Zür ne demek? | Zür anlamı nedir? | Zür

Zür anlamı nedir?

Zür ne demek?

Zür anlamı nedir?

Zür | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Yalan, asılsız ve sahte iş. Şâhid-i zûr = Yalancı şahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvet, (bk.) Zor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زور] güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İncinmiş, azar görmüş. Dil-izürde, aıürde-dil = Gönlü incinmiş, hüzünlü, kederli, Ar. mahzun, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gücendirilmiş, incitilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü kırılmış, hatırı kırılmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). gökyüzü, sema; gök mavisi; (s). gökmavisi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(jeol). bir çeşit bakır cevheri; fazla değeri olmayan bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahatsız, huzursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahatsız, huzursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Büzürk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük, yüksek mertebeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ululuk, büyüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, F.). Asilzade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büzürg’ün c bü yükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kimseye yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüklük, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bü zürgân).

1.Büyük, ulu, azîm, kebîr. Büyük adam.

2.Türk musikisinde bir mürekkep makam.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بذور] tohumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cezir). Cezirler, (bk.) Cezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü incinmiş, kalbi kırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Herhangi bir sebeple kandaki şeker nisbeti binde ikibuçuğu aşıp bunun idrara geçmesi, şeker işeme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per diem. admission fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhamet eden, acıyan. Allah’ın koruyuculuğu. Allah’ın uhdesinde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.)

1.Hazır olma, mevcut bulunma, gıyab zıddı: Sizin mecliste huzûrunuz elzemdir.

2.On, Fars. pîşgâh: Filânın huzûruna çıktı; huzûruna kimseyi kabûl etmiyor; huzûrunuzda terbiyesizlik etti. 3.Rahat, Fars. Asâyiş, Asûdegî, Arâm: Büyük rahat ve huzûr ile; huzûr-i kalb ile.

4.Padişah tarafından kabûl: Huzurdadır; huzûra çıktı (nezaketen ve saygı mübalâğası olarak başka büyükler hakkında da kullanılır: Huzûrunuzda bulunmakla bahtiyârım). Huzûr dersi = Osmanoğulları devrinde Ramazanda padişah huzurunda verilen din dersi ve ilmî münakaşa. Hişâ huzurdan = Huzurunuzdan uzak olsun (çirkin ve açık bir söz söylenmesine mecburiyet elverdiğinde saygı ve nezaket maksadıyla kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presence. ease. peace. tranquility. tranquillity. serenity. quietness. audience. comfort. composure. evenness. languor. quiet. quietude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. ease. peace. presence. repose. rest. wellbeing. attendance. quiet. comfort. peace of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace of mind. freedom from anxiety. repose. quiet. comfort. presence (of another. attendance. presence of an excellent personage. composure. ease. peace. peacetime. per diem. physical comfort. presence. silence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حضور] hazır olma, bulunma. 2.rahatlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Baş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance fee. per diem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing home. rest home. home for the aged. eventide home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home. old age asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceful. restful. calm. tranquil. serene. easy. quiet. reposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. calm. comfortable. halcyon. peaceful. quiet. restful. serene. at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceful. tranquil. untroubled. happy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidgety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbed. restive. restless. uneasy. troubled. ill at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasy. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness. discomfort. trouble. unrest. disquietude. fermentation. fidget. hump. inquietude. qualm. restiveness. restlessness. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. disturbance. ferment. qualm. unrest. disorder. uneasiness. disquiet. restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir nefesli saz: Zurnanın pesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kazûre, dilimizde kullanılmaz). Pislik, Ar’, necaset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHZUR) (i. A. «hazer»

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazer» den imef.) (mü. mahzûre). Yakınlaşması yasak, yanına varılması doğru olmayan, harâm (yukarıdaki «mahzur» kelimesi ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection. disability. handicap. rub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. objection. obstacle. snag. disadvantage. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محذور] sakınca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sakıncalı bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (fıkh). Yasak ve haram şeyler: Zaruret mahzûrâtı ortadan kaldırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nazar» dan imef.) (mü. manzûre).

