurefâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zürih .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زورمند] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. sûrnâ’dan).

1.Keskin, acı bir ses çıkaran ve ekseriya davul ile beraber olarak üfleyerek çalınan maruf çalgı.

2.mec. münasebetsiz ve soğuk sözlerle çok gevezelik eden adamdan kinaye olur. Zil zurna = (argo) Çok sarhoş, kendini bilmez sarhoş. Davul zurna ile = Gürültülü, patırtılı bir şekilde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna çalan çalgıcı: Zurnacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zurna denilen çalgıyı çalan çalgıcı, Fars. sûrnâ-zen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zârî). Çiftçiler, (bk.) ZArî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. neşr demek olan «zür»den) (c. zürriyyât, zerârî). Nesil, soy, evlâd ve ahfad, bir adamın soyundan gelenler: Onun zürriyeti kalmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. progeny. descendants. descendance. descent. family. generation. posterity. seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zürriyyet). Zürriyetler, nesiller, (bk.) Zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظروف] kaplar. 2.zarflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zu’m.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zevâib). Perçem, zülf, Fars. gîsû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zâir). Ziyaretçiler. (bk.) Zâir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Zuider- Zee, ljssel denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zayf). (bk.) Zayf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zeyt). (bk.) Zeyt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زبده] öz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زجاج] cam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زجاجيه] cam eşyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زهد] zahitlik, aşırı sofuluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زهاد] zahitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زهره] Venüs, Çoban Yıldızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زهروی] cinsel ilişkiyle bulaşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذهول] dalgınlıkla unutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زکام] nezle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذکور] erkekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلال] berrak, saf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زلف] zülüf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذل] alçalma, alçaklık, düşkünlük, zillet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زلف] zülüf, iki yandaki lüleli saç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زمره] grup, topluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذموم] yermeler, kötülemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زمرد] zümrüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبور] eşek arısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنار] papaz kuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذنوب] suçlar, günahlar. 2.kuyruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زرافه] zürafa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظرفا] zarifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زراع] ekiciler, çiftçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذریات] soylar, zürriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذریت] soy, zürriyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوار] ziyaretçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذیول] ekler, zeyiller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذؤبان] kurtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azamet, büyüklük, celâl sahibi olan Allah,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meşhur İskender’e verilmiş olan lakaptır; boynuzlu, iki boynuzlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (iki yaşayışlı) Hem karada hem denizde yaşayabilen hayvanlara denir, Fr. amphibie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki taraflı, iki yüzlü, iki suretle de kullanılabilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زعم] sanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haksız yere zan, boş inanç: Onların zu’munca bu iş öyle.

Türkçe Sözlük by