Zül ne demek? | Zül anlamı nedir? | Zül

Zül anlamı nedir?

Zül ne demek?

Zül anlamı nedir?

Zül | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Zillet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Can ve yürekten istemek, temenni etmek.

2.Göreceği gelmek, özlemek, müştakı olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust after. long for. want. have a yen for. aspire. hanker. lust for. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust. to desire. to wish. to long. to hanker. to lust after/for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. to wish for. to long for. long. will. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstekli, talip, heveskâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. ambitious. athirst for. longing. yearning. wishful. agog. avid. prurient. solicitous. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. eager. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. wishing. longing. agog. avid. greedy. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] adaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. spoilage. decomposition. upset. breach. breakup. confusion. corrosion. corruption. decay. declension. deformation. degeneration. degradation. derogation. deterioration. devolution. disfiguration. disfigurement. disruption. dissolution. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. decay. degeneration. dissolution. rot. deterioration. corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Düzgünlüğünü kaybetmek, başka hâl almak: Bu kitap bozuldu, bahçe bakımsızlıktan bozulmuş.

2.Harap ve vîran olmak, yıkılmak: Duvarlar bozulmuş.

3.Muattal ve battal olmak, işlemez ve kullanılmaz olmak: Saat bozuldu.

4.Fenâ bulmak, mahvolmak, perişan olmak, fesholunmak: O usul şimdi bozuldu.

5.Kötüleşmek, fenalaşmak: Bu çocuğun terbiyesi bozuldu, yağmurdan yollar bozulmuştur.

6.Çürümek, kokmak veya ekşimek: Bu et, bu yemek bozulmuş.Mağlûp ve perişan olmak, bozgun vermek: Düşmanın filân tümeni bozuldu.Beklenmeyen, ters bir cevap almakla mahcup olmak: Zavallı çocuk o cevaptan bozuldu.Zayıflamak, benzi solmak: Hastalıktan çok bozulmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get out of hand. lose face. go haywire. break down. get out of order. fail. go wrong. spoil. decay. upset. go bad. go sour. turn sour. sour. bust. collapse. conk. decline. deteriorate. disrupt. dwindle. ebb. go off. go under. perish. retrograde. retr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. decay. decompose. discolour. perish. repine. rot. shatter. sour. spoil. to spoil. to deteriorate. to go bad. to go sour. to turn sour. to rot. to sour. to decompose. to decay. to be disconcerted. to be embarrassed. to look small. to feel small. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil. to go bad. to go sour. to become depraved / corrupt. to be embarrassed. to be flustered. to be angry and upset. to have bad health. to go wrong. to change for the worse. to disintegrate. to rot. to ruin. to decay. to dissolve. to defor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact. virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. good. incorrupt. intact. inviolate. pristine. uncorrupted. unmutilated. unspoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgruntled. disillusioned. rancid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterated. corrupt. decayed. degenerate. disconcerted. off the hinges. impaired. out of joint. putrid. rancid. vitiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Çok soğuk mıntakalarda raslanan buz nehri, cümudiye. Buzul devri = (jeoloji) Pleistosen devrinin bir kısmı. Buzul kaynağı = Eriyen buzul sularını dışarıya veren kaynak. Buzul masası = Etrafındaki buzların erimesi sırasında altına raslayan kısmı erimekten koruyan ve sonunda buzdan bir ayak üzerinde kalan kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial epoch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial period. ice age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büzülmek işi. (bk.) Büzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. shrinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrinkage. contraction. shrinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çekilip toplanmak: Sinirleri büzüldü.

2.Buruşmak: Derisi büzülmüş

3.Toplanıp devşirilmiş, oturmak: Bir köşeye büzüldü

4.Çekilip küçülmek: Gözleri büzülmüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrink. crouch. ensconce oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered. to be puckered. to shrink. to shrivel up. to crouch. to cover. to draw one's body together. pucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buzulların etrafındaki kayalardan, buzulun üstüne düşen veya altındaki kayalardan kopan kaya ve taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Armonide uygunun çözülmüş hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çözülüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolution. thaw. unfastening. disengagement. withdrawal. rout. catabolism. break-down. disintegration. loosening. liquefaction. melting. yielding. disconnection. decomposition. disassociation. dissolubility. yield. lysis. defrosting. thawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düğüm ve bağ açılmak: Bu düğüm çözülemiyor, yükler çözüldü mü?

2.iliklenmiş veya kopçaianmış bir elbise açılmak: Ne kadar sıcak olsa göğüs çözülmek Adet değildir, bu tozluk çözülmedikçe çıkmaz.

3.Erimeye başlayıp yumuşamak ve gevşemek: Buzlar çözüldü.

4.Müşkül bir mesele hal ve faslolunmak.