1.Bakılan, nazar olunan: Manzûr-ı Alîleri buyurulmak üzere sunuldu.

2.Nazarda bulunan, teveccühe mazhar olan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منظور] bakılan. 2.dikkat çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bakılan, nazar olunan. Gözde olan, beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, göze çarpmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Manzur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den imef.) (mü. mâzûre). Özrü olan, özrü kabûl olunan: Ziyaretinize gelmek istiyordu, ama mâzûrdur. Onu mâzûr tutunuz, ben sizi mâzûr görüyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معذور] özürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mâzûr olanın hâli, özür: Gösterdiği mâzûriyyet makbûl değildin,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İslavca). Bir çeşit Leh dansı ve bunun havası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Leh. dansı veya dans havası, mazurka..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nezr» dan imef.) (mü. menzûre). Adanmış, bir mübarek yere sunulması vâdolunmuş, adak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Adanmış, vadedilmiş. Adak olarak belirtilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Menzur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Metre şeridi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure. tape. measuring tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure. measuring tape. tape line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nezr). Nezirler, adaklar, (bk.) Nezr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÖZR) (i. A.) (c. Azâr).

1.Edilen bir kabahat ve kusurun elde olmaden yapıldığını bildirip af dilemek üzere beyan olunan bahane ve sebep.

2.Bir kusur ve kabahatin mazur görülmesini istemek: Özür dilemek.

3.Mânî, engel.

4.Kusur, noksan, ayıp, sakatlık: Bu arabanın özrü var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apologetic. apologetical. crack. apology. excuse. pardon. flaw. defect. disablement. handicap. allegation. putoff. reparation. vice. amends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alibi. apology. excuse. impediment. plea. pardon mazeret. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. defect. handicap. plea. blot. blemish. fault. apology. palliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. disabled. handicapped. malformed. gappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an excuse. defective. handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. disabled. handicapped. malformed. gappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an excuse. defective. handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakalama, zapt, haciz, müsadere, el koyma; nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den).

1.Özür söyleme.

2.Mümkün olmama, zor olma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazer»den masdar). Sakınma, çekinme, Ar. ihtirâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar).

1.Birbirine karşı bulunma, birbirine bakma.

2.(matematik), iki açı vesairenin karşı karşıya bulunması.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظر] bakışma, bıkışım, simetri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظری] bakışık, simetrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Spor yapılan kapalı yer, spor salonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zorlayıcı, zorlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boynu uzun ve ön ayakları yüksek bir cins yabanî hayvan ki, başlıca Afrika’da yaşar (halk talaffuzu: zürefâ).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe. lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظرفا] zarifler. 2.seviciler, sevici kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zürâfa.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Saçıntı, saçılan şey.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زوربا] güçlü. 2.zorba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zarîf).

1.Zarifler, nazikler.

2.(teklik gibi) Sevici kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zurefâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zürih .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زورمند] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. sûrnâ’dan).

1.Keskin, acı bir ses çıkaran ve ekseriya davul ile beraber olarak üfleyerek çalınan maruf çalgı.

2.mec. münasebetsiz ve soğuk sözlerle çok gevezelik eden adamdan kinaye olur. Zil zurna = (argo) Çok sarhoş, kendini bilmez sarhoş. Davul zurna ile = Gürültülü, patırtılı bir şekilde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna çalan çalgıcı: Zurnacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zurna denilen çalgıyı çalan çalgıcı, Fars. sûrnâ-zen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zârî). Çiftçiler, (bk.) ZArî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. neşr demek olan «zür»den) (c. zürriyyât, zerârî). Nesil, soy, evlâd ve ahfad, bir adamın soyundan gelenler: Onun zürriyeti kalmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. progeny. descendants. descendance. descent. family. generation. posterity. seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zürriyyet). Zürriyetler, nesiller, (bk.) Zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظروف] kaplar. 2.zarflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by