5.Bozulmak, dağılmak: Düşman askeri çözüldü; mukavemetçiler çözülmeye başladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loosen. be untied. come loose. get loose. come undone. work loose. ravel. ravel out. slip. sort itself out. uncoil. unfasten. unravel. unrope. untwine. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disentangle. loosen. unfold. unravel. unwind. to come unfastened. to loosen. to ravel. to be solved. to break up. to disintegrate. to disengage. to become weak. to pine away. to thaw. to unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be solved. to be unfastened. to thaw. to lose its strength. to become routed. to liquefy. to disintegrate. to break-down. to loosen. to disengage. to dissociate. to disassociate. to decompose. to unbend. to yield. to flux. to ravel. to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi, dağılım, bozgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi ve tarzı, (bk.) Çözülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfastening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzeliyye tarîkatinin şubelerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düzmek işine konu olmak.

2.Koyulmak: Hep beraber yola düzüldüler.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın feyzi, bolluğu, bereketi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde fodulluk). Kibir, gurur, serkeşlik, hodbinlik, egoistlik, (bk.) Fodul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fodulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (asıl fazl’ın çokluğu olup teklik gibi kullanılır).

1.Fazla ve lüzumsuz şey veya söz.

2.Had ve hakkı tecavüz, haksız ve meşrû olmayan hal ve hareketi. Bu-I fuzûl (aslı ebu-l-fuzöl) = Fazla ve lüzumsuz söz söyleyen ve tecavüzkârâne harekette bulunan (adam). Türkçe halk dilinde: Fodul = Egoist, serkeş, kibirli, büyüklük taslayan: Fodul adam. Hem kel hem fodul.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضول] fazla, çok. 2.gereksiz, fuzuli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haksız ve nizamsız olarak, tecâvüzkârâne, gayrı meşrû surette, zorbalıkla: Fuzûlan tarlamı zaptetti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Haksız ve gayrı meşrû, lüzumsuz tecâvüzkârâne.

2.Vazife dışında ve kendisine ait olmayan işlere karışan. Haksız olarak, tecâvüzkârâne: Fuzûlî hukukuma müdahale ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. unnecessary. superfluous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضولی] zevzek, boşboğaz. 2.gereksiz, boşuna, fazladan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Boşuna, yersiz, lüzumsuz, haksız. 2.Boşboğaz lüzumsuz işlerle uğraşan. 3.Yetkisi olmadığı halde başkası namına tasarrufta bulunan. - Fuzuli Mehmed: XVI. yy. ‘da yaşamış büyük Türk şairlerinden. Çağatay edebiyatı da dahil olmak üzere, Türk edebiyatının birçok sahalarında kuvvetli tesir ve nüfus sahibidir. Türkçe, Arapça, Farsça, manzum, mensur birçok eserleri vardır. Bunlar arasında “Leyla ve Mecnun” mesnevisi çok meşhurdur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın koruması, saklaması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Koyun yavrulamak.

2.Meyve yanında kendi cinsinden bir küçük tane çıkarmak.

3.Cetvel çiziğinin yanında bir ince çizik veya gölge olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lamb. to give birth to a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuzu gibi uysal ve zararsız hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become as gentle as a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanında yavrusu olan (koyun).

2.Bitişiğinde kendi cinsinden bir küçük tanesi olan (meyve).

3.Bir küçük kapısı olan (kapı kanadı).

4.Yanında bir ince çizgisi veya gölgesi olan (cetvel çizgisi).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gök mavisi renginde bir taş, lâcivert taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den imef.) (c. mâzûlîn). Görevinden çıkarılmış, azl olunmuş, memuriyetsiz kalmış: Üç sene mâzûl kaldı, mâzûlîn maaşları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معزول] görevden alınmış, azledilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görevden alınmak, azledilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olarak, azlolunduğu halde, memuriyetinden çıkarılarak; MAzûlen döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olanın hâl ve sıfatı, mâzulluk: Mâzûliyyet maaşı, mâzûliyeti çok sürmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEBZUL) (i. A. «bezi» den İmef.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. opulent bol. çok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. bounteous. generous. handsome. lavish. plentiful. profusely. superabudant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبذول] bol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبذولا] bolca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبذوليت] bolluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bolluk, çokluk. Ar. kesret: Meyvenin mebzûllyyetl.

2.Bol verme, esirgememe: Lutuf ve ihsânının mebzûllyyeti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezl» den imef.) (mü. mehzûle). Arık, lagar, zayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan imef.) (mü. menzûle). Nüzûl isabet etmiş, inmeye uğramış, damla inmiş; kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: NÜZÜL) (i. A.).

1.Aşağıya inme: Hayli kar nüzûl etti. Gökten nüzûl etmiş gibi. 2.Yolculukta bir konağa konma: Akşam, hanın birine nüzûl ettiler.

3.İnme, felç: Amcasına nüzûl isabet etmiş. Nüzûl veya nezl emini = Vaktiyle bir yere konan askerin ağırlıklarını hazırlayan görevli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nüzûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نزول] inme. 2.felç. 3.konaklama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gökte süzülen ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glide. infiltration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Süzgeçten veya süzgeç yerini tutan bir şeyden geçirilip, tasfiye olunmak.

2.Hafif ve gizli bir surette kayarak gitmek veya uçmak.

3.Çok zayıflamak, arıklanmak: Bu hastalık yüzünden büsbütün süzüldü.

4.(gözler) Mahmur olmak, uykudan yarı kapanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be filtered. distil. distill. drain. filter. float. flow. glide. percolate. plane. ride. seep. soar. volplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. glide. infiltrate. ride. sail. slip. sneak. soar. steal. trickle. to be filtered. to be strained. to trickle. to glide. to soar. to lose weight. to get thin. to slip away. to creep away. to steal. to infiltrate. to run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be strained. to be filtered. to run. to flow. to glide. to behave conquettishly. course. distil. drain. filter. infiltrate. percolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفضل] bilgiçlik taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fazUdan).

1.FazI ve fazilette yarışma

2.(matematik) Miktar fazlası, farkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tefâzuliyye) (matematik). İki rakamın arasında miktarca olan farktan doğan nisbet: Hesâb-ı tefâzulî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفضل] üstünlük taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazel» den), t. Gazel söyleme.

2.Güzelliğini şiir veya nesirle belirterek bir kadını övme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan masdar).

1.İnme, aşağılama, gerileme, zıddı: terakki. 2.Gönül alçaklığı, kibirsizlik, kendini olduğundan aşağı tutma: O, bizimle konuşmaya tenezzül etmiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condescension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deigning. condescension. lowering oneself. falling. decrease. condescesion. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönül alçaklığı ile, kibirsizlikle: Lutuf ve tenezzül ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zelzele» den). Sallanma, sarsılma, deprem (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, bir oynatıcı aygıtının harmonik sesler ya da yüksek sesler ekleyerek bir ses sinyalini ne kadar bozabileceğini toplam ses sinyalinin yüzdesi olarak ölçen ve gösteren bir değerdir. %1’in altındaki bir THD değeri işitilemez fakat ses bozulması kümülatiftir. Yani bir ses sinyali beş ayrı bileşenden geçiyorsa, bu ses sinyali her bir bileşende THD toplamı kadar bozulabilir. Örneğin, her bir bileşende %1 THD varsa, toplam bozulma %1’in 5 katı ya da, %5 olarak ölçülürdü.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worriment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eskiyip bozulmak.

2.Hasta düşüp zayıflamak, dermansız kalmak.

3.Sıkılmak, bir şeyi arzu edip de erişememekten üzüntü duymak: Siz üzülmeyin. Üzüm üzüm üzülmek — Pek fazla sıkılıp ıztırap çekmek,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have the hump. feel bad about. feel badly about. bother. bother about. deplore. fret. grieve. languish. regret. rue. sadden. sorrow. trouble. be troubled about. worry. worry oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bemoan. deplore. droop. grieve. repine. sadden. smart. sorrow. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. cut up. regret. repine. sadden. sorrow. trouble. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derisi çıkarılmak, soyulmak, Osm. selhedilmek: Koyun, öyle yüzülmez, kurbanlar yüzüldü mü?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suyun üzerinde durulmak veya hareket olunmak, Osm. sebâhet edilmek: Bu soğukta yüzülmez, o kadar mesafeye kadar yüzülemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Saf ve hâlis su.

2.(kimya) Yumurta akı gibi madde, Fr. Sîbumine.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hafif, saf ve tatlı su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zülâliyye) (kimya). Yumurta akı kabilinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Züğürt, parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar, zulmetler, (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hz.Yusuf un hanımı, güzelliğiyle ünlenmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zülüf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı şeylerin tepesindeki püskülcük; Bayrak zülfesi, elif zülfesi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl mânâsı kaburgalı’dir). Hz. Muhammed’in meşhur bir kılıcı ki, vefatından önce Hz. Ali’ye vermiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.(bkz.Zülfıkar). 2.Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dağılmış, saçılmış saç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Peygamberin Hz.Ali’ye hediye ettiği çatal ağızlı kılıç. 2.İki parçalı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgilinin zülüflü saçı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ağlayan, inleyen saç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İki boynuzlu anlamında. 2.Kur’an-ı Kerim’de adı geçen şahıs. 3.Büyük İskend(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zulüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلم] cefa, eziyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zulüm yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمانی] karanlıkla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar. (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمت] karanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karanlığı arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karanlığı arttıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظلمت افزا] karanlığı arttıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maltreat. persecute. to tyrannize. to persecute. to torture. to keep down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave cruelly towards. to oppress. to tyrannize over. grind down. persecute. tyrannize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. Zulu, Zulus)s. Afrika'da bir kabile, Zulu; Zulu dili; s. bu kabileye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZÜLF) (i. F.). Sevgilinin saçı ve bilhassa yüzün iki tarafında sarkan saçlar. Zülf-i arûs = Fasulye cinsinden güzel çiçekli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sidelock. earlock. lock or tress of the hair of one's beloved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzünün iki tarafında zülüfü olan. Zülüflü baltacı = Eskiden bir sınıf saray hademesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZULM) (i. A.). Zulüm, haksızlık, eziyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. grimness. oppression. persecution. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. cruelty. outrage. persecution. tyranny. oppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. oppression. tyranny. injustice. ill- usage. outrage. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمات] karanlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